ABD, Suudi diplomasisindeki payını güvence altına almak istiyor

Washington ve Riyad, Blinken'in ziyaretinin etkisi konusunda bir talep paketine sahip. Peki bedel konusunda anlaştılar mı?

Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP
Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP
TT

ABD, Suudi diplomasisindeki payını güvence altına almak istiyor

Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP
Washington'un elinde, büyük ölçüde Riyad’ın desteğine ihtiyaç duyduğu dosyalar var / Fotoğraf: AP

Mustafa Ensari

Biden yönetimindeki ikinci adamın Riyad ziyaretinin, yaklaşık on yıl süren kapalılık ve gerginliğin ardından İran büyükelçiliğinin ABD elçiliğine birkaç metre mesafede kapılarını açmasıyla denk gelmesi kasıtlı ve kötü olmayabilir. 

Suudi Arabistan, her adımda İran'ın yanı sıra, Çin ya da Rusya ile herhangi bir ilişkinin de Washington ve başka yerlerdeki geleneksel müttefiklerinin zararına olmayacağına dair Batılı dostlarına güvence vermişti.

Ancak buna rağmen ABD'nin Suudi Arabistan'ın acil taleplerini karşılamadaki isteksizliği ve ABD'nin taleplerinin yoğunluğu ve bolluğu, iki ülke arasındaki tarihsel ilişkide eski uyum çağına dönüşü zorunlu kılıyor.

Bu da iki taraf arasında yoğun çabalar gerektiriyor. Antony Blinken'in ziyareti de bunun son göstergesi.

Yakınlık derecesi

ABD'li yetkilinin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesine ilişkin ilk raporlar, görüşmenin 'açık ve samimi bir diyaloğa' tanık olduğunu gösteriyor.

Medya organlarına konuşan ABD'li yetkili, "Anlaşmazlıklarımız olduğunu kabul ederken, aynı ilgiyi paylaştığımız potansiyel inisiyatifler etrafında iyi derecede bir yakınlaşma var" diyerek, 1 saat 40 dakika süren görüşmede çok sayıda meselenin ele alındığına dikkati çekti. 

Suudi Arabistan'ın taleplerinin savunma, güvenlik ve stratejik konular etrafında döndüğü bildirildi. Riyad'ın kendi kendini yönetmesi ve Amerikalıların yıllardır bölge ülkelerinin en büyük endişesi olan bir konuda herhangi bir gedik açamamasının ardından İran'a yönelik baskının artık bir öncelik olmaması muhtemel. 

Ayrıca, Washington'un da Riyad'ın desteğine büyük ölçüde ihtiyaç duyduğu noktalar var. Bunlar Suudi Arabistan'ın "Arap Barış Girişimi'nin önerdiği gibi somut bir karşılık olmadığı taktirde" reddettiği "İsrail ile herhangi bir anlaşma" başta olmak üzere enerji güvenliği, Ukrayna savaşı, Çin ile rekabet ve uluslararası ilişkiler ile ilgili. 

Bu nedenle Independent Arabia ile temas halinde olan ABD Dışişleri Bakanlığı, ziyaretin "80 yılı aşkın süredir devam eden uzun vadeli ikili ilişkileri güçlendirmeye yönelik ortak arzu" çerçevesindeki görüşmeleri 'önemli' olarak nitelendirdi. 

Fırsat arama

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Hala Gharit, Blinken'in Suudi yetkililerle yaptığı görüşmelerin "bölgesel ve küresel meselelerdeki stratejik işbirliğinin yanı sıra güvenlik ve ekonomik işbirliği de dahil olmak üzere bir dizi ikili meseleyi" içerdiğini açıkladı. İki ülke, temiz enerji alanında inovasyon ve yatırım alanında güçlü ekonomik bağlara sahip.

Sözcü, ziyaretin güvenlik ve istikrarı artırmak, gerginliği azaltmak ve bölgesel entegrasyon ve tüm Ortadoğu'da ekonomik fırsatlar elde etmek için ABD, Suudi Arabistan ve Körfez'deki ortaklar arasındaki stratejik ortaklığı derinleştirmek amacıyla başka bir ivme kazandırdığını dile getirdi. 

Hala Gharit, ziyaretin boyutlarının iki ülke ve Körfez'in endişelerinin ötesine geçerek uluslararası alanda, özellikle Arap arenasında "Sudan, Yemen ve Rusya'nın Ukrayna ve İran'a karşı savaşı" gibi çetrefilli dosyalara uzandığına dikkat çekti. 

Bakan Blinken'in ofisi, Suudi Arabistan ziyaretini, iki ülkenin genişletilmiş ilişkisinin güvenlik, savunma, ekonomik ve kültürel açılardan hala etkisini koruduğunu vurgulayarak, yıllardır bu ilişkinin düzeyine yönelik sert eleştirilere örtülü bir yanıt verdi. 

Kültürel açıdan bakıldığında açıklamada, birkaç yıl içinde 700 bin Suudi'nin Amerikan üniversitelerinde eğitim gördüğü, 18 bin kişinin ise halen eğitim sürecinde olduğu belirtildi.

Yeni hava ve savunma sistemleri

Açıklamada, savunma düzeyinde ise Suudi Arabistan ile ilişkilerin 'bölgesel istikrarın en önemli garantilerinden biri' olduğu görüşü ortaya koyulurken, "Bu durum, ABD'yi Suudi Arabistan'ın en büyük savunma tedarikçisi haline getirdi ve Suudi savunması, 140 milyar dolarlık değerle yabancı askeri satışlar için en büyük ABD müşterisi olmaya devam ediyor" ifadelerine yer verildi.

Ayrıca "Bu ortaklık, Körfez'de güvenlik konusundaki ortak çıkarlarımız ve herhangi bir yabancı veya bölgesel gücü bölgeyi tehdit etmekten caydırmaya dayanıyor" denildi. 

Riyad'ın beklentilerine yanıt olarak ise sözcüye göre ABD Dışişleri Bakanlığı, ziyaretin, "ABD'nin daha entegre ve bölgesel olarak birbirine bağımlı bir hava ve füze savunma yapısını destekleyecek" ve "bölgedeki barış ve güvenliği tehdit eden hava sistemlerinin, füzelerin ve (milis) insansız hava araçlarının çoğalmasına karşı koyacak" savunma satışları yoluyla Suudi Arabistan ile güvenlik ortaklığını güçlendirme taahhüdünü destekleme amaçlı olduğunu belirtti.

Sakr: ABD, bu sefer ciddiyetini gösterdi

Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sakr, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada "Açıklama, Washington'ın hem bölgedeki istikrar açısından hem de Arap-İsrail çatışmasıyla ilgili herhangi bir düzenlemede Riyad'ın merkezi rolü, ayrıca küresel ekonomideki ve Washington'un 'petrolün en önemli silahlarından biri olduğu' Çin ile mücadelesindeki rolü açısından Krallığın stratejik öneminin farkında olduğunu gösteriyor" dedi. 

Sakr, "Beyaz Saray, ABD'nin Cidde ve Zahran'da yeni diplomatik tesisler geliştirip ve Riyad'da yeni bir büyükelçilik inşa ederek ortaklığını derinleştirme arayışını gösteren faaliyetlerini açıklayıp ciddiyetini gösterdi. Böylece bu projeler, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki güçlü ve kalıcı ilişkinin ve Washington'un on yıllar boyunca bu ilişkiye yatırımının maddi temeli olacaktır" diye konuştu. 

ABD basını, Washington ile Riyad arasındaki ilişkiyi yeniden canlandırma şansının eskisinden daha 'hazır' halde olduğunu savunuyor.

ABD'nin Suudi Arabistan büyükelçiliği pozisyonunun boşalmasından iki yıldan fazla bir süre sonra bu boşluk, profesyonel bir diplomat olan Michael Ratney ile dolduruldu.

Ancak Suudi analistler onun seçiminin bu ilişkide önemli bir düşüşün göstergelerinden biri olduğuna inanıyorlar.

Zira Beyaz Saray, Riyad büyükelçiliği misyonuna, ABD Başkanıyla doğrudan ilişkisi olan kişilere atardı. Bu durum, iki ülke ilişkilerine daha büyük bir dinamizm kazandırıyordu. 

Moskova ile azalan anlayış

Bu çerçevede ABD merkezli 'ABC News', OPEC+ politikaları ve üretim kesintileri konusunda büyüyen Suudi- Rus anlaşmazlığının, yakınlaşma şanslarını artıracağını ve Beyaz Saray'a olumlu mesajlar göndereceğini açıkladı. 

Suudi Arabistan- ABD ilişkilerini geçmiş hayal kırıklıklarını aşan yeni bir ufka taşımak için 'Newsweek' dergisi, ABD'ye Riyad'daki yeni dönüşümleri mantıklı şekilde okumaları tavsiyesinde bulundu.

İki ülke arasındaki ortak çıkarlara rağmen Suudi Arabistan'ın daha iddialı ve bağımsız bir dış politika benimsemeye başladığı belirtildi.

Ayrıca "Riyad'da yükselen genç nesil liderler, Suudi Arabistan- ABD ilişkilerinde babalarının bağlılığına sahip değil. Artık ABD'nin değil, Çin'in en büyük ticaret ortakları olduğunun farkındalar. ABD yerine Rusya ile işbirliğinin OPEC'in petrol piyasalarını hareket ettirme yeteneğini yenilediğini düşünüyorlar. ABD'nin Suudi güvenliğine olan bağlılığını sorguluyorlar ve Moskova ve Pekin'in Tahran'da Washington'dan daha fazla etkiye sahip olduğunu kabul ediyorlar" ifadelerine yer verildi.

Yeni Suudi gerçekliğini kabul etmek

Newsweek dergisinde yayınlanan makalede ayrıca, "Suudi Arabistan'ın Çin veya Rusya ile diplomatik ilişkisi olmadığı uzun dönem kapandı. Moskova ve Pekin artık Riyad ile özel ilişkilerin tadını çıkarıyor. Washington nüfuz için onlarla rekabet etmek zorunda kalacak" denildi.

Özet olarak makale, ABD'li politika yapıcılara Suudi Arabistan ile olan ilişkinin onarılabileceği konusunda güvence verirken, "Gelişmeler, aşılmaz bir sorun değil. Üç nesil boyunca sürdürülen işbirliğiyle kurulmuş ekonomik, eğitimsel, güvenlik ve kişisel ilişkilerin birçoğu güçlü olmaya devam ediyor" ifadelerini içerdi. 

Makalede, "Suudi toplumunun kaydettiği ilerlemeyi açıkça kabul etmek, kültürel değerlerimizi uygulamaya odaklanmaktan kaçınmak ve geçmişteki hatalardan ziyade gelecekteki işbirliğine odaklanmak; gelecekte ihtiyaç duyulabilecek geçmiş ilişkilerimizi yeniden inşa etmeye başlamanın iyi bir yoludur" denildi.

ABD'li analistler, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Biden yönetiminin geçen yılın bu zamanlarına göre artık daha iyi bir konumda olduğuna inanıyor.

Petrol uzmanları, Beyaz Saray'ın 'bir sonraki seçimlerden önce stratejik stoku doldurabilmek' için petrol fiyatlarını dizginlemek amacıyla Riyad'ın yardımına ihtiyacı olacağını öne sürüyor. Uzmanlara göre bu da benzin ve petrol fiyatlarının seçim mücadelesine girmesine neden olabilir.

Aksi taktirde İsrail ile ilişkiler meselesi askıda kalabilir ve Riyad'ın 'nükleer Aramco' üzerindeki ısrarı da meselelerin ön saflarında yer alabilir. Kaynaklar, Suudi liderliğinin bu meseleyi ABD'li müttefiklerine 'açıkça' sunduğunu söylüyor.

Çin'e alternatif

Atlantik Konseyi'nde yerleşik olmayan üst düzey bir üye olan Jonathan Fulton, Çin'in ABD'nin destek sağlamaya isteksiz olduğu sektörlerde Suudilere yardım edeceğini söyledi.

Ancak Fulton'a göre Riyad ile Pekin arasındaki ilişki, Washington ile olan ilişki kadar derin değil.

Aynı şekilde Fulton, "Bu aşamada hala ABD-Suudi ilişkisini stratejik, Çin-Suudi ilişkisini ise işlemsel olarak tanımlıyorum" dedi. 

Suudi Arabistan'a ulaşmadan birkaç saat önce Blinken, Washington'da yaptığı bir konuşmada, ABD'nin İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi çağrısında "gerçek bir ulusal güvenlik çıkarına" sahip olduğunu söyledi.

Ancak bunun gerçekleşmesi için bir zaman çerçevesi koyma konusunda dikkatli davranan Blinken, "Bunun hızlı veya kolay bir şekilde gerçekleşeceğine dair hiçbir yanılsamamız yok" şeklinde konuştu.

Suudi Arabistan'ın eski BM temsilcisi Abdullah el-Muallimi, geçtiğimiz günlerde Riyad'da düzenlenen bir sempozyumda kendisine bu mesele sorulduğunda konuyu özetleyerek, "Suudi Arabistan'ın mehiri yüksek. İlgilenen değerli bir şey sunsun" dedi ve ülkesinin serbest normalleşme sürecinde olmadığı imasında bulundu. 

 

Independent Türkçe



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.