Hamaney, Mısır ile ilişkilerin normalleşmesinden memnun

Bir kaynak, Mısır-İran yakınlaşmasının an meselesi olduğunu söylerken İranlı bir yetkili, iki ülke arasındaki iş birliğinin bölgenin çıkarına olduğunu vurguladı

Hamaney'in açıklamaları, Umman'ın Kahire ile Tahran arasındaki ilişkileri yeniden başlatmak için arabuluculuk yapmasıyla ilgili söylemlerin yoğunlaştığı bir döneme denk geldi / Fotoğraf: AFP
Hamaney'in açıklamaları, Umman'ın Kahire ile Tahran arasındaki ilişkileri yeniden başlatmak için arabuluculuk yapmasıyla ilgili söylemlerin yoğunlaştığı bir döneme denk geldi / Fotoğraf: AFP
TT

Hamaney, Mısır ile ilişkilerin normalleşmesinden memnun

Hamaney'in açıklamaları, Umman'ın Kahire ile Tahran arasındaki ilişkileri yeniden başlatmak için arabuluculuk yapmasıyla ilgili söylemlerin yoğunlaştığı bir döneme denk geldi / Fotoğraf: AFP
Hamaney'in açıklamaları, Umman'ın Kahire ile Tahran arasındaki ilişkileri yeniden başlatmak için arabuluculuk yapmasıyla ilgili söylemlerin yoğunlaştığı bir döneme denk geldi / Fotoğraf: AFP

İran'ın resmi haber ajansları dün, İran'ın Dini Lideri (Rehber) Ayetullah Ali Hamaney'in Umman Sultanı Heysem bin Tarık ile yaptığı görüşmede ülkesinin Mısır ile diplomatik ilişkilerin normalleşmesini memnuniyetle karşıladığını söylediğini aktarması Tahran ile Kahire arasında on yıllardır süren yabancılaşmanın ardından 'ilişkilerin yeniden kurulması' beklentisinin arttığına dair son işaret oldu.

İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Umman Sultanı'nın Mısır'ın İran'la ilişkilerini yeniden başlatma isteğine ilişkin açıklamalarına atıfta bulunarak Hamaney'in bunu memnuniyetle karşıladığını ve bununla ilgili bir sıkıntının olmadığını söylediğini bildirdi.

Hamaney'in açıklamaları, Mısır'ın da aralarında bulunduğu Ortadoğu ülkelerinin bölgedeki gerilimi azaltmak için adımlar attığı ve Sultan Heysem bin Tarık'ın İran ziyaretinden birkaç gün önce Mısır'ı ziyaret ederek Umman'ın Kahire ile Tahran arasındaki ilişkileri yeniden başlatmak için arabuluculuk yapmasıyla ilgili söylemlerin yoğunlaştığı zamana denk geldi.

İran ve Suudi Arabistan'ın geçtiğimiz mart ayında Çin'in arabuluculuğunda diplomatik ilişkileri yeniden başlatmak için bir anlaşmaya vardıklarını açıklaması, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin sürdürmesine rağmen on yıllardır Mısır ile İran arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için benzer bir adımın atılması olasılığına kapıyı araladı. 

İran "kurları" ve Mısır açılımı

Mehr Haber Ajansı, Hamaney'in açıklamaları çerçevesinde İran Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Abbas Gülru'nun İran ile Mısır arasındaki iş birliğinin kapsamlı bir şekilde geliştirildiğini ve bunun iki önemli Müslüman ülke olarak bölgenin çıkarına olduğunu söylediğini aktarması dikkati çekti.

Gülru, Mısır'ın Tahran'daki Çıkarları Birimi Başkanı Heysem Celal ile yaptığı görüşmede “İran ve Mısır halklarının köklü tarihi, iki ülke arasındaki dostane ve kapsamlı ilişkilerin güçlendirilmesi için uygun bir platform olacaktır” ifadelerini kullandı.

