Sri Lanka'daki dört dinin paylaşamadığı dağ: Serendib

Müslümanlar, Hristiyanlar, Hindular ve Budistler, bugün kendi inançlarındaki figürlere ait olduğuna inanıyorlar

Diğer adıyla Adem Tepesi'nin yüksekliği yaklaşık 2 bin 200 metre ve farklı dinlere mensup kişilerce kutsal bir yer olarak görülüyor (Sosyal medya)
Diğer adıyla Adem Tepesi'nin yüksekliği yaklaşık 2 bin 200 metre ve farklı dinlere mensup kişilerce kutsal bir yer olarak görülüyor (Sosyal medya)
TT

Sri Lanka'daki dört dinin paylaşamadığı dağ: Serendib

Diğer adıyla Adem Tepesi'nin yüksekliği yaklaşık 2 bin 200 metre ve farklı dinlere mensup kişilerce kutsal bir yer olarak görülüyor (Sosyal medya)
Diğer adıyla Adem Tepesi'nin yüksekliği yaklaşık 2 bin 200 metre ve farklı dinlere mensup kişilerce kutsal bir yer olarak görülüyor (Sosyal medya)

İlahi metinler, insanlığın başlangıcı, Adem ile Havva'nın yaratılışı ve ardından yeryüzüne inişlerinin öyküsünü aktarsa da nereye indiklerini bildirmez.

Bu konuda tefsir kitaplarında, Hz. Adem'in günümüzde Sri Lanka'daki (Seylan Adası) dağlardan biri olan Serendib denilen bir tepeye, Hz. Havva'nın ise Cidde şehrine indiği ve bu yüzden şehre bu ismin verildiği söylenir.

Hz. Adem'in yeryüzüne gönderilmesinin hikayesi Sri Lanka'da dilden dile dolaşırken bu hikâye, insanların inançlarıyla ve yorumlarıyla destekleniyor.

Sri Lanka'da bir dağda beş fitten daha uzun ve bir fitten daha geniş bir ayak izi bulundu.

Bu ayak izine Sinhali dilinde kutsanmışın ayak izi anlamına gelen 'Sri Pada' adı verildi.

Yüksekliği 2 bin metreden daha fazla olan ve 'Adem Tepesi' olarak da bilinen bu dağın çevresinde safir ve neelam (mavi safir) taşları bolca bulunurken Sri Lanka'daki üç nehir bu dağın bağrından doğar.

Paul Dumouza tarafından 19'uncu yüzyılın ortalarında çizilen Faslı gezgin İbn-i Batuta'yı rehberiyle birlikte Mısır'da resmeden bir eser (Sosyal medya)
Paul Dumouza tarafından 19'uncu yüzyılın ortalarında çizilen Faslı gezgin İbn-i Batuta'yı rehberiyle birlikte Mısır'da resmeden bir eser (Sosyal medya)

Bu dağa 'Adem Tepesi' adının verilmesine rağmen, üzerindeki ayak izine dair çok sayıda öykü anlatılagelir.

Sadece Müslümanlara kutsal değil, aynı zamanda hem Hindular, hem Budistler hem de Hristiyanlar için de kutsal görülür ve tüm bu dinlerin mensupları tarafından ayak iziyle ilgili kendilerine özgü bir anlatımları var.

Hint alim Seyyid Süleyman en-Nedvi'nin öğrencilerinden biri olan üstat Bahaddin Ekremi, 20'inci yüzyılın başlarında yayınlanan 'Ed-Diyar el-Hindiye ve'l-Arab' (Hint ve Arap Diyarları) adlı kitabında, "Sri Lanka'da bir dağın tepesindeki ayak izi Müslümanlar, Hindular ve Budistler tarafından kutsal kabul edilir. Müslümanlar, bu ayak izinin Hz. Adem'e ait olduğuna, Hindular ayak izinin Tanrı Şiva'ya, Budistler ise Sri Lanka'yı üç kez ziyaret eden Buda'ya ait olduğuna inanırlar" diyor.

