Athena: Netflix, Fransa'daki şiddet dalgasını tahmin etti mi?

Netflix platformunda yayınlanan Athena filmi, öfkeli kalabalığın Fransız polisine karşı eylemini tarafsız bir bakış açısıyla ekrana yansıtırken daha çok iki taraf arasındaki çatışmayı izleyiciye aktarıyor

Athena film ile Fransa'nın güncel gerçekliği arasında Cezayirli iki genç olayların itici gücü olarak karşımıza çıkıyor (Netflix)
Athena film ile Fransa'nın güncel gerçekliği arasında Cezayirli iki genç olayların itici gücü olarak karşımıza çıkıyor (Netflix)
TT

Athena: Netflix, Fransa'daki şiddet dalgasını tahmin etti mi?

Athena film ile Fransa'nın güncel gerçekliği arasında Cezayirli iki genç olayların itici gücü olarak karşımıza çıkıyor (Netflix)
Athena film ile Fransa'nın güncel gerçekliği arasında Cezayirli iki genç olayların itici gücü olarak karşımıza çıkıyor (Netflix)

Sağir el-Hidri 

Fransa'da banliyö sakinleri ile polis arasında çıkan çatışmaları ve olayları yakından takip edenler, 23 Eylül 2022 tarihinde Netflix tarafından yayımlanan 'Athena' adlı filmdeki olaylarla arasında garip bir benzerlik fark edeceklerdir.

Bu benzerlik, çok sayıda Fransız sosyal medya kullanıcısı tarafından söz konusu filmden sahneleri yayınmlamaya itti.

Hatta bu filmin ikincisinin, Fransa'daki olayların seyriyle ilgili hicivli bir bakış açısıyla çekilebileceği bile söylenebilir. 

Romain Gavras'ın yönettiği film birçok eleştirmenden tam not aldı. Yönetmen Gavras, ilk olarak ilginç öyküsünün yanı sıra çekim formatı ve görüntü kalitesiyle iki ödül kazandığı Venedik Uluslararası Film Festivali ile uluslararası film festivallerine katılmaya başladı.

Film, bu dramatik bir hikaye üzerinden Fransa'da halen pek çok kişi tarafından göz ardı edilen bir dosyayı, yani özellikle Kuzey Afrika (Mağrip Bölgesi) ülkelerinden gelen göçmenlerin çocukları olan Fransız vatandaşı gençleri konu ediniyor ve özellikle Fransız yetkililere ve resmi makamlara karşı her zaman şiddet yanlısı ve isyankar olarak etiketlenen bu gençlere yönelik güvenlik güçlerinin muamelesini ele alıyor.

İdir ve Nael

Athena filmi ile Fransa'nın güncel gerçekliği arasında Cezayirli iki genç olayların itici gücü olarak karşımıza çıkıyor.

Filmde, İdir adında 13 yaşındaki bir çocuk, Fransız polisi tarafından öldürülür. Bunun üzerine İdir'in abilerinin başlattığı yaygın bir öfkeye yol açar.

Fransa'da son günlerde yaşanan olayların kaynağında ise 17 yaşındaki Nael M. adlı Cezayir kökenli bir gencin Fransız polisi tarafından öldürülmesinin yarattığı öfke Fransa'nın banliyölerinde kaosa neden oldu.

Film, İdir'in ölümünün ardından Fransız yetkililerin gerilimi azaltmak amacıyla düzenlediği basın toplantısıyla başlıyor.  

Ancak İdir'in kardeşi Karim'in Kuzey Afrika kökenli arkadaşlarıyla baskın düzenlediği basın toplantısında molotofkokteyli atmasıyla durum daha da kötüleşiyor.

Ardından emniyet müdürlüğüne biri saldırı düzenleniyor. Emniyet merkezinde güvenlik güçlerine ait silahlara ve arabalara el koyan kurbanın abisi, film yönetmeninin hayalindeki 'Athena' adlı mahalleye dönüp orada saklanıyor.

