Sudan ordusu ve HDK arasında ‘Cidde Bildirgesi’ imzalandı

Cidde Bildirgesi: Sudan ordusu ve HDK sivillerin korunması konusunda hemfikir. Diğer görüşmelerde kısa süreli ateşkes için çalışılacak.

Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (AFP)
Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (AFP)
TT

Sudan ordusu ve HDK arasında ‘Cidde Bildirgesi’ imzalandı

Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (AFP)
Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (AFP)

Sudan ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde bir hafta boyunca süren görüşmelerin ardından Sudan'daki sivilleri koruma ve sonraki görüşmelerde kısa süreli ateşkes için birlikte çalışma taahhüdünü içeren Cidde Bildirgesi’ni imzaladılar. Bu anlaşma, Suudi Arabistan ve ABD'nin, dökülen kanı durdurmak ve insani bir felaketi önlemeye yardımcı olmak için Sudan'ı içinde bulunduğu durumun sonuçlarından koruma konusundaki kararlılıklarına dayalı olarak gösterdikleri çabalar sonucu geldi.

Riyad ve Washington iş birliğiyle imzalanan Cidde Bildirgesi’nde iki taraf şu ifadeleri kullandı:

“Aşağıda imzası bulunan bizler, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve HDK olarak, bu beyanname ile sivillerin ihtiyaçlarını karşılamak için insani eylemi kolaylaştırmaya yönelik uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki temel yükümlülüklerimizi yineliyoruz. Sudan'ın egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik kesin taahhüdümüzü teyit ediyoruz. Bildirgeye bağlı kalmanın, imzalayan tarafların herhangi bir hukuki, güvenlik veya siyasi durumunu etkilemeyeceğini ve herhangi bir siyasi süreçte yer almakla ilişkilendirilmeyeceğini biliyoruz. Bildirgeye bağlılık ve derhal uygulanması da dahil olmak üzere uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukuna saygıyı sağlamak için ilişkilerini ve iyi niyetlerini kullanan Sudan dostlarının gösterdiği çabaları memnuniyetle karşılıyoruz.”

Hartum'da birçok bina ve araç Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmalarda tahrip oldu. (Reuters)
Hartum'da birçok bina ve araç Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmalarda tahrip oldu. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere gör Cidde görüşmelerinin sonuç bildirgesi, mevcut krizden ve sonuçlarından kurtulmak için bir yol haritası çiziyor. Bildirgenin başarısının garantisi ise her iki tarafın metnin içeriğine olan bağlılığı ve mevcut sorunları çözmenin bir yolu olarak diyaloğu benimsemesinden kaynaklanıyor.

Cidde Bildirgesi, ‘bildirgenin hiçbir maddesinin’ uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku kapsamında bu silahlı çatışma için geçerli olan herhangi bir yükümlülük veya ilkenin, özellikle tüm tarafların uyması gereken 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne ekli olan 1977 tarihli ek protokolün yerine geçmediğini belirtti.

Sudan halkının çıkarları ve güvenliği

Cidde Bildirgesi, her iki tarafın şu beyanını kapsıyor:

“Sudan halkının çıkarları ve güvenliği birincil önceliklerimizdir ve sivillerin aktif düşmanlık alanlarından kendi tercihleri ​​doğrultusunda gönüllü olarak ayrılmalarına izin vermek de dahil olmak üzere, sivillerin her zaman korunmasını sağlama taahhüdümüzü teyit ediyoruz.”

Sudan ordusu ve HDK, Cidde Bildirgesi’nde, uluslararası insancıl hukuka ve uluslararası insan hakları hukukuna saygı gösterme sorumluluklarını teyit ettiler. Bu sorumluluklara, siviller ve askerler arasında ve sivil nesneler ile askeri hedefler arasında her zaman ayrım yapma ve öngörülen somut ve doğrudan askeri avantajla ilişkili olarak aşırı olabilecek arızi sivil zarara neden olması beklenebilecek herhangi bir saldırıdan kaçınma yükümlülüğü dahil.

Bildirgede, sivil meskenler de dahil olmak üzere sivil merkezlerin boşaltılmasını amaçlayan sivillerin zarar görmesini önlemek ve en aza indirmek için mümkün olan tüm önlemlerin alınmasının yanı sıra, “Örneğin siviller canlı kalkan olarak kullanılmamalıdır” ifadeleri yer aldı. Ayrıca kontrol noktalarının sivillerin ve insani yardım aktörlerinin hareket özgürlüğü ilkesini ihlal edecek şekilde kullanılmamasının sağlanması ve tüm sivillerin kuşatma altındaki alanları gönüllü ve güvenli bir şekilde terk etmelerine izin verilmesi üzerinde mutabık kalındı.

Sudan'dan kaçanlar adlarını Etiyopya'daki Uluslararası Göç Örgütü’ne kaydettiriyor. (AFP)
Sudan'dan kaçanlar adlarını Etiyopya'daki Uluslararası Göç Örgütü’ne kaydettiriyor. (AFP)

Bildirgede, koruma yükümlülüğüne ek olarak, sivil nüfusun hayatta kalması için vazgeçilmez olan gıda maddeleri, tarım alanları, ekinler ve hayvanlar da dahil olmak üzere temel ihtiyaç ve zaruretler üzerinde duruldu, yağma ve imha yasaklandı. Sağlık kurumları, hastaneler, su ve elektrik tesisleri gibi tüm özel ve kamu tesislerini koruma taahhüdü sağlandı. Söz konusu tesisleri askeri amaçlarla kullanmaktan kaçınılması, ambulans gibi tıbbi nakil araçlarının çalışmasına müsaade edilmesi, korunması ve bunların askeri amaçlarla kullanılmaktan kaçınılması kararı alındı. Sağlık personelinin ve kamu kurumlarının korunması, sivillerin Hartum içinde ve dışında yollardan ve köprülerden geçme ve seyahat etme haklarının ihlal edilmemesi gerektiği vurgulandı. Ayrım gözetmeksizin askerler de dahil olmak üzere yaralıları ve hastaları toplamak ve tahliye etmek için mümkün olan tüm önlemleri almanın yanı sıra insani yardım kuruluşlarının bunu yapmasına izin verilmesi ve fiili çatışmalar sırasında da sağlık sorunları olanların tahliyelerinin engellenmemesi üzerinde mutabık kalındı.