Bu ayak izine dair anlatılar sadece bu dinlerle sınırlı olmamakla birlikte ünlü Hint tarihçi Sanat Pai Raikar, buranın Hinduizm, İslamiyet, Budizm ve Hıristiyanlığın kutsal olarak gördüğü dünyadaki tek ortak yer olduğunu söyledi.

MS 16'ncı yüzyılda Portekiz'den Sri Lanka'ya gelen Hıristiyanlar, bu ayak izinin İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Thomas'a ait olduğuna inanılıyor.

İbn Battuta'nın, Serendib Dağı ziyareti

MS 14. yüzyılda yaşamış olan Faslı gezgin İbn Battuta, Serendib Dağı'na yaptığı ziyareti ilginç üslubuyla şöyle anlatır:

Biz ona (yani dağın bulunduğu adaya) vardığımızda oradaki denizciler bize: 'Buranın limanı, tüccarların güvenle girip çıktığı bir hükümdar ülkesinin limanı gibi değildir. Hatta bu liman en zalimlerden olan Ayrî Şakarvatî adlı zorbanın ülkesindendir! Onun gemileri denizlerde gemi soyar, korsanlık eder!' dediler.

Bize söylenen bu sözlerden sonra limana çıkmaya korktuk. Ne var ki çok sert ve tehlikeli bir rüzgâr esmeye başlayınca bu kez de batıp boğulacağız diye korkmaya başladık. Bunun üzerine dayanamayıp denizcilere döndüm ve şöyle dedim:

'Beni kıyaya götür. Merak etme, senin için bu hükümdardan emân (güvenlik garantisi) alırım'.

Adam dediğimi yaptı ve beni kıyıya çıkarttı. Gavur ahali yanımıza gelerek 'Siz de kimsiniz?' diye sorduklarında, Ma'ber sultanının bacanağı ve arkadaşı olduğumu, onu ziyaret etmek için geldiğimi, gemide bulunan her şeyin hediye olarak ona götürüldüğünü söyledim. Bunun üzerinde ahali gidip, hükümdarlarına durumu anlattılar. Ayri Sakarvatî beni çağırttı. Ülkenin idari merkezi olan Battala (Puttalam) şehrine gittim ve Ayri Sakarvatî'nin huzuruna çıktım."

İbni Battuta, hükümdarla yaptığı bir konuşmayı şöyle aktarıyor:

"Hükümdara, 'Bu adaya ayak bastığımdan beri içimi yakan ateş Kadem-i Adem'i (Hz. Adem'in ayak izi) görmektir' dedim. O da bana, 'O iş kolay. Seni oraya götürmesi için yanına bir rehber katarız' deyince 'Ben de bunu istiyorum!' diye cevap verdim.

Böylece özel olarak bana kendi köleleri tarafından taşınan bir devlet (dûlet) verdi. Bu ziyaret için beraberimde giden kafile bir hayli kalabalıktı. Erzağı taşımak için 15 kişi ve her sene bu kutlu yeri ziyarete giden dört cûkî (yogi), üç brahman ve onların arkadaşları olan 10 kişi vardı. Orada hastalığı sebebiyle eli kesilen bir Horasanlıdan başka Müslüman görmedik. O da bizimle birlikte yola düştü."

Dağın zirvesine giden yolu ilk bulan kişinin Şeyh Ebu Abdullah b. Hafif olduğunu söyleyen İbn Battuta, dağı, yolunu ve ayak izinin bulunduğu yeri şöyle anlatıyor:

"Zirveye ulaştığımızda bulutlar dağın dibini görmemize engelliyordu. Burada yaprak dökmeyen cinsten nice ağaçlar, rengarenk çiçekler, avuç içi büyüklüğünde kırmızı güller gördük. Bu güllerin üzerinde bir yazı olurmuş. Halk burada Allah-u Teala'nın ve onun elçisi sallallahu aleyhi ve sellemin isimlerinin yazdığına inanıyor.

