İbn Battuta ile Hamad el-Câsir arasında Hac yolculuğu

Seyahatnameler, değerli tarihî kaynak kabul ediliyor.
Seyahatnameler, değerli tarihî kaynak kabul ediliyor.
TT

İbn Battuta ile Hamad el-Câsir arasında Hac yolculuğu

Seyahatnameler, değerli tarihî kaynak kabul ediliyor.
Seyahatnameler, değerli tarihî kaynak kabul ediliyor.

Abdullah Reşid

Tarihçi, seyyah ve edebiyatçı Hamad el-Câsir Ekim 1972’de istirahat ve toparlanma ihtiyacı hissederek okuma-yazma faaliyetine bir süre ara verdi. Daha sonra Kahire’ye giderek orada yaklaşık 40 gün geçirdi. Bu süre zarfında sık sık sırt ağrılarının masaj ve diğer yollarla tedavi edildiği Yeni Mısır Hastanesi Uzman Tedavi Merkezi’ne gitti. Ancak tutkulu araştırmacının ruhu bu dönemde de sakin duramadı ve kendisi okuma konusunda sabır gösteremeyeceğini anlayarak Hac ile ilgili seyahatnameleri incelemeye dair büyük projesine devam etme kararı aldı. İşini tamamlaması için olabildiğince çok sayıda kitaba ve el yazmasına ulaşması gerekiyordu. Hac ve Umre ibadetlerini yerine getirmek ve Medine-i Münevvere’yi ziyaret etmek için yaptıkları yolculuklarla ilgili anılarını belgeleyen yazar, alim, şarkiyatçı ve seyyahların kitaplarından olabildiğince çoğunu elde etmek için ülkeler, şehir ve başkent kütüphaneleri, müze koridorları, üniversiteler ve kitap depoları arasında mekik dokudu. El-Câsir’e göre bu kitaplar, değerli bir bilgi hazinesidir ve bunlarda ‘ülkelerimizin tarihi, coğrafyası ve farklı durumları hakkında başka eserlerde bulunmayan çeşitli bilgiler’ vardır. Bu yüzden yönünü Arap Mağrip (Batı Arap) ülkelerine çevirdi. Ona göre bu ülkelerin halkları, bu alanda zirveye yükselmişti. Nitekim söz konusu alimlerin seyahatleri hakkında onlarca eser hâlâ el yazması formunda mevcut ve Mağrib’in özel ve kamu kütüphaneleri bunlardan birçoğuna ev sahipliği yapıyor.

El-Câsir, Cezayir ve Fas’ı ziyaret etti, el-Karaviyyin Üniversitesi’ne gitti, Marakeş ile Rabat arasında taşındı ve Tunus’a yöneldi. Daha sonra Arap Yarımadası tarihi ve mirasına dair yazmalar hakkındaki araştırma sahasını genişleterek yüzünü İstanbul’a döndü. Burası için, “Türkiye’deki kütüphanelere dağılmış bir mirasımız var” der. Ardından Hollanda Lahey ve Leiden’den Londra’ya, British Museum’a, Cenevre’ye, Berlin’e; Vatikan Kütüphanesi ve Roma’dan Paris’e, Sorbonne Üniversitesi’ne, Madrid’deki El Escorial Kütüphanesi’ne kadar Avrupa şehirlerini dolaştı. Bilginin, değerli kitapların ve eserlerin peşindeydi. Detaylarında güzel ve eğlenceli hikâyeler barındıran bu eserler, bilgi uğrunda verilen mücadelenin, çalışkanlığın ve azmin canlı bir örneği ve araştırmacılar ile ilim talebesi için bir ilham kaynağıdır.

Arap Yarımadası alimi Hamad el-Câsir’in, seyahatnameler peşindeki bu seyahatlerini Arap mirasındaki eski edebi yöntemi takip ederek yazmaya karar vermesi ilginçtir. Kendisi, Arapça el yazmaları arayışına dair yolculuğunun hikâyelerini kaleme aldı. Gözlemlerinin çoğu, bu yolculukların ana hedefi olan kütüphanelerin, müzelerin, üniversitelerin ve kültür merkezlerinin tasvirine ilişkindi ve bunlar, ‘Hamad el-Câsir’in Kültür Mirası Peşindeki Yolculukları’ başlığıyla yayınlandı.

El-Câsir’e göre bu kitaplar, değerli bir bilgi hazinesidir ve bunlarda ‘ülkelerimizin tarihi, coğrafyası ve farklı durumları hakkında başka eserlerde bulunmayan çeşitli bilgiler’ vardır.

Kadim bir sanat

Gezi edebiyatı, insanlık tarihine ve doğasına dair araştırmalarıyla ve halkları, milletlerin kültürlerini, gelenek görenekleri keşfetme arzusuyla insanlık kadar eski bir sanattır. Bu edebiyat, insanın merakı için bir tatmin ve dünyayı birbirine bağlayan, toplulukları yakınlaştıran, anlayış ve iletişime yardımcı olan bir bağlantı halkası barındırır.

Fotoğraf Altı: Hamad el-Câsir.
Hamad el-Câsir.

Bu sanatın, Arap-İslam mirasında büyük bir yeri vardı. Müslüman seyyahlar, seyahatname türünde eserler verdiler ki bugün bunlar, halkların tarihini, milletlerin medeniyetlerini, şehirlerin ve başkentlerin özelliklerini anlatan insanlık mirasının en önemli kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Bu eserler, dünya tarihini anlamaya ve sırlarını keşfetmeye yardımcı olan değerli tarihî belgeler mahiyetindeydi. İbn Fadlan, ünlü seyahatnamesinde Ruslar, Türkler, Hazarlar ve Sakâlibe* hakkında en eski tarifleri yazmıştır. El-Bîrûnî de Hindistan seyahatlerini kayıt altına aldığı ‘Tahkîku mâ li’l-Hind min Makûletin Makbûletin fi’l-Akl ev Merzûle’ adlı kitabında Hint insanının doğasını ve gelenek göreneklerini derinlemesine analiz ederek antropolojinin temellerini atmıştır. Daha sonra Endülüslü ünlü seyyah İbn Cübeyr, ‘Tezkiretün bi’l-Ahbâr an İttifâkâti’l-Esfâr’ adlı kitabında İslam dünyası ülkelerinin durumları hakkında detaylı bilgiler sunmuştur. Onun ardından İbn Battuta, hayatının 28 yılını o zamanlar bilinen dünyanın bazı kısımlarında dolaşarak geçirdiği meşhur yolculuğuna çıktı. Bu yolculuğu esnasında en az 120 bin km yol kateden İbn Battuta, gözlemlerini ‘Garâibü’l-Emsâr ve Acâibü’l-Esfâr’ adlı kitapta bir araya getirdi. Onun, Müslüman seyyahların şeyhi lakabını hak etmiş olmasında şaşılacak hiçbir şey yoktur.

Başlangıç noktası

Bu noktada belirtmek gerekir ki Hac yolculuğu, çoğu zaman o seyyahı veya tarihçi ve yazarı seyahatlerini yazmaya ve bu sanatı geliştirmeye teşvik eden ilk şey olmuştur. Nitekim İbn Battuta, kitabının başında ‘Başlangıç Noktası’ başlıklı ilk yolculuğuna dair şöyle diyor:

Memleketim Tanca’dan hicri 2 Recep 725 Perşembe günü Beytullah-ı Harem’i (Kâbe’yi) haccetmek ve Resulullah’ın (a.s.) kabrini ziyaret etmek üzere yola çıktım. Yanımda sohbetiyle bana eşlik edecek bir arkadaşım yoktu, arasına katıldığım bir kervanım da. Ama o kutsal toprakları görme arzusu içimde yer etmişti, bu yüzden dostlarımdan ayrılmaya karar verdim ve kuşların yuvadan uçması gibi ben de yurdumu terk ettim. Annem ve babam henüz hayattaydılar ve onlardan uzaklığa tahammül ettim. Ayrılıktan onlar da ben de nasibimizi almıştık. O zamanlar 22 yaşındaydım.

Hac ibadetlerini eda etmek için Mekke-i Mükerreme’ye varan Müslüman hacılar, 25 Haziran 2023’te Suudi Arabistan’da Umre yaparken. (Reuters) 
Hac ibadetlerini eda etmek için Mekke-i Mükerreme’ye varan Müslüman hacılar, 25 Haziran 2023’te Suudi Arabistan’da Umre yaparken. (Reuters) 

Aynı şey İbn Cübeyr için de söz konusuydu. Nitekim de o da yolculuğuna hac niyetiyle çıkmıştı. Bundan dolayı kitabını da ‘İ‘tibârü’n-Nâsik fî Zikr-i Âsâri’l-Kerîme ve’l-Menâsik’ olarak adlandırdı. İbn Cübeyr, arkadaşı Ahmed bin Hassan eşliğinde hac farizasını yerine getirmek üzere deniz yoluyla Sebte’den (Ceuta) Sicilya’ya ve oradan da İskenderiye’ye geçti. Burada bir müddet kaldıktan sonra Kahire ve Mısır’a gidip buralarda dolaştı. Ardından Kûs şehrine yöneldi, sonra da kendisini Cidde’ye ulaştıran bir gemiye binmek üzere Ayzâb limanına gitti. Kitap, geçtiği ülkeler ve şehirlerde yaşadığı tecrübeler, ilginç hikâyeler ve gözlemlerle dolu. Seyyah, ilginç gerçekleri kaleme almış ve o zamanlarda hâkim olan siyasi, toplumsal ve ahlaki koşulları ve kabulleri belgelemiştir.

Müslüman seyyahlar, seyahatname türünde eserler verdiler ki bugün bunlar, halkların tarihini, milletlerin medeniyetlerini, şehirlerin ve başkentlerin özelliklerini anlatan insanlık mirasının en önemli kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Bu eserler, dünya tarihini anlamaya yardımcı olan değerli tarihî belgeler mahiyetindeydi.

Tarihî eserin bol bulunduğu bir şehir

İbn Cübeyr, Hac ibadetini tarif ederken şöyle diyor:

Biz önemli ritüellere şahitlik etmek ve teşrik** günlerinde kalmak üzere hazırlık yaptığımız evi görmek için Mina’ya çıktık. Buranın ruhları neşe ve sevinçle dolduran, bolca tarihî eseri barındıran, geniş planlı ve kadim bir şehir olduğunu gördük. İniş için kullanılan kolay evleri inceledim. Yanımda uzun bir yol vardı. Oraya gidenin solunda ve yakınında karşılaşacağı ilk şey, Mescid-i Biat-ı Mübareke olur. Bilindiği kadarıyla İslam’da ilk biat, Hz. Abbas’ın (r.a.) Ensar’a karşı Peygamber’e (a.s.) ettiği biattır. Sonra Mekke’den yola çıkanların ilk Mina’sı olan Akabe Cemresi’ne (Büyük Şeytan) ve oradan geçenlerin soluna gidilir. Burası, yolun taşların yığılı olduğu yüksek kenarıdır. Eğer burada Allah’ın apaçık ayetleri olmasaydı peş peşe asırlar ve devirler boyunca biriken yüksek dağlar gibi olurdu. Ama onda Cenab-ı Hakk’ın gizli sırlarından yüce bir sır vardır. O’ndan başka ilah yoktur.

İbn Battuta.
İbn Battuta.

İbn Battuta, hazırlıkların tüm hızıyla başladığı ilk günden itibaren hac ritüellerini anlatıyor:

Zilhicce ayının birinci günü mübarek dönemin habercisi olarak sabah ve akşam namaz vakitlerinde davul ve tefler çalınır ve Arafat’a çıkış gününe kadar böyle devam eder. Zilhiccenin yedinci gününde hatip, öğle namazının ardından güzel bir hutbe okuyarak insanlara nasıl ibadet edeceklerini ve vakfe gününü öğretti. Sekizinci gün erken vakitte insanlar, Mina’ya çıktı. Mısır, Şam*** ve Irak emirleri ile ilim ehli geceyi Mina’da geçirirler. Mısır, Şam ve Irak halkı arasında (aydınlanmak için) kandil yakmak gururlanma ve böbürlenme vesilesidir. Ancak bu konuda üstünlük her zaman Şam halkınındır. Dokuzuncu gün sabah namazından sonra Mina’dan Arafat’a hareket ettiler. Yol üzerinde Müzdelife ile Mina arasında sınır olan Muhassir Vadisi’ni geçtiler. Müzdelife, iki dağ arasında geniş ve basit bir arazidir ve etrafında Müminlerin Emiri Harun Reşid’in eşi Cafer bin Ebî Cafer el-Mansur’un kızı Zübeyde’nin inşa ettiği imalathaneler ve sarnıçlar vardır. Arafat’ta insanlar Arafat’ın saçaklarında toplanır; ortasında Cebel-i Rahme vardır. Üzeri Müminlerin Annesi Ümmü Seleme’ye (r.a.) nispet edilen bir kubbe ile örtülmüştür. Cebel-i Rahme’nin eteğine gelince… Kâbe’nin karşı solunda Hz. Adem’e (a.s.) nispet edilen eski bir ev, sağında ise Peygamber’in (a.s.) durduğu kayalar vardı. Çevresinde de sarnıçlar ve oluklar, yakınında imamın durup hutbe okuduğu ve öğle ile ikindi namazlarını cem ettiği yer var.

er

İbn Battuta, Müzdelife’ye doğru yürüyen hacı kafilesini ise şöyle tarif ediyor:

“İnsanlar dünyayı sallayan ve dağları titreten bir güçle kalabalığı harekete geçirdiler. Ne değerli bir makam ve ne muazzam bir manzara. Ruhlar, onun güzel yurdunu umar, rahmetinin esintilerini arzular.”

Çağdaş yazarların Hac yolculuğu

Modern çağda birçok yazar ve düşünür gerek makalelerinde gerekse kitaplarında Hac yolculuğunu kaleme almaya özen göstermiş ve Arap ülkelerindeki dinî, sosyal, ekonomik durumlar, siyasi koşullar ve gelenek görenekler hakkında önemli bilgiler vermiştir. Bu yolculuklar, Hicaz tarihi, emirlerin hayat hikâyeleri, Harem’in özellikleri ve inşasının gelişim aşamaları, hac yolları ve zamanları ile ilgili önemli bilgiler içermektedir.

Hac yolculuğunu kayda geçiren önde gelen yazarlardan biri Ahmed Hasan ez-Zeyyat’tır. Yolculuğunu ‘Mecelletü’r-Risâle’ adlı dergide ‘Hicaz Diyarında’ başlıklı makalesiyle kayda geçiren ez-Zeyyat, buraya bir tutku seli ve coşkuyla çekilmiştir. Yazar bu durumu şu sözlerle dile getirir:

“Hicaz’ın her noktasında bir fedakârlık izi ve kahramanlık simgesi vardır. Oraya Hac ziyareti yapmak bir gurur nişanesi, yükselmek için bir güdülenme, özgürleşmek için bir teşvik ve birlik için hatırlatıcıdır. Vahyin indiği Hira Mağarası, fedakârlığın simgesi olan Darü’l-Erkam ve şanın kaynağı Sevr Mağarası buradadır. İşte Ebu Bekir, Ömer, Ali, Amr, Sad ve Halit’in, Beni Haşim ile Beni Ümeyye’ye mensup şerefli insanların avlusuna sığındığı o ev. İşte dünya liderlerinin ve mahlukat önderlerinin kumlarına karıştığı Bathâ!”

Muhammed Hüseyin Heykel, ‘Vahyin Evinde’ adlı bir eser kaleme aldı. İbrahim el-Mâzini ise 1930 yılında ‘Hicaz Yolculuğu’ adlı ve bilgi, anı ve ilginç gözlemlerle dolu değerli kitabını yazdı. ‘Advâü’l-Beyân’ adlı kitabın yazarı Şeyh Muhammed el-Emin eş-Şankayti’nin kaleme aldığı ‘Beytullah-ı Harem’e Hac Yolculuğu’ adlı seyahatname de tarihî yönler, tarihî eserler ve coğrafya bakımından önemli bir referanstır. Bu seyahatnameler arasında Mısır’ın Hac alayı emirlerinden olan İbrahim Rifat’ın yazdığı ‘Mir’âtü’l-Harameyn’ adlı eser de vardır. Emirü’l-Beyan Şekib Arslan da 1929 yılında hac yolculuğunu tamamladığında yolculuk anılarını ‘el-İrtisâmâtü’l-Litâf fî Hâtiri’l-Hac ilâ Akdes-i Metâf’ adlı kitabında toplayarak Kral Abdülaziz Hazretlerine takdim etmiştir. Arslan, kitabın önsözünde şöyle diyor:

“Kitabı tamamlamak nasip olduğunda ve dolunay, hilaline vardığında onu, günlerin alnında bir ışık olan yiğit kral hazretlerine, yani Hicaz, Necd ve etrafının kralı Abdülaziz bin Abdurrahman el-Faysal Âl-i Suud’a ithaf etmeyi uygun gördüm. Bu, gölgesini bu ülkelere yayan emniyetin güzelliğine bir hatırlatma, temellerini sağlamlaştırdığı adaletin değeri için bir takdir, sözlerini yerine getirdiği için bir minnettarlık, Araplığın hakkını ve İslam’ın hakikatlerini koruyan içten Arap Kralı’ndan ötürü duyulan bir sevinç nişanesidir. Allah, o krala olan desteğini daim kılsın, onu ikbalin burçlarına yükseltsin, parlak güneşini ebedileştirsin, diğer Arap kralları ve prensleri ile anlaşmasında ve onun ilerlemesi ve yükselmesi için çabalayan insanlarla çalışmasında onu muvaffak etsin.”

Seyahatname edebiyatı, Hac ibadetine çok şey borçlu. İbadetler ve ritüeller için yapılan yolculuk, yazarların ve bilim adamlarının zihinlerini ateşler, kalemlerini coşkulu yazıma ve hassas gözlemleri, ilginç ve hoş anıları belgelemeye teşvik eder. İbn Cübeyr ve İbn Battuta’da olduğu gibi mirasımızdaki seyahatnamelerin çoğunun ilk kıvılcımı, Hac yolculuğuyla başlar. Daha sonra yazım alanı genişler ve dünya şehirlerinin hikâyelerini ve milletlerle halkların ahvalini içerir. Nihayet saha gözlemine, betimlemeye, araştırmaya, derinlemesine düşünmeye ve incelemeye dayalı özenli bir tarihî kaynak ve görgü tanığı kaydı haline gelir. Seyahatnameler, Arap ve insanlık mirasının büyük hazinelerinden biridir.

*Sakâlibe, Ortaçağ İslam kaynaklarında Slavlarla Slav kökenli kölelere verilen ad.

**Terim olarak teşrik, Kurban Bayramı’nın son üç gününü kapsayan zaman dilimine ve zilhicce ayının belirli günlerinde farz namazlardan sonra söylenen tekbire verilen ad.

***Bilâd-ı Şam; Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin’i içine alan tarihî bölgenin adı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Majalla’dan çevrildi.



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.