Kuveytli parlamenterler Şarku'l Avsat'a konuştu: “Yeni meclis uyumlu olacak”

Usfur, “Hükümeti zorlu bir aşama bekliyor” derken, Vesmi ise ‘endişe duymadığını’ söyledi.

Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)
Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)
TT

Kuveytli parlamenterler Şarku'l Avsat'a konuştu: “Yeni meclis uyumlu olacak”

Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)
Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)

Kuveytliler dün, Ulusal Meclis (parlamento) üyelerini seçmek için oy kullandıkları uzun bir seçim gününü geride bıraktı. Kuveytlilerin siyasi istikrarın sağlanmasına ve reform projelerinin onaylanmasına yol açacak uyumlu bir meclis oluşturmak için güvendikleri seçimlere katılımda ise bir tutarsızlık gözlemlendi.

Bazı sandık merkezleri yoğun seçmen katılımına sahne oldu. Oy kullanma işleminin sona ermesine birkaç saat kala, havanın düzelmesinin ardından katılım arttı.

Seçim komitesi çalışanları, Şarku’l Avsat’a oy verme merkezlerindeki katılımın yüzde 60'a ulaştığını aktarırken bazı görevliler merkezlerin kapanmasına dakikalar kala düşük katılımdan şikâyet ettiler. Resmi kaynaklar tarafından henüz doğrulanmayan raporlar, katılımın yüzde 53'ü aştığını gösteriyor.

Seçim sandıklarının kapanmasının hemen ardından seçmen oylarının sayım süreci başladı. Yargı ve sivil toplum kuruluşlarının gözetiminde gerçekleşen seçimler, hükümetin seçmenlerin sandıklara erişimini kolaylaştırmak için tüm imkanlarını seferber etmesiyle sorunsuz bir şekilde tamamlandı.

Kuveyt Emiri ve Veliaht Prensi, 2023 Ulusal Meclis seçimlerini organize ettikleri için üst düzey yetkililere teşekkür ettiler. Vatandaşların anayasal haklarının kullanılmasına aktif katılımlarında somutlaşan vatanseverlik duygularına övgüde bulundular.

Emir ve Veliaht Prens, seçimlerin yürütülmesini denetleyen Yüksek Yargı Komitesi üyelerine de teşekkürlerini iletti.

Fotoğraf Altı: Kuveyt’te 21. Ulusal Meclis seçimleri için oy kullanıldı. (KUNA)
Kuveyt’te 21. Ulusal Meclis seçimleri için oy kullanıldı. (KUNA)

Ulusal Meclis'in 50 üyesini 207 erkek ve kadın arasından seçmek için tek oylu seçim sistemine göre beş seçim bölgesinde dün sabah saat sekizde başlayan oy verme işlemi12 saat devam etti.

Kuveyt, yasama ve yürütme makamları arasında, ekonomik reform yasalarının çıkarılmasının aksamasına yol açan ve siyasi hayatın çıkmaza girmesine sebebiyet veren keskin çatışmalara tanık oldu. Bu krizin ışığında ülke son dört yılda üç yasama konseyine tanık oldu.

Seçimler, Anayasa Mahkemesi'nin anayasal çözüm kararıyla restore edilen 2020 Ulusal Meclisi'nin feshedilmesinin ardından geldi. 19 Mart'ta Anayasa Mahkemesi, 2022 Kuveyt Ulusal Meclisi seçimlerini ve daha önce 2 Ağustos 2022'de feshedilen eski Ulusal Meclis'in (2020 Meclisi) başkanı ve tüm üyelerinin geri dönüşünü iptal eden bir karar yayınladı.

Ulusal Meclis seçimlerine katılan güçler, istenen değişikliği yapmak adına halkı seçimlere katılmaya teşvik etmek için tüm imkanlarını kullandı. Oy kullanma hakkı bulunan 793 bin 646 seçmen, tek oylu seçim sistemine göre yürütülen seçim sürecinde 15'i kadın olmak üzere 207 aday arasından 50 milletvekili için sandık başına gitti.

