Sudan'da savaş, diplomatik girişimlerin tıkanmasıyla şiddetleniyor

Silahlı gruplar, Hızlı Destek Kuvvetleri’ni uyardı

Savaşın başlangıcından bu yana, çatışma alanlarından çıkan dumanlar Sudan başkentinin gökyüzünü kapladı. (AFP)
Savaşın başlangıcından bu yana, çatışma alanlarından çıkan dumanlar Sudan başkentinin gökyüzünü kapladı. (AFP)
TT

Sudan'da savaş, diplomatik girişimlerin tıkanmasıyla şiddetleniyor

Savaşın başlangıcından bu yana, çatışma alanlarından çıkan dumanlar Sudan başkentinin gökyüzünü kapladı. (AFP)
Savaşın başlangıcından bu yana, çatışma alanlarından çıkan dumanlar Sudan başkentinin gökyüzünü kapladı. (AFP)

Dün (Cumartesi), Hartum eyaletinin en büyük ikinci şehri olan Omdurman’ın farklı bölgelerini güçlü patlama sesleri ve top mermileri salladı. Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala şehrinde çatışan ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında yeniden çatışma çıktı. Hartum ve Darfur bölgesinde yaşayan milyonlarca sivilin ıstırabı, şimdiye kadar diplomatik çabaların bir çıkış yolu bulamamasıyla iki taraf arasındaki şiddetli savaşın bir sonucu olarak devam etti. Savaş uçakları ve makineli tüfekler Hartum'daki evleri yeniden sarstı, siviller bombalanma korkusuyla evlerinin içine sığındı.

Hartum'un kuzeyindeki Beşair Hastanesi’nde tedavi gören yaralılar (AFP)
Hartum'un kuzeyindeki Beşair Hastanesi’nde tedavi gören yaralılar (AFP)

Eş zamanlı olarak, Darfur'daki silahlı grupların ortak kuvvetleri, sivillere yönelik herhangi bir saldırı girişimine karşı HDK’yi uyardı. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a, ağır silah mermilerinin seslerinin Omdurman şehrinin bazı bölgelerini sarstığını ve büyük ihtimalle ordunun bölgedeki askeri karargahından topçu veya zırhlı araçlardan ateş edildiğini söylediler. Zaman zaman duyulan aralıklı silah sesleri dışında yerleşim yerlerindeki çatışmaların azaldığını da sözlerine eklediler. Görgü tanıkları, güney Hartum'daki merkez yedek polis güçlerinin karargâhı civarında ordu ile HDK arasında şiddetli çatışmaların yaşandığını aktardı. Kaynaklar ayrıca, Güney Darfur eyaletinin Nyala şehrinde Cumartesi sabahından beri çatışmaların sürdüğünü belirterek, başıboş kurşunlarla en az bir kişinin öldüğünü ve çok sayıda sivilin yaralandığını bildirdi.

Silahlı hareketlerden HDK’ye uyarı

Suudi Arabistan ve ABD'nin arabuluculuğunda geçen hafta gerçekleştirilen üç günlük ateşkesin sona ermesinin ardından Sudan kentlerinde ordu ile HDK arasında çatışmalar yeniden başladı. 2020 yılında Cuba Barış Anlaşması’nı imzalayan silahlı hareketlerin ortak kuvvetleri, HDK’yi Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'deki pazara saldırı girişiminin tekrarlanmasına karşı uyardı. Ortak gücün medya komitesi başkanı Ahmed Hüseyin Mustafa yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz Perşembe günü güçlerimiz, HDK’nin pazara 3 yönden saldırma girişimini püskürttü ve bu saldırıda güçlerimizden iki kişi yaralandı. Söz konusu saldırıyı güçlerimize yönelik bir ihanet olarak değerlendiriyor ve bu saldırı sonucunda masum vatandaşların maruz kaldığı tüm etki ve zararlardan saldıran taraf olan HDK’yi sorumlu tutuyoruz. Vatandaşı ve malını korumakta tarafsızlık yoktur. Bunu yapmaya kalkışanlara yönelik mücadelemiz sürecektir. Güçlerimiz buna tamamen hazırdır.”

Sudan başkentinin güneyinde evlerini terk eden vatandaşlar (AFP)
Sudan başkentinin güneyinde evlerini terk eden vatandaşlar (AFP)

Silahlı hareketlerin savaş yanlısı olmadığını belirten Mustafa, “HDK’yi pazara saldırmamaları ve vatandaşlardan uzak durmaları konusunda uyarıyoruz” dedi. 15 Nisan'da savaşın patlak vermesinden bu yana, Güney, Batı ve Orta Darfur eyaletleri, çatışmanın iki tarafı arasında yüzlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına ve binlerce kişinin içeride ve dışarıda yerinden edilmesine neden olan kanlı çatışmalara tanık oldu. Darfur Bölgesi Başkanı Minni Arko Minawi daha önce bölge halkını mallarını korumak için silaha sarılmaya çağırdı ve silahlı hareketlerin her türlü meşru müdafaa ve mallarının korunması durumlarında kendilerine destek vermeye hazır olduğunu söyledi.

Yer değiştirme dalgaları

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, savaşın patlak vermesinden bu yana 1,5 milyon Sudanlı başkenti terk etti. Başkentte kalan milyonlarca Sudanlı ise Perşembe gününden bu yana elektriksiz yaşıyor. Hartum halkı iki aydan fazla bir süredir elektrik ve su kriziyle boğuşuyor. Yılın bu zamanındaki yüksek sıcaklık nedeniyle elektrik ve içme suyu haftada sadece birkaç saat veriliyor.

Darfur'da olduğu gibi Hartum'da da hastanelerin üçte ikisi hizmet dışı ve halen çalışır durumdaki tıbbi tesisler ciddi bir ilaç kıtlığı ve jeneratörleri çalıştırmak için gereken yakıt eksikliği nedeniyle uzun süreli elektrik kesintileri yaşıyor.

Hartum'dan yerinden edilmiş insanlar yakınlardaki Vad Medeni kentine sığındı (AFP)
Hartum'dan yerinden edilmiş insanlar yakınlardaki Vad Medeni kentine sığındı (AFP)

Sivillere erişim talep eden insani yardım çalışanları da karşılaştıkları idari engellerden şikâyet etmeye devam ediyor.

BM'ye göre, insani yardım çalışanlarının yardımı olmadan Sudan nüfusunun yarısı dahi hayatta kalamaz. Bununla birlikte, gerekli güvenli geçişler henüz mevcut değil.

Uluslararası Kriz Grubu (ICG) araştırma merkezi, “Ordu, (savaşın başından bu yana yağma operasyonlarında birden fazla kez olduğu gibi) HDK’nin yardımları ele geçireceğinden korktuğu için yardımın Hartum'a ulaşmasını istemiyor” diyor. Çünkü söz konusu durumun “HDK’nin daha uzun süre dayanmasını sağlayacağına” inanıyor.

Arabuluculuğun askıya alınması

Washington, insani yardım için güvenli geçişler sağlamayı amaçlayan Riyad ile arabuluculuk çabalarını askıya aldı. ICG, “çatışmanın iki tarafının taktik hedeflere ulaşmak için bu görüşmelerden yararlanmak istediğini” doğruladı. Ordu, HDK’nin yerleşim yerlerini terk etmesini, HDK ise ordunun hava bombardımanını durdurmasını talep ediyor.

Savaşın uzayacağını ve Sudan sınırlarının ötesine geçebileceğini fark etmelerine rağmen, her iki taraf da herhangi bir taviz vermeye hazır görünmüyor. ICG, bu savaşın Afrika'nın en büyük ülkelerinden birinde “toptan çöküşe” yol açabileceği konusunda uyarıyor. ICG’ye göre, Sudan'ın çeşitli eyaletlerindeki çatışmalara silahlı siviller, isyancı gruplar ve aşiret savaşçılarının katılımıyla ‘mezhepsel bir iç savaş’ riski artıyor.

BM dün (Cumartesi), Batı Darfur eyaletinin başkenti el-Cuneyne'de savaşmayı durdurmak için ‘acil eylem’ çağrısında bulundu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, “Sorgulanan 16 kişiden 14'ü, el-Cuneyne'den Çad sınırına giden yolda sivillerin öldürülmesine tanık olduklarını, yere yatmaları istenen kişilere yakın mesafeden ateş edildiğini söyledi” dedi.

ICG tarafından yapılan açıklamada, “Savaşı durdurmak için açılan pencere hızla kapanıyor. Şayet bu pencere kapatılırsa iki kampın liderleri isteseler de savaşı durduramayacak ve Sudan, bölgeyi yıllarca istikrarsızlaştırabilecek paralı askerler, sınır ötesi savaşçılar ve kaçakçılar için bir cennet haline gelecektir” ifadeleri yer aldı.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.