İran silahları ve Husilerin hırsı olası Yemen barışını tehdit ediyor

Uzmanlar: Suudi Arabistan'ın krizi çözme yaklaşımı, uluslararası çabaların başarısındaki en önemli faktörlerden biri

İran’dan Husilere götürülmek üzere yola çıkan silahlar, Umman Körfezi'nde ele geçirildi (ABD Donanması)
İran’dan Husilere götürülmek üzere yola çıkan silahlar, Umman Körfezi'nde ele geçirildi (ABD Donanması)
TT

İran silahları ve Husilerin hırsı olası Yemen barışını tehdit ediyor

İran’dan Husilere götürülmek üzere yola çıkan silahlar, Umman Körfezi'nde ele geçirildi (ABD Donanması)
İran’dan Husilere götürülmek üzere yola çıkan silahlar, Umman Körfezi'nde ele geçirildi (ABD Donanması)

Yemen'de barışın sağlanması için farklı düzeylerde birçok çaba sarf edilirken, İran'dan Husilere silah ve uyuşturucu sevkiyatı akmaya devam ediyor. Araştırmacılara ve uluslararası düşünce kuruluşlarına göre bu durum, olası Yemen barışına yönelik tehditlerini artıran bir faktör.
ABD Donanması, geçtiğimiz hafta ele geçirdiği uyuşturucu sevkiyatının nereye gideceğini açıklamasa da Yemen hükümeti bu ayın başlarında el koyulan başka bir sevkiyatın Husilere giderken ele geçirildiğini duyurmuştu.
Bu tür operasyonlar, uzmanları Yemen sahnesinde olan biteni okurken daha dikkatli olmaya itiyor. İyimserler, bazı siyasi mesajların sahada tercüme edilmesinin zamana ihtiyaç duyabileceğinde ısrar ederken, diğerleri el koyulan sevkiyatları bir karamsarlık işareti olarak görüyor.
Yemen Sahil Güvenlik ve emniyet güçleri, el-Mehra ilinde 3 ton kenevir ve 173 kilo şabu, kristal (meth) ve eroin olmak üzere büyük miktarda uyuşturucu ele geçirdiler. Bu arada ABD Donanması, Umman Körfezi'nde Yemen açıklarında, bir İran balıkçı teknesinde 42 milyon dolar değerinde uyuşturucu ele geçirildiğini duyurdu.
Geçtiğimiz yıllarda gerek Yemen açıklarında denizde gerekse Yemen toprakları içinde birçok kez İran’dan Husilere giden uyuşturucu ve silah sevkiyatlarına el konuldu. Operasyonlar, ABD ve İngiltere donanmaları, Yemen Sahil Güvenlik ve emniyet birimlerce gerçekleştirildi.
Bu olaylar, İran rejiminin geçtiğimiz ay Çin’in arabuluculuğunda Suudi Arabistan ile imzaladığı anlaşmaya rağmen Yemen'deki Husi darbecilerin desteklemeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Suudi Arabistan ile İran arasında yapılan anlaşma, İran’ın bölgenin güvenliğini tehdit eden uygulamalarından zarar gören Yemen başta olmak üzere bölgede barışın bir işareti olarak görüldü.
İranlı yetkililer, Yemen'deki savaşa barışçıl bir çözüm bulunmasını desteklediklerini birçok kez vurguladılar. Son olarak İran Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Yemen’deki krize yönelik bir çözümü desteklediklerini vurguladılar. Bu çözümün, ulusal bir hükümetin kurulmasını ve siyasi bir sürecin başlatılmasını gerektiriyor.

