Yemen'in eski eserleri, Batı'nın 'tarih ticaretine' kurban gidiyor

Birleşik Krallık'ta Yemen mirasına ait antika eserlerden yeni parçalar geri alındı

Yemen hükümetinin sonunda geri kazandığı ve şu anda Birleşik Krallık koruması altına alınan Yemen eserleri / Fotoğraf: Independent Arabia
Yemen hükümetinin sonunda geri kazandığı ve şu anda Birleşik Krallık koruması altına alınan Yemen eserleri / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Yemen'in eski eserleri, Batı'nın 'tarih ticaretine' kurban gidiyor

Yemen hükümetinin sonunda geri kazandığı ve şu anda Birleşik Krallık koruması altına alınan Yemen eserleri / Fotoğraf: Independent Arabia
Yemen hükümetinin sonunda geri kazandığı ve şu anda Birleşik Krallık koruması altına alınan Yemen eserleri / Fotoğraf: Independent Arabia

Yemen'deki tarihi şehirler, geçmiş dönemlerden bugüne kadar yağmalanma ve kaçak kazılara maruz kaldı.

Yemen'in antik kalıntıları, daha önce hiçbir ülkenin karşılaşmadığı şekilde organize yıkım ve yağma ile karşılaştı ve dünya genelinde internet üzerinde açık artırmalarda satışa çıkarıldı.

Bu eserler arasında sadece tapınaklar ve antik krallıkların merkezlerindeki eski yapılar gibi taşınması zor olanlar hayatta kaldı.

Ancak, define aramak için yapılan kaçak kazılar ve talan, bu taşınmaz eserlerin tahrip edilmesine neden oldu.

Bugün, es-Sebiyye ve el-Himyeriye mezarları gibi dağlara oyulmuş mezarlar ve İbb ilinde Hamir Krallığı'nın başkenti olan Zafar gibi antik Yemen krallıklarının başkentleri bu talandan etkilendi.

Ayrıca, Sana'nın kuzeydoğusundaki Cevf ilinde Main Krallığı'nın başkenti olan Barakiş Krallığı ve Avsan Krallığı'nın başkentleri olan Sevreh gibi yerler de etkilenen bölgeler arasında yer aldı.

Ölümsüzlük arayışı

Eski Yemenliler, ölümsüzlüğü sağlama adına, liderlerini ve krallarını onurlandırmak ve onları somutlaştırmak için heykel yapma yolunu buldular.

Yaratıcı hayal güçleriyle, antik taş, mermer ve değerli metallerden oyulmuş siyasi figürlerin heykellerini yapmışlar ve tapınaklara ve mezarlara kral ve liderlerin yanına, sahip oldukları değerli eşyalarla birlikte yerleştirdiler.

Bu heykeller binlerce yıl yerlerinde kalmışlar ve saklandıkları yerden çıkarıldıklarında dünyanın birçok yerinde müzayedelerde satışa sunuldu. 

Şubat 2023'te Yemen, ABD'den 77 antik eseri geri aldı. Bu eserler arasında oyulmuş 64 adet taş, Kur'an'ın yazılı olduğu 11 el yazması sayfası, bronzdan oyulmuş bir kap ve antik Yemen krallıklarından biri olan Main'in kültürüne ait bir mezar taşı bulunuyor.

Son haberlere göre, Yemen'in Londra Büyükelçiliği pazartesi günü İngiliz polisi tarafından geçici olarak el konulan dört antik eseri kurtardı.

Taraflar, Yemen hükümeti bunları daha sonra teslim alana kadar onları British Museum'da muhafaza etme konusunda anlaştı.

Marib Arkeolojisi Uzmanı Dr. Mubhut Muhit, Londra'daki Yemen Büyükelçiliği'ne ulaşan arkeolojik eserlerin tarihinin Taş Devri'ne kadar uzandığını ve bunların mezar taşlarına ait olduğunu ve çoğunun "Sabai ve Hadrami" kültürüne dayandığını vurguladı.

Londra'daki Yemen diplomasisi çabaları hakkında Yemen Büyükelçisi Yasin Numan, Yemen'in antik eserlerinin zaman zaman Londra'da açık artırmalarda sunulduğu konusunda bir buçuk yıl önce Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı'na bir dosya teslim ettiğini belirtti.

Büyükelçiliğin takip çabalarına devam ettiğine işaret eden Büyükelçi, şu sözlerin altını çizdi:

Uzun zaman önce ülkeden kaçırılan ve koleksiyon olarak saklanan veya müzayedeye sunulan bu eserlerin çoğunun takibi devam ediyor. Kaçırılan eserlerin Yemen mirası olduğunu kanıtlamak için her türlü belgeye sahibiz ve bu hakkın zaman aşımına uğramadığına ve takip altında kalacağına şüphe yok. Devlet, sahip olduğu kültürel ve medeniyet mirasını restore edebilmeli ve onu kaybolmaktan koruyabilmelidir.

Hukuki bir mücadele

Husilerin 21 Eylül 2014'teki darbesi, Yemen'in antik eserlerinin yağmalanması için yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Yağma, karaborsanın her şeyi kapsayacak şekilde ortaya çıkmasına neden oldu ve birçok şehir müzesi Husi milislerin kontrolü altına girdi.

Antik eser ticareti Yemen'de açıkça yaygın hale geldi. Yemen Büyükelçisi bu konuda şu vurguyu yaptı:

Yemen antik eserlerini koruma konusunda İngiliz tarafıyla bir anlaşmaya varmak için çalışıyoruz.

Yemen Büyükelçisi Londra müzayedelerinde sergilenen eski eserlerin kaynakları hakkında Independent Arabia ile yaptığı röportajda şunları dile getirdi:

Bu eserler, mülkiyet belgelerine sahip kişilere aittir ve çoğunluğu genel olarak İngiliz vatandaşlar tarafından alınıp özel koleksiyonlar arasına dahil edilmiştir. Eserlerin bir kısmı Yemen'de faaliyet gösteren ticari şirketler tarafından bağımsızlıktan önce resmi belgelerle yurt dışına çıkarılmış, bir kısmı da bazı İngiliz subayları tarafından bazı padişahlardan hediye olarak alınmıştır. Müzayede evleri de kendilerini bu belgelerle koruyor, bu nedenle polis müdahale edemiyor. Dolayısıyla bu durum, bu kültürel mirasa sahip olan devlet için maliyetli bir yasal çaba gerektiriyor.

Unesco'nun rolü

Büyükelçi, sözlerine şöyle devam etti:

İngiliz hükümetiyle Yemen'deki tarihi eserlerin korunması için bir mutabakat zaptı imzalama talebimize ek olarak, savaş halindeki bir ülke olarak UNESCO'nun Yemen'deki eski eserleri korumaya yönelik bir deklarasyon yayınlamasını önerdik. Yemen hükümeti şu anda bu konuyla ilgili daha fazla adım atıyor. Genel olarak, antik eserlerin korunması temel olarak ülke içinde gerçekleştirilmelidir. Bununla birlikte, uluslararası koruma, kaçakçılar, antika tüccarları ve açık artırma evleri gibi aktörlerin bazı ülkelerin yeteneklerini aşan büyük kaynakları olduğu göz önüne alındığında, farklı ülkelerle yapılan anlaşmalara dayanmalı ve bu davalara yetenekli avukatların atanması sağlanmalıdır.

Yemen'in BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) nezdindeki elçisi Muhammed Cemih, Yemen'in yağmalanan arkeolojik eserlerinin sayısı hakkında ulusal bir veri tabanının henüz bulunmadığını belirtirken şu bilginin altını çizdi:

Önceki raporlar, müzayedelerde sunulan kaçak ve çalıntı Yemen eserlerinin satışına ilişkin ön tahminlerin 10 bin eseri aştığını söylüyor.

 

 

Independent Türkçe



ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı
TT

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin İran üzerinde baskıyı sürdürmeye devam edeceğini ve bunun ancak savaşı sona erdirecek "kabul edilebilir bir anlaşmaya" varılmasıyla son bulacağını açıkladı. Hegseth, ABD ordusunun İran limanlarına yönelik "çelikten kuşatmayı" sürdürdüğünü ve Hürmüz Boğazı üzerinde kontrolünü devam ettirdiğini belirtti. Bu açıklama, Başkan Donald Trump'ın ablukanın kaldırılacağını ve bu nedenle boğazda bekleyen gemilerin yeniden hareket edebileceğini duyurması sonrasında yapıldı.

ABD yönetimi, İran'a karşı savaşı yeniden başlatabilecek imkânlara sahip olduğunu vurgularken, Beyaz Saray da Trump'ın, bütün şartlarının yerine getirilmemesi halinde Tahran ile herhangi bir anlaşma imzalamayacağını bildirdi. Söz konusu açıklamalar, küresel ekonomiyi sarsan çatışmanın başlamasından üç ay sonra yapıldı.

Öte yandan İran dini lideri Mücteba Hamaney'in danışmanı Muhsin Rızai ise ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürerek ve müzakerelerde "aşırı talepler" ileri sürerek "üçüncü kez diplomasiye ihanet ettiğini" belirtti.


İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki ve Bekaa Vadisi'ndeki yedi köy için tahliye emri verdi

İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki ve Bekaa Vadisi'ndeki yedi köy için tahliye emri verdi

İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)

İsrail ordusu bugün, Güney Lübnan ve Bekaa bölgesindeki yedi köy için tahliye emri yayımladı. Ordu bu kararın, Hizbullah'ın taraflar arasında yürürlükte olan ateşkesi ihlal ettiği iddialarına verilecek yanıt kapsamında alındığını belirtti.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Güney Lübnan ve Bekaa'da bulunan Mifdun, Şukin, Zebdin, Cedide Ensar, Zerrariye, Mezraat Kevseriyet er-Riz ve Meşgara köylerinin tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

Adraee, bir başka paylaşımında ise “Terör örgütü Hizbullah'ın ateşkes anlaşmasını ihlal etmesi nedeniyle İsrail Savunma Kuvvetleri ona karşı güçlü şekilde harekete geçmek zorunda kalmıştır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Hizbullah, bugün Kuzey İsrail'de Lübnan sınırına yakın Kiryat Shmona kasabasına roket saldırısı düzenlediğini açıkladı. Saldırı, İsrail ordusunun Lübnan içlerine yönelik kara operasyonları ve hava saldırılarını genişlettiği bir dönemde gerçekleşti.

Hizbullah ayrıca bir Demir Kubbe bataryasını, bir askeri Hummer aracını ve iki ayrı İsrail askerî araç ve personel grubunu hedef aldığını duyurdu. Örgütün açıklamalarına göre, dün öğleden sonra ve gece saatlerinde Ras en-Nakura bölgesindeki Demir Kubbe sistemi “Ebabil” tipi kamikaze insansız hava araçlarıyla vuruldu.

Açıklamada ayrıca, Nakura'da bulunan İsrail ordusuna ait bir Hummer aracının yine “Ebabil” tipi İHA ile hedef alındığı, Reşaf ve el-Beyyada bölgelerindeki iki İsrail askerî araç ve personel grubuna ise roket saldırıları düzenlendiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan aktardığına göre dün Sur kentinde düzenlenen saldırılarda bir sağlık görevlisi dahil 11 kişinin hayatını kaybettiği, 8 kişi de yaralandı.


Ketaib Hizbullah, Irak'ta silah kısıtlamasını memnuniyetle karşılıyor

2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
TT

Ketaib Hizbullah, Irak'ta silah kısıtlamasını memnuniyetle karşılıyor

2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)

Ketaib Hizbullah'ın güvenlik sorumlusu Ebu Mücahid el-Assaf, bugün yaptığı açıklamada, İslami direniş içinde yer almayanların, silahın yalnızca devletin elinde toplanmasını hedefleyen ve güvenlik, istikrar ile toplumsal barışı güçlendiren her türlü adımını memnuniyetle karşılıyoruz" dedi.

El-Assaf, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Cihat görevi bugün kifai bir yükümlülüktür. Bu görevi, onu terk etmeyi tercih edenler adına biz yerine getireceğiz. İhtiyaç duyulması halinde ise onlar yakınımızdadır ve görevden kaçınmayacaklardır" ifadelerini kullandı.

Ayrıca ilgili kurumlarla Haşdi Şabi yönetimi arasında yapıcı bir rol üstlenmeye hazır olduklarını belirten el-Assaf, silahların envanterinin çıkarılması, güvenli şekilde taşınması ve depolanması süreçlerinde destek sağlayabileceklerini söyledi. Devlet kurumlarında uzmanı bulunmayan bazı özel silahların teslim alınmasına da hazır olduklarını kaydeden el-Assaf, bunlar arasında insansız hava araçları (İHA), kamikaze dronlar, seyir füzeleri ve tanksavar sistemlerinin bulunduğunu ifade etti. Söz konusu silahlar için bedel ödemeye de hazır olduklarını ifade etti.

Bununla birlikte Assaf, geçmişte, bugün veya gelecekte silahlı mücadeleyi bırakıp farklı alanlara yönelmeyi tercih eden hiçbir grup ya da oluşuma yönelik olumsuz söylemleri kabul etmediklerini vurguladı. Bu tür kararların ilgili tarafların kendi tasarrufu olduğunu belirtti ve silahların devlet kurumlarına devredilmesini olumlu karşıladıklarını ifade etti.

Öte yandan Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr cuma günü yaptığı açıklamada, silahlı kanadının devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin bir hafta içinde tamamlanması için süre tanıdı. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı'nın önde gelen isimlerinden biri ise Irak'taki "silahlı direnişi" toplum üzerinde bir yük olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sadr, çarşamba günü silahlı kanadı Seraya es-Selam'ın devlet bünyesine entegre edileceğini duyurmuş ve Haşdi Şabi bünyesindeki gruplara silahlarını teslim etme çağrısında bulunmuştu.

Kararın ardından bir gün sonra Seraya es-Selam yöneticilerine talimat veren Sadr, ayrışma ve devlet kurumlarına entegrasyon işlemlerinin bir hafta içinde tamamlanmasını istedi.

Başbakan Ali ez-Zeydi de Sadr'ın kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, bunun iç istikrarın güçlendirilmesi ve silahın yalnızca devletin kontrolünde bulunması ilkesinin pekiştirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.

Zeydi, tüm silahlı gruplara devlet çatısı ve resmî kurumlar altında faaliyet göstermeleri çağrısında bulunurken, silah taşıma ve yasaları uygulama yetkisinin münhasıran devlete ait olduğunu vurguladı.