Yemen barış sürecinin hızlanması bekleniyor

Yemenliler, barışı sağlama ve darbeyi sona erdirme yönündeki adımların hızlandırılmasını umuyor

Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, üç hafta önce Sana'da Husi lider Mehdi el-Meşhet ile el sıkışmıştı (Reuters)
Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, üç hafta önce Sana'da Husi lider Mehdi el-Meşhet ile el sıkışmıştı (Reuters)
TT

Yemen barış sürecinin hızlanması bekleniyor

Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, üç hafta önce Sana'da Husi lider Mehdi el-Meşhet ile el sıkışmıştı (Reuters)
Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, üç hafta önce Sana'da Husi lider Mehdi el-Meşhet ile el sıkışmıştı (Reuters)

Yemen kamuoyunun Husilerin hilekarlığına ve İran rejiminin fırsatçılığına ilişkin endişelerine rağmen, Yemenli siyasetçiler nihai barışa yol açacak sürecin tamamlanması yönündeki adımların hızlandırılacağını umuyor.
Suudi Arabistan ile İran arasında bir anlaşmanın imzalanması gibi son zamanlarda kaydedilen bölgesel gelişmeler bu umutları yeşertiyor. Suudi ve Ummanlı arabulucuların önerdiği üzere, bu anlaşmanın Tahran’ın Husilere adil bir barışı kabul etmesi yönünde baskı yapması bekleniyor.
Bu ay Yemen'in başkenti Sana'da Husiler ile Suudi ve Umman heyetleri yoğun görüşmeler yürütmüştü. Müzakereler, ateşkesin kapsamlı hale getirilerek kalıcı hale getirilmesi için net bir yol haritasının geliştirildiğine işaret ediyor. Bu kapsama Yemenli memurların maaşlarında iyileştirmeye gidilmesi, şehirler arası geçişlerin açılması, limanlar üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, kalıcı bir barışa yol açacak müzakereler yönünde anlaşılması gibi hususların dahil olduğun düşünülüyor.
Ancak Husi liderlerin sosyal medyadaki paylaşımlarında görülen çelişkili mesajlar, anlaşma yönünde ciddi olmadıkları düşüncesine ve güven eksikliğine neden oluyor. Ancak İran’ın bu husustaki rolü ve bölgesel, uluslararası baskılar, Husileri çözüme zorlayabilir.
Şarku’l Avsat’ın Yemen kaynaklarından aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Umman'ın başkenti Maskat'ta Husilerin sözcüsü ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Abdusselam’ı ağırladı.
Abdusselam, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Bakan Abdullahiyan ile ulusal ve bölgesel düzeydeki gelişmeleri, Umman’ın Yemen’deki barış çabalarını başarıya ulaştırma çabalarını ve Filistin meselesindeki gelişmeleri görüştüğünü aktardı. İranlı Bakan ise ülkesinin siyasi gruplar arasında kapsamlı bir ateşkes ve anlayışa varılması yönündeki her türlü girişimi memnuniyetle karşıladığını söyledi.
Suudi Dışişleri Bakanlığı daha önceki açıklamasında, Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed el-Cabir başkanlığındaki Suudi ekibin Sana'da bir dizi toplantı düzenlediğini bildirmişti. Toplantılarda Yemen'deki insani durum, tüm mahkumların serbest bırakılması, ateşkes, aynı zamanda kapsamlı bir siyasi çözümle ilgili birçok konuda derinlemesine tartışmalar kaydedilmişti.
Toplantılarda ‘iyimser ve olumlu bir atmosferde şeffaflıkla’ ilerlendiği belirtilmişti. Söz konusu açıklamada, “Daha fazla tartışma ihtiyacı göz önüne alındığında, bu toplantılar mümkün olan en kısa süre içerisinde tamamlanacak, tüm Yemenli taraflarca kabul edilebilir kapsamlı ve sürdürülebilir bir siyasi çözüme yol açacaktır” ifadeleri yer aldı.
Yemenli akademisyen Faris el-Beyl, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplumun daha önceki çabalarına yönelik monotonluk ve tökezlemenin ardından barış yollarının açılmaya başladığı farklı ve daha hayati bir aşamadan bahsediyor. Aynı zamanda şöyle ekliyor:
“Yemen’de kırılgan bir barış seçeneği mevcut. BM, taraflar ikna olduğunda, tükendiklerinde ve çatışmada nihayete ulaştıklarında barışın gerçekleşeceğine, ancak bunun kısa vadede olmayacağına inandı. Zirâ barışın inşasına yönelik araçlar ve algılar kısa, geçici ve zayıf. Sorunun kökenine inilmediği taktirde sürdürülebilir bir barış vizyonuna da ulaşılamaz. Bölgede gerginliğin hafiflediğine, Suudi-İran ilişkilerinin yeni bir aşamaya geçtiğine göre, dönüşümün ilk şartı Yemen'de gerçek barışın tesisidir. Suudi Arabistan, bu ilerleyişin Yemen'de gerçek bir barışın sağlanması gibi birçok fayda sağlayacağının farkında olmadıkça, bu ilişkide ileri yönde adımlar atmadı. Nitekim savaşın ve ateşin anahtarı İran'da. Yeni ilişki, İran'ın Yemen'de farklı bir rol oynamasını gerektiriyor. Şimdiye kadar Husi milislerin bazı dosyalardaki söylemlerinde görülen olumlu değişimde bunun işaretleri mevcut. Yemen'de barış beklediğimizden, planladığımızdan daha hızlı gerçekleşebilir. Oyunun ayrıntıları net. İran, düşmanlık ve sistematik yıkımdan barışa, çıkarlar ilişkisine, istikrara ve müdahale etmeme durumuna geçmek istediği taktirde ellerini Husilerden çekecektir. Husiler ise kendilerini Yemen’in değerleri ile karşı karşıya bulacak. Ya siyasi açıdan Yemen'in ulusallığının içine işleyecek, mezhepçiliğin, İrancılığın, ırkçılığın ve şiddetin kıyafetini üzerinden çıkaracak, ya da ulusal temeli kuramadığı için tükenip yok olacak. Dolayısıyla Husiler şuan ciddi bir dönüşüm geçirme veya yok olma seçenekleri arasında.”
Yemen'in Suudi Arabistan'ın çabalarıyla hızlıca barışa ulaşacağı umudunu dile getiren Beyl, şöyle ekliyor:
“Suudi Arabistan, Yemenlilerin çektikleri sıkıntıların ardından, kapsamlı, ciddi ve adil bir barışa ulaşmaktan başka bir çare olmadığının farkında. Böylece ülke istikrara kavuşana kadar geçiş döneminde katılım ve mutabakatla istikrarlı bir Yemen devleti oluşturulabilir. Şimdiye kadar bu değişim ve çabalar ışığında Yemenlilere barışın yakın olduğu söylenebilir. Husi milisleri tarafından kurulan düğümlerin ve tuzakların çoğu, uzun bir uzlaşmazlığın ardından hızla buharlaşıyor. Belirleyici bir son turun Yemen'in kaderini belirleyeceği söylenebilir.”
Yemenli siyasi analist ve gazeteci Mahmud et-Tahir, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “İran, Husilere barış çağrılarıyla ilgilenmeleri için direktifler verdi. Suudi Arabistan ve Umman heyetlerinin Sana'da karşılanması gibi olumlu etkileşimler, Husilerin bu çağrıları ve uluslararası hamleleri ciddiye almaları halinde barışa yol açabilecek direktifleri uyguladıklarını gösteriyor” ifadelerine başvuruyor.
Yemen krizi dosyasındaki durgun suların hareketlenme olasılığına ilişkin iyimserliğini gizlemeyen Tahir, ancak Husilerin uzlaşmazlığı açısından bu yılın istisnai bir yıl olmayacağı inancını da dile getiriyor.
Aynı zamanda, “Bilhassa barış çağrılarının kendisine teslimiyet anlamına geldiğini düşünen, müzakere koşullarını artıran Husi liderliğinin açıklamaları ardından, bu müzakerelerden ancak kısa süreli bir ateşkes ilanının çıkabileceğini söyleyebiliriz. Suudi Arabistan'ın şuan sarf ettiği çabalar, karanlıkta bir ışık huzmesi değerinde. Bu fırsatı boşa harcamamak için nasıl kullanacağımız çok önemli. Umudun acıya dönüşmemesini, tüm taraflar için adil ve kapsamlı bir barış olmasını sağlamalıyız” açıklamalarında bulunuyor.
Suudi Arabistan'ın 2021'in başlarında başlattığı bu çabalar ışığında iki senaryo bekleniyor. Çeşitli zorluklar ve güçlükler nedeniyle bu çabaların uzaması, ardından ise Yemen hükümeti ve Husiler arasında üzerinde anlaşmaya varılan bir çerçeveye ulaşılması ilk senaryoyu temsil ediyor. Bunun için Husilerin Humeyni devleti fikrinden vazgeçmesi, Yemen siyasi durumunun bir parçası olmayı kabul etmesi gerekiyor.
Tahir, ikinci senaryo hakkında ise “Husilerin uzlaşmazlığı ve müzakere koşullarını yükseltmeye devam etmesi neticesinde müzakereler başarısızlıkla sonuçlanabilir. Bu da gerçek bir savaşa girilmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullanıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.