Fotoğraf Altı: Kuveytliler, Ulusal Meclis’in oluşması için oy verdi. (KUNA)
Kuveytliler, Ulusal Meclis’in oluşması için oy verdi. (KUNA)

Usfur: Zor bir aşama

Oy verme merkezlerinin kapanmasıyla birlikte Şarku'l Avsat'ın görüştüğü önde gelen siyasetçi ve analistlerin seçimler hakkındaki görüşlerinin farklılaştığı gözlemlendi. Önde gelen Kuveytli bir siyasetçi, yeni parlamentonun 2022 yılında feshedilen parlamentoya kıyasla Başbakan için daha zor olacağı görüşünü dile getirdi.

İki önde gelen analist ise iki otorite arasında bir sonraki aşamayı karakterize edecek bir uzlaşma beklediklerini söylediler. Yıllarca derinleşen siyasi krizlerin ardından, ülkenin içinde bulunduğu siyasi çıkmazdan kurtulmak için son dört yılda üç yasama meclisi kuruldu.

Ülkenin önde gelen milletvekillerinden Suud el-Usfur'un görüşüne göre bir sonraki meclis, Başbakan Şeyh Ahmed Nevaf için ‘seçilmiş milletvekillerinin farklı doğası nedeniyle’ 2022 yılında iptal edilen bir önceki parlamentoya göre daha zor olacak.

Usfur, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Önceki meclis, Şeyh Ahmed Nevaf ile tamamen çelişmiyordu. Ancak bir sonraki meclis, onunla çeliştiğine inanılan bazı unsurları içerecek” dedi.

Başbakanın büyük bir sorumluluğu olduğunu düşünen Usfur, bu sorumluluğun ‘Meclis ile başa çıkabilecek güçlü bir hükümet oluşturmak, böylece net bir plan ve vizyona sahip ve insanların hissettiği bazı popüler başarılar elde etme yeteneğine gücü yeten bir çalışma ekibi oluşturmak’ olduğunu vurguladı.

Fotoğraf Altı: Kuveytli milletvekili Suud el-Usfur.
Kuveytli milletvekili Suud el-Usfur.

Usfur’un görüşüne göre önceki deneyimden farklı olarak 2022 Meclisi, Emirlik Kararnamesi’nin çizdiği bir iyimserlik halinin ortasında gelirken bir sonraki meclis, siyasi sürecin seçilmiş meclisin iptali ve tasfiyesi vakalarıyla sonuçlanmasının ardından bir beklenti ve endişe halinin ortasında oluşuyor.

Usfur, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:

“2023 Meclisi temsilcilerinin, 2022 Meclisi'nde yasama makamı tarafından yapılan önceki hatalardan kaçınma konusunda büyük sorumluluğu var. Bunların en önemlisi, önceliklerin yokluğu ve üyeler arasındaki koordinasyon eksikliğidir. Reformcu milletvekillerinin öncelikli gördükleri yasaların belirlenmesi için yemin töreninden önce koordinasyon sağlanmalı. İptallerin bir daha tekrarlanmaması için başta Anayasa Mahkemesi Kanunu ve değişiklikleri olmak üzere erken onaylanması gerekiyor.”

Usfur, bir sonraki hükümeti, hükümet tarafından sunulan eylem planına dayalı olarak daha fazla iş birliğini garanti edecek şekilde, gündeme getirilen konuların önceliği hakkında Ulusal Meclis ile anlaşmanın gerekliliğiyle tek bir ekip olarak çalışabilecek sağlam bir yapı oluşturmaya çağırdı.

Ubeyd el-Vesmi: Endişeye gerek yok

Eski milletvekillerinde olan ve şu an da parlamentoda yer almak için adaylar arasında bulunan Ubeyd el-Vesmi, Şarku’l Avsat'a  “Anayasaya bağlı kalındığı sürece yasama ve yürütme makamları arasındaki ilişkinin keskin bir çekime tanık olmasını beklemediğini” söyledi. El-Vesmi, sandıklar kapanmadan önce Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Hükümet net bir eylem programı sunarak oluşturulan anayasal standartlara bağlı kaldığı sürece herhangi bir endişe duyulacak gibi görünmüyor” dedi.

Seçilmesi halinde yasama dönemini hükümetle gerilim olmadan geçirme sözü vermediğini ifade eden el-Vesmi açıklamasının “Ben söz vermiyorum, çünkü her şey yürütmenin elinde. Yürütme, vatandaşın kabul edeceği bir proje ortaya koyarsa milletvekillerinin işi bu programın takibini yapmaktır” ifadesini kullandı.

