ABD’nin Sudan’ı demokrasiye yönlendirme çabaları savaşla sonuçlandı

İç savaş, Suriye, Yemen ve Libya’daki çatışmaları ‘küçük bir tiyatro’ gibi gösterecek.

Hartum’daki göstericiler, ordunun Ekim 2021’de sivil hükümet üyelerini tutuklamasına tepki gösterdi. (AFP)
Hartum’daki göstericiler, ordunun Ekim 2021’de sivil hükümet üyelerini tutuklamasına tepki gösterdi. (AFP)
TT

ABD’nin Sudan’ı demokrasiye yönlendirme çabaları savaşla sonuçlandı

Hartum’daki göstericiler, ordunun Ekim 2021’de sivil hükümet üyelerini tutuklamasına tepki gösterdi. (AFP)
Hartum’daki göstericiler, ordunun Ekim 2021’de sivil hükümet üyelerini tutuklamasına tepki gösterdi. (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi yetkililerinin ve ortaklarının Sudan’da savaşan iki generalin niyetleri konusunda saf tuttukları ve sivil liderleri yetkilendirmede başarısız oldukları öne sürülüyor.

ABD’li diplomatlar henüz birkaç hafta önce, Sudan’ın askeri diktatörlükten tam demokrasiye geçişini güçlendirecek ve böylece 2019’da ülkede patlak veren devrimin hedefine ulaşacak tarihi bir anlaşma imzalamak üzere olduğuna inanıyorlardı.

Sudan, Başkan Biden’ın dış politikalarının ana hedefi için önemli bir teste dönüştü. Bu politika, Biden’ın yozlaşmış liderleri zayıflatacağına inandığı, dünya genelinde demokrasilerin güçlendirilmesiyle ilgiliydi. Ayrıca ülkelerin daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmasını ve Çin, Rusya ve diğer otoriter güçlerin etkisine karşı koymasını sağlayacaktı.

Ancak 23 Nisan’da Sudan’da gerçekleştirilen müzakerelere katılan ABD’li diplomatların, kendilerini bir anda büyükelçiliklerini kapatırken buldukları görüldü. Şarku’l Avsat’ın The New York Times’tan aktardığı habere göre ayrıca aynı diplomatlar, ülke potansiyel bir iç savaşa doğru kayarken, Hartum’dan helikopterlerle gizli gece uçuşlarıyla ülkeden kaçıyorlar.

Bugün, en az 528 kişinin ölümüne ve 330 binden fazla kişinin yerinden edilmesine neden olan çatışmanın ortasında yabancı hükümetler sivilleri tahliye ederken, Biden yönetimi yetkilileri ve ortakları, savaşan iki generali kırılgan bir ateşkese uymaya ve düşmanlıkları durdurmaya zorlamak için mücadele ediyor.

Hatta gerçek ölü sayısının Sudan hükümetinin açıkladığı rakamların çok üzerinde olduğu ise neredeyse kesin.

Savaşan iki generalle çalışmak

Krizin merkezinde, ‘uzun bir askeri yönetim geçmişine sahip bir ülkede demokrasiyi kurmanın ne kadar zor olduğu ve demokrasiye sözde bağlılık gösteren ama asla dediklerini yapmayan güçlü adamlarla müzakerelere girmenin tehlikeleri’ üzerine ABD’nin yanlış hesap yapıp yapmadığıyla ilgili acil bir soru var.

Duruma tepki gösterenler, Biden yönetiminin sivil liderleri güçlendirmek yerine savaşan iki generalle; (Sudan ordu komutanı General Abdulfettah el-Burhan ve paramiliter bir grubun lideri olan General Muhammed Hamdan (Daklu) ile çalışmayı öncelik haline getirdiğini savunuyor.

