Gazze’de Hamas, çatışma ve savaşların tarihi

Dünyanın en yoğun nüfuslu bölgesi olan Gazze çözümsüz bir kâbusu temsil ediyor.

Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)
Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)
TT

Gazze’de Hamas, çatışma ve savaşların tarihi

Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)
Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)

Akdeniz’de Filistin kıyılarının güney bölgesinde, uzunluğu 41 kilometre, genişliği 5 ile 15 kilometre arasında değişen bir alanı kaplayan Gazze Şeridi’nde 1,72 milyondan fazla insan yaşıyor. Bu da bölgeyi dünyanın en yoğun nüfuslu noktası yapıyor.

Son sayılara göre yoğunluk oranı kilometrekare başına 27 bin kişiden fazlayken kamplarda nüfus yoğunluğu kilometrekare başına yaklaşık 56 bin kişiye yükselmiş durumda.

En büyük şehri Gazze nedeniyle Gazze Şeridi olarak anılan bu bölge ile İsrail arasındaki sorun, Mısır kontrolü altında olduğu 1967 yılına kadar uzanıyor. İsrail’in ilk başbakanı David Ben-Gurion, 1948’deki savaştan sonra Şeridi işgal konusunda tereddüt yaşadı. Yedi yıl sonra Sina Seferi sırasında burayı işgal etmeye yöneldi. Ancak bu durum uzun sürmedi. Ta ki 1967’de İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan tarafından işgal edilene kadar.

İsrail’in Gazze saldırıları sırasında Filistinlilere ait birçok ev yıkıldı. (Reuters)
İsrail’in Gazze saldırıları sırasında Filistinlilere ait birçok ev yıkıldı. (Reuters)

Gazze Şeridi 1987’de ilk halk intifadasının kıvılcımını attı. Bu durum, nükleer devlet için büyük bir rahatsızlık kaynağı oldu. Öyle ki eski İsrail Başbakanı İzak Rabin, bir gün uyanıp Gazze’yi denizin dibinde bulmayı diledi.

Gazze, Rabin’in istediği gibi boğulmadı ve İsrail, bu yönetimin bir sınır polisine dönüşmesi ümidiyle, 1994’te onu Filistin Yönetimi’nin kucağına attı. Ama bu yeni bir illüzyondu. Öyle ki İsrail, yaklaşık 8 yıl önce, özellikle Nisan 2001’in sonunda, yönetimin Gazze’ye devredilmesinden sonra, Gazze’ye karşı ilk askeri operasyonlarını başlatmak zorunda kaldı.

İsrail Mayıs 2004’te Gökkuşağı Operasyonu’nu başlattı ve Eylül 2004’te Pişmanlık Günleri Operasyonu’nu gerçekleştirdi. 2005 yılında ise söz konusu dönemde ‘tek taraflı çekilme planı’ olarak bilinen bir plan çerçevesinde Gazze Şeridi’nden çekildi.

İsrail geri çekilmenin ardından, ilki 25 Eylül 2005’te, İlk Yağmur adı altında iki hızlı savaş başlattı. Bu, çekilme planından iki hafta sonraki ilk operasyondur. Bir yıl sonra İsrail Haziran 2006’da, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ni yönettiği dönemde, Hamas tarafından kaçırılan İsrail askeri Gilad Şalit’i kurtarmak için Yaz yağmuru adlı bir operasyon başlattı.

İsrail’in Demir Kubbe sistemi, Gazze’den fırlatılan roketleri engelliyor. (AFP)
İsrail’in Demir Kubbe sistemi, Gazze’den fırlatılan roketleri engelliyor. (AFP)

Bundan bir yıl sonra Hamas, Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirdi. Ardından hareketin yeteneğinin ve son yıllarda bireysel savaşlar yapmak zorunda kalan ‘İslami Cihat’ gibi diğer grupların yeteneklerinin geliştiği daha büyük ve daha geniş savaşlar birbirlerini takip etti.

Hamas’ın kontrolüne geçmesinden bu yana Gazze’nin İsrail’e karşı yürüttüğü en önemli savaşlar ise şöyle:

İsrail’in tanımına göre ‘Dökme Kurşun Harekâtı’, Filistin tanımına göre ise ‘el-Furkan’

Harekat 27 Aralık 2008 tarihinde başladı. O dönemde İsrail, 2005’te Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana en büyük ve en kanlı askeri operasyonlarından birini gerçekleştiriyordu. Harekât, 89 Hamas unsurunun yanı sıra yaklaşık 80 sivilin ölümüyle başladı, ardından İsrail, Gazze Şeridi’nin kuzeyine ve güneyine baskın düzenledi.