El-Vesmi, bir sonraki aşamanın öncelikleriyle ilgili olarak ise şunları söyledi:

“Bu öncelikler, ülkenin Emirine sunulan Kuveyt Belgesi'nin kabul edilmesinden öncekilerden farklı olmayacak. Siyasi sürece tarafların kabulünü mümkün olduğunca sağlamaya çalıştık ve önümüzdeki dönemde Kuveyt'in farklı bir projeye ihtiyacı var.”

Muna: Yeni bir fırsat

Kuveytli akademisyen ve siyasi analist Dr. Ayed el-Muna, Şarku’l Avsat'a şu açıklamalarda bulundu:

“Meclisin feshi ve tasfiyesi gibi meydana gelen şokların ışığında, seçimlerin sonucu, yürütme erki ile olan ilişkilerde eskisinden daha az gergin görünüyor. Hükümet kurulduktan sonra iki hafta içinde Meclis'e sunulacak programda sakinleşme ve çalışma arzusu var. Bu program ışığında, yasama otoritesinin, gözetim çalışmaları ve yasal mevzuat yoluyla sürekli takip ile hükümete programını uygulama fırsatı vermesi bekleniyor.”

Fotoğraf Altı: Dr. Ayed el-Muna.
Dr. Ayed el-Muna.

Muna sözleirni şöyle sürdürdü:

“Özellikle Veliaht Prens Şeyh Mişal el-Ahmed es-Sabah'ın 22 Haziran 2022'de yaptığı Emirlik konuşmasını hatırladığımız için, önümüzdeki dönemin bir öncekinden daha az gergin olacağını düşünüyorum. Zira o konuşmada, siyasi durumun reform için zorlaşması durumunda daha etkili tedbirlere başvurmanın mümkün olduğuna ve bunun milletvekilleri tarafından kabul edilmeyen ve demokratik yola hizmet etmeyen seçeneklere yol açabileceğine işaret edilmişti.”

Bu seçenekler arasında ‘anayasanın bazı maddelerini askıya almak ve parlamento hayatını bir süreliğine de olsa kesintiye uğratmak’ yer aldığını belirten Muna, “Bu nedenle, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonraki süreçte iki otorite arasında bir iş birliği aşamasına ihtiyaç duyulmaktadır” dedi.

Deşti: Temkinli iyimserlik

Üçüncü seçim bölgesinden aday olan siyasi analist Dr. İbrahim Deşti, Şarku'l Avsat'a “Yeni meclisin hükümetle anlaşma içinde olacağını, ancak başbakanın halkın isteklerine uygun bir program teklifi sunacağını umduğunu” söyledi.

“Bu seçimlerin sonuçları arasında yeni kabine oluşumunun değişime yol açacak net bir stratejiyle gelmesini umuyoruz. Kuveyt sokağı hüsrana uğradı ve sonuçları felaket olduğu için bu hüsranı sürdürmek veya artırmak için zamanımız yok” diyen Deşti, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut seçim sisteminde, parlamento değişiklik yapabilir. Ancak bunun sınırları var. Çünkü demokrasimiz görecelidir ve mükemmel değildir. Anayasa, Kuveytli milletvekillerine yasama ve denetim için bir alan veriyor ve biz bu alanın reformlar yaratmak için kullanılmasını istiyoruz.”

Fotoğraf Altı: Dr. İbrahim Deşti.
Dr. İbrahim Deşti.

Sorumluluğu kim alıyor?

Suud el-Usfur, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, feshedilen meclisin parlamento deneyiminin ‘olgunlaşmamış ve eksik bir deneyim olduğu için değerlendirilemeyeceğine’ inandığını ifade etti. El-Usfur sözleirni şöyle sürdürdü:

“2022 Meclisi Kuveyt halkı için altın bir fırsatı temsil ediyordu ancak bu fırsat kaçırıldı. Zira meclis içinde, üyeler ve başkanlık arasında ve meclis ile hükümet arasında büyük bir anlaşma vardı. Zemin, ülkede somut bir değişiklik getirebilecek yasal kazanımları ilerletmek için uygundu. Ancak fırsat değerlendirilemedi. Bu nedenle meclis ilk aydan itibaren tatil edildi. Ardından hükümet, Anayasa Mahkemesi kararıyla meclis iptal edilinceye kadar oturumlardan çekildi.”

