Ali Duba nasıl oldu da Hafız Esed’in ‘korku efsanesine’ dönüştü?

Tanıdık bir sima değildi ve Avrupa'daki kumarhanelerde poker oynuyordu.

Ali Duba nasıl oldu da Hafız Esed’in ‘korku efsanesine’ dönüştü?
TT

Ali Duba nasıl oldu da Hafız Esed’in ‘korku efsanesine’ dönüştü?

Ali Duba nasıl oldu da Hafız Esed’in ‘korku efsanesine’ dönüştü?

Menaf Saad

Suriye’nin eski Cumhurbaşkanı Hafız Esed’in generallerinden Ali duba geçtiğimiz 21 Haziran 2023 Çarşamba günü vefat etti.

Yirmi yılı aşkın bir süre önce emekli olmasına rağmen Askeri İstihbarat Dairesi Başkanı olarak uzun yıllar görev yapması, onu duyan veya dönemini yaşayan herkesin yüreğine korku salmaya yetti. Son yıllarda birkaç fotoğrafı sosyal paylaşım sitelerinde yer alana kadar, yüzü bilinmiyordu.

Ali Duba kimdir? Cumhurbaşkanı Hafız Esed ile ilişkisi nedir? Neden Beşşar Esed döneminde göreve devam etmedi?

Ali Duba, Suriye'nin batısında, kıyı şehri Lazkiye'nin güneyinde bulunan Kurfays köyünde 1933 yılında doğdu. Mütevazı alevi bir aileden gelen Duba, Lazkiye'deki ‘Kutsal Topraklar Okulu'na gitti. Ardından 1955 yılında Hama Askeri Koleji'nden mezun oldu.

Ali Duba hayatının bu döneminde, Suriye'nin Lazkiye şubesini yöneten genç doktor ve siyasetçi Vehib el-Ganem'in liderliğindeki Baas Partisi'ne katıldı. Bu parti sayesinde, genç pilot Hafız el-Esed ile tanıştı ve aralarında Suriye’nin ve bölgenin tarihini değiştirecek bir dostluk doğdu.

Hafız Esed, Ali Duba'dan üç yaş büyüktü ve birlikte askerlik hizmetine girdiler. Esed Hava Kuvvetleri'nde, Duba ise o dönemde ‘İkinci Büro’ olarak bilinen askeri istihbarat biriminde göreve başladı. Kırsal ve mezhebi kökenleri, Baas Partisi'nde birlikte çalışmaları, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdunnasır'a olan inançları, Süveyş Kanalı'nın millileştirilmesi ve 1956'daki üçlü saldırıya karşı duruşları, 1958'de Suriye-Mısır Birliği'nin kurulması onları bir araya getirdi.

Ali Duba'nın askerlik kariyeri başlarda kayda değer bir olaya tanık olmadı. Herhangi bir askeri darbeye katılmamış ve Esed'in de üyesi olduğu Baas’ın askeri komitesine girmemişti.

Ali Duba'nın askerlik kariyeri bu yıllarda kayda değer bir olaya tanık olmadı. Herhangi bir askeri darbeye katılmadı ve Esed'in de üyesi ve daha sonra Suriye tarihinde önemli bir rol oynayan ‘Baas’ partisinin askeri komitesinde yer almadı.

Ancak 8 Mart 1963 darbesi sırasında Baas partisinin iktidara gelmesi ve Suriye'de iç güvenlik şube başkan yardımcılığına atanmasıyla Duba görünür hale gelmeye başladı. 1964 yılında Londra'daki Suriye Büyükelçiliği'ne askeri ataşe olarak atandı. Bu onu, Tümgeneral Salah Cedid'in Cumhurbaşkanı Emin el-Hafız'a karşı gerçekleştirdiği ve 23 Şubat 1966 darbesi olarak bilinen, aşırılık yanlısı Baas kanadının ılımlı kanadını mağlup ettiği darbenin arifesindeki olaylardan uzak tuttu.

