Suriye muhalefeti ile SDG arasında mutabakat zaptı

Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi ve Suriye Demokratik Konseyi öncülüğünde ortak bir cephe kuruldu

Suriye muhalefeti ile SDG arasında mutabakat zaptı
TT

Suriye muhalefeti ile SDG arasında mutabakat zaptı

Suriye muhalefeti ile SDG arasında mutabakat zaptı

Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi ve Suriye Demokratik Konseyi (SDK) arasında cumartesi günü Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı şehrinde bir mutabakat zaptı imzalandı. Her iki taraf da “Suriye devrimi ve muhalefet güçlerini kapsayan geniş bir Ulusal Demokratik Cephe kurulduğunu” duyurdu. Mutabakat zaptı, cephenin çalışması için nihai ve uzlaşıya dayalı bir formüle ulaşmak amacıyla taraflar arasında uzlaşılan beş ana ilkeyi içeriyor.

Ulusal Koordinasyon Komitesi, Zoom üzerinden toplantıya katıldı
Ulusal Koordinasyon Komitesi, Zoom üzerinden toplantıya katıldı

Basın toplantısına Kamışlı şehrinden SDK Eş Başkanı Emine Ömer, ikinci Eş Başkanı Riyad Darar ve Canda Muhammed katıldı. Ayrıca Suriyeli muhalif isimlerin Zoom üzerinden katılım sağlamasının yanı sıra Suriye’nin başkenti Şam’dan Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi Genel Koordinatörü Suriyeli muhalif Hasan Abdulazim ve yürütme kurulu üyeleri Abdulkahhar Suud Ebu Murhef, İzzet Muhaysin ve Nur el-Vaki bulundu.

Anlaşma belgesinin açıklamasında, devrim ve muhalefet güçlerinden oluşan bir ‘Ulusal Demokratik Cephe’ kurulmasının Suriye’yi içinde bulunduğu felaketten kurtarmak için acil bir gereklilik haline geldiği belirtildi. Cephe, demokratik değişim ve otoriter rejimden çoğulcu demokratik sisteme geçiş projesini ve Suriye coğrafyasının tümünde olmak üzere Suriyelilerin gelecek anayasada üzerinde uzlaşacakları ‘merkezi olmayan bir sisteme’ dayalı bir devlet kurulmasını desteklediğini duyurdu.

SDK Eş Başkanı Emine Ömer
SDK Eş Başkanı Emine Ömer

Kürt liderlerden SDK Eş Başkanı Emine Ömer, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi ile iki yıl önce yapılan tartışmaları tamamlayıcı nitelikteki beş öncelikli ilke üzerinde anlaşmaya vardıklarını söyledi. Ömer “İki taraf, bu savaştan kurtulmanın, ülkeyi karşı karşıya olduğu tehlikelerden kurtarmanın ve halkımızın beklentilerini karşılamanın tek yolunun siyasi çözüm olduğu ve bunun Suriye’nin birliğini ve egemenliğini korumak için güvenli bir yol olduğunu vurguladı” açıklamasında bulundu.

Mutabakat zaptı, iç savaşı durdurmaya ve Suriye toprakları içindeki her türlü askeri ve muharebe operasyonlarına son vermeye odaklanıyor. Ömer,“En başta da rejimin Suriye halkına karşı yürüttüğü askeri saldırıları durdurmanın yanı sıra, Suriye’de bulunan Suriyeli olmayan tüm silahlı grupları, milisleri ve yabancı güçleri ülkeden çıkarmaya çalışmak geliyor” dedi.

Suriye Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi Genel Koordinatörü Hasan Abdulazim
Suriye Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi Genel Koordinatörü Hasan Abdulazim

Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi, bir kısmı Arap milliyetçisi, bir kısmı sosyalist ve bir kısmı bağımsız olan muhalefet partilerinin yer aldığı siyasi bir ittifak. 2011 yılının ortalarında kurulan komitede, en büyüğü Abdulazim’in başkanlığını üstlendiği Arap Sosyalist Birliği Partisi olan beş partiden oluşan Ulusal Demokratik Birlik öne çıkıyor. Suriye Müzakere Komisyonu’nda beş temsilcisi ve Anayasa Komitesi üyeleri olan Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi, şimdiye kadar krizin sona erdirilmesiyle alakalı uluslararası toplantıların çoğuna katıldı. Komite, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’ndan (SMDK) sonra gelen en büyük 2. muhalefet organı.

SDK ise Türkiye’nin vetosu nedeniyle Suriye kriziyle ilgili uluslararası toplantılara katılamadı.

Demokratik Değişim İçin Ulusal Koordinasyon Komitesi Genel Koordinatörü Hasan Abdulazim, Şarku’l Avsat’ın Kürtlerin hakları ve sorunlarının iki taraf arasındaki mutabakatlar çerçevesinde nasıl çözüleceğine ilişkin sorusuna cevap olarak şunları söyledi:

“Yıllar önce Kürt partileri ve şahsiyetlerinin katılımıyla kurulan komitenin kuruluş belgesinde Kürt hakları tanınmıştır. Suriye Kürtlerinin Suriye ulusal dokusunun köklü ve tarihi bir parçası olduğunu ve sorunun çözümünün ülkenin toprak ve halk birliğinin sağlanmasından geçtiğini söylemiştik.”

Abdulazim’e göre Komite ve SDK, “Suriye’nin coğrafi ve siyasi bütünlüğünün korunmasını ve ülkenin birliğini, toprağını ve insanlarını tehdit eden her türlü bölücü ve ayrılıkçı proje ve girişimin reddedilmesini garanti eden demokratik ulusal proje” temelinde bir mutabakat zaptı imzaladı.

Tüm tutukluların serbest bırakılması

Anlaşma belgesinin dördüncü maddesinde, Suriye topraklarındaki cezaevlerinde bulunan tüm düşünce suçlularının ve siyasi aktivistlerin serbest bırakılması, gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde öldürülen veya kaybolan kişilerin akıbetinin belirlenmesi, her türlü demografik değişimin reddedilmesi, Suriye içinde ve dışında yerinden edilmiş tüm kişilerin kendi bölgelerine güvenli ve gönüllü olarak geri dönmesini sağlayacak önlemlerin alınmaya başlanması öngörülüyor.

Emine Ömer ve Canda Muhammed (Şarku’l Avsat)
Emine Ömer ve Canda Muhammed (Şarku’l Avsat)

2015 yılında kurulan SDK, Arap-Kürt Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasi şemsiyesi olarak biliniyor ve Başta Demokratik Birlik Partisi olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne katılan siyasi partileri içine alıyor.

SDG’nin askeri güçleri, Fırat’ın batısındaki Menbiç ve nehrin güneyindeki et-Tabka şehirlerinin yanı sıra, çoğu Fırat Nehri’nin doğusunda yer almak üzere yedi şehir ve kasabayı kontrol ediyor. Böylece hükümet güçleri ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e sadık taraflardan sonra toprakları kontrol eden ikinci askeri varlık oluyor.

Suriyeli siyasetçi Hasan Abdulazim “İki yıl önce SDK ile yaptığımız görüşmelerde 11 maddeden oluşan ilkeler üzerinde bir mutabakata varmıştık, ancak bu mutabakat yürürlüğe girmemişti. Bu ilkeleri hayata geçirmek için bir yürütme eki vardı. Buna göre SDG güçlerinin orduya ve oradan güvenlik güçlerine katılmak üzere tek bir askeri blok olarak değil, Suriye ordusuyla profesyonel bir şekilde birleşmesi konusunda anlaşmıştık” dedi. “Ordunun Suriye halkının bileşenlerini yansıtacak şekilde birlik olması gerektiğini” söyleyerek o zamanlar SDG’nin bu teklifi kabul ettiğine dikkat çekti.

Kararlar sahada uygulanmalı

Emine Ömer, Koordinasyon Komitesi ile yeni imzalanan mutabakat zaptı hakkında “Herhangi bir siyasi parti ile herhangi bir uzlaşı veya anlaşmaya vardığımızda, bunu hayata geçirmek ve buna bağlı kalmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bunun için iki tarafın maddeleri sahada uygulaması ve ortak hareketi koordine etmesi gerek” yorumunda bulundu. Ayrıca Suriye’nin geleceğinde Özerk Yönetim’in kaderi, askeri ve güvenlik güçleri ile yönetimin ve askeri güçlerinin kontrolü altındaki bölgelerde ülkedeki gelirin dağılımı hakkında ortak anlayışlara ulaşmak için Koordinasyon Komitesi liderliğiyle yapılan diyalogların tamamlandığını kaydetti.

Ömer “Bu belgeyi geliştirmek için çalışacağız. Hükümlerini harfiyen uygulamaya kararlıyız. Bundan sonraki aşamada bu cepheyi harekete geçirecek ve belgenin hükümlerini hayata geçirecek yürütme mekanizmalarını oluşturmak üzere ortak komiteler oluşturmak için diğer görüşmeleri tamamlayacağız” dedi.

Kürt lider Emine Ömer, Halk İradesi Partisi ile imzalanan anlaşmaya ilişkin olarak, siyasi partilerle imzalanan anlaşmaların uygulanması konusunda ciddi olduklarını belirterek, “Halk İradesi Partisi ile bir koordinasyon komitemiz var ve anlaşma hala yürürlükte. Diyalog süreci de devam etmekte. Ancak anlaşmanın Suriye düzeyinde sahaya daha iyi yansımasını ummuştuk” ifadelerini kullandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.