Olayların gelişmesiyle bir Fransız polisi, İdir'in katillerinin adalete teslim edilmesi karşılığında takas edilmek amacıyla kaçırılır.

Ancak yetkililer, kendi hikayelerine bağlı kalmakta ısrar ettikçe işler sarpa sarar. Bu da Fransa'ya aidiyet konusunda karışık duygular yaşamakla suçlananların daha fazla şiddete başvurmalarına ve farklı kökenlerden gelen Fransız ailelerin kendi içlerinde çatışmalarına yol açar.

Olayları daha da ilginç kılan, filmdeki çatışmanın, Kuzey Afrika kökenli Fransızlar ile diğerleri ve devlet arasındaki krizle sınırlı olmayıp, ailelerinin de kendilerinin başına bela olabilecek uçurumu ortaya koyarak daha da ileriye gitmesi.

İdir'in üç abisi vardır. Bunlardan biri küçük kardeşinin intikamını almaya çalışan Karim, diğeri yurtdışındaki operasyonlardaki gösterdiği cesaret ve kahramanlıklardan ötürü madalyalar alan ve ailesinin gurur, fakat düşmanları olarak gördükleri Fransız güvenlik ve askeri teşkilatlarıyla birlikte kendilerine ihanet ettiğini düşünen diğerleri için bir hayal kırıklığı kaynağı olan Fransa ordusuna mensup Abdel ve üçüncüsü kendi çıkarları için her şeyi yapmaya hazır olan bir uyuşturucu satıcısıdır.

Film, tıpkı şu an polisle çatışmaların yaşandığı Fransa'nın banliyöleri gibi otoritelere karşı başkaldıran bir bölge olarak tasvir edilen Athena'da geçtiği için gücünü zamanın ve mekanın birlikteliğinden alıyor.

Bu da hali hazırda asi, isyankar ve şiddet yanlısı çevreler olarak imajlarını pekiştiren klişelerden şikayetçi olan Kuzey Afrikalı toplulukların bu filme karşı duyduğu öfkeyi açıklıyor.

Göçmen çocukları arasındaki iç mücadeleyi yansıtan sahnelerden birinde Karim ve Abdel, Athena mahallesinin Fransız güvenlik güçlerine karşı ayaklanmasında karşı karşıya geliyorlar.  

Karim, yetkililerin kardeşinin güvenlik güçleri tarafından değil, aşırı sağcı bir grup tarafından öldürüldüğünü ortaya çıkardıklarında bunu reddediyor. Abdel ise buna ikna oluyor ve Kerim'i de ikna etmek için çabalıyor. 

Bu arada yetkililer, hem polisin özellikle Fransa'daki dördüncü nesil göçmenlerin çocuklarına karşı aşırı şiddet uyguladığını kabul etmiyor hem de Athena'daki durumu kontrol etme girişimlerinde çok sayıda güvenlik gücünü seferber etmekten çekinmiyor. Tıpkı son dönemde Fransa'da yaşanan olaylarda olduğu gibi.

Yönetmen Romain Gavras, coşkulu bir film müziği eşliğinde ve büyük bir cesaretle, Fransa'yı eski bir Yunan trajedisi (antik Yunan'da tiyatronun popüler bir şekli) biçiminde tasvir ediyor.

Belki de basın açıklamalarından birinde kendisinin ve Athena ekibinin filmin neden olabileceği tepkileri hiç düşünmediğini söylemesine neden olan da buydu.

Destansı sahneler

Athena filmi sadece gündeme getirdiği sorunla değil, muhteşem denebilecek sahnelerin üretildiği çekim tarzıyla ve özellikle Fransız polisinin mahalleye baskın yaptığı ve basın toplantısına düzenlenen saldırı sırasındaki öfke ve gerilim atmosferini yansıtan detayların yer aldığı 12 dakikalık tek seferde çekilen açılış sahnesiyle de övgüyü hak ediyor.

Görüntü yönetmeni Mathias Boucard'ın çekim ekibinin çıkardığı iş, baş rollerle ve yardımcı oyuncularla serbestçe hareket ederken, filmin trajik olaylarıyla tutarlı görünüyordu.