El-Usfur'a göre 2022 Meclisi’nin başarısız olmasının sorumluları yürütme ve yasama organları:

“Yürütmenin sorumluluğu var ama az da olsa meclisin de sorumluluğu bulunuyor. Yasama organı, 2022 Meclisi'ne eşlik eden memnuniyet durumu ve en fazla sayıda reform odaklı milletvekilinin gelişi, üyeler arasında daha fazla koordinasyon oluşturma arzusunun eksikliğine yol açtı. Öncelikler için bir yarış vardı ve onlar hakkında bir anlaşma yoktu ve bu anlaşma geç saatlere kadar gelmedi. En büyük sorumluluk, hükümet üyeleri arasında büyük bir görüş ayrılığıyla, kararı açıklanmayan yürütmeye aittir.”

El-Usfur, sorgulamaların iki makam arasındaki ilişkilerin gerginleşmesine katkıda bulunduğu yönündeki açıklamaya yanıt olarak “Sorgulamalar, hükümetten tekrar tekrar geri çekilmelerin ardından bir tepki olarak geldi. Bir sebep değil sonuçtu” dedi.

Üyelerin bir halk yardım paketini onaylama istekleriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

“Üyelerin istediklerini ortaya koyma hakları var ve hükümetin bunu iade edecek anayasal araçları mevcut. Ulusal Meclis Başkanlığı neredeyse Ahmed es-Sadun'un lehine kararlaştırıldı.



Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü 1 milyon sözleşmeyi aşarak yüzde 70 hedefine yaklaştı

Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
TT

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü 1 milyon sözleşmeyi aşarak yüzde 70 hedefine yaklaştı

Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)

Suudi Arabistan, gayrimenkul sektörünü hızla yeniden şekillendirmeyi sürdürürken, ‘yaşam kalitesi’ kavramını kentsel kalkınmanın merkezine yerleştiren yapısal dönüşümlere imza atıyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık 33 bin Suudi ailenin ilk konutuna sahip olmasının sağlanması, düzenleyici sürecin Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda etkin biçimde ilerlediğini ve konut sahipliği oranının yüzde 70’e çıkarılması hedefine kararlılıkla yaklaşıldığını ortaya koydu. 2025 yılı sonu itibarıyla konut sahipliği oranının yüzde 66,24’e yükselmesini sağlayan bu hareketlilik, Suudi Arabistan Gayrimenkul Kalkınma Fonu ile ‘Sakani’ programının destekli sözleşme sayısında 1 milyon eşiğini aşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bu gelişme, gayrimenkul piyasasının yapısında derin bir dönüşüm yaşandığını ve finansman ile düzenleme alanlarındaki tüm paydaşların daha bütünleşik bir sistem içerisinde faaliyet gösterdiğini gösteriyor.

Kapsamlı bir yasal çerçeve

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin verileri değerlendiren Suudi Arabistan Belediye, Köy İşleri ve İskân Bakanlığı Sözcüsü Muhammed er-Resaseme, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, yalnızca üç ay içinde 32 bin 983 Suudi ailenin ilk konutuna sahip olmasının, konut sektöründeki tüm bileşenlerin uyum içinde çalıştığını gösterdiğini söyledi. Resaseme, bu başarının düzenleyici ve yasal altyapının geliştirilmesinden konut seçeneklerinin çeşitlendirilmesine, finansman çözümlerinin genişletilmesinden özel sektörle kurulan ortaklıklara kadar uzanan kapsamlı bir sistemin ürünü olduğunu belirtti.

cdfvgthy
Riyad’daki Suudi Arabistan Gayrimenkul Kalkınma Fonu Genel Merkezi (Fonun internet sitesi)

Planlı biçimde genişletilen konut projeleri ile gayrimenkul ürünlerindeki çeşitliliğin, Suudi ailelerin farklı ihtiyaçlarına cevap verilmesine katkı sağladığını ifade eden Resaseme, dijital dönüşümün de süreçlerin verimliliğini artırmada ve hak sahiplerinin uygun konut çözümlerine daha hızlı ulaşmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı. Resaseme ayrıca, söz konusu başarının, Belediye, Köy İşleri ve İskân Bakanı Macid el-Hukayl’in yılın başında açıkladığı verilere dayandığını hatırlattı. Buna göre, Suudi aileler arasındaki konut sahipliği oranı 2025 yılı sonunda yüzde 66,24 seviyesini aşarken, bu sonuç konut sisteminin Krallığın farklı bölgelerinde mülk edinme fırsatlarını artırma konusunda başarılı olduğunu ortaya koydu.

