Sosyal medya, Sudan'daki çatışmayı vahşileştiriyor

Troller, Kahire ile Hartum'un arasını bozmak üzere fitne yaymak ve çatışmaların bulanık sularında avlanmak için çaba harcadı

Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)
Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)
TT

Sosyal medya, Sudan'daki çatışmayı vahşileştiriyor

Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)
Hartum semaları, yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle dumanla kaplandı. (Reuters)

Emine Hayri
Geriye sağduyulu medya platformları ile geleneksel haber kaynaklarının daimi bir kapı ve sabit bir zümre tahsis etmesi kalıyor.
Bu zümre özel olarak, uluslararası ilişkileri yıkmaya adanmış, bölgesel bölücülüğü hedef edinmiş, ne zaman bir kriz patlak verse ya da ufukta bir savaş hayaleti belirse fitili ateşleyip hızlı bir şekilde alevlendirmek ve patladığından emin olup parçalarını örümcek ağının sınırlarının ötesinde olabildiğince geniş alana yaymak üzere hızlı müdahalede uzmanlaşmış sosyal medya baltasına karşı faaliyet yürütecek. 

Çatışmanın bulanık suları
Sudan'daki hadiseler istisnai değil. "Arap Baharı" ufkunda beliren her bir iç savaşın ayrılmaz bir parçası haline gelen klasik "vatandaş bloglarının etkisi, yoldan geçenlerin videoları, yurttaş gazetecilerin sahada olup bitenler hakkındaki ifadeleri" uzakta kaldı.
Artık sosyal medya platformları, daha doğrusu bu tür uygulamalarda ve yangını körüklemek hedefiyle birkaç sene önce başlatılan diğer televizyon platformlarında faaliyet yürüten kişiler, birlikler ve milisler daha ilk anlardan çalışmaya başlayarak kanlı olayları patlatmak üzere hedef istikametinde ilerliyor.
Bu kez gerçekleşmesi için çalışılan hedefse Mısır ile Sudan arasında bir ayrılık meydana getirmek için ayrılık tohumları ekmek, fitne yaymak ve çatışmanın bulanık sularında avlanmaktı.
Söz konusu iki ülke tarihin, coğrafyanın, toplumsal ilişkilerin ve demografik yapının uzun aşamaları boyunca "iki kardeş" olarak kayıtlara geçmiştir.
Bu iki kardeş, hayatın doğasına uygun olarak görüş birliğine vardığı gibi görüş ayrılığına da düşmüştür. Siyaset gereği yakınlaştığı gibi uzaklaştığı da olmuştur.
Zaman zaman da adımlarını sükûnet ve ahenkle atmışlardır. Bir tarafta uluslararası müdahaleler, öbür tarafta bölgesel hadsizlikler nedeniyle sapmalar yaşansa da çok geçmeden rayına oturup asıl uyumuna geri döner. 
Sosyal medya bu çağa, kamuoyunu yönlendirme yetenekleri sayesinde ülkeler arasındaki ilişkilerin ve bileşenlerin bir parçası olması umularak dahil oldu.
Ancak sosyal medya platformlarının "şer" odağı, her bir musibette ortaya çıkıyor ve krizden faydalanıp felaketten nemalanarak ayrılık dumanını üflüyor. 

Ağın gölgeleri
Sudan'daki olayların felaketi, sahada yaşananlarla sınırlı kalmayıp gölgelerini örümcek ağının üzerine kadar uzatıyor.
Fitneyi tutuşturan amatörler, profesyoneller ve paralı askerler, bu gölgelerden faydalanıyor.  
Videolar, Facebook gönderileri, tweetler ve diğer sosyal medya platformlarındaki görüntüler, adeta doğru anı ve uygun koşulları gözleyen organize operasyonlar gibi bu ağda yayımlanıyor. 
Aniden patlak veren çatışmanın ardından Sudan'da alıkonan Mısırlı askerlerin yer aldığı ve bir virüs gibi yayılan videolar, Mısır ile Sudan arasında arzu edilmeyen gerilimi artırma çabalarının tek bileşeni değil.
Ancak belirli bir zamanda ortaya çıkmaları, çeşitli çevrimiçi platformlardaki trollerin çalışma biçimidir. Her zamanlamanın bir hedefi var ve her bir hedefte de bir fitne ateşlemek için şiddetli bir arzu. 

Askerler üzerinden gerilim
Mısırlı askerler "videosu" üzerine kurgulanan fitne; sokaklardaki cesetleri, hizmet dışı kalan hastaneleri ve yiyecek eksikliğine dair sivil endişeyi gözler önüne seren korkunç sahnelerin eşliğinde ve Sudan ufkunda güçlü bir şekilde beliren iç savaş hayaletinin temsil ettiği asıl olayın satır aralarında bir gerilime sebep oldu.
Tüm ihtimallere açık belirsiz bir yarın da cabası. Tüm bunlar sosyal medyanın, siyasi krizlerin alevlenmesi ve örümcek fitnelerinin körüklenmesindeki etkisine yeniden ışık tuttu. 
İnsanları rahatsız etme mesleği ya da hobisi ve nefret, kin ve ayrılık yayma gibi misyonlar, tekrar baş gösterdi.
Meslek veya hobi becerileri, fitne dolu ve saldırgan içeriğin bir "trol", "aktivist" ve hatta nefret yayma gönüllüsünün buluşuymuş gibi sunulmasını beraberinde getiriyor.
Mısırlı askerler krizi, özellikle Sudan'daki durumun şiddetlenmesine ve askerlerin videosunun ardından Mısır'daki öfke duygularının kabarmasına bakılırsa misyon için elverişli bir zemin sağladı. 

Hızlı tutuşan içerik
"Sosyal Medyadaki Siyasi Trollerin Rolünün Değerlendirilmesi" başlıklı bir akademik çalışma (2019) internet trollerini, görevleri çevrimiçi bir toplulukta kavga çıkarmak ve diğer kullanıcıları rahatsız ederek endişe uyandırmak olan kullanıcılar şeklinde tanımlıyor.
Amaç ise hızlı tutuşan içerik yayınlamak suretiyle fitne tohumları ekmektir. Son yıllarda siyasi kamuoyunu manipüle etmede uzmanlaşmış "örgütlü trol çiftliklerinin" rolü belirginleşti. 
Sosyal medya platformlarının hâkim olduğu bir zamanda siyasi kamuoyuna yönelik manipülasyon, yerel kamuoyunun etkilenmesi sınırlarında kalmayarak sınırlar ötesi kamuoyunun etkilenmesine kadar uzanıyor. Dünya, ağın birleştirdiği küçük bir köy değil mi zaten?!.
İnsanlığın, sosyal medya platformlarını mutlak iyilik, sınırsız fayda ve övgüye değer demokratikleşme olarak gördüğü kısa bir balayından sonra diğer yüz, kötülüğüyle her zaman kendini gösteriyor.
Bununla birlikte kriz, musibet ve felaket zamanlarında onun bu vücut gösterisi yoğunlaşıp tehlikesini artırıyor.
Ateşli duygulara oynayıp tırmanan korkuları kullanmak fitne, nefret ve ayrılık düzeyinde çifte meyve veriyor. 
Söz konusu araştırmaya göre sosyal medya, içeriği demokratikleştirmeyi ve sıradan kullanıcıya içerik üretimine katılma imkânı sağlamayı vadediyor.
Ancak bu vaade duygu yüklü olmak ve kullanıcıların duygularını gıdıklayabilmek için özel olarak yanlış bilgi ve özel görüşleri yayma şeklinde pek çok şeytani girişim ve çaba da eşlik ediyor.
Hedef kitle özellikle de bir krizin ya da deprem ve sel gibi büyük doğal afetler veya savaş ve çatışma gibi insani afetlerin pençesine düşmüş kullanıcılardır. 
Sudan'da birkaç gün önce patlak veren çatışmaya da birçok ağ patlaması ve ertelenmiş, doğmadan öldürülmüş ya da dondurulmuş ve bu olaylarla canlanma ümidi tazelenmiş olan hedefleri gerçekleştirmeye çalışan farklı taraflardan birçok girişim eşlik etti. 

Tekrar sıçramak için bir fırsat
İhvan-ı Müslimin'e (Müslüman Kardeşler) bağlı örümcek platformlar ve diğer medya kurumları, Sudan'daki kanlı olaylarda yeniden sıçramak ve bazılarının tarifiyle "siyasi İslam zehri saçmak" ve "Cemaatin hükümetinden kurtulmanın cezası olarak Mısır rejimi ve halkını baltalamak" için yeni bir fırsat ele geçirdi.
Sudan'daki Mısırlı askerlerin videosunun yayılmaya başlamasından sadece birkaç saniye sonra bu platformlar ve kurumlar faaliyete geçti.
Çoğu da aniden ve hiçbir uyarıda bulunmadan Mısır milliyetçiliği ve "ordunun şerefi" kisvesine büründü.
Bunlar, Cemaatin "manifestosu" önünde reddedilen ve her zaman önemsiz kalan iki kisvedir.
Zira bu Cemaatin önceliği, kendi programının uygulanması ve mürşidi ile üyelerine imkân tanınmasıdır. 
Cemaate bağlı platformlar ve kişisel hesaplar aracılığıyla ortaya çıkan tweetler, bloglar, görüntüler ve videoların büyük bir kısmının yem (trol) olduğu düşünülüyor.
Bu hesaplar, dehşete düşürücü Mısırlı askerler krizinin bulanık sularında avlanmayı kendine görev bildi.
İçeriğin müdahale edilmeden aynen tekrar edilmesi de bu içeriğin kaynaklarının, kendi bakış açılarını ortaya koyan gerçek kişiler ya da vazifelerini yerine getiren belirli kişiler olduğu gerçeğine ışık tutuyor. 

Nefretin yayılması
Bazıları nefreti ve fitneyi yayma işini kendi bağlamında anlamaya başladı. Siber cehaletin ortadan kaldırılması ve genel olarak internet ve özel olarak sosyal medya platformlarının içeriğinin doğruyu veya yanlışı kabul eden, yönlendirmeye tâbi ya da kişisel tutumlara ve çıkarlara boyun eğen bir şey olduğu konusundaki farkındalığın yaygınlaştırılması henüz emekleme aşamasında.
Nitekim sıradan kullanıcıların büyük bir oranı, kişisel hesaplar ya da bireye ait gibi görünen hesaplar ağında okuyup izlediklerinin esiri oluyor.

Peki ya medya platformları ağı? 
Son 25 yıl boyunca tartışma ve ayrılıklara yol açan birçok medya platformuna "Arap Baharı" olaylarının patlak vermesinin ardından bir grup daha katıldı.
Bu platformlardaki "basın mensuplarının" hesapları, musibetlerde aktif olan, felaketlerde büyüyen ve krizlerde ilerleme gösteren bir örümcek manzumesi teşkil etmeye başladı.
Sudan'daki kriz istisna olmayıp, bu manzumenin mahiyetini gösteren büyük bir örnektir. 

Fikirlere benzeyen başlıklar
"Mısır'ın güney sınırlarında neler olduğunu izleyin!", "Etiyopya'da bir darbe, Sudan'da bir iç savaş ve müdahil olan Mısır ordusu", "Mısırlı askerlerin aileleri hakkında detaylar" ve bunlar gibi her saat oluşturulup yüklenen binlerce dikkat çekici başlığa sahip bu videolar oldukça şaşırtıcı.
Elbette bunları izleyen, takip eden, doğrulayan ve belki şüpheyle karşılayan, paylaşıp yorum yapan ve yayılma tabanının genişlemesine katkı sağlayan insanlar da var. 
Çoğu, cep telefonu teknolojileriyle üretilen bu videolar kendilerini Sudan'da olup bitenleri yeteri kadar açıklayan malzemeler olarak sunuyor.
Fitne zehri ve bölücülük takozu içine genellikle ustaca ve kurnazlıkla sokuluyor. Bunun neticesinde "bu halkın şu halka kötü davranması", "şunun bundan nefret etmesi", "onların kibri", "şunların üstünlüğü", "komşunun komşusundan farklı kimliği", iki tarafın uyuşmazlığı, unutulmuş sınır çekişmeleri, o tarafın şu bölgesel güçlerle bu taraf aleyhine ilişki kurması gibi söylemler ve sıradan alıcıya sirayet eden imalar; bir bilgi ya da sağduyulu bir analiz kılığında kamufle olmuş bir anlatı gibi görünüyor. 

