Sudan ve korkunç ekonomik rakamlar

Nehirler, verimli topraklar ve altın madenleri ülkesi Sudan'ın ekonomisi hakkında ne biliyoruz?

Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)
Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)
TT

Sudan ve korkunç ekonomik rakamlar

Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)
Sudan'ın başkenti Hartum yakınlarında çatışma ve bombardımanın verdiği zarar, 25 Nisan 2023 (Reuters)

Halid el-Kassar
Sudan'daki kanlı askeri çatışmanın ilk haftası, Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası kuruluşlar ve Paris Kulübü’nün yaklaşık dört yıldır düzeltmeye çalıştığı ekonomik göstergelerin iyileşeceğine dair umutlara ve iyimserliklere ölümcül bir darbe indirmeye yetti. Ama en önemli ve en ciddi rakamlar kanla yazılan rakamlardır. Bu makale kaleme alındığı sırada Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre Sudan ‘da ölü sayısı 459’a, yaralı sayısı ise 4 bin 75’e ulaştı. Tüm bunların yanı sıra yine WHO’nun aktardığı verilere göre binlerce sivil yerinden edilirken 10 bin kişi Güney Sudan'a kaçtı.
Bu, uluslararası toplumla uzlaşan ve Sudan'ın 56 milyar dolar olan borcunun 50 milyar dolarından (yaklaşık yüzde 90'ı) muaf tutulduğu 2021 haziranında yapılan anlaşmaya yanıt vermesini sağlayan uzman bir ekonomist olan Abdullah Hamduk liderliğindeki sivil hükümete karşı 25 Ekim 2021 tarihinde düzenlenen darbenin üzerinden geçen 18 ay içinde birçok aksiliğin, maddi ve manevi olumsuzlukların ardından yeni acı bir darbe oldu. Oysa borçların yüzde 90’ının silinmesi, dört milyar dolarlık hibe ve yeni krediler almaya hazırlanan ülkenin umutlarını yeniden yeşertmişti. Her şey yeniden felç olana ve ülke başladığı noktaya geri dönene kadar bu hibe ve kredilerin küçük bir kısmı harcandı.
Ne var ki iyimserliklerin ülkesi yeniden ekranların ve gazetelerin ön sıralarına geri dönmüş, ilk uğursuz haberleri Arap dünyası ve Afrika ülkelerinin gündemini işgal etmişti. Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Muhammed Hamdan Dakalu (Hamideti) insani, askeri ve ‘altın’ imkanları ve dünün iki müttefiki olan Burhan ve Hamideti arasında ortaya çıkan gerilim çerçevesinde kısa sürede çözülecek gibi görünmeyen bu durumun iç savaşa dönüşme ihtimali artıyor!
“18 milyon insan, yani Sudan nüfusunun üçte birinden fazlası, kuraklık, savaşlar ve yerel çatışmalar nedeniyle açlık ve aşırı yoksulluk içinde yaşıyor„

Zorlu insani durum
Ama nehirlerin, verimli toprakların, Mavi Nil ile Beyaz Nil’in, altın ve gümüşün ülkesi Sudan'ın ekonomisi hakkında ne biliyoruz?
Sudan, 1,8 milyon kilometrekareden fazla bir alanda yaklaşık 48 milyon nüfusuyla dünyanın en fakir ekonomilerinden biri olarak sınıflandırılıyor. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 2022 yılında yayınladığı rakamlara göre ülkede kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) bin doları geçmiyor. Dünya Bankası'na göre işsizlik oranı ise 2021 yılında yüzde 19'un üzerine çıktı.
Sudan'ın çoğu bölgesindeki insani durum son çatışmalardan önce dahi felaket seviyelerine ulaşmıştı. Sudan'ın borçlarının büyük çoğunluğunun silinmesine ve yaklaşık 2,5 milyar dolarlık fondan fon sağlanmasına rağmen, ülkede art arda yaşanan huzursuzluklar, geçmiş yıllarda yoksulluk oranlarının toplam nüfusun yüzde 56'sından fazlasına yükselmesine katkıda bulundu.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 18 milyon insan, yani nüfusun üçte birinden fazlası, kuraklık, savaşlar ve yerel çatışmalar nedeniyle sürekli bir açlık ve aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Başında gıda, sağlık ve eğitimin geldiği hayati öneme sahip insani yardımlara şiddetle ihtiyaçları var. Bu tahminler, 2023 yılı Sudan'daki İnsani İhtiyaçlara Genel Bakış Raporu'nda belirtilenlerle örtüşüyor. Sudan'daki insani yardıma muhtaç kişi sayısı 15,8 milyon kişiye ulaşırken bu, 2011 yılından beri Sudan’ın en yüksek rakamını kaydettiği 2022 yılına kıyasla 1,5 milyonluk bir artış anlamına geliyor. Rapora göre 2023 yılında yardıma muhtaç olan insanların dörtte biri beş yaşın altındaki yaklaşık 4 milyon çocuk, hamile ve emziren kadınlar, hayatlarını tehdit eden yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya kalacaklar.