Cidde Bildirgesi, çocukları askere alıp kullanmayı, sivilleri keyfi olarak alıkoyma ve her türlü işkence veya diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye maruz bırakmayı yasakladı. Bildirgede ayrıca, her türlü cinsel taciz de dahil olmak üzere, özgürlüğünden yoksun bırakılan herkese karşı insani muamelede bulunma ve insani yardım kuruluşlarının tutuklu kişilere düzenli erişim sağlamasına müsaade edilmesi kararı alındı.

İnsani yardım faaliyetlerinin yeniden başlaması

Cidde Bildirgesi, insani faaliyetlerin insanların acılarını hafifletmeyi ve savaşmayanların veya savaşmayı bırakanların yaşamlarını ve onurlarını korumayı amaçladığını teyit etti. Her iki taraf, temel insani yardım operasyonlarının yeniden başlamasına izin verme ve insani yardım personeli ve varlıklarını koruma ihtiyacı üzerinde anlaştılar. Bu anlaşma, insanlığın temel insani ilkelerine saygıyı, tarafsızlığı, yansızlığı ve insani yardım operasyonlarının bağımsızlığını içeriyor.

Cidde Bildirgesi’nde tıbbi ve cerrahi ekipman da dahil olmak üzere insani yardımın hızlı ve engelsiz bir şekilde geçişine izin verilmesi, kolaylık sağlanması ve yardım çalışanlarının görevlerini yerine getirmeleri için gerekli hareket özgürlüğünün sağlanması kararı alındı. Bu karar, insani yardım konvoylarının hareketi de dahil olmak üzere, insani yardım çalışanlarının ihtiyaçların gerektirdiği şekilde ülke içine ve ülke içinde tüm mevcut rotalardan (ve mevcut insani koridorlardan) güvenli, hızlı ve engelsiz geçişin kolaylaştırılmasını kapsıyor.

Bildirgede ayrıca insani yardım operasyonlarında tüm lojistik ve idari düzenlemeler için basit ve hızlı prosedürlerin kabul edilmesi ve gerektiğinde düzenli insani ateşkeslere uyulması şart koşuldu. Ayrıca Sudan'daki insani yardım faaliyetlerine ilişkin revize edilmiş yönergeleri ve prosedürleri dikkate alarak, büyük insani yardım operasyonlarına müdahale etmekten ve insani yardım faaliyetleri yürütürken insani yardım çalışanlarına eşlik etmemekten kaçınılmaması vurgulandı.

İnsani yardım personelini, varlıkları, malzemeleri, ofisleri, depoları ve diğer tesisleri korumanın öneminin vurgulandığı Cidde Bildirgesi’nde konuyla ilgili şu kararlar alındı:

“Silahlı aktörler, insani yardım operasyonlarının faaliyetlerine müdahale etmemelidir. Silahlı aktörler, insani haklara ilişkin tarafsızlık ilkesine saygı göstererek ulaşım koridorları ile depolama ve dağıtım alanlarının güvenliğini sağlamalıdır. Kişilere saldırmak, taciz etmek, keyfi olarak alıkoymak ya da malzeme, tesis, birim veya yardım araçlarına saldırmak, bunları yok etmek veya çalmak da yasaktır.”

Suudi Arabistan, Sudan’dan tahliyeler gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan, Sudan’dan tahliyeler gerçekleştirdi. (SPA)

Cidde Bildirgesi, söz konusu taahhütlerin -ve uluslararası insancıl hukukun tüm yükümlülüklerinin- tam olarak yayılmasını sağlamak için tüm çabaların gösterilmesini, faaliyetlerini kolaylaştırmak için insani yardım aktörleriyle temas kurmak üzere odak noktalarının belirlenmesini ve sorumlu insani yardım aktörlerinin yetkilendirilmesini teşvik ediyor. Örneğin Sudan Kızılayı ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gibi ölülerin toplanmasından, adlarının kaydedilmesinden ve gömülmesinden yetkili makamlarla koordineli olarak çalışılacak. Bildirgede ayrıca, tarafların talimat veya denetimine tabi olan herkesin, özellikle bildirgede yer alan yükümlülükler olmak üzere uluslararası insancıl hukuka uymasını sağlamak için gerekli tüm önlemlerin alınması gerektiği vurgulandı.

Düşmanlıkların kalıcı olarak durdurulmasını sağlamak için geniş tartışmaları planlama taahhüdünde bulunan Sudan ordusu ve HDK, acil insani yardımın sağlanmasını ve temel hizmetlerin restorasyonunu kolaylaştırmak için kısa vadeli bir ateşkes sağlamak amacıyla görüşmelere öncelik vermeyi taahhüt etti.

Sudan'daki çatışmanın iki tarafının Cidde Bildirgesi'nde mutabık kalınan maddelere bağlılığı, mevcut krizde olumlu ilerlemenin önünü açacak, Sudan'a güvenlik ve istikrarı geri getirecek ve kurumlarının, topraklarının ve karar alma mekanizmasının bütünlüğünü koruyacak şekilde siyasi diyalogun geri dönüşüne öncülük edecek.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.