Afganistan'daki istikrarsızlık Pakistan'ın dış politikasına yansıyor

Afganistan'da dört ayrı terör örgütü faaliyet gösteriyor

Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
TT

Afganistan'daki istikrarsızlık Pakistan'ın dış politikasına yansıyor

Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)
Pazar günü başkent Kabil'e bakan Vezir Ekber Han Tepesi'nin zirvesinde nöbet tutan Taliban’a bağlı güvenlik unsurları (AFP)

Taliban başkent Kabil'in kontrolünü ele geçirmesinden bu yana Pakistan'ın dış politika sorunları çoğaldı. Bazı büyük ülkeler, Pakistan'a Afganistan'da olup bitenlere müdahale etmesi için nüfuzunu kullanması çağrısında bulundular.

Afganistan'ın Kandahar bölgesinde vatandaşlar Kurban Bayramı namazı için camiye gelirken nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (EPA)
Afganistan'ın Kandahar bölgesinde vatandaşlar Kurban Bayramı namazı için camiye gelirken nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (EPA)

Şu an Afganistan'da 4 terörist grup faaliyet gösteriyor. Bu gruplardan biri olan Taliban, şu an devleti eline geçirmiş durumda. Bunun yanında Pakistan’ın Afganistan sınırındaki şehirlerinde konuşlu 3 bin ila 4 bin savaşçısı olan Pakistan Taliban Hareketi (Tehrik-i-Taliban Pakistan/TTP) ve ABD’nin Afganistan'dan çekilmesinden sonra Afganistan'da kentsel bölgelerde yoğun terör eylemleri başlatan DEAŞ/Horasan terör örgütü ve son olarak fakat son olmayan El Kaide terör örgütü Afganistan topraklarında faaliyet gösteriyor.

Kabil'deki Kurban Bayramı öncesinde Şah Şemsiyye Camii’nin dışında nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)
Kabil'deki Kurban Bayramı öncesinde Şah Şemsiyye Camii’nin dışında nöbet tutan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)

Tüm bu terör örgütlerinin yanı sıra Afganistan'ın komşu ülkelerinden kaçan ve şimdi Afganistan'da saklanan silahlı gruplar da var. Bunlar arasında Orta Asya ülkelerinden gelen ve Afganistan'da Taliban'ın koruması altında gizlenen silahlı gruplar yer alıyor. Bu gruplar arasında aynı zamanda İran'dan kaçan ve şimdi Afganistan'ı İran şehirlerine ve Afganistan sınırındaki beldelere saldırılar düzenlemek amacıyla bir üs olarak kullanan Sünni gruplar da bulunuyor.

DEAŞ/Horasan ile iş birliği yapan gruplar

Pakistanlı silahlı gruplar da Afganistan'da saklanıyor ve bu grupların DEAŞ/Horasan ile iş birliği yaptığı iddia ediliyor. Bu grupların bir araya gelmeleri, Çin, İran ve Orta Asya ülkeleri gibi bölge ülkeleri için ulusötesi bir tehdit oluşturuyor. Afganistan'la sınırı olmayan güçlü ülkeler de Afganistan'da olup bitenlerin tehdidi altında. Söz konusu ülkeler arasında ABD, Hindistan ve Rusya başta gelirken daha birçok ülke de bu tehditle karşı karşıya.

Afganistan, tutarlı bir dış politika formüle etmek ve sürdürmek gibi ulus-devletin görevlerini yerine getirebilecek bir devlet kurmaktan halen uzak.

Taliban Hareketi’nin meşru bir hükümet olarak tanınması

Ayrıca, uluslararası sistemdeki hiçbir ülke Taliban Hareketi’ni Afganistan'ın meşru hükümeti olarak tanımıyor. Bu yüzden önemli konuların Taliban ile düzenli olarak görüşülmesi söz konusu değil.

ABD ve Rusya, Afganistan konusunda ortak endişelere sahipler. Burada sorumluluk iki nedenden ötürü Pakistan'a düşüyor. Bunlardan biri iç güvenliğini tesis etmesi, diğeri dış politika da dahil olmak üzere başlıca görevlerini düzenli olarak yerine getiren işleyen bir devlete sahip olması.

Dolayısıyla Afganistan'da olup bitenler Pakistan'ın sorumluluğunda ve dış politika konularının önemli bir parçası. Her şey için Pakistan’ı suçlamanın adil olmadığı doğru olsa da dünya işleri böyle dönüyor.

Öncelikle ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra Pakistan’ın dış politikası, bir ulus-devlet olarak Taliban ile Pakistan arasında ayrım yapmakta başarısız oldu. İslamabad, Taliban'la iyi ilişkilere sahip olduğu düşünülse bile bunun Taliban'la Pakistan’ın aynı düzeyde olduğu anlamına gelmediğini dünyaya anlatamadı. Pakistan’ın, Taliban'a sağladığı maddi yardım, Rusya ve İran’ın, ABD’nin çekilmesinden önce Amerikan güçlerine karşı verdikleri mücadelede Taliban’a verdiklerinin yanında oldukça önemsiz kalıyor. Ancak Pakistan işleri uzmanlarına göre kimse İran ve Rusya'dan Taliban'a verdikleri desteğin sorumluluğunu üstlenmesini istemiyor.

Kandahar'daki Şehidan Meydanı'nda Kurban Bayramı öncesinde bir caminin dışındaki üst kontrolü yapan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)
Kandahar'daki Şehidan Meydanı'nda Kurban Bayramı öncesinde bir caminin dışındaki üst kontrolü yapan Taliban’a bağlı bir güvenlik unsuru (AFP)

Dış politikada algılar gerçeklerden daha önemlidir. Bu yüzden herhangi bir bölge ülkesindeki herhangi bir terör saldırısının Pakistan'ın dış politikası üzerinde korkunç etkileri olabilir. Şu an El Kaide ve DEAŞ/Horasan örgütleri, bölgedeki terör ağlarını pekiştirmekle ve terör eylemlerini Hindistan anakarasına ve Hindistan yönetimindeki Keşmir'e doğru yaymakla meşguller. Hindistan'daki olası bir saldırı, Pakistan için çok maliyetli olabilecek bölgesel bir askeri krize neden olabilir. İkinci olarak İran, Çin ve Rusya gibi diğer bölge ülkeleri de Afganistan'daki mevcut durumdan eşit derecede endişe ediyorlar ve endişelerini düzenli olarak Pakistan hükümetine iletiyorlar.

Kurban Bayramı vesilesiyle 27 Haziran 2023'te Kandahar'daki cezaevinden tahliye edilmeye hazırlanan ve Taliban yetkililerinin konuşmasını dinleyen mahkumlar (Reuters)
Kurban Bayramı vesilesiyle 27 Haziran 2023'te Kandahar'daki cezaevinden tahliye edilmeye hazırlanan ve Taliban yetkililerinin konuşmasını dinleyen mahkumlar (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Çin Dışişleri Bakanlığı, haziran ayının ilk haftasında bölgede terörle mücadele konusunda üçlü istişareler için Pakistan ve İran’dan yetkilileri Pekin'de ağırladığını duyurdu.

Çinli, Pakistanlı ve İranlı yetkililer, bölgedeki terörle mücadele çabaları ve teröristlerin sınır ötesi faaliyetleriyle mücadele için ortak çabalar hakkında görüş alışverişinde bulundular. Terörle mücadele ve güvenliğin güçlendirilmesi konularında üçlü istişarelerin kurumsallaştırılması kararlaştırıldı. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, toplantının üç ülkenin küresel güvenlik girişimi üzerinde çalışmak ve bölgesel güvenlik ve istikrarı artırmak için attığı başarılı bir adım olduğu belirtildi.

Rusya ise DEAŞ/Horasan’ın Afganistan'ın kuzeyindeki faaliyetleriyle ilgili endişelerini dile getirirken temkinli davranmaya özen gösterdi.