Özel sektörle ortaklık

Bu kalkınma sürecinin bir parçası olarak Resaseme, özel sektörle kurulan ortaklıkların konut sektörünün büyümesindeki temel itici güçlerden biri olduğunu belirterek, bu iş birliklerinin gayrimenkul arzının artırılmasına ve projelerin daha hızlı hayata geçirilmesine doğrudan katkı sağladığını söyledi.

Resaseme, gayrimenkul geliştiricilerinin artık ailelerin beklenti ve ihtiyaçlarına uygun, daha çeşitli konut ürünleri sunduğunu ifade ederken, bakanlığın da yatırım ortamını geliştirmeyi ve sektörde rekabetçiliği teşvik etmeyi sürdürdüğünü kaydetti.

Konut sektöründe yaşanan dönüşümün artık yalnızca bağımsız konut birimlerinin inşasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Resaseme, sürecin hizmetler, sosyal donatılar, altyapı ve yaşam kalitesini destekleyen unsurları içeren entegre yerleşim alanlarının oluşturulmasına doğru evrildiğini belirtti. Bu yaklaşımın şehirlerin cazibesini artırdığını ve uzun vadede ekonomik kalkınmanın verimliliğine önemli katkılar sağladığını ifade etti.

Yapım aşamasındaki gayrimenkul satış projeleri

Resaseme, ‘harita üzerinden satış’ projelerine ilişkin değerlendirmesinde, bu modelin son yıllarda konut arzını artıran ve gayrimenkul geliştirme faaliyetlerini hızlandıran en önemli araçlardan biri haline geldiğini söyledi. Söz konusu projelerin daha büyük ölçekli ve daha çeşitli yatırımların hayata geçirilmesine imkân tanıdığını belirten Resaseme, bunun da konut sahibi olmak isteyenler için daha geniş fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Resaseme, bakanlık tarafından uygulanan sıkı düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların, bu projelerin güvenilirliğini artırdığını ve alıcıların haklarının korunmasına katkı sağladığını vurguladı. Bu sayede piyasadaki güven düzeyinin yükseldiğini ve söz konusu projelere olan talebin belirgin şekilde arttığını kaydeden Resaseme, harita üzerinden satış modelinin ilk kez konut sahibi olmak isteyenler için en önemli alternatiflerden biri haline geldiğini belirtti.

Uzun vadeli stratejik vizyon

Aynı kapsamda değerlendirmelerde bulunan Resaseme, bakanlığın konut talebi dosyasını uzun vadeli ve stratejik bir bakış açısıyla ele aldığını belirterek, temel hedefin konut arzını artırmak ve gayrimenkul piyasasının verimliliğini yükseltmek olduğunu söyledi. Bu hedef doğrultusunda gayrimenkul geliştiricilerinin desteklendiğini, arsa ve imar planlarının geliştirildiğini, yatırım akışlarının teşvik edildiğini ve talebin yoğun olduğu bölgelerde konut projelerinin yaygınlaştırıldığını ifade eden Resaseme, konut arzındaki artış ve seçeneklerin çeşitlenmesinin piyasa dengesine olumlu yansıdığını kaydetti.

Resaseme, bu gelişmelerin hak sahiplerine daha uygun çözümler sunulmasına katkı sağladığını, aynı zamanda bakanlığın şeffaflığı artırma, gayrimenkul göstergelerini geliştirme ve piyasayı daha istikrarlı ve yatırım açısından cazip hâle getirme yönündeki çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.

