Rusya’daki derin devlet ve yarım kalmış bir darbe

Wagner’in isyanına yol açan sebepleri ve bu isyanın Rusya’nın geleceğine yansımalarını anlamaya dönük bir çaba…

Wagner lideri Yevgeniy Prigojin bir süre önce Bahmut’tan açıklamalarda bulunmuştu. (AFP)
Wagner lideri Yevgeniy Prigojin bir süre önce Bahmut’tan açıklamalarda bulunmuştu. (AFP)
TT

Rusya’daki derin devlet ve yarım kalmış bir darbe

Wagner lideri Yevgeniy Prigojin bir süre önce Bahmut’tan açıklamalarda bulunmuştu. (AFP)
Wagner lideri Yevgeniy Prigojin bir süre önce Bahmut’tan açıklamalarda bulunmuştu. (AFP)

Bir ülke stratejik bir hata yaptığında bunu düzeltmek için atılan herhangi bir adım genellikle zararı sınırlama çabası olur. Böyle bir hatanın sonuçlarının üstesinden gelmek, ulusal güvenlik kavramının temellerinin gözden geçirilmesini gerektiren uzun soluklu bir projedir.

Stratejik hatanın neden yapıldığı önemli değildir; tek bir etkenin ya da bir grup etkenin sonucu olabilir. Ancak esas olarak doğru olmayan istihbarat bilgilerinden kaynaklanan yanlış bilgilerin ya da bölgesel ve uluslararası sahnenin yanlış okunmasının bir sonucudur. Bununla birlikte bir ülkeye, ulusal güvenliği için kabul edilemez bir tehdit olarak gördüğü şeyle başa çıkmada daha az kötü bir seçenek olarak da dayatılabilir. Ukrayna’da Rusya’nın başına gelen de belki buydu.

Geçen hafta Rusya’da Wagner Grup’un isyanı, dünyayı şaşkına çevirdi. Rusya’nın bir süper güç olduğu ve orada olan herhangi bir şeyin bölgesel ve uluslararası yansımalara sebep olabileceği göz önüne alınınca bu, anlaşılır bir durum. Resmî bir konumu olmayan yarı askerî bir grubun orduya açıktan açığa meydan okuması, ciddi bir gelişmedir. Özellikle de tarih boyunca merkezî bir siyasi otoriteye sahip olan bir ülkede. Ama bu Rusya tarihinin, daha önce isyanlara tanık olmadığı anlamına gelmez. Nitekim Rusya, son iki yüz yılda buna benzer başarısız isyan girişimlerine sahne oldu.

Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik siyasetinin avantajlarını ve dezavantajlarını ele almıyor. Komşusuna karşı gerçekleştirdiği eylemlerin saiklerini haklı çıkarmak ve itibarsızlaştırmak gibi bir hedefi de yok. Bu sadece Wagner Grup’un isyanına yol açan sebepleri ve bu isyanın Rusya’nın geleceğine yansımalarını anlamaya dönük bir çaba.

Bir ülke stratejik bir hata yaptığında bunu düzeltmek için atılan herhangi bir adım genellikle zararı sınırlama çabası olur. Böyle bir hatanın sonuçlarının üstesinden gelmek, ulusal güvenlik kavramının temellerinin gözden geçirilmesini gerektiren uzun soluklu bir projedir

Hafta sonu tatilinde yaşanan olaylar, Rusya’daki istikrarsız duruma ilişkin beklentiler konusunda büyük bir coşkuya vesile oldu. Zira Wagner’in isyanı, Rusya devletindeki zayıflığa, dolayısıyla büyük bir güç olarak Rusya’nın yaklaşan çöküşüne dair ek bir teyit olarak tasvir edildi.  

dsfv
İsyancı hale gelen askerî Wagner Grup’un lideri Yevgeniy Prigojin. (Reuters)

Hiç şüphe yok ki Ukrayna’daki savaş, Rusya devletinin, özellikle görece zayıf bir komşusuna boyun eğdirilemeyen askerî açıdan zayıf noktalarını açığa çıkardı.

Bununla birlikte çıkarım yapmak için henüz çok erken. Bu nedenle duruma farklı açılardan bakmak için 23 Haziran Cuma-24 Haziran Cumartesi akşamları arasında birkaç saat içinde meydana gelen olaylara tersten bakışa dayalı alternatif yorum üzerine düşünmek faydalı olacaktır.

Herkese açık gerçekler

Birincisi; hiç kimse Wagner Grup’un faaliyetlerinin Rusya devletinin faaliyetleriyle sıkı bir şekilde örtüştüğünü iddia edemez. Nitekim Grup, Rusya liderliğinin ihtiyaç duyduğu, ancak doğrudan sorumluluğu üstlenemediği ya da buna istekli veya hazır olmadığı önemli vazifeleri yerine getirdi. Bu durum; Donbas bölgesi, Kırım, Suriye, Afrika ve son zamanlarda Ukrayna için geçerlidir.

İkincisi; Wagner Grup’un genel karakteri, St. Petersburg’daki günlerinden itibaren Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın bir arkadaşı olan Yevgeniy Prigojin’in şahsında temsil ediliyordu. Örgütün yönetiminin, Prigojin’in sahip olmadığı profesyonel askerî tecrübeye sahip olanların uzmanlık alanı olduğu açıktı.

Üçüncüsü; Prigojin’e Rusya’nın çıkarlarına hizmet ettiği sürece eylemlerini gerçekleştirirken hem operasyonel hem de genel alanda büyük bir esneklik tanındı.

“Hiç kimse Wagner Grup’un faaliyetlerinin Rusya devletinin faaliyetleriyle sıkı bir şekilde örtüştüğünü iddia edemez. Nitekim Grup, Rusya liderliğinin ihtiyaç duyduğu, ancak doğrudan sorumluluğu üstlenemediği ya da buna istekli veya hazır olmadığı önemli vazifeleri yerine getirdi.”

Dördüncüsü; Ukrayna’daki savaş, Wagner Grup için bilhassa Rus ordusuyla ilişkisi bakımından bir dönüm noktası oldu.

Beşincisi; Rus ordusu Ukrayna’daki asıl planlarını gerçekleştiremeyince zararları kontrol altına almak için Wagner Grup çağırıldı. Bu süreçte kaçınılmaz olan oldu: Wagner ile Savunma Bakanı Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Gerasimov temsilciliğindeki askerî kurum arasındaki ilişki kötüleşti. Nitekim Şoygu ile Gerasimov, Prigojin’in öfkesinden ve rahatsız edici sözlerinden en büyük payı alan iki isimdi.

Altıncısı; Wagner Grup’un Ukrayna’da oynadığı rolden ve özellikle Bahmut kentinin ele geçirilmesinden sonra Wagner güçleri ile komutanları Prigojin, güven ve cesaret duydu.   

Yedincisi; Prigojin’in siyasi eğilimlerinin Rusya’daki sağcı milliyetçilerle yakın çizgide olduğu herkesin malumu. Putin’e gerçek ve etkin muhalefet de liberallerden değil, milliyetçi sağdan geliyordu.

sx
Wagner Grup’un paralı savaşçıları, 24 Haziran 2023’te Rusya’nın güneyindeki Rostov şehrinde bir tankın üzerinde görüntülendi.  (Reuters)

Sekizincisi; görünüşe bakılırsa Prigojin, Putin ile ilişkisinin gücünü abartırken Rusya derin devletinin gücünü hafife aldı ve Putin’e kendisine dayatıldığı düşünülen kısıtlamaların üstesinden gelmede yardımcı olabileceğini zannetti.

Dokuzuncusu; Bahmut’taki operasyonun sona ermesi ve Rusya’ya geri çekilmesinden sonra Wagner Grup’un, Moskova’dan gelecek emirleri beklerken yapacağı pek bir şey yoktu. Bununla birlikte ordunun attığı ilk adım, Wagner Grup savaşçılarını orduya dahil etme girişimi oldu. Prigojin buna karşı çıktı; açıkça işaret ettiği üzere direnmeye de hazırdı.

Bu etkenlerin birkaç yıllık etkileşimi, cuma akşamı patlak veren isyanın inşasında başrol oynadı.

Görünüşe bakılırsa Prigojin, Putin ile ilişkisinin gücünü abartırken Rusya derin devletinin gücünü hafife aldı ve Putin’e kendisine dayatıldığı düşünülen kısıtlamaların üstesinden gelmede yardımcı olabileceğini zannetti.

İsyanın hızlı çöküşünün açıklaması

Öncelikle, Prigojin’in Rusya devleti tarafından kendisine verilen rolün sınırlarını aştığı artık açık. Ukrayna’da belirli bir süre yerine getirdiği vazifenin Bahmut’tan sonra artık kendisinden istenmediği de anlaşıldı. Esasında Bahmut savaşı, insani gücünü yıpratarak Wagner Grup’u bir şekilde zayıflattı ve kuvvetle muhtemel dağılmasına zemin hazırladı. Rusya ve Ukrayna’nın Bahmut’a çok fazla stratejik önem vermediğine dikkat çekmeliyiz. Bununla beraber savaş, her iki taraf için de önemli bir sembolik önem kazandı. Olanlar incelendiğinde Rus ordusunun çıkarlarına hizmet ettiği anlaşılır. Nitekim saflarını yeniden birleştirmesi ve Ukrayna’nın beklenen karşı saldırısına hazırlanması için ona imkân tanıdı. Bu esnada Wagner Grup da tasfiye sürecini kolaylaştıran yoğun baskılara maruz bırakıldı. Esasında Wagner güçleri Bahmut’u ancak Rus ordusunun müdahalesinden sonra ele geçirebildi. Rus ordusu, kanatlarını Ukrayna güçlerinin saldırılarından korumak üzere savaşa çok geç müdahale etti.

İkinci olarak; Rus askerî kurumu, Prigojin’in Wagner güçlerine liderlik etmesine bir süre izin verdikten sonra bu aleni kopuşun devam etmesine izin veremezdi. Wagner güçlerinde bazı değişikliklere ihtiyaç vardı ki bu, bu güçleri temsil eden genel karakterden, yan Prigojin’den kurtulmayı gerektiriyordu.

Üçüncü olarak; Prigojin’den kurtulmak yeterli değildi; onu tamamen itibarsızlaştırmak da lazımdı. Rostov-na-Donu’da yaşananlar, buna bir açıklama getirebilir. Nitekim Wagner güçlerinin şehri hiçbir direnişle karşılaşmadan ele geçirmesine izin verildi. Bu da Prigojin’in ordu ve hükümetteki sağcı çevrelerden yana büyük bir desteğe sahip olduğu inancını artırdı.

sdd
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 28 Haziran 2023’te Dağıstan’daki Narın Kala Kalesi’ni ziyaret etti. (AFP)

Dördüncü olarak, zırhlı bir birliği hava desteği olmadan beş yüz kilometreden fazla bir mesafeye taşıma kararı, kötü bir askerî taktikten de öte, düpedüz akılsızlıktı. Aslında Wagner güçleri, Rus Hava Kuvvetleri’nin bombalarının hedefiydi. Bu yüzden böyle bir eylemin tek mantıklı açıklaması, bunun halktaki sempatizanlardan ve derin devletteki çevrelerden destek almak için tasarlanmış siyasi bir tavırdan ibaret olmasıdır. Ancak bunun bir yanılgı olduğu çok geçmeden ortaya çıktı ve Başkan Putin, Wagner’in adımını hemen kınadı. Herhangi bir halk desteği olmadığı için Prigojin, alenen küçük düştü. Ona bir anlaşma teklif edildi; bu anlaşmayı reddedemezdi çünkü alternatif onun için çok daha kötüydü.

Beşinci olarak; isyan, Rusya’nın Ukrayna’daki askerî tutumunda ve taktiklerinde gözle görülür bir değişikliğe yol açmadı. The New York Times gazetesine göre Rus ordusu, cumartesi şafağından önce 50’den fazla füze ateşledi. Dolayısıyla Ukrayna’daki savaş, herhangi bir değişiklik yapılmadan devam edecek gibi görünüyor.

Altıncı olarak, Wagner’in yurtdışındaki operasyonlarının adı değişecek ve yeni bir liderlik altında devam edecek.

Zırhlı bir birliği hava desteği olmadan beş yüz kilometreden fazla bir mesafeye taşıma kararı, kötü bir askerî taktikten de öte düpedüz akılsızlıktı.

Derin devlet, Wagner’in isyanına neden izin verdi?

Kuvvetle muhtemel Putin, bu operasyonun çok daha kötü olacak diğer alternatifler arasında en az maliyetli olduğuna kanaat getirdi. İsyana izin vermek, sadece Rus ordusunda değil, genel olarak Rusya devletindeki zayıflığı gözler önüne serdi.

Halihazırda Putin ve derin devlet, oldukça rahatsız edici bu gelişmenin üstesinden gelebildi. Geleceğin neler getireceği ise önümüzdeki birkaç hafta içinde ortaya çıkacak. Putin, vaziyete tamamen hâkim olduğunu ispatlamak için iktidarını pekiştirmeye ihtiyaç duyacak ve bu, memurlarda ve yönetimde değişiklikler gerektirecek.

Gerçek bir ilgiyi hak eden mesele, Putin’in derin devletle, özellikle bu hadiseden daha güçlü çıkan orduyla ve ister çarlık ister komünist ister komünizm sonrası rejimde olsun, Rusya’nın her yerinde her zaman var olmuş derin devletten ayrı görünmeye çalışan milliyetçi sağla nasıl başa çıkacağıdır. Putin’in karşılaşacağı zorluk, derin devletin farklı bileşenleri arasındaki dengenin yeniden nasıl sağlanacağı olacaktır.

Wagner’in isyanının orta ve uzun vadeli sonuçları hakkında spekülasyonlar olacak. Rusya’ya karşı çıkanlar, büyük bir güç olarak Rusya’nın yok olacağına dair kendini gerçekleştiren kehanetlerini ispatlamak için Putin’in zırhındaki delikleri ortaya çıkarmak üzere hiçbir çabadan kaçmayacak. Rusya ile şahsi çıkarları olmayanlar da bu hadiseyi endişe verici, ancak Rusya’nın geleceği açısından sonuçsuz bir gelişme olarak görecekler. Kaçınılmaz olan bariz sonuç, bunun güçlü Rusya devletinin surunda açılan bir gediği temsil ettiğidir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Majalla’dan çevrildi.

Aybüke Gülbeyaz

https://www.majalla.com/node/294566/%D8%B3%D9%8A%D8%A7%D8%B3%D8%A9/%D8%A7%D9%84%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%B9%D9%85%D9%8A%D9%82%D8%A9-%D9%81%D9%8A-%D8%B1%D9%88%D8%B3%D9%8A%D8%A7-%D9%88%D8%A7%D9%86%D9%82%D9%84%D8%A7%D8%A8-%D9%84%D9%85-%D9%8A%D9%83%D8%AA%D9%85%D9%84



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.