Gecikmiş Modernite

Gecikmiş Modernite Postmodernizmle karışmış bir şekilde geldi

Gecikmiş Modernite
TT

Gecikmiş Modernite

Gecikmiş Modernite

Prof. Dr. Abdullah Faysal Al Rabah

Geçtiğimiz yarım yüzyıl boyunca, ‘modernite’ meselesi, Körfez kültür sahnesinde bir tartışma konusu oldu. Bununla birlikte, çatışmanın taraflarının çoğunun hukuki veya edebi bir geçmişe sahip olması dikkat çekicidir.  Bir grup, moderniteye Batılılaşma ve küfür olarak bakarken, yazarlar moderniteyi aydınlanma olarak kabul ediyor. Bununla birlikte, herkes terimin kökenini ve ülkelerindeki kültürel ve sosyal sahneye yaklaşımını gözden kaçırdı.

Modernist akademisyenler -ki bu akademisyenlerden bazıları, o zamanlar Batı’dan akademik dereceler alarak ülkelerine yeni dönmüşlerdi- Bu akademisyenlerle moderniteye dair fikir eksikliği ve aşırılıkları olan dindarlar Don Kişotvari bir çatışmaya girdiler.

O zamanlarda modernistler basit şekilde anlayabilecekleri  şekilde modernite kavramını muhataplarına açıklamamışlardı. Tartışmada moderniteye yüklenen kötü anlamlar bu sebeple daha baştan yüklenmemeli.

Modernizm tartışmasına bağlı olarak ortaya çıkan toplumsal ve kültürel değişiklikleri ifade eden “modernite” terimi, Sanayi Devrimi ile ilişkili oldu. Buhar gücü ve daha sonra elektrik, üretimi artırmak ve kaliteyi yükseltmek için kullanılan bir araç olarak kabul edildi. Ancak sanayileşmeye eşlik eden modernite kavramını anlayabilmek için öncelikle sanayileşme öncesi kavramıyla ilişkilendirilen modernite öncesi kavramını ele almamız gerekmekte.

Ön-Modernite (Pre-Modernite) dönemi, sanayi öncesi dönemle ilişkilidir ve insanların doğaya müdahale etme ve onu evcilleştirme sürecinde benimsedikleri yaşam tarzlarını özetleyen üç aşamadan geçti:

-İnsanın vahşi hayvanları avlayarak ve yabani bitki kaynaklarını toplayarak doğrudan doğa ile ilgilendiği avcı-toplayıcı aşaması. Bu aşamada, avcılar küçük gruplar halinde yaşadığı ve erkeğin yiyecek getirdiği, kadının da yavrulara baktığı ataerkil bir hiyerarşi içinde işlerini düzenlemek için basit politikaları olduğu için kişi yalnızca ihtiyaçlarını arar. Kaynaklar için rekabet şiddetli değildir; amaç kısa bir süre için yiyecek sağlamak olduğundan, şiddetli rekabete gerek yoktur.

-Hayvancılık (pastoral) ve tarım (horticultural) aşaması. İnsanlar bu aşamalarda yerleşik yaşama geçerek evler inşa ettiler ve sonuç olarak doğal kaynakları evlerine 'getirmeye' karar verdiler. Burada insan, bazı hayvanları evcilleştirerek ve kendisine yiyecek ve giyecek için temel malzemeleri sağlayan bazı bitkiler yetiştirerek doğaya müdahalede bir adım atmıştır. Bu aşamada aile kavramı gelişmiş ve kadınlar üretim sürecine katılmış ancak hegemonya aile reisinde kalmıştır.

-Tarım toplumu aşaması (agrarian society). Bu aşamada insanlar tarımda ve hayvan yetiştiriciliğinde yeni yöntemler geliştirerek doğaya olan müdahalelerini artırdı. Mahsulleri arttırmak için yeni tarım teknikleri kullanıldı, meyve ve sebzeler kurutularak kış için saklandı. Ayrıca peynir üretimi gibi faaliyetler de gerçekleştirildi. Doğaya karşı bu meydan okuma, insanın yaşamın zorluklarına karşı gücünü artırdı. Bu dönemde, çiftlik sahibi ya da tımar sistemiyle kiralanmış olsun fark etmeksizin çiftlik için işgücü sağlamak amacıyla daha fazla çocuk sahibi olmanın önemi vurgulandı. Din, insanları bir araya getirme rolünü korudu. İnsanların dinlenme günlerinde ibadet etmelerini ve Tanrı’ya şükretmelerini sağladı. Aynı zamanda toplumsal destek ve küçük toplumun üyelerinin durumunu kontrol etme işlevini yerine getirdi.

