Çin, Ukrayna’ya barış getirebilecek mi?

Batılı güçler, Şi’nin Zelenskiy ile yaptığı telefon görüşmesine temkinli bir iyimserlikle yaklaşırken, Brüksel bunu ‘çoktan atılması gereken önemli bir ilk adım’ olarak nitelendiriyor.

Zelenskiy: Ukrayna ve Çin, devletlerin egemenliğinin gücü ve toprak bütünlüğüyle eşit derecede ilgileniyor (AFP)
Zelenskiy: Ukrayna ve Çin, devletlerin egemenliğinin gücü ve toprak bütünlüğüyle eşit derecede ilgileniyor (AFP)
TT

Çin, Ukrayna’ya barış getirebilecek mi?

Zelenskiy: Ukrayna ve Çin, devletlerin egemenliğinin gücü ve toprak bütünlüğüyle eşit derecede ilgileniyor (AFP)
Zelenskiy: Ukrayna ve Çin, devletlerin egemenliğinin gücü ve toprak bütünlüğüyle eşit derecede ilgileniyor (AFP)

Pekin, Ukrayna'dan Ortadoğu'ya, dünya krizlerinin çözümünde öncü role sahip bir arabulucu olarak kendini öne çırakıyor. Şi Cinping'in çarşamba günü Vladimir Zelenskiy ile yaptığı telefon görüşmesi, Pekin'in stratejik müttefiki Rusya'nın 2022'nin başlarında Ukrayna'ya saldırmasından bu yana Çin ve Ukrayna devlet başkanları arasındaki ilk temas oldu.
İşte Çin'in Ukrayna ile ilgili diplomatik beklentileri ve planları hakkında bazı önemli soruların yanıtları:

- Çin ne öneriyor?
Şi, Zelenskiy’e Çin’in ‘esas tutumunun barış görüşmelerini desteklemek olduğunu’ söyledi ve ‘siyasi bir çözüm’ bulunmasına yardımcı olmak üzere Ukrayna’ya bir heyet gönderme sözü verdi. Heyete, 2009-2019 yılları arasında Çin'in Moskova Büyükelçiliği’ni üstlenen Li Hui başkanlık edecek. Ancak bu göreve Li’nin seçilmesi birtakım soruları gündeme getirdi. Zira Li’ye zamanında Moskova'dan ayrılmadan önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından ‘Dostluk Nişanı’ takdim edilmişti.
Çin devlet medyası o dönem nişanın ‘şahsına yönelik bir onurlandırma nişanesi olmakla kalmayıp, aynı zamanda Rus ve Çin halkları arasındaki dostluğun da bir temsili olduğunu’ ifade etmişti.
Söz konusu görüşmeden önce geçtiğimiz şubat ayında Pekin, Ukrayna ile ilgili diyalog başlatma ve tüm ülkelerin toprak egemenliğine saygı duyma çağrısında bulunan 12 maddelik bir bildiri yayınlamıştı.
Batı, Zelenskiy'i Şi ile görüşmelere açık olacağını söylemeye teşvik etse de, bu öneriyi belirsiz bir içeriğe sahip olduğu gerekçesiyle eleştirmişti.
Dün Singapur Ulusal Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Ja Ian Chong, telefon görüşmesinin ‘en üst düzey seviyelerde yeniden temas kurulmasını sağladığı için ileriye doğru olumlu bir adım olduğunu, ancak hala başlangıç adımı sayıldığını’ söyledi. Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Ja Ian Chong,  “Herhangi bir somut ilerleme için (Çin'in) Rusya'yı kendini dizginlemeye ikna etmesi gerek” dedi.

- Neden şimdi?
Çarşamba günkü telefon görüşmesi, Çin'in 3 yıllık yeni tip koronavirüs (Kovid-19) izolasyonunun ardından Avrupa ile gergin ilişkilerini yeniden düzenlemeyi amaçlayan diplomatik çabalarının akabinde gerçekleşti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen bu ayın başlarında Çin'i ziyaret etmişti.
Macron, gezisinin bitiminden önce gazetecilere, Batı tarafından desteklenen demokratik Tayvan için Pekin ile Washington arasında devam eden savaşa Avrupa'nın karışmaması gerektiğini söyleyerek tartışmalara yol açmıştı.
Analist Bill Bishop, Çin odaklı Sinocism haber bülteninde, Pekin'in ‘Avrupa Birliği’nde (AB) Çin'e karşı olan bazı sert sesleri yumuşatmak’ için Ukrayna ile yakınlaşmaya istekli olduğunun sinyallerini veriyor olabileceğini yazdı. Ayrıca, ‘AB ile ABD arasına biraz mesafe koymaya’ çalışıyor olabileceğini de belirtti.
Öte yandan Çin hükümeti, diğer uluslararası krizlerde de kendisini arabulucu olarak takdim etmiş ve geçen ay şaşırtıcı bir şekilde Ortadoğu'da birbirine düşman olan Suudi Arabistan ve İran'ı yakınlaştırmayı başarmıştı.
Başka bir iddialı teklifte daha bulunan Pekin, İsrail ile Filistinliler arasındaki müzakereleri kolaylaştırmaya yardım etme arzusunu dile getirdi.