Gazze Şeridi’nden İsrail’e atılan roketler. (AP)
Gazze Şeridi’nden İsrail’e atılan roketler. (AP)

21 gün süren kanlı operasyonlarda yaklaşık bin 400 Filistinli öldü, 5 bin 500 kişi yaralandı ve Gazze’de 4 binden fazla ev yıkıldı. İsrail askerleri arasında 14’ten fazla kişi öldü, yaklaşık bin kişi yaralandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), bu savaşta İsrail’i savaş sırasında yerleşim yerlerini bombalamak için sistematik olarak beyaz fosfor kullanmakla suçladı.

Bulut Sütunu Operasyonu (Siccil Taşları)

İsrail, 14 Kasım 2012’de Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed el-Caberi’nin suikastıyla operasyonu başlattı. İsrail, hava saldırılarıyla yetinerek Gazze’ye yüzlerce füze fırlattı. Saldırılarda 174 Filistinli öldü, bin 400 Filistinli yaralandı. Hamas da o dönemde İsrail’e yönelik en şiddetli saldırıyı gerçekleştirdi ve ilk kez Tel Aviv ve Kudüs’e ulaşan uzun menzilli füzeler kullandı. Bu durum, İsraillileri şaşkına çevirdi.

İsrail’in geçen çarşamba günü Gazze’ye düzenlediği hava saldırısı yangına neden oldu. (AP)
İsrail’in geçen çarşamba günü Gazze’ye düzenlediği hava saldırısı yangına neden oldu. (AP)

Operasyon sırasında İsrail’e bin 500’den fazla roket fırlatıldı, bunların 58’i şehirlere düştü, 431’i engellendi, geri kalanı açık alanlara düştü. Operasyon sırasında beşi İsrailli (dört sivil ve bir asker) Filistin füzeleri tarafından öldürüldü, yaklaşık 500 kişi de yaralandı.

Koruyucu Hat Operasyonu

İsrail, 8 Temmuz 2014 Salı günü operasyonu başlattı. 51 gün sürdü, bin 500’den fazla Filistinliyi öldürdü ve büyük yıkıma neden oldu.

Savaş, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da üç yerleşimcinin kaçırılması ve öldürülmesinin arkasında olmakla suçlayarak Hamas yetkililerine suikast düzenlemesinin ardından patlak verdi.

İsrail savaş sırasında Gazze Şeridi’ne 60 binden fazla baskın düzenledi ve 33 Hamas tünelini imha etti. Bu çatışmada, bazıları ilk kez Tel Aviv, Kudüs ve Hayfa’ya ulaşan sekiz binden fazla füze fırlatıldı. Ben Gurion Havalimanı’nın kapatılması da dahil olmak üzere hareketliliğin felce uğramasına neden oldu.

Filistinliler, İsrail saldırıları tarafından hedef alınan Gazze Şeridi’ndeki İslami Cihat Hareketi’nin askeri liderlerinin cenazesine katıldı. (EPA)
Filistinliler, İsrail saldırıları tarafından hedef alınan Gazze Şeridi’ndeki İslami Cihat Hareketi’nin askeri liderlerinin cenazesine katıldı. (EPA)

Savaşta 68 İsrail askeri ve dört sivil öldü, 2 bin 500 kişi yaralandı.

Savaşın sonlanmasından önce, işgal ordusunun Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye mahallesine yaptığı kara saldırısına karşılık veren El-Kassam Tugayları, İsrail askeri Shaul Aron’u esir aldıklarını duyurdu. Shaul Aron halen esir tutuluyor.

‘Şafak Haykırışı’

İsrail’in 12 Kasım 2019 sabahı gerçekleştirdiği operasyon, İslami Cihat Hareketi’nin Gazze’deki askeri kolu olan Kudüs Tugayları’nda kuzey bölge komutanı Baha Ebu el-Atta’nın Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye semtindeki apartman dairesinde öldürülmesiyle başladı. İslami Cihat Hareketi, birkaç gün süren bir füze saldırısıyla karşılık verdi. O dönemde İsrail bölgelerine ve kasabalarına yüzlerce füze fırlatıldı.

