Kuveytli parlamenterler Şarku'l Avsat'a konuştu: “Yeni meclis uyumlu olacak”

Usfur, “Hükümeti zorlu bir aşama bekliyor” derken, Vesmi ise ‘endişe duymadığını’ söyledi.

Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)
Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)
TT

Kuveytli parlamenterler Şarku'l Avsat'a konuştu: “Yeni meclis uyumlu olacak”

Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)
Kuveytliler, Ulusal Meclis’in belirlenmesi için oy kullandılar. (KUNA)

Kuveytliler dün, Ulusal Meclis (parlamento) üyelerini seçmek için oy kullandıkları uzun bir seçim gününü geride bıraktı. Kuveytlilerin siyasi istikrarın sağlanmasına ve reform projelerinin onaylanmasına yol açacak uyumlu bir meclis oluşturmak için güvendikleri seçimlere katılımda ise bir tutarsızlık gözlemlendi.

Bazı sandık merkezleri yoğun seçmen katılımına sahne oldu. Oy kullanma işleminin sona ermesine birkaç saat kala, havanın düzelmesinin ardından katılım arttı.

Seçim komitesi çalışanları, Şarku’l Avsat’a oy verme merkezlerindeki katılımın yüzde 60'a ulaştığını aktarırken bazı görevliler merkezlerin kapanmasına dakikalar kala düşük katılımdan şikâyet ettiler. Resmi kaynaklar tarafından henüz doğrulanmayan raporlar, katılımın yüzde 53'ü aştığını gösteriyor.

Seçim sandıklarının kapanmasının hemen ardından seçmen oylarının sayım süreci başladı. Yargı ve sivil toplum kuruluşlarının gözetiminde gerçekleşen seçimler, hükümetin seçmenlerin sandıklara erişimini kolaylaştırmak için tüm imkanlarını seferber etmesiyle sorunsuz bir şekilde tamamlandı.

Kuveyt Emiri ve Veliaht Prensi, 2023 Ulusal Meclis seçimlerini organize ettikleri için üst düzey yetkililere teşekkür ettiler. Vatandaşların anayasal haklarının kullanılmasına aktif katılımlarında somutlaşan vatanseverlik duygularına övgüde bulundular.

Emir ve Veliaht Prens, seçimlerin yürütülmesini denetleyen Yüksek Yargı Komitesi üyelerine de teşekkürlerini iletti.

Fotoğraf Altı: Kuveyt’te 21. Ulusal Meclis seçimleri için oy kullanıldı. (KUNA)
Kuveyt’te 21. Ulusal Meclis seçimleri için oy kullanıldı. (KUNA)

Ulusal Meclis'in 50 üyesini 207 erkek ve kadın arasından seçmek için tek oylu seçim sistemine göre beş seçim bölgesinde dün sabah saat sekizde başlayan oy verme işlemi12 saat devam etti.

Kuveyt, yasama ve yürütme makamları arasında, ekonomik reform yasalarının çıkarılmasının aksamasına yol açan ve siyasi hayatın çıkmaza girmesine sebebiyet veren keskin çatışmalara tanık oldu. Bu krizin ışığında ülke son dört yılda üç yasama konseyine tanık oldu.

Seçimler, Anayasa Mahkemesi'nin anayasal çözüm kararıyla restore edilen 2020 Ulusal Meclisi'nin feshedilmesinin ardından geldi. 19 Mart'ta Anayasa Mahkemesi, 2022 Kuveyt Ulusal Meclisi seçimlerini ve daha önce 2 Ağustos 2022'de feshedilen eski Ulusal Meclis'in (2020 Meclisi) başkanı ve tüm üyelerinin geri dönüşünü iptal eden bir karar yayınladı.

Ulusal Meclis seçimlerine katılan güçler, istenen değişikliği yapmak adına halkı seçimlere katılmaya teşvik etmek için tüm imkanlarını kullandı. Oy kullanma hakkı bulunan 793 bin 646 seçmen, tek oylu seçim sistemine göre yürütülen seçim sürecinde 15'i kadın olmak üzere 207 aday arasından 50 milletvekili için sandık başına gitti.