Salah Cedid onu yurtdışında tutmaya devam etti ve Londra'dan sonra 1968'e kadar kalacağı Bulgaristan'a gönderildi. ‘67 yenilgisi’ olarak bilinen Haziran 1967 (Altı Gün) savaşına katılmadı. Lazkiye'deki Askeri İstihbarat Şubesi’nin başına atanmak üzere Şam'a çağrıldı ve Ocak 1970'de Şam Askeri İstihbarat Şubesi'nin başına atanana kadar burada görev yaptı.

Yeni görevinde eski dostu ve 1966'da Savunma Bakanı olan Hafız Esed ile iş birliği yaparak, 17 Kasım 1970'te gerçekleşen ve ‘Düzeltici Hareket’ adını verdikleri darbede yer aldı.

Ali Duba'nın karar alma çevrelerindeki olağanüstü yükselişi başladı. Bu, onu Hafız Esed'in iktidarda kaldığı otuz yıl boyunca en etkili ve güçlü subaylardan biri yaptı.

Ali Duba'nın, Hafız Esed'in iktidarda geçirdiği otuz yıl boyunca onu en etkili ve güçlü subaylardan biri haline getiren, karar alma çevrelerinde olağanüstü yükselişi buradan başladı. 1971 yılının Mart ayında Esed’in iktidara gelmesiyle, askeri istihbarat başkan yardımcılığına, ardından 1973'te askeri istihbarat başkanlığına atandı.

Ali Duba, 1973 Ekim Savaşı'na katıldı 1978 yılında Baas Partisi Merkez Komitesi üyesi olarak seçildi. Bu dönemde Esed ile Müslüman Kardeşler örgütü arasında kanlı çatışmalar patlak verdi. Bu örgütün yasaklanması ve üyelerinin suçlanmasıyla ilgili yasa o dönemde çıkarıldı.

Esed, Duba'yı Müslüman Kardeşler'in hücrelerini dağıtmak ve mensuplarını yakalayıp tutuklamakla görevlendirdi. Müslüman Kardeşler, 1964'ten beri Suriye rejimiyle askeri bir çatışma içindeydi. Örgüt, 1970’li yılların ikinci yarısında birçok suikast ve operasyonla geri döndü.

Ali Duba'nın adı bir tür efsane haline geldi. Kimse onu görmüyor, kimse tanımıyor ve halka açık hiçbir yerde bulunmuyordu.

Müslüman Kardeşler örgütü, Ali Duba'ya yönelik bir suikast girişiminde bulundu. Ardından 1982 yılının Şubat ayında Hama şehrinde büyük bir çatışma yaşandı. Duba'nın birlikleri, geçen yıl ölen Ali Haydar liderliğindeki Özel Kuvvetler ve Esed'in kardeşi Rıfat'ın liderliğindeki Savunma Birlikleri’nin yardımıyla isyanı tamamen bastırmayı başardılar. Ancak bu süreçte şehrin büyük bir kısmı tahrip edildi ve birçok masum sivil öldürüldü.

Bu aşamada ‘Ebu Muhammed’ olarak tanınan Ali Duba'nın adı efsaneye dönüştü. Kimse onu görmüyor, kimse tanımıyor ve halka açık hiçbir yerde görünmüyordu.

1984 yılında kardeşinin hastalığından yararlanarak onu devirmeye çalışan Savunma Tugayları komutanı kardeşi Rıfat ile girdiği savaşta, yeniden Hafız Esed'in yanında yer aldı. Ali Duba, her şeyi borçlu olduğu Cumhurbaşkanı'na tam bağlılığını ilan ederek, Rıfat'la yüzleşmeye tamamen hazır bir şekilde adamlarına sokaklara çıkmalarını emretti. Sonunda hiçbir askeri çatışma yaşanmadı ve Esed, Rıfat'ı Moskova'ya ve ardından Avrupa'ya sürmeden önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atayıp durumu düzeltmeyi başardı. (Rıfat, aylar önce Şam'a döndü ve mevcut Rejim Lideri Beşşar Esed ve kardeşi Mahir ile birlikte bir aile fotoğrafında yer aldı.)

Böylece Ali Duba, Suriye'de iktidardaki rejime üç kez hizmet etmiş oldu: Birincisinde 1970'teki darbede Hafız Esed'ın yanında yer aldı. İkincisinde, Müslüman Kardeşler'le savaştı ve son olarak Hafız Esed, kardeşi Rıfat ile karşı karşıya geldiğinde yanında durdu.

Fotoğraf Altı: Yakınlarının sosyal medyada paylaştığı Ali Duba'nın eski bir fotoğrafı
Yakınlarının sosyal medyada paylaştığı Ali Duba'nın eski bir fotoğrafı

Ali Duba, 1 Ocak 1993 tarihinde Genelkurmay Başkan Yardımcılığına terfi ettirildi ve 1999 yılının Temmuz ayına kadar görevinde kaldı. Ancak Hafız Esed'in, son yıllarında gerçekleştirdiği tasfiye ve yer değiştirme kampanyası olan ‘Eski Muhafızları’ ortadan kaldırma sürecinden Duba da nasibini aldı. Bu aşama, Hafız Esed'in oğlunun iktidara geçişi için hazırlık olarak gerçekleştirilmişti.

Askeri İstihbarat'ın Keşif Teşkilatına başkanlık eden Tümgeneral Gazi Kenan, Suriye Kuvvetlerinin 2005'te geri çekilmesine kadar Lübnan'da önemli bir rol oynamaya devam etti.

Ali Duba'nın sürekli olarak Lübnan ve Avrupa ülkelerine seyahat ettiği ve gece hayatının içinde yer aldığı biliniyordu. Suriyeli gazeteci Marvan Mahayni, Facebook hesabında yaptığı paylaşımda "Görevine başladığından beri, onun hakkında bir şeyler duyuyor ve onu gece kulüplerinde uzaktan görüyordum. 1991'de bir tesadüf eseri Paris'teki bir kumarhanede, ortak bir arkadaşla birlikteyken onunla yakından tanışma imkânı buldum. Bana, hemen orayı terk etmemi, çünkü beni görürse Şam'da hesap soracağını söyledi. Rus ruleti ve poker oynarken bile korkutucuydu” ifadelerine yer verdi.

Esed 10 Haziran 2000'de öldüğünde, Duba tamamen emekli olmuştu ve askeri güvenlik aygıtındaki etkisi yetmiş yaşının eşiğine gelmeden önce azalmıştı.

Fotoğraf Altı: Duba'nın, memleketi Lazkiye kırsalındaki Kurfays köyündeki cenaze töreninden bir fotoğraf (Lazkiye Valiliği basın ofisi)
Duba'nın, memleketi Lazkiye kırsalındaki Kurfays köyündeki cenaze töreninden bir fotoğraf (Lazkiye Valiliği basın ofisi)

Ali Duba, o zamandan sonra ortadan tamamen kayboldu. Adı yaklaşık 13 yıl sonra, Suriye iç savaşının başlangıcında yeniden duyuldu. 24 Ağustos 2011'de Avrupa Birliği, onu Suriye Devlet Başkanı'nın ‘danışmanı’ olması nedeniyle yaptırım uyguladığını duyurdu. Bu doğru olmayan bir iddia idi. Çünkü Ali Duba'nın sağlığı çok ciddi şekilde kötüleşmiş ve herhangi bir danışmanlık veya saha görevini yerine getirecek durumda değildi. Gerçek şu ki, asla iktidara dönmedi. 21 Haziran 2023 Çarşamba günü ölene kadar Beşşar Esed'e sadık kaldı.

En son 2021'deki son seçimlerde Rejim Lideri Esed'in lehine oy kullandığı zaman görüldü. Ayrıca sosyal medyada ailesiyle çekilmiş fotoğrafları paylaşıldı. Ölüm haberi, Suriyeliler arasında büyük bir tartışmaya yol açtı. Esed taraftarları, askeri ve istihbarat görevi sırasındaki rolünü vurgularken, muhalifler ise hapishanelerde maruz kaldıkları ihlallere dikkat çekerek eleştirdiler.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.