İnternetteki en büyük savaş: Threads vs Twitter

Sanal alemden gerçek ringe: Musk vs Zuckerberg

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera
TT

İnternetteki en büyük savaş: Threads vs Twitter

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera

Halid el-Kassar

Bu yazı yazılırken Threads uygulaması yaklaşık 100 milyon yeni kullanıcıya ulaştı. Böylece toplumları boğan ve bu toplumların önde gelenlerini bir platformdan diğerine savuran sosyal medya alemlerindeki yüz milyonlarca kişinin arasına katıldılar.

Twitter platformundan kopyalanan yeni yazılı sohbet uygulaması, mavi kuşa büyük bir rakip olarak değil, ‘Twitter katili’ olarak tanıtıldı. Uygulamanın adı medyada büyük yankı uyandırdı. Twitter ise buna avukatı tarafından Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg'e gönderilen ve onu dava etmekle tehdit eden bir mektupla karşılık verdi. Zuckerberg’i ticari sırlara ve diğer çok gizli bilgilere erişimleri olan ve halen de olmaya devam eden eski Twitter çalışanlarını işe almakla suçladı. META'nın şirketler arasındaki ticari ilişkiler etiği açısından bu tür bilgileri kasıtlı olarak elde etmeyi düşünüyorsa bu, büyük bir ihmal olarak kabul edilebilir.

Threads, özellikleri arasında herhangi bir yenilik sunmamasına rağmen ‘olumlu ve yaratıcı’ paylaşımlar için ek bir alan olarak tanımlanıyor. META, Twitter platformunun Elon Musk tarafından geçtiğimiz ekim ayında satın alınmasından bu yana yaşadığı karmaşadan yararlanarak açıklamalarda bulunmak, reklam ve tanıtım yapmak ve daha birçok amaçla kullanılmak üzere benzer bir platformu hayata geçirdi.

Peki, Threads kullanıcılarına ne gibi faydalı sağlayabilir? Cevap, sosyal medya kullanıcılarının platformların çeşitliliği konusunda verecekleri yanıt olacak. Fakat içerik mi daha önemli yoksa takipçi sayısı ve çoğu zaman önemsizliğe doğru bir yarış olan ‘beğeniler’ ve ‘trendler’ yarışı mı?

Threads, şimdiye kadar heyecan verici sayıda takipçi kazanıyor gibi görünüyor. Threads'in sunduğu en büyük özellik, Twitter’dan atılan ya da baskı altına alınan ‘mültecilerin’ kabul edildiği yer olması ve özellikle yeni hayata geçilen uygulamanın ağabeyleri olan Facebook ve Instagram’ın itibarını da hesaba katarsak ciddiyetine dair henüz bir kanıtın olmadığı ‘özgürlükler vahası’ olarak görülmesinde saklı. Buna karşın Twitter'ın yeni CEO'su Linda Iaccarino, geçtiğimiz haziran ayında göreve geldiğinde verdiği sözü tutarsa platform dünyanın en doğru bilgi kaynağı haline gelecek.

Threads kullanıcılarına ne gibi faydalar sağlayabilir? içerik mi daha önemli yoksa takipçi sayısı ve çoğu zaman önemsizliğe doğru bir yarış olan ‘beğeniler’ ve ‘trendler’ yarışı mı?

Twitter platformuyla biçim ve içerik olarak rekabet etme niyetini açıklayan yeni uygulamanın arkasında Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın çatı şirketi META olmasaydı Threads, bu çılgın katılıma ve büyük ilgiye tanık olmazdı. Yöntem, iki taraf arasında katılık, esneklik ve hatta kabalık arasında farklılık gösterse bile, her biri saf ticari kar elde etmeye çalışan iki milyarder arasındaki bir düello olduğu kadar iki platform arasındaki bir rekabet değildir.

Musk ve Zuckerberg ringte

Belki de Threads’ın yarattığı heyecanı artıran ve yaygınlaştıran, rakip platformun kurulduğunun duyurulmasından önce çıkanlardı. Twitter'ın sahibi Elon Musk (52), rakibi META'nın sahibi Mark Zuckerberg'i (39) geçtiğimiz ay gerçek bir fiziksel düello için kafes dövüşü için ringe davet etti. Hem Musk hem de Zuckerberg fitness eğitimi alıyor ve dövüş için ciddi bir şekilde hazırlanıyorlar. Eğer dövüşürlerse iki milyarder arasında eşi ve benzeri görülmemiş tarihi bir olay olacak. Ultimate Fighting Championship (UFC) Dana White, bunu teknoloji, zenginlik ve özellikle de iki adam arasındaki ego düzeyinde eşit bir şekilde organize etme konusunda oldukça hevesli görünüyor.

Mark Zuckerberg ve Elon Musk (AFP)
Mark Zuckerberg ve Elon Musk (AFP)

Kafes dövüşünün Threads'in tanıtılmasına hizmet ettiğinin en büyük kanıtı, yeni uygulamayla ilgili neredeyse hiçbir haber ya da makalede Musk ve Zuckerberg'in ringte karşı karşıya boks eldivenleri giymiş fotoğraflarının yer almıyor olması.

Geçtiğimiz nisan ayında Twitter'ın tepe şirketini X Corp yaptıktan sonra Twitter’ın ‘Everything App’ (Her Şey Uygulaması) olması için çeşitli adımlar atan Musk, 250 milyondan fazla kullanıcısı olan Twitter’ın dünyanın en güçlü finansal teknoloji şirketi Fintech olmasını mı hedefliyor? Bunu ne zaman duyuracak? Uygulama neden halen hayatta kalma savaşı veriyor ve dört bir yandan gelen zorluklarla karşı karşıya kalıyor?

Threads beş günlük oldu

Threads, beşinci gününde daha da tanınır hale gelirken uygulamayı telefonuna indirenlerin kimlikleri Instagram sayfalarında bir sayı ile özetlendi. Duyurulmasından sonraki ilk dört saat içinde beş milyon kullanıcıyı aşan uygulama, ilk 24 saat içinde 30 milyon yeni kullanıcıya ulaştı. Sadece 5 günde bir milyon kullanıcıya ulaşan ChatGPT’nin rekorunu egale etti! Ancak burada bir milyar 350 milyon kullanıcısı olan Instagram tabanlı klonlanmış bir uygulama ile devrim niteliğinde bir yapay zeka ürünü arasındaki karşılaştırmanın eşit olmadığı unutulmamalı.

Bir milyar ve 350 milyon kullanıcısı olan Instagram tabanlı klonlanmış bir uygulama ile ChatGPT gibi devrim niteliğinde bir yapay zeka ürünü arasında takipçi hızı açısından kıyaslama yapılmamalı

Ancak kamuoyu ve ne yazık ki medya için Threads'in Kim Kardashian, Shakira, Jennifer Lopez, Hugh Jackman, eski ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Jeff Bezos gibi ünlülerin yanı sıra The Washington Post, Reuters ve The Economist gibi medya kuruluşlarını ve The Hollywood Reporter, Vice ve Netflix gibi platformları hemen kendine çekmesi önemli görünüyor.

Bu durum elbette Threads'in bir milyar 350 milyonu aşan Instagram’ın kullanıcı tabanından yararlandığı gerçeğine dayanıyor. Fotoğraf ve video paylaşımı yapılan ikizi Instagram'ın metin tabanlı bir uzantısı olarak kabul edilen Threads, tüm kullanıcılarına, resim ve kısa videolarla birlikte metin yayınlama olanağı sunan özellikleriyle ve hizmetleriyle sağlam temellerden yola çıktığı için yoktan doğmadı. Instagram ve Threads birbiriyle o kadar bağlantılı ki, Threads’da yalnızca Instagram üzerinden profil oluşturulabiliyor. Ancak işin kötü ya da rahatsız edici olan tarafı Threads profili silinmek istenirse Instagram hesabının da silinmesi gerekiyor. Bu durum uygulamanın daha fazla kullanıcıya ulaşmasını engeller mi? Zuckerberg, Threads’ı daha önce Snapchat ile rekabet etmek amacıyla Instagram'ın bir uzantısı olarak 2019 yılında tanıtmıştı. Ancak başarısız olmuş ve Threads’ı geri çekmişti. Son iki yılda kripto para birimi ve Metaverse tabanlı girişimlerinde de bazı başarısızlıklarla karşı karşıya kaldı.