Açıklamalarının sonunda gayrimenkul finansmanı sektörüne de değinen Resaseme, bu alanın son yıllarda konut sahipliği oranındaki yükselişin temel dayanaklarından biri olduğunu belirtti. Çeşitli ve erişilebilir finansman çözümlerinin Suudi ailelerin satın alma gücünü artırdığını ifade eden Resaseme, yalnızca 2026 yılının ilk çeyreğinde konut destek hizmetlerinden yararlanan aile sayısının 23 bin 222’ye ulaştığını söyledi.

Konut sektörü, finans kuruluşları ve Gayrimenkul Kalkınma Fonu arasındaki entegrasyonun mart ayı sonu itibarıyla destekli sözleşme sayısının 1 milyon 20 bini aşmasında önemli rol oynadığını kaydeden Resaseme, sektörün bugün yaşadığı dönüşümün gayrimenkul piyasasının sürdürülebilirliğini destekleyen kapsamlı bir yapısal değişimi yansıttığını belirtti. Resaseme, söz konusu dönüşümün aynı zamanda vatandaşların yaşam kalitesini yükselttiğini ve ülkenin ulusal kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde ilerlediğini sözlerine ekledi.


Körfez İşbirliği Konseyi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a yönelik medya iddialarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
TT

Körfez İşbirliği Konseyi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a yönelik medya iddialarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, dün yaptığı açıklamada, “Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ı hedef alan, asılsız ve doğrulanmamış medya iddialarını” kınadığını ve bunları reddettiğini bildirdi.

Budeyvi, söz konusu iddiaların, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrara katkı sağlayan yapıcı rollerini sorgulamayı amaçladığını belirtti.

Yazılı açıklamasında Budeyvi, bu tür iddiaların “güvenilirlikten ve nesnel temellerden yoksun olduğunu” vurgulayarak, Körfez ülkelerinin bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirme, diyalog ve iş birliğini geliştirme yönündeki çabalarını zayıflatmayı hedeflediğini ifade etti.

Genel Sekreter ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın son yıllarda bölgesel istikrara destek veren politikalar izlediğini, diplomatik girişimleri destekleyerek ve uluslararası iş birliğini güçlendirerek krizlerin çözümüne katkı sunduğunu kaydetti.

Budeyvi, Körfez ülkelerinin istikrar ve iş birliğini artırma yönündeki ortak yaklaşımını sürdürdüğünü belirterek, KİK üyelerinden herhangi birine yönelik medya kampanyalarını kesin bir dille reddettiklerini vurguladı.

Açıklamada ayrıca, bu tür kampanyaların Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasındaki uyumu ve birliği etkilemeyeceği, bölgesel ve küresel düzeyde güvenlik, istikrar ve refahı destekleme rollerinin devam edeceği ifade edildi.


Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki iş birliği yaklaşık 4 milyon uyuşturucu hap kaçakçılığını engelledi

Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki iş birliği yaklaşık 4 milyon uyuşturucu hap kaçakçılığını engelledi

Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığına bağlı "Narkotik Suçlarla Mücadele Genel Müdürlüğü" tarafından sağlanan kritik istihbarat sayesinde Lübnan makamları, yaklaşık 3 milyon 900 bin adet amfetamin uyuşturucu hapın kaçakçılık girişimini çökertti.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı Güvenlik Sözcüsü Tuğgeneral Talal bin Şalhub, dün yaptığı açıklamada, söz konusu operasyonun uyuşturucu kaçakçılığını meslek edinen suç şebekelerinin faaliyetlerine yönelik yürütülen proaktif güvenlik takibinin sonucu olduğunu belirtti.

Bin Şalhub, uyuşturucu maddelerin takibi ve ele geçirilmesi konusunda Lübnanlı muhataplarıyla yürütülen mevcut iş birliğine övgüde bulunarak; bu operasyonun, sınır ötesi suç şebekeleriyle mücadelede iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun ve entegrasyonunun düzeyini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Güvenlik Sözcüsü, Suudi Arabistan’ın, ülkenin güvenliğini ve gençlerini uyuşturucuyla hedef alan kriminal faaliyetleri takip etme, bu planları boşa çıkarma ve suç ortaklarını yakalama konusundaki kararlılığını yineleyerek, bu tür operasyonların toplumları uyuşturucu belasından korumaya katkı sağladığını ifade etti.