Gazze’de Hamas, çatışma ve savaşların tarihi

Dünyanın en yoğun nüfuslu bölgesi olan Gazze çözümsüz bir kâbusu temsil ediyor.

Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)
Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)
TT

Gazze’de Hamas, çatışma ve savaşların tarihi

Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)
Bir adam, Gazze’den atılan roketin isabet etmesi sonucu hasar gören bir evin önünden geçiyor (Reuters)

Akdeniz’de Filistin kıyılarının güney bölgesinde, uzunluğu 41 kilometre, genişliği 5 ile 15 kilometre arasında değişen bir alanı kaplayan Gazze Şeridi’nde 1,72 milyondan fazla insan yaşıyor. Bu da bölgeyi dünyanın en yoğun nüfuslu noktası yapıyor.

Son sayılara göre yoğunluk oranı kilometrekare başına 27 bin kişiden fazlayken kamplarda nüfus yoğunluğu kilometrekare başına yaklaşık 56 bin kişiye yükselmiş durumda.

En büyük şehri Gazze nedeniyle Gazze Şeridi olarak anılan bu bölge ile İsrail arasındaki sorun, Mısır kontrolü altında olduğu 1967 yılına kadar uzanıyor. İsrail’in ilk başbakanı David Ben-Gurion, 1948’deki savaştan sonra Şeridi işgal konusunda tereddüt yaşadı. Yedi yıl sonra Sina Seferi sırasında burayı işgal etmeye yöneldi. Ancak bu durum uzun sürmedi. Ta ki 1967’de İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan tarafından işgal edilene kadar.

İsrail’in Gazze saldırıları sırasında Filistinlilere ait birçok ev yıkıldı. (Reuters)
İsrail’in Gazze saldırıları sırasında Filistinlilere ait birçok ev yıkıldı. (Reuters)

Gazze Şeridi 1987’de ilk halk intifadasının kıvılcımını attı. Bu durum, nükleer devlet için büyük bir rahatsızlık kaynağı oldu. Öyle ki eski İsrail Başbakanı İzak Rabin, bir gün uyanıp Gazze’yi denizin dibinde bulmayı diledi.

Gazze, Rabin’in istediği gibi boğulmadı ve İsrail, bu yönetimin bir sınır polisine dönüşmesi ümidiyle, 1994’te onu Filistin Yönetimi’nin kucağına attı. Ama bu yeni bir illüzyondu. Öyle ki İsrail, yaklaşık 8 yıl önce, özellikle Nisan 2001’in sonunda, yönetimin Gazze’ye devredilmesinden sonra, Gazze’ye karşı ilk askeri operasyonlarını başlatmak zorunda kaldı.

İsrail Mayıs 2004’te Gökkuşağı Operasyonu’nu başlattı ve Eylül 2004’te Pişmanlık Günleri Operasyonu’nu gerçekleştirdi. 2005 yılında ise söz konusu dönemde ‘tek taraflı çekilme planı’ olarak bilinen bir plan çerçevesinde Gazze Şeridi’nden çekildi.

İsrail geri çekilmenin ardından, ilki 25 Eylül 2005’te, İlk Yağmur adı altında iki hızlı savaş başlattı. Bu, çekilme planından iki hafta sonraki ilk operasyondur. Bir yıl sonra İsrail Haziran 2006’da, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ni yönettiği dönemde, Hamas tarafından kaçırılan İsrail askeri Gilad Şalit’i kurtarmak için Yaz yağmuru adlı bir operasyon başlattı.

İsrail’in Demir Kubbe sistemi, Gazze’den fırlatılan roketleri engelliyor. (AFP)
İsrail’in Demir Kubbe sistemi, Gazze’den fırlatılan roketleri engelliyor. (AFP)

Bundan bir yıl sonra Hamas, Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirdi. Ardından hareketin yeteneğinin ve son yıllarda bireysel savaşlar yapmak zorunda kalan ‘İslami Cihat’ gibi diğer grupların yeteneklerinin geliştiği daha büyük ve daha geniş savaşlar birbirlerini takip etti.