Mahremiyetin utanmazca ihlali

Öte yandan Threads’ı Twitter'dan ayıran üç ana özellik var. Bunlardan ilki, Twitter mesajları halen 280 karakterle sınırlıyken, Threads 500 karaktere kadar metin yazabilme olanağı tanıyor. Twitter’ın ilk kullanıcıları, uygulamanın ilk çıktığı dönemdeki diğer iletişim araçlarına kıyasla çok az sayıda karaktere izin vermesi nedeniyle söyleyeceklerini kısaltmanın ne kadar zor olduğunu hep söylediler. İkinci özellik ise Threads’ın video süresinin iki dakika ile sınırlandıran Twitter’ın aksine beş dakikaya kadar olan videoların yayınlanmasına izin vermesi. Belki de Threads’ı işletmelerini ve ürünlerini tanıtmak için geniş pencereler arayan sosyal medya kullanıcıları için daha çekici kılan da bu. Başta TikTok olmak üzere bu hizmeti veren uygulama sayısının çokluğu rekabetin tersine dönmesine neden oluyor. Böylece kullanıcılar sıkılmadan ve yayıncıyı takip etme şevkini kaybetmeden daha fazla veriye daha kısa sürede ulaşabilirler.

İşin kötü ya da rahatsız edici olan tarafı ise Threads profili silinmek istenirse Instagram hesabının da silinmesi gerekiyor. Bu durum uygulamanın daha sonra daha fazla kullanıcıya ulaşmasını engeller mi?

Kayda değer olan üçüncü özellik ise META'nın yeni uygulamasıyla kullanıcıların mahremiyetini ihlal etme konusundaki utanmazca sürdürdüğü ısrarı ve hassas olarak kabul edilen en fazla kişisel veriyi (yaklaşık 25 kategoride) toplama çabası. META zaman zaman kullanıcılarına sağlık, spor, finansal bilgiler, iletişim bilgileri, arama ve satın alma geçmişi ve hatta diğer şeylerin yanı sıra kullanıcının fiziksel adresini soracak kadar ileri gidebiliyor.

Sonuçta bu uygulamalar yüz milyonlarca dolarlık reklam gelirleriyle geçiniyorlar ve kullanıcılarının verilerini kullanarak şirketlerinin kasalarını doldurmaktan ve mahremiyetleri pahasına büyük karlar elde etmekten çekinmiyorlar.

Threads uygulamasının logosu (Reuters)
Threads uygulamasının logosu (Reuters)

Threads henüz ilk aşamalarında olmasına rağmen reklamsızdır. Ancak, müşterinizin hayatına ne kadar çok nüfuz ederseniz, getirisi o kadar büyük olur. Örneğin META hiç ırksal ya da etnik veriler, sosyal yönelim, aile durumu, engellilik, dini yahut felsefi inançlar, siyasi konumlar, genetik bilgiler ya da biyometrik veriler hakkında bilgi istiyor mu? Eğer bunları talep ederse şimdiye kadar İngiltere dahil 100 ülkede kullanıma sunulan yeni uygulama Avrupa Birliği'ne (AB) giremez. İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) göre yeni Dijital Pazarlar Yasası (DMA) büyük sosyal medya şirketlerinin hassas verileri izinsiz reklamlar için kullanmasına ilişkin katı düzenlemeler ve kurallar getirdi.

Bunları, gizlilik politikası uyarınca Twitter’da bulamazsınız. Threads ise Twitter uygulamasının kullanıcılarına dayatmaya devam ettiği kısıtlamalar karşılığında META’nın gösterdiği bir tür esneklik ve açıklık olarak kullanıcıların takipçilerini seçtikleri herhangi bir alternatif platforma aktarılabilecekleri ActivityPub protokolüne dayanarak kullanıcıların bir gün takipçi kaybetmeden platformdan ayrılabilme isteğini dikkate alıyor. Twitter’ın kullanıcılarına dayattığı kısıtlamaların sonuncusu, özellikli mavi tikli olmayan hesaplar ve üçüncü şahıslar aracılığıyla yapay zeka kullanılarak verilerin çekildiği bahanesiyle Musk'ın platform kullanıcılarının bir günde görüntüleyebileceği gönderi sayısı oldu. Bu sayı, mavi tikli, yani ücret ödeyen hesaplar için günlük 10 bin gönderi olarak belirlendi.

Kriterlerin yitirildiği gün!

META'nın AB ülkelerinden kullanıcıların verilerini ABD'ye aktardığı ve geçtiğimiz mayıs ayında yaklaşık 1,3 milyar dolar para cezasına çarptırıldığı olayda olduğu gibi AB Genel Veri Koruma Tüzüğü’nü (GDPR) ihlal ettiği birçok örnek söz konusu.

Kullanıcılar, Twitter'da kısıtlanan ifade özgürlüğünü kendilerine garanti eden ücretsiz bir platformda yayınlarını serbestçe yapabilmek için tüm bunları görmezden mi gelecekler?

Twitter'ın zayıflığı, Threads için bir sıçrama rampası oldu

Threads’in Twitter’daki kısıtlamalardan kaçan mülteci kullanıcıları Twitter'dan almak için kapı açmaktan başka yeni bir şey sunmuyor. Musk'ın Twitter’ı satın almasından bu yana uygulamanın politikalarında meydana gelen bazen mantıksızlık olan değişiklikler halen tartışılıyor.

Zuckerberg, Threads için yalnızca Instagram ve diğer kardeş uygulamalarına değil, New York Times'a göre Twitter’ın geçtiğimiz yıl 5 milyar dolar el ettiği reklam gelirinde bir önceki yıla kıyasla yüzde 59 düşüşe neden olan idari zayıflığına da güveniyor. Twitter’ın gelirinin yüzde 90'ını reklamcılık oluşturuyor. ‘Twitter katili’ olarak adlandırılan Threads’ın hızlı başlangıcı, Twitter'ın ve özellikle Musk'ın gelir mücadelesi verdiği bir zamana denk geliyor. Araştırma şirketi Sensor Tower'ın tahminlerine göre Musk'ın Twitter’ı satın almasından sonra platforma reklam veren ilk on, geçtiğimiz yılın eylül ve ekim aylarında harcamalarını yüzde 89 azaltarak 71 milyon dolardan 7,6 milyon dolara düşürünce Twitter bu alanda ağır bir darbeyle sarsıldı.

Elon Musk'ın sosyal medyada dolaşan ve Mark Zuckerberg’İn görüldüğü Threads uygulamasına ait bir sayfaya tiksintiyle baktığına gösteren bir resim (AFP)
Elon Musk'ın sosyal medyada dolaşan ve Mark Zuckerberg’İn görüldüğü Threads uygulamasına ait bir sayfaya tiksintiyle baktığına gösteren bir resim (AFP)

Twitter’ın son umudu Linda Yaccarino

Musk, Twitter'ın CEO'luğu görevinden istifa etti. Şimdi şirkette yönetim kurulu başkanı ve baş teknoloji sorumlusu olarak yoluna devam ediyor. Yerine ise reklamcılık alanında önde gelen bir isim olan ve NBCUniversal İcra Direktörü olarak tanınan Linda Yaccarino’yu getirdi. Yaccarino’nun hedefi, Twitter'ı terk edip özellikle Bluesky, Mastodon ve Post'a giden General Motors ve United Airlines gibi markalar ve ünlüler, siyasetçiler ve diğer etkili taraflarla ilişkilerini geliştirmek.

Bahsi geçen kurumlar ve şahıslar, Musk’ın radikal hesapların yeniden aktifleştirilmesine izin verilmesi, birçok gazetecinin hesabının askıya alınması, nefret söylemiyle mücadelede daha  dikkatli olan içerik yöneticilerinin Twitter’dan uzaklaştırılması gibi adımlarının ve bazı ırkçı davranışları ve tartışmalı tweetlerinin yanı sıra çalışanlarının, içerik oluşturucuların ve Twitter kullanıcıların duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle Twitter’ı terk ettiler.

Eski Twitter CEO'su Jack Dorsey, daha önce yaptığı bir açıklamada Musk'ın Twitter’ın CEO’su olmasını eleştirmişti. Dorsey, nisan ayında Twitter’ın çehresindeki olumsuz değişime, pratik ve mali düzeyde uğradığı kayıplara atıfta bulunarak “her şey kötüye gitti” demişti. Dorsey, Bluesky Social adında Twitter'a alternatif ve Threads'e rakip olarak kabul edilen bir uygulama üzerinde çalışıyor. Halen test aşamasında olan Bluesky Social’ın ne zaman kamuoyunun kullanımına açılacağı bilinmiyor.

Genellikle taklit ediliyoruz, ancak Twitter topluluğu asla kopyalanamaz

 Twitter CEO’su Linda Yaccarino

AJL Advisory'nin CEO'su ve pazarlama uzmanı Lou Paskalis, Yaccarino’nun Musk’ın reklam gelirini ve şirketin değerini kurtarması için son umut olduğunu, ancak Yaccarino'nun güvenilirliğinin Musk’ın Twitter'da neden olduğu karmaşayı toparlamak için tek başına yeterli olmayabileceğini söyledi.

META, klonlama kültürü ve başarısızlığı

Forrester Research'ün araştırma direktörü Mike Proulx’e göre META’nın geçmişinde, başarılı deneyimlerin, uygulamaların ve işletmelerin klonlamasından ötürü kara lekeler söz konusu. Çok az durumda bu başarıları klonlayabilmiştir. Bu başarılar arasında Snapchat Stories'in özelliklerini taklit eden Instagram Stories yer alıyor. Diğer yandan TikTok’un başarısını kopyalama çabaları sürüyor. 2021 yılında Substack 'özel' haber bültenlerini Facebook’ta klonlama girişimi ise başarısız oldu. META tarafından daha önce ortaya koyulan, ancak başarısız olunca kaldırılan uygulamalar da var. Slingchat, Piper, Rooms ve AGTF yer alıyor.

Tüm bu deneyimler, Twitter'ın karşılaştığı zorluklara rağmen Threads'in Twitter gibi köklü bir uygulamanın yerine geçmeye çalışırken önemli engellerle karşılaşmasını ve bunun pazar payı için çetin bir mücadele olmasını bekleyen ilk değerlendirmeleri haklı çıkarabilir.

Zuckerberg, Musk ile aralarındaki savaşın uzayacağını kabul ediyor. Zuckerberg, Threads'in Twitter'ın yerini alıp alamayacağı sorusuna ise bunun biraz zaman alacağını, ancak bir milyardan fazla insanı bir araya getiren sohbetler için bir uygulama olması gerektiğini düşündüğü yanıtını verdi. Zuckerberg'e göre böyle bir sohbet uygulaması, Twitter'ın yakalama fırsatını kaçırdığına iddialı bir vizyon.

Threads metin platformlarının zirvesine oturacak mı yoksa sadık ve prestijli destekçileri Twitter’ın itibarını koruyup onu zirvede tutmaya devam mı edecek?

Belki de Yaccarino'nun Zuckerberg'in Threads adımıyla ilgili üstü kapalı “Genellikle taklit ediliriz, ancak Twitter topluluğu asla kopyalanamaz” tweeti, Threads ve Twitter arasındaki savaşının geleceğine ışık tutabilir.

Deneyimlerimiz ise bize en nihayetinde içeriğin kazandığını öğretti.

* Şarku’l Avsat okurları için Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)

Anton Mardasov

ABD silahlı kuvvetleri, bilhassa üst düzey liderliği hedef alarak ve askeri ve hükümet yapısını istikrarsızlaştırarak İran'a karşı etkili saldırılar düzenlemesini sağlayacak muharebe gücüne ve sayısına sahip operasyonel birimleri konuşlandırmaya devam ediyor. Buna, çeşitli istihbarat türlerinde önemli bir yoğunlaşma, denizaltı ve savaş gemilerinin hızlıca konuşlandırılması ve önemli hava birimlerinin dikkatlice seçilmiş operasyonel üslere yeniden konumlandırılması eşlik ediyor.

Bununla birlikte en kritik aşama, hedef belirleme, gerekli kuvvet ve kaynakların değerlendirilmesi, bunların farklı eksenlere dağıtılması ve sadece çeşitli askeri oluşumlar arasında değil, İsrail ile de koordinasyon ve etkileşim mekanizmalarının incelenmesini içeren bir acil durum planının geliştirilmesi olmayı sürdürüyor.

Tahran misilleme saldırıları düzenlerse, bunların İsrail içindeki tesisleri ve muhtemelen bölgedeki ABD üslerini hedef alacak orta menzilli balistik füze saldırılarını içermesi bekleniyor. Önceki füzeleri önleme operasyonlarında anti-füze mühimmatındaki yüksek tüketim göz önüne alındığında, rezervlerin yenilenmesi ve güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, 12 Gün Savaşı'ndan bu yana geçen süre, savunma sanayilerinin bu mühimmatın üretimini daha etkili muharebe operasyonlarını desteklemek için gerekli oranda artıramadığını gösteriyor.

ABD ve İsrail'in, İran'ı sürekli teyakkuz halinde tutup, kuvvetlerini tüketen ve ekonomisine yük getiren askeri eylem tehditleriyle Tahran'a baskı uygulamaya devam etmesi muhtemel. Öte yandan, uzun bir süre boyunca bölgede yüksek düzeyde muharebe hazırlığı ve güçlü bir askeri varlığı sürdürmek, ABD kaynakları üzerinde de baskı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, İran'ın ekonomik durumunu dikkate almasak bile, bu tür senaryolarda daha büyük inisiyatife ve stratejik avantajlara sahip olan saldırgan taraftır.

Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmedi

Askeri açıdan bakıldığında, herhangi bir ABD-İsrail askeri operasyonuna İran'ın olası bir yanıtının etkinliği sorgulanabilir. Geçen yıl ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmanın ardından İran, o dönemde fırlattığı yüzlerce balistik füzenin somut bir stratejik etki yaratamaması nedeniyle nispeten daha zayıf bir görüntü verdi. Tahran'ın son çatışma (12 Gün Savaşı) sırasındaki tutumu da özellikle petrol tankerlerini hedef almak gibi bu tür durumlarda en etkili baskı taktiklerinden bazılarını kullanmaktan kaçınarak, uzun süreli bir yüksek gerilimden kaçınma arzusunda olduğunu açıkça gösterdi. Bu ihtiyatlılık, her şeyden önce İsrail'in bir caydırıcılık ile karşılaşmadan yoğun ve sürekli hava saldırıları düzenlemesine olanak sağladı.

Bu sefer, teorik olarak, İran stratejisini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Saldırı durumunda, ABD'nin öncelikle deniz birimlerini korumak için ana kuvvetlerini İran'ın balistik ve gemisavar seyir füzelerinin menzilinin ötesine konuşlandırması bekleniyor. Aynı zamanda, İran'a yakın bölgelerdeki ABD askeri üsleri, çok katmanlı ve yoğun hava ve füze savunma sistemleri konuşlandırılarak azami koruma ile güçlendirilecektir.

Görsel kaldırıldı.Umman Körfezi'nde İran, Rusya ve Çin arasında yapılan askeri tatbikatlara katılan gemiler, 12 Mart 2025 (AFP)

Bu bağlamda, Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmiyor. Irak'taki İran yanlısı gruplar, özellikle Nuceba Hareketi, Hizbullah Tugayı ve Bedir Örgütü, bu kez askeri destek sağlama konusunda daha net bir kararlılık gösteriyorlar. Irak'taki İran yanlısı silahlı örgütlerden biri olan Seraya Evliya ed-Dem, yaklaşık 86 kilometre menzilli İran yapımı Ebabil/Arman güdümlü füzeler de dahil olmak üzere taktik füzeler için fırlatma rampalarıyla donatılmış bir yeraltı üssünden faaliyet göstermeye hazır olduğunu açıkladı. Bu türden herhangi bir tırmandırma, mümkün olduğunca çok potansiyel bölgesel müttefiki devreye sokmayı İran için son derece önemli hale getirecektir. Zira bu, İran'ın düşmanının çabalarını dağıtmasına ve daha yakın mesafeden ve daha düşük stratejik maliyetle birden fazla Amerikan mevziini hedef almasına olanak tanıyacaktır.

Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor

Bununla birlikte, ABD ve İsrail lehine olan ezici askeri ve ekonomik dengesizlik, Tahran için uzun süreli bir silahlı çatışmada kesin bir zaferi neredeyse imkansız kılıyor. Beklenen tüm senaryolarda, savaşın stratejik ve ekonomik maliyetinin İran için çok yüksek olacağı ve nihai sonucun kesinlikle onun lehine olmayacağı öngörülüyor.

ABD ve İsrail'in tehditlerini yerine getirip mevcut İran askeri ve siyasi liderliğini devirmeyi başardığını varsayalım. Bu, tamamen göz ardı edilemese de gerçekleşme olasılığı belirsiz olduğundan, sadece varsayımsal bir senaryodur. Ancak, böyle bir senaryonun İran rejiminin yapısında hızlı bir değişikliğe yol açmayacağı açık ve net. Eşsiz iç yapısı ve örgütlü muhalefetin zayıflığı nedeniyle, iktidar mücadelesi süreci muhtemelen uzun ve karmaşık olacaktır. Bu tür acil durumlarda, İran Devrim Muhafızları, ülkedeki tüm reformist akımları marjinalleştirerek ve hatta ortadan kaldırarak, “Venezuela senaryosu” olarak bilinen -ılımlı güçlerle barışçıl bir iktidar geçişi- durumundan kaçınmaya çalışabilir. Zira teorik olarak, bu akımlar, uluslararası izolasyonun sona ermesi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi karşılığında sadece nükleer programdan değil, füze programından da vazgeçmeye istekli olabilirler.

Görsel kaldırıldı.İran ordusu askerleri, Saddam Hüseyin Irakı'yla 1980-1988’de yaşanan savaşın başlangıcını anma amacıyla Tahran'da düzenlenen yıllık askeri geçit töreninde, 21 Eylül 2024 (AFP)

Bu gerçeklik önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bu gelişmelerin Rusya üzerindeki etkisi nedir? Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor. Rusya’nın iç protestoları bastırmak için özel araçlar sağlamasının yanı sıra, Rus Antonov-124 ve Ilyushin-76 gibi ağır askeri kargo uçakları, dikkat çekici ve alışılmadık bir hamleyle Çinli muadilleriyle koordineli olarak İran'a askeri sevkiyatlar gerçekleştiriyor. Sosyal medyada İran'daki Rus Mi-28 saldırı helikopterlerine dair ilk görüntülerin yayınlanması iki anlam taşıyor. Birincisi operasyonel olup, daha önce verilmiş siparişler kapsamında teslim edilen partileri temsil ediyor; ikincisi ise medyatik ve psikolojik olup, devam eden bilgi savaşının bir parçası olarak İran'ın müttefiklerinden önemli askeri “sürprizler” teslim alabileceğini yaymayı amaçlıyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir

Bununla birlikte, bu sevkiyatların doğrudan askeri etkisi, geniş çaplı gerilimi tırmandırma senaryoları karşısında sınırlı kalıyor ve gerçek ihtiyaçlar denizinde bir damlayı temsil ediyor. Yine de değerleri maddi boyutlarının çok ötesine uzanıyor. Bu, stratejik desteğin somut ve pratik ifadesi, siyasi ittifakın diplomatik açıklamaların ötesine geçen somut adımlara dönüşmesidir. Bu bağlamda, İran medyası, İran, Rusya ve Çin arasında şubat ayında Kuzey Hint Okyanusu'nda üçlü ortak deniz tatbikatlarının yapılmasının planlandığını bildirdi. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu hamle, özünde, Batı baskısı karşısında bu güçler arasındaki koordinasyon ve stratejik ittifak düzeyinde ciddi yükselişi yansıtan güçlü bir sembolik siyasi ve askeri mesaj niteliğinde.

Görsel kaldırıldı.İran'ın “Nahid-2” iletişim uydusu Rusya'nın Uglegorsk kenti dışında, Rus Soyuz roketi kullanılarak Vostochny Uzay Üssü'nden fırlatılıyor, 25 Temmuz 2025 (AFP)

