Mısır hükümeti, araba ithalatı girişimi için belirlenen bitiş tarihine bağlı kalacak

Maliye Bakanlığı yurtdışında ikamet edenlerin mevduatlarını ödeme taahhüdüne bağlı kaldığını belirtti

Mısır Maliye Bakanı Muhammed Maait (Mısır Maliye Bakanlığı)
Mısır Maliye Bakanı Muhammed Maait (Mısır Maliye Bakanlığı)
TT

Mısır hükümeti, araba ithalatı girişimi için belirlenen bitiş tarihine bağlı kalacak

Mısır Maliye Bakanı Muhammed Maait (Mısır Maliye Bakanlığı)
Mısır Maliye Bakanı Muhammed Maait (Mısır Maliye Bakanlığı)

Mısır hükümeti, yurtdışındaki Mısırlıların araba ithal etmesini kolaylaştırma girişiminin sona erme tarihini uzatmayacak. Hükümet salı günü “Girişimin bitiş tarihi 14 Mayıs, otomobil ithalatını kolaylaştıran yasayı uzatmak gibi bir niyetimiz yok” açıklamasında bulundu. Bu açıklama, hükümetin araba ithalatını kolaylaştıran yasanın uygulanmasını uzatılmasına yönelik söylemlerin ardından yapıldı.
Mısır Maliye Bakanı Muhammed Maait, yurtdışındaki Mısırlıların arabalarını ithal etmelerini kolaylaştırma girişime kaydolmak isteyenler için kalan sürenin sadece 19 gün olduğunu vurguladı. Kayıt için yasada belirtilen depozito bedelinin ödenmesi şart koşuldu. Ayrıca dün (Salı) yapılan resmi bir açıklamada “Girişim, yurtdışında ikamet eden ve halihazırda elektronik olarak kayıt yaptırmış olan yaklaşık 105 bin Mısırlıyı cezbetti. Girişime katılanlar için bin adet ithal otomobilin kaydı için kolaylık sağlandı. Girişim, başlangıcından bu yana kontroller ve prosedürlere göre, yurtdışında ikamet eden ve araba ithal etmek isteyen Mısır vatandaşlarından gönderilen yaklaşık 525 milyon dolarlık ödeme talimatını alındı” ifadelerine yer verildi.
Girişime eklenen son mevzuat, ticaret anlaşmaları dışındaki ülkelerden önceden kayıtlı tüm yararlanıcılar için gümrük vergisinde geriye dönük yüzde 70’lik bir indirimi içeriyordu. Mısır Maliye Bakanı, “Girişime yönelik kanununda değişiklik yapmadan önce para transfer eden Mısırlılar, 6 aya kadar süre içinde ödedikleri döviz farkını iade alarak gümrük vergisinde yapılan değişikliklerden yararlanmak için başvuruda bulunabilirler” dedi.
Mısır Maliye Bakanı “Yurtdışındaki Mısırlıların mevduatlarını belirlenen tarihlerde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden kamu hazinesinin taahhüdü olarak ödeyeceğiz” dedi. Bakan “Girişimin katılımcıları, ithalat onay tarihinden itibaren bir yıl geçtikten sonra depozito tutarını geri almak için elektronik talepte bulunma hakkına sahiptir. 3 ay içinde de geri ödeme vaktindeki döviz kuru üzerinden ödemelerini alacaklar” ifadelerini de sözlerine ekledi.
Mısır hükümeti Ekim ayında, yurtdışındaki Mısırlıların havalelerinin azalması üzerine, daha fazla döviz çekmek amacıyla, yurt dışında ikamet eden Mısırlıların gümrük kolaylıklarıyla kişisel kullanım için araba ithal etmelerine izin veren bir girişim başlatmıştı. Mısır Göçmenlik ve Yurtdışındaki Vatandaşlardan Sorumlu Devlet Bakanı Süha el-Cündi bunu, küresel ekonomik krizin sonuçlarına bağlamıştı.
Hükümet, başvuranların döviz cinsinden gümrük ve harç bedellerini 5 yıl içinde geri almak şartıyla, Maliye Bakanlığı hesabına depozito olarak yatırarak girişimden yararlanma fırsatı verdi.
Sürenin uzatılmasına yönelik bir niyetin olmadığını belirten Maliye Bakanı dün yaptığı açıklamada, Mısır Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, girişimin amacının, Ekim ayında başlatılmasından bu yana Şubat ayı ortası olarak belirlenen ilk son tarihe kadar 2,5 milyar dolar toplamaktı. Ancak, hedefe ulaşmak için girişimin süresi birden fazla kez uzatıldı ve son tarih 14 Mayıs oldu.
Mısır’daki Araba Satıcıları Derneği başkanı Usame Ebu el-Mecid ise girişim ile ilgili yorumda bulunarak, hedeflenen miktara ulaşmadığını belirtti. Ayrıca “Girişimin mevzuatı, Mısırlılar arasında endişe yaratan birçok karara tanık oldu. Bunlar arasında, başlangıç ​​aşamasındaki girişim, ikamet edilen ülkeden bağımsız olarak bir seçim alanı açmış olmasına rağmen ikamet edilen ülkeden olması şartının getirilmesi de yer alıyordu. Ebu el-Mecid, ‘depozito tutarının tahsil edilmeden 3 ay önce banka hesabında durması’ koşuluyla yurtdışındaki Mısırlıların girişimden geri çekilmesine neden olduğuna inanıyor. Mecid Şarku’l Avsat’a “Bu şart özellikle girişime katılmaya karar almada akıllarını karıştırıyor” dedi. Ayrıca “Girişimin başarısı sadece döviz çekmeyecek. Otomobil pazarının canlanmasını dört gözle bekliyorduk zira yabancı arabaların Mısır pazarına gümrük kolaylıklarıyla girmesi haraketliliği sağlayacak ve tüketici lehine rekabeti ateşleyecek” dedi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.