- Çin'in Rusya ile ne gibi bağları var?
Çin, Ukrayna savaşında kendisini tarafsız olarak konumlandırıyor.
Ancak Çin ve Rusya, son yıllarda ekonomik iş birliklerini ve diplomatik temaslarını hızlandırdı ve ortaklıkları Ukrayna savaşından bu yana daha da yakınlaştı.
Pekin, Moskova'yı Ukrayna’ya yaptığı işgal girişimi nedeniyle kınamayı reddetmiş ve çatışmayı bir ‘kriz’ olarak nitelendirmişti. Buna ek olarak Şi ve Putin, mart ayında Moskova'da yaptıkları bir toplantıda ikili ilişkilerin ‘yeni bir döneme’ girdiğini duyurmuşlardı.
Analistler, Çin'in Rusya ile ilişkilerde baskın taraf olduğunu ve Moskova'nın uluslararası yalnızlığı derinleştikçe Çin’in Rusya üzerindeki nüfuzunun arttığını söylüyorlar.

- Dünya nasıl tepki veriyor?
Zelenskiy, bu telefon görüşmesinin ve Ukrayna'nın Çin'e büyükelçi atamasının iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘gelişmesine güçlü bir ivme’ kazandırdığını söyledi.
Zelenskiy, Rusya ile içinde bulunulan savaşta Çin'in nüfuzunu kullanabileceğine dair iyimserliğini dile getirdi. Çarşamba gecesi görüşmeden sonra yayınlanan günlük videolu açıklamasında Zelenskiy, “Barışın üzerine inşa edilmesi gereken ilke ve kuralların gücünü yeniden sağlamak için Çin'in siyasi nüfuzunu kullanma fırsatı var” dedi.
Zelenskiy açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Ukrayna ve Çin'in yanı sıra dünyanın büyük çoğunluğu, devletlerin egemenliğinin gücü ve toprak bütünlüğüyle eşit derecede ilgileniyor (...) Tabii ki, konuşmamızın önemli bir kısmı, adil bir barışı yeniden tesis etmenin yollarına ilişkin görüşlerimizden oluşuyordu. Ukrayna’nın barış formülünü ve spesifik noktalarını sundum. İletişimimizi sürdürme konusunda anlaştık.”
Görüşme sırasında Şi, ihtilafın siyasi çözümüne ilişkin tüm taraflarla görüş alışverişinde bulunmak üzere Ukrayna ve diğer ülkelere özel bir elçi göndermeyi planladığını açıkladı.
Çin devlet medyası, Şi’nin Ukrayna savaşındaki nükleer tırmanışa karşı güçlü bir uyarıda bulunduğunu ve ilgili tüm tarafları itidalli olmaya çağırdığını bildirdi. Şi, “Nükleer savaşın kazananı olmaz” dedi.
Batılı güçler görüşmeye temkinli bir iyimserlikle yaklaştı. AB ise Çin'i Rusya üzerinde nüfuzunu kullanmaya çağırırken bunu ‘çoktan atılması gereken önemli bir ilk adım’ olarak nitelendirdi.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, telefon görüşmesini memnuniyetle karşılamakla birlikte “Ancak görüşme, Çin'in Rusya'nın Ukrayna'yı yasa dışı işgalini kınama konusundaki isteksizliğinde hiçbir şeyi değiştirmedi” yorumunu yaptı. Buna ek olarak ‘barış müzakerelerinin şartlarına ve hangi şekilde olabileceğine karar vermenin Ukrayna'ya kaldığını’ söyledi.
Stoltenberg konuşmasını sonlandırırken “Ukrayna'nın kendisini egemen ve bağımsız bir devlet olarak göstermesine izin veren barışçıl, müzakere edilmiş bir çözüm istiyorsak, bunu başarmanın en iyi yolu, tıpkı NATO ülkelerinin yaptığı gibi, Ukrayna'ya askeri destek sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Fransız Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkili, Paris'in ‘çatışmanın çözümüne katkıda bulunabilecek’ ve ‘Kiev'in temel çıkarlarından’ ve uluslararası hukuk ilkelerinden ayrılmayacak ‘tüm diyalogları teşvik ettiğini’ söyledi.
ABD de telefon görüşmesini memnuniyetle karşıladı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby bunu ‘iyi bir şey’ olarak nitelendirdi.
Ancak John Kirby, “Bence, bunun barışa doğru anlamlı bir hareket ya da bir plan veya öneri ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağını henüz bilmiyoruz” dedi.
Kirby “Uzun zamandır bu savaşın bitmesini istediğimizi söylüyoruz. Putin giderse savaş hemen bitebilir. Ancak ufukta böyle bir şey gözükmüyor” dedi.
Kirby “Müzakere edilmiş bir barış olacaksa, bu, Başkan Zelenskiy buna hazır olduğunda olmalı” ifadelerini kullanarak ABD'nin ‘sürdürülebilir ve güvenilir olduğu sürece adil bir barışa ulaşmak için her türlü çabayı’ memnuniyetle karşılayacağına işaret etti. ABD'nin telefon görüşmesi hakkında önceden bilgisi olmadığını ve bunu beklemediğini söyledi ve “Onlar iki egemen devletin liderleri. Konuşmalarından memnunuz” diye ekledi.
Moskova’ya gelince, Kremlin de Ukrayna'daki çatışmaya son vermeye yönelik her türlü girişimi memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov gazetecilere verdiği demeçte, “Ukrayna'daki çatışmayı sona erdirecek ve Rusya'nın hedeflerine ulaşmayı sağlayacak her şeyi memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

