Batı ülkelerinden Tahran’a karşı ‘koordineli yaptırımlar’

Protestoların şiddet kullanarak bastırılması nedeniyle gelen yeni yaptırımlar DMO komutanları, milletvekilleri ve internet sağlayıcı bazı kurumları kapsıyor.

Brüksel’de İran tarafından tutuklanan Belçikalı insani yardım görevlisi Olivier Vandecasteele’nin posterinin yanındaki, demir parmaklıklar ardındaki bir protestocu. (AFP)
Brüksel’de İran tarafından tutuklanan Belçikalı insani yardım görevlisi Olivier Vandecasteele’nin posterinin yanındaki, demir parmaklıklar ardındaki bir protestocu. (AFP)
TT

Batı ülkelerinden Tahran’a karşı ‘koordineli yaptırımlar’

Brüksel’de İran tarafından tutuklanan Belçikalı insani yardım görevlisi Olivier Vandecasteele’nin posterinin yanındaki, demir parmaklıklar ardındaki bir protestocu. (AFP)
Brüksel’de İran tarafından tutuklanan Belçikalı insani yardım görevlisi Olivier Vandecasteele’nin posterinin yanındaki, demir parmaklıklar ardındaki bir protestocu. (AFP)

ABD, Avrupa Birliği'nden (AB) müttefikleri ve İngiltere, İranlı yetkililere ve kuruluşlara karşı koordineli olarak yedinci yaptırım paketini yürürlüğe koyduklarını duyurdular. Batılı güçlerin İran'daki protesto gösterilerinin güç kullanılarak bastırılmasından dolayı Tahran'a uyguladığı yeni kısıtlamalar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bazı komutanlarını da kapsıyor.
ABD Hazine Bakanlığı, İran’daki protestoların güç kullanılarak bastırmasında rolü olduğuna inanılan dört DMO komutanına ve polis yetkilisine yaptırım uygulandığını açıkladı. Reuters’ın aktardığına göre Hazine Bakanlığı'nın Terörizm ve Mali İstihbarat'tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson yaptığı açıklamada, “İran halkı, yetkililerin şiddetli misilleme ve sansür tehdidi olmaksızın ifade özgürlüğünü hak ediyor” ifadelerini kullandı.
ABD'nin yaptırım uyguladığı isimler arasında DMO Belucistan Komutanı Yardımcısı Perviz Ebsalan, DMO Kara Kuvvetleri Müfettiş Yardımcısı Emanullah Gaştasbi ve DMO Kara Kuvvetleri komutanlarından Ahmed Hadim Seyyid Şehade yer aldı. Ayrıca protestoların bastırılmasından sorumlu başlıca güvenlik birimi olan Emniyet Teşkilatına bağlı Tahran Polis Yardım Birimi Komutanı Selman Adenevend’e de yaptırımlar uygulandı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İran’da siber uzay sektöründe merkezi politikaları belirleyen Siber Uzay Yüksek Konseyi'nin yeni sekreteri Muhammed Emin Akaemiri de yaptırım uygulanan isimler arasında.
ABD Hazine Bakanlığı, İran Şura Meclisi’nin İranlıların çevrimiçi haber ve iletişim platformlarını kullanmalarının engellenmesinden sorumlu olduğunu, bunun yanında gazetecileri ve rejim karşıtlarını izlemek ve taciz etmek için dijital teknolojiyi kullandığını da vurguladı.
ABD, İngiltere ve AB’deki müttefikleri, Batı ülkeleri ile İran arasında İran'ın Rusya'ya insansız hava araçları (İHA) tedarik etmesinden kaynaklanan bir gerilim yaşanırken ve 2015 yılında İran ile büyük güçler arasında imzalanan nükleer anlaşmayı canlanmayı amaçlayan müzakerelerin çıkmaza girdiği bir dönemde, İran’da insan hakları ihlallerine karışan yetkililere karşı her ay yeni yaptırımlar uyguluyor.

