Sosyal medya, Sudan'daki çatışmayı vahşileştiriyor

Troller, Kahire ile Hartum'un arasını bozmak üzere fitne yaymak ve çatışmaların bulanık sularında avlanmak için çaba harcadı

Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)
Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)
TT

Sosyal medya, Sudan'daki çatışmayı vahşileştiriyor

Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)
Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)

Emine Hayri
Geriye sağduyulu medya platformları ile geleneksel haber kaynaklarının daimi bir kapı ve sabit bir zümre tahsis etmesi kalıyor.
Bu zümre özel olarak, uluslararası ilişkileri yıkmaya adanmış, bölgesel bölücülüğü hedef edinmiş, ne zaman bir kriz patlak verse ya da ufukta bir savaş hayaleti belirse fitili ateşleyip hızlı bir şekilde alevlendirmek ve patladığından emin olup parçalarını örümcek ağının sınırlarının ötesinde olabildiğince geniş alana yaymak üzere hızlı müdahalede uzmanlaşmış sosyal medya baltasına karşı faaliyet yürütecek. 

Çatışmanın bulanık suları
Sudan'daki hadiseler istisnai değil. "Arap Baharı" ufkunda beliren her bir iç savaşın ayrılmaz bir parçası haline gelen klasik "vatandaş bloglarının etkisi, yoldan geçenlerin videoları, yurttaş gazetecilerin sahada olup bitenler hakkındaki ifadeleri" uzakta kaldı.
Artık sosyal medya platformları, daha doğrusu bu tür uygulamalarda ve yangını körüklemek hedefiyle birkaç sene önce başlatılan diğer televizyon platformlarında faaliyet yürüten kişiler, birlikler ve milisler daha ilk anlardan çalışmaya başlayarak kanlı olayları patlatmak üzere hedef istikametinde ilerliyor.
Bu kez gerçekleşmesi için çalışılan hedefse Mısır ile Sudan arasında bir ayrılık meydana getirmek için ayrılık tohumları ekmek, fitne yaymak ve çatışmanın bulanık sularında avlanmaktı.
Söz konusu iki ülke tarihin, coğrafyanın, toplumsal ilişkilerin ve demografik yapının uzun aşamaları boyunca "iki kardeş" olarak kayıtlara geçmiştir.
Bu iki kardeş, hayatın doğasına uygun olarak görüş birliğine vardığı gibi görüş ayrılığına da düşmüştür. Siyaset gereği yakınlaştığı gibi uzaklaştığı da olmuştur.
Zaman zaman da adımlarını sükûnet ve ahenkle atmışlardır. Bir tarafta uluslararası müdahaleler, öbür tarafta bölgesel hadsizlikler nedeniyle sapmalar yaşansa da çok geçmeden rayına oturup asıl uyumuna geri döner. 
Sosyal medya bu çağa, kamuoyunu yönlendirme yetenekleri sayesinde ülkeler arasındaki ilişkilerin ve bileşenlerin bir parçası olması umularak dahil oldu.
Ancak sosyal medya platformlarının "şer" odağı, her bir musibette ortaya çıkıyor ve krizden faydalanıp felaketten nemalanarak ayrılık dumanını üflüyor. 

Ağın gölgeleri
Sudan'daki olayların felaketi, sahada yaşananlarla sınırlı kalmayıp gölgelerini örümcek ağının üzerine kadar uzatıyor.
Fitneyi tutuşturan amatörler, profesyoneller ve paralı askerler, bu gölgelerden faydalanıyor.  
Videolar, Facebook gönderileri, tweetler ve diğer sosyal medya platformlarındaki görüntüler, adeta doğru anı ve uygun koşulları gözleyen organize operasyonlar gibi bu ağda yayımlanıyor. 
Aniden patlak veren çatışmanın ardından Sudan'da alıkonan Mısırlı askerlerin yer aldığı ve bir virüs gibi yayılan videolar, Mısır ile Sudan arasında arzu edilmeyen gerilimi artırma çabalarının tek bileşeni değil.
Ancak belirli bir zamanda ortaya çıkmaları, çeşitli çevrimiçi platformlardaki trollerin çalışma biçimidir. Her zamanlamanın bir hedefi var ve her bir hedefte de bir fitne ateşlemek için şiddetli bir arzu. 