Kandahar'da Kurban Bayramı dolayısıyla tutuklular serbest bırakıldı... Taliban'ın dini lideri Molla Heybetullah Ahundzade, bir yıl hapis cezasına çarptırılan yaklaşık 144 tutuklunun serbest bırakılması talimatını verdi (EPA)
Kandahar'da Kurban Bayramı dolayısıyla tutuklular serbest bırakıldı... Taliban'ın dini lideri Molla Heybetullah Ahundzade, bir yıl hapis cezasına çarptırılan yaklaşık 144 tutuklunun serbest bırakılması talimatını verdi (EPA)

Ancak Rusya, Çin ve İran, Taliban'a karşı daha ılımlı bir tutum sergiliyorlar ve Afganistan'da ortaya çıkan radikal Sünni gruplara karşı onlarla birlikte çalışmaya istekli olduklarını ifade ediyorlar. Buradan Pakistan'ın Kabil'de Afganistan topraklarını ve hükümet kurumlarını kontrol eden bir yönetimi üzmesi akıllıca olmayacağı anlaşılırken İslamabad, en azından dünyaya tek olmadığını söyleyebilir.

Rusya’nın da bir zamanlar DEAŞ karşısında Taliban’a ulaştırılmak üzere Pakistan ile istihbarat bilgisi alışverişinde bulunduğu biliniyor.



Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
TT

Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)

Çin, Soğuk Savaş'ta uyguladığı "Üçüncü Cephe" stratejisini tekrar devreye sokuyor.

1964'te Mao Zedong'un başlattığı "Üçüncü Cephe" projesi, ABD ve Sovyetler Birliği'nden gelebilecek saldırılara karşı iç ve dağlık bölgelerde gizli sanayi ve savunma altyapısı kurulmasını hedefliyordu.

15 milyon kişinin çalıştığı dev proje, 1970'lerin sonundan itibaren ABD'yle ilişkilerin yumuşamasıyla rafa kaldırıldı. Bugün bu eski tesisler harabeye dönmüş durumda, çevrelerindeki yerleşimlerin büyük bölümü de boşalmış halde.

Ancak Guardian'ın analizine göre ABD-Çin ilişkilerinin yeniden gerilmesiyle Pekin yönetimi, iç bölgeleri tekrar stratejik bir "yedek sanayi ve savunma alanı" olarak konumlandırıyor.

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Temmuz 2024'te "Çin'in stratejik hinterlandını geliştirme ve kilit sektörler için yedek planlar oluşturma" kararı almıştı.

Bu kapsamda, işgal tehdidine veya uluslararası pazarlardan izole olma riskine karşı dayanıklılığı artırmak için Çin'in uzak iç bölgelerindeki eyaletlerin kullanılması gerektiği vurgulanmıştı.

Analize göre 2024'teki bu kararlar, yeni bir "Üçüncü Cephe" stratejisinin devreye sokulduğunu gösteriyor.

Şi Cinping yönetiminin artan riskler karşısında savaş senaryolarına hazırlık yaptığına dikkat çekiliyor.

Çin tarihine odaklanan araştırmacı Covell Meyskens, Asya devinin eskiye kıyasla çok daha güçlü olduğunu vurgulayarak, ordusunun ABD güçleriyle savaşabilecek seviyede olduğunu hatırlatıyor.

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi verilerine göre Şi'nin iktidara geldiği 2012'de Çin'in savunma harcamaları ABD'nin 6'da biri düzeyindeyken, 2024 itibarıyla bu oran üçte bire yükselerek 317,6 milyar dolara ulaştı.

Ayrıca Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre Çin'in silah ithalatı 2021-2025 döneminde önceki 5 yıla kıyasla en az yüzde 70 azaldı. Bu da ülkenin yerli üretim kapasitesindeki artışı gösteriyor.

Tarihçi Meyskens, bölgesel risklerin arttığına ve "Üçüncü Cephe" ideolojisinin yeniden canlandığına işaret ederek şunları söylüyor:

Kesinlikle yeniden düşmanca bir ortama dönülüyor. Bir tür soğuk savaşın içindeyiz.