Dağda Hz. Adem'in ayak izine giden iki yol bulunur. Biri Adem aleyhisselama baba dedikleri için 'Baba yolu' diğeri ise Havva alehisselama anne dedikleri için 'Mama (anne) yolu' diye adlandırılmış. Anne yolu daha kolaydır.

Ziyaretçiler dönüşte bu güzergahı takip ederler, ama Hz. Adem'in ayak izine bu yoldan gidenler orayı ziyaret etmiş sayılmazlar! Baba yolu ise çok çetin ve engebelidir. Dağın eteğinde, dervazenin (girişin) olduğu yerde yine İskender Mağarası diye bilinen bir oyuk ve su kaynağı vardır."

İbni Battuta, Hz. Adem'e atfedilen ayak iziyle ilgili olarak ise şunları söylüyor:

"Babamız Adem'in kutlu ayağının izi düz bir alanda yükselen siyah bir kayadadır. Ayak kayada derin bir oyuk bırakmıştır. Uzunluğu 11 karıştır. Eski zamanlarda Çin halkı buraya gelip kayadaki ayak izinin başparmağını ve devamını kırmışlar ve Zeytun şehrindeki bir mabede koymuşlar.

Kayada ayak izinin bulunduğu yere dokuz delik oyulmuş. Gavur ziyaretçiler bu deliklere altın, yakut ve inci bırakıyorlar. Bu yüzden fakir fukara tayfasının Hızır Mağarası'na vardıklarında bu deliklerdeki serveti kapmak için adeta birbiriyle yarıştıklarını görürsünüz.

Biz birkaç ucuz taş ve altından başka bir şey bulamadık, bunları da rehbere verdik. Hızır Mağarası'nda üç gün kalıp sabah akşam mübarek ayak izinin ziyaret edilmesi buranın adetindendir. Biz de öyle yaptık."

Antik çağda Serendib Dağı

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'ne (UNESCO) göre Serendib Dağı her yıl iki milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Tarihte ilk kez milattan önce 1055'ten 1110'a kadar hüküm süren Kral Vijayabahu bu dağdan bahsetti.

Çevre köylerin sahiplerine bu dağın ziyaretçilerine iyilik yapmaları tavsiyesinde bulunan Kral Vijayabahu, saltanatı sırasında dağa tırmanışı kolaylaştırmak için patikalar yaptırmıştır.

Serendip Dağı'nın zirvesine giden yol (Sosyal medya)
Serendip Dağı'nın zirvesine giden yol (Sosyal medya)

Kral Nissanka Malla'nın saltanatı sırasında (MÖ 1187-1196), dağa yapılan basamakların kenarlarına sağlam çitler örüldü.

Ondan neredeyse çeyrek asır sonra iktidara gelen Kral II. Parakramabahu, Veziri Devaparthi Raja'ya dağdaki basamakların yeniden inşa edilmesi ve ziyaretçilerin zirveye kolayca ulaşabilmesi için basamaklara demir zincirler takılması talimatı verdi.

Serendib Dağı'ndan, 6'ncı yüzyılda Tamil dilinde kaleme alınan Manimkali destanında da bahsediliyor ve burada 'Mücevherler Adası' olarak adlandırılıyor.

5'inci yüzyılın başlarında Çinli gezgin Fa-Hien tarafından da ziyaret edilen dağ, 19'uncu yüzyıldan itibaren burayı ziyaret eden Avrupalı turistlerin seyahatnamelerinde de geçiyor.

Son olarak bu dağdan Sri Lanka efsanelerinin yer aldığı Mahavamsa kitabında da bahsediliyor. Kitapta Buda'nın milattan önce 550'de Sri Lanka'ya geldiği ve bir ayağını Adapura şehrine, diğer ayağını ise Serendib Dağı'ndaki Sri Pada'ya (ayak izinin olduğu kaya) koyduğu söyleniyor.

 

Bu makale The Independent Urdu'dan alınmıştır.

Independent Türkçe



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.