Uzun sahneler, ışığın doğru kullanılması ve oyuncuların ne yapacaklarını daha önce uzun uzadıya prova etmesi gibi konularda büyük bir özen gösterildiğini ortaya koyuyor. 

Filmin sahnelerindeki detayları dikkatle inceleyenler, uzun metrajlı filmlerden çok belgesellere daha yakın bir tarzda olduğunu düşünebilirler, fakat öfkeli kalabalığın Fransız polisine karşı tutumu karşısında tarafsızlığını korurken, daha çok iki taraf arasındaki çatışmayı izleyiciye aktarıyor.

Filmin vermek istediği mesajlarla özdeşleşen sahneler ve Fransız toplumundaki çelişkiler, özellikle de Abdel'in yaşadığı şüphe durumu ve polisten intikam almak konusunda kardeşiyle karşı karşıya gelmesi, ardından tutumunu değiştirmesi ve kaçırılan polisi kurtarmak için bir Fransız subaydan İdir'in katillerini getirmesini isterken telefonda ağlaması filmdeki olaylara trajik bir hava kazandırıyor.

İç savaşın habercisi

Halen uluslararası yarışmalarda ve festivallerde ödüller kazanan Athena filmi, taraflardan her birinin kendisini ve fikirlerini bu filmde görmesi Fransız siyasi çevrelerinde büyük yankı uyandırdı.

Aşırı sağcılara göre film, göç dalgasına karşı uyararak ve buna son verilmesi çağrısında bulunarak içinde yaşadığı kabusu yansıtıyordu.

Solcular için ise bu film, temel aldığı 'özgürlük, eşitlik ve kardeşlik' ilkelerine rağmen, Fransız toplumunun yaşadığı çelişkilerin ve dördüncü kuşak göçmenler ile Beşinci Cumhuriyet arasındaki derin uçurumun dikkate değer bir yansıması niteliğinde ve göçmen vatandaşlarla güvenlik güçleri arasındaki bu durum, bu önemli değerlerden biri olan eşitliği baltalıyor.

Belki de aşırı sağcı Eric Zemmour liderliğindeki Reconquête (Yeniden Fetih) Partisi'nin üyesi Gilbert Collard, filmin Fransa'da yaklaşmakta olan bir iç savaşın habercisi olduğu konusunda uyardı.

Collard, bu filmin partinin mesajlarının alındığının en önemli kanıtı olduğunu, fakat kimin bunu anlayacağının meçhul olduğunu söyledi.

Collard, özellikle Kuzey Afrika ve diğer ülkelerden gelen göçmenlerin topluma entegrasyonu ve tüm Fransızlara gerçek eşitliğin getirilmesi arasındaki ikilem nedeniyle bunu anlamanın biraz geç olabileceğini de sözlerine ekledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aşırı sağcı partilerin göçmenlik konusundaki söylemlerinden birkaç kez uzak durmaya çalıştı, hatta daha da ileriye gitti ve Fransız cumhurbaşkanları ile banliyöler arasındaki muğlak ilişkiye son verme planlarını ilerleterek, yatırımcıları yetkililere işsizlikle mücadelede yardım etmeye ve banliyölerdeki gençlerin diğer Fransızlarla eşit şartlara sahip olmaları için istihdam olanakları sağlamaya çağırdı.

Ancak bu planlar, özellikle göçmenlerin çocukları ile Fransızların geri kalanı arasındaki eşitsizlikle mücadele istenen hedefe ulaşamadı.

Uluslararası arenada parıldayan ancak içeriden parçalanmış halde olan Fransa'da 'bir iç savaşın habercisi' olan Athena filminin verdiği mesaj da bu.

Aslında Fransız sinemasının varoş halkı ile Fransız devleti arasındaki kopuşa dair haykırışlar Athena filmiyle sınırlı değil ve devam ediyor.

Bunun yanında film, mevcut durumun sonucunu daha net ve açıklayıcı anlatabilirdi.

Adını doğrudan ünlü Fransız yazar Victor Hugo'nun romanından alan ve 2019 yılından beri sinemalarda gösterilen 'Sefiller' filmi, banliyö sakinleri ile Fransız kolluk kuvvetleri arasındaki ayrıma karşı uyarıda bulunuyor

Les Miserables filminin yönetmeninin de muhtemelen her an olayların patlayabileceğine dair net bir mesaj vermek isteyen Athena filminin senaryosunun yazarlarından Ladj Ly olması da dikkat çekici.

Hala uzun metrajlı film yazarlığı ve yönetmenliği konusunda el yordamıyla yol arayan bu yönetmenin düşünceleri gerçeğe büyük ölçüde yansıdığından bu mesajlar gerçeklikten ayrı tutulamaz.

Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin 2005 yılında 'pislik' dediği banliyö sakinlerine yönelik ayrımcı ve ırkçı açıklamalarla tetiklenen olaylar, Fransızların hafızasında halen tazeliğini koruyor.

O sıra patlak veren kanlı olaylar 2 bin 700 kişinin tutuklanmasına yol açarken, en az 8 bin 700 araba yakıldı.

Cezayir asıllı genç Nael'in öldürülmesiyle de ülke şu an adeta kaynayan bir cadı kazanı gibi.

 

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Papa Leo'dan İran savaşı çıkışı: Trump'la tartışmaya girmeyeceğim

Papa Leo, ABD'nin İran'la savaşı hakkında ABD Başkanı Donald Trump'la tartışmaya girmeyi "hiç de istemediğini" ve İncil'i vaaz etmeyi sürdüreceğini söyledi (AFP)
Papa Leo, ABD'nin İran'la savaşı hakkında ABD Başkanı Donald Trump'la tartışmaya girmeyi "hiç de istemediğini" ve İncil'i vaaz etmeyi sürdüreceğini söyledi (AFP)
TT

Papa Leo'dan İran savaşı çıkışı: Trump'la tartışmaya girmeyeceğim

Papa Leo, ABD'nin İran'la savaşı hakkında ABD Başkanı Donald Trump'la tartışmaya girmeyi "hiç de istemediğini" ve İncil'i vaaz etmeyi sürdüreceğini söyledi (AFP)
Papa Leo, ABD'nin İran'la savaşı hakkında ABD Başkanı Donald Trump'la tartışmaya girmeyi "hiç de istemediğini" ve İncil'i vaaz etmeyi sürdüreceğini söyledi (AFP)

Papa Leo, ABD Başkanı Donald Trump'la ABD'nin İran'la savaşı hakkında tartışmaya girmeyi "hiç de istemediğini" ve İncil'i vaaz etmeyi sürdüreceğini söyledi.

Leo, 11 günlük Afrika turunda Angola'yı ziyareti sırasında cumartesi günü Associated Press'e, "Ortada belli bir anlatı var; bunun bütün yönleri doğru değil ama bu durum, ABD Başkanı'nın gezinin ilk gününde benim hakkımda yaptığı bazı yorumların yarattığı siyasi ortamdan kaynaklanıyor" diye konuştu.

O zamandan beri yazılanların büyük kısmı, söylenenleri yorumlamaya çalışan yorumların yorumundan ibaret.

Leo, Trump'ın geçen haftaki Truth Social mesajlarında Amerikan doğumlu Papa'yı "ZAYIF" diye nitelemesi, suç konusunda "Radikal Sol'a hizmet etmekle" suçlaması ve Katolik liderin nükleer silahlı bir İran istediği yönündeki yanlış iddialarına değindi.

Trump, "Çok iyi bir iş çıkardığını düşünmüyorum. Papa Leo'nun hayranı değilim" demişti.

Leo, sürekli barışla diyalog çağrısında bulunuyor ve savaş için dini gerekçelerin kullanılmasını kınıyor. Özellikle de Trump'ın İran medeniyetini yok etme tehdidini "gerçekten kabul edilemez" diye nitelemiş ve Trump yönetiminden korkmadığını söylemişti.