Gülru, sözlerini şöyle sürdürdü:

Tahran her zaman bölgedeki Müslüman ve Arap komşu ülkeler arasında yakınlaşma arayışında olmuştur. Arap ve Müslüman ülkeler ile iş birliğini geliştirme girişimi ile bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesi, ilişkilerin daha ileriye taşınması için çaba göstermektedir.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçtiğimiz kasım ayında Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Çevre Koruma Teşkilatı Başkanı Ali Salacke ile Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen 27. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nın (COP27) oturum aralarında görüşmesiyle başlayan iki ülke arasındaki temasların işaretler geçtiğimiz aylarda da görülmeye devam etti.

Aralık ayına gelindiğinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Ürdün'de düzenlenen 2. Bağdat İşbirliği ve Ortaklık Konferansı'nın oturum aralarında İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahiyan ile 'ayaküstü' görüştü.

Bu gelişmeyi, Abdullahiyan'ın Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Mısır ile İran arasında bir diyalog başlatmayı önerdiğini duyurması izledi.

Suudi Arabistan ile İran arasında imzalanan ilişkileri normalleştirme anlaşması, Mısır'ı bölgede önemli bir ülke olarak tanımlayan İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ali Kenani'nin açıklamalarıyla Kahire ve Tahran arasında da benzer bir adımın atılacağı yönünde spekülasyonları ortaya çıkardı. 

Kenani, ülkesinin ilişkilerin geliştirilmesi için olumlu adımlar atılması gerektiğine inandığını, ancak karşı tarafın de ne istediğini görmek gerektiğini sözlerine ekledi.

Kenani, açıklamasında şunları söyledi:

İran, dost ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye ve onlarla arasındaki sorunları ve yanlış anlamaları çözmeye çalışıyor. Aynı şey Mısır için de geçerli. İran, Kahire dahil dış ilişkileri geliştirmek için tüm fırsatları değerlendiriyor.

Abdullahiyan'ın Mısır ile ilişkilerin ciddi ve karşılıklı gelişmelere ve açılıma tanık olmasını umduğunu ifade etmesiyle İran, mayıs ayı başlarında açılımını yineledi.

Kahire ile ilişkilerin İran'ın dış politikasının öncelikleri arasında yer aldığının altı çizilen Abdullahiyan, adını vermediği ülkelerin de çaba sarf ettiğini ve iki ülkeyi ilişkileri geliştirmeye ittiğini belirtti. 

Abdullahiyan'ın ardından İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Feda Hüseyin Maliki de Irak'ta kısa bir süre sonra ilişkilerin yeniden başlamasını ve iki ülkenin büyükelçiliklerinin açılmasını sağlayacak müzakerelerin yapıldığını, hatta bu adımı Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi arasında bir zirvenin takip beklediğini ifade etti.

Yakında bir anlaşma imzalanır mı?

Daha önce de Kahire ile Tahran'ın görüşleri arasında köprü kurmayı ve bunlarla ilgili sorunları çözmeyi amaçlayan arabuluculuk girişimleri başlasa da bu girişimler 'gerçek bir atılım' elde edilemeden sona erdi.

Independent Arabia'ya kısa bir açıklamada bulunan Arap ülkelerinden diplomatik bir kaynağa göre son dönemde atılan adımlar, özellikle geçtiğimiz mart ayında Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilerin yeniden başlatılmasına yönelik anlaşmanın ardından Mısır ile İran arasındaki ilişkilerin yakında yeniden kurulması her zamankinden daha olası görünüyor.

Mısırlı kaynaklar, Independent Arabia'ya daha önce yaptıkları açıklamalarda, bölgedeki hızlı gelişmelerin Mısır-İran ilişkilerine farklı bir yaklaşım getirilmesini ve ilişkilerin yeniden kurulması için daha gerçekçi adımlar atılmasını gerektirdiğini söylediler.

Aynı kaynaklar, geçtiğimiz on yıllar boyunca ilişkilerin dondurulmasına yol açan tartışmalı dosyaların çözümünün bir öncelik olduğunun da altını çizdiler. 

Bir yılı aşkın bir süre önce patlak veren Rusya-Ukrayna savaşının çoğu ülkeye dayattığı yeni değişikliklere de değinen kaynaklar, savaşın patlak vermesinden sonra dengelerin yeniden gözden geçirildiğini, sıcak dosyaların soğutulmaya çalışıldığını ve Arap ülkelerinin çıkarları ve ulusal çıkarlar çerçevesinde aktif güçler arasındaki sorunları çözme seçeneklerinin benimsendiğini belirttiler.

Mısırlı diplomatik bir kaynağa göre Kahire, Suudi Arabistan ile İran arasında imzalanan anlaşmayla yaşanan gelişmeleri ve bu gelişmenin İran'la gelecekteki ilişkilerin şekline dair daha gerçekçi bir vizyonun şekillenmesi ve bunun üzerine inşa edilebilecek somut olumlu sonuçlara yol açıp açmayacağını yakından takip ediyor.

Kaynak, Mısır güvenlik teşkilatlarının İran'ın nüfuzunu en üst düzeye çıkarmak için devrimini Arap dünyasına ihraç etme fikrinden vazgeçmemesinin yanı sıra Şii dini ve siyasi yayılma olasılığına ilişkin meşru güvenlik endişelerinin halen devam ettiğinin altını çizdi.

İki ülke arasındaki ilişkiler açısından gelecekte atılacak adımlara ilişkin bölge ülkelerinden birinin arabuluculuğunda istikşafi görüşmelerin başlatılabileceğine ancak bunun ne zaman olacağını bilmediğini söyleyen bir başka kaynak, gelecekte İran'a yönelik herhangi bir adım atılmasında tereddüt edilmesine yol açan ve acilen ele alınması gereken dosyalar olduğunu açıkladı.

Kaynağa göre başkent Tahran'ın önemli caddelerinden birinin halen Halid el-İslambuli'nin adıyla anılması ve Tahran'ın Filistin, Suriye ve Lübnan dosyalarındaki istikrarsızlaştıran adımları bu dosyaların başında geliyor.

Kaynak, Mısır ile İran arasındaki iletişim kanallarının açık olduğunu ve özel nitelikteki bazı çevrelerde temasların askıya alınmadığını da sözlerine ekledi. 

İngilizce yayımlanan The National gazetesi birkaç gün önce Mısırlı kaynakların, Umman Sultanlığı'nın iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik arabuluculuğu çerçevesinde Mısır ve İran'ın birkaç ay içinde büyükelçilerini göndermelerini beklediklerini aktardı.

Mısırlı iki kaynak gazeteye yaptıkları açıklamada, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi arasında bir zirvenin gerçekleşmesinin de prensipte kabul edildiğini ve zirvenin bu yılın sonuna kadar gerçekleşebileceğini söylediler. 

Gazetenin haberine göre İran ve Mısır istihbaratlarının yetkilileri ile diplomatlar arasında geçtiğimiz mart ayından bu yana ilişkileri normalleştirmek için kapalı kapılar ardında görüşmeler yapılıyor. Gazete, bu görüşmelerin son turunun bu ayın başlarında, İran'la yakın ilişkileri olan Bağdat'ta yapıldığını bildirdi.

İran'da 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi'nden sonra Mısır'ın bu devrimle düşürülen İran Şahı'nı kabul etmesi ve ona koruma sağlaması nedeniyle, Kahire ile Tahran arasındaki ilişkiler gerildi. İran'ın yeni yöneticileri, Mısır'ın bu tutumunu "düşmanca bir davranış" olarak değerlendirdiler. 

Ayrıca Kahire, özellikle İran'ın 'devrimi ihraç etme' sloganıyla aşırılık yanlısı ve dinci grupları desteklenmesinden Tahran'ı bölgesel güvenlik ve bölgedeki istikrarsızlık için bir tehdit kaynağı olarak görmeye başladı.

Tahran'daki önemli caddelerden birine Mısır'ın eski cumhurbaşkanlarından Enver Sedat'ın katili Halid el-İslambuli'nin adının verilmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesi girişimlerine engel oldu.

Kahire, İran'ın Arap ülkelerine müdahalesinin istikrarsızlığı artıran ve hem Arap ülkelerinin hem de Mısır'ın ulusal güvenliğini baltalayan İran'ın bölgeyi istikrarsızlaştırıcı adımlarından, özellikle de Lübnan, Suriye, Yemen ve Irak'taki vekil güçlerine ve Filistin'deki Hamas ve İslami Cihad hareketlerine verdiği destekten duyduğu memnuniyetsizliği her zaman dile getirmiştir.

Independent Arabia



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.