Hamas’ın kontrolüne geçmesinden bu yana Gazze’nin İsrail’e karşı yürüttüğü en önemli savaşlar ise şöyle:

İsrail’in tanımına göre ‘Dökme Kurşun Harekâtı’, Filistin tanımına göre ise ‘el-Furkan’

Harekat 27 Aralık 2008 tarihinde başladı. O dönemde İsrail, 2005’te Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana en büyük ve en kanlı askeri operasyonlarından birini gerçekleştiriyordu. Harekât, 89 Hamas unsurunun yanı sıra yaklaşık 80 sivilin ölümüyle başladı, ardından İsrail, Gazze Şeridi’nin kuzeyine ve güneyine baskın düzenledi.

Gazze Şeridi’nden İsrail’e atılan roketler. (AP)
Gazze Şeridi’nden İsrail’e atılan roketler. (AP)

21 gün süren kanlı operasyonlarda yaklaşık bin 400 Filistinli öldü, 5 bin 500 kişi yaralandı ve Gazze’de 4 binden fazla ev yıkıldı. İsrail askerleri arasında 14’ten fazla kişi öldü, yaklaşık bin kişi yaralandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), bu savaşta İsrail’i savaş sırasında yerleşim yerlerini bombalamak için sistematik olarak beyaz fosfor kullanmakla suçladı.

Bulut Sütunu Operasyonu (Siccil Taşları)

İsrail, 14 Kasım 2012’de Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed el-Caberi’nin suikastıyla operasyonu başlattı. İsrail, hava saldırılarıyla yetinerek Gazze’ye yüzlerce füze fırlattı. Saldırılarda 174 Filistinli öldü, bin 400 Filistinli yaralandı. Hamas da o dönemde İsrail’e yönelik en şiddetli saldırıyı gerçekleştirdi ve ilk kez Tel Aviv ve Kudüs’e ulaşan uzun menzilli füzeler kullandı. Bu durum, İsraillileri şaşkına çevirdi.

İsrail’in geçen çarşamba günü Gazze’ye düzenlediği hava saldırısı yangına neden oldu. (AP)
İsrail’in geçen çarşamba günü Gazze’ye düzenlediği hava saldırısı yangına neden oldu. (AP)

Operasyon sırasında İsrail’e bin 500’den fazla roket fırlatıldı, bunların 58’i şehirlere düştü, 431’i engellendi, geri kalanı açık alanlara düştü. Operasyon sırasında beşi İsrailli (dört sivil ve bir asker) Filistin füzeleri tarafından öldürüldü, yaklaşık 500 kişi de yaralandı.

Koruyucu Hat Operasyonu

İsrail, 8 Temmuz 2014 Salı günü operasyonu başlattı. 51 gün sürdü, bin 500’den fazla Filistinliyi öldürdü ve büyük yıkıma neden oldu.

Savaş, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da üç yerleşimcinin kaçırılması ve öldürülmesinin arkasında olmakla suçlayarak Hamas yetkililerine suikast düzenlemesinin ardından patlak verdi.

İsrail savaş sırasında Gazze Şeridi’ne 60 binden fazla baskın düzenledi ve 33 Hamas tünelini imha etti. Bu çatışmada, bazıları ilk kez Tel Aviv, Kudüs ve Hayfa’ya ulaşan sekiz binden fazla füze fırlatıldı. Ben Gurion Havalimanı’nın kapatılması da dahil olmak üzere hareketliliğin felce uğramasına neden oldu.

Filistinliler, İsrail saldırıları tarafından hedef alınan Gazze Şeridi’ndeki İslami Cihat Hareketi’nin askeri liderlerinin cenazesine katıldı. (EPA)
Filistinliler, İsrail saldırıları tarafından hedef alınan Gazze Şeridi’ndeki İslami Cihat Hareketi’nin askeri liderlerinin cenazesine katıldı. (EPA)

Savaşta 68 İsrail askeri ve dört sivil öldü, 2 bin 500 kişi yaralandı.

Savaşın sonlanmasından önce, işgal ordusunun Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye mahallesine yaptığı kara saldırısına karşılık veren El-Kassam Tugayları, İsrail askeri Shaul Aron’u esir aldıklarını duyurdu. Shaul Aron halen esir tutuluyor.