Askerler üzerinden gerilim
Mısırlı askerler "videosu" üzerine kurgulanan fitne; sokaklardaki cesetleri, hizmet dışı kalan hastaneleri ve yiyecek eksikliğine dair sivil endişeyi gözler önüne seren korkunç sahnelerin eşliğinde ve Sudan ufkunda güçlü bir şekilde beliren iç savaş hayaletinin temsil ettiği asıl olayın satır aralarında bir gerilime sebep oldu.
Tüm ihtimallere açık belirsiz bir yarın da cabası. Tüm bunlar sosyal medyanın, siyasi krizlerin alevlenmesi ve örümcek fitnelerinin körüklenmesindeki etkisine yeniden ışık tuttu. 
İnsanları rahatsız etme mesleği ya da hobisi ve nefret, kin ve ayrılık yayma gibi misyonlar, tekrar baş gösterdi.
Meslek veya hobi becerileri, fitne dolu ve saldırgan içeriğin bir "trol", "aktivist" ve hatta nefret yayma gönüllüsünün buluşuymuş gibi sunulmasını beraberinde getiriyor.
Mısırlı askerler krizi, özellikle Sudan'daki durumun şiddetlenmesine ve askerlerin videosunun ardından Mısır'daki öfke duygularının kabarmasına bakılırsa misyon için elverişli bir zemin sağladı. 

Hızlı tutuşan içerik
"Sosyal Medyadaki Siyasi Trollerin Rolünün Değerlendirilmesi" başlıklı bir akademik çalışma (2019) internet trollerini, görevleri çevrimiçi bir toplulukta kavga çıkarmak ve diğer kullanıcıları rahatsız ederek endişe uyandırmak olan kullanıcılar şeklinde tanımlıyor.
Amaç ise hızlı tutuşan içerik yayınlamak suretiyle fitne tohumları ekmektir. Son yıllarda siyasi kamuoyunu manipüle etmede uzmanlaşmış "örgütlü trol çiftliklerinin" rolü belirginleşti. 
Sosyal medya platformlarının hâkim olduğu bir zamanda siyasi kamuoyuna yönelik manipülasyon, yerel kamuoyunun etkilenmesi sınırlarında kalmayarak sınırlar ötesi kamuoyunun etkilenmesine kadar uzanıyor. Dünya, ağın birleştirdiği küçük bir köy değil mi zaten?!.
İnsanlığın, sosyal medya platformlarını mutlak iyilik, sınırsız fayda ve övgüye değer demokratikleşme olarak gördüğü kısa bir balayından sonra diğer yüz, kötülüğüyle her zaman kendini gösteriyor.
Bununla birlikte kriz, musibet ve felaket zamanlarında onun bu vücut gösterisi yoğunlaşıp tehlikesini artırıyor.
Ateşli duygulara oynayıp tırmanan korkuları kullanmak fitne, nefret ve ayrılık düzeyinde çifte meyve veriyor. 
Söz konusu araştırmaya göre sosyal medya, içeriği demokratikleştirmeyi ve sıradan kullanıcıya içerik üretimine katılma imkânı sağlamayı vadediyor.
Ancak bu vaade duygu yüklü olmak ve kullanıcıların duygularını gıdıklayabilmek için özel olarak yanlış bilgi ve özel görüşleri yayma şeklinde pek çok şeytani girişim ve çaba da eşlik ediyor.
Hedef kitle özellikle de bir krizin ya da deprem ve sel gibi büyük doğal afetler veya savaş ve çatışma gibi insani afetlerin pençesine düşmüş kullanıcılardır. 
Sudan'da birkaç gün önce patlak veren çatışmaya da birçok ağ patlaması ve ertelenmiş, doğmadan öldürülmüş ya da dondurulmuş ve bu olaylarla canlanma ümidi tazelenmiş olan hedefleri gerçekleştirmeye çalışan farklı taraflardan birçok girişim eşlik etti. 

