Temsilciler Meclisi heyeti neden Hafter’i ziyaret etti?

Libyalı milletvekillerinin Hafter’in Racme’deki karargâhını ziyaret etmesinin arkasında ne yatıyor?

Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)
Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)
TT

Temsilciler Meclisi heyeti neden Hafter’i ziyaret etti?

Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)
Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in iki yardımcısı ve 90 milletvekili eşliğinde Bingazi’deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı karargâhını ziyaret etmesi ve LUO Komutanı Halife Hafter ile görüşmesi tartışmalara yol açtı. Aynı zamanda bu ziyaretin nedenleriyle ilgili sorular da gündeme geldi. Bazıları bunun 6+6 Komitesi tarafından hazırlanan seçim yasası tasarılarını müzakere etme amacıyla yapıldığını öne sürerken, bazıları da ziyaretin ülkede yeni bir hükümet kurmakla ilgili olduğunu iddia etti.

Milletvekili Ali et-Tekbali, Salih ve Temsilciler Meclisi üyelerinin Hafter ile görüşmesinin amacının, hükümet dosyasını görüşmek ve aradaki buzları eritme çabasının yanı sıra seçimle ilgili yasa tasarılarına karşı tutumu belirginleştirip Temsilciler Meclisi’nin bu yasaları çıkaracağı mı yoksa daha fazla müzakere mi yapacağını tartışmak olduğunu söyledi.

Tekbali, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, son zamanlarda Salih ve Hafter arasındaki iplerin biraz gerildiğini ve “arabulucu olarak Mısır’ın durumu kontrol altına almayı başarıp onları uzlaşmaya itmesiyle bu toplantının yapılmış” olabileceğini kaydetti.

Yeni hükümet konusuna gelince, Tekbali, seçimlerin yapılmasına kıyasla aylardır gündemlerinde öncelikli sırada olmasına rağmen Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı (DYK) Halid eş-Mişri’nin yeni bir hükümet kurma hedeflerini gerçekleştirebileceğine ihtimal vermedi. Tekbali, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) “Temsilciler Meclisi ve DYK’nin seçim yasalarının tamamlanmasını yeni bir hükümetin kurulmasına bağlama çabalarına” karşı çıktığını söyleyerek “Bazılarının bunu UNSMIL’in ve uluslararası toplumun Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) vazgeçmek istemediğine yorduğunu” kaydetti. Tekbali, tüm tarafların kurulacak hükümetin bakanlıklarından kendilerine pay alma arzusu sebebiyle herhangi bir mini hükümetin kurulma olasılığının zayıf olduğunu belirtti.

 Mişri, Trablus’taki konutunda silahlı oluşumların liderleri ile bir araya geldi (DYK)
 Mişri, Trablus’taki konutunda silahlı oluşumların liderleri ile bir araya geldi (DYK)

Salih, bir televizyon röportajında, iktidar için mücadele eden iki hükümet yerine, ülke genelinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını denetlemek üzere 15 bakandan oluşan mini bir hükümet kurma önerisini ortaya atmıştı.

Öte yandan Tekbali, “Dibeybe hükümetini restore etmek için bir anlaşma olduğu” ile ilgili medyada dolaşan haberlerin gerçek olmasında uluslararası toplumun bir sakınca görmediğini düşündüğünü belirtti. Medyada çıkan iddialara göre bu anlaşma kapsamında ülkede Dibeybe ve LUO Komutanlığı arasında bir otorite paylaşımı yapılacak, LUO Komutanlığı bir dizi üst düzey koltuğa sahip olacak ve Salih ve Mişri de razı olacak.

Öte yandan DYK üyesi Muhammed Muzib “Herkesin seçimlerin yapılmayacağının ve yapılırsa gelecek yılın ortasından önce olmayacağının farkında olması, birçok tarafı, yeni bir hükümetin kurulması ve dolayısıyla seçimlere ve bununla ilişkili yasalara yönelik gerçek ilginin azalmasıyla elde edebilecekleri çıkarlara odaklanmaya itiyor” dedi.

Muzib Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda “Yeni hükümetin görevlerini fiilen yerine getirebilmesi için ülke genelinde silahlı kuvvetlerin desteğini alması gerekiyor. Aksi halde başarısızlık kaçınılmaz olur” ifadelerini kullanarak Mişri’nin geçtiğimiz günlerde Trablus’ta silahlı oluşumların bir dizi lideriyle yaptığı görüşmede “seçim yasalarının tartışıldığını ve ayrıca hükümet dosyasına da değinildiğine” dikkat çekti.

Muzib, Hafter’in solunda Salih’in, sağında ise Temsilciler Meclisi’nin birinci yardımcısı Fevzi en-Nuveyri’nin oturduğu Racme toplantısının fotoğraflarına da dikkat çekti.

Bu konuda Muzib “Bu, bir protokol hatasıdır ve kasıtsız olduğu söylenemez” dedi ve bunun “iki adam arasındaki gerginliğin” devam ettiğinin bir işareti olduğunu da sözlerine ekledi. Muzib aralarındaki anlaşmazlığın çıkışını, 6+6 Komitesi tarafından hazırlanan yasa tasarılarında “Hafter’in askerlerin ve çift uyrukluların cumhurbaşkanlığına aday olmasına ilişkin şartların daha da hafifletilmesini istemesine” bağladı.

Bu, Salih’in Fas’taki 6+6 Komitesi’nin kapanış etkinliğine katılmamasına neden oldu. Cumhurbaşkanlığı adaylık yasasının taslağında, seçimlerin iki tur şeklinde yapılması öngörülüyor ve ikinci tura kalan adayın yabancı bir vatandaşlığa sahipse iki hafta içinde Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’na vatandaşlığından vazgeçtiğini bildirmesi gerektiği ve asker veya sivil her adayın işinden veya görevinden istifa etmiş sayılacağı ifade ediliyor.

Mişri’nin Dibeybe’ye yakın olan bazı silahlı oluşumun liderleri ile bir araya gelmesine ve bazılarının bunu, bu liderlerin Dibeybe hükümetinin değiştirilmesinde bir sakınca görmediğine yormasına rağmen Libyalı siyasi analist Abdullah el-Kebir “bu planın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını” söyledi.

Kebir, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:

Misrata’da ve Batı Libya’da, göz ardı edilmesi mümkün olmayan güçlü silahlı oluşumlar var ve bu oluşumlar Mişri toplantısında yoktu. Bir de uluslararası tutum var, özellikle de ABD’ninki. Zira henüz hükümetin değiştirilmesini istemiyor ve önce seçimlerin yapılmasını destekliyor.

Kebir “Bazılarının Dibeybe hükümetinin seçimleri denetlememesi yönündeki arzusu gerçekleşebilir. Ancak bunun için iki şart gerekiyor ve bu şartlar şu ana kadar sağlanmış değil. Birincisi, üzerinde uzlaşılmış ve yürürlüğe konmaya uygun seçim yasalarının çıkarılması. İkincisi de, Dibeybe hükümetine alternatif olarak kurulacak hükümetin sadece Temsilciler Meclisi ve DYK tarafından oluşturulmayıp tüm siyasi ve askeri aktörleri içermesidir” dedi.

Buna karşılık Libya Ulusal Birlik Partisi Kurucu Heyet Başkanı Esad Zehiyu, Salih ve Mişri’nin yakın bir zamanda hükümet meselesinden önce seçim yasalarının tamamlanması üzerinde durmasının “cesaret verici” bir gelişme olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Zehiyu “seçim yasalarının hayata geçirilmesine zemin hazırlamak üzere bu yasalar üzerinde geniş bir fikir birliğine varmak için başta silahlı kuvvetler olmak üzere siyasi arenadaki tüm taraflarla kapsamlı istişarelerin” yapılmasının gerekliliğinin anlaşılması çağrısında bulundu. Zehiyu “İster Temsilciler Meclisi ve DYK tarafından bir hükümetin kurulması olsun, ister Hafter ve Dibeybe arasında otorite paylaşımına ilişkin bir anlaşma olduğuna ilişkin söylentiler olsun, sahnede her yol mevcut” dedi.



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.