‘Şafak Haykırışı’

İsrail’in 12 Kasım 2019 sabahı gerçekleştirdiği operasyon, İslami Cihat Hareketi’nin Gazze’deki askeri kolu olan Kudüs Tugayları’nda kuzey bölge komutanı Baha Ebu el-Atta’nın Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye semtindeki apartman dairesinde öldürülmesiyle başladı. İslami Cihat Hareketi, birkaç gün süren bir füze saldırısıyla karşılık verdi. O dönemde İsrail bölgelerine ve kasabalarına yüzlerce füze fırlatıldı.

Bu, Hamas’ın dahil olmadığı ilk savaştı ve İsrail, onu kendisine mesafeli tutmayı başardı.

Surların Muhafızı (Kudüs’ün Kılıcı)

Kıvılcımı Kudüs’te Şeyh Cerrah mahallesinde atılan çatışmalar, İsrail güçlerinin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemesi ve ardından Eski Şehir’e doğru ‘bayraklar’ gösterisi düzenlemesiyle başladı. Bu gösteride, Hamas’a ilerlemesi halinde Kudüs’ü bombalayacağı konusunda uyarı yapıldı. 10 Mayıs 2021’de de yaşananlar bu yöndeydi.

İsrail, Gazze’ye büyük saldırılar düzenleyerek 11 günde yaklaşık 250 Filistinliyi öldürdü. Gruplar, İsrail’deki kasaba ve şehirlere dört binden fazla füze fırlattı. Füzeler Ramon Havalimanı'nın dış mahallelerine ulaştı ve saldırılarda 12 İsrailli öldürüldü.

El-Fecr Es-Sadık

İsrail, 5 Ağustos 2022’de İslami Cihat’a yönelik bireysel nitelikteki saldırıyı tekrarladı, Gazze’deki Kudüs Tugayları’nın (İslami Cihat Hareketi'nin askeri kolu) kuzey bölgesi komutanı Taysir el-Caberi’ye suikast düzenledi. Öncesinde ise Batı Şeria’daki Cenin’de hareketin üst düzey yetkilisi Bessam es-Saadi’nin tutuklanmasına cevaben Cihat Hareketi tarafından bir uyarı yapılmıştı.

 Filistinliler, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta İslami Cihad lideri Cihad el-Gannam ve eşi Wafa’nın öldürüldüğü yıkılmış bir evin yakınında toplandı. (Reuters)
 Filistinliler, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta İslami Cihad lideri Cihad el-Gannam ve eşi Wafa’nın öldürüldüğü yıkılmış bir evin yakınında toplandı. (Reuters)

İslami Cihat Hareketi, İsrail kasaba ve şehirlerine yüzlerce füzeyle karşılık verdi. Ulusal Direniş Tugayları, Mücahid Tugayları ve El-Aksa Şehitleri Tugayları (Fetih hareketinin askeri kanadı) ile ortak bir operasyon olduğu belirtilen bir açıklamada, Hamas'ın çatışmaya katılmamasına yönelik üstü kapalı bir eleştiri yapıldı.

Arabulucuların araya girmesinden birkaç gün sonra operasyon durdu.

İsrail saldırılarında altısı çocuk 24 Filistinli yaşamını yitirdi.

Koruyucu Ok (Özgürlerin İntikamı)

İsrail tarafından 9 Mayıs’ta İslami Cihad Hareketi’nin Gazze Şeridi’ndeki askeri kolu olan Kudüs Tugayları’nın en önde gelen 3 liderinin öldürülmesiyle ani bir savaş başladı. Söz konusu liderler ise şunlardı: Kudüs Tugayları Askeri Konseyi Genel Sekreteri Cihad Ganam (62 yaşında), Kuzey Bölgesi Tugay Komutanı Halil Bahtini (44 yaşında) ve Gazze'ye sınır dışı edilen Batı Şeria'daki askeri harekattan sorumlu yetkililerden biri olan Siyasi Büro üyesi Tarık İzzeddin (48 yaşında).

Fotoğraf Altı: İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yaşamını yitirenler için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısında yaşamını yitirenler için düzenlenen cenaze törenini takip etti. (AFP)

Halen devam eden savaş, İsrail’in yalnızca İslami Cihat’a karşı başlattığı üçüncü saldırı olarak biliniyor. Hareket, ortak oda aracılığıyla Hamas ile tam koordinasyon içinde karşılık vererek, Tel Aviv ve diğer birçok bölgeyi en az 500’ü aşan bir füze yağmuruyla bombaladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre şu ana kadar 25 Filistinli yaşamını yitirdi. Ateşkese varmak için yoğun ateşkes müzakereleri yürütülüyor.

