Sudan ve korkunç ekonomik rakamlar

Nehirler, verimli topraklar ve altın madenleri ülkesi Sudan'ın ekonomisi hakkında ne biliyoruz?

Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)
Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)
TT

Sudan ve korkunç ekonomik rakamlar

Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)
Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)

Halid el-Kassar
Sudan'daki kanlı askeri çatışmanın ilk haftası, Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası kuruluşlar ve Paris Kulübü’nün yaklaşık dört yıldır düzeltmeye çalıştığı ekonomik göstergelerin iyileşeceğine dair umutlara ve iyimserliklere ölümcül bir darbe indirmeye yetti. Ama en önemli ve en ciddi rakamlar kanla yazılan rakamlardır. Bu makale kaleme alındığı sırada Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre Sudan ‘da ölü sayısı 459’a, yaralı sayısı ise 4 bin 75’e ulaştı. Tüm bunların yanı sıra yine WHO’nun aktardığı verilere göre binlerce sivil yerinden edilirken 10 bin kişi Güney Sudan'a kaçtı.
Bu, uluslararası toplumla uzlaşan ve Sudan'ın 56 milyar dolar olan borcunun 50 milyar dolarından (yaklaşık yüzde 90'ı) muaf tutulduğu 2021 haziranında yapılan anlaşmaya yanıt vermesini sağlayan uzman bir ekonomist olan Abdullah Hamduk liderliğindeki sivil hükümete karşı 25 Ekim 2021 tarihinde düzenlenen darbenin üzerinden geçen 18 ay içinde birçok aksiliğin, maddi ve manevi olumsuzlukların ardından yeni acı bir darbe oldu. Oysa borçların yüzde 90’ının silinmesi, dört milyar dolarlık hibe ve yeni krediler almaya hazırlanan ülkenin umutlarını yeniden yeşertmişti. Her şey yeniden felç olana ve ülke başladığı noktaya geri dönene kadar bu hibe ve kredilerin küçük bir kısmı harcandı.
Ne var ki iyimserliklerin ülkesi yeniden ekranların ve gazetelerin ön sıralarına geri dönmüş, ilk uğursuz haberleri Arap dünyası ve Afrika ülkelerinin gündemini işgal etmişti. Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Muhammed Hamdan Dakalu (Hamideti) insani, askeri ve ‘altın’ imkanları ve dünün iki müttefiki olan Burhan ve Hamideti arasında ortaya çıkan gerilim çerçevesinde kısa sürede çözülecek gibi görünmeyen bu durumun iç savaşa dönüşme ihtimali artıyor!
“18 milyon insan, yani Sudan nüfusunun üçte birinden fazlası, kuraklık, savaşlar ve yerel çatışmalar nedeniyle açlık ve aşırı yoksulluk içinde yaşıyor„

Zorlu insani durum
Ama nehirlerin, verimli toprakların, Mavi Nil ile Beyaz Nil’in, altın ve gümüşün ülkesi Sudan'ın ekonomisi hakkında ne biliyoruz?
Sudan, 1,8 milyon kilometrekareden fazla bir alanda yaklaşık 48 milyon nüfusuyla dünyanın en fakir ekonomilerinden biri olarak sınıflandırılıyor. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 2022 yılında yayınladığı rakamlara göre ülkede kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) bin doları geçmiyor. Dünya Bankası'na göre işsizlik oranı ise 2021 yılında yüzde 19'un üzerine çıktı.
Sudan'ın çoğu bölgesindeki insani durum son çatışmalardan önce dahi felaket seviyelerine ulaşmıştı. Sudan'ın borçlarının büyük çoğunluğunun silinmesine ve yaklaşık 2,5 milyar dolarlık fondan fon sağlanmasına rağmen, ülkede art arda yaşanan huzursuzluklar, geçmiş yıllarda yoksulluk oranlarının toplam nüfusun yüzde 56'sından fazlasına yükselmesine katkıda bulundu.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 18 milyon insan, yani nüfusun üçte birinden fazlası, kuraklık, savaşlar ve yerel çatışmalar nedeniyle sürekli bir açlık ve aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Başında gıda, sağlık ve eğitimin geldiği hayati öneme sahip insani yardımlara şiddetle ihtiyaçları var. Bu tahminler, 2023 yılı Sudan'daki İnsani İhtiyaçlara Genel Bakış Raporu'nda belirtilenlerle örtüşüyor. Sudan'daki insani yardıma muhtaç kişi sayısı 15,8 milyon kişiye ulaşırken bu, 2011 yılından beri Sudan’ın en yüksek rakamını kaydettiği 2022 yılına kıyasla 1,5 milyonluk bir artış anlamına geliyor. Rapora göre 2023 yılında yardıma muhtaç olan insanların dörtte biri beş yaşın altındaki yaklaşık 4 milyon çocuk, hamile ve emziren kadınlar, hayatlarını tehdit eden yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya kalacaklar.

“Ülkedeki parasal akışın yaklaşık yüzde 90'ı bankacılık sisteminin dışında kalıyor, Sudan Merkez Bankası döviz rezervlerinde önemli bir düşüşe tanık oluyor ve büyüme bir daralmadan toparlanıp, askeri darbeler nedeniyle başka bir daralmaya dönüşüyor"

Ekonomi: Çekimser büyümede daralma
IMF, Burhan ile Hamideti arasındaki çatışmanın başlamasından önce Sudan'ın savaşlar ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri nedeniyle 2023 yılında yüzde 1,2'lik zayıf bir ekonomik büyüme kaydetmesini bekliyordu. Ekonomi, Sudan’ın borçlarının kısmen affedilmesinin ardından 2021 yılında yüzde 0,5'lik büyümeye tanık oldu. Aynı yıl ekim ayında gerçekleşen askeri darbe ve ordunun iktidarı ele geçirmesinin ardından 2022 yılında yaklaşık yüzde 2,5 oranında küçüldü. Bu yüzdeler, Arap bölgesi ve Afrika kıtasının bütünü içindeki en zayıf oranlar arasındadır.
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi tarafından 2023 yılının nisan ayında açıklanan bir rapora göre ülkedeki petrol rezervlerinin dörtte üçünü elinde tutan Güney Sudan'ın 2011 yılında ayrılması, rejimin mali gelirlerinin yarısını ve uluslararası yükümlülüklerini ödeme gücünün yaklaşık üçte ikisini kaybetmesine yol açtı ve bunun sonucunda ekonomi yüzde 10 küçüldü.
Uzmanlar, ülkedeki parasal akışın yaklaşık yüzde 90'nı bankacılık sisteminin dışında olduğundan, Sudan’ın finans ve bankacılık sistemindeki zayıflıktan mustarip olduğuna dikkat çektiler. Sudan Merkez Bankası ise darbe sonrasında geçiş dönemi hükümeti için özellikle ABD’den yapılması planlanan milyarlarca dolarlık uluslararası yardımın kesilmesinin ardından döviz rezervlerinde önemli bir düşüşe tanık oldu.
“Enflasyon ve fiyat artışlarının yüzde 359’u 2021 yılında olmak üzere yıllardır dünyanın en yüksek oranlarına ulaşmasının ardından, IMF’nin ülkedeki enflasyonun 2023 yılında yaklaşık yüzde 71,6'ya düşeceğine dair iyimser beklentileri çatışmaların ortasında kaldı„

Enflasyon ve para birimi
Sudan para birimi liradaki bozulma, Güney Sudan’ın ayrılmasından bu yana daha da kötüleşti. 2011 yılından önce bir Sudan lirası 40 ABD dolarının altındaydı. 2021 yılındaki geçiş dönemi hükümeti döneminde dolar 450 liraya kadar çıkmış, birkaç aylığına istikrar kazanmıştı. Para birimi askeri darbeden sonra da düşmeye devam etti. Darbeden beş ay sonra değerinin yaklaşık yüzde 40'ını kaybetti.
Ordu liderliğindeki yetkililerin, başta 2022 yılının mart ayında ekonomik acil durum komitesinin kurulması ve para birimindeki dalgalanma ve ticari bankalardaki döviz kurunun günlük olarak belirlenmesi ve karaborsadaki döviz simsarlarını tutuklama yetkisi verme kararı olmak üzere aldığı önlemlere rağmen bu adımlar, şu ana kadar dolar doların yaklaşık 570 liradan işlem gördüğü Sudan para birimindeki bozulmayı frenleyemedi.
Öte yandan IMF’ye göre 2021 yılında fiyatların yüzde 359'un üzerinde artmasıyla ülkedeki enflasyon rekor seviyelere ulaştı. Bu, IMF’nin, enflasyonun 2022 yılında yüzde 139'a, 2023 yılında yüzde 71,6'ya düşeceğine dair çatışmaların ortasında kalan iyimser beklentilerinin aksine, dünyadaki en yüksek oranlardan biri.

Boşa harcanan servet
Sudan’ın altın madenleri, dünyanın en iyileri arasındaki kalitesi ve konsantrasyonuyla ön plana çıkıyor. Sudan Madenler Bakanlığı tarafından açıklanan istatistiklere göre Sudan, yılda 90 ila 120 tonla kara kıtadaki sarı metalin en önemli üreticilerinden biri. Sudan, 2022 yılında dünyanın ilk on beş altın üreten ülkesi arasında yer aldı. Sudan, Afrika ülkelerinden Gana ve Güney Afrika’nın ardından üçüncü sırada yer alırken, onu Mali ve Burkina Faso takip ediyor. Neredeyse eşit oranda üretim yapan Güney Sudan ayrılmasaydı Sudan bu listenin başında yer alacaktı. Sudan'ın altın rezervleri 1550 tona ulaşıyor. Sudan Merkez Bankası'na göre 2022 yılında 4,36 milyar dolarlık toplam ihracatın yüzde 46'sını iki milyar dolar değerinde 34,5 ton altın oluşturuyordu.
Şarku’l Avsat’ın  Reuters'tan aktardığı habere göre art arda patlak veren çatışmaların ve krizlerin altında ezilen Sudan, altın üretiminin yüzde 80 gibi yüksek bir kısmını kontrol eden organize kaçakçılık faaliyetleri nedeniyle bu servetten yararlanamadı. Bu yüzden devletin genel bütçesi ağır kayıplar verdi. İngiliz The Telegraph gazetesi, Moskova'nın son yıllarda Sudan'dan yasadışı yollarla yüzlerce ton altın kaçırmayı başardığına işaret ederek Kremlin'i ülkenin devasa madencilik sektöründeki en büyük yabancı oyuncu olarak tanımlıyor.

“Sudan'ın 1550 ton civarında altın rezervine sahip olmasına rağmen Burhan-Hamideti gerilimi ve art arda gelen krizlerin altında ezilen Sudan, altın kaçakçılığı yüzünden bu servetten yararlanamadı!"

Güney Sudan’ın ayrılmasının yol açtığı aksilikler ve petrol rezervindeki kayıp
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre Güney Sudan'ın ayrılması birkaç ekonomik gerilemeye yol açtı. Bunlardan ilki, Sudan'ın petrol rezervlerinin yüzde 75'inin Güney Sudan'a geçmesiydi. Sudan hükümetinin gelirlerinin yarısından fazlası ve ülke ihracatının yüzde 95'ini oluşturan petrol gelirlerindeki kaybın kaynağı bu olsa da sektör hayati bir rol oynuyor ve bu rol petrol üretim sahalarının çoğu ortak sınırları aşan iki ülkeyle yakından ilişkilidir.
ABD Uluslararası Ticaret İdaresi'nin tahminlerine göre Güney Sudan’ın ayrılmasından bu yana Sudan'ın ham petrol ihracatı 2020 yılında 317 milyon doları geçmezken. iki ülkede siyasi istikrarın olmaması nedeniyle Sudan ve Güney Sudan'da petrol üretimi azaldı. Sudan Petrol Rafinerisi günde 90 ila 95 bin varil üretim kapasitesine sahipken üretim günlük 59 bin varille sınırlı. Sudan hükümeti ayrıca, Port Sudan'a geçen petrol boru hattından petrol taşınması karşılığında Güney Sudan hükümetinden günlük 14 bin varillik bir pay alıyor. Sudan, ülkedeki arama ve üretim gelişimini teşvik etmek amacıyla son ruhsatlandırma turunda sekiz petrol sahasını önermişti. Ruhsatların bu yıl içerisinde verilmeye başlanması bekleniyordu ama tüm bunlar, devam eden çatışmaların gölgesinde ertelenmek zorunda.

Doğanın boşa harcanan nimetleri
Allah, Sudan’a 11 nehir ve yaklaşık 180 milyon dönüm tarım için çok verimli topraklardan oluşan doğal bir zenginlik bahşetmiştir. Sudan, gelişmiş bir tarımsal konuma sahiptir. Arap dünyasının hatta tüm dünyanın gıda sepeti olarak görülse de bu zenginlik tarım ve su kaynaklarının yanlış kullanılmasının yanı sıra, kuraklık ve iklim faktörlerinin tehdidi altında. Çiftçiler, eğer onlarca yıldır ülkedeki güvenlik ve siyasi krizler olmasaydı, ülkenin bu verimli doğasının yanı sıra doğal ve beşeri kaynakları çerçevesinde yüz milyarlarca doları çekebilecek aktif nüfusun yüzde 38'ini oluşturuyorlar.
Şu an Suudi Arabistan, Arap yatırımlarını çeken en önemli sektörlerden biri olan tarım sektörü başta olmak üzere birçok sektöre dağılmış yaklaşık 36 milyar dolarlık yatırımla Sudan'daki yatırımcıların başında geliyor. Suudi Arabistan’ı 7 milyar dolarlık yatırımla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve 7 milyar dolarlık yatırımla Kuveyt takip ediyor. Mısır da ülkeye yatırım yapan başlıca ülkelerden biri.

Can ve mal kaybı
Siyasi istikrarsızlık, birbirini izleyen ve sürekli askeri darbeler, Darfur'daki savaş, yıllardır süregelen Güney Kordofan-Mavi Nil çatışması ve çeşitli iç savaşlarla Sudan’ın doğal, hayvansal ve mineral kaynakları, ülkeye hiçbir fayda sağlayamadan yıllardır boşa harcandı. Tüm bunların ekonomik gelişime verdiği zararın yaklaşık 500 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Roman yazarı Tayyib Sâlih ve şair Muhammed el-Fituri'nin, altın kaynaklarının ve verimli toprakların ülkesini iflasa sürükleyen can kayıplarına değinmedik bile. İşte ülkenin askeri güçleri savaşlar ve büyük insani ve ekonomik kayıplar için yeni bir sayfa açarken, ülke israfa ve beyhudeliğe doğru sürükleniyor.
Bu makale Şarku’l Avsat tarafından majalla.com’dan çevrilmiştir.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.