Lübnan’da Cumhurbaşkanlığı krizi finansal krizi derinleştiriyor

Bankaların her mevduat sahibine 100 bin doları geri verme taahhüdünü yerine getirebileceği şüpheli

Beyrut’ta ATM’lerden birinde mevduat hesabından para çekmeye çalışan biri (Getty Images)
Beyrut’ta ATM’lerden birinde mevduat hesabından para çekmeye çalışan biri (Getty Images)
TT

Lübnan’da Cumhurbaşkanlığı krizi finansal krizi derinleştiriyor

Beyrut’ta ATM’lerden birinde mevduat hesabından para çekmeye çalışan biri (Getty Images)
Beyrut’ta ATM’lerden birinde mevduat hesabından para çekmeye çalışan biri (Getty Images)

Lübnan finans sektörü çevrelerindeki endişe düzeyi eşi görülmemiş bir biçimde artıyor. Bunun sebebi, eş zamanlı siyasi ve idari istihkaklar paketi üzerindeki belirsizlik ve cumhurbaşkanlığı ve hükümet olarak devlet makamlarını yeniden düzenleme aşamasına ulaşmadan önce ‘geçiş dönemi’ girdabının derinleşeceği ve boşluk olgusunun yayılacağı endişesi. Böyle bir durumda yaşanan daimi çöküşlerin yansımaları ve kötüleşme hızı iki katına çıkacak.

Kırılgan ekonomik ve yapay finansal istikrarı sürdürmek için güvenilen gerçek finansal varlıkların değerlendirilmesinde durum belirsizliğini koruyor. Merkez Bankası’nın toplam sağlam para rezervleri yaklaşık 9,5 milyar dolarken, yaklaşık 1,7 milyar dolarlık dış borç yükümlülükleri bulunuyor. Karşılıklı yükümlülükler azaltıldıktan sonra yabancı bankalarda bulunan net mevduat miktarı yaklaşık 1 milyar dolar ediyor. Engelleyici yasalar olduğu için yaklaşık 18 milyar dolar değerinde olan altın rezervi hesaplanamıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir finans yetkilisine göre aslında, finans sektörünün istatistiksel verileri, objektif bir analiz yapmayı ve sonuç çıkarmayı zorlaştıran karmaşık bir harcama ağı oluşturuyor. Bütçelerdeki aktif ve pasif kalemlerin sayıları, oranları ve temel göstergeleri ciddi sapmalarla dolu. Öncelikle bu, muhasebe verilerinde temel olarak dayanak noktası geçen şubat ayı başı itibariyle dolar başına 15 bin liraya tekabül eden yerel para biriminin resmi değeriyken döviz piyasalarındaki döviz kurlarının farklılığından kaynaklanıyor. İkinci olarak da ‘yerel’ ve gerçek dolar arasındaki ayrımın koşullarından kaynaklanıyor.

Bununla paralel olarak, mevduat sahiplerinin şu anda yaklaşık 95 milyar doları bulan mevcut hakları ile bankaların ulusal para birimindeki eriyen sermayeleri ve Merkez Bankası tarafından yaklaşık 85 milyar doları bulacak şekilde ‘akıbeti meçhul’ kullanımları arasındaki uçurum ve belirsizlik ortaya çıkıyor. Tutarların lira ve yerli dolar olarak ödenmesiyle özel sektöre yönlendirilen kredi portföylerinin keskin bir şekilde azaltılması da dikkat çekiyor.

Finansal kaos

Sonuçlardaki sarsıcı kanıtlardan biri, yükümlülük tanımının mali tablolardaki mevcut rakamların yönetimi için geçerli olmaması. Bu, ilgili taraflara ‘adil’ bir dağılım ile ilişkilendirilmeden, hükümetin yaklaşık 73 milyar dolar olarak tahmin ettiği mali açığın Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından resmi olarak kabul edilmesini açıklıyor. Denklemin en zayıf tarafı, yani yerleşik ve yerleşik olmayan mevduat sahipleri, gerek Lübnan lirası (lbp) cinsinden serbest bırakılan haklarının neredeyse tamamen erimesi gerekse dolar mevduatlarından yapılan çekimlerde yaklaşık yüzde 85 oranında kesinti yapılmasıyla en ağır bedeli ödeyenler oldu.

Acil ve kararlı bir şekilde eyleme geçilmesini gerektiren durumun vahimliğine rağmen, IMF ile 14 ay önce tarafların çalışma grupları düzeyinde imzalanan ilk anlaşmada öngörülen kapsamlı bir ekonomik reform paketinin uygulanmasına doğru kaydedilen ilerleme çok sınırlı. Ayrıca mevduatların bir kısmını geri almak için yavan veya belirsiz kaynaklarla bir fon kurulması teklifinde de sorunlar görülüyor. Bankaların Lübnan Merkez Bankası’na karşı alacaklı ‘olabileceği’ borçların kapatılmasını garanti altına alacak şekilde Merkez Bankası’nın taahhütlerinin tamamını değil, sadece belirli bir bölümünü ele alan bir maddedeki gizli silme teorisindeki şartlar da dikkat çeken bir diğer sorun.

Aynı bağlamda, Başbakan Yardımcısı Saade eş-Şami’nin sürekli yaptığı yalanlamalar, mevduat sahiplerinin ve banka idarelerinin, hükümetin IMF ile yapılan ilk anlaşma ile bunun yasal ve prosedürel ekleri bağlamında yer alan çözüm planları ve teklifler kapsamında büyük miktarda mevduatı silmeyi hedeflediğine ilişkin düşüncelerini değiştirmeyi başaramadı. Mali düzenin yeniden sağlanmasına ilişkin yasa tasarısındaki hükümlerde, bankacılık sistemindeki mevduat sahiplerinin aylık belirli kotalar dahilinde para çekimlerini karşılamak için likidite akışlarının belirlenmesinde Merkez Bankası genelgelerine bağlı olarak yapılan kesintilere ek olarak, mevduatın akıbetini açıkça ‘bilmezden gelme’ eğilimi görülüyor.

Mevduatların akıbeti

Yetkiliye göre, bu belirsizlik, mevduatların ‘uygun’ ve ‘uygun olmayan’ olarak sınıflandırılması önerilerinde ve her mevduat sahibine en fazla 100 bin dolar ödeme taahhüdünde de ortaya çıkıyor. Zira parlamento komiteleri içinde ve dışındaki tartışmalarda hükümetin tekrar tekrar şu vurgusu dikkat çekiyor:

“Lübnan Merkez Bankası’nın rezervleri azalırsa, 100 bin dolar geri verilemez. Böyle bir durumda elimizden geldiği kadarını dolar olarak ve geri kalanını piyasa döviz kuru üzerinden Lübnan lirası olarak geri vereceğiz.”

Bankacılık yetkilisi, mali açığı ve yaklaşımını takip eden çelişkiler listesi dahilinde IMF’nin pratikte devleti mali yükümlülüklerden muaf tutmaya yol açan eğilimlerine dikkat çekiyor. IMF müzakere ekibi, Lübnan tarafıyla yapılan görüşmelerde Merkez Bankası ve ticari bankaların taşıdığı büyük kayıpların açıkça kabul edilmesini, taleplerin hiyerarşik sıralaması dikkate alınarak bunlara çözüm bulunmasını, mevduat sahiplerinin korunmasını ve mevcut sürdürülemez borçluluk durumu nedeniyle kamu sektörüne başvuruların azaltılmasını talep ediyor.

Yayınlanan son istatistikler, Lübnan Merkez Bankası’nın bankacılık sektörüne olan taahhütlerinin resmi kura göre yaklaşık 84,7 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Bankalardaki mevcut toplam mevduat ise yaklaşık 94,54 milyar dolar olup, ‘kayıtlı bir şekilde’ dağıtılmış durumda. Kayıtlarda serbest para birimiyle serbest bırakılan 93,93 milyar dolar ve değerinin yüzde 99’unu kaybeden milli para birimiyle serbest bırakılan ve şu anda piyasada geçerli olan gerçek döviz kuruyla yaklaşık 610 milyon dolar eden yaklaşık 56,8 milyar lira bulunuyor.

Bu yılın ilk çeyreğine kadar Lübnan Bankalar Birliği tarafından kayıt altına alınan bankaların toplu istatistikleri, mali ve parasal krizler patlak vermeden önce yerli ve yabancı özel sektöre yönelik 54 milyar doları aşkın kredi portföyünün yaklaşık 9 milyar dolarlık bir düşüş yaşadığını gösteriyor.



Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği 10 günlük ortalamanın altında seyretmeye devam ediyor

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği 10 günlük ortalamanın altında seyretmeye devam ediyor

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)

Bugün yayımlanan öncü gemi takip verilerine göre, dün Hürmüz Boğazı'ndan temel emtia taşıyan 4 gemi geçti. Bu sayı, bir önceki gün boğazdan geçen 10 geminin ve son 10 gündeki yaklaşık 13 gemilik ortalamanın altında kaldı.

Gemi hareketlerini takip eden Kpler tarafından bugün yayımlanan ön verilere göre, Hürmüz Boğazı'ndan geçen 4 gemi; bir VLCC tipi ham petrol tankeri, bir Panamax, bir Kamsarmax ve bir orta ölçekli tankerden oluştu. Gemilerden biri boğaza giriş yaparken, üçü boğazdan ayrıldı.

Bazı gemilerin seyir sırasında otomatik tanımlama sistemlerini (AIS) kapatması nedeniyle bu rakamların değişebileceği belirtildi.

ABD, dün İran'a yönelik bir dizi hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Saldırılar, İran'ın karşılık vermesiyle birlikte iki ülke arasındaki çatışmanın haftalardır görülen en ciddi tırmanışına yol açtı.

İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, ABD saldırılarının Hürmüz Boğazı'nın “kapatılmasının sıkılaştırılmasına” yol açacağı belirtildi. Çatışma öncesinde dünya genelindeki petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip.

Öte yandan dün Ortadoğu'daki bir diğer önemli geçiş noktası olan Babülmendeb Boğazı'ndan temel emtia taşıyan 18 gemi geçti. Bunlardan 7'si boğaza giriş yaparken, 11'i boğazdan çıktı.

Bu rakam, Babülmendeb Boğazı'ndan son 10 günde geçen yaklaşık 24 gemilik ortalamanın altında kaldı.

Boğazdan geçen gemiler arasında iki Aframax tipi petrol tankeri ile bir Suezmax tipi petrol tankeri de yer aldı.


Lucid, Şarku’l Avsat’a mali baskılardan kaçınmak için 4 önceliği açıkladı

Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)
Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)
TT

Lucid, Şarku’l Avsat’a mali baskılardan kaçınmak için 4 önceliği açıkladı

Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)
Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)

Lucid Motors, finansal baskılarla mücadele etme ve büyüme kapasitesini artırma çabalarını yoğunlaştırdığı bu dönemde; likiditeyi ve operasyonel disiplini iyileştirmeye, yeni ürünler sunmaya ve Suudi Arabistan’daki üretim faaliyetlerini genişletmeye odaklanan yeni bir aşamaya geçiyor. Şirket, bu adımlarla eş zamanlı olarak yeni pazarları hedefleyen teknoloji ve ürünler geliştirmeyi sürdürüyor.

Bu süreç, şirketin ticari faaliyetlerindeki büyümenin devam ettiği bir döneme denk geliyor. İkinci çeyrek gelirleri yıllık bazda yüzde 56 artışla 405 milyon dolara ulaşan Lucid’in araç teslimatları ise yüzde 19’luk artışla 3 bin 953 adet olarak gerçekleşti.

Buna karşın Lucid; arzı taleple uyumlu hale getirmek, stokları azaltmak ve likiditeyi korumak amacıyla üretimi kasıtlı olarak düşürdü. Şirketin toplam likiditesi çeyrek sonunda yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde kaydedildi.