- Çin bir barış aracısı olabilir mi?
Şi’nin Putin ile ‘sınırsız dostluğu’, Çin liderinin tarafsızlığı konusunda soru işaretleri uyandırıyor. Nitekim Beyaz Saray, Çin'in müdahalesinin ‘anlamlı bir barış hareketi veya bir plan ya da öneri’ ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağının hala belirsiz olduğunu söyledi.
Sidney’de yaşayan Çinli eski diplomat Han Yang, çarşamba günü Twitter hesabından yaptığı bir paylaşımda “Şi ‘nükleer savaşta kazanan yoktur’ ifadesiyle aslında Zelenskiy'e Putin'in toprak taleplerini kabul etmesi için baskı yapıyordu: Müzakereye başlamazsanız Rusya'nın bomba atma ihtimali var ve bu sizin üzerinize düşecek” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Chong, Çin'in çabaları bir anlaşmaya varılmasına yardımcı olursa, ‘bu, Pekin'in yapıcı bir küresel rol oynama becerisini gösterecek ve belki de Şi'nin küresel bir lider olarak rolünü önce çıkarmış olacak” dedi.



Hindistan ve Pakistan, denizdeki çarpışmanın ardından karşılıklı suçlamalarda bulundu

Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)
Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)
TT

Hindistan ve Pakistan, denizdeki çarpışmanın ardından karşılıklı suçlamalarda bulundu

Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)
Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)

Hindistan ve Pakistan, iki ülkenin donanmalarına ait gemilerin denizde çarpışmasının ardından dün karşılıklı suçlamalarda bulundu. Taraflar ayrıca birbirlerinin maslahatgüzarlarını çağırarak resmî protestolarını iletti.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, olayın salı günü Pakistan donanmasının kendi münhasır ekonomik bölgesinde devriye tatbikatı gerçekleştirdiği sırada meydana geldiğini açıkladı.

Yeni Delhi ise çarpışmanın uluslararası sularda gerçekleştiğini ve ciddi bir hasara yol açmadığını belirtti.

Hintli bir yetkili, olayın salı günü geç saatlerde Umman Denizi’nin kuzeyinde meydana geldiğini söyledi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre  yetkili yaptığı açıklamada, “Pakistan donanmasına ait bir gemi, rutin gözetleme görevi yürüten Hindistan savaş gemisine çok yüksek hızla yaklaştı ve profesyonellikten uzak ve güvensiz manevralar yaptı” dedi.

İslamabad ise buna karşılık, Hint gemisinin Pakistan donanmasına ait gemiye yakın mesafede “düşmanca manevralar” yaptığını ve bunun iki geminin çarpışmasına yol açtığını bildirdi.

İki ülke de karşı tarafın maslahatgüzarını çağırdı.

Hindistan Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Pakistan maslahatgüzarına, “Pakistan deniz unsurlarının kabul edilemez ve profesyonellikten uzak davranışları nedeniyle, Hindistan donanmasına ait bir unsura çarpmasına yol açan eylemlerine karşı sert bir protesto” iletildi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı ise Hindistan temsilcisinden, İslamabad’ın “bu düşmanca Hindistan eylemini şiddetle reddettiği” mesajını iletmesini istedi.

Bakanlık ayrıca uluslararası topluma, Hindistan’ı “düşmanca” yaklaşımından vazgeçmeye ve Güney Asya’da istikrarsızlığa yol açabilecek adımlardan kaçınmaya çağırması yönünde çağrıda bulundu.

Nükleer silahlara sahip iki rakip ülke Hindistan ve Pakistan arasında uzun süredir karşılıklı güvensizlik hâkim. İki ülke, 1947’de bağımsızlıklarını kazanmalarından bu yana, özellikle her iki tarafın da egemenlik iddiasında bulunduğu Müslüman çoğunluklu Keşmir bölgesi nedeniyle birçok kez savaştı.

İki ülke ayrıca uzun ve ağır tahkim edilmiş sınırları boyunca on binlerce asker konuşlandırıyor.

Mayıs 2025’te ise Keşmir’de çoğu Hindu olmak üzere 20’den fazla turistin silahlı kişiler tarafından öldürülmesinin ardından dört gün süren kanlı bir çatışma yaşandı.

Yeni Delhi saldırıdan İslamabad’ı sorumlu tutarken, Pakistan bu suçlamayı reddetti.


Filipinler Eski Devlet Başkanı Duterte, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)
Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)
TT

Filipinler Eski Devlet Başkanı Duterte, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)
Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, binlerce kişinin ölümüne yol açan "uyuşturucu savaşı" kapsamında yöneltilen suçlamalar nedeniyle bugün ilk kez şahsen Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) karşısına çıktı.

81 yaşındaki eski devlet başkanı, daha önce Lahey'deki ilk duruşmasına video konferans yoluyla katılmış, ancak o tarihten bu yana sağlık durumunun kötüleştiğini belirten savunma ekibinin gerekçesiyle çok sayıda duruşmaya katılmamıştı.

Duterte, duruşmaya kravat takmadan koyu renk takım elbise ve beyaz gömlekle katıldı. Yüz ifadesi ciddi olan Duterte, duruşmanın başlaması sırasında çenesini ellerinin üzerine dayadı.

Başkan hâkim Joanna Korner, Duterte'nin mahkeme karşısına ilk kez şahsen çıktığına dikkat çekerek, sanığın hâkim heyetinden izin almasına gerek olmadan istediği zaman salondan ayrılabileceğini belirtti.

Duterte, 2013-2018 yılları arasında uyuşturucu kullanıcıları ve satıcılarına yönelik yürüttüğü kampanya sırasında en az 76 kişinin öldürülmesine karışmakla suçlanıyor. Eski devlet başkanı hakkında insanlığa karşı suç işlemekten üç ayrı suçlama bulunuyor.

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin savunma ekibi, 16 Eylül 2026'da Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirilen ön duruşma sırasında (AP)
Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin savunma ekibi, 16 Eylül 2026'da Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirilen ön duruşma sırasında (AP)

Duterte, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi dünyanın en ağır suçlarını işleyen kişileri yargılayan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanan ilk eski Asya devlet başkanı olma özelliğini taşıyor.

Korner, davanın görülmeye başlanması için 30 Kasım tarihini belirledi. Duruşmanın aylar, hatta yıllar sürmesi bekleniyor.

Bugünkü oturumda davanın mevcut durumu ile usule ve yargılamanın organizasyonuna ilişkin ayrıntılar ele alındı.

Savunma ve iddia makamı, sunulan delillerin kapsamı konusunda da tartıştı. Savcılık, dosyada yaklaşık 15 bin delil bulunduğunu belirtirken, savunma bu sayının 62 binden fazla belgeye ulaştığını öne sürdü.

Duterte'nin avukatı Peter Haynes, "Bu çok büyük bir hacim. Bu imkânsız" diyerek, duruşma başlamadan önce bu kadar çok belgeyi inceleme şanslarının bulunmadığını söyledi.

