Lübnan muhalefeti, Azur’un cumhurbaşkanlığı adaylığına desteğini açıkladı

Muavvad, oybirliğiyle Cihad Azur’u aday göstermeyi kabul eden muhalefet milletvekillerinin karşısında geri çekildiğini açıkladı (Şarku’l Avsat)
Muavvad, oybirliğiyle Cihad Azur’u aday göstermeyi kabul eden muhalefet milletvekillerinin karşısında geri çekildiğini açıkladı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan muhalefeti, Azur’un cumhurbaşkanlığı adaylığına desteğini açıkladı

Muavvad, oybirliğiyle Cihad Azur’u aday göstermeyi kabul eden muhalefet milletvekillerinin karşısında geri çekildiğini açıkladı (Şarku’l Avsat)
Muavvad, oybirliğiyle Cihad Azur’u aday göstermeyi kabul eden muhalefet milletvekillerinin karşısında geri çekildiğini açıkladı (Şarku’l Avsat)

Lübnan’da muhalefetin (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) ile eski bakan Cihad Azur’u cumhurbaşkanlığına adaylığında uzlaşması, Şii partiler Hizbullah ve Emel Hareketi’nin Azur’un adaylığına destek vermemesi sebebiyle Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı boşluğu krizini sona erdirmedi.

Şii partiler, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin seçim oturumunun tarihini belirlememesine ek olarak oturumları boykot edebilirler. Aynı zamanda Emel Hareketi’nin lideri olan Berri, oturumla ilgili olarak “Muhalefet kendi adayı hakkında net bir tavır koysun, ben de bu çerçevede hareket ederim” diyor.

Muhalefet, Muavvad’ın adaylıktan geri çekildiğini açıklamasının ardından 4 Haziran akşamı Azur’un aday olduğunu ilan etti. Yaptığı açıklamada “Yoğun temaslar sonucunda, Meclis’teki Güçlü Lübnan Bloğu dahil olmak üzere ülkedeki blokların üzerinde anlaşmaya vardığı herhangi bir taraf için kışkırtıcı olmayan bir isim olarak Cihad Azur’un isminde uzlaştık” diyen muhalefet, Berri’ye de ‘cumhurbaşkanı seçmek için bir oturum düzenleme’ çağrısı yaptı.

Muhalefet, Lübnan Kuvvetleri Partisi, Ketaib Partisi ve bir grup bağımsız milletvekilini içeriyor. ÖYH Genel Başkanı Cibran Basil  de Franciyye’nin adaylığına karşı.

Rai’nin tebriki

‘Birbirini alt etme söyleminden uzaklaşarak mutabakat yönünde atılan her adımı tebrik eden’ Maruni Patriği Beşara er-Rai, Cumhurbaşkanı adayı olan Marada lideri Süleyman Franciyye ile görüşerek adaylıktan vazgeçirmeye çalıştı. Al Jadeed TV kanalının haberine göre Rai, Franciyye ile görüşmesi öncesinde Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ile görüşmesi için bir heyet gönderdi. Rai’nin Temsilcisi Başpiskopos Boulos Abdel Sater, “Hristiyan olmayan partilerle ve özellikle de Hizbullah ile tüm Lübnan için cumhurbaşkanı seçmenin gerekliliği hakkında Patrik Rai’den dinlediklerimi, Nasrallah’a bildirdim” dedi.

Rai, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada “Franciyye ile görüştüm ve herkesle görüşeceğim. Lübnan’ın yaşadığı trajediden kurtulmalıyız. Kimseyle sorunumuz yok” diyerek, “Cihad Azur ismi üzerinde fikir birliği tartışmasına girmeyeceğim. İşimi yaparım ve doğru zamanda duyururum” ifadelerini kullandı.

Muavvad ve muhalefetin açıklaması

FOTO: Lübnan Cumhurbaşkanı Adayı Milletvekili Mişel Muavvad basın toplantısında (Şarku’l Avsat)
Lübnan Cumhurbaşkanı Adayı Milletvekili Mişel Muavvad basın toplantısında (Şarku’l Avsat)

Muavvad, bir basın toplantısı sırasında cumhurbaşkanlığı adaylığından geri çekildiğini açıkladı. “Cihad Azur’un adaylığına götüren bu noktaya ulaşmada yer almaya karar verdim. Yılmadan savaşımıza devam edeceğiz” diyen Milletvekili, “Tek seçenek, Azur’u getiren ve onun üzerinde Hristiyanların fikir birliğinin alanını genişletmektir. O, Lübnan’ı daha fazla çöküşten ve hegemonyadan koruyabileceği kabul edilebilir bir adaydır” açıklamasında bulundu.

