Suç hikayesi hayranı kadın "meraktan" cinayet işledi
Jung Yoo-jung pişman olduğunu ve kurbanın ailesi için üzüldüğünü söyledi (Busan polisi)
Güney Kore'de suç hikayesi hayranı bir kadın “merak ettiği” için cinayet işledi. Busan polisi, Jung Yoo-jung adlı katil zanlısını 31 Mayıs'ta tutukladı.
Insider'ın aktardığına göre yetkililer, Jung'un televizyon programları ve kitaplarla cinayete takıntılı hale geldiğini söyledi. 23 yaşındaki kadının cinayeti önceden tasarladığından şüpheleniliyor.
Adı açıklanmayan polis sözcüsü, Jung'un kurbanını internetten aradığını ve ebeveynlerle öğretmenleri buluşturan bir uygulamada bir kadınla tanıştığını ifade etti. Katil zanlısının, 24 Mayıs'ta kurbanla temasa geçtiği ve iki gün sonra da lise kıyafeti giyip evine gittiği belirlendi. Jung eve girince, adı açıklanmayan öğretmeni bıçaklayarak öldürdü.
Jung'un cinayetin ardından yakındaki bir süpermarkete giderek çok sayıda büyük çöp torbası ve çamaşır suyu satın aldığı belirlendi.
Eve dönen katil zanlısı, kurbanını kesip parçalara ayırdı. Öğretmenin vücudunun bir kısmını valize yerleştiren Jung, taksiye atlayıp valizi tenha bir ormanlık alana bıraktı. Yetkililer, kurbanın ortadan kaybolmuş gibi gösterilmeye çalışıldığını söyledi:
Jung kusursuz bir suç olması için kurbanın cep telefonunu, kimliğini ve cüzdanını sakladı.
Ancak genç kadından şüphelenen taksi şoförü kolluk kuvvetlerine ihbarda bulundu.
Bunun ardından harekete geçen polis ekipleri, Jung'un çantasında kanlı giysiler buldu. Kurbanın kalan parçaları da katil zanlısının evinde bulundu. Jung'un telefonunda bir cesedin nasıl saklanacağına dair üç aydır araştırma yapıldığı belirlendi.
Jung'un 5 yıl önce liseden mezun olduktan sonra işsiz, yalnız ve münzevi bir hayat sürdüğü açıklandı.
İlk başta tartışma nedeniyle kurbanı öldürdüğünü söylese de daha sonra ailesinin ısrarıyla olayı itiraf eden Jung hakkında cinayet suçlamasıyla cuma günü dava açıldı.
San Diego’daki İslam Merkezi’ne saldırı düzenleyenler, saldırılarını daha önceki suçlardan esinlenerek gerçekleştirmişlerhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5276157-san-diego%E2%80%99daki-i%CC%87slam-merkezi%E2%80%99ne-sald%C4%B1r%C4%B1-d%C3%BCzenleyenler-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1n%C4%B1-daha-%C3%B6nceki
San Diego’daki İslam Merkezi’ne saldırı düzenleyenler, saldırılarını daha önceki suçlardan esinlenerek gerçekleştirmişler
ABD’nin San Diego kentindeki İslam Merkezi’ni gösteren bir hava fotoğrafı, 19 Mayıs 2026 (AP)
ABD’nin San Diego kentinde bu hafta bir İslam merkezine saldıran ve üç erkeğin ölümüne yol açtıktan sonra hayatlarına son veren iki gencin, şiddet eylemlerini ilham aldıkları kişi ve örneklerle ilgili hiçbir şüphe bırakmayan, nefret dolu ve geniş kitleleri hedef alan uzun ve düzensiz yazılar kaleme aldığı bildirildi.
Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, bu modeller arasında en dikkat çeken isim, 2019 yılında Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki iki camide 51 kişiyi öldüren saldırgan oldu.
Aşırılıkçılığı uzun süredir inceleyen araştırmacılar, Christchurch saldırısının aşırı sağcı saldırganlar üzerindeki güçlü etkisine dikkat çekiyor. Uzmanlar bu etkinin, saldırının yarattığı yüksek ölüm sayısı, saldırganın düşüncelerini ve eylemlerini açıkladığı manifesto niteliğindeki belge ve en önemlisi saldırıyı internet üzerinden canlı yayınlamasından kaynaklandığını belirtiyor. Christchurch saldırısından ilham aldığı düşünülen örnekler arasında, birkaç ay sonra ABD’nin Teksas eyaletindeki bir Walmart mağazasında 22 kişiyi öldüren silahlı saldırgan da bulunuyor.