Haynes, "Davanın mevcut durumu kaotik. Müvekkilim daha genç ve sağlığı daha iyi olsaydı, sizden duruşmayı altı ay ertelemenizi isterdim. Ama öyle değil" ifadelerini kullandı.

Hâkim Korner, savcılığın çok sayıda belge sunmasını eleştirerek taraflardan dava dosyasının kapsamını daraltmak için birlikte çalışmalarını istedi.

Duterte'nin Mart 2025'te tutuklanmasından bu yana mahkemede yaptığı tek görünüm, ilk duruşmaya video konferans yoluyla katılması olmuştu. O oturumda Duterte'nin kafasının karışık ve yorgun göründüğü, sesinin ise güçlükle duyulduğu belirtilmişti.

Savunma ekibi, Duterte'nin yargılamayı takip edebilecek zihinsel yeterliliğe sahip olmadığını ve sağlık durumunun giderek kötüleştiğini savunuyor.

Uyuşturucuyla mücadele savaşı mağdurlarının yakınları, eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasının canlı yayınını izlerken slogan attı; Filipinler'in Quezon kentinde, 16 Eylül 2026 (Reuters).
Uyuşturucuyla mücadele savaşı mağdurlarının yakınları, eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasının canlı yayınını izlerken slogan attı; Filipinler'in Quezon kentinde, 16 Eylül 2026 (Reuters).

Mağdur yakınları gelişmeyi memnuniyetle karşıladı

Duterte'nin uyuşturucuyla mücadele kampanyasında hayatını kaybeden bazı kişilerin yakınları, eski devlet başkanının mahkeme karşısına şahsen çıkmasını memnuniyetle karşıladı.

Duterte'nin devlet başkanı olduğu dönemde Ağustos 2017'de polis tarafından öldürülen Kian delos Santos'un 48 yaşındaki amcası Randy delos Santos, "Elbette artık şahsen katılabildiği için çok mutluyuz" dedi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Delos Santos yaptığı açıklamada, Duterte'yi fiziksel olarak iyi durumda görmelerinin, mağdurların uzun süredir beklediği adaleti sağlayacak sürecin başlangıcı olabileceğini düşündürdüğünü belirterek, sağlığının duruşmaların hızlanmasına yardımcı olmasını umduklarını söyledi.

Duterte'nin avukatları salı günü yayımlanan bir dilekçede, müvekkilinin "yeni bilgileri muhafaza etmesini ve anıları güvenilir şekilde hatırlamasını engelleyen ciddi bir hafıza bozukluğu" yaşadığını belirtti.

Hâkimler Duterte'nin yargılanmaya zihinsel açıdan uygun olup olmadığını değerlendiriyor. Mahkeme, üç uzmana Duterte hakkında tıbbi değerlendirme yapmaları talimatını verdi.

Değerlendirme raporu kamuoyuna açıklanmadı. Ancak Duterte'nin savunma ekibi rapordaki tıbbi bulgulara atıfta bulundu. Savunmaya göre testler, Duterte'nin 2007 veya 2008 yılında yaşadığını düşündüğünü, kendisini 84 veya 85 yaşında sandığını ve mevcut ABD başkanının adını hatırlayamadığını ortaya koydu.

Şubat ayında yapılan duruşmalarda savcılık, Duterte'yi önce Davao belediye başkanı olduğu dönemde, ardından devlet başkanlığı sırasında uyuşturucu satıcısı veya kullanıcısı olduğundan şüphelenilen binlerce kişinin öldürülmesinden sorumlu olmakla suçladı.

Savcı Julian Nicholls, savunmasının sonunda Duterte'nin "on yıllar boyunca kendi halkını, Filipinler'in çocuklarını öldürdüğünü ve bütün bunları ülkesi için yaptığını iddia ettiğini" söyledi.

Duterte'nin devlet başkanı olmadan önce belediye başkanlığını yaptığı Davao'ya atıfta bulunan Nicholls, "Kendisinin kurduğu bir suikast timini Davao'da yönetiyordu" iddiasında bulundu.

Duterte'nin uyuşturucuyla mücadele kampanyası sırasında hayatını kaybedenlerin gerçek sayısının binlerle ifade edildiği tahmin ediliyor. Mağdur avukatları, kapsamlı bir yargılamanın daha fazla ailenin başvuruda bulunmasını teşvik edebileceğini belirtiyor.