Sudan'da neler oluyor?
"Sudan'da neler oluyor?" Bu sadece, her yerdeki geleneksel medya platformlarının Sudan'da olup bitenleri Sudan'da faaliyet gösteren platform ve devletin bulunduğu noktaya göre açıklamak üzere hazırladığı haberler bütününün başlığı değil.
Aynı zamanda sıradan vatandaşların, Sudan'daki çatışmayı analiz ettiği binlerce videonun da adı.
Bu analizlerin bir kısmı, bilgi ve tecrübe iddiası bir yana görüş bulanıklığı ve belirsizliği bakımından "Allah'ın hakkında ayet indirmediği şey" başlığı altına toplanıyor.
Diğer bir kısmı da ister rezilce bir cehalete ister aşırı bir temenniye dayalı olsun uydurma ve yalan olarak tanımlanabilir.
Üçüncü bir kısım ise orada haber olarak aktarılan ve burada analiz olarak yayınlanan şeylerin geri dönüştürülüp karıştırılması ameliyesinin bir ürünüdür; orijinal bir malzeme gibi görünür, asılları ise dürüsttür. 
Yukarıdakilerin tümü, bilgi ya da yarı bilgi kaynaklarının büyük bir kısmını oluşturur.
Başka bir deyişle ister Sudan'ın kendi içinde bir tıkanıklık oluşturmak ister Sudan ile diğer ülkeler, özellikle de Mısır arasında ara bozuculuk yapmak amacıyla kullanılan temel araçlardan biridir. 
Kamuoyunu etkilemeyi hedefleyen siyasi sosyal medya savaşları, halihazırda sistematik bir hal aldı.
Ancak tıkanıklık oluşturup bunu büyütme konusundaki zehirli etkileri ve yeteneklerine rağmen bunlar hâlâ oyuncuların, savaşı üretenlerin kurallarına tâbi olduğu sistematik savaşlardır.
Cihazlarının tuşlarına basan ve sadece kendilerini temsil eden sosyal medya kullanıcıları ise Allah rızası için veya bir görüş kimlik, öfke, endişe ve umut ifade etmek ya da sadece fikir beyan etme, yani doğuştan sahip olduğu bir hakkı kullanma zevkini tatmak adına tweet atıyor, blog yazıyor ve tuşlara basıyor.
Ancak bazı kişilerin yanlış zamanlama, tehlikeyi değerlendirmede hassasiyet eksikliği, kamu yararını tam anlayamama ve devletlerin akıbeti, halkların ilişkileri ve tüm bölgenin kaderi pahasına da olsa görüş bildirme hâkimiyeti konusunda sıkıntı yaşadığı görülüyor. 

"Sorumsuz" kullanım
Mevcut Sudan krizinde bazıları tarafından "sorumsuz" sosyal medya kullanımı, sosyal medya platformlarına dair yeni bir bölümü gündemimize taşıyor.
Sosyal medya artık sadece "bahar" gösterilerinin ve devrimlerinin motoru değil.
Ayrıca ilan edilmemiş, kamuoyunu bir tarafı diğeri aleyhine desteklemeye yönlendirmek için gizli bir motor rolüyle yetinmedi.
Herkes için ifade özgürlüğü aracı ve bir bilgi sağlayıcı olduğu şeklinde ilan edilen yüce amacına da ihanet etti.
Bir barış veya savaş aracı olma yeteneğine de keza. Kendini daha ziyade devletler arasındaki ilişkileri yıkmak için bir balta ve ulusal lavlar ile sınır ötesi gerilim sellerini şiddetlendirecek bir unsur olarak takdim ediyor.
Mevcut gerçek bahis ise felaketzede halkların sağduyusuna ve komşu ülkeler için zamanlama ve koşulların iyi seçimine kalıyor.
Kimileri, "platform diplomasisinin" olayları alevlendirmek yerine yatıştırmada bir rol oynaması için çağrıda bulunuyor.
Özellikle de Sudan ve tarihin bir araya getirip coğrafyanın birleştirdiği komşu ülkelerin ölçüsüz bir yazı, yersiz bir tweet ya da Allah'ın hakkında ayet indirmediği bir video tufanıyla ayrışmaları hiç akıl kârı değil. 

Independent Arabia



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.