Papa ayrıca, Amerikalıları "İsa Mesih adına" İran'da ABD zaferi için dua etmeye çağıran Savunma Bakanı Pete Hegseth'e de karşı çıktı.

Perşembe günü Kamerun'da Papa, dünya halklarının "tiranlar" ve savaş çığırtkanlarının yarattığı felaketin pençesinde acı çektiğini belirtti.

Yorumları geniş çapta Trump ve ABD'nin İran'daki savaşına yönelik eleştiri olarak görüldü ancak Leo bu sözleri Trump'ın kendisini eleştirmeye başlamasından iki hafta önce yazdığını söyledi.

Leo, cumartesi günü gazetecilere, "Yine de sanki ben yine başkanla tartışmaya girmeye çalışıyormuşum gibi algılandı; ki bu benim hiç de istemediğim bir şey" dedi.

Afrika'ya öncelikle bir papaz, Katolik Kilisesi'nin başı olarak; Afrika'daki tüm Katoliklerle birlikte olmak, onlarla kutlamak, onları cesaretlendirmek ve onlara eşlik etmek için geliyorum.

bgrb
Başkan Donald Trump'ın açıkça ilahi güçle bir adamı iyileştirdiği, yapay zeka üretimi görsel. Başkan bu görüntüyü Truth Social'da paylaştı (@realDonaldTrump/Truth Social) .

Leo'ya eleştirileri sürerken bu hafta Trump, Truth Social'da kendisini hasta bir adamı iyileştiren İsa olarak gösteren yapay zeka üretimi görseli paylaşarak Hıristiyanları daha da öfkelendirdi. Başkan daha sonra görseli sildi ve bunun kendisinin doktor olarak gösterdiğini düşündüğünü iddia etti.

Gazetecilere, "Evet onu yayımladım ve bunun beni doktor olarak gösterdiğini, Kızılhaç'la ilgili olduğunu, orada bir Kızılhaç çalışanı olarak çalıştığımı düşündüm, ki biz Kızılhaç'ı destekliyoruz" dedi.

Beni doktor olarak insanları iyileştirirken göstermesi gerekiyordu. Ve ben insanları iyileştiriyorum. Hem de çok daha iyi hale getiriyorum.

Trump yönetimi yetkilileri, yaşanan tartışmanın ardından başkanın savunmasına geçti. 2019'da Katolikliğe geçen Başkan Yardımcısı J.D. Vance de salı günü yaptığı açıklamada, Leo'nun "ahlaki konularla ilgilenmesi" ve siyasetten uzak durması gerektiğini söyledi.

The Independent, Beyaz Saray'dan konuyla ilgili yorum istedi.

Independent Türkçe


İngiliz polisi, Londra’da Yahudi yönelik kundaklama saldırılarında İran bağlantısı şüphesi üzerinde duruyor

Londra’nın genel görünümü (Arşiv - Reuters)
Londra’nın genel görünümü (Arşiv - Reuters)
TT

İngiliz polisi, Londra’da Yahudi yönelik kundaklama saldırılarında İran bağlantısı şüphesi üzerinde duruyor

Londra’nın genel görünümü (Arşiv - Reuters)
Londra’nın genel görünümü (Arşiv - Reuters)

Metropolitan Polis (Londra'nın polis teşkilâtı) pazar günü yaptığı açıklamada, Londra’daki Yahudi ibadethaneleri ve Yahudi toplumuyla bağlantılı noktalara yönelik kundaklamaların İranlı ajanlar tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği ihtimalini araştırdıklarını duyurdu.

Açıklamada, terörle mücadele ekiplerinin saldırıları soruşturduğu, hedefler arasında sinagogların yanı sıra Farsça yayın yapan bir medya kuruluşuna yönelik saldırının da bulunduğu belirtildi.

Yangınlarda herhangi bir can kaybı yaşanmazken, son saldırının dün akşam Kuzey Londra’daki bir sinagogda hafif hasara yol açtığı bildirildi.