Muavvad, “Lübnanlıların dayatmalar arasında seçim yapmasını istiyorlar. Bunun karşısında biz muhalefet güçleri olarak boş duramayız. Dayatma ve engelleme ikiliğine karşı tek çözüm kesişme alanlarını genişletmek olmuştur” dedi.

Muavvad’ın evinde bir araya gelen muhalefet, yaptığı yazılı açıklamada “Yoğun temaslar sonucunda, Güçlü Lübnan dahil olmak üzere ülkedeki blokların üzerinde anlaşmaya vardığı herhangi bir taraf için kışkırtıcı olmayan bir isim olarak Cihad Azur’un isminde uzlaştık” ifadelerine yer verdi. Açıklamada ayrıca, “Aday Cihad Azur sadece muhalefet adayı değildir. Herhangi bir blok için özel bir aday değildir. Muhalefet, onun adıyla cumhurbaşkanlığı savaşını yürütmek niyetindedir ve bugün ilan ettiği şeyin, amacına ulaştığına inanılmaktadır” denildi.

Muhalefet ayrıca, “Hizbullah, Emel Hareketi ve diğer müttefikleriyle görüşmek için elimizi uzatıyoruz ve aynı zamanda tüm engelleme girişimlerine göğüs germeye hazırız” dedi.

Şiiler Azur’un seçileceğinden şüphe ediyor

Ancak muhalefetin ortak aday üzerinde uzlaşısı Cumhurbaşkanlığı krizini tek başına çözemez. Öyle ki Şii partilere yakın kaynaklar, bu gelişmenin bir cumhurbaşkanının seçilmesine olanak tanıyacağına dair şüphesini dile getirirken, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada da Azur’u ‘kendisinden önceki aday Mişel Muavvad’a benzer bir geçiş kartı” olarak nitelendirdi. Ayrıca “Çünkü muhalefetin boykotu program, proje ve plan içermiyor. Boykot sadece Franciyye’nin yolunu kesmek için yapıldı” denildi.

Kaynaklar, toplantının yapılıp yapılmaması konusunun ‘anayasanın medya baskılarından tecrit ederek kendisine tam ve açık yetki verdiği’ Meclis Başkanı Nebih Berri’nin takdirine bırakıldığını söyledi. Kaynaklar ayrıca, toplantı çağrısı yapılması durumunda beklenen senaryonun ‘adaylardan birinin üçte iki çoğunlukla (86 milletvekili) seçilmesinin imkansızlığı açısından önceki senaryolardan farklı olmayacağını’ dile getirirken, “Çoğunluk bir, iki veya daha fazla oy düşerse, mutabakat olmadan bir cumhurbaşkanı seçmek imkânsız olduğu için kaderi, geçmişte Muavvad’ın kaderi gibi olacak” dedi.

“Azur, iç güçlerin veya bölgesel devletlerin adayı değil” diyen kaynaklar, “Muhalefetin gizli adayı biliniyor” şeklinde konuştu. Kaynaklar ayrıca, Azur’u ‘bir meydan okuma projesi’ olarak tanımlarken, “Bu anlamda kimsenin Franciyye’yi iddialı bir aday olmakla suçlamaya hakkı yok” dedi. Aynı şekilde kaynaklar, “İç mutabakata varılamadı ve bölgesel sakinlik, Lübnan içlerine yansımadı” diyerek cumhurbaşkanlığı boşluğunun sona ermeyeceğini vurguladı.

“Muhalefet ve Basil, her konuda uzlaşmadı. İsim ve proje hakkında, Franciyye’nin gelişine uzanan yolu kesme anlaşması dışında hiçbir şey onları birleştiremez” diyen kaynaklar, “Azur, onların ciddi adayı değil. Onu manevra ve pazarlık için kullanıyorlar” ifadelerini kullandı. Kaynaklar ayrıca, muhalefet ve Basil’e ‘önkoşulsuz diyalog’ çağrısında bulundu ve “Önkoşul, başkalarına da bir filtre uygulamak anlamına gelir” dedi. Muhalefeti ise Franciyye’yi başka bir nedenle değil, direnişi destekleyen net bir konuma sahip bir aday olduğu için reddetmekle suçlayan kaynaklar, Franciyye’nin Şiiler tarafından desteklense de Şii olmadığını vurguladı.