Fotoğraf Altı: Kuveytliler, Ulusal Meclis’in oluşması için oy verdi. (KUNA)
Kuveytliler, Ulusal Meclis’in oluşması için oy verdi. (KUNA)

Usfur: Zor bir aşama

Oy verme merkezlerinin kapanmasıyla birlikte Şarku'l Avsat'ın görüştüğü önde gelen siyasetçi ve analistlerin seçimler hakkındaki görüşlerinin farklılaştığı gözlemlendi. Önde gelen Kuveytli bir siyasetçi, yeni parlamentonun 2022 yılında feshedilen parlamentoya kıyasla Başbakan için daha zor olacağı görüşünü dile getirdi.

İki önde gelen analist ise iki otorite arasında bir sonraki aşamayı karakterize edecek bir uzlaşma beklediklerini söylediler. Yıllarca derinleşen siyasi krizlerin ardından, ülkenin içinde bulunduğu siyasi çıkmazdan kurtulmak için son dört yılda üç yasama meclisi kuruldu.

Ülkenin önde gelen milletvekillerinden Suud el-Usfur'un görüşüne göre bir sonraki meclis, Başbakan Şeyh Ahmed Nevaf için ‘seçilmiş milletvekillerinin farklı doğası nedeniyle’ 2022 yılında iptal edilen bir önceki parlamentoya göre daha zor olacak.

Usfur, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Önceki meclis, Şeyh Ahmed Nevaf ile tamamen çelişmiyordu. Ancak bir sonraki meclis, onunla çeliştiğine inanılan bazı unsurları içerecek” dedi.

Başbakanın büyük bir sorumluluğu olduğunu düşünen Usfur, bu sorumluluğun ‘Meclis ile başa çıkabilecek güçlü bir hükümet oluşturmak, böylece net bir plan ve vizyona sahip ve insanların hissettiği bazı popüler başarılar elde etme yeteneğine gücü yeten bir çalışma ekibi oluşturmak’ olduğunu vurguladı.

Fotoğraf Altı: Kuveytli milletvekili Suud el-Usfur.
Kuveytli milletvekili Suud el-Usfur.

Usfur’un görüşüne göre önceki deneyimden farklı olarak 2022 Meclisi, Emirlik Kararnamesi’nin çizdiği bir iyimserlik halinin ortasında gelirken bir sonraki meclis, siyasi sürecin seçilmiş meclisin iptali ve tasfiyesi vakalarıyla sonuçlanmasının ardından bir beklenti ve endişe halinin ortasında oluşuyor.

Usfur, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:

“2023 Meclisi temsilcilerinin, 2022 Meclisi'nde yasama makamı tarafından yapılan önceki hatalardan kaçınma konusunda büyük sorumluluğu var. Bunların en önemlisi, önceliklerin yokluğu ve üyeler arasındaki koordinasyon eksikliğidir. Reformcu milletvekillerinin öncelikli gördükleri yasaların belirlenmesi için yemin töreninden önce koordinasyon sağlanmalı. İptallerin bir daha tekrarlanmaması için başta Anayasa Mahkemesi Kanunu ve değişiklikleri olmak üzere erken onaylanması gerekiyor.”

Usfur, bir sonraki hükümeti, hükümet tarafından sunulan eylem planına dayalı olarak daha fazla iş birliğini garanti edecek şekilde, gündeme getirilen konuların önceliği hakkında Ulusal Meclis ile anlaşmanın gerekliliğiyle tek bir ekip olarak çalışabilecek sağlam bir yapı oluşturmaya çağırdı.

Ubeyd el-Vesmi: Endişeye gerek yok

Eski milletvekillerinde olan ve şu an da parlamentoda yer almak için adaylar arasında bulunan Ubeyd el-Vesmi, Şarku’l Avsat'a  “Anayasaya bağlı kalındığı sürece yasama ve yürütme makamları arasındaki ilişkinin keskin bir çekime tanık olmasını beklemediğini” söyledi. El-Vesmi, sandıklar kapanmadan önce Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Hükümet net bir eylem programı sunarak oluşturulan anayasal standartlara bağlı kaldığı sürece herhangi bir endişe duyulacak gibi görünmüyor” dedi.

Seçilmesi halinde yasama dönemini hükümetle gerilim olmadan geçirme sözü vermediğini ifade eden el-Vesmi açıklamasının “Ben söz vermiyorum, çünkü her şey yürütmenin elinde. Yürütme, vatandaşın kabul edeceği bir proje ortaya koyarsa milletvekillerinin işi bu programın takibini yapmaktır” ifadesini kullandı.

El-Vesmi, bir sonraki aşamanın öncelikleriyle ilgili olarak ise şunları söyledi:

“Bu öncelikler, ülkenin Emirine sunulan Kuveyt Belgesi'nin kabul edilmesinden öncekilerden farklı olmayacak. Siyasi sürece tarafların kabulünü mümkün olduğunca sağlamaya çalıştık ve önümüzdeki dönemde Kuveyt'in farklı bir projeye ihtiyacı var.”

Muna: Yeni bir fırsat

Kuveytli akademisyen ve siyasi analist Dr. Ayed el-Muna, Şarku’l Avsat'a şu açıklamalarda bulundu:

“Meclisin feshi ve tasfiyesi gibi meydana gelen şokların ışığında, seçimlerin sonucu, yürütme erki ile olan ilişkilerde eskisinden daha az gergin görünüyor. Hükümet kurulduktan sonra iki hafta içinde Meclis'e sunulacak programda sakinleşme ve çalışma arzusu var. Bu program ışığında, yasama otoritesinin, gözetim çalışmaları ve yasal mevzuat yoluyla sürekli takip ile hükümete programını uygulama fırsatı vermesi bekleniyor.”

Fotoğraf Altı: Dr. Ayed el-Muna.
Dr. Ayed el-Muna.

Muna sözleirni şöyle sürdürdü:

“Özellikle Veliaht Prens Şeyh Mişal el-Ahmed es-Sabah'ın 22 Haziran 2022'de yaptığı Emirlik konuşmasını hatırladığımız için, önümüzdeki dönemin bir öncekinden daha az gergin olacağını düşünüyorum. Zira o konuşmada, siyasi durumun reform için zorlaşması durumunda daha etkili tedbirlere başvurmanın mümkün olduğuna ve bunun milletvekilleri tarafından kabul edilmeyen ve demokratik yola hizmet etmeyen seçeneklere yol açabileceğine işaret edilmişti.”

Bu seçenekler arasında ‘anayasanın bazı maddelerini askıya almak ve parlamento hayatını bir süreliğine de olsa kesintiye uğratmak’ yer aldığını belirten Muna, “Bu nedenle, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonraki süreçte iki otorite arasında bir iş birliği aşamasına ihtiyaç duyulmaktadır” dedi.

Deşti: Temkinli iyimserlik

Üçüncü seçim bölgesinden aday olan siyasi analist Dr. İbrahim Deşti, Şarku'l Avsat'a “Yeni meclisin hükümetle anlaşma içinde olacağını, ancak başbakanın halkın isteklerine uygun bir program teklifi sunacağını umduğunu” söyledi.

“Bu seçimlerin sonuçları arasında yeni kabine oluşumunun değişime yol açacak net bir stratejiyle gelmesini umuyoruz. Kuveyt sokağı hüsrana uğradı ve sonuçları felaket olduğu için bu hüsranı sürdürmek veya artırmak için zamanımız yok” diyen Deşti, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut seçim sisteminde, parlamento değişiklik yapabilir. Ancak bunun sınırları var. Çünkü demokrasimiz görecelidir ve mükemmel değildir. Anayasa, Kuveytli milletvekillerine yasama ve denetim için bir alan veriyor ve biz bu alanın reformlar yaratmak için kullanılmasını istiyoruz.”

Fotoğraf Altı: Dr. İbrahim Deşti.
Dr. İbrahim Deşti.

Sorumluluğu kim alıyor?

Suud el-Usfur, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, feshedilen meclisin parlamento deneyiminin ‘olgunlaşmamış ve eksik bir deneyim olduğu için değerlendirilemeyeceğine’ inandığını ifade etti. El-Usfur sözleirni şöyle sürdürdü:

“2022 Meclisi Kuveyt halkı için altın bir fırsatı temsil ediyordu ancak bu fırsat kaçırıldı. Zira meclis içinde, üyeler ve başkanlık arasında ve meclis ile hükümet arasında büyük bir anlaşma vardı. Zemin, ülkede somut bir değişiklik getirebilecek yasal kazanımları ilerletmek için uygundu. Ancak fırsat değerlendirilemedi. Bu nedenle meclis ilk aydan itibaren tatil edildi. Ardından hükümet, Anayasa Mahkemesi kararıyla meclis iptal edilinceye kadar oturumlardan çekildi.”

El-Usfur'a göre 2022 Meclisi’nin başarısız olmasının sorumluları yürütme ve yasama organları:

“Yürütmenin sorumluluğu var ama az da olsa meclisin de sorumluluğu bulunuyor. Yasama organı, 2022 Meclisi'ne eşlik eden memnuniyet durumu ve en fazla sayıda reform odaklı milletvekilinin gelişi, üyeler arasında daha fazla koordinasyon oluşturma arzusunun eksikliğine yol açtı. Öncelikler için bir yarış vardı ve onlar hakkında bir anlaşma yoktu ve bu anlaşma geç saatlere kadar gelmedi. En büyük sorumluluk, hükümet üyeleri arasında büyük bir görüş ayrılığıyla, kararı açıklanmayan yürütmeye aittir.”

El-Usfur, sorgulamaların iki makam arasındaki ilişkilerin gerginleşmesine katkıda bulunduğu yönündeki açıklamaya yanıt olarak “Sorgulamalar, hükümetten tekrar tekrar geri çekilmelerin ardından bir tepki olarak geldi. Bir sebep değil sonuçtu” dedi.

Üyelerin bir halk yardım paketini onaylama istekleriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

“Üyelerin istediklerini ortaya koyma hakları var ve hükümetin bunu iade edecek anayasal araçları mevcut. Ulusal Meclis Başkanlığı neredeyse Ahmed es-Sadun'un lehine kararlaştırıldı.



Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurgulayarak, aynı zamanda bölgedeki barışın sağlanabilmesi için Gazze Şeridi’nde ateşkese varılmasının, göçün engellenmesinin ve 1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurulmasının gerekliliğini belirtti.

Bu açıklamalar, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Abdulaziz el-Vasıl’ın, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın 11. gözden geçirme konferansı sırasında yaptığı konuşmada yer aldı ve aynı zamanda bölgesel gelişmelerle ilgili BM tartışmalarına da yansıdı.

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın, yayılmanın engellenmesi için temel bir yapı taşı olduğunu ve bu anlaşmanın üç temel ilkesi arasında denge sağlanması gerektiğini belirtti. Bu ilkeler; silahların imhası, yayılmanın engellenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımıdır. Ayrıca, nükleer silah sahiplerini, bu silahların kullanımının engellenmesinin tek yolunun tam bir imha ile sağlanacağına dair yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.

Aynı zamanda Suudi Arabistan, taraf devletlerin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurgulayarak, bu kullanımların ek kısıtlamalar olmadan yapılması gerektiğini, ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile şeffaflık ve iş birliğinin artırılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel düzeyde ise Suudi Arabistan, İran’ın sivil ve medeni hedeflere yönelik saldırılarını kınayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına atıfta bulundu. İran’a, nükleer programının barışçıl olduğunu temin etmek için UAEA ile tam iş birliği yapma çağrısında bulundu. Ayrıca, bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi, iyi komşuluk ilişkilerine saygı gösterilmesi ve iç işlere müdahale edilmemesi gerektiğini belirtti.

Suudi Arabistan, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılması gerektiğini bir kez daha yineleyerek, İsrail'in bu anlaşmaya katılmaması durumunun, kitlesel imha silahları içermeyen bir bölge oluşturulmasının önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı.

Filistin topraklarındaki durumu ele alırken, Suudi Arabistan, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarının tehlikesini belirtti ve Kudüs ile kutsal yerlerdeki tarihsel ve hukuki durumu değiştirmeye yönelik her türlü girişimi reddetti. Ayrıca, yasa dışı yerleşimlerin barışı zedelediğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini ifade etti.

Suudi Arabistan, adil ve kapsamlı bir barışın sağlanabilmesi için ateşkese varılması, göçün engellenmesi, Gazze Şeridi’nden çekilme ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının şart olduğunu, tüm bu taleplerin uluslararası meşruiyet kararlarına dayandığını belirtti.


Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
TT

Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında Cidde’de dün düzenlenen Körfez İstişare Zirvesi’nde, bölgedeki güncel gelişmeler ve özellikle artan gerilim ele alındı.

Toplantıda, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üye ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı ve İran’ın bölgedeki artan eylemlerini sert şekilde kınadı. Ayrıca Ürdün’ün de hedef alındığı saldırılara karşı güçlü bir tepki ifade edildi.

KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, zirvenin Suudi Arabistan’ın davetiyle gerçekleştiğini belirterek, krizden çıkış için diplomatik bir yol bulunması gerektiğini ve bunun uzun vadeli güvenlik ve istikrarı güçlendirecek anlaşmalara zemin hazırlaması gerektiğini söyledi.

Budeyvi, liderlerin Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik “açık İran saldırılarını” şiddetle kınadığını ve bu durumun Körfez ülkelerinin İran’a olan güveninde ciddi bir zedelenmeye yol açtığını ifade etti.

Ayrıca liderlerin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya ve deniz trafiğini engellemeye yönelik “hukuka aykırı adımlarını” reddettiği ve 28 Şubat’tan önceki durumun yeniden tesis edilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdiği aktarıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre zirvede, Körfez ülkeleri arasında ortak altyapı projelerinin hızlandırılması da gündeme geldi. Bu kapsamda demiryolu ağı, lojistik ve ulaştırma projeleri ile Körfez demiryolu projesinin hızlandırılması talimatı verildi.

Ayrıca petrol ve gaz taşımacılığı için boru hattı projesi, su şebekelerinin entegrasyonu ve stratejik rezerv alanlarının oluşturulması gibi projelerin önceliklendirilmesi kararlaştırıldı. Savunma alanında ise erken uyarı sistemleri, balistik füzelere karşı ortak radar ağı ve askeri entegrasyonun güçlendirilmesi yönünde adımların hızlandırılması istendi.


Suudi Arabistan ve Türkiye diplomatik iş birliğini derinleştiriyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye diplomatik iş birliğini derinleştiriyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan-Türkiye Koordinasyon Konseyi bünyesindeki Siyasi ve Diplomatik Komite’nin ikinci toplantısında, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ele alındı.

Bugün (Salı) çevrim içi olarak gerçekleştirilen toplantıda, liderlerin ve iki ülke halklarının beklentilerini karşılayacak şekilde, ortak ilgi alanlarına giren konularda ikili ve çok taraflı koordinasyonun yoğunlaştırılması konusu görüşüldü.

Toplantıya başkanlık eden Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci ile Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya, görüşmenin ardından toplantı tutanağını imzaladı.