Bu bağlamda devrik Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’un danışmanı Amjad Ferid et-Tayyib, üst düzey ABD’li diplomatların ‘iki generali şımartma, onların mantıksız taleplerini kabul etme ve onlara normal siyasi oyuncular gibi davranma hatasına düştüklerine’ inandığını dile getirdi. Danışmana göre bu, nüfuz arzularını ve içinde yaşadıkları meşruiyet yanılsamasını körükledi.

Bazı analistler, ABD’li yetkililerin Biden’ın demokrasiyi teşvik etmeye yönelik küresel çabalarına net bir yaklaşım gösterip göstermediğini sorguluyor.

İktidar boşluğu ve oyuncular

Aslında Sudan’daki şiddet, tam da Biden’in yardımcılarının kaçınmayı umduğu türden bir iktidar boşluğu yaratıyor. Mevcut ve eski ABD’li yetkililere göre Wagner Grubu’na bağlı Rus paralı askerler, bu boşluğu doldurmaya çalışan oyuncular arasında yer alıyor.

Bununla ilgili olarak sivil yönetimin kurulması için müzakereler üzerine çalışan ABD’nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Jeffrey D. Feltman, “Bu çatışma devam ederse, yabancılar arasında ‘Bu adamlar ölümüne savaşacaklarsa, katılsak iyi olur. Çünkü bu adamın veya bu takımın kazanmasını tercih ederiz’ yönünde büyük bir teşvik ortaya çıkacak” dedi.

Feltman açıklamasının devamında “Ateşkese ulaşılmazsa, bu sadece 48 milyon insanın sefaletine neden olmakla kalmayacak, aynı zamanda dış güçlerin doğrudan müdahale yoluyla çatışmayı alevlendirme eğilimi de artacaktır” ifadelerini kulandı.

Diğer yandan Hamduk, Sudan’daki iç savaşın Suriye, Yemen ve Libya’daki çatışmaları ‘küçük bir tiyatro’ gibi göstereceğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray, konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

Beyaz Saray’ın geçtiğimiz ağustos ayında bir stratejik belge yayınladı. Belgede, ABD’nin, demokrasinin somut faydalar sağladığını açıkça ortaya koyarak, ‘dış devletlerin ve devlet dışı grupların olumsuz etkisini azaltmaya, maliyetli müdahalelere olan ihtiyacı sınırlandırmaya ve Afrikalıların kendi geleceklerini şekillendirmelerine’ yardımcı olabileceği iddia ediliyor.

ABD’nin ‘Sudan’ın potansiyel olarak tiranlığa dönüşünü engelleme’ çabası, ülkenin geniş çapta soykırım ve (1990’larda Sudan’da yaklaşık beş yıl geçiren Usame bin Ladin de dahil) teröristler için güvenli bir sığınak olarak tanındığı onlarca yıldan sonra pek olası görünmüyor. 1998 yılında Başkan Bill Clinton, Hartum’daki bir kimyasal tesise füze saldırısı emri verdi. Clinton, El-Kaide’nin bu tesisi kimyasal silahlar yapmak için kullandığını söylemişti, ancak istihbarat teşkilatları daha sonra bu iddiadan şüphe duyduklarını dile getirdi.

Trump ve yeni demokrasi

Ekim 2020’de, yani devrimden 1 yıl sonra Başkan Donald Trump, İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesinin ardından Sudan’ın ismini ‘terörü destekleyen ülkeler’ arasından kaldıracağını açıkladı.

Trump, “Bugün büyük Sudan halkı iktidarda ve yeni bir demokrasi inşa ediliyor” demişti. 2019 yılında (30 yıl boyunca ülkeyi yöneten) Devlet Başkanı Ömer El Beşir’in devrilmesiyle sonuçlanan gösterilerde ifade edilen arzular göz önüne alındığında, Feltman ve mevcut ve eski ABD’li yetkililer ise demokrasiye desteğin, ABD’nin Sudan’a yönelik politikasının mihenk taşı olarak kalması gerektiğini söylediler. Bugün, Kongre’deki liderler, Biden’a ve Birleşmiş Milletler’e (BM) Sudan’a özel temsilciler atamaları çağrısında bulunuyor.