Pekin ve Tokyo yönetimleri arasındaki gerginlikler de Tayvan meselesi nedeniyle son dönemde artıyor.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kumamoto eyaletine Çin anakarasına ulaşabilecek iki uzun menzilli füze yerleştirildiğini bugün duyurdu.

Açıklamada bunun güvenlik ve savunma amacıyla yapılmış olduğu savunulsa da ÇKP'ye ait İngilizce yayın yapan Global Times'da bugün yayımlanan makalede Tokyo'nun hamlesi eleştirildi.

Analizde, Type 12 füzelerinin etkili bir saldırı kapasitesine sahip olduğu, Japonya'nın "barışçıl Anayasası'ndan uzaklaştığı" vurgulandı.

Independent Türkçe, Guardian, Global Times


NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
TT

NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)

NASA, 50 yıldan uzun süren bir aranın ardından 4 astronotu Ay'a göndermeye hazırlanıyor ve geri sayım resmen başladı.

İnsanlığın 1972'den bu yana ilk kez uyduyu ziyaret edeceği Artemis 2 görevinin, çeşitli ertelemelerden sonra 1 Nisan Çarşamba günü EDT 18.24'te (TSİ 2 Nisan 01.24) Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatılması bekleniyor. 

NASA'nın bu sefer Ay'a göndereceği ekipse, Apollo programıyla bu yolculuğu yapan 24 astronottan epey farklı.

12'si Ay'da yürüyen bu grubun tamamı Amerikalı beyaz erkeklerden oluşuyordu. 

Artemis 2'nin 4 kişilik mürettebatında ise bir kadın, bir siyah ve bir Kanadalı var.

Bu ekip Ay'a iniş yapmayacak ve hatta yörüngesine bile çıkmayacak. Ancak gidiş-dönüş yolculuklarında Apollo astronotlarından binlerce kilometre daha derinlere giderek Ay'ın karanlık tarafının eşi benzeri görülmemiş manzaralarıyla karşılaşacaklar. 

İşte gelecekteki Ay inişlerinin önünü açması hedeflenen Artemis 2 görevindeki astronotlar:

Reid Wiseman

10 günlük görevin liderliğini üstlenecek 50 yaşındaki Reid Wiseman, iki kızını tek başına büyütmeyi hayatının en büyük ve en tatmin edici mücadelesi olarak görüyor.

Emekli bir ABD Deniz Kuvvetleri kaptanı olan Wiseman, 2009'da NASA'ya astronot olarak katıldı.

2014'te Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 5 aydan uzun süre kaldı ve 2020-2022 döneminde Astronot Ofisi'nin başkanlığını yaptı.

dsvfr
Artemis 2, NASA'nın Space Launch System (Uzay Fırlatma Sistemi) roketi ve Orion uzay aracının ilk insanlı görevi (NASA)

2020'de eşini kanser nedeniyle kaybeden Wiseman'ın kızları, babalarının yeniden uzaya gitmesi fikrine başlangıçta pek sıcak bakmamış.

Wiseman durumu "Bunu konuştuk ve ben de 'Bakın, şu anda Dünya'daki tüm insanlar arasında, Ay'ın etrafında uçabilecek konumda olan sadece 4 kişi var. Bu fırsata hayır diyemem' dedim" diye anlatıyor.

Ardından kızlarının desteğini alan Wiseman, en zor kısmın onlardan ayrılmak değil "onlara yüklediği stres" olduğunu söylüyor.

2023'te göreve seçilen astronot o zaman yaptığı açıklamada NASA'nın Ay'a neden gittiği sorusuna "Çünkü insanları Mars'ta görmek istiyoruz" diye yanıt vermişti.

NASA'nın astronotlara yanlarında taşıma izni verdiği kişisel eşyalar arasında Wiseman, görev sırasında düşüncelerini not edebilmek için küçük bir not defteri götürmeyi planlıyor.

Victor Glover

12 yıldır NASA astronotu olarak görev yapan Glover, Artemis 2'de pilot koltuğunda oturacak.

Eski bir ABD Deniz Kuvvetleri savaş pilotu ve test pilotu olan Glover, ABD uzay ajansının az sayıdaki siyah astronotundan biri.

Test uçuşu mühendisliği de dahil üç yüksek lisans derecesi bulunan astronot, aynı zamanda Ay'a giden ilk siyah kişi olacak.

Evli ve 4 çocuk babası olan 49 yaşındaki Glover, "NASA beni hazırlamak için ne kadar zaman ve emek harcıyorsa, ben de ailemi hazırlamak için aynı ölçüde çaba gösteriyorum" diyor.

Ayrıca görev süresince mürettebatın aileleriyle yakın temas kuracak bir astronotun Dünya'da görevlendirilmesinden memnun olduğunu söylüyor.

Göreve hazırlanırken 1960'lardaki görevlerin makalelerini inceleyen pilot, astronotları ve onların ailelerini düşünmeye başladığını belirtiyor.

Glover "Kendimizi keşfetmeye itmek, kimliğimizin özüdür" diyerek ekliyor:

İnsan olmanın bir parçası... Nerede olduğumuzu, neden burada bulunduğumuzu ve evrendeki yerimize dair büyük soruları anlamak için keşfe çıkıyoruz.

Glover yanına bir İncil, evlilik yüzükleri ve aile yadigarlarının yanı sıra Apollo 9 astronotu Rusty Schweickart tarafından derlenen ilham verici alıntılar koleksiyonunu almayı planlıyor.

Christina Koch

Görev uzmanı olarak Artemis 2'de yer alan Christina Koch, 2019'da Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 328 gün geçirerek tek seferde uzayda en uzun süre kalan kadın rekorunu kırdı.

Bu dönemde tamamen kadınlardan oluşan ilk uzay yürüyüşüne de katıldı.

47 yaşındaki mühendis ve fizikçi, 2013'te NASA'ya katılarak daha sonra Maryland'deki Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nde Dünya gözlem uyduları üzerinde çalıştı.

Koch'un Ay'a gidecek ilk kadın olma yolculuğu bir fotoğrafla başlamış. Apollo 8 görevindeki Bill Anders'ın ünlü "Dünya'nın doğuşu" fotoğrafını odasına asmış ve deklanşöre otomatik bir kameranın değil, bir insanın bastığını öğrendiğinde astronot olmaya karar vermiş.

NASA tarafından çağrılmadan önce Koch, Güney Kutbu'ndaki bir araştırma istasyonunda bir yıl geçirdi.

Bilim insanı 2020'de yaptığı bir açıklamada "Beni küçük hissettiren, evrenin büyüklüğünü, evrendeki yerimi düşünmemi sağlayan şeyleri çok severim" demişti.

Koch geçmiş görevleri sayesinde ailesini ve arkadaşlarını duruma alıştırdığını söylüyor:

Şu ana kadar çevremdekilerden pek endişe duyan olmadı. Belki köpeğim hariç ama ona bunun sadece 10 gün süreceğini açıkladım. Geçen seferki kadar uzun sürmeyecek.

Ayrıca iletişim, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki kadar rahat olmayacağı için eşinin evde bir şeyi bulamadığında kendisini arayamayacağını söyleyerek espri yapıyor.

Koch uzaya giderken, yakın olduğu kişilerin elleriyle yazdığı notları alıyor.

Jeremy Hansen

İlk uzay yolculuğuna çıkmaya hazırlanan Jeremy Hansen, aynı zamanda böyle bir göreve seçilen ilk Kanadalı olmanın sorumluluğunu da taşıyor.

Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış eski bir savaş pilotu ve fizikçi olan Hansen, 2009'da Kanada Uzay Ajansı'na katıldı.

Daha önce hiç uzaya gitmese de NASA'nın Johnson Uzay Merkezi'nde yeni astronotların eğitiminde önemli bir rol oynadı.

Evli ve üç çocuğu olan fizikçi, uzaya duyduğu hayranlığının kökenini tıpkı Koch gibi Apollo 8'e borçlu. 
 

vd
Artemis görevindeki başka bir mürettebatın 2028'de Ay yüzeyine inmesi planlanıyor

Kanada'nın kırsal kesiminde büyüyen Hansen, Buzz Aldrin'in Ay yüzeyinde durduğu bir fotoğrafı gördükten sonra ağaç evini hayali bir uzay gemisine dönüştürmüş.

Görev uzmanı olarak ekibe katılan astronot, Apollo görevinde insanları Ay'a göndermenin ne kadar büyük bir çaba gerektirdiğini ancak şimdi anladığını söylüyor.

Hansen "Şimdi dışarı çıkıp Ay'a baktığımda, bana eskisinden biraz daha uzak geliyor" diyerek ekliyor:

Videolarını izlerken düşündüğümden çok daha zor olduğunu ayrıntılarıyla anlıyorum.

Kanadalı astronot, eşi ve çocuklarına hediye ettiği, Ay şeklindeki kolye uçlarının yanı sıra akçaağaç şurubu ve akçaağaç kurabiyelerini de uzaya götürecek.

Independent Türkçe, Science Alert, CNN, BBC, NASA


İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
TT

İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)

Almanya'da radikal sağcılar, yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle Rusya'dan enerji tedarikinin artırılması gerektiğini savunuyor.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu ayki eyalet seçimlerinde önemli sonuçlar elde ettikten sonra, Rusya'dan ucuz enerji tedariki için uzun süredir devam eden çağrılarını yeniden gündeme getirdi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı saldırılarıyla patlak veren savaşın başından bu yana Almanya'da benzin fiyatları yüzde 15'in üzerinde arttı.

AfD'nin yükselen akaryakıt fiyatları üzerinden kurduğu söylem, ülkenin otomotiv endüstrisinin merkezi olan Baden-Württemberg'deki seçmenler arasında büyük yankı buldu.

Radikal sağcı partinin eyaletteki başbakan adayı Markus Frohnmaier, seçim kampanyasında bu meseleye odaklandıklarını belirtiyor:

Almanya ekonomisinin şu anki durumu vahim. Almanya'nın enerji bağımsızlığı ve uygun fiyatlı elektrik için yeniden Rus doğalgazı ve petrolü ithal etmeye başlaması hayati önem taşıyor.

2022'de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından önce Moskova, Almanya'nın ham petrol ithalatının üçte birinden fazlasını ve doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyordu.

Ancak Kuzey Akım'a sabotaj düzenlenmesi ve Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları nedeniyle Berlin yönetimi Norveç, Hollanda ve Belçika'dan enerji tedarik ediyor.

Alman istatistik kurumunun verilerine göre, az miktarda sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dolaylı ithalatı dışında Rus petrolü ve doğalgazı alınmıyor.

AfD uzmanı Johannes Hillje, "Bu argüman, soyut jeopolitik açıklamalara kıyasla insanların günlük yaşamlarıyla çok daha yakından bağlantılı" diyor.

Ancak Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hıristiyan Demokratlar (CDU) partisinden Parlamento Dışişleri Komisyonu üyesi Roderich Kiesewetter, AfD'nin bu çağrıları tekrar gündeme getirmesini eleştiriyor:  

AfD, Almanya'da kasıtlı olarak Rus söylemlerini yaygınlaştırıyor. Rusya'dan petrol ve doğalgaz ithalatının artması, Avrupa'nın güvenliği ve ortaklarımızın güveni açısından felaket olur.

Almanya'nın güneybatısındaki Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart'ta düzenlenen Meclis seçiminde, Yeşiller partili Cem Özdemir zafer kazanarak ilk Türk kökenli eyalet başbakanı olmuştu.

Diğer yandan AfD'nin oy oranını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8'e çıkarması dikkat çekmişti. Genelde doğu eyaletlerinde yüksek oy toplayan parti, bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, DW Türkçe