Tehdit analizi ve önleme alanında çalışan, aşırılıkla mücadele eden Stratejik Diyalog Enstitüsü’nden Katherine Keneally, çevrim içi şiddet yanlısı topluluklarda en fazla can kaybına yol açan saldırıları taklit etme eğilimi görüldüğünü söyledi. Keneally, “Bunu söylemek iğrenç, ancak gerçek bu. Bir tür takıntı var ve saldırılar adeta bir rekabet ya da oyun haline geliyor” ifadelerini kullandı.
Yetkililerin açıklamasına göre, 17 yaşındaki Caine Clark ve 18 yaşındaki Caleb Vasquez, pazartesi günü İslam Merkezi’ne baskın düzenledi. Güvenlik görevlileri, güvenlik önlemlerinin başlamasıyla birlikte çıkan silahlı çatışmanın ardından ikiliyi dışarı çıkmaya zorladı ve böylece 140 çocuğun korunmasına yardımcı oldu.
Yetkililere göre iki saldırgan, güvenlik görevlisi Amin Abdullah ve iki erkeği öldürdükten sonra yakınlardaki bir araçta yaşamlarına son verdi.
Nefret ve haksızlıklarla dolu yazılar
İki saldırganın geride 74 sayfalık bir belge bıraktığı, bunun 2019’daki Christchurch saldırısını gerçekleştiren Brenton Tarrant’ın yazdığı belgeyle aynı sayfa sayısına sahip olduğu bildirildi. Habere göre, Tarrant’ın manifestosuna benzer şekilde bu belgede de aşırı sağ ideolojilerden ilham alındığı belirtilen çok sayıda kaynak yer aldı. Bu kaynaklar arasında, beyaz nüfusun başka demografik gruplar tarafından ‘yer değiştirildiği’ yönündeki komplo teorisi de bulunuyor. Belgede ayrıca, saldırganların kendi ifadeleriyle yaptıkları kişisel anlatılara yer verildiği, motivasyonlarını ve hedeflerini açıklayan bölümler bulunduğu aktarıldı.
Kendilerine ‘Tarrant’ın Oğulları’ adını verdiler
Yazılarda Yahudilere, Müslümanlara ve İslam’a, ayrıca siyahiler, kadınlar ile hem sol hem de sağ siyasi görüşlere yönelik yoğun nefret içeren ifadelerin yer aldığı bildirildi. Saldırganların, toplumun çöküşünü hızlandırmayı amaçladıkları ifade edildi. Vasquez tarafından yazılan bölümde ise ‘bazı ruh sağlığı sorunları’ yaşadığından ve kadınlar tarafından reddedilme deneyimlerinden bahsettiği aktarıldı.
22 Mart 2019’da Yeni Zelanda’da bir saldırının yaşandığı Christchurch’teki en-Nur Camii’nin önünde nöbet tutan bir polis memuru (Reuters)
Dün yayımlanan bir açıklamada, Vasquez’in ailesi Caleb Vasquez’in otizm spektrumunda yer aldığını ve zamanla kendi kimliğinin bazı yönlerine karşı öfke geliştirdiğini belirtti.
Ailenin avukatı Colin Rudolph aracılığıyla yapılan açıklamada, “Bunun, nefret söylemi, aşırılıkçı içerik ve sosyal medya platformlarında yayılan propaganda ile birleşerek onun aşırılıkçı ideolojilere ve şiddet içeren inançlara sürüklenmesine katkıda bulunduğuna inanıyoruz” ifadesine yer verildi.
Açıklamada, ailenin kendisini yardım aramaya teşvik ettiği ve bir süre rehabilitasyon merkezlerinde tedavi gördüğü de belirtildi.
Kaliforniya Eyalet Üniversitesi San Bernardino’daki Nefret ve Aşırılık Çalışmaları Merkezi’nin kurucu direktörü Brian Levin ise, 1970’lerden bu yana beyaz üstünlükçü yazıların merkeziyetsiz terör saldırıları için bir anlatı modeli sunduğunu söyledi. Levin, geçmişte neo-Nazilerin çoğunlukla ‘eylem propagandası’ olarak bilinen bir yaklaşımı tercih ettiğini, yani saldırının tek başına taklitçileri harekete geçirmesinin beklendiğini, ayrıntılı yazılı açıklamaların ise zorunlu olmadığını ifade etti.
Levin’e göre internet, saldırganların yazılarının yayılmasını kolaylaştırdı. 2011’de Norveç’te 77 kişiyi öldüren aşırı sağcı saldırganın bin 500 sayfalık bir belge yayımlamasından bu yana, bu tür saldırıların açıklayıcı metinlerle birlikte görülmesi daha yaygın hale geldi. Bu yazıların çoğu, beyaz üstünlükçü önceki metinlerden alıntılar içeriyor.