Bu, Hamas’ın dahil olmadığı ilk savaştı ve İsrail, onu kendisine mesafeli tutmayı başardı.

Surların Muhafızı (Kudüs’ün Kılıcı)

Kıvılcımı Kudüs’te Şeyh Cerrah mahallesinde atılan çatışmalar, İsrail güçlerinin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemesi ve ardından Eski Şehir’e doğru ‘bayraklar’ gösterisi düzenlemesiyle başladı. Bu gösteride, Hamas’a ilerlemesi halinde Kudüs’ü bombalayacağı konusunda uyarı yapıldı. 10 Mayıs 2021’de de yaşananlar bu yöndeydi.

İsrail, Gazze’ye büyük saldırılar düzenleyerek 11 günde yaklaşık 250 Filistinliyi öldürdü. Gruplar, İsrail’deki kasaba ve şehirlere dört binden fazla füze fırlattı. Füzeler Ramon Havalimanı'nın dış mahallelerine ulaştı ve saldırılarda 12 İsrailli öldürüldü.

El-Fecr Es-Sadık

İsrail, 5 Ağustos 2022’de İslami Cihat’a yönelik bireysel nitelikteki saldırıyı tekrarladı, Gazze’deki Kudüs Tugayları’nın (İslami Cihat Hareketi'nin askeri kolu) kuzey bölgesi komutanı Taysir el-Caberi’ye suikast düzenledi. Öncesinde ise Batı Şeria’daki Cenin’de hareketin üst düzey yetkilisi Bessam es-Saadi’nin tutuklanmasına cevaben Cihat Hareketi tarafından bir uyarı yapılmıştı.

 Filistinliler, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta İslami Cihad lideri Cihad el-Gannam ve eşi Wafa’nın öldürüldüğü yıkılmış bir evin yakınında toplandı. (Reuters)
 Filistinliler, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta İslami Cihad lideri Cihad el-Gannam ve eşi Wafa’nın öldürüldüğü yıkılmış bir evin yakınında toplandı. (Reuters)

İslami Cihat Hareketi, İsrail kasaba ve şehirlerine yüzlerce füzeyle karşılık verdi. Ulusal Direniş Tugayları, Mücahid Tugayları ve El-Aksa Şehitleri Tugayları (Fetih hareketinin askeri kanadı) ile ortak bir operasyon olduğu belirtilen bir açıklamada, Hamas'ın çatışmaya katılmamasına yönelik üstü kapalı bir eleştiri yapıldı.

Arabulucuların araya girmesinden birkaç gün sonra operasyon durdu.

İsrail saldırılarında altısı çocuk 24 Filistinli yaşamını yitirdi.

Koruyucu Ok (Özgürlerin İntikamı)

İsrail tarafından 9 Mayıs’ta İslami Cihad Hareketi’nin Gazze Şeridi’ndeki askeri kolu olan Kudüs Tugayları’nın en önde gelen 3 liderinin öldürülmesiyle ani bir savaş başladı. Söz konusu liderler ise şunlardı: Kudüs Tugayları Askeri Konseyi Genel Sekreteri Cihad Ganam (62 yaşında), Kuzey Bölgesi Tugay Komutanı Halil Bahtini (44 yaşında) ve Gazze'ye sınır dışı edilen Batı Şeria'daki askeri harekattan sorumlu yetkililerden biri olan Siyasi Büro üyesi Tarık İzzeddin (48 yaşında).

Fotoğraf Altı: İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yaşamını yitirenler için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yaşamını yitirenler için düzenlenen cenaze törenini takip etti. (AFP)

Halen devam eden savaş, İsrail’in yalnızca İslami Cihat’a karşı başlattığı üçüncü saldırı olarak biliniyor. Hareket, ortak oda aracılığıyla Hamas ile tam koordinasyon içinde karşılık vererek, Tel Aviv ve diğer birçok bölgeyi en az 500’ü aşan bir füze yağmuruyla bombaladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre şu ana kadar 25 Filistinli yaşamını yitirdi. Ateşkese varmak için yoğun ateşkes müzakereleri yürütülüyor.

Bir sonraki müzakere turunun ne zaman düzenleneceği bilinmiyor. Ancak kesin olan şu ki İsrail için Gazze sonsuz bir kâbus niteliğinde.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.