Lucid CEO’su Silvio Napoli, Şarku’l Avsat’a verdiği özel demeçte önümüzdeki dönem için dört temel öncelik belirlediklerini ifade etti. Napoli; bu önceliklerin 2026 yılına kadar 1,4 milyar dolar tasarruf sağlamak amacıyla nakit akışı ve maliyetlerin iyileştirilmesini, Uber ve Nuro iş birliğiyle otonom taksi programının geliştirilmesini, Suudi Arabistan’daki AMP-2 fabrikasının tam entegre üretime geçişinin tamamlanmasını ve orta boy araç programında lansman aşamasına gelinmesini kapsadığını belirtti.

cvfgbhyj
Lucid CEO’su Silvio Napoli (Şarku’l Avsat)

Napoli, Lucid’in öncü teknolojilere ve üstün ürünlere sahip olduğunu, finansal zorluklarını uygulama aşamasında likidite ve maliyetler, müşteriler ve kalite, kurumsal kültür ve ekip olmak üzere üç temel sütuna odaklanarak çözmeye çalıştığını vurguladı.

Napoli’nin Şarku’l Avsat’a yaptığı bu açıklamalar, Riyad’da ‘Yeni Dünyalar’ temasıyla kapılarını açan LEAP 2026 Konferansı’nın oturum aralarında gerçekleşti. Lucid, elektrikli araç üretim sektöründeki en son teknolojilerini tanıtmak amacıyla bu önemli etkinlikte yer alıyor.

Sözlerini sürdüren Napoli, şirketin bugünkü odağının Lucid’in sahip olduğu güçlü yönleri sürdürülebilir ve tutarlı bir performansa dönüştürmesini sağlayacak disiplinli bir operasyonel model inşa etmek olduğunu belirterek, bu yeni aşamada hedeflerine ulaşmaya kararlı olduklarını kaydetti.

PIF’ın yatırımları

Napoli, Lucid’in Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile olan ilişkisini geleneksel bir yatırımcı-şirket ilişkisinin ötesinde tanımlayarak, PIF’ın önemli bir stratejik ortak olduğunu ve sağladığı desteğin şirketin potansiyeline ve uzun vadeli büyüme vizyonuna duyulan karşılıklı güveni yansıttığını ifade etti.

Şirket ile PIF’ın ulaşımın geleceğini şekillendirmek ve Vizyon 2030 hedeflerini desteklemek adına ortak bir vizyon paylaştığını belirten Napoli, Lucid’in Suudi Arabistan’daki varlığının mühendislik yetkinliklerinden, araştırma imkanlarından ve gelişmiş hesaplama kaynaklarından yararlanma fırsatı sunduğunu kaydetti. Napoli, Kral Abdullah Ekonomi Şehri’nde yer alan ve ülkenin tam entegre ilk araç üretim tesisi konumundaki AMP-2 fabrikasındaki genişlemenin kilit bir adım olduğunu vurgulayarak, bu çerçevedeki hedeflerin ve taahhütlerin yalnızca elektrikli araç üretimiyle sınırlı kalmayıp, Krallık’ta bu sektöre, teknolojilere ve gelişmiş sanayiye yönelik entegre bir ekosistemin inşasına katkıda bulunmayı kapsadığını sözlerine ekledi.

dvfgthy
Kral Abdullah Ekonomi Şehri’ndeki Lucid fabrikasının açılış töreninden (SPA)

Lucid’in gelişim yolculuğundaki kritik aşamalarda PIF’ın ana yatırımcı konumunda bulunduğunu belirten Napoli, PIF’ın stratejik ortak olarak kilit bir rol oynamayı sürdürdüğünü ifade etti. Napoli, “Büyümenin bir sonraki aşamasına doğru ilerlerken, dönüşüm planımızı uygulayıp uluslararası pazarlardaki varlığımızı genişletirken bu ortaklık bize daha fazla istikrar sağlıyor. Aynı zamanda Lucid’in stratejisine, teknolojilerine ve uzun vadeli büyüme potansiyeline olan karşılıklı güvenimizi yansıtıyor” dedi.