Polis Teşkilatı Kıdemli Yetkilisi Vicki Evans, kendisini “İslami Sağcılar Hareketi” olarak adlandıran bir grubun internet üzerinden saldırıların sorumluluğunu üstlendiğini açıkladı.

Evans, “Bu grubun İran ile bağlantılı olabileceğine dair kamuoyuna yansıyan haberlerin farkındayız. Beklendiği üzere, soruşturma ilerledikçe bu ihtimali incelemeyi sürdüreceğiz” dedi.

İran yönetiminin suç unsurlarını vekil olarak kullanma yöntemine daha önce de değindiklerini belirten Evans, “Bu yöntemin burada, Londra’da kullanılıp kullanılmadığını araştırıyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail Hükümeti ise “İslami Sağcılar Hareketi”ni yeni kurulmuş bir yapı olarak nitelendirirken, İran adına faaliyet gösterdiğinden şüphelenilen bir grupla bağlantılı olabileceğini öne sürdü. Söz konusu grubun ayrıca Belçika ve Hollanda’daki sinagoglara yönelik saldırıların sorumluluğunu da üstlendiği belirtildi.


ABD’nin Louisiana eyaletinde meydana gelen silahlı saldırıda 8 çocuk hayatını kaybetti

ABD’nin Iowa eyaletindeki bir şehirde görev yapan polis memurları (AP)
ABD’nin Iowa eyaletindeki bir şehirde görev yapan polis memurları (AP)
TT

ABD’nin Louisiana eyaletinde meydana gelen silahlı saldırıda 8 çocuk hayatını kaybetti

ABD’nin Iowa eyaletindeki bir şehirde görev yapan polis memurları (AP)
ABD’nin Iowa eyaletindeki bir şehirde görev yapan polis memurları (AP)

Shreveport polisi, aile içi anlaşmazlıklarla bağlantılı iki farklı eve düzenlenen silahlı saldırılarda 8 çocuğun öldürdüğünü açıkladı. Olayın pazar sabahı erken saatlerde gerçekleştiği bildirildi.

Shreveport Polis Sözcüsü Chris Bordelon, hayatını kaybeden çocukların yaşlarının 1 ile 14 arasında değiştiğini belirtti. Bordelon, Associated Press’e yaptığı açıklamada, silahlı saldırıda yaralananların sayısının 10 yükseldiğini açıkladı.

Bordelon, şüphelinin polis tarafından takip edildiği sırada vurularak öldürüldüğünü aktardı. Şüphelinin olay yerinden kaçarken bir aracı gasp ettiği ve ardından polis tarafından kovalandığı ifade edildi.

Olayın yaşandığı evlerden birinin önünde düzenlenen basın toplantısında yetkililer, yaşananlar karşısında şok olduklarını dile getirerek, soruşturma sürerken bölge halkından sabırlı olmalarını istedi. Yetkililer, üç farklı noktaya yayılan olay yerinde incelemelerin sürdüğünü ve detayların henüz netleşmediğini bildirdi.

Shreveport Emniyet Müdürü Wayne Smith, saldırının yerel saatle pazar sabahı 06.00 civarında gerçekleştiğini belirtti. Smith, şüpheli saldırganın polis takibi sırasında vurularak öldürüldüğünü doğruladı.

Vurulan çocuklardan bazılarının şüpheliyle akrabalık bağı bulunduğunu ifade eden Smith, “Bu, çoğumuzun daha önce hiç görmediği ölçekte bir olay. Ne söyleyeceğimi bilemiyorum, büyük bir şok içindeyim. Böyle bir olayın nasıl gerçekleşebileceğini hayal bile edemiyorum” dedi.

Kuzeybatı Louisiana’da yaklaşık 180 bin nüfusa sahip kentin belediye başkanı Tom Arceneaux ise yaşananları “bir trajedi, belki de şimdiye kadar karşılaştığımız en kötü trajedi” sözleriyle değerlendirdi. Arceneaux, “Bu korkunç bir sabah” ifadelerini kullandı.