Lübnan’da artan özel okul ücretleri öğrencileri tehdit ediyor

Yapılan açıklamalar kurumların öğretmenleri güvence altına almakla yükümlü olduğu yönünde.

Lübnan Dağı'nın Metn bölgesinde yıl sonu sınavlarına giren özel okul öğrencileri. (Reuters)
Lübnan Dağı'nın Metn bölgesinde yıl sonu sınavlarına giren özel okul öğrencileri. (Reuters)
TT

Lübnan’da artan özel okul ücretleri öğrencileri tehdit ediyor

Lübnan Dağı'nın Metn bölgesinde yıl sonu sınavlarına giren özel okul öğrencileri. (Reuters)
Lübnan Dağı'nın Metn bölgesinde yıl sonu sınavlarına giren özel okul öğrencileri. (Reuters)

Lübnanlı Miray Zahaya üç çocuğunun bu yıl eğitimden mahrum kalmasından korkuyor. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Gelecek yıl için özel okul ücretlerine hayali zamlar yapılacağı konusunda bilgilendirildik” diyen Zahaya, bu ücretlerin ödeme gücünü aştığını belirtirken, aynı zamanda çocuklarını bir devlet okuluna nakletmesi halinde öğretmenlerin devam eden grevleri sebebiyle eğitimden mahrum kalacağını vurguluyor.

Miray’ın endişesi, okullardaki yeni ücretler karşısında şok olan binlerce Lübnanlıyla aynı. Okullar genellikle öğretim yılı sonunda öğrenci velilerini bilgilendirerek bir sonraki öğretim yılı için ücretlerde artış olduğunu bildiriyor ve çocuklarını kaydettirmelerini istiyor. İnsanlar fiyatların ‘krizi ve Lübnanlıların maaşlarının değerindeki bozulmanın çok üstünde olduğunu’ savunuyor ve ücretlerin ‘ülkedeki diğer her şey gibi dolar cinsinden olduğuna’ dikkat çekiyor.

Miray çocuklarını Biblos kentindeki (Beyrut'un kuzeyi) tanınmış okullardan birinde okutmayı tercih ettiğinde, ekonomik kriz diğer Lübnanlılar gibi onu da vurmadan önce onlara en iyisini sunmak istiyordu. “Kriz ve çöküşün bir sonucu olarak çocuklarımız her şeyden mahrum kaldı ve öyle görünüyor ki bu yıl da eğitimden mahrum kalacaklar” diyen Samar, çocuklarını geçen sezon öğretmenlerin grevi nedeniyle üç ay üst üste kapalı kalan devlet okuluna nakletmeye karar verdi.

Beyrut'un kuzeyindeki en prestijli okullardan birinde okuyan kız çocuğunun annesi olan Samar da aynı endişeleri taşıyor. Okul ücreti bu yıl 2 bin 500 dolar. Samar, gelecek yılın ilk taksitinin eylül ayında ödenmesi koşuluyla, çocuğunun bir sonraki yıl yerini korumak için 500 dolar ve 25 milyon Lübnan poundunu ödemek için son tarihin önümüzdeki 4 Temmuz'dan önce olduğunu söylüyor.

Diğer okullara kıyasla harçlardaki büyük artıştan şikayetçi olan Samar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sorduğumuzda ‘Bu fiyatlar bizim fiyatlarımız, imkanı olmayan okulu değiştirsin’ diyorlar ama en büyük sorunu okulda birden fazla çocuğu olan veliler yaşıyor. Bu tam bir felaket.”

İnanılmaz ücretler

Yeni zamlara göre okul ücretleri öğrenci başına yıllık bin 500 ila 8 bin dolar arasında değişirken, kamu sektöründeki bir çalışanın maaşı en fazla 300 doları geçmiyor. Bölge sakinleri, devletin kontrolü olmadığı için fiyatlandırmada kaos olduğunu aktarıyor.

Özel Okullar Veli Komiteleri

Federasyonu'nun hukuk danışmanı Avukat Maya Ciara, eyaletteki sorumlu makamların sıkı kontroller getirmek için müdahale etmesinin gerekli hale geldiğini, çünkü okul yönetimleri tarafından gelecek yıl için onaylanan politikanın, çok üstünde ücretlerle karşılaşıldığını söyledi. Ciara açıklamasını şöyle sürdürdü:

 “Sahada Temsilciler Meclisi görevlerini yerine getirmiyor. Bunun yerine zaman zaman şuradan bir vekil, buradan bir vekil popülist açıklamalar duyuyoruz ama elle tutulur hiçbir şeye ulaşamıyoruz. Birbirini takip eden hükümetlerin özel okullardaki prim ikilemini çözmeye niyeti yok. Acı kadehi ise çocuklarının geleceğinden endişe duyan ebeveynler içiyor.”

Ciara, Eğitim Bakanlığı ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Zaman zaman eğitim ailesini bir araya getirmeye çalışıyor. Özellikle de ses yüksek olduğunda. Ancak kısa süre sonra duruyor ve tüm girişimler durgunlukla boğuşuyor. Bugün gerekli olan şey Özel Okullar Veli Komiteleri’nin rolünü etkinleştirmek, okulundaki her aile komitesine bütçenin tamamını ve tüm artışları yönetme hakkını vermek. Komite, okulundaki ebeveynlerin kapasiteleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğu için kendisine sunulan bütçeyi onaylama veya reddetme hakkını onaylıdır. Deneyimler, Özel Okullar Veli Komiteleri’nin deneyim eksikliği, psikolojik baskı, utanç ve eğitim tahkim kurullarının bozulmasıyla bir denetim organının olmaması gibi birçok nedenden dolayı artışları engelleyemediğini göstermiştir.”

Okullar, ihtiyacı, nedenlerini ve yüzdesini gösteren net ‘veriler’ ve hesaplar sağlayarak ‘bağışçılara karşı şeffaflık’ çağrısında bulundu. Ayrıca bağışçıların okulların ihtiyacına ikna olmadığı göz önüne alındığında, bu organları yardımın uygulanabilirliğine ikna etmek için okul yönetimleri, öğretmenler sendikası ve veli komiteleri sendikaları arasında ortak çaba gösterilmesini istedi. Zira özel yardım, okul ücretlerinin yükünü tek başına omuzlarına yüklediği için velilere büyük zarar veriyor.

Eğitim Bakanlığı'nın müdahalesi

Okul ücretlerindeki artış ve bir okul ile diğeri arasındaki fiyat farklılığı nedeniyle kaos sürerken Eğitim Bakanlığı düzenleme yapmak için duruma müdahale etti. Özel Eğitim Dairesi Başkanı ve Eğitim Bakanlığı Genel Müdürü Imad el-Aşkar, Eğitim Bakanı Abbas al-Halebi’nin özel okullar, Eğitim Kurumları Federasyonu, Ebeveyn Komiteleri Dernekleri ve Öğretmenler Sendikası'ndan oluşan bir komite kurduğunu belirtti. Ortak bir belge hazırlamak için harekete geçildi.

Aşkar ücretlerdeki artışla ilgili olarak, 515 sayılı Kanun'un özel okullarda bütçe ve harçların belirlenmesine ilişkin ilkeleri düzenlediğini ve ilişkiyi yönettiğini doğruladı. Ancak ‘bu durumdaki boşluğun, oluşturulmayan eğitim hakem kurulları (özel okul yönetimleri ile öğrenci aileleri arasındaki anlaşmazlıkları ayıran bir eğitim yargısıdır) meselesi olduğuna dikkat çekildi. Bunun birbirini izleyen hükümetler tarafından onaylanmadığı kaydedildi.

Bu meseleye dair ortak belge beklenirken konuya bir çözüm bulmak için yoğun çabalar olduğunu belirten Aşkar “Taksitlendirme konusunda bir sonuca ve çözüme ulaşmak için tüm taraflar ve partilerle birlikte her yolu deniyoruz” dedi.

Okullar arasında tek tip karar yok

Her okulun kendine ait bir karar mekanizması bulunuyor. Katolik Okulları Genel Sekreterliği Eğitim Dairesi Başkanı Leon Kelzi, Genel Sekreterliğin ‘genel direktiflere göre çalıştığını ve okullar üzerinde doğrudan bir denetim makamı ya da hiyerarşik bir otorite olmadığını, daha ziyade genel koordinasyon ve yönetim makamı olduğunu, ancak her okulun kendine has özellikleri bulunduğunu’ söyledi. Harçlar konusunda ise tek bir karar olmadığını, konunun her okulun kendi gerçekliği, koşulları ve bulunduğu bölge ile bağlantılı olduğunu kaydetti.

Kelzy bunun ‘bir sorun’ değil, ‘kriz içinde olduğu’ görüşünde. Zira ona göre öğretmenler de veliler de okullar da haklı. Zira gelirleri yeterli değil ve bu nedenle yükün dağıtılması gerekiyor. Primlerdeki artışın ‘öğretmenlerin maaşları ve okulların işleyişi için doğru olduğunu’ belirten Kelzy kesin olan şeyin, okulların çökmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Kimsenin eğitimden uzak kalmaması için ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım ve hibeler yapıldığına dikkat çeken Kelzy, herkesin sosyal olgunluğa sahip olması gerektiğine işaret etti ve Katolik okullarının yüksek ücretlerine rağmen kalite ve fiyat açısından sadece Lübnan'ın değil, Arap dünyasının da en iyileri arasında yer aldığına işaret etti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.