“Ülkedeki parasal akışın yaklaşık yüzde 90'ı bankacılık sisteminin dışında kalıyor, Sudan Merkez Bankası döviz rezervlerinde önemli bir düşüşe tanık oluyor ve büyüme bir daralmadan toparlanıp, askeri darbeler nedeniyle başka bir daralmaya dönüşüyor"

Ekonomi: Çekimser büyümede daralma
IMF, Burhan ile Hamideti arasındaki çatışmanın başlamasından önce Sudan'ın savaşlar ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri nedeniyle 2023 yılında yüzde 1,2'lik zayıf bir ekonomik büyüme kaydetmesini bekliyordu. Ekonomi, Sudan’ın borçlarının kısmen affedilmesinin ardından 2021 yılında yüzde 0,5'lik büyümeye tanık oldu. Aynı yıl ekim ayında gerçekleşen askeri darbe ve ordunun iktidarı ele geçirmesinin ardından 2022 yılında yaklaşık yüzde 2,5 oranında küçüldü. Bu yüzdeler, Arap bölgesi ve Afrika kıtasının bütünü içindeki en zayıf oranlar arasındadır.
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi tarafından 2023 yılının nisan ayında açıklanan bir rapora göre ülkedeki petrol rezervlerinin dörtte üçünü elinde tutan Güney Sudan'ın 2011 yılında ayrılması, rejimin mali gelirlerinin yarısını ve uluslararası yükümlülüklerini ödeme gücünün yaklaşık üçte ikisini kaybetmesine yol açtı ve bunun sonucunda ekonomi yüzde 10 küçüldü.
Uzmanlar, ülkedeki parasal akışın yaklaşık yüzde 90'nı bankacılık sisteminin dışında olduğundan, Sudan’ın finans ve bankacılık sistemindeki zayıflıktan mustarip olduğuna dikkat çektiler. Sudan Merkez Bankası ise darbe sonrasında geçiş dönemi hükümeti için özellikle ABD’den yapılması planlanan milyarlarca dolarlık uluslararası yardımın kesilmesinin ardından döviz rezervlerinde önemli bir düşüşe tanık oldu.
“Enflasyon ve fiyat artışlarının yüzde 359’u 2021 yılında olmak üzere yıllardır dünyanın en yüksek oranlarına ulaşmasının ardından, IMF’nin ülkedeki enflasyonun 2023 yılında yaklaşık yüzde 71,6'ya düşeceğine dair iyimser beklentileri çatışmaların ortasında kaldı„

Enflasyon ve para birimi
Sudan para birimi liradaki bozulma, Güney Sudan’ın ayrılmasından bu yana daha da kötüleşti. 2011 yılından önce bir Sudan lirası 40 ABD dolarının altındaydı. 2021 yılındaki geçiş dönemi hükümeti döneminde dolar 450 liraya kadar çıkmış, birkaç aylığına istikrar kazanmıştı. Para birimi askeri darbeden sonra da düşmeye devam etti. Darbeden beş ay sonra değerinin yaklaşık yüzde 40'ını kaybetti.
Ordu liderliğindeki yetkililerin, başta 2022 yılının mart ayında ekonomik acil durum komitesinin kurulması ve para birimindeki dalgalanma ve ticari bankalardaki döviz kurunun günlük olarak belirlenmesi ve karaborsadaki döviz simsarlarını tutuklama yetkisi verme kararı olmak üzere aldığı önlemlere rağmen bu adımlar, şu ana kadar dolar doların yaklaşık 570 liradan işlem gördüğü Sudan para birimindeki bozulmayı frenleyemedi.
Öte yandan IMF’ye göre 2021 yılında fiyatların yüzde 359'un üzerinde artmasıyla ülkedeki enflasyon rekor seviyelere ulaştı. Bu, IMF’nin, enflasyonun 2022 yılında yüzde 139'a, 2023 yılında yüzde 71,6'ya düşeceğine dair çatışmaların ortasında kalan iyimser beklentilerinin aksine, dünyadaki en yüksek oranlardan biri.