Silah yığını
Amerikan Girişimcilik Enstitüsü (American Enterprise Institute/AEI) İran’ın Husilere yönelik silah sevkiyatlarının tamamen durdurulmasının, yalnızca bu silahların Husiler tarafından yığınak yapıldığını göstermediğini, daha ziyade büyük miktarda silah stoku yapılmış olabileceğini gösterdiğini, bunun da onları bölgesel bir güvenlik sorunu haline getirdiğine işaret etti.
İran’ın savaş sırasında Husilere verdiği desteği güçlendirdiğini ve Rusya'nın şu an Ukrayna'da kullanmakta olduğu İHA'ları Yemen’de savaş sahasında test ettiğini aktaran AEI, bunun İran’ın bundan vazgeçmeyeceği ve Yemen'deki İranlı askeri eğitmenlerin ve danışmanların herhangi bir uyarıda bulunmadan bölgesel saldırılar başlatabilecekleri anlamına geldiğini vurguladı.
AEI, Husilerin bölgenin güvenliğine, istikrarına ve ABD'nin çıkarlarına yönelik tehdidinin müzakere edilmiş bir anlaşmayla değiştirilmeyecek bir gerçek haline geldiğinin altını çizerek, krizi temelden çözmeden Husilerle yapılacak herhangi bir anlaşmanın, onları tüm ülkeyi kontrol etmeleri gibi uzun vadeli stratejik hedeflerinden vazgeçirmeye yetmeyeceği konusunda uyardı.
AEI ​​Yemen Uzmanı Katherine Zimmerman, Yemenli tarafların Husiler karşısında anlaşmazlık yaşamasının muhalefet cephesini bölünmüş halde kalmaya ittiğini ve bunun da diğer tarafların varlığı göz ardı edilerek iç iktidar mücadelelerini yönettiğini belirtti.

Uzlaşının tetikleyicileri
Bölgesel ve uluslararası kuruluşlarda Ortadoğu ve Yemen meselelerinde uzman araştırmacılar, Yemen'deki barış planının izlediği yol ve barışın sağlanması olasılığına dair tahminleri farklı olsa da barışa ulaşmanın zorluğu ve ulaşılsa bile kolayca çökebileceği konusunda hemfikirler. Uluslararası İran Araştırmaları Enstitüsü (IIIS), krizi çözmeye yönelik siyasi çabalar için etkenlerin ve teşviklerin yanı sıra buna karşın Yemen'de uzlaşıya engel olan faktörlere değindi.
IIIS, Suudi Arabistan'ın politikasında tutarlı ve değişmez bir tutumla tarafları bir araya getirmeyi esas alan bir yaklaşım olan Yemen'deki krizi çözme yaklaşımının, uluslararası ve bölgesel tarafların Yemen'deki siyasi yapılar ve halk kesimler arasında köprü kurmayı amaçlayan çabalarının başarılı olmasının en önemli faktörlerinden biri olmasını bekliyor.
IIIS’ye göre Suudi Arabistan, Yemen’de siyasi yapılar ve toplum arasında uyumsuzluk çatışan taraflara uygun zemin sağladığından Yemen'deki krizi sona erdirecek ve ülkede güvenlik, barış ve istikrarı yeniden sağlayacak bir anlaşma sağlanana kadar çatışan taraflar arasında diyalog ve uzlaşı için toplumda ve devlette güvenlik, barış ve istikrar tesis etmeye çalıştı.