Aynı şekilde kaynaklar, Basil’in Franciyye’yi reddedici tavrını, ‘Hristiyan sokağında büyük bir temsil kapasitesine sahip olmadığını’ söyleyerek eleştirdi. “Lübnan, parlamento güçlerinin desteğine ve onayına ihtiyaç duyduğu ve onlarla bir proje ve program üzerinde anlaştığı için, Mişel Avn dışında parlamento çoğunluğuna sahip bir cumhurbaşkanının seçilmesine tanık olmadı” dedi. Kaynaklar, “Azur’un bir projesi var mı? Basil ve diğerlerinin seçilmesi için öne sürdüğü adaylardan başka birinin programı var mı?” diyen kaynaklar, durumu ‘mantıksız bir bahane’ olarak nitelendirdi. Ayrıca, “Çünkü mesele parlamento bloğunun büyüklüğünde değil, cumhurbaşkanlığı seçim oturumunda seçilmesi için oy toplayabilmesinde” ifadelerini kullandı.

Azur ile Hizbullah ilişkisi

Kaynaklara göre Azur, Hizbullah ile görüştüğünde onlara programının ‘Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakere etmek, bir Maliye Bakanı atamak ve Lübnan Bankası’na bir başkan atamak’ olduğunu bildirdi. “İsrail’deki çatışmaya, komşu ülkelerle ilişkilere, bölgedeki değişimlere ve bölgesel dönüşümlere ayak uydurma vizyonu yok” diyen kaynaklar, iç düzeyde herhangi bir projeye sahip olmadığına dikkati çekti. Ayrıca kendisinin, Maruni mezhebine mensup herhangi bir Hristiyan Lübnan vatandaşı gibi, yalnızca cumhurbaşkanlığına ulaşma şansı olduğuna inandığını söyledi.



Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
TT

Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)

Yemen’in Taiz vilayeti, Husilerin devam eden askerî saldırısıyla karşı karşıya. Yerleşim bölgeleri ve köylere yönelik bombardıman sürerken, sivillerin hareket özgürlüğü ve temel ihtiyaç maddelerine erişimi üzerindeki kısıtlamalar da ağırlaşıyor. İnsan hakları raporları, yüzlerce sivilin öldüğünü veya yaralandığını, yüzlerce kişinin kaçırıldığını ve yüzlerce ev ile aracın zarar gördüğünü ortaya koyuyor.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Husilerin vilayetteki sivillere ve sivil varlıklara yönelik gerçekleştirdiğini belirttiği bin 891 suç ve ihlali, 1 Eylül’den 22 Ekim’e kadar olan dönemi kapsayan “Taiz... Kanlı İşgal ve Sistematik Öldürme” başlıklı raporunda belgeledi.

Bu bilanço, ağın 24 saat içinde 21 yeni suç ve ihlali daha kayda geçirdiği ve yerleşim bölgelerine yaklaşık 213 mühimmat atıldığını bildirdiği bir zamanda açıklandı.

Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)
Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)

52 günlük dönemi kapsayan rapora göre ihlaller sonucunda 7’si bebek olmak üzere 38 çocuk, 27’si kadın olmak üzere 212 sivil hayatını kaybetti. Yaralanan 319 sivilin 29’unu çocuklar, 46’sını ise kadınlar oluşturdu.

Raporda ayrıca 23 kişinin sahada infaz edildiği, beş toplu katliam yaşandığı ve 314 kişinin kaçırılma ya da zorla kaybedilme vakasına konu olduğu belirtildi. Kaçırılanlar arasında, aileleri üzerinde baskı kurmak amacıyla rehin tutulan 14 çocuk da bulunuyor. Öte yandan, hükümet güçleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişileri aramak amacıyla 516 eve baskın düzenlendiği kaydedildi.