Boşa harcanan servet
Sudan’ın altın madenleri, dünyanın en iyileri arasındaki kalitesi ve konsantrasyonuyla ön plana çıkıyor. Sudan Madenler Bakanlığı tarafından açıklanan istatistiklere göre Sudan, yılda 90 ila 120 tonla kara kıtadaki sarı metalin en önemli üreticilerinden biri. Sudan, 2022 yılında dünyanın ilk on beş altın üreten ülkesi arasında yer aldı. Sudan, Afrika ülkelerinden Gana ve Güney Afrika’nın ardından üçüncü sırada yer alırken, onu Mali ve Burkina Faso takip ediyor. Neredeyse eşit oranda üretim yapan Güney Sudan ayrılmasaydı Sudan bu listenin başında yer alacaktı. Sudan'ın altın rezervleri 1550 tona ulaşıyor. Sudan Merkez Bankası'na göre 2022 yılında 4,36 milyar dolarlık toplam ihracatın yüzde 46'sını iki milyar dolar değerinde 34,5 ton altın oluşturuyordu.
Şarku’l Avsat’ın  Reuters'tan aktardığı habere göre art arda patlak veren çatışmaların ve krizlerin altında ezilen Sudan, altın üretiminin yüzde 80 gibi yüksek bir kısmını kontrol eden organize kaçakçılık faaliyetleri nedeniyle bu servetten yararlanamadı. Bu yüzden devletin genel bütçesi ağır kayıplar verdi. İngiliz The Telegraph gazetesi, Moskova'nın son yıllarda Sudan'dan yasadışı yollarla yüzlerce ton altın kaçırmayı başardığına işaret ederek Kremlin'i ülkenin devasa madencilik sektöründeki en büyük yabancı oyuncu olarak tanımlıyor.

“Sudan'ın 1550 ton civarında altın rezervine sahip olmasına rağmen Burhan-Hamideti gerilimi ve art arda gelen krizlerin altında ezilen Sudan, altın kaçakçılığı yüzünden bu servetten yararlanamadı!"

Güney Sudan’ın ayrılmasının yol açtığı aksilikler ve petrol rezervindeki kayıp
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre Güney Sudan'ın ayrılması birkaç ekonomik gerilemeye yol açtı. Bunlardan ilki, Sudan'ın petrol rezervlerinin yüzde 75'inin Güney Sudan'a geçmesiydi. Sudan hükümetinin gelirlerinin yarısından fazlası ve ülke ihracatının yüzde 95'ini oluşturan petrol gelirlerindeki kaybın kaynağı bu olsa da sektör hayati bir rol oynuyor ve bu rol petrol üretim sahalarının çoğu ortak sınırları aşan iki ülkeyle yakından ilişkilidir.
ABD Uluslararası Ticaret İdaresi'nin tahminlerine göre Güney Sudan’ın ayrılmasından bu yana Sudan'ın ham petrol ihracatı 2020 yılında 317 milyon doları geçmezken. iki ülkede siyasi istikrarın olmaması nedeniyle Sudan ve Güney Sudan'da petrol üretimi azaldı. Sudan Petrol Rafinerisi günde 90 ila 95 bin varil üretim kapasitesine sahipken üretim günlük 59 bin varille sınırlı. Sudan hükümeti ayrıca, Port Sudan'a geçen petrol boru hattından petrol taşınması karşılığında Güney Sudan hükümetinden günlük 14 bin varillik bir pay alıyor. Sudan, ülkedeki arama ve üretim gelişimini teşvik etmek amacıyla son ruhsatlandırma turunda sekiz petrol sahasını önermişti. Ruhsatların bu yıl içerisinde verilmeye başlanması bekleniyordu ama tüm bunlar, devam eden çatışmaların gölgesinde ertelenmek zorunda.

Doğanın boşa harcanan nimetleri
Allah, Sudan’a 11 nehir ve yaklaşık 180 milyon dönüm tarım için çok verimli topraklardan oluşan doğal bir zenginlik bahşetmiştir. Sudan, gelişmiş bir tarımsal konuma sahiptir. Arap dünyasının hatta tüm dünyanın gıda sepeti olarak görülse de bu zenginlik tarım ve su kaynaklarının yanlış kullanılmasının yanı sıra, kuraklık ve iklim faktörlerinin tehdidi altında. Çiftçiler, eğer onlarca yıldır ülkedeki güvenlik ve siyasi krizler olmasaydı, ülkenin bu verimli doğasının yanı sıra doğal ve beşeri kaynakları çerçevesinde yüz milyarlarca doları çekebilecek aktif nüfusun yüzde 38'ini oluşturuyorlar.
Şu an Suudi Arabistan, Arap yatırımlarını çeken en önemli sektörlerden biri olan tarım sektörü başta olmak üzere birçok sektöre dağılmış yaklaşık 36 milyar dolarlık yatırımla Sudan'daki yatırımcıların başında geliyor. Suudi Arabistan’ı 7 milyar dolarlık yatırımla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve 7 milyar dolarlık yatırımla Kuveyt takip ediyor. Mısır da ülkeye yatırım yapan başlıca ülkelerden biri.

