Otomotiv pazarındaki durgunluk ve yolsuzluk İran Sanayi Bakanı Emin’i koltuğundan etti

Reisi’nin ‘mafya ve nüfuzun kötüye kullanımıyla’ mücadele edeceğine dair söz vermesine rağmen milletvekillerinin çoğu İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in görevden alınmasından yana oy kullandılar.

Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
TT

Otomotiv pazarındaki durgunluk ve yolsuzluk İran Sanayi Bakanı Emin’i koltuğundan etti

Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in otomotiv pazarının kötüleşen koşulları karşısında performansını savunamaması ve özellikle daha önce hakkında verilen gensoru önergesinin oylandığı bir oturumu İranlı milletvekillerine onlarca otomobil vererek etkilemeye çalışmakla suçlanması sonucunda bakanı koruma mücadelesinde bir kez daha yenildi.
Fatımi Emin’in gensoru oturumuna katılan Reisi, hükümetinin ekonomi politikasını savunarak milletvekillerinin önünde ‘yolsuzluk, rantçılık, ekonomi mafyası ve (yetkililer arasında) nüfuzun kötüye kullanılmasıyla’ mücadele etme sözü verdi. ‘Otomotiv mafyasıyla’ mücadele edilmesi gerektiğini de vurgulayan Reisi, hükümetinin ‘yolsuzluk dosyalarını hasıraltı etmediğini’ belirttiği konuşmasında şunları söyledi:
“Yolsuzluk, sağlıksız ilişkiler ve yönetimde yetersizlik gördüğümüz her yerde, daha bizden istenmeden kendimiz duruma müdahale edeceğiz. İktidardaki izlenimimiz, meclisteki arkadaşlarımızın kendi seçim bölgeleri ve insanlar için meseleleri gündeme getirdikleri yönündedir. Yetkililerin cevap vermesi gerekir. Karar milletvekillerinin ve milletindir.”
Meclis mensupları, Fatımi Emin’i ‘otomobil fiyatlarındaki keskin artışı ve endüstriyel üretim maliyetlerindeki artışı’ kontrol edememekle suçlayarak iyi bir performans sergileyemediği gerekçesiyle sert bir şekilde eleştirdiler.
Bakan için yapılan gensoru oylamasına 290 milletvekilinden 272'si katıldı. 162 milletvekili bakandan güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullanırken, 102 milletvekili buna karşı çıktı. İki milletvekili çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı altı oyun geçersiz olduğunu açıkladı.
Böylece İran Meclisi geçtiğimiz kasımdan sonra ikinci kez bakan hakkında gensoru oylaması yapmış oldu. İlk gensoru oylamasında Fatımi Emin güvenoyunun çekilmesine karşı çıkan 182 milletvekilinin desteğini alırken, 84 milletvekili görevden alınmasını desteklemiş ve altı milletvekili ise çekimser kalmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Fatımi Emin’in görevden alınmasını destekleyen bazı milletvekilleri, bir önceki oylamada bakanın milletvekillerine onlarca otomobil verip oylama sürecini etkileyerek milletvekillerinin oyunu aldığını belirtmişti. Milletvekili Ahmed Ali Rıza Beygi, Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın ofisine bağlı Doleta Bahar internet sitesi aracılığıyla 70 adet dört çeker otomobil alan 70-75 milletvekilinin yer aldığı bir liste yayınlamıştı.
Milletvekili Beygi oylamanın öncesinde, meclisteki milletvekillerinin oylamanın gidişatını değiştirmek üzere yeni otomobiller aldıkları iddiası nedeniyle hakkında yapılan bir şikayet üzerine mahkemeye çağrıldığını duyurmuştu. Milletvekili, otomobilleri alan meslektaşlarının bir taslak listesini yayınlamadan önce, İranlı İşçiler Haber Ajansı (ILNA) ile yaptığı bir röportajda suçlamalarını dile getirmişti. Fatımi Emin’in aleyhindeki gensoru oylamasının öncesinde Meclis Milletvekillerinin Davranışlarını Denetleme Komisyonu Sözcüsü Milletvekili Musa Gazanfer Abadi, komisyonun ‘Beygi’nin açıklamalarının asılsız olduğuna karar verdiğini’ söylemişti. Komisyonun inceleme toplantısında Beygi’nin arabaların alınmasının azil talebinden milletvekillerinin imzasını çekmesi karşılığında olduğunu söylemediğini aktarmıştı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Fatımi Emin, gensoru oylamasından önceki son savunmasında adını aklamakta ısrarcıydı.
“Bırakın 70 arabayı, bir tane araba almış bir kişi gösterin” diyen Fatımi Emin kendisini eleştirenleri hükümet ile meclis arasındaki ilişkileri bozmak ve rejimin haysiyetiyle oynamakla suçlayarak “Yolsuzlukla en çok mücadele eden bu hükümeti böyle bir ithamla suçlamak psikolojik savaş değil de ne?!” ifadelerini kullandı.
Fatımi Emin “Yolsuzlukla lekelenmedim ancak halkın güveni ve meclisin saygınlığı zedelendi” diyerek bazı İranlı yetkililerle yakın bağları olan baskı gruplarına işaret ederek kendisini ‘Amerikan lobisi’ ile ilişkilendiren gazeteleri de eleştirdi.
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in son zamanlarda ikincil meselelerle uğraşılmasına ve ülkedeki ikiyüzlülüğe karşı uyarıda bulunmasına ve daha önce yolsuzluğu yedi başlı ejderhaya benzetmesine atıfta bulunan Fatımi Emin “İkincil meselelerin tuzağına düşmemeli, gecikmeleri ve insanların karşı karşıya olduğu yaşamsal sorunları telafi etmeliyiz (...) Hükümet ve meclis sorunları çözmek için birlikte çalışması gerekirken neden ikiyüzlülük yapıyorsunuz? Bunun çabasında olanlar vatan hainidir” demişti.
Dini Lider Ali Hamaney geçen yılın sonunda, yerel olarak üretilen ürünlerin pahalı olup düşük kalitede olmasını eleştirmişti. Bunların arasında otomobiller de vardı.
Fatımi Emin ayrıca ‘İran otomotiv endüstrisinin hasta ve kronik ağrılar çektiğini’ ve ‘yedi başlı yolsuzluk ejderhasıyla’ mücadele ettiğini söylemişti. Ayrıca üstü kapalı bir şekilde, meclis üyelerini ‘otomotiv mafyasıyla’ danışıklı dövüş içerisinde olmakla suçlamıştı. IRNA’nın aktardığına göre ‘bu endüstrinin ameliyatında yolu yarıladıklarını ve iyileşme belirtileri olduğunu’ da sözlerine eklemişti.
Fatımi Emin, İran otomotiv endüstrisinin bugünlerde yaşadığı sorunları, geçtiğimiz eylül ayında başörtüsünü ‘düzgün takmadığı’ gerekçesiyle Ahlak Polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını yitiren genç bir kızın ölümüyle protestoların patlak vermesiyle, son zamanlarda otomobil üretimi ve ithalatının durmasına ve İran para biriminin değer kaybetmesine bağlamıştı.
Fatımi Emin arz ve talep arasındaki büyük uçurumun, piyasadaki yüksek otomobil fiyatlarının nedenlerinden biri olduğunu savunarak şunları söylemişti:
“Geçen kasım ayında kur savaşının başlaması, otomobil fiyatlarının artmasına neden oldu. Çünkü geçen aralık ayından bu yana otomobillere olan sahte talepte bir artış gördük (...) Döviz kurlarının yükselmesi Sanayi Bakanlığı'nın elinde değil. Zira ekonomik bir savaş veriyoruz ve otomobil fiyatları değişkenlere bağlı.”
İran Sanayi Bakanlığı'nın faaliyetlerinin İran ekonomisinin yüzde 30'unu oluşturduğunu belirten Fatımi, bakanlığın ülkedeki 90 ekonomik faaliyet alanının 27'sinden sorumlu olduğuna işaret etmişti.
Reuters’a göre Fatımi, 2021'de Reisi’nin seçilmesinden bu yana, ülkenin ekonomik koşullarından duyulan hoşnutsuzluğun arttığı bir ortamda muhafazakar hükümetin görevden alınan ilk üyesi oldu.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’ndan Milletvekili Sara Fellahi, yapılan bir anketin sonuçlarına göre halkın yüzde 86'sının bakan için gensoru verilmesini onayladığını duyurmuştu. Ancak anketi yürüten tarafı ve ne zaman yapıldığını açıklamamıştı.
Bakan’dan güvenoyunun çekilmesini destekleyenlerden milletvekili Ahmed Resuli Necad bakanlığın piyasada üretilen ve satılan araba sayısına ilişkin verdiği istatistikler hakkında ciddi şüpheleri olduğunu dile getirdi. Milletvekili Nasır Musevi Larkani ise bakanı ‘bakanlığı sabote etmekle’ suçlayarak “Uzmanlara danışmadan bakanlığı yeniden yapılandırdı. Kendisine yakın olanları idari görevlere atayıp uzmanları ikinci plana attı” dedi. IRNA’ya göre, ‘yapı malzemelerinin ortalama fiyatının yüzde 100 arttığını’ vurguladı.
Diğer yandan AFP’ye göre milletvekili Lütfullah Siyahkali, azledilen bakanı sektördeki büyüme hakkında cumhurbaşkanına yanlış rakamlar vermekle suçlayarak “Bir büyüme varsa bunu neden insanların hayatında görmüyoruz?!” dedi ve bakanlığa otomotiv endüstrisini özel sektöre bırakması çağrısında bulundu.
Milletvekili Muhammed Rıza Taceddin ise Emin’in altı ay içinde ikinci kez gensoru oylamasına tabi tutulmasını eleştirerek, bunu meclise karşı ‘yeni bir meydan okuma’ olarak nitelendirdi. Ayrıca ‘devrimci’ meclisin ‘devrimci’ hükümete yaklaşımını da eleştirdi.
Diğer taraftan milletvekili Celil Mir Muhammedi de bakanın gensoru önergesinin geri çekilmesi için meclis üyelerinin 75 adet dört çeker araba almakla suçlanmasını eleştirerek “Kime darbe indiriyorsunuz? Rejimin temel direklerinden biri olan meclise. Hükümet hakkında şüphe uyandırıyorsunuz. Herkesi yolsuzlukla suçluyorsunuz” dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.