Sudan’daki başarısızlıklar, Kuzey Afrika’daki diğer demokratik hayal kırıklıklarını takip ediyor.

Beşir’in dört yıl önce devrilmesi nedeniyle Sudanlılar kutlama yapmışlardı. Zira diğer bölgelerindeki başarısızlıklarına rağmen demokrasinin ülkede kök salacağını umuyorlardı. Birkaç ay süren askeri konsey yönetiminden sonra Sudan’daki askeri ve sivil liderler, bir ekonomist olan Hamduk’un başkanlığında geçici bir hükümetin kurulmasını sağlayan bir güç paylaşımı anlaşması imzaladılar. Plan, seçimlerin üç yıl sonra yapılmasını öngörüyordu.

Bununla birlikte geçiş dönemini yönetmeye yardımcı olması için bir meclis oluşturuldu ama aslında durum, ‘incir yaprağı’ olmaya yaklaşmıştı. ABD’nin eski Güney Sudan Büyükelçisi ve Michigan’da profesör olan Susan D. Page’in çalıştığı fakültenin internet sitesindeki bir yayınına göre meclis, sivil unsurlardan daha fazla askeri unsur içeriyordu.

Bu yıl gerçekleşen müzakerelerde bile devam eden bir sorun olarak, önemli sivil şahsiyetler dışlanmıştı.

Ekim 2021’deki askeri darbenin ardından ABD, Sudan hükümetine yapılan 700 milyon dolarlık doğrudan yardımı dondurdu ve borçları erteleme eylemini askıya aldı. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu da 50 milyarlık borcu iptal etme planları ile 6 milyar dolarlık acil yardımı dondurdu. Aynı şekilde Afrika Kalkınma Bankası da dahil olmak üzere diğer hükümetler ve kurumlar da benzer adımlar attı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, o dönemde ordu geçiş hükümetini yeniden kurmadığı takdirde Sudan hükümetiyle ‘tüm ilişkilerin’ yeniden değerlendirilebileceğini söyledi.

Engelsiz darbe

Eski bir üst düzey ABD yetkilisine göre Ekim ayında darbe söylentileri yayılırken bile ABD’li yetkililer, General Hamdan’ı iktidarı ele geçirmesi halinde ‘belirli sonuçlarla’ karşılaşacağı konusunda uyardı. Ancak darbeden sonra, Dışişleri Bakanlığı’nın Afrika siyasetiyle ilgili üst düzey yetkilisi Molly Phee, ABD’li diplomatları generallerle mücadele etmek yerine onlarla birlikte çalışmaya yönlendirdi.

ABD’li yetkili, General Hamdan’a karşı önerilen yaptırımları kısıtlamayı reddetti. Ancak, yaptırımların büyük ölçüde kişisel servetini hedef aldığını söyledi.

ABD, darbeden sonra ve hatta geçen yıl Rusya’nın Ukrayna’ya düzenlediği saldırının ilk gününde Kremlin’deki üst düzey yetkilileri memnun etmek için Moskova’yı ziyaret etmesinden sonra bile General Hamdan’a yaptırım uygulamadı.

Generallerin cezalandırılması yönündeki baskı Kongre'nin önde gelen üyelerinden geldi. Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin Afrika İşleri Alt Komitesi üyesi Delaware eyaletinden Demokrat Senatör Chris Coons, Şubat 2022’de Foreign Policy dergisinde yayınlanan bir makaleye göre Biden yönetiminin ‘darbeci liderlere ve ağlarına karşı ‘pençelerini zayıflatmak için’ kapsamlı bir dizi yaptırım uygulanması gerektiğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Kasım 2021’de Doğu Afrika’ya yaptıkları bir gezi sırasında gazetecilere konuşan üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, generallerin iktidarı yeniden sivillerle paylaşmaya istekli olduklarını belirttiklerini söyledi. Müzakereler hakkında konuştuğu için isminin gizli kalmasını isteyen yetkili, yardımların kesilmesinin generaller üzerinde baskı kurmaya yetmeyebileceğini söylerken, “Bu nedenle yönetim, diğer şeylerin yanı sıra, onların onurlu kişisel miraslarıyla duygularına başvurdu” dedi.