Moskova ve Tahran arasındaki gizli askeri-teknik iş birliği ve istihbarat etkileşiminin dinamikleri, uzun zamandır resmi ticari ve ekonomik ilişkilerden bağımsız olarak işlemektedir. Ancak, iki ülkenin derin yaptırımlar konusundaki ortak deneyimi, yeni yakınlaşma noktaları yaratmaya başladı. 2022'de uygulanan kapsamlı yaptırımların ardından Moskova, özellikle petrol ticaretinde, karıştırma, yeniden etiketleme ve petrolü üçüncü bir ülkeden gelmiş gibi satma yoluyla yaptırımların etrafından dolaşma konusunda İran'ın birikmiş deneyimine aktif olarak güvendi. Ancak bu ilişkinin derinliği abartılmamalı. Temel ekonomik gösterge olan ikili ticaret hacmi, 2025 yılında 4,8 milyar doları aşmadı. Bu rakam örneğin, Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ticaret hacmiyle (12 milyar dolar) karşılaştırıldığında oldukça düşük olup, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın sınırlı kapsamını vurguluyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir. Ekonomik ve iş birliği açısından olası en kötü sonuçlardan biriyse, son yıllarda Rusya'nın Ortadoğu ve ötesindeki varlığının ideolojik gerekçesinin temeli olan uluslararası Kuzey-Güney ulaşım koridorunun çökmesidir. Moskova, küresel ölçekte Tahran'ın taktiksel bir müttefik olabileceğini, ancak tam anlamıyla stratejik bir müttefik olamayacağını kabul ediyor; zira bu ittifak, siyasi iradeden ziyade din faktörü tarafından kısıtlanıyor. Uzmanlar, yalnızca ideolojisini paylaşanların İran'ın müttefiki veya dostu olabileceğini, diğer ülkelerin ise bu ideolojik bağlamda sadece birer araç olduğu gerçeğini sıklıkla gözden kaçırıyorlar.


New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
TT

New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)

Antoine el-Hac

5 Şubat 2026, Rusya ile ABD arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın da sona ermesiyle, dünyayı yeni bir belirsizlik ve endişe dönemine sokan tarihi bir gün olarak kayda geçti.

8 Nisan 2010’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Prag’da Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nı (New START) imzaladı. Anlaşma 5 Şubat 2011’de yürürlüğe girdi ve 2021 yılında beş yıl süreyle uzatıldı. Anlaşma, stratejik nükleer silah sistemlerini ‘kıtalararası’ olarak tanımladı; yani örneğin Avrupa'dan fırlatılıp ABD’de patlayabilecek ve bunun tersi de mümkün olabilecek sistemler olarak nitelendirildi.

New START Anlaşması, ABD ve Rusya için konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını bin 550 ile sınırlandırdı. Bu başlıkların, uçaklar, kıtalararası balistik füzeler ve denizaltılar dahil olmak üzere 700 nükleer taşıma aracı üzerinde konuşlandırılması öngörüldü. Ayrıca nükleer silah taşıma kapasitesine sahip füzeler ve uçaklar için konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış toplam 800 fırlatma platformu sınırı getirildi.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)

Anlaşma, konuşlandırılmış stratejik nükleer silahları kapsasa da her iki ülkenin bunun ötesinde daha büyük ‘stoklanmış’ nükleer cephaneliklere sahip olduğu biliniyor. Tahminlere göre Rusya’nın yaklaşık 5 bin 459, ABD’nin ise yaklaşık 5 bin 177 nükleer başlığı bulunuyor.

New START Anlaşması ayrıca, hızlı bildirimlerin ardından düzenli saha denetimleri yapılmasını ve iki ülke arasında yılda iki kez veri paylaşımını öngörüyordu.

Üst sınır konusunda anlaşma sağlanamadı

Anlaşma şartlarına göre New START Anlaşması yalnızca bir kez uzatılabiliyordu; bu nedenle baştan itibaren 5 Şubat 2026’da sona ereceği biliniyordu. Ancak Rusya ile ABD, söz konusu anlaşmanın yerini alacak yeni bir anlaşmaya vararak oluşacak boşluğu önleyebilirdi. Nitekim Rusya, Eylül 2025’te iki ülkenin anlaşmada öngörülen üst sınırlara bir yıl daha uyması yönünde bir öneride bulundu. Bu teklif, ilk aşamada ABD Başkanı Donald Trump’tan olumlu bir karşılık gördü. Ancak Trump daha sonra Çin’in de dahil olduğu yeni bir anlaşma müzakere etme isteğini dile getirdi.

Taraflar yıllar boyunca anlaşmanın getirdiği sınırlamalara uymuş olsa da doğrulama mekanizmaları bir süredir işletilmedi. 2020’de Kovid-19 salgını nedeniyle saha denetimleri askıya alındı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Kiev’e verdiği askeri destekle birlikte iki ülke arasındaki gerilim artarken, ABD Şubat 2023’te Rusya’nın anlaşmaya uymadığını açıkladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin anlaşmaya uyumