Üç deniz ve Sudan

Hartum semaları bombardımanlar nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)
Hartum semaları bombardımanlar nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)
TT

Üç deniz ve Sudan

Hartum semaları bombardımanlar nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)
Hartum semaları bombardımanlar nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)

Bugün dünya çok güçlü, çok hızlı bir jeopolitik dinamiğe tanık oluyor ve en tehlikelisi de dönüştürücü (transformative) olmasıdır. Ukrayna bu değişimin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle ve Ukrayna savaşı nedeniyle dünya, her büyüklükteki kuvvetlerin en büyük konumlandırma sürecine tanık oluyor. Bu konumlandırmada ülkeler stratejik kararlarını almakta, kendilerini beklenenlere hazırlamakta ve bu stratejilerin başarısını sağlayacak araçları güvence altına almaya çalışmaktadırlar. Japonya böyle davranıyor. Güney Kore de Filipinler de böyle davranıyor. Bu ülkelerin hepsi, ABD ile ittifak halinde ve ortak korkuları Çin’in yükselişi. Jeopolitik yazar Antonio Colibasano’ya göre Güney Çin Denizi, bu hizalanmanın ekseni ve ana nedenidir. Yazar ayrıca, Güney Çin Denizi’nin çok önemli bir jeopolitik düğüm noktası (Node) oluşturduğunu düşünüyor.
Diğer yandan Avrupa’da tablo, Doğu Asya’daki hizalanmadan farklı değil. Ukrayna’da savaş kızışıyor. Burada yeni silahlar ve askeri sistemler test ediliyor, savaş taktikleri tasarlanıyor. Bu savaşta özel sektör savaşın gidişatını değiştirmeye doğrudan müdahil oldu. Elon Musk, Ukrayna’ya ‘Ukrayna komuta ve kontrolünü güvence altına alan’ uydu iletişim araçlarını vermedi mi?
Avrupa bu savaş nedeniyle, Soğuk Savaş sırasında bile bilmediğimiz bir şekilde toparlandı ve konumlandı. Bu savaş nedeniyle Almanya değişti. Bu savaş nedeniyle Finlandiya pozitif tarafsızlık ilkesini terk etti ve NATO’ya katıldı. Bu savaş nedeniyle Avrupa kıtasının ağırlık merkezi batıdan doğuya, Polonya’ya kaydı...
Yazar Colibasano’ya göre devam eden bu çatışmada Karadeniz’in çok önemli bir jeopolitik düğüm noktası (Node) olduğu düşünülüyor. Rusya, bu denizle Akdeniz’e girişini güvence altına alıyor. Baltık Denizi’nde Finlandiya’nın NATO’ya katılımından kaynaklanan deniz ablukasının düğümü çözüldü. İsveç de Türkiye’nin uyguladığı ‘veto’ kaldırıldıktan sonra onu takip edecek.
Jeopolitikte en önemli şey konumdur (location). Bu konuma, bir ülkedeki mevcut zenginliğin önemi ve küresel ekonomide zenginlik üretmedeki rolü eklendi. Son olarak, bu devletin mevcut küresel sistemin dinamiklerinde oynadığı rol var. Yani bu jeopolitik üçgendeki hiyerarşi (konum, zenginlik, rol), bir ülkenin küresel sistem yapısındaki yerini ve sıralamasını yansıtıyor ve bunun birçok örneği bulunuyor. Örneğin ABD, bu üçlü içinde en şanslı olarak kabul ediliyor. Doğu ve batıda (Atlantik ve Pasifik) iki okyanus arasında, kuzeyde Kanada ve güneyde Meksika olmak üzere iki barışçıl ülke arasında yer alıyor. Sayısız zenginliğe sahiptir ve küresel sistemin ana oyuncusudur. Şimdiye kadar eşitleri arasında birinci oldu.
Sudan ise değişken ve istikrarsız bir ortamda bulunuyor. Özellikle kabile, etnik köken ve geniş alanı olmak üzere iç bileşimi, merkezi devletin asli rolüne yardımcı olmuyor. Sudan’ın yönetimi ve istikrarı, Irak’ın yönetimi gibi, merkezi devletin çevreyi kontrol etmesini gerektiriyor. Ama merkezin çevreyi kontrol etmesi ve istikrarı dayatması demir yumruğun hakimiyetini gerektiriyor.
Sudan, birçok doğal kaynağa sahip. Nil Nehri’nin (beyaz ve mavi) sularına ek olarak altın, uranyum ve demir cevheri ile tarım arazilerini içeriyor.
Ancak mevcut jeopolitik oyundaki en önemli şey, Sudan’ın 750 kilometre boyunca Kızıldeniz’e uzanmasıdır. Kızıldeniz bugün dünyanın en önemli denizlerinden biri. Babülmendep ve Süveyş Kanalı olmak üzere iki deniz geçidine uzanıyor. Cibuti’deki dünyanın en büyük askeri üssüne (sembolik olsa bile) de bakıyor. Cibuti’de Fransız askeri varlığı ve diğer kuvvetlerin yanı sıra ABD ve Çin toprakları dışındaki en büyük Çin askeri üssü bulunuyor.
Kızıldeniz’deki Sudan kıyılarının uzunluğu 750 kilometredir. Doğuda, 12 kıyı Suudi şehri ile bin 600 km uzunluğundaki Suudi kıyısı bulunuyor. Port Sudan ile Cidde arasındaki mesafe yaklaşık 300 kilometredir. Suudi Arabistan petrol üretiminin yarısı Doğu-Batı boru hattı üzerinden Kızıldeniz’e (Yenbu) akıyor. Neom şehri de (Veliaht Prens’in 2030 Vizyonunun mihenk taşı olan şehir) Kızıldeniz’e bakmaktadır.
Kasım 2021’de Devlet Başkanı Putin, Sudan’da nükleer enerjiyle çalışan gemileri barındırabilecek bir deniz üssü kurulmasına onay verdi. Peki Putin, Rus donanmasının varlığı aracılığıyla üç denizi (Karadeniz, Akdeniz ve Kızıldeniz) birbirine bağlamayı mı planlıyordu? Ayrıca Putin, Kızıldeniz’in kalbinde yer alarak, Çin ile ABD arasında Hint- Pasifik bölgesinde kızışmakta olan 21. yüzyılın büyük oyununda kilit bir ortak mı olmak istiyor?

*Bu makale Şarku’l Avsat için askeri bir analist tarafından kaleme alındı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.