Engeller ve senaryolar
IIIS, Yemen'de uzlaşının önünde başta Husilerin uzlaşıdan uzak durmaları, devlet kurumları lehine tavizler vermeyi reddetmeleri ve kazanımlarından vazgeçmemeleri, Husi ideolojisine bağlı kalmaları, Husi liderliğinin verdiği tavizlere itiraz eden radikal bir akımın ortaya çıkması ve uzlaşıyı engellemek için askeri araçlara başvurmaları olmak üzere engel teşkil eden faktörlere dikkati çekti.
IIIS, Husilerin suç ortaklarının rolünü, özellikle eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in lideri olduğu Genel Halk Kongresi partisinin üst düzey yetkilileri bu faktörlerden biri olarak değerlendirdi. IIIS’e göre bahsi geçen parti yetkililerinin müzakerelerin dışında tutulması darbeciler arasındaki varlıkları zayıf da olsa çeşitli askeri ya da siyasi araçlar kullanarak çözümü engellemeye itebilir.
Yemen toplumunun kabilelerden oluşan ve silahlı yapısına dikkati çeken IIIS, bu yapının çözüme karşı çıkan taraflarının, siyasi çözümün ertelenmesi için baskı yapacak silahlı grupları devreye sokarak çözümü engelleyebileceklerine değinirken Husilerin liderleri arasındaki anlaşmazlıkların da Yemen’de uzlaşıyı engelleyen beşinci faktör olarak değerlendirdi.
Husiler Yüksek Devrim Komitesi Başkanı Muhammed Ali el-Husi’nin Yemen krizinin çözümüne ilişkin anlaşmanın detayları hakkındaki önerileriyle Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Başkanı Mehdi el-Meşat’ın görüşleriyle örtüşmediğini açıkladı. Bu da Husilerin liderleri arasındaki anlaşmazlığın halen devam ettiğini gösterdi.
IIIS, Yemen krizinin geleceğine dair üç olası senaryo ortaya koyuyor. Söz konusu senaryoların ilki, krizin yoğunluğunun azaltılması ve kapsamlı çözümün önünü açan müzakerelere başlanması. Bu senaryo, tüm tarafları kapsamlı bir çözüme ulaşılmasıyla sonuçlanacak ciddi müzakerelere girmeye teşvik eden birtakım tavizler vererek başta Husiler olmak üzere Yemen'de çatışan tarafların çatışmayı sona erdirmeyi gerçekten istemeleriyle ilişkili.
İkinci senaryo, İran’ın ve Husilerin krizin çözümüne dair verdikleri sözleri tutmamaları halinde Husilerin Sana şehrini kontrol etmesi, meşru hükümetin Aden üzerindeki kontrolünün devam etmesi ve iki taraf arasındaki çekişmenin sürmesiyle mevcut durumun devam etmesi. Bu da Suudi Arabistan'ın Husilerin Yemen'de iktidarı ele almasını ve ülkeyi parçalamasını önlemek için yeniden meşru hükümeti desteklemesine neden olabilir.
Üçüncü senaryoda IIIS, çatışmanın bir çözüme varılamaması ve devam etmesinin, Yemen'de çatışan taraflar arasında uzun bir yıpratma savaşına dönüşmesini bekliyor. Böyle bir durumda ise hiçbir taraf savaşı kendi lehine çözemeyecektir. Bu senaryo, Yemen'deki çatışmanın farklı görüşlerle ve çıkarlarla çok yönlü olduğunu gerçeğini pekiştiriyor. Husiler, devletin eklemlerinde daha fazla yayılırken gelecekteki herhangi bir müzakerede en büyük kazanımları elde etmek konusunda ısrarcılar. Ancak bu diğer taraflarca reddedilecektir.



Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.


Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
TT

Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)

Husiler, Yemen’in başkenti Sana’da özel okullarda öğrenim gören öğrencileri saflarına katma ve askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı. Eğitim kurumlarını, sürekli artan insan kayıplarını telafi etmek ve cephelere yeni savaşçılar kazandırmak amacıyla kullanan Husiler, öğrencileri askeri kurslara katılmaya zorlarken okul yönetimlerini kapaatılma, para cezası ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Sana’daki eğitim çevrelerinden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilere bağlı sözde Cihat Konseyi’nin, tanınmayan hükümetlerindeki Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde son günlerde Sana ve çevresindeki 550’den fazla özel okulu hedef alan bir kampanya başlattığını belirtti. Kaynaklar, bunun eğitim sektörünün Husilerin askeri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda kullanılmasına yönelik yeni bir adım olduğunu ifade etti.

Kaynaklar, Husilere bağlı sorumluların birkaç gün önce Sana’daki 10 ilçede bulunan okullara saha ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve okul yönetimlerinden her okuldan beş öğrenci seçerek askeri kurslara kaydettirmelerini istediğini aktardı. Talimatlara uymayı reddeden kurumların kapatılabileceği, yöneticilerine cezai yaptırımlar uygulanabileceği ve para cezası kesilebileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu belirtildi.

thyj
Sana’da Husilerin yeni savaşçıları için düzenlenen tören sırasında silahını taşıyan bir çocuk (AFP)

Husilerin bu uygulaması, öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında öfke ve endişeye yol açtı. Söz konusu kesimler, bu adımın, eğitim sürecini özünden uzaklaştırmayı amaçlayan politikaların devamı olduğunu düşünüyor. Husilerin yıllardır müfredat ve okul faaliyetlerini ideolojik propaganda doğrultusunda şekillendirdiği ve eğitim kurumlarını askeri projelerine hizmet edecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Zorla düzenlenen kurslar

Şarku’l Avsat’a konuşan veliler, çocuklarının ailelerinin haberi olmadan sınıflarından alınarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü, burada ideolojik telkin ve askeri eğitim kurslarına tabi tutulduklarını söyledi. Bu durumun, söz konusu faaliyetlerin öğrencileri silah altına almanın ve cephelere sürmenin ön hazırlığı olabileceğine ilişkin endişelerini artırdığını belirtti.