Bir sonraki müzakere turunun ne zaman düzenleneceği bilinmiyor. Ancak kesin olan şu ki İsrail için Gazze sonsuz bir kâbus niteliğinde.



Irak hükümetinin kurulması İran'ın sürpriz vetosuyla karşılaştı

Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
TT

Irak hükümetinin kurulması İran'ın sürpriz vetosuyla karşılaştı

Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)

İki Iraklı yetkili, Tahran yönetiminin, iktidardaki Şii koalisyon Koordinasyon Çerçevesi temsilcilerinden, “müttefiklerinin nüfuzunu ve devlet içindeki varlık yapısını hedef alan” bir hükümete destek vermemelerini istediğini açıkladı.

Gelişmeler, İsmail Kaani’nin sürpriz şekilde Bağdat’a ulaştığı yönündeki bilgilerle eş zamanlı yaşandı. Bu süreçte, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali al-Zeydi’nin yürüttüğü müzakerelerin ileri aşamaya geldiği, ancak yeni hükümetin şekli konusunda ABD ile İran arasındaki rekabetin giderek arttığı belirtildi.

Farklı kaynaklar Şarku’l Avsat’a, “Kaani’nin son saatlerde Bağdat’a geldiğini ve hükümetin kurulması sürecinde rol alan isimlerle görüştüğünü” aktarırken, Tahran’ın Washington’a tam uyum gösterilmesine karşı çıktığını ifade etti.

Kudüs Gücü komutanı Kaani’nin temaslarıyla ilgili konuşan bir yetkili, Bağdat’taki hükümet pazarlıklarını “Hürmüz Boğazı’ndaki kuşatma ve karşı kuşatma” durumuna benzetti.


İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor

Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor

Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)

İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları dün de sürdü. Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu’nun hedef alınması sonucu iki sağlık görevlisi hayatını kaybederken, beş kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, önceki gün yaşanan yoğun saldırılarda ise en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hava saldırıları ve topçu atışlarına, sınır köylerinde evlerin yıkılması eşlik etti. İsrail, saldırılarının kapsamını güney bölgeleri ile Bekaa’daki çeşitli kasabaları içine alacak şekilde genişletirken, Hizbullah da İsrail mevzileri ve askeri araçlarına yönelik operasyonlar düzenlediğini ve İsrail’in kuzeyine roket saldırıları gerçekleştirdiğini duyurdu.

Sağlık görevlilerine yönelik saldırılar ve hava saldırılarının yoğunlaşması

Lübnan Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ‘İsrail’in uluslararası yasaları ve insani normları ihlal etmeyi sürdürdüğünü, sağlık görevlilerine karşı yeni suçlar işlediğini’ belirtti. Açıklamada, İsrail’in Bint Cubeyl ilçesine bağlı Kalaviye ve Tibnin beldelerinde Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu’na ait iki noktayı doğrudan hedef aldığı ifade edildi. Saldırılarda Kalaviye’de bir sağlık görevlisi hayatını kaybederken üç kişi yaralandı; Tibnin’de ise bir sağlık görevlisi yaşamını yitirdi, iki kişi yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre, sabah saatlerinden itibaren güney bölgelerinde Balat, Debal, el-Mansuri, Şakra, Safed el-Bıttih, Mecdel Selm, Kalaviye ve es-Semaiye beldeleri ile Ramadiye-Şuaytiye yolu İsrail hava saldırılarının hedefi oldu. Ayrıca Tulin, es-Savane, Yahmur eş-Şakif, Adaşit ve Kfar Deccal kasabaları topçu ateşine maruz kaldı. Sureyfa beldesi ise keşif uçaklarının yoğun uçuşları eşliğinde 155 milimetrelik top mermileriyle vuruldu.

Nebatiye’de bir kişi, el-İnciliye Caddesi üzerindeki dükkânının önünde düzenlenen hava saldırısında yaralandı. Öte yandan, Sur’a bağlı Ramadiye yakınlarında bir kümes hayvanı yem fabrikası İsrail’e ait insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındı. NNA, saldırıda yaralananlar olduğuna dair bilgiler bulunduğunu aktardı.

İsrail ordusu cumartesi günü yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde Hizbullah’a ait 85’ten fazla altyapı noktasının hava ve kara operasyonlarıyla hedef alındığını duyurdu.

Çadırlarda endişeli bir gece ve geniş çaplı bombardıman

El-Hıyam beldesi, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bombardımanlar ve yıkım operasyonlarının gölgesinde şiddetli bir gece geçirdi. Evler, dükkânlar ve çeşitli kurumların hedef alındığı saldırılar, beldede geniş çaplı yıkıma yol açtı. İsrail güçleri gece boyunca özellikle Bint Cubeyl ve Tayyiri başta olmak üzere sınır hattındaki yerleşimlerde evleri hedef alma operasyonlarını sürdürdü.

sdfdvf
Sayda’nın es-Saksakiye kasabasına düzenlenen bombardımanında 9 kişinin hayatını kaybettiği Fahs ailesinin yakınları, cenaze törenine katıldı, 9 Mayıs 2026. (AP)

İsrail savaş uçakları şafak vakti Sureyfa beldesine hava saldırısı düzenlerken, gece yarısından sonra da Cibşit kasabası hedef alındı. Sağlık Acil Operasyon Merkezi, Sur ilçesine bağlı Bedyas beldesine yönelik saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini, aralarında altı çocuk ve iki kadının da bulunduğu 13 kişinin yaralandığını açıkladı.

Bir başka olayda ise İsrail’e ait İHA, Kalile-Deyr Kanun yolu üzerinde seyreden bir motosikleti hedef aldı. Saldırıda iki Suriyeli yaşamını yitirirken, sivil savunma ekipleri Lübnan ordusuyla koordinasyon içinde cenazeleri bölgeden kaldırdı.

Öte yandan, İsrail’e ait İHA’ların Beyrut, güney banliyöleri ve Sayda çevresindeki köyler üzerinde yoğun uçuş yaptığı bildirildi.

Hizbullah’ın İsrail ordusuna karşı düzenlediği operasyonlar

Diğer taraftan, Hizbullah ile İsrail ordusu arasında Güney Lübnan’da İsrail’in halen kontrol altında tuttuğu alanlardaki çatışmalar sürüyor. Hizbullah, İsrail ordusuna yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı. Açıklamada, Deyr Seryan beldesindeki Hallet Rac bölgesinde bulunan bir D9 tipi buldozerin kamikaze İHA’yla hedef alındığı ve doğrudan isabet sağlandığı belirtildi.

Hizbullah ayrıca, el-Hıyam’da bir İsrail ordusu komutanının iki kamikaze İHA ile hedef alındığını duyurdu. Bunun yanı sıra, el-Hıyam Belediye Binası yakınlarında konuşlanan İsrail askeri araçlarının topçu ateşiyle vurulduğu ifade edildi. Örgüt, Güney Lübnan’dan İsrail’e doğru iki roket fırlatıldığını da açıkladı.

fbfgrt
Sivil savunma ekipleri, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasında İsrail bombardımanının hedef aldığı binanın enkazı altında kurbanları arıyor. Saldırı sonucunda aynı aileden 9 kişi hayatını kaybetti. (AFP)

Bu çerçevede Hizbullah milletvekili Hüseyin el-Hac Hasan, “Direniş, düşmanı henüz çözüm bulamadığı İHA’larıyla şaşırttı. Bugün de işgal güçlerinin sözde ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık patlayıcılar ve füzelerle yanıt veriyor” dedi.

Söz konusu tırmanış, 17 Nisan’da ilan edilen ateşkes anlaşmasının yürürlükte olmasına rağmen yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan anlaşma metnine göre İsrail, devam eden saldırı veya tehditlere karşı ‘kendini savunmak için gerekli tüm tedbirleri alma’ hakkına sahip bulunuyor.


ABD neden şimdi Irak petrolünü hedef alan yeni yaptırımlar uyguladı?

Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)
Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)
TT

ABD neden şimdi Irak petrolünü hedef alan yeni yaptırımlar uyguladı?

Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)
Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)

Irak petrol dosyası, ABD Hazine Bakanlığı'nın petrol sektörü ve silahlı gruplarla bağlantılı Iraklı yetkililer, isimler ve şirketlere yönelik yeni yaptırımlarını açıklamasının ardından daha hassas bir evreye girdi. Gözlemciler bu adımı, petrol kaçakçılığı, menşe belgelerinin sahte düzenlenmesi ve İran'la bağlantılı ağların finansmanına ilişkin suçlamalar barındırması nedeniyle, Irak enerji sektörünün görünümünü yıllar içinde en derinden etkileyen ABD uygulamalarından biri olarak değerlendirdi.

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) aracılığıyla açıklanan yaptırımlar, Bağdat'ta yalnızca sınırlı kapsamlı mali bir işlem olarak okunmadı. Bunun ötesinde Irak enerji sektöründeki nüfuzun sınırlarını yeniden çizmeyi ve Washington'ın Irak petrolünü Tahran'a yönelik yaptırımları delmenin kanalı olarak kullandığını öne sürdüğü kesimlere doğrudan uyarı iletmeyi hedefleyen çifte siyasi ve ekonomik bir mesaj olarak yorumlandı.

ABD’nin yaptırım kararı, Irak Petrol Bakanlığı Dağıtım İşleri Müsteşarı Ali Maaric el-Bahadili'yi de kapsadı. Washington, Bahadili'yi Irak petrol ürünlerinin İran bağlantılı kaçakçılık ağları lehine transfer edilmesini kolaylaştırmakla suçladı. Bunun yanı sıra tanınmış petrol kaçakçısı Selim Ahmed Said ile bağlantılı şirketlere Irak petrolüne erişimi kolaylaştırarak ve İran petrolüne Irak petrolü statüsü tanıyan sahte resmi belgeler kullanarak özel ayrıcalıklar sağladığı iddia edildi.

dfvfdv
Resmî açıklamalarda reddedilse de yaptırımlar ekonomi ve petrol çevrelerinde endişe dalgası yarattı (AFP)

ABD tarafından yapılan açıklamaya göre kaçakçılık operasyonları, petrolün Kayyara Sahası’ndan Hor ez-Zubeyir'deki tesislere nakledilmesi yoluyla gerçekleştiriliyordu. Burada İran petrolü Irak petrolüyle karıştırılarak menşei değiştiriliyor, ardından uluslararası piyasalarda satışa sunuluyordu. Yaptırımlar ayrıca ‘Seyyid Avn’ adıyla bilinen Mustafa Haşim Lazım el-Bahadili'yi de kapsadı. Washington, Bahadili'yi Asaib Ehl’l-Hak’ın önde gelen mali sorumlularından biri olarak tanımlarken ‘petrol taşıma ağlarını yönetmek, ekonomik sözleşmeler ve mali paravan olarak faaliyet gösteren şirketler üzerinde denetim kurmakla’ suçladı. Yaptırım listesine onunla bağlantılı, Gulf Energy for Oil Services, Gulf for General Contracting, Iraq International for Energy ve Gulf Energy for General Transport adlı dört şirket de eklendi.

Yaptırımlar ekonomik dosyayla sınırlı kalmadı ve Seyyid eş-Şuheda Tugayları'na da uzandı. ABD Hazine Bakanlığı, aralarında Ahmed Hudayr ve ‘Ebu Meryem’ künyeli Muhammed İsa Kazım el-Şuveyli'nin de bulunduğu tugay liderlerine yaptırım uyguladı. Bu isimler, ‘Lübnan Hizbullahı ile koordinasyon içinde Irak'a silah satın alıp nakletmekle’ suçlandı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, karara ilişkin yorumunda sert bir dil kullanarak, İran rejiminin Irak halkının hakkı olan kaynakları haydut bir çete gibi yağmaladığını söyledi. Washington'ın Irak petrolünün terörün finansmanında ya da uluslararası yaptırımların delinmesinde kullanılmasına izin vermeyeceğini de vurguladı.

Bağdat reddediyor ve savunuyor

Öte yandan Irak Petrol Bakanlığı, Bakanlık Müsteşarı Ali Maaric el-Bahadili’ye yöneltilen suçlamaları reddeden resmi bir açıklama yapmak için gecikmedi. Bakanlık, petrol ihracatı, pazarlaması ve tanker yükleme operasyonlarının Dağıtım İşleri Müsteşarı'nın yetki alanında olmadığını, bu işlemlerin resmi prosedürler çerçevesinde SOMO şirketi ve yetkili kurumlar tarafından yürütüldüğünü vurguladı.

Bakanlık, her türlü hukuki işleme veya denetim soruşturmasına iş birliği yapmaya hazır olduğunu belirterek ‘siyasi yorumlardan’ uzak biçimde Irak yargısına ve yetkili denetim kurumlarına saygı gösterilmesinin önemine dikkati çekti.

Bakanlık ayrıca daha önce Irak petrol pazarlama şirketi SOMO tarafından yayımlanan ve Irak petrolüne ilişkin kaçakçılık operasyonları ile menşe belgelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını açıklayan önceki bildirileri de hatırlattı.

Öte yandan yaptırımlar, her ne kadar resmî açıklamalarda reddedilse de ekonomi ve petrol çevrelerinde geniş çaplı bir endişe dalgası yarattı. Ancak ABD'nin suçlamaları, Irak petrolünün uluslararası piyasalardaki itibarıyla doğrudan bağlantılı son derece hassas bir dosyayı ilgilendiriyor.

Ekonomist Ziyad el-Haşimi, yaptırım listelerine isim eklenmesinin ötesinde daha derin yansımalar konusunda uyardı. Asıl tehlikenin Irak'ın kademeli olarak İran petrolü kaçakçılık operasyonlarında ‘suç ortağı devlet’ konumuna sürüklenmesi olduğunu değerlendiren Haşimi, bunun Bağdat'ı giderek artan mali ve diplomatik baskılarla karşı karşıya bırakabileceğini vurguladı.

Haşimi, bu yaptırımların türünün ilki olmadığını; Irak petrol sektörüne yönelik süregelen ABD’nin baskılarının devamı olduğunu belirtti. Özellikle İran petrolünün uluslararası piyasalarda pazarlanması için Irak belgelerinin ve menşe sertifikalarının kullanıldığına dair daha önceki bilgilerin gündeme gelmesinin ardından bu baskıların yoğunlaştığına dikkat çekti.

Haşimi'ye göre meselenin en tehlikeli boyutu, meşru Irak petrolünün itibarının bizzat zarar görmesi ihtimali. Irak petrol sevkiyatları uluslararası şirketler ve denizcilik otoritelerinin daha yoğun denetimiyle karşılaşabilir; bu da taşıma ve sigorta maliyetlerini artırarak ihracat akışını aksatabilir.

Haşimi, sevkiyat ve menşe belgelerinin doğruluğuna ilişkin şüpheler büyüdükçe uluslararası alıcıların gelecekte ilave hukuki güvenceler ya da daha yüksek fiyat indirimleri talep edebileceği konusunda da uyardı. Washington'ın kaçakçılık veya mali örtbas operasyonlarında ‘kurumsal bir örüntü’ tespit etmesi halinde yaptırımların taşıma şirketlerini, bankaları, ticari aracıları, hatta devlet kurumlarını kapsayacak biçimde genişleyebileceği uyarısında da bulundu.

Peki neden şimdi?

Washington'ın yaptırımları açıklamak için seçtiği zamanlama, özellikle yükselen bölgesel gerilimler ve küresel enerji piyasasındaki köklü dönüşümler ortamında Bağdat'ta geniş çaplı soru işaretleri doğuruyor.

Uluslararası ekonomi profesörü Nevvar es-Saidi, ABD’nin uyguladığı son yaptırımların Washington'ın Irak'a yaklaşımındaki belirgin bir değişimi yansıttığı görüşünde. Yaptırımlar artık yalnızca İran'la değil, bölgenin tamamındaki enerji ve finansman ağlarını yeniden yapılandırmayla bağlantılı.

ABD'nin bu adımlarla büyük petrol üreticisi ülkeler ve başta Irak olmak üzere petrol ve para hareketlerini denetleyip kontrol edebildiğini gösteren bir mesaj vermeye çalıştığını söyleyen Saidi, Washington'ın enerji dosyasını bölgesel nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak gördüğünü, dolayısıyla İran'ın yaptırımları delmesine yardımcı olduğuna inandığı her ağın ABD Hazine Bakanlığı'nın doğrudan hedefi haline geldiğini belirtti.

Zamanlamanın hassasiyetinin küresel petrol piyasasındaki dalgalanmalar ve bölgedeki güvenlik gerilimleriyle de bağlantılı olduğuna dikkati çeken Saidi, büyük güçlerin Ortadoğu'da yerleştirmeye çalıştığı yeni siyasi ve ekonomik düzenlemelerin bu hassasiyeti artırdığının altını çizdi.

Saadi'ye göre yaptırımlar Irak'ın petrol ihracat hacmini hemen etkilemeyebilir. Çünkü küresel piyasa Irak ham petrolüne ihtiyaç duymaya devam ediyor. Ancak gerçek etki sigorta, taşıma ve finansal transfer maliyetlerinin yükselmesinde ve yabancı banka ile şirketlerin temkinli tutumunun artmasında kendini gösterecek.

vfdvfdv
Washington'ın yaptırımları açıklamak için seçtiği zamanlama, Bağdat'ta geniş çapta soru işaretlerine yol açıyor (AFP)

Gözlemcilere göre ABD’nin yaptırımları, Irak petrol sektörü içindeki çatışmanın boyutlarını da gözler önüne serdi. Bu sektör son yıllarda, parti ve silahlı grup çıkarlarının ticaret ve enerjiyle iç içe geçtiği karmaşık bir siyasi ve ekonomik nüfuz alanına dönüştü.

Irak uzmanı ve araştırmacı Hüseyin eş-Şimmeri, Washington'ın yalnızca petrol kaçakçılığı operasyonlarını değil, enerji, taşıma ve müteahhitlik sözleşmelerine dayanan finansal ve ticari ağlara yaslanan silahlı grupların ‘ekonomik kolunu’ da vurmaya çalıştığını belirtti.

ABD'nin Irak ekonomisini artık bölgedeki İran nüfuzunun kilit araçlarından biri olarak gördüğünü söyleyen Şimmeri, yeni yaptırımların gayri resmi finansman kaynaklarını daraltmayı hedefleyen daha kapsamlı bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı. ABD’nin mesajının yalnızca bireylere değil, Irak devlet kurumlarına da hitap ettiğine dikkat çeken Şimmeri, Washington'ın petrol, para ve sözleşme hareketlerini yakından izlediğini ifade etti.

Şimmeri, önümüzdeki dönemde ABD'nin Bağdat üzerindeki baskısının artabileceğini ve özellikle ‘gölge filo’ tartışmalarının uluslararası arenada yoğunlaşmasıyla birlikte petrol sektörünün yeniden düzenlenmesi, ihracat operasyonlarının ve aracı şirketlerin denetiminin güçlendirilmesi yönünde adımlar atılabileceğini öngördü.

Endişeler ve olasılıklar

Iraklı ekonomistler, yaptırımların en tehlikeli boyutunun yalnızca siyasi değil, neredeyse tamamen petrol gelirlerine dayanan Irak mali sistemi üzerindeki olası yansımaları olduğu konusunda uyardı.

Irak genel bütçe gelirlerinin yüzde doksanından fazlasını petrol ihracatından karşılıyor; enerji sektörünün şeffaflığına yönelik her türlü sorgulama uluslararası bankalar, sigorta şirketleri ve finansal piyasalarla ilişkileri doğrudan etkileyebilir. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre ABD Hazine Bakanlığı'nın son yıllarda finansal transferler konusundaki tutumunu sertleştirmesi, Bağdat'ı kara para aklama veya yaptırımları delmeyle ilgili suçlamalar karşısında çok daha kırılgan bir konuma getirdi.

Ekonomistler, baskıların sürmesinin Irak hükümetini ABD ile olası bir gerilimden kaçınmak amacıyla petrol sektöründe daha katı denetleyici önlemler almaya ve bazı sözleşme, taşıma ile pazarlama mekanizmalarını gözden geçirmeye itebileceğini değerlendiriyor. Siyasetçiler ise yaptırımların ilerleyen dönemde başka isim veya kurumları kapsayacak biçimde genişlemesi halinde Bağdat-Washington ilişkilerinde yeni bir gerilim kaynağına dönüşebileceğinden endişeleniyor.

Bu karmaşık tablo karşısında yeni Irak hükümeti, ülkenin en kritik ekonomik sektörünü bölgesel ve uluslararası gerilimin yansımalarından koruma ve küresel enerji piyasasının en çalkantılı dönemlerinden birinde Irak petrolünün itibarını koruma konusundaki kapasitesini sınayan hassas bir sınavla karşı karşıya.