Sudan’a ardı ardına gönderilen ABD başkanlık elçilerinin başkanı olarak görev yapan Cameron Hudson, bu yaklaşımı bir hata olarak nitelendirdi.

Hudson şu açıklamayı yaptı:

“Bu generallerin kendilerine anlattıklarına çok fazla inanıyorlar. Bu adamlar, Beşir devrildikten sonra sivil yönetimi kabul ettiklerinden beri bize duymak istediklerimizi söylüyorlar. Dışişleri Bakanlığı’nda çığır açan bir anlaşmanın eşiğinde olduğumuza dair büyük bir güven vardı.”

Generallerle pazarlık ve Hamduk’un hayal kırıklığı

Hudson, Washington’ın darbeden sonra generallerle pazarlık etme isteğinin onları meşrulaştırma etkisi yarattığını dile getirdi.

Cameron Hudson, darbeden önce ABD’nin Hamduk’u yüzüstü bıraktığını ve kısmen sivil yönetimin faydalarını göstermek amacıyla bürokratik ataletin ekonomik yardımın dağıtımını yavaşlattığını dile getirdi.

Bu durum ise Hamduk’u fazlasıyla savunmasız bıraktı.

Darbe, Feltman’a ihanete uğramış gibi hissettirdi. Öyle ki generallerin, Hamduk’u tutuklamadan birkaç saat önce, iktidarı ele geçirmeyeceklerine dair kendisine bizzat güvence verdiklerini savundu.

Ancak ABD onlara yaptırım uygulamış olsa bile bunun pek bir fark yaratacağından emin olmadığını söyleyen Feltman, “İki general, bu savaşı bir varoluş savaşı olarak görüyor. Eğer bir varoluş savaşı içindeyseniz yaptırımlardan rahatsız olabilirsiniz. Ancak bu onların birbirlerinin peşine düşmesini engellemez” dedi.

Darbeden sonraki ilk atılım, Aralık 2022’de BM, Afrika Birliği ve bölgesel bir bloğun Sudan’ı birkaç ay içinde sivil yönetime geçirmek için bir anlaşmaya varmasıyla geldi. 

Ancak özellikle de ‘General Hamdan liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri’nin düzenli orduya ne kadar çabuk entegre edileceği ve kimin sivil devlet başkanına rapor vereceği’ hususlarında olmak üzere halen çözülmesi gereken çok büyük sorunlar vardı. Bu anlaşmazlıklar arasında köprü kurma işi büyük ölçüde Sudan’daki baskın yabancı güçler olan ABD, İngiltere, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) düştü.

Ancak müzakereler ilerledikçe iki general arasındaki uçurum büyüdü. Her iki kamptan askeri takviye Hartum’a girmeye başladı.

Amerikalı ve İngiliz diplomatlar mart ayı sonlarında, generallere aralarındaki en büyük anlaşmazlıkları daha geniş bir şekilde çözmeyi amaçlayan teklifler sundu. Ancak daha ziyade plan, gerginliği tırmandırıyormuş gibi görünüyordu.

Haftalar sonra 12 Nisan’da General Hamdan’ın kuvvetleri, yıllarca süren diplomasinin savaşla sonuçlandığının ilk alenen işareti olarak, Hartum’un 200 mil kuzeyindeki bir hava üssünün kontrolünü ele geçirdi. Üç gün sonra ise çatışmalar patlak verdi.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından The New York Times’tan çevrildi.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.