Tekrar sıçramak için bir fırsat
İhvan-ı Müslimin'e (Müslüman Kardeşler) bağlı örümcek platformlar ve diğer medya kurumları, Sudan'daki kanlı olaylarda yeniden sıçramak ve bazılarının tarifiyle "siyasi İslam zehri saçmak" ve "Cemaatin hükümetinden kurtulmanın cezası olarak Mısır rejimi ve halkını baltalamak" için yeni bir fırsat ele geçirdi.
Sudan'daki Mısırlı askerlerin videosunun yayılmaya başlamasından sadece birkaç saniye sonra bu platformlar ve kurumlar faaliyete geçti.
Çoğu da aniden ve hiçbir uyarıda bulunmadan Mısır milliyetçiliği ve "ordunun şerefi" kisvesine büründü.
Bunlar, Cemaatin "manifestosu" önünde reddedilen ve her zaman önemsiz kalan iki kisvedir.
Zira bu Cemaatin önceliği, kendi programının uygulanması ve mürşidi ile üyelerine imkân tanınmasıdır. 
Cemaate bağlı platformlar ve kişisel hesaplar aracılığıyla ortaya çıkan tweetler, bloglar, görüntüler ve videoların büyük bir kısmının yem (trol) olduğu düşünülüyor.
Bu hesaplar, dehşete düşürücü Mısırlı askerler krizinin bulanık sularında avlanmayı kendine görev bildi.
İçeriğin müdahale edilmeden aynen tekrar edilmesi de bu içeriğin kaynaklarının, kendi bakış açılarını ortaya koyan gerçek kişiler ya da vazifelerini yerine getiren belirli kişiler olduğu gerçeğine ışık tutuyor. 

Nefretin yayılması
Bazıları nefreti ve fitneyi yayma işini kendi bağlamında anlamaya başladı. Siber cehaletin ortadan kaldırılması ve genel olarak internet ve özel olarak sosyal medya platformlarının içeriğinin doğruyu veya yanlışı kabul eden, yönlendirmeye tâbi ya da kişisel tutumlara ve çıkarlara boyun eğen bir şey olduğu konusundaki farkındalığın yaygınlaştırılması henüz emekleme aşamasında.
Nitekim sıradan kullanıcıların büyük bir oranı, kişisel hesaplar ya da bireye ait gibi görünen hesaplar ağında okuyup izlediklerinin esiri oluyor.

Peki ya medya platformları ağı? 
Son 25 yıl boyunca tartışma ve ayrılıklara yol açan birçok medya platformuna "Arap Baharı" olaylarının patlak vermesinin ardından bir grup daha katıldı.
Bu platformlardaki "basın mensuplarının" hesapları, musibetlerde aktif olan, felaketlerde büyüyen ve krizlerde ilerleme gösteren bir örümcek manzumesi teşkil etmeye başladı.
Sudan'daki kriz istisna olmayıp, bu manzumenin mahiyetini gösteren büyük bir örnektir. 

Fikirlere benzeyen başlıklar
"Mısır'ın güney sınırlarında neler olduğunu izleyin!", "Etiyopya'da bir darbe, Sudan'da bir iç savaş ve müdahil olan Mısır ordusu", "Mısırlı askerlerin aileleri hakkında detaylar" ve bunlar gibi her saat oluşturulup yüklenen binlerce dikkat çekici başlığa sahip bu videolar oldukça şaşırtıcı.
Elbette bunları izleyen, takip eden, doğrulayan ve belki şüpheyle karşılayan, paylaşıp yorum yapan ve yayılma tabanının genişlemesine katkı sağlayan insanlar da var. 
Çoğu, cep telefonu teknolojileriyle üretilen bu videolar kendilerini Sudan'da olup bitenleri yeteri kadar açıklayan malzemeler olarak sunuyor.
Fitne zehri ve bölücülük takozu içine genellikle ustaca ve kurnazlıkla sokuluyor. Bunun neticesinde "bu halkın şu halka kötü davranması", "şunun bundan nefret etmesi", "onların kibri", "şunların üstünlüğü", "komşunun komşusundan farklı kimliği", iki tarafın uyuşmazlığı, unutulmuş sınır çekişmeleri, o tarafın şu bölgesel güçlerle bu taraf aleyhine ilişki kurması gibi söylemler ve sıradan alıcıya sirayet eden imalar; bir bilgi ya da sağduyulu bir analiz kılığında kamufle olmuş bir anlatı gibi görünüyor. 

Sudan'da neler oluyor?
"Sudan'da neler oluyor?" Bu sadece, her yerdeki geleneksel medya platformlarının Sudan'da olup bitenleri Sudan'da faaliyet gösteren platform ve devletin bulunduğu noktaya göre açıklamak üzere hazırladığı haberler bütününün başlığı değil.
Aynı zamanda sıradan vatandaşların, Sudan'daki çatışmayı analiz ettiği binlerce videonun da adı.
Bu analizlerin bir kısmı, bilgi ve tecrübe iddiası bir yana görüş bulanıklığı ve belirsizliği bakımından "Allah'ın hakkında ayet indirmediği şey" başlığı altına toplanıyor.
Diğer bir kısmı da ister rezilce bir cehalete ister aşırı bir temenniye dayalı olsun uydurma ve yalan olarak tanımlanabilir.
Üçüncü bir kısım ise orada haber olarak aktarılan ve burada analiz olarak yayınlanan şeylerin geri dönüştürülüp karıştırılması ameliyesinin bir ürünüdür; orijinal bir malzeme gibi görünür, asılları ise dürüsttür. 
Yukarıdakilerin tümü, bilgi ya da yarı bilgi kaynaklarının büyük bir kısmını oluşturur.
Başka bir deyişle ister Sudan'ın kendi içinde bir tıkanıklık oluşturmak ister Sudan ile diğer ülkeler, özellikle de Mısır arasında ara bozuculuk yapmak amacıyla kullanılan temel araçlardan biridir. 
Kamuoyunu etkilemeyi hedefleyen siyasi sosyal medya savaşları, halihazırda sistematik bir hal aldı.
Ancak tıkanıklık oluşturup bunu büyütme konusundaki zehirli etkileri ve yeteneklerine rağmen bunlar hâlâ oyuncuların, savaşı üretenlerin kurallarına tâbi olduğu sistematik savaşlardır.
Cihazlarının tuşlarına basan ve sadece kendilerini temsil eden sosyal medya kullanıcıları ise Allah rızası için veya bir görüş kimlik, öfke, endişe ve umut ifade etmek ya da sadece fikir beyan etme, yani doğuştan sahip olduğu bir hakkı kullanma zevkini tatmak adına tweet atıyor, blog yazıyor ve tuşlara basıyor.
Ancak bazı kişilerin yanlış zamanlama, tehlikeyi değerlendirmede hassasiyet eksikliği, kamu yararını tam anlayamama ve devletlerin akıbeti, halkların ilişkileri ve tüm bölgenin kaderi pahasına da olsa görüş bildirme hâkimiyeti konusunda sıkıntı yaşadığı görülüyor. 

"Sorumsuz" kullanım
Mevcut Sudan krizinde bazıları tarafından "sorumsuz" sosyal medya kullanımı, sosyal medya platformlarına dair yeni bir bölümü gündemimize taşıyor.
Sosyal medya artık sadece "bahar" gösterilerinin ve devrimlerinin motoru değil.
Ayrıca ilan edilmemiş, kamuoyunu bir tarafı diğeri aleyhine desteklemeye yönlendirmek için gizli bir motor rolüyle yetinmedi.
Herkes için ifade özgürlüğü aracı ve bir bilgi sağlayıcı olduğu şeklinde ilan edilen yüce amacına da ihanet etti.
Bir barış veya savaş aracı olma yeteneğine de keza. Kendini daha ziyade devletler arasındaki ilişkileri yıkmak için bir balta ve ulusal lavlar ile sınır ötesi gerilim sellerini şiddetlendirecek bir unsur olarak takdim ediyor.
Mevcut gerçek bahis ise felaketzede halkların sağduyusuna ve komşu ülkeler için zamanlama ve koşulların iyi seçimine kalıyor.
Kimileri, "platform diplomasisinin" olayları alevlendirmek yerine yatıştırmada bir rol oynaması için çağrıda bulunuyor.
Özellikle de Sudan ve tarihin bir araya getirip coğrafyanın birleştirdiği komşu ülkelerin ölçüsüz bir yazı, yersiz bir tweet ya da Allah'ın hakkında ayet indirmediği bir video tufanıyla ayrışmaları hiç akıl kârı değil. 

Independent Arabia



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.