AB yaptırımları
AB, İran'daki insan hakları ihlallerine karıştığına inandığı kişileri ve kuruluşları hedef alan yaptırım paketlerinin sonuncusunda İranlı sekiz kişiye ve bir cep telefonu şirketine yaptırım uyguladı.
AB üyesi devletlerin yer aldığı Avrupa Konseyi’nden yapılan açıklamada, ‘gözetleme faaliyetlerinin uygulanmasına ve İran hükümetinin muhalefeti bastırma planlarına katkıda bulunan’ telekomünikasyon şirketi Arin Tel'e yaptırım uygulama kararı alındığı belirtildi. Yeni yaptırımlar ayrıca İranlı milletvekilleri, DMO’nun bazı komutanlarını, DMO’nun yatırımları yönetmekten sorumlu DMO Kooperatif Vakfı yetkilileri ve İran'daki insan hakları ihlallerine karışan bir kuruluşu da kapsıyor. Yatırım uygulanan kişilerden biri de İran Meclisi Kültür Komitesi Başkan Yardımcısı Milletvekili Bican Nubave de yer alıyor.
AB kararlarının resmileştiği AB Gazetesi’ne göre yeni yaptırımlar arasında seyahat yasağı, AB ülkelerindeki mal varlıklarının dondurulması ve ilgili listedekilerle iş yapılması yasağı bulunuyor.
AB dışişleri bakanları, bir yandan Brüksel'de İran diasporasından göstericilerin protesto gösterileri devam ederken artık resmen yürürlüğe giren yaptırımları kabul ettiler. Avrupa Konseyi’nden yapılan açıklamada, son yaptırımlarla birlikte şu an AB tarafından yaptırım uygulanan kişi sayısının 211’e, kurum sayısının ise 35’e yükseldiği belirtildi.
Yaptırım uygulanan kişilerin ve kuruluşların AB ülkelerindeki tüm mal varlıklarının dondurulurken AB ülkelerine seyahatleri de yasaklandı. Bu kapsamda AB’deki şirketlerin yaptırımlar uygulanan kişilere ve kuruluşlara fon sağlaması da yasak.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“AB ve AB üyesi ülkeler, İranlı yetkilileri barışçıl protestolara yönelik her türlü şiddetli baskıyı durdurmaya, eleştirmenleri susturmak için keyfi tutuklamalara başvurmayı bırakmaya ve haksız yere gözaltına alınan herkesi salıvermeye çağırıyor. AB, İran'ı protestoculara idam cezası vermeyi ve bu cezaları infaz etmeyi durdurmaya, verilen tüm idam cezalarını kaldırmaya ve tüm tutuklular için yasal süreç başlatmaya çağırıyor. AB, İran'ı siyasi kazanç için yabancı uyruklu sivilleri gözaltına almaya son vermeye çağırıyor.”

İngiltere’nin yaptırımları
Diğer yandan İngiltere de İran’a karşı bir yaptırım paketi uyguladı. İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly yaptığı açıklamada, “İngiltere ve uluslararası ortaklar, rejimin vahşi baskısına göz yummayacağımızı bugün bir kez daha açıkça gösterdi. İran rejimini eylemlerinden sorumlu tutmak için çeşitli önlemler almaya devam edeceğiz” dedi.
İngiliz hükümeti, yaptırımların, başta Arap nüfusun yoğun olduğu Ahvaz (Huzistan), Kürt nüfusun yoğun olduğu Kirmanşah ve Azerilerin ve Kürtlerin yaşadığı Batı Azerbaycan olmak üzere İran’ın dört vilayetinde düzenlenen protesto gösterilerinin ‘şiddet kullanılarak bastırılmasından’ sorumlu dört DMO komutanını kapsadığını açıkladı.
Açıklamada, göstericilere yönelik keyfi tutuklamalar ve işkencelerin yanı sıra DMO’nun yaptırım uygulanan komutanların talimatıyla ‘silahsız göstericilerin üzerine ateş açıldığı’ ve bunun aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda göstericinin ölümüne yol açtığı belirtildi.
ABD, İngiltere ve Belçika, geçtiğimiz aylarda, İranlı yetkililerin Kürt genç kadın Mahsa Amini'nin geçtiğimiz eylül ayında ‘ahlak polisi’ tarafından başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınmasından sonra yaşamını yitirmesinin ardından başlayan protesto gösterilerini ‘şiddet kullanarak bastırmalarına’ yanıt olarak İran’a yaptırımlar uyguladılar.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, pazartesi günü, 70'ten fazla İranlı yetkiliye ve kuruluşa, ekim ayı itibarıyla mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı uygulandığını açıkladı.
İran daha önce bu tür adımlara, bazı kişileri ve kuruluşları kara listesine alarak, onların İran’ı ziyaret etmelerini yasaklayarak ve İran topraklarında sahip olabilecekleri her türlü mal varlığını dondurarak misillemede bulunmuştu. Tahran, Batı’nın, ülkedeki protestoların bastırılmasına ilişkin tutumunu da ‘iç işlerine müdahale’ olarak nitelendirdi.
Başta ABD, İngiltere ve AB olmak üzere birçok Batılı taraf “Kadın... Yaşam... Özgürlük” sloganı atılan protesto hareketine desteklerini açıkladılar.
İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly konuya dair şunları söyledi:
“İran rejimi, İran halkının vahşice bastırılmasından ve dünyanın dört bir yanında kan dökülmesinden sorumludur. İran'a DMO'nun tamamını da kapsayan 300'den fazla yaptırım paketi uyguladık.”
Cleverly, yaptırımların ABD ve AB ile koordineli olarak uygulandığının da altını çizdi. Ancak Cleverly, ‘DMO’nun tamamına yaptırımlar uygulamakla’ neyi kastettiğine dair detaylara girmedi.
İngiliz hükümeti, bu yılın başlarında DMO’nun bir alt kolu olan Besic milislerine ait mal varlıklarını dondurdu. Mal varlığı dondurulanlar arasında DMO Komutan Yardımcısı Hüseyin Necat da yer aldı. İngiltere, İran Genel Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri ve Kara Kuvvetleri Komutanı Amir Kiyumers Haydari’ye de yaptırım uyguladı.
Tahran’ın İngiltere adına casusluk yapmakla suçladığı İran asıllı İngiltere vatandaşı olan ve İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’ye yakınlığıyla bilinen Ali Rıza Ekberi'nin idam edilmesinin ardından İngiltere ile İran arasındaki ilişkiler gerildi.
DMO, geçtiğimiz aralık ayında, istihbarat servisinin ‘İngiltere ile işbirlikçilik yapan ve isyancı hareketlerin kışkırtılmasına karışan bir terör şebekesini’ çökerttiğini duyurdu. İranlı yetkililerin rejim karşıtı protestoları ‘isyancı hareket’ olarak tanımlıyorlar.
İngiltere, geçtiğimiz kasım ayında İranlı yetkililerin protesto gösterilerini bastırma hamlelerinin ardından İran'ı İngiltere’de ikamet eden gazetecilerin hayatlarını tehdit etmekle suçladı.
İngiltere, geçtiğimiz aylarda AB üyesi ülkelerden ve Avrupa Parlamentosu'ndan DMO'yu kara listeye eklemesi yönünde yapılan baskısı çerçevesinde DMO'nun terör örgütü olarak sınıflandırılması konusunda hararetli bir iç tartışmaya tanık oldu. Diğer Avrupa ülkeleri, bunun İran'la ilişkilerin tamamen kesilmesine yol açacağı ve böylece nükleer anlaşma müzakerelerini canlandırma şansını zayıflatacağı ve İran’daki Batılı tutukluların serbest bırakılmasına yönelik her türlü umudu tehlikeye atabileceği çekincesiyle daha temkinli davrandılar.
DMO'nun terör örgütleri arasında listelenmesi ve terör örgütü olarak görülmesi, DMO toplantılarına katılmanın ve sloganlarını açıkça dillendirmenin ‘suç’ sayılacağı anlamına geliyor.
İngiltere merkezli The Times gazetesi, şubat ayı başlarında, İngiliz hükümetinin, İngiltere İçişleri ve Güvenlik bakanlıklarının ısrarlarına rağmen Dışişleri Bakanlığı'nın itirazı üzerine DMO'nun terör örgütü olarak sınıflandırılması taslağını ‘geçici bir süreliğine’ durdurduğunu bildirmişti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.