Duterte'nin avukatı Nicholas Kaufman, şubat ayında mahkemeye yaptığı açıklamada müvekkilinin suçsuzluğu konusunda "tamamen kararlı" olduğunu söylemişti.

Kaufman, UCM hâkimlerine sunduğu savunmada Duterte hakkındaki delillerin "kesinlikle yetersiz" olduğunu ve suçlamaların "açıkça yersiz ve siyasi saiklerle yöneltilmiş" bulunduğunu savunmuştu.

Duterte, sert suçla mücadele politikası nedeniyle çok sayıda kişinin desteğini aldığı Filipinler'de hâlâ geniş bir tabana sahip.


Endonezya'da feribot kazası: Kötü hava koşulları kaybolan 129 kişiyi arama çalışmalarını aksatıyor

Arama kurtarma ekipleri, 'Virgo Transport 8' feribotunun kurbanlarından birinin cansız bedeninin bulunduğu ceset torbasını sedyeyle taşıyor. (AFP)
Arama kurtarma ekipleri, 'Virgo Transport 8' feribotunun kurbanlarından birinin cansız bedeninin bulunduğu ceset torbasını sedyeyle taşıyor. (AFP)
TT

Endonezya'da feribot kazası: Kötü hava koşulları kaybolan 129 kişiyi arama çalışmalarını aksatıyor

Arama kurtarma ekipleri, 'Virgo Transport 8' feribotunun kurbanlarından birinin cansız bedeninin bulunduğu ceset torbasını sedyeyle taşıyor. (AFP)
Arama kurtarma ekipleri, 'Virgo Transport 8' feribotunun kurbanlarından birinin cansız bedeninin bulunduğu ceset torbasını sedyeyle taşıyor. (AFP)

Endonezya arama kurtarma ekipleri, Cava Denizi'nde bir feribotun batması sonucu en az 6 kişinin hayatını kaybettiği kazada kaybolan 129 kişiyi arama çalışmalarına bugün yeniden başladı.

"Virgo Transport 8" adlı feribot, cumartesi günü Cava Adası'nın doğusundaki Surabaya kentinden Borneo Adası'ndaki Banjarmasin'e gitmek üzere hareket ettiğinde araçta 213 yolcu ve 30 mürettebat bulunuyordu.

Ulusal Arama ve Kurtarma Ajansı Başkanı Muhammed Şafi, bugün yaptığı açıklamada 6 kişinin hayatını kaybettiğini teyit ederken, 108 kişinin kurtarıldığını ve 129 kişinin halen kayıp olduğunu belirtti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına Şafi, arama çalışmalarına katılmak üzere savaş gemileri de dahil olmak üzere 17 gemi ve 5 uçağın sevk edildiğini bildirdi.

Şafi, "Belirlediğimiz altı sektörde arama çalışmalarını yoğunlaştıracağız; su yüzeyinde bulunan kurbanların tespitine öncelik vereceğiz" dedi. Ayrıca arama kurtarma ekiplerinin batan feribotun enkaz yerini tespit ettiğini, batan teknenin içinde ve çevresinde arama yapmak üzere dalgıçlar ile insansız su altı araçlarının devreye sokulacağını ifade etti.

Reuters'ın haberine göre Şafi, yüksek dalgalar ve şiddetli rüzgârın yol açtığı olumsuz deniz koşullarının bugünkü arama çalışmalarını zorlaştırdığını belirtti.

Ulaştırma Bakanı Dudy Purwagandhi ise bugün düzenlediği basın toplantısında; kötü hava koşulları ve yüksekliği 2,5 metreyi aşan dalgalar nedeniyle alabora olarak batan feribotun aşırı yüklü olmadığını, yolcu sayısının 500 kişilik azami kapasitenin altında olduğunu açıkladı.

17 binden fazla adadan oluşan ve deniz ulaşımına son derece bağımlı olan Endonezya'da, güvenlik standartlarına uyulmaması ve elverişsiz hava koşulları nedeniyle deniz kazalarına sıkça rastlanıyor.

Öte yandan geçen pazartesi günü, Cava Adası'nın batısındaki Anak Krakatoa yanardağı yakınlarında 8 kişiyi taşıyan bir sürat teknesi ile temas kesildi. Yanardağ patlamasını takip etmek üzere bölgeye gönderilen 5 gazetecinin de aralarında bulunduğu yolcuları arama çalışmaları devam ediyor.