Otomotiv endüstrisinin yerelleştirilmesi

Lucid’in Suudi Arabistan’da araç parçalarının yarı monte olarak birleştirildiği ilk aşamadan, araç gövdeleri, boyama ve parça üretimini de kapsayan tam entegre üretime kademeli geçişine ilişkin soruya yanıt veren Napoli, iddiayı doğrulayarak şirketin bugün Krallık’ta tam entegre araç üretimi aşamasına geçiş için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Tesisin genişletilmesinin Lucid’in Krallık’taki endüstriyel varlığı ve yolculuğunda yeni bir sayfayı temsil ettiğini belirten Napoli, “1,36 milyon metrekarelik bir alanda araç gövde panellerinin preslenmesi ve tasarımı, ana gövde üretimi, boyama ve nihai montajın yanı sıra güç aktarma organlarının üretimi ve batarya paketlerinin montaj süreçleri entegre edilecek” dedi.

csdfvg
Suudi Arabistan’da üretilen Lucid marka bir araç (SPA)

Bu süreçlerin entegrasyonu için gerekli üretim sistemlerinin kurulumu ve devreye alınması çalışmalarının sürdüğünü açıklayan Napoli; fabrikanın, ürünlerin ve tedarikçi ekosisteminin hazır hale gelmesine paralel olarak üretimin planlı bir yaklaşımla artırılacağını kaydetti.

Napoli, şirketin hedefinin Krallık’ta uzun vadeli, entegre ve sürdürülebilir endüstriyel kabiliyetler inşa etmek, böylece elektrikli araç ekosisteminin ve gelişmiş sanayinin büyümesini desteklemek olduğunu sözlerine ekledi.

İş fırsatları

Napoli, AMP-2 üretim tesisinin operasyonları kademeli olarak büyüdükçe ve yıllık 150 bin araçlık hedef üretim kapasitesine ulaşıldıkça imalat, mühendislik, kalite güvence, lojistik ve tedarik zinciri alanlarındaki personel sayısında kayda değer bir artış öngörüldüğünü ifade etti.

Şirketin hedeflerinin yalnızca istihdam sağlamakla sınırlı kalmayıp Suudi Arabistan bünyesinde uzmanlaşmış kabiliyet ve deneyimlerin inşasına katkıda bulunmayı kapsadığını belirten Napoli, bu doğrultuda Lucid’in Suudi yeteneklerin gelişimine yatırım yaptığını kaydetti. Napoli, yerel yeteneklerin bu sektörün büyümesinde etkin rol almasını sağlamak amacıyla gelişmiş araç üretimi süreçleriyle doğrudan bağlantılı pratik eğitim programları ve planları sunulduğunu aktardı.

Napoli, şirketin Kral Abdullah Ekonomi Şehri’ndeki ilgili makamlarla yakın iş birliği içinde çalıştığını, ekonomi şehrinin daha geniş bir tedarikçi ve üretici ağıyla iletişim kurma çabalarına paralel olarak üretim ihtiyaçlarıyla bağlantılı tedarikçileri bölgeye çekmeye odaklandıklarını sözlerine ekledi.

Lucid’in ortak hedefinin Kral Abdullah Ekonomi Şehri’ni tedarikçiler için entegre bir merkeze dönüştürmek olduğunu belirten Napoli, şirketin bu stratejinin temel sütunlarından birini oluşturduğunu ve küresel ölçekteki 1. ve 2. Seviye lider tedarikçileri bölgeye çekmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Napoli, Kral Selman Otomotiv Sanayi Kompleksi’ndeki tedarikçi merkezinin koltuklar, araç gövdeleri, preslenmiş parçalar, iç sistemler ve dış bileşenlerin imalatında uzmanlaşmış küresel şirketleri çekmede başarı sağladığını açıkladı. Napoli, “Yetkin tedarikçilerin merkeze yakın konumlanmalarını sağlayarak, Suudi yeteneklerin gelişimine yatırım yapıp yerli payı artırarak ve ekosistemin tüm unsurlarının küresel düzeyde rekabet için gerekli kalite ve ekonomik verimlilik standartlarına uyumunu güvence altına alarak bu modelin küresel ölçekte rekabet edebilir bir üretim ekosistemi inşa etmek için doğru temeli oluşturduğuna inanıyoruz” ifadesini kullandı.

Tedarik zincirleri

Napoli, şirketin Krallık’taki hedeflerinin araç üretiminin ötesine geçtiğini belirterek; mühendislik, tedarik zinciri geliştirme, bilimsel araştırma ve ulusal yeteneklerin yetiştirilmesini destekleyen entegre bir altyapı inşa etmek üzere çalıştıklarını vurguladı.

Bu çerçevede Suudi Arabistan’daki faaliyetlerini yerelleştiren tedarikçilerle, Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) ve teknoloji ile inovasyon alanındaki diğer araştırma kurumlarıyla iş birliği yapıldığını ifade eden Napoli, İnsan Kaynaklarını Geliştirme Fonu (HADAF) ve Ulusal Otomotiv Akademisi ile de ortak çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.

Napoli sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kurumlar ve Suudi hükümeti ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde 450’den fazla Suudi yeteneğin elektrikli araç sektöründe ve AMP-2 tesisinde çalışmak üzere eğitilmesine ve nitelik kazanmasına katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde daha fazla yerel yeteneğin bu programlardan ve fırsatlardan yararlanmasını hedefliyoruz.”


ABD-İran gerilimi petrolü yeniden yükseltti: Fiyatlar yüzde 3’ü aştı

Kaliforniya eyaletindeki bir petrol sahasında çalışan sondaj kuleleri (Reuters)
Kaliforniya eyaletindeki bir petrol sahasında çalışan sondaj kuleleri (Reuters)
TT

ABD-İran gerilimi petrolü yeniden yükseltti: Fiyatlar yüzde 3’ü aştı

Kaliforniya eyaletindeki bir petrol sahasında çalışan sondaj kuleleri (Reuters)
Kaliforniya eyaletindeki bir petrol sahasında çalışan sondaj kuleleri (Reuters)

Petrol fiyatları, haftanın ilk işlem gününde yüzde 3’ün üzerinde arttı. Fiyatlardaki artış, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki İran’a ait Lark Adası’na saldırı düzenlemesi ve Tahran’ın buna karşılık vermesinin ardından geldi.

Brent ham petrolünün vadeli kontratları yüzde 3,1 yükselerek TSİ 10.04 itibarıyla varil başına 91,38 dolara çıktı. ABD Batı Teksas türü ham petrolünün (WTI) varil fiyatı ise yüzde 3,2 artışla 86,28 dolara yükseldi.

ABD güçleri pazar günü Lark Adası’ndaki iki füze fırlatma platformunu vurdu. Bu, temmuz sonundan bu yana ABD’nin İran’a yönelik gerçekleştirdiği bilinen ilk hava saldırısı oldu. Buna karşılık İran medyası pazartesi günü Tahran’ın Ürdün’deki iki ABD hava üssünü hedef aldığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı kısa bir paylaşımda İran’ın enerji merkezi Hark Adası’nın yerle bir edildiğini söyledi. Ancak adanın saldırıya uğradığını doğrulayan herhangi bir kanıt bulunmadı. Yapay zekâyla oluşturulmuş bir videonun da eşlik ettiği paylaşımda başka ayrıntıya yer verilmedi.

Savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakereler çıkmaza girerken, arabulucular Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için girişimlerini sürdürüyor. Savaşın şubat sonunda başlamasından önce dünya petrol arzının beşte biri bu stratejik su yolundan geçiyordu.

Pazartesi günü yayımlanan deniz taşımacılığı verileri, hafta başında boğazdan geçen ve takip edilebilen ticari gemilerin sayısının günde beş gemiye kadar gerilediğini gösterdi. Bu durum, gemilerinin saldırıya uğramasından endişe eden şirketlerin temkinli davrandığına işaret ediyor.

Brent ve WTI petrolünün ağustos ayını sınırlı kayıplarla tamamlaması bekleniyor. Her iki gösterge petrol de geçen hafta yüzde 4’ten fazla gerileyerek üç haftanın ardından ilk haftalık düşüşünü kaydetmişti.

Trump pazar günü, Venezuela ile kısa süre önce varılan anlaşma kapsamında temin edilecek petrolün, yaklaşık 44 yılın en düşük seviyesine gerileyen ABD Stratejik Petrol Rezervi'nin yeniden doldurulmasında kullanılacağını söyledi.