Can ve mal kaybı
Siyasi istikrarsızlık, birbirini izleyen ve sürekli askeri darbeler, Darfur'daki savaş, yıllardır süregelen Güney Kordofan-Mavi Nil çatışması ve çeşitli iç savaşlarla Sudan’ın doğal, hayvansal ve mineral kaynakları, ülkeye hiçbir fayda sağlayamadan yıllardır boşa harcandı. Tüm bunların ekonomik gelişime verdiği zararın yaklaşık 500 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Roman yazarı Tayyib Sâlih ve şair Muhammed el-Fituri'nin, altın kaynaklarının ve verimli toprakların ülkesini iflasa sürükleyen can kayıplarına değinmedik bile. İşte ülkenin askeri güçleri savaşlar ve büyük insani ve ekonomik kayıplar için yeni bir sayfa açarken, ülke israfa ve beyhudeliğe doğru sürükleniyor.
Bu makale Şarku’l Avsat tarafından majalla.com’dan çevrilmiştir.



Haseke'de normal hayata dönüş hazırlıkları kapsamında toprak bariyerler kaldırıldı, mayınlar temizlendi

Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
TT

Haseke'de normal hayata dönüş hazırlıkları kapsamında toprak bariyerler kaldırıldı, mayınlar temizlendi

Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)

Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) salı günü kışlalarına çekilmesinin ardından şehrin silahsızlandırıldığı teyit edildikten sonra, yolların açılması ve trafik akışının kolaylaştırılması için şehrin güney girişindeki toprak bariyerler kaldırıldı. Yerel basında, Suriye hükümeti ile SDG arasında Haseke'de bir esir takası yapıldığı bildirildi.

Haseke'deki kaynaklar, Suriye ordusu ve güvenlik güçlerinden 10 kişinin serbest bırakılması karşılığında üç SDF esirinin serbest bırakıldığını bildirdi.

Bölgedeki sosyal medya siteleri de anlaşmanın uygulanması adımları kapsamında yeniden açılmaya hazırlık olarak Şeddadi ve Haseke arasındaki yolda mayınların infilak ettirilerek temizlendiği görüntülerini yaygın bir şekilde paylaştı.

Haseke Medya Merkezi, Suriye telekomünikasyon ağı Syriatel'in, ağın yeniden başlatılması için gerekli teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından, yaklaşık bir buçuk yıl süren kesintinin ardından Haseke kırsalındaki el-Hol ve Tel Barak beldelerinde yeniden faaliyete geçtiğini bildirdi.

SDG salı günü Haseke’nin güneyindeki cepheden çekilmeye başlarken, Suriye ordusu da iki taraf arasındaki anlaşma çerçevesinde şehrin çevresinden çekildi. Ordunun operasyon komutanlığından yapılan açıklamada ordunun çekildiği bölgelere iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca SDG’nin anlaşmayı uygulamaya kararlı olduğu ve olumlu adımlar attığı ifade edildi.

Operasyon Komutanlığı, bir sonraki adımı belirlemek için durumu izleyip değerlendirdiğini belirtirken, ABD merkezli internet sitesi Al-Monitor, üç kaynaktan sahada önemli hareketlilikler olduğunu, yani (Suriyeli olmayan) en az 100 PKK üyesinin Suriye topraklarından Irak-İran sınırındaki Kandil Dağları'ndaki PKK’nın ana üslerine geri döndüklerini aktardı.