Levin ayrıca, kendini aşırılık zincirinin devam eden bir halkası olarak sunma stratejisinin, hareketi olduğundan daha büyük gösterdiğini ve süreklilik algısı yarattığını belirtti. Ona göre bu durum, farklı failler aracılığıyla tekrar tekrar ortaya çıkan bir yapıyı besliyor; bu faillerin bir kısmı ise süreç içinde hayatını kaybediyor.
Trump, müttefiklerini şaşırtan bir adımla Polonya’ya 5 bin asker gönderme sözü verdihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5276134-trump-m%C3%BCttefiklerini-%C5%9Fa%C5%9F%C4%B1rtan-bir-ad%C4%B1mla-polonya%E2%80%99ya-5-bin-asker-g%C3%B6nderme-s%C3%B6z%C3%BC-verdi
Trump, müttefiklerini şaşırtan bir adımla Polonya’ya 5 bin asker gönderme sözü verdi
Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkelerini şaşırtan bir açıklamayla Polonya’ya 5 bin ek asker gönderme taahhüdünde bulundu. Karar, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun İsveç’te NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla yapacağı görüşmeden saatler önce geldi. Toplantıda İran’a karşı yürütülen savaş konusunda derin görüş ayrılıklarının olduğu bildirildi.
Trump, söz konusu kararı kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımla duyurdu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Trump, bu adımı Polonya’nın milliyetçi-muhafazakâr Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile olan ilişkisine bağladı.
Trump paylaşımında, “Mevcut Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin seçilmesindeki başarıya dayanarak ve onunla olan ilişkimiz nedeniyle, Polonya’ya 5 bin ek ABD askeri gönderileceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum” ifadesini kullandı.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ise Trump’ın açıklamasına teşekkür ederek, ABD’nin Polonya’daki askeri varlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sikorski, İsveç’te NATO görüşmeleri öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’a bu duyuru için teşekkür ediyorum. Polonya’daki ABD varlığı neredeyse mevcut seviyesinde kalacak” dedi.
Bu gelişme, Trump’ın haftalardır NATO üyesi ülkeleri, ABD-İsrail askeri kampanyasına daha fazla destek vermedikleri gerekçesiyle sert şekilde eleştirmesinin ardından gelen ani bir değişim olarak değerlendirildi. Trump, NATO’dan çekilmeyi düşündüğünü söylemiş ve Washington’ın karşılıklı savunma anlaşmasına bağlı kalıp kalmaması gerektiğini sorgulamıştı. NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının İsveç’in Helsingborg kentindeki toplantısına katılmak üzere yola çıkmasından önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın özellikle ABD’nin kullanımına açılmayan askeri üsler nedeniyle ‘çok öfkeli’ olduğunu belirtti ve İspanya’yı örnek gösterdi.
Rubio, Miami’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “İspanya gibi ülkeler bize üslerini kullanma izni vermeyi reddediyor. Peki o zaman NATO’da neden yer alıyorsunuz? Bu çok makul bir soru” ifadelerini kullandı.
Rubio ayrıca, “Hakkını vermek gerekir ki NATO’daki bazı ülkeler son derece işbirlikçi davrandı. Ancak bunu tartışmamız gerekiyor” dedi.
NATO yetkilileri ise ABD’nin, 32 üyeli ittifaktan İran’a karşı yürütülen savaşa katılım talebinde bulunmadığını, ancak birçok üye ülkenin ABD güçlerinin hava sahalarını ve üslerini kullanmasına izin vererek yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurguladı.
Avrupalı yetkililerin NATO’ya ilişkin endişeleri, bu yıl Trump’ın ittifak içindeki tutumuna dair artan gerilimlerle birlikte daha da derinleşti. Bu endişelere, Trump’ın NATO üyesi Danimarka’ya bağlı bir bölge olan Grönland’ı kontrol altına alma girişimi de eklendi.
Avrupalılar Hürmüz Boğazı konusunda yardım etmeye istekli görünüyorlar
Bakanların, Helsingborg’daki toplantıda Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasına, koşullar elverdiğinde destek vermeye hazır olduklarını vurgulayarak ve Avrupa güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenme taahhüdü sunarak ABD’yi yatıştırmaya çalışmaları bekleniyor.