Bu kaygılar nedeniyle bazı aileler, çocuklarını zorla saflara katılmaya maruz kalabilecekleri korkusuyla hedef alınan okullara göndermemeye başladı. Bazı özel okullarda öğrenci devamlılığının azaldığı gözlenirken, Husilerin baskı ve baskınlarının sürmesi ve eğitim kurumlarının öğrencileri bilimsel açıdan yetiştirmek yerine onları silah altına almak için kullanılan merkezlere dönüştürülmesi yönündeki endişeler de giderek artıyor.

gtyh
Husiler, aileleri, çocuklarıyla savaşçı olarak gurur duymaya teşvik ediyor. (Getty Images)

Sana’nın merkezindeki Muin bölgesinde yaşayan ve dört öğrencinin babası olan Abdullah, Husilerin askere alma girişimlerine maruz kalmalarından korktuğu için ortaokul ve lise çağındaki iki çocuğunu evde tutmak zorunda kaldığını söyledi. Okul yönetiminin çocuklarını Husilerin baskılarından koruyabileceğine dair güvenini kaybettiğini belirten Abdullah, çocuklarını eğitimden mahrum bırakmakla askeri saflara katılma riskine maruz bırakmak arasında zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Abdullah, kendi ifadesiyle öğrencileri saflarına katmak ve askeri telkine tabi tutmak için kullanılan merkezlere dönüşen okullara çocuklarını göndermekten artık ailelerin büyük bölümünün korktuğunu dile getirdi.

Abdullah, “Çocuklarımızı eğitim almaları ve geleceklerini inşa etmeleri için okullara gönderdik; askeri kurslara ve savaş cephelerine sürüklenmeleri için değil” dedi. Husilerin uygulamalarının artık müfredat ve okul faaliyetlerine kendi görüşlerini dayatmakla sınırlı kalmadığını belirten Abdullah, okul yönetimlerine öğrenci seçmeleri ve bu öğrencileri askeri eğitim kurslarından sorumlu birimlere teslim etmeleri yönünde baskı yapıldığını kaydetti.

Okullar üzerindeki baskı

Sana’nın güneyindeki Sebin bölgesinde bulunan özel bir okulda görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, Sana ve çevresindeki özel okul yönetimlerinin, öğrencileri saflarına katmak ve eğitim başarılarının önüne geçecek şekilde askeri kurslara yönlendirmek amacıyla Husilere bağlı kültürel sorumluların giderek artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Öğretmen, ideolojik telkin faaliyetlerinin eğitim sürecine giderek daha fazla müdahale ettiğini, Husilerin eğitim kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı ve okul yönetimlerini talimatlarına uymaya zorladığı bir ortamda, öğretmenlerin tehdit veya cezalarla karşılaşma korkusuyla bu uygulamalara itiraz etmekten çekindiğini belirtti.

dcfhyjg
Husiler, Sana’daki okullara mezhepçi programlar ve savaşa seferberlik zorunluluğu getirdi. (X)

Öğretmen, öğrenim görmek ve geleceklerini inşa etmek için güvenli bir ortam sunması gereken okulların giderek artan müdahalelerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Öğrencileri okul sıralarından uzaklaştırarak eğitimle hiçbir ilgisi bulunmayan faaliyetlere katılmaya zorlamayı amaçlayan baskıların da giderek yoğunlaştığını ifade etti.

Husilerin bu girişimleri, örgütün kontrolündeki bölgelerde eğitim sisteminin kötüleşmeye devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. On binlerce öğretmen ve eğitim çalışanı yıllardır maaşlarını alamazken, uygulanan politikalar yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı ve okulların eğitim ve öğretim görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattı.