Türkiye genel seçim sonuçları

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Türkiye genel seçim sonuçları

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye tarihi 14 Mayıs seçimini geride bıraktı. Türkiye, 13. cumhurbaşkanını seçiyor: Sandıkların yüzde 92'dan fazlası açıldı.

İşte son sonuçlar:

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: 49,76

KEMAL KILIÇDAROĞLU: 44,49

SİNAN OĞAN: 5,30

MUHARREM İNCE: 0.46

Açılan sandık yüzde 92,61

YSK Başkanı Yener'den açılan sandık sonuçlarına ilişkin açıklama

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, "YSK'nın veri girişinde şu anda herhangi bir aksama ya da gecikme söz konusu değildir. Verilerimiz, anlık olarak siyasi partilerle de paylaşılmaktadır." dedi.

Yener, YSK önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, YSK'nın veri girişinde şu anda herhangi bir aksama ya da gecikme söz konusu olmadığını, verilerin anlık olarak siyasi partilerle de paylaşıldığını söyledi.

Seçime katılan cumhurbaşkanı adayı sayısının 4 olduğunu, 24 siyasi partinin de seçime katıldığını belirten Yener, şunları kaydetti:

Sandık alanlarından gelen sonuçların ilçe seçim kurullarına, ilçe seçim kurullarından da il seçim kurullarına intikali ve bu şekilde sisteme veri girişi söz konusu olmaktadır. Şu an itibarıyla yurt içerisinde yüzde 47.08, yurt dışında ise yüzde 12.60 oy girişi gerçekleşmiştir.

Yener, soru üzerine, gecikme durumunda da nasıl bir yöntem izleneceğinin hem kanunda hem de seçim takviminde belli olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "sandıkları terk etmeyin" çağrısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tüm dava ve yol arkadaşlarımdan, sonuçlar resmi olarak neticelenene kadar, her ne olursa olsun sandıkların başından ayrılmamalarını rica ediyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 14 Mayıs seçimlerinin uhulet ve suhulet ile büyük bir demokrasi şöleni şeklinde gerçekleşmesinin, Türkiye'nin sahip olduğu demokratik olgunluğun ifadesi olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, paylaşımında şunları kaydetti:

Seçim böylesine olumlu ve demokratik atmosferde geçmişken, oy sayımı da halen sürerken, alelacele sonuçlar açıklamaya kalkmak, milli iradenin gaspı anlamını taşır. Milletimizin teveccühünün devam eden oy sayımına yansıyor olmasından memnuniyet duyuyoruz. Tüm dava ve yol arkadaşlarımdan, sonuçlar resmi olarak neticelenene kadar, her ne olursa olsun sandıkların başından ayrılmamalarını rica ediyorum. Demokrasi adına oy veren ve seçim çalışmalarında yer alan tüm vatandaşlarımı tebrik ediyor, her birine ayrı ayrı şükranlarımı ifade ediyorum.

Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Oğan'dan açıklama

Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, "En başından beri gözüken o ki seçimler ikinci tura kalacak ve Türk milliyetçileri, Atatürkçüler ikinci turun belirleyeni olacaklar." dedi.

Oğan, Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin sonuçlarını takip ettiği otelde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Seçimlerin millete hayırlı olması temennisinde bulunan Oğan, "Uzun ve yorucu bir maratondu bizim için, oldukça zor bir seçim oldu. Çünkü çok kısıtlı imkanlarla biz bu seçime girdik, Ata İttifakı ve Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olarak anketlerle televizyonlarda yok sayıldık. Türlü türlü saldırılara maruz kaldık." dedi.

HDP ve HÜDA PAR gibi terörle arasına mesafe koymayan siyasi partilerin "kilit olma" hesabını bozacaklarını ilk günden beri söylediklerini vurgulayan Oğan, seçimlerin ikinci tura kalacağını öngördüklerini aktardı.

- "Gözüken o ki seçimler ikinci tura kalacak"

Oğan, Türk milliyetçilerini ve Atatürkçüleri yeniden Türkiye'deki seçimlerin merkezine, göbeğine oturtmak için yola çıktıklarının altını çizerek, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener'in son açıklamasında yurt içerisinde yüzde 47,08, yurt dışında ise yüzde 12,60 oy girişi gerçekleştiğini açıkladığını anımsattı.

Seçimlerin ikinci tura kaldığı görüşünü paylaşan Oğan, "En başından beri gözüken o ki seçimler ikinci tura kalacak ve Türk milliyetçileri, Atatürkçüler ikinci turun belirleyeni olacaklar." dedi.

- "Şu an asla şunu veya bunu destekleyeceğiz demiyoruz"

Bu çerçevede zorlu bir 15 gün daha yaşanacağını belirten Oğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer seçimler bu sonuçlarla tamamlanırsa ve ikinci tura kalırsa, bu süreçte milletimize, memleketimize hayırlı bir sonuç olması için elimizden geleni yapacağız. Şu an asla şunu veya bunu destekleyeceğiz demiyoruz, demeyeceğiz. Ata İttifakı'nı oluşturan siyasi partilerle milletimizin bize oy veren, imza veren temsilcileriyle istişareler yapacağız ve bu istişarelerin sonucunda bir karar vereceğiz."

- "Bizi koltuk derdinde olan bir yapıymış gibi göstermek istediler"

En baştan beri ortaya koydukları tavrın son günlerde "bir pazarlık içerisine girilecek" gibi lanse edildiğini ama bunun doğru olmadığını vurgulayan Oğan, Anayasa'nın ilk dört maddesinin değişmezliği, 13 milyon sığınmacının gönderilmesi, "faiz sebep enflasyon sonuç" anlayışından vazgeçilmesi gibi temel şartlarının bulunduğunu, bunu en başından beri dile getirdiklerini ve söz konusu şartlar olmadan ikinci aşamaya geçilemeyeceğini söyledi.

Oğan, FETÖ, PKK, Hizbullah gibi terör örgütlerinin karşısında olduklarının, bu şartlar sağlandıktan sonra ancak diğer meselelerin konuşulabileceğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Oysa son üç gündür Muharrem İnce'ye yapılan linç girişiminin benzeri bize yapılmaya çalışıldı. Bizi sanki koltuk derdinde olan bir yapıymış gibi göstermek istediler. Ancak bunu yapanlar gördüler ki Sinan Oğan ve Ata İttifakı'nın aslında bu seçimlerde rolü onların hayal ettiğinden çok daha önemliymiş.

O sebeple de tüm milletimize, memleketimize bu seçimlerin hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Bizim takınacağımız tavır kesinlikle milletimizden yana, istişareden yana olacaktır. Sonuç ne olursa olsun inanıyorum ki milletimizin, memleketimizin faydasına olacaktır."

- "Terör örgütlerinin ve onun siyasi uzantılarının Meclise taşınmasına karşıyız"

Ata İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Oğan, HÜDA PAR'a ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:

"Biz terör örgütlerinin ve onun siyasi uzantılarının Meclise taşınmasına karşıyız.Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Meclisimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu Mecliste herhangi bir terör örgütünün uzantısı bulunmamalıdır. Eğer ikinci turda bizim desteğimize ihtiyaç duyan birisi olursa önce terörle, terör örgütlerinin siyasi uzantılarıyla arasına mesafe koymak zorunda. Siyasete ilk girdiğimiz günden bu yana söylediğimiz şeylerde hiç değişiklik olmadı, ilk gün ne diyorsak şimdi de aynısını diyoruz."

Oğan, "Söylediğimiz çok net, terör örgütüyle arasına mesafe koymayan zaten gelmesin." dedi.

AK Parti'li Yavuz, yurt dışı oylarının sayımının yapıldığı ATO Congresium'da açıklama yaptı: Türkiye'de yoğun bir itiraz süreci yaşanmıyor
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nin sonuçlarına ilişkin Türkiye'de yoğun bir itiraz sürecinin yaşanmadığını belirtti.

Yavuz, yurt dışı oylarının sayımının yapıldığı ATO Congresium'da gazetecilere yaptığı açıklamada, yurt dışı oylarının sayımının yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi.

ATO Congresium'da işlerin rutin şekilde ilerlediğini dile getiren Yavuz, "Burada partilerin müşahitleri, temsilcileri, itiraza yetkili kişileri var, YSK'nın görevlileri, sandık başkanları var, kurullar tam teşekkül etmiş. Çok nizami bir şekilde sayımlar yapılıyor. Sonucu hep birlikte göreceğiz." diye konuştu.

İtirazlarla ilgili bir soru üzerine Ali İhsan Yavuz, şunları kaydetti:

Bu duruma vurgu yaparken bir kısım diyorum. Türkiye'de yoğun bir itiraz süreci yaşanmıyor. Aslında belki bundan sonra eğer tutanaklar arasında bir çelişki görülürse, mesela bizim sayım döküm cetvellerimiz var kendimize has, aslında sandığın başında da sayım döküm çizelgeleri var, yine sandık kuruluna ait. Ama aynı zamanda ıslak imzalı tutanaklar var, iki tutanak etti, bir de birleşme tutanakları üç tutanak... Bütün bu tutanaklar arasında fark ortaya çıktığı oranda partiler bundan sonraki süreçte itiraz edecek. Mesela Cumhurbaşkanlığına ilişkin yarın 17.00'ye kadar mühlet var. Partilere ilişkin biraz daha fazla, salı günü 15.00'e kadar. Dolayısıyla bu itirazlar için böyle hemen bir şey kaçıyor demek mümkün değil. Şu anda sandığın dışında seçim kurullarındaki itirazları hazırlıyoruz. O tamamen gelişi engelleyen bir şey değil, onu öyle anlamayın.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.