Hürmüz Boğazı, savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir hat olarak bilinirken, savaşın başlamasından bu yana neredeyse kapalı hale geldiği ve bunun küresel enerji arzında şimdiye kadarki en büyük aksaklığa yol açtığı belirtildi. Avrupalı yetkililerin ABD’nin NATO’ya bağlılığına dair endişeleri, Trump’ın Avrupa’daki 5 bin askerin çekilmesine ilişkin kararının ardından daha da arttı. Bu karar, Trump’ın daha önce Polonya’ya ek asker gönderme taahhüdünden önce açıklanmıştı.
Polonya’ya gönderileceği söylenen ek kuvvetlerin nereden sağlanacağı ise hâlâ netlik kazanmadı. Washington’un kararları NATO müttefikleri arasında kafa karışıklığı ve endişe yaratırken, başlangıçta askerlerin Almanya’dan çekileceği belirtilmiş, ancak daha sonra Polonya’ya planlanan bir tugayın konuşlandırılmasının ertelendiği ifade edilmişti. ABD ayrıca Almanya’ya uzun menzilli Tomahawk füzelerinin konuşlandırılmasına ilişkin planın da gerçekleşmeyeceğini açıkladı. Reuters’a konuşan üç kaynağa göre Washington, NATO ülkelerine kriz dönemlerinde ABD’nin ittifaka sağladığı askeri kabiliyetleri de azaltmayı planladığını bildirmeye hazırlanıyor.
NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Orgeneral Alexus Grynkewich ise bu hafta yaptığı açıklamada, geri çekilme planlarının yıllara yayılarak uygulanacağını ve müttefik ülkelere boşlukları telafi edecek kapasite geliştirmeleri için zaman tanınacağını belirterek Avrupa müttefiklerini yatıştırmaya çalıştı.
Washington, Pakistan’ın arabuluculuk girişimiyle Ortadoğu’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik İran’la bir anlaşmada ilerleme sağlanmasını umut ediyor. Gözler, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Asım Munir’in Tahran’a yapması beklenen ziyarete çevrildi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, perşembe günü yaptığı açıklamada, Pakistan’ın yürüttüğü diplomatik temasların sürece katkı sağlayabileceğini belirterek, İran’la anlaşma yönünde ilerleme kaydedilmesini umduklarını söyledi.
İran medyasında yer alan haberlere göre, Pakistan dış politikasında giderek daha etkili bir rol üstlenen Orgeneral Asim Munir’in Tahran’a gitmesi bekleniyor. Ziyaretin, “görüşme ve istişarelerin sürdürülmesi” amacı taşıdığı ifade edildi.
Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakerelerin “anlaşma ile saldırıların yeniden başlaması arasında bir yol ayrımında” olduğu yönündeki açıklamasının ardından geldi.
Rubio gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Pakistanlıların bugün Tahran’a gitmesini bekliyoruz. Bunun süreci ileri taşımaya yardımcı olmasını umuyoruz” dedi.
İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki çeşitli bölgeleri hedef aldı
İsrail ordusu, cuma sabahı Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenledi. İsrail savaş uçaklarının, Güney Lübnan’daki Sıddikin ve Kana beldeleri arasındaki Hafur bölgesini hedef aldığı, saldırıda 3 kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail’e ait insansız hava araçlarının ayrıca Deyr Kanun en-Nahr beldesi, Nebatiye kenti ile Burc Rahhal-Deyr Kanun en-Nahr yolu çevresini vurduğu aktarıldı.
Lübnan resmi haber ajansına göre İsrail ordusu, sabah saat 05.00 sularında Güney Lübnan’daki Hıyam beldesinde büyük çaplı bir patlama gerçekleştirdi. Ayrıca İsrail’e ait keşif ve silahlı insansız hava araçlarının Beyrut ve güney banliyöleri üzerinde uçuş yaptığı gözlendi.
Gece saatlerinde İsrail savaş uçaklarının, Hanaviye beldesinde “İslami Sağlık Heyeti”ne ait bir noktayı hedef aldığı saldırıda ise 4 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda sağlık görevlisi yaralandı.
Fransa: Ülkelerin petrol rezervlerini kullanmadan önce savaş konusunda netliğe ihtiyaçları var
Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure ise İran savaşı nedeniyle yaşanan enerji krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Financial Times’a konuşan Lescure, hükümetlerin stratejik petrol rezervlerinden yeni bir kullanım kararı verebilmesi için savaşın ne kadar süreceğine dair daha net bir tabloya ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Lescure ayrıca, Paris’te bu hafta düzenlenen G7 maliye bakanları toplantısında stratejik petrol rezervlerinden koordineli yeni bir kullanım konusunun gündeme gelmediğini ifade etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة