Putin Ukrayna’daki savaşın kritik anında kimleri dinliyor?

Putin’in yakın çevresinde savaşı kimler yönetiyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (EPA)
TT

Putin Ukrayna’daki savaşın kritik anında kimleri dinliyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (EPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali devam ederken her zaman yalnız biri gibi göründü, ancak Putin yıllardır pek değişmeyen ‘çok sadık bir çevre’ tarafından destekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığı analize göre, Başkomutan olarak, işgalin nihai sorumluluğu Putin’e ait. Ancak o, kariyerlerine Rusya’nın güvenlik servislerinde başlayan yakın çevresine güveniyor.

Rus ordusunun liderliğine isyan eden Wagner lideri Yevgeny Prigojin, Putin’in yakın ve güçlü bir müttefikiydi, ancak asla bu çevrenin bir parçası olmadı.

Peki Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna’daki savaşın bu kritik anında kimleri dinliyor?

Savunma Bakanı Sergey Şoygu

Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov aylardır Prigojin’in hedefindeydi.

Prigojin, her ikisini de Ukrayna’daki savaşta on binlerce Rus’un ölümünden sorumlu olmakla suçladı.

Böylece bu uzun ve çetin bir çatışma, ulusal bir krize dönüştü.

Putin’in kulak verdiği biri varsa, o da geçmişte birlikte Sibirya’ya avlanma ve balık tutma gezilerine gittiği ve bir zamanlar potansiyel halefi olarak görülen, uzun süredir sırdaşı olan Savunma Bakanı Şoygu’dur.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (EPA)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (EPA)

Şoygu, savaşta hayati bir rol oynamaya devam ediyor, ancak Prigojin onu Ukrayna’daki gerçekler hakkında başkana yalan söylemekle suçluyor.

Bakan Şoygu, 2014 yılında Kırım’ın askeri olarak ele geçirilmesinden sorumluydu.

Ayrıca, İngiltere’de Salisbury’de 2018’de meydana gelen iki sinir gazı zehirlenmesi ve 2020’de Sibirya’da Rus muhalefet lideri Aleksey Navalni’ye neredeyse ölümcül saldırıda bulunmakla suçlanan Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı’ndan da sorumluydu.

Güvenlik uzmanı ve Rus yazar Andrei Soldatov, Şoygu’nun Putin’in dinlediği en etkili ses olduğunu söyleyerek şunları ekledi;

“Şoygu sadece ordudan sorumlu değil, aynı zamanda kısmen ideolojiden de sorumlu. Rusya’da ideoloji çoğunlukla tarihle ilgili ve anlatıyı kontrol ediyor.”

Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov

Genelkurmay Başkanı olarak Gerasimov’un görevi, Ukrayna’yı işgal etmek ve görevi hızlı bir şekilde tamamlamaktı ve standarda göre işi bitiremedi.

Ancak Sovyet döneminden bu yana en uzun süre görev yapan Genelkurmay Başkanı olmasının bir nedeni var. Putin açıkça ona güveniyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov (AP)

Gerasimov, 1999’da Çeçen savaşında orduyu komuta ettiğinden beri Rusya’nın askeri operasyonlarında önemli bir rol oynadı ve Belarus’taki savaş öncesi askeri tatbikatları denetleyerek, Ukrayna için askeri planlamanın ön saflarında yer aldı.

Kırım’ın ilhakı için yürütülen askeri harekatta da önemli bir rolü vardı.

Gerasimov, Mayıs 2022’de Moskova’da düzenlenen yıllık askeri geçit törenine katılmadı. Yine de bu yıl Ocak ayında, şu anda yardımcısı olan General Sergey Surovikin’in yerine Ukrayna’daki kuvvetlerin komutanlığına atandı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Nikolay Patruşev

University College London’da Rus siyaseti doçenti olan Ben Noble’ya göre Patruşev, Batı’nın yıllardır Rusya’yı alt etmeye çalıştığına inanan ‘en şahin’ isimlerden biri.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Nikolay Patruşev (Reuters)
Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Nikolay Patruşev (Reuters)

Patruşev, Sovyetler Birliği döneminde Leningrad olarak bilinen St. Petersburg’da 1970’lerden beri onunla birlikte hizmet veren Putin’e sadık üç isimden biri.

Diğer iki sadık kişi ise, Rus Güvenlik Servisi (FSB) Başkanı Alexander Bortnikov ve Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Narışkin.

Çok az kişinin Putin üzerinde Patruşev kadar etkisi var.

Putin, Komünist dönemde onunla sadece eski KGB’de çalışmakla kalmadı, 1999’dan 2008’e kadar Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin Başkanı olarak onun yerini aldı.

Ben Noble, Patruşev hakkında, “Başlıca savaş naraları atan o ve Putin’i daha aşırı bir pozisyona doğru ilerlettiği hissi var” dedi.

Rusya Federal Güvenlik Servisi Direktörü Aleksandr Bortnikov

Kremlin gözlemcileri, Putin’in güvenlik servislerinden aldığı bilgilere diğer tüm kaynaklardan daha fazla güvendiğini ve Bortnikov’un Putin’in ‘gizli sığınağının’ bir parçası olarak görüldüğünü söylüyor.

Rusya Federal Güvenlik Servisi Direktörü Aleksandr Bortnikov (Reuters)
Rusya Federal Güvenlik Servisi Direktörü Aleksandr Bortnikov (Reuters)

Bortnikov, Nikolay Patruşev görevden ayrıldığında onun yerine geçerek, Rusya Federal Güvenlik Servisi liderliğini devraldı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin diğer kolluk kuvvetleri üzerinde önemli bir etkisi var ve hatta kendi özel kuvvetleri bulunuyor.

Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin

‘Leningrad üçlüsü’ içinde yer alan Narışkin, kariyerinin büyük bir bölümünde Putin’in yanında yer aldı.

Ancak bu, savaştan önceki durumla ilgili değerlendirmesi sorulduğunda ne söyleyeceğini unutması nedeniyle, Putin tarafından kameralar önünde azarlanmasını engellemedi.

Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin (AFP)
Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin (AFP)

Narışkin, 1990’larda St. Petersburg’da gölge başkan olarak çalıştı. Ardından 2004’te Putin’in ofisinde görev aldı ve sonunda parlamento sözcüsü oldu.

Ancak aynı zamanda Rus Tarih Derneğinin de başında bulunuyor ve derneğin başkana eylemleri için ideolojik gerekçeler sağlamada önemli olduğunu kanıtladı.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov

Lavrov, 19 yıl boyunca Rusya’nın en kıdemli diplomatı oldu ve karar alma süreçlerinde büyük bir rolü olduğu düşünülmese de, Rusya’nın durumunu dünyaya sundu.

73 yaşındaki Lavrov, Putin’in geçmişinden gelen kişilere büyük ölçüde güvendiğinin bir başka kanıtı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (AP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (AP)

Başından beri Putin’e sadık olmasına rağmen, Ukrayna konusunda karar alma süreçlerinde herhangi bir rolü olduğu düşünülmüyor.

Görevi, Afrika, Latin Amerika ve başka yerlerde Rusya’ya destek toplamak ve ülkesini emperyalizme karşı bir savaşçı olarak tanıtmak.

Lavrov, Ukrayna’yı bir ‘Nazi rejimi’ olarak resmetmek için Rusya’nın savaş söylemini uç noktalara taşıdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in Yahudi olmasının hiçbir anlamı olmadığını savunan Lavrov, “Yanılıyor olabilirim ama Hitler’de de Yahudi kanı vardı” dedi.

Rusya Parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko

Matviyenko, Putin’in çevresinde ender görülen bir kadın figürü olarak, Rus güçlerinin yurtdışında konuşlandırılmasını onaylayan Senato oylamasına nezaret ederek, Ukrayna’nın işgalinin önünü açtı.

Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko (Getty Images)
Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko (Getty Images)

St. Petersburg kökenli Matviyenko, 2014’te Kırım’ın ilhak sürecinde de önemli rol oynamıştı. Ancak, önemli ölçüde karar verici olarak görülmüyor.

Rusya Ulusal Muhafızları (Rosgvardia) Direktörü Viktor Zolotov

Putin’in eski koruması olan Zolotov, Putin tarafından Romanya İmparatorluk Muhafızları örnek alınarak 2016’da kurulan kişisel muhafız ordusu olan Rosgvardia’yı yönetiyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ulusal Muhafızlar Direktörü Viktor Zolotov (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ulusal Muhafızlar Direktörü Viktor Zolotov (AFP)

Putin, sadakatinden emin olmak için kendi korumasını seçti. Zolotov muhafızların sayısını 400 bine çıkardı.

Sorun şu ki, Zolotov’un askeri eğitimi yok. Ulusal Muhafızlara, Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerini cephe hattının gerisinde kontrol etmek için geniş bir görev yelpazesi verildi.

Ancak ekibinde tank olmadığı için de saldırılara da açık. Ulusal Muhafızlar saflarında ağır kayıplar verdiği söyleniyor.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.