Aynı habere göre   bu kişiler Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin kolaylaştırmasıyla nakledildiler. PKK üyelerinin Irak'a nakli, 22 Ocak’ta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile SDG Başkomutanı Mazlum Abdi arasında yapılan üst düzey toplantının ardından gerçekleşti.

bgrtfb
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil'de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile görüşürken (KDP)

Haberde Barzani’nin iki tarafı birbirine yaklaştırmada önemli bir rol oynadığı ve Abdi'yi bu adımın ‘güven inşa etmek’ için gerekli olduğuna ikna ettiği, Abdi’nin de bunu kabul ettiği belirtildi. Haseke'deki aktivistler, Suriye'deki PKK şubesinin fiili lideri olarak tanımlanan Bahoz Erdal’ın birkaç saat önce IKBY’ye gittiği bilgisini yaydı. Haberlere göre Bahoz Erdal, Suriye'de kalmaya devam ederlerse veya varılan anlaşmaları bozmaya çalışırlarsa uluslararası tarafların kendilerini hedef alacağına dair yapılan tehditler sonucunda bazı alt düzey liderlerle birlikte Suriye topraklarından ayrıldı. Bazı bilgilere göre güvenli geçiş garantisi söylemlerine rağmen, ilgili makamlardan operasyonun ayrıntıları veya koşulları hakkında herhangi bir resmi onay gelmemesine rağmen, ayrılışın tünellerden biri üzerinden gerçekleştiğini gösteriyor.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Suriye'nin birliğini desteklediğini ve Suriye'nin yanında olacağını, onu yalnız bırakmayacağını söyledi.

Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekilleriyle gerçekleşen toplantıda yaptığı konuşmada, Suriye'ye bakan herkesin vicdanlı bir şekilde baktığında tek bir gerçeği kabul edeceğini, onun da Suriye halkının en iyisini ve en güzelini hak ettiği olduğunu söyledi.

Suriye’ye vicdanlı bir şekilde bakan herkesin, Suriye halkının en iyisini ve en güzeli hak ettiği gerçeğini kabul edeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘tek ordu, tek devlet, tek Suriye’ temelinde 18 ve 30 Ocak anlaşmalarının tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendimiz için barış, güvenlik, istikrar, kalkınma ve refah dilediğimiz gibi, komşularımız ve tüm kardeş ülkelerimiz için de aynısını diliyoruz. En büyük dileğimiz, komşumuz Suriye'nin yaklaşık 14 yıldır özlemini çektiği istikrar, barış ve huzura bir an önce kavuşmasıdır. Aynı inancı paylaşan Suriyeli kardeşlerimizin birlik ve kardeşlik içinde omuz omuza parlak bir gelecek inşa etmelerini içtenlikle diliyoruz.”

Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün'ün Suriye konusunda Türkiye'nin endişelerini paylaşmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Ankara'nın Suriye'de barış için bu üç ülkeyle işbirliği yapacağını söyledi.

Türkiye'nin Suriye konusundaki tutumunun ilk günden beri net olduğunun altını çizen Erdoğan, “Arap, Türkmen, Kürt veya Alevi olsun, dökülen her damla kan ve akıtılan her gözyaşı kalbimizi parçalıyor. Suriye'de kaybedilen her can, bizim ruhumuzun bir parçasını kaybetmemiz anlamına geliyor” diye sözlerini sürdürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'ye vicdanlı bir şekilde bakan herkesin, Suriye halkının en iyisini ve en güzelini hak ettiği gerçeğini kabul edeceğini belirtti.

Suriye'de kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için yol haritasının netleştiğini belirten Cumhurbaşkanı, tarafların hatalarını tekrarlamamaları ve aşırı taleplerle süreci zehirlememeleri gerektiğini vurgulayarak, şiddetin daha fazla şiddet doğurduğunun unutulmaması gerektiğini kaydetti.

Suriye'nin kaynaklarını ve yer altı ve yer üstü zenginliklerini şehirlerin altında tüneller kazmak için harcamak yerine, tüm kesimlerin refahı için kullanma zamanının geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ülkesini bir an önce ilerletmek için gösterdiği samimi çabaların en yakın tanığı olduğunu açıkladı. Çiçek açan umutların yeniden sert bir kışa dönüşmeyeceğine olan güvenini dile getiren Erdoğan, “Her şeyden önce Türkiye bunun olmasına izin vermeyecek ve Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsiliyetini sağlayacağına ve etkili bir kalkınma planını hızla uygulayacağına inanıyorum” dedi.

Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu ve hakimiyetini genişletmeye çalışmadığını, diğer ülkeleri yeniden yapılandırma arzusunda olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aksine, biz içtenlikle kardeşlik istiyoruz ve barış diyoruz, birlikte gelişelim ve ortak geleceğimizi birlikte inşa edelim. Halep, Şam, Rakka, Haseke ve Kamışlı sevinçle dolana ve Kobani (Ayn el-Arab) çocuklarının yüzlerinde Deralı çocukların yüzlerinde olduğu gibi gülümsemeler parlayana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun terk etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de son dönemde yürütülen operasyonlar sırasında, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kızılay ve insani yardım kuruluşlarını harekete geçirmek için acil talimatlar verdiğini de sözlerine ekledi.


Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.