Gerçekler

“Körfez toplumları, endüstri öncesi ile ilişkilendirilen modern öncesi aşamadan endüstriyel ve post-endüstriyel aşamaya geçtiler. Bu, sahnedeki aktörlerin belirsiz kavramlar üzerinde tartışmasına neden olan çok kısa bir süre içinde gerçekleşti.”

Tüm bu aşamalarda, insanın amacı öncelikle tüketmek için üretmek ve fazlalığı satmak (veya takas etmek) suretiyle eksikliklerini karşılamaktı. Finansal servetin toplanması kendi başına bir amaç değildi, üretimi artırmak için daha fazla arazi satın almak için kullanıldı. Büyük miktarlarda altın biriktirmek ise feodal elitlere özgü olmuştur.

İnsanın doğaya müdahalesinde büyük bir atılım, buhar makinesinin icadıyla gerçekleşti. Yoğun bir şekilde üretimin artmasıyla birlikte, üretimin temel amacı tüketim değil satış olmaya başladı. Bu noktada, konut şekli ve eğitimin önemi değişti. Eğitim, işçinin hedeflerini yükselten ve fabrikada işlevsel olarak yükselmesine olanak sağlayan bir öneme sahip oldu. Aile otoritesi azaldı ve dinin rolü geriledi; çünkü şehirler, bireylerin birbirlerinin gizliliklerine büyük ölçüde müdahale etmediği çeşitlilik üzerine kurulu toplumlar haline geldi. İşte burada, geleneksel sosyal kurumların (aile, din, ekonomi ve devlet) rolü hakkındaki önceki varsayımları yeniden düşünen modernlik gelişti. ‘Servet toplama’ fikri herkes için mümkün hale geldi ve seçkinler elitlerin servet üzerinde hala hakimiyeti olsa da yoksulluktan zenginliğe çıkmayı başaran modeller birçok insanı birey olarak çaba harcamaya ve rekabete teşvik etti. Kapitalizmin ruhu, maddi düşünceyi yerleştirmede merkezi bir rol oynamıştır. Bu düşünce, moderniteyi, geleneksel olarak kabul edilen, mantıksız unsurlara dayanan, dini gizemlere veya halk hikayelerine dayanan anlayışa bir tepki olarak benimsedi. Modernite, geleneksel yapıya karşı şiddetli bir tepki olarak ortaya çıktı. Ailenin yeniden yapılandırılmasını, erkek ve kadın arasındaki eşitliğin artırılmasını, dinin kamu alanındaki rolünün sınırlanmasını, iş gücü piyasasında rekabetin artmasını ve devletin ekonominin hizmetine koşulmasını amaçladı.

Modernite, güç dengesini değiştirip endüstriyel ekonominin itici gücünü kullanarak toplumu eğitime yönlendirdi ve işçi sınıfının yoksulluktan ve mülk sahibi sınıfa bağımlılıktan çıkarak orta sınıfa yükselme hedeflerini artırdı. Bu eğilim, geleneksel liderlikle müttefik olan dini kurumların rolünü azaltırken, laikliğin bireyci liberal ve devrimci sosyalist yönleriyle yükselmesine yol açtı. Bu iki akım farklılıklara sahip olsalar da genel alanın yeniden şekillendirilmesinde anlaşıyorlar. Burada, sosyal, dilsel, ekonomik ve kültürel yapılara yaklaşıma dayalı olarak, bu yapılardaki temel öğelerin iç ilişkilerini keşfederek ve metafizik dünyadan uzak, rasyonel olarak ölçülebilir bir maddi kültür yaratmak için bu yapıların dayandığı anlamları belirleyerek yapısal yaklaşım gelişti.

Teknolojik gelişme, buhar ve elektrikli makinelerle durmadı. Bilgisayar teknolojisi de gelişti, bu da insanların yaptığı birçok işi ortadan kaldırdı ve bireylerin üretim meselesini aşan işler arayışında bulunmalarını zorunlu hale getirdi. Bu, işgücü piyasasının ‘verimlilik’ yerine ‘hizmete’ kaydığı “post-sanayicilik’ (post-industrialism) aşaması olarak bilinen aşamadır. Bu aşamada işgücü piyasasına hızlı bir bakışla, insanların yaptığı işlerin çoğunun üretimde değil (ilaç, bakım, eğitim, müşteri hizmetleri...) hizmet bölümünde sınıflandırıldığını göreceğiz. Teknoloji sürekli olarak yapay zeka ile gelişti (1960'larda bilgisayarların muazzam gelişimiyle başladı) ve insanların teknolojik gelişmeye ayak uydurabilme kapasitesini aştı. Burada kişi, kültürel ve sosyal olarak, filozofların baskın aksiyomlar hakkında sorular sorma eğiliminde olduğu ‘post-modernite’ aşamasına geçer.

Post-Modernite dönemi

Post-modern dönem, yüksek şüphecilik, görecelilik ve öznelcilikle kendini gösterdi. İdeolojik gerçekler sadece bakış açıları haline geldi ve ardından maddi gerçekler de aynı şekilde bakış açıları haline geldi. Post-modern filozoflar, bazı deneysel bilim insanlarının sürekli desteğini alarak bilgiye dair kuşkuları, kimyasal ve biyolojik deneylere dayalı tartışmalarla besledi. Örneğin, cinsiyet ve cinsel kimlik konularına bakalım. Bunlar kesin kabullerden, homoseksüelliğin psikolojik bir hastalık olarak kabul edilip tedavi edilmesi gerektiği görüşünden normalleştirilerek, homoseksüelliğin ‘meşruiyetini’ reddedenlerin ‘homofobi’ tedavisi görmesi gerektiği kanaatine dönüştü. Bu yaklaşımı destekleyen filozoflar, eğer biyoloji ve tıp alanlarında araştırmacılardan destek almamış olsalardı bu yaklaşımı savunamazlardı. Klinik alanda bu yeni yaklaşım, geleneksel erkek/kadın ayrımını aşmamız gereken geçmişte kalan bir şey olarak tasvir etmeyi amaçlar. Burada, postmodernizm felsefi olarak uygulama alanında ortaya çıkar. ‘Şüphecilik’ geleneksel bölümlemenin meşruiyetine dair soruları gündeme getirdi ve ‘rölativizm’ de konunun net olmadığı fikrini ortaya attı. ‘Öznelcilik/bireyselcilik’ ise bireylere kendi kimliklerini kendi duygusal hislerine dayanarak belirleme hakkını verdi, ki bu hislerde şüphe edilen gerçekliğe dayanır. Bu örnek, Avrupa ve Kuzey Amerika'da pazarlanan yeni kimliklerle ilgili başka örneklerle karşılaştırılabilir. Bu kimlikler, mirastan kurtulma olarak tanımlanarak felsefeyi aşan bir şekilde zihni açmayı amaçlamaktadır ve bunu laboratuvarla desteklemektedir.

Daha önce bahsettiğimiz gibi, son yüzyılın son 20 yılı boyunca Körfez bölgesinde kültürel sahnede önemli bir yer tutan modernlik fikrinin kökenine dair bir soru ortaya attık ve çatışmanın taraflarının daha önemli soruyu göz ardı ettiğine dikkat çekmek istiyoruz: Hem modernliğin hem de postmodernliğin bir arada olduğu bir şekilde moderniteyi nasıl düşünebiliriz? Çünkü Körfez toplumları endüstri öncesi dönemle ilişkili olan modern öncesi aşamadan endüstriyel ve post-endüstriyel aşamaya çok kısa bir sürede geçtiler. Bu durumda, sahnede etkin olan aktörlerin belirsiz kavramlar üzerinde çekiştiği bir dönem ortaya çıktı.

Prof. Dr. Abdullah Faysal Al Rabah (Grand Valley Üniversitesi'nde Sosyoloji Bölümü’nden  Washington'daki Ortadoğu Enstitüsü'nde konuk araştırmacı akademisyen)



Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)

Netflix, Super Bowl sırasında sürpriz bir "ilk bakış" videosu yayımlayarak Brad Pitt'in dublör Cliff Booth rolüne The Adventures of Cliff Booth'ta geri döndüğünü gösterdi. Yapım, Bir Zamanlar… Hollywood'da (Once Upon a Time... in Hollywood) evreninde geçen yeni bir film.

Kısa tanıtım, retro bir müzik eşliğinde Cliff'in bir barda keyif yaptığı, bir film setinin perde arkasında dolaştığı ve toprak pistte bir yarış arabasının direksiyonunda görüldüğü sahnelerden oluşuyor. 

Video, dublörün dizini buzlayıp Elizabeth Debicki ve Yahya Abdul-Mateen II’nin canlandırdığı karakterlerle tanışmasıyla açılıyor; ikili, gösterişli "eski Hollywood" tarzı kıyafetler içinde. Tanıtım boyunca çıplaklık, sigara, orta parmak, silahlar ve küfürlü replikler kısa kısa beliriyor; görüntüler, "şakacı" bir sansür numarasıyla anlık olarak kapatılıyor.

Finalde ise Cliff'in masasının üzerine bir Oscar koyduğu bir plan var. Bu da Pitt'in, Bir Zamanlar… Hollywood'da filmindeki rolüyle kazandığı ilk oyunculuk Oscar'ına gönderme diye yorumlandı.

Pitt'in canlandırdığı "havalı ve karizmatik" dublör Cliff Booth'u ilk kez 2019'da filmde tanımıştık.

Devam filminde yönetmen koltuğunda David Fincher oturuyor. Senaryoyu Quentin Tarantino kaleme aldı ancak yönetmenliği Fincher'a bıraktı. Tarantino'nun ise hâlâ çekmek istediği 10. ve "son" film projesi üzerinde çalıştığı belirtiliyor. 

Fincher'ın Netflix'le ilişkisi Mindhunter dönemine uzanıyor. Yönetmenin platform için çektiği The Killer ve Mank de bu ortaklığın son örnekleri.

Super Bowl'u evde izleyenler ise, tanıtımda filmin adının hiç görünmemesiyle şaşkınlık yaşadı. Sosyal medyada bir kullanıcı "O Brad Pitt'li fragman da neyin nesiydi, biri açıklasın" derken, bir başkası şöyle yazdı: 

Brad Pitt'li Netflix filminin adını öğrenmemize resmen izin yok mu?

Başka bir kullanıcı ise Netflix'in filmin ismini bilinçli olarak vermediğini, insanların internette aratmasını sağlamak istediğini savundu.

Bir Zamanlar… Hollywood'da, 1969'da Charles Manson tarikatı mensuplarının Sharon Tate ve arkadaşlarını öldürdüğü geceyi "alternatif tarih" kurgusuyla yeniden yazmış; Cliff Booth'la yakın arkadaşı, Rick Dalton saldırganları durdurup öldürmüştü. 

The Adventures of Cliff Booth'un hikayesi 1970'lerde geçecek. Dalton'ı canlandıran Leonardo DiCaprio'nun bu devam filminde geri dönmesi beklenmiyor. 

Cliff Booth'a; Scott Caan, Elizabeth Debicki, Yahya Abdul-Mateen II, Carla Gugino ve Holt McCallany'nin canlandırdığı yeni karakterlerin eşlik edeceği açıklandı. Ayrıca Timothy Olyphant'ın, ilk filmdeki James Stacy rolüyle geri döneceği de doğrulandı.

Independent Türkçe, Variety, Mirror


Netflix'e sessiz sedasız eklenen Alman dizisi listeleri altüst etti

Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
TT

Netflix'e sessiz sedasız eklenen Alman dizisi listeleri altüst etti

Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)

Netflix izleyicileri platforma yeni eklenen gerilim dizisini tek oturuşta bitiriyor.

6 bölümlük Unfamiliar, neredeyse hiç tanıtım yapılmadan Netflix kataloğuna eklendi. Ancak bu sessiz sedasız çıkışına rağmen kısa sürede izleyicinin ilgisini çekti ve platform listelerinde üst sıralara tırmandı.

Dizi, Birleşik Krallık'ta en çok izlenenler listesinde 9. sıraya yükseldi. Yayına girer girmez büyük ilgiyle karşılanan Unfamiliar, Türkiye'deyse ikinci sıraya yerleşti. Hem izleyiciler hem de eleştirmenler, bağımlılık yapan temposu nedeniyle gerilim dizisini türün meraklılarına öneriyor.

Almanya yapımı Unfamiliar, Simon ve Meret adlı iki eski casusun Berlin'in merkezinde gizli bir "güvenli ev" işletmesiyle açılıyor.

Netflix, 18 yaş altı izleyicilere uygun olmadığını belirttiği dizinin konusunu resmi özetinde şöyle anlatıyor:

İki eski casusun geçmişleri peşlerini bırakmayınca, en büyük dertleri araba kovalamacaları, silahlı çatışmalar veya yumruklaşmalar değil; birbirlerine gerçeği söylemek olur.

Bir değerlendirmede Unfamiliar'ın "kedi-fare" kovalamacası üzerine kurulu olduğu ve Netflix'in önceki casusluk hitleri The Night Agent, The Recruit ve Black Doves'u hatırlattığı belirtiliyor. Aynı yorumda dizi "görsel olarak etkileyici" bulunuyor. İzleyiciyi daha ilk bölümden yakaladığı ve aksiyon sevenler için "tek oturuşta bitirilecek" bir seçenek sunduğu vurgulanıyor.

Başka bir izleyici ise dizinin ilk bölümde merak uyandıracak kadar ipucu verip, bazı ayrıntıları karanlıkta bırakırken bunu "seyirciyle oynuyormuş" hissi yaratmadan yapmasını övdü.

Diziyi şimdiden bitirdiğini söyleyen bir izleyici de "Duramadım; gece 02.30'a kadar tüm bölümleri arka arkaya izledim" diyerek, yapımı "alışıldık Hollywood prodüksiyonlarından çok daha iyi" bulduğunu dile getirdi. 

Bir başka yorumda da aksiyon sahnelerinin sertliğine dikkat çekildi. Ana karakterin telefonda eşiyle tartışırken bir yandan da saldırganlarla boğuştuğu sekansı hatırlatan bir izleyici şöyle dedi:

Kulağa tuhaf geliyor ama sahne müthiş akıyor.

Bazı izleyiciler, başroldeki Susanne Wolff'un performansını "müthiş" diye nitelerken, dizinin klişelere düşmediğini belirtiyor. 

Çekimleri Berlin'de gerçekleşen Unfamiliar, 5 Şubat'tan bu yana Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Zirve el değiştirdi: Timothée Chalamet'nin son filminden rekor

30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
TT

Zirve el değiştirdi: Timothée Chalamet'nin son filminden rekor

30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)

Timothée Chalamet'nin başrolünü üstlendiği +18'lik spor filmi Muhteşem Marty (Marty Supreme), A24'ün dünya genelinde en yüksek hasılat yapan filmi oldu. 

Komediyle dramı buluşturan film, küresel gişede 147 milyon dolara ulaştı. Bunun 93 milyon doları ABD'den, 54 milyon dolarıysa uluslararası pazarlardan geldi. 

Bu rakamlar, daha önce A24'ün dünya çapındaki en büyük gişe başarıları arasında yer alan Oscarlı Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın (Everything Everywhere All at Once) 142 milyon dolarlık ve İç Savaş'ın (Civil War) 127 milyon dolarlık küresel hasılatını geride bıraktı.

Film, yılın başında 77 milyon dolarla A24'ün ABD gişesi rekorunu da kırmış ve Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın elindeki zirveyi devralmıştı. Yapımın dünya genelinde de liderliğe yükselmesi yalnızca birkaç hafta sürdü.

A24'e göre Muhteşem Marty'nin hasılatı daha da artacak. Zira film hâlâ bazı büyük uluslararası pazarlarda vizyona girmedi. 

Stüdyo, pazarlama giderleri hariç yalnızca prodüksiyon için 70 milyon dolar harcadı; bu, bağımsız/arthouse çizgisiyle bilinen şirketin bugüne kadar bir filme ayırdığı en yüksek yapım bütçesi. Sinema salonlarının bilet gelirinin yaklaşık yarısını aldığı hesaba katıldığında, filmin gişede uzun süre ayakta kalması stüdyo için rahatlatıcı.

Yapım, ABD ve Kanada'da Noel günü vizyona girerek uzun tatil döneminde 27 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Başarıda Chalamet'nin payı büyük. Film, olumlu eleştiriler ve kulaktan kulağa yayılan övgü dolu yorumlar sayesinde sinemalarda izleyici çekmeyi sürdürüyor

Çin'de de vizyona girecek

Josh Safdie imzalı tempolu macerada Chalamet, masa tenisi şampiyonu Marty Mauser rolünde. Mauser, zirve hayalinin peşinde kendini sonuna kadar zorluyor. Filmde Chalamet'ye Gwyneth Paltrow, Odessa A'zion, Kevin O'Leary, Tyler Okonma, Abel Ferrara ve Fran Drescher eşlik ediyor.

Filmin uluslararası vizyon yolculuğu da sürüyor. A24, yapımın yıl içinde Çin'de vizyona gireceğini duyurdu ancak tarih henüz açıklanmadı. Chalamet, yılın başlarında yaptığı açıklamada "Çinli izleyicilerin Muhteşem Marty'yi deneyimlemesi ve filmin dünyanın dört bir yanındaki yolculuğunun bir parçası olması için sabırsızlanıyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Muhteşem Marty aynı zamanda ödül sezonunda da güçlü bir performans sergiliyor. Chalamet, En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre ve Eleştirmenlerin Seçimi ödüllerini kazandı. Spor draması, En İyi Film dahil 9 dalda Oscar'a aday gösterildi.

Türkiye'de 1 Ocak'ta vizyona giren Muhteşem Marty halen gösterimde.

Independent Türkçe, Variety, The Playlist