Geniş çaplı hasar

İnsan hakları kuruluşunun açıkladığı veriler, sivil mülklere verilen zararın boyutunu da gözler önüne seriyor. Bombardımanlarda 356 evin zarar gördüğü, bunlardan 98’inin tamamen yıkıldığı ve üç evin daha patlayıcılarla havaya uçurulduğu belirtildi. Ayrıca 131 sivil araç hasar gördü, vatandaşlara ait 36 araç ve ulaşım aracı yağmalandı.

Ağın belgelediği son olaylarda 2 çocuk hayatını kaybetti, aralarında iki kadının da bulunduğu üç sivil yaralandı. Dört kişi kaçırılarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Üç eve baskın düzenlenip yağmalanırken yedi ev zarar gördü; bunlardan ikisi tamamen yıkıldı.

Hayatını kaybeden çocuklardan Ammar Yasir eş-Şureyhi’nin ağın aktardığına göre Husiler tarafından Sabr bölgesindeki Akme köyünde bulunan evinden kaçırıldığı, daha sonra ise öldürülmüş hâlde bulunduğu belirtildi.

Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)
Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)

Rapora göre bombardıman ve keskin nişancı saldırıları Kahlan ve Şakab köylerine, Eski Havalimanı Mahallesi’ne, Dıbab, Mihal ve Necd Kasim bölgelerine kadar uzandı.

Sabr el-Mevadim ilçesine bağlı Kahlan köyünde havan mermilerinin iki eve isabet ettiği, evlerin eşyalarının zarar gördüğü ve bazı hayvanların telef olduğu bildirildi. Hedef alınan ailelerden birinin üyeleri arasında yaralanan olmadığı kaydedildi.

Sivilleri hedef alan kapsamlı saldırılar

Saldırıların sonuçları can kayıpları ve maddi yıkımla sınırlı kalmadı. Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, raporun kapsadığı dönemde Husilerin yaklaşık 9 bin 876 mühimmat kullandığını, 3 Eylül’den bu yana vilayet üzerindeki kuşatmayı sıkılaştırdığını ve yasa dışı 26 kontrol noktası ile kontrol bariyeri kurduğunu bildirdi.

Raporda ayrıca Heyce el-Abd yolu üzerindeki bir geçidin patlatıldığı ve Taiz’i Lahic vilayeti üzerinden Aden’e bağlayan ana yolun kesildiği ifade edildi.

Husiler gıda, ilaç, yakıt, oksijen tüpleri ve içme suyunun bölgeye girişini engellemekle suçlandı. Yardım konvoyları ve ticari sevkiyatların yanı sıra kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların ve çocuk aşılarının ulaştırılmasının da aksatıldığı belirtildi.

İnsan hakları ağı, hastanelerin, kanser tedavi merkezlerinin ve diyaliz ünitelerinin jeneratörlerini çalıştırmak için gereken yakıtın engellenmesinin hastaların hayatını tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın Ağ’dan aktardığına göre saldırılar ve kuşatma nedeniyle vilayette yaklaşık 280 bin kişi yerinden edildi.

Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)
Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)

Raporda ayrıca biri özel, dördü devlet okulu olmak üzere beş okulun operasyon merkezine, silah deposuna ve hapishaneye dönüştürüldüğü öne sürüldü. Üç ambulansın, üç sağlık tesisi ve hastanenin saldırılarda hedef alındığı, beş sağlık çalışanının hayatını kaybettiği kaydedildi.

Ağ, başka bir başlık altında Husilerin Maafir ilçesine bağlı Samika bölgesinde, toplumun en dezavantajlı kesimlerinden gençleri kültürel ve askerî eğitim programlarına katılmaları için teşvik ettiğini ve ardından vilayetin güneyindeki cephelere göndermeyi amaçladığını bildirdi. Kuruluş, özellikle çocukların silahlı gruplara katılmaya zorlanması ve en savunmasız kesimlerin istismar edilmesi konusunda uyarıda bulundu.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Taiz’in afet bölgesi ilan edilmesini, bombardımanın durdurulmasını, kuşatmanın kaldırılmasını, yolların açılmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını istedi.

Yemen Kadınları Güçlendirme Vakfı ise kadınların, çocukların ve sağlık çalışanlarının korunması, bağımsız soruşturmalar yürütülmesi ve ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi çağrısında bulundu.


Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Etiyopya hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, kalkınma amacıyla inşa edilen yeni bir barajın açılışı duyuruldu. Söz konusu açılış, Kahire ile Addis Ababa arasında Rönesans Barajı konusundaki derin görüş ayrılıklarının ve yeni baraj yapımlarına yönelik itirazların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Megech adıyla bilinen barajın ‘su akışlarını etkilemediği’ yönündeki değerlendirme Kahire tarafından 2013 yılında dile getirilmişti.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Başbakan Abiy Ahmed’in, ‘tarihi Gondar şehri ve çevresi için önemli bir kalkınma adımı’ olarak nitelendirilen Megech Sulama Barajı Projesi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 185 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip barajın, 17 bin hektardan fazla tarım arazisine sulama imkanı sağlaması, on binlerce çiftçinin yararlanmasını ve Gondar ile çevre şehirlere güvenilir temiz içme suyu temin etmesi bekleniyor.

Abiy Ahmed, projenin kentsel tarımı geliştirerek yeni ekonomik fırsatlar yaratacağını ve gençler için istihdam olanağı sunacağını ifade etti.

Mısır makamlarından açılışa ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak dönemin Mısır Sulama Bakanı Muhammed Abdulmuttalib Aralık 2013’te yaptığı açıklamada, Mısır’ın teknik incelemelerine dayanarak Etiyopya’nın Tana Gölü’nün kuzeydoğusundaki Gondar şehri yakınlarında inşa ettiği Megech Barajı projesinin Nasır Gölü’ne ulaşan su akışını etkilemediğini ve barajın yalnızca içme suyu ile sulama amaçlı olduğunu belirtmişti.

Mısır Eski Sulama Bakanı Hüsam Megazi de dün yaptığı açıklamada, söz konusu barajın Mavi Nil havzasının ve Nil Nehri güzergahının dışında yer aldığını doğruladı. Megazi, Mısır’ın su kaynaklarının bu barajdan kesinlikle etkilenmediğini ve Mısır’ın su payı üzerinde herhangi bir yansımasının bulunmadığını vurguladı.

Megazi ayrıca, Mavi Nil üzerinde mevcut olan tek barajın Rönesans Barajı olduğunu ve bu barajın Mısır üzerinde kesin bir etkisi bulunduğunu kaydetti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Kahire Üniversitesi Jeoloji ve Su Kaynakları Profesörü Abbas Şaraki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu baraj, Amhara eyaletindeki Tana Gölü havzasında yer alan küçük barajlardan biri. Depolama kapasitesi milyarlarca değil, yaklaşık 185 milyon metreküp civarında. Bu durum onu, temel amacı yaklaşık 40 bin dönümlük arazinin sulanmasında kullanılmak üzere sınırlı miktarda su tutmak olan küçük bir baraj yapmakta” ifadelerini kullandı.

Etiyopya’nın baraj projelerini artırması ve bunun Kahire ile ilişkilere yansımalarına değinen Şaraki, “Projeler Mısır’ın su kaynaklarını etkilemediği ve tam bir koordinasyon içinde yürütüldüğü sürece Kahire bunlara karşı çıkmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Şaraki, “Ancak Mısır’ın veya başka bir ülkenin kaynaklarına bir etkisi varsa, önceden istişare ve koordinasyon yapılması şart” diyerek, Kahire’nin daha önce defalarca dile getirildiği üzere kalkınmaya karşı olmadığını vurguladı.

Etiyopya’nın Megech Barajı adımı, Mısır ile Rönesans Barajı konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde atıldı. Kahire ile Addis Ababa arasında yaklaşık on yıl boyunca yürütülen müzakereler, 2023 yılında tekrar başlatılmadan önce 3 yıl süreyle askıya alınmış, ancak Etiyopya’nın bir anlaşmaya varmayı reddetmesi üzerine 2024 yılında yeniden dondurulmuştu.

