Mısır ile İran yakınlaşması askıdaki krizleri çözecek mi?

Kahire ve Tahran'ın yakınlaşması, askıdaki sorunların üstesinden gelme sınavıyla karşı karşıya

Mısır Dışişleri Bakanı, Kasım ayında Şarm eş-Şeyh'te düzenlenen COP 27 zirvesine katılan İran heyetini ağırladı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Kasım ayında Şarm eş-Şeyh'te düzenlenen COP 27 zirvesine katılan İran heyetini ağırladı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır ile İran yakınlaşması askıdaki krizleri çözecek mi?

Mısır Dışişleri Bakanı, Kasım ayında Şarm eş-Şeyh'te düzenlenen COP 27 zirvesine katılan İran heyetini ağırladı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Kasım ayında Şarm eş-Şeyh'te düzenlenen COP 27 zirvesine katılan İran heyetini ağırladı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

İran'ın Mısır ile normalleşmeye ilişkin açıklaması, iki ülke arasında rafa kaldırılmış krizleri yeniden gündeme getirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “Mısır hükümeti istediği taktirde iki taraf arasındaki ilişkilerin yeniden başlamasından memnuniyet duyulacağını” vurguladı. Mısırlı analistler ve parlamenterler, iki ülke arasında gerçekçi bir normalleşmenin olabilmesi için iki taraf arasındaki sorunların üstesinden gelinmesinin bir mihenk taşı olduğunu söylüyor.

Düzenlediği basın toplantısında Mısır ile ilişkilerin gidişatından bahseden Kenani, ülkesinin Umman ile yaptığı görüşmede görüşlerini ortaya koyduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın İran merkezli yarı resmi Mehr haber ajansından aktardığı habere göre Kenani, “Bölgedeki İslam ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi önceliklerimizden biri. Mısır hükümeti İran ile ilişkileri yeniden başlatmak isterse, bunu memnuniyetle karşılarız” açıklamalarında bulundu.

Şarku'l Avsat, İran tarafından yapılan bu açıklama hakkında Mısır Dışişleri Bakanlığından bir değerlendirme almak istese de Bakanlık şimdilik sessiz kalmayı tercih etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Mısır’da Senato üyesi Abdulmunim Said ise İran'ın daha fazla bölgesel istikrar ve güvenlik sağlamak amacıyla, sakinliğe ve politikaların gözden geçirilmesine dayalı genel bölgesel iklim ışığında böyle bir açıklama yaptığına dikkat çekti. Suudi Arabistan ile İran arasındaki anlaşmanın İran ile muamelede büyük kapılar açtığına değinen Said, Mısır ile İran arasındaki gidişatın önemine değindi. Aynı zamanda Kahire ile Tahran arasında kardeş Körfez ülkelerine yönelik tehditler haricinde doğrudan bir sorun olmadığını da sözlerine ekledi.

Tüm bölgede barışa yönelik yaklaşımın 5 Ocak 2021'de imzalanan el-Ula Anlaşması’na dayanan mutedil bir davranış olduğunu söyleyen Said, uzlaşı çağrısında bulunan bu anlaşmanın ardından gelen gelişmelerin olumlu olduğuna dikkat çekti.

Umman Sultanlığı'nın Kahire ile Tahran arasında oynadığı arabulucu rolüne değinen Said, Suudi Arabistan ile İran arasında olduğu gibi meselelerin arabuluculuk ile başladığını, Umman’ın oynadığı rolün olumlu olduğunu söyledi.

İran'a gitmek üzere Afganistan'dan ayrılan çok sayıda Mısır vatandaşı teröristin İran'da bulunduğuna dikkat çeken Said, bu meselenin her iki tarafın güvenlik güçleri arasında görüşülecek bir konu olduğunu söyledi.

İran Antolojisi dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Dr. Muhammed Abbas Naci ise İran'ın Mısır ile ilişkilerin geliştirilmesini memnuniyetle karşıladığına dair sık sık yaptığı açıklamaların, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetinin bu konuya verdiği önceliğin kanıtı olduğuna dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Naci, “Bunun en büyük kanıtı, İran rejiminin bir numarası “Rehber” Ali Hamaney’in Umman Sultanı Heysem bin Tarık ile bölgedeki büyük dönüşümler ışığında yaptığı görüşme sırasındaki açıklamalarıdır. İran ve Suudi Arabistan'ın uzlaştırılması, Tahran'ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Kuveyt gibi diğer Körfez ülkeleriyle ilişkilerinin iyileştirilmesi gibi. Hepsinden önemlisi İran’ın verdiği sözlerin eyleme dönüşmesidir. Mısır, belirli konularda belirli pozisyonları koruyor. Tahran, ilişkileri geliştirmekten bahsetmeden önce bunları özümsemeli veya bunlara yanıt vermelidir” açıklamalarında bulundu.

İran'ın Mısır ile ilişkilerinin gelişmesini başta ABD olmak üzere Batı'nın izolasyonuna son verme başarısının bir işareti olarak gördüğüne işaret eden Naci, “Mısır'ın bu dosyayı yönetimi, Mısır'ın diğer güçlerle ilişkisi ne olursa olsun, ulusal çıkarlarının gerektirdiği şekildedir” vurgusunda bulundu. Ayrıca Kahire'nin Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta herhangi bir taraf tutmadığı tutumunu örnek verdi.



Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.


Kongre seçimlerinin ardından Washington'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek 4 senaryo

Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)
Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)
TT

Kongre seçimlerinin ardından Washington'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek 4 senaryo

Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)
Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)

ABD Kongresi ara seçimlerine 24 saat kala Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki mücadele, yalnızca Temsilciler Meclisi ve Senato'nun kontrolünü ele geçirmekle sınırlı değil. Seçim, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminin son iki yılında sahip olacağı siyasi gücün geleceğini ve Beyaz Saray'ın seçim sonuçlarını beklentilerinin aksine çıkması halinde kabul etmeye ne ölçüde hazır olduğunu ortaya koyacak daha hassas bir sınav niteliği taşıyor.

Kamuoyu yoklamaları Trump'ın halk desteğinde önemli düşüş yaşandığını ve daha önce Cumhuriyetçiler açısından güvenli kabul edilen seçim bölgelerinde rekabetin arttığını gösterirken, Washington'daki güç dağılımını yeniden şekillendirebilecek dört olası senaryo öne çıkıyor. Bunlar;

*Cumhuriyetçilerin her iki kanattaki çoğunluğunu koruması,

*Demokratların yalnızca Temsilciler Meclisi'ni kazanması,

*Senato'nun Demokratların kontrolüne geçerken Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçilerde kalması,

*Cumhuriyetçilerin her iki kanatta da çoğunluğu kaybetmesi.

Bu senaryolar temel bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Trump, yasama organı üzerindeki tam kontrolünü kaybetse bile özellikle dış politika, göç ve gümrük vergileri konularında geniş yürütme yetkilerini koruyacak. Ancak yasa ve bütçeleri geçirme, üst düzey görevlere atama yapma ve yönetimini Kongre soruşturmalarına karşı koruma kapasitesi, her iki kanatta hangi partinin kontrolü elinde bulundurduğuna bağlı olarak önemli ölçüde değişecek.

Demokratların mevcut Cumhuriyetçi çoğunlukları değiştirebilmesi için hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da net dört sandalye kazanması gerekiyor. Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi'nde 218'e 214, Senato'da ise 53'e 47 çoğunluğa sahip. Gözlemciler, hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanına ilişkin anlaşmazlıkların, seçim sonuçlarından bağımsız olarak 2027 yılında siyasi ve ekonomik krizlere dönüşebileceğini değerlendiriyor.

Birinci senaryo: Cumhuriyetçiler her iki kanattaki çoğunluğunu koruyor

Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu koruması halinde, son kamuoyu yoklamalarına göre düşük ihtimalli görülen bu senaryoda Trump, Beyaz Saray ve Kongre'nin kendi partisinin kontrolünde olduğu bir ortamda görevini sürdürecek. Bu durum, başkana ekonomik ve yasama önceliklerini hayata geçirme, yargıçları, hükümet yetkililerini ve büyükelçileri atama konusunda daha geniş hareket alanı sağlayacak.

Bu senaryo, Trump'ın vergi, göç ve askeri harcamalara ilişkin politikalarını sürdürmesine imkân tanırken, Demokratların kapsamlı Kongre soruşturmaları başlatma veya komite başkanlıkları aracılığıyla yönetimin gündemini engelleme imkanlarını da sınırlayacak.

Boks şampiyonu Evander Holyfield, 21 Ekim 2026'da Güney Carolina'da düzenlenen seçim mitinginde konuşurken, Başkan Trump kendisini dinliyor (AP)
Boks şampiyonu Evander Holyfield, 21 Ekim 2026'da Güney Carolina'da düzenlenen seçim mitinginde konuşurken, Başkan Trump kendisini dinliyor (AP)

Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması, yönetimin politikaları üzerindeki tüm kısıtlamaların ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Temsilciler Meclisi'ndeki dar sandalye farkı, az sayıda Cumhuriyetçi milletvekiline önemli yasaların geçmesini engelleme imkânı verebilir. Senato'da ise bazı yasaların görüşme engelini aşabilmesi için gereken 60 oy kuralı yürürlükte kalacak.

Siyasi açıdan Trump, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu korumasını politikalarına verilmiş yeni bir seçim desteği olarak sunabilir. Ancak rekabetin yoğun olduğu eyaletlerde elde edilecek kazanımlar ve kayıplar, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde kamuoyunun eğilimlerini gösteren önemli bir işaret olacak.

İkinci senaryo: Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanıyor

Temsilciler Meclisi'nin Demokratların kontrolüne geçmesi, Senato'nun ise Cumhuriyetçilerde kalması halinde Washington'da yeni bir kurumsal bölünme dönemi başlayacak.

Senato'da iki partinin eşit sayıda sandalyeye sahip olması durumunda bile Başkan Yardımcısı JD Vance'in eşitliği bozan oyu sayesinde kontrol Cumhuriyetçilerde kalacak. Bununla birlikte her iki partinin ılımlı üyelerinin etkisi önemli ölçüde artacak.

Demokratlar bu senaryoda Temsilciler Meclisi komitelerinin başkanlıklarını üstlenecek. Böylece oturum düzenleme, yetkilileri ifadeye çağırma, belge talep etme ve Trump yönetiminin kararları, kamu harcamaları, göç politikaları ve İran'la savaş konularında soruşturma başlatma yetkisi elde edecek.

Demokratların lideri Hakeem Jeffries de Temsilciler Meclisi Başkanlığı için aday konumuna gelecek. Bu durum, partisine özellikle sağlık hizmetleri, konut ve yaşam maliyetleri gibi temel iç politika konularında yasama gündemini belirleme imkânı sağlayacak.

Ancak bu kontrol, Demokratların kendi politikalarını hayata geçirebilecekleri anlamına gelmiyor. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato yasa tasarılarını engelleyebilir. Trump da başkanlık vetosu yetkisini kullanabilir. Yönetimin bazı Kongre celplerine itiraz etmesi veya bunlara uymayı reddetmesi ise uzun sürebilecek hukuki anlaşmazlıklara yol açabilir.

Hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanı, taraflar arasındaki pazarlığın başlıca konuları olacak. Temsilciler Meclisi'nin bütçe ödeneklerinin onaylanmasında temel rol üstlenmesi nedeniyle anlaşmazlıklar, özellikle Demokratların bütçe onayını yönetimin politikalarında değişiklik yapılması şartına bağlaması halinde federal kurumların kapanması tehdidine dönüşebilir.

Dış politikada Trump, yasal yetkileri çerçevesinde diplomatik ilişkileri ve askeri operasyonları yönetmeye devam edebilecek. Ancak Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisi, savaş kararlarına ilişkin denetimi artırabilir, İran'a yönelik operasyonlar hakkında daha kapsamlı bilgilendirme talep edebilir ve bütçe yetkisini yönetim üzerinde baskı kurmak için kullanabilir.

Başkan Trump, Cumhuriyetçi adaylara destek vermek amacıyla düzenlediği yoğun seçim mitingleri kapsamında Güney Carolina'daki bir etkinlikte konuşuyor (AP)
Başkan Trump, Cumhuriyetçi adaylara destek vermek amacıyla düzenlediği yoğun seçim mitingleri kapsamında Güney Carolina'daki bir etkinlikte konuşuyor (AP)

Üçüncü senaryo: Demokratlar Senato'yu kazanıyor

Demokratların Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerin kontrolünde kalırken Senato'da çoğunluğu ele geçirmesi, Trump açısından en önemli kurumsal değişikliklerden birini yargı, siyaset ve diplomasi alanlarındaki atamalarda beraberinde getirecek.

Senato, bakanların, büyükelçilerin, federal yargıçların ve Yüksek Mahkeme üyelerinin atanmasını onaylama yetkisine sahip. Dolayısıyla komite başkanlıklarının Demokratlara geçmesi, başkanın aday gösterdiği isimlerin onaylanmasının engellenmesine veya geciktirilmesine ve adayların geçmişleriyle siyasi görüşlerinin daha kapsamlı incelenmesine imkân tanıyacak.

Özellikle önümüzdeki iki yıl içinde Yüksek Mahkeme'de bir üyelik boşalması halinde bu yetki olağanüstü önem kazanabilir. Demokratların kontrolündeki Senato, Trump'ın aday gösterdiği bir ismin onay sürecini reddedebilir veya değerlendirmeyi 2028 başkanlık seçimlerinin sonrasına erteleyebilir.

9 Eylül 2026'da Teksas eyaletinin Dallas kentinde düzenlenen Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nin ara seçimlere ilişkin ilk gününde yapılan konuşmalar sırasında slogan atıyor (AFP)
9 Eylül 2026'da Teksas eyaletinin Dallas kentinde düzenlenen Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nin ara seçimlere ilişkin ilk gününde yapılan konuşmalar sırasında slogan atıyor (AFP)

Dış politikada diplomatik atamalar ve yeni bir yasama düzenlemesi gerektiren yaptırımlar daha sıkı denetime tabi tutulabilir. Buna karşılık başkan, müzakere yürütme ve uluslararası ilişkileri yönetme konusunda geniş yetkilerini koruyacak. Senato ayrıca yurt dışındaki ABD askeri operasyonlarına ilişkin denetim oturumları düzenleyebilir. Ancak harcamaların onaylanması yetkisi iki Kongre kanadı arasında paylaşılmaya devam edecek.

Bu senaryo Demokratlara yasama gündemini tek başlarına belirleme imkânı vermeyecek. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi yasa tasarılarını engelleyebilecek.

Siyasi açıdan Trump, atamaların engellenmesini muhalefetin yönetimi çalışamaz hale getirme girişimi olarak sunabilir. Demokratlar ise Senato'nun yetkilerini kullanmalarını kuvvetler ayrılığı ve denetim mekanizmasının işletilmesi olarak savunabilir.

Dördüncü senaryo: Demokratlar her iki kanadı da kazanıyor

Temsilciler Meclisi ve Senato'nun Demokratların kontrolüne geçmesi, Washington'daki güç dengelerinde yaşanabilecek en kapsamlı değişim olacak.

Bu durumda Demokratlar yasama gündemini belirleme, her iki kanattaki komitelere başkanlık etme, yönetimin politikaları hakkında eş zamanlı soruşturmalar başlatma ve Senato onayı gerektiren başkanlık atamalarını engelleme yetkisi elde edecek.

Ayrıca bütçe ve borçlanma tavanına ilişkin müzakerelerde şartlarını kabul ettirme, askeri harcamalar ve ekonomi politikalarında değişiklik talep etme ve gümrük vergileri ile sağlık hizmetleri gibi konularda yönetim üzerinde baskı kurma kapasiteleri artacak.

Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde erken oy verme süreci kapsamında bir seçim merkezinde kayıt yaptıran seçmenler (AFP)
Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde erken oy verme süreci kapsamında bir seçim merkezinde kayıt yaptıran seçmenler (AFP)

Bu senaryo, Demokratların Trump hakkında siyasi hesap verebilirlik girişimlerini gündeme getirmesine ve hukuki dayanak bulunduğu kanaatine varmaları halinde azil sürecini başlatmasına da kapı aralayabilir. Ancak Temsilciler Meclisi'nde basit çoğunluğa sahip olmak, başkanın görevden alınması için yeterli değil. Senato'da mahkûmiyet kararı verilmesi için oturuma katılan üyelerin üçte ikisinin onayı gerekiyor.

Buna karşılık Trump, başkanlık veto yetkisini koruyacak. Kongre'nin bu vetoyu aşabilmesi için her iki kanatta da üçte iki çoğunluk sağlaması gerekecek. Senato'daki parlamenter engelleme kuralları da birçok yasa tasarısının önünde engel olmaya devam edecek.

Dolayısıyla Demokratların Kongre'nin kontrolünü ele geçirmesi, yürütme yetkisinin kendilerine geçmesi anlamına gelmeyecek. Bunun yerine ABD, Cumhuriyetçi bir başkan ile yasama organını kontrol eden Demokrat muhalefet arasında zorunlu siyasi uzlaşma dönemine girecek.

Bu karşı karşıya geliş; bütçe, soruşturmalar, atamalar ve savaş yetkileri etrafında bir dizi siyasi mücadeleye dönüşebilir. Söz konusu gelişmelerin finans piyasalarına ve yatırımcı güvenine de yansıması mümkün.

Trump seçim sonuçlarını kabul edecek mi?

Amerikalıların önemli bir bölümü açısından dört senaryonun ötesinde başka bir soru da gündemde: Cumhuriyetçiler bir veya her iki Kongre kanadındaki çoğunluğu kaybederse Trump sonuçların meşruiyetini reddeder mi?

Başkanın nasıl bir tepki vereceğini önceden kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak mevcut seçim kampanyası sırasındaki açıklamaları ve 2020 başkanlık seçimlerine ilişkin tutumu, bu ihtimali Washington'da tartışılan konulardan biri haline getiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Ekim 2026 akşamı Teksas eyaletinde Kongre ara seçimlerine katılım çağrısı yapan bir reklam panosunun önünde (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 7 Ekim 2026 akşamı Teksas eyaletinde Kongre ara seçimlerine katılım çağrısı yapan bir reklam panosunun önünde (Reuters)

Trump, ikinci başkanlık döneminde ABD seçim sisteminin güvenilirliğini sorgulamayı sürdürdü ve yasa dışı oy kullanımı ile dış müdahaleye ilişkin iddialarını yineledi. Başkan, geçen temmuz ayında yayımlanan bir televizyon konuşmasında da 2020 seçimlerine ilişkin iddiaları yeniden gündeme getirdi. Ancak resmi incelemeler ve soruşturmalar, seçim sonuçlarını değiştirecek ölçekte yaygın bir sahtekârlık yapıldığını ortaya koymadı.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre söz konusu konuşma, Demokratlar arasında Trump'ın 2020 seçimlerine ilişkin şüpheleri yeniden gündeme getirerek, kamuoyunu 2026 seçim sonuçlarına itiraz etmeye hazırlayabileceği yönünde endişelere yol açtı.

Trump ve müttefikleri ise oy verme prosedürleri ile seçmen kimliklerinin doğrulanmasına yönelik taleplerini seçim güvenliğini koruma gereğiyle açıklıyor.

Bu endişeleri güçlendiren gelişmelerden biri, Washington Post'un ABC News ve Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği ve ekim ayında sonuçlarını yayımladığı kamuoyu araştırması oldu. Araştırmaya göre her 10 Amerikalıdan yaklaşık 7'si, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolü kaybetmesi halinde Trump'ın seçim sonuçlarını kabul etmeye hazır olduğuna güvenmiyor.

Bu sonuç, ankete katılanların beklentilerini yansıtıyor; başkanın seçim sonuçlarını reddetme kararı aldığına dair bir kanıt oluşturmuyor.

Reuters'ın 13 eyalette Senato için rekabetin yaşandığı seçimlerdeki iki partinin adaylarına yönelttiği sorular da konunun hassasiyetini ortaya koydu. Adaylara, sonuçlar ne olursa olsun seçimleri kabul edip etmeyecekleri soruldu. Önde gelen adayların yarısından biraz fazlası sonuçları kabul edeceklerini belirtirken, diğerlerinin yanıtları koşullu veya belirsiz kaldı.

Bu göstergeler, seçimlere duyulan güven meselesinin başkan ile siyasi rakipleri arasındaki bir anlaşmazlığın ötesine geçerek, siyasi aktörlerin kendi çıkarlarına aykırı sonuçları kabul etmeye ne ölçüde hazır olduklarına ilişkin daha geniş bir sınava dönüştüğünü gösteriyor.

Beyaz Saray'ın yetkilerinin sınırları

Bununla birlikte seçim sonuçlarının siyasi açıdan sorgulanması, başkana bu sonuçları iptal etme yetkisi vermiyor. ABD'deki Kongre seçimleri, eyaletler ve yerel seçim makamları tarafından yürürlükteki yasa ve prosedürler çerçevesinde merkezi olmayan bir sistemle yönetiliyor.

Oyların sayılması, doğrulanması ve resmî sonuçların açıklanması bu makamların sorumluluğunda. Yeniden sayım ve mahkemelere itiraz gibi yasal süreçler de mevcut. Başkanın Kongre seçimlerinin sonuçlarını tek başına iptal etme veya kazananları belirleme yetkisi bulunmuyor.

Ancak başkanlık açıklamaları, federal soruşturmalar, davalar ve seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialar, oyların sayılması ve sonuçların açıklanması sürecindeki siyasi atmosferi etkileyebilir.

Seçim yetkilileri siyasi müdahale, dezenformasyon ve siber saldırı risklerine karşı uyarılarda bulunurken Reuters, eyalet yetkililerinin seçim sürecine yönelik olası müdahale girişimlerine karşı hazırlık yaptığını bildirdi.

Cumhuriyetçilerin seçimlerde başarısız olması halinde Trump'ın tutumuna ilişkin üç farklı siyasi olasılık öne çıkıyor:

*Trump sonuçları kabul ederek, kayıpların sorumluluğunu Cumhuriyetçi adaylara veya ekonomik koşullara yükleyebilir.

*Yalnızca başa baş geçen bazı seçim yarışlarının sonuçlarını sorgulayarak, yeniden sayım ve soruşturma talep edebilir.

*İddialarını genişleterek, seçimlerin genel güvenilirliğini hedef alan açıklamalarda bulunabilir.


Zelenskiy: Washington bize füze sağlarsa Rus petrol rafinerilerini vurmayı durduracağız

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)
TT

Zelenskiy: Washington bize füze sağlarsa Rus petrol rafinerilerini vurmayı durduracağız

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Patriot hava savunma füzeleri sağlaması halinde Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırıları durduracaklarını söyledi. Söz konusu talebin, ABD Başkanı Donald Trump'ın öncelikli beklentileri arasında yer aldığı belirtildi.

Zelenskiy, dün ABD merkezli Fox News kanalına verdiği röportajda, bu konuyu Trump ve ekibiyle birçok kez farklı düzeylerde görüştüğünü ifade etti.

Zelenskiy, «Rusya enerji tesislerimize saldırdıktan, halkımızı öldürdükten ve elektrik, doğal gaz tesisleri, rafineriler dahil her şeyi hedef aldıktan sonra bizden sessiz kalmamamızı istedi» dedi.

Ukrayna lideri, «Rus petrol rafinerilerini hedef almayı bırakmamızı istiyorsanız, onların da bizim enerji altyapımıza saldırmamaları gerekiyor. Bunun dışında bir seçeneğimiz daha var: Bize Patriot füzeleri sağlayın. Bunun finansmanını kendimiz buluruz. Böylece yalnızca yardım almakla yetinmeyiz» ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, Washington'un aynı süre içinde Patriot füzelerini teslim etmesi halinde Kiev'in Rus rafinerilerine yönelik saldırılarını bir ay boyunca durduracağını belirtti.

Trump, Moskova ve Kiev'den birbirlerinin enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurmalarını talep ediyor. Patriot füzeleri, Ukrayna'nın Rusya tarafından düzenlenen insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırılarını önlemede kullandığı en önemli savunma sistemleri arasında bulunuyor.

Zelenskiy, talebinin Trump üzerinde baskı kurma girişimi olarak değerlendirilmesinden endişe duyup duymadığı sorusuna ise olumsuz yanıt verdi. Ukrayna lideri, «Gerçekleri ortaklarımızla paylaşmaktan hiçbir endişe duymuyorum» dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre Trump yönetimi, cuma günü Ukrayna'ya 500 Patriot füzesi satılmasına yönelik olası bir anlaşmaya onay verdi. Ancak Zelenskiy, füzelerin teslimatının yıllar sürebileceği uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Ukraynalı yetkililer haftalardır önleyici füze stoklarının azaldığına dikkat çekiyor.

Ukrayna Devlet Başkanı, ABD ve Avrupalı müttefiklerinin mevcut stoklarından ülkelerine füze sağlamasını, yeni anlaşma kapsamında ise bu miktarların daha sonra telafi edilmesini önerdi.