Şarku’l Avsat’ın resmi haber ajansı MENA’dan aktardığına göre yetkili bir kaynağın demecine göre geçtiğimiz ağustos ayında Mısır, su konusunun ‘milli güvenlik ve kırmızı çizgi’ olduğunu yineleyerek, ‘Nil üzerinde yeni barajların inşasını reddettiğini’ bildirmişti. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de o dönemde Nil Nehri dosyası ve Rönesans Barajı krizindeki gelişmeler karşısında ‘meşru müdafaa hakkının’ kullanılabileceğini ifade etmişti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Sulama Bakanı Hani Suveylem, geçtiğimiz günlerde Mısır Forumu kapsamındaki bir oturumda yaptığı açıklamada, Mısır devletini Etiyopya barajının risklerinden ve alınabilecek tek taraflı önlemlerin etkilerinden korumak amacıyla geçmiş dönemlerde Mısır tarafından çabalar sarf edildiğini belirterek; su arıtma tesislerinin kurulduğunu, kanal betonu kaplama projeleri ile Yeni Delta Projesi gibi çeşitli adımların hayata geçirildiğini ifade etti.

Suveylem o dönemde, “Nil Havzası sadece Etiyopya’dan ibaret değil; çözümler mevcut ancak tüm tarafların bu yönde gerekli niyeti göstermesi gerekmektedir” vurgusunda bulundu.

Etiyopya’nın barajlara ilişkin devam eden adımları karşısında Mısır’ın su haklarını korumasını güvence altına alacak seçeneklere ilişkin değerlendirmede bulunan Megazi, Mısır’ın bağlayıcı bir anlaşmanın gerekliliğini vurgulayarak görüşünü ortaya koyduğunu, bu hususun uluslararası platformlarda gündeme getirildiğini ve Mısır’ın bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmediğini belirtti. Megazi, Mısır’ın diplomasi yolunu defalarca izlediğini ve Mavi Nil üzerinde başka bir barajın inşasına izin vermeyeceğini net bir şekilde ilan ettiğini vurguladı.

Şaraki ise yeni barajın doğrudan Mavi Nil yatağı üzerinde yer almadığını, Mavi Nil Havzası’na bağlı küçük kollardan biri olan küçük bir nehir üzerinde inşa edildiğini kaydetti. Şaraki, doğrudan Mavi Nil üzerinde yer alan ve Mısır’ın karşı çıktığı, henüz yapımına başlanmamış planlanan diğer üç barajın aksine, bu barajın depolama kapasitesinin küçüklüğü ve havzadaki küçük barajlardan biri olması sebebiyle Mısır’ın su payı üzerindeki etkisinin neredeyse yok denecek kadar az ve çok zayıf olduğunu vurguladı.


İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
TT

İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)

İsrail güçleri bugün şafak vakti, işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde yer alan el Halil kentindeki Celde ve Deyr Baha bölgelerinde onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorladı.

Filistin haber ajansı WAFA’nın yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre, “İşgal ordusuna bağlı çok sayıda asker iki bölgeye baskın düzenleyerek çevrelerini kuşattı ve onlarca vatandaşı evlerini boşaltmaya zorladı.” Haberde, İsrail güçlerinin geniş çaplı bir gözaltı operasyonu gerçekleştirdiği de belirtildi.

Ajans, el Halil vilayetinde önceki günden bu yana geniş çaplı bir saldırının sürdüğünü, İsrail güçlerinin kente, köylere, kasabalara ve mülteci kamplarına ulaşan bütün girişleri kapattığını bildirdi.

El Halil Valisi Halid Dudin ile el Halil Belediye Başkanı Yusuf el-Caberi, söz konusu bölgelerden yerinden edilenlere ve kasaba girişlerinde mahsur kalan vatandaşlara yardım sağlamak amacıyla vilayet genelinde acil durum planı açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiğı bilgiye göre İsrail güçleri dün de el Halil kentinin batısındaki Feraş el-Heva bölgesinde üç daireden oluşan bir konut binasını yıktı. Bölgeyi ve kentin çevre yoluna bağlanan tek güzergâhı oluşturan ana girişini kapatan İsrail güçleri, vatandaşların ve araçlarının bölgeye girişini ve çıkışını engelledi. Ayrıca el Halil kentine ulaşan tüm giriş ve yolları kapattı.

İsrail ordusu ve iç istihbarat servisi Şin Bet, iki askerin hayatını kaybettiği saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil bölgesinde terörle mücadele operasyonu başlattıklarını açıkladı.

İsrail ordusu dün el Halil yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda 2 İsrail askerinin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını duyurdu. Ordu ayrıca saldırıyı gerçekleştiren ve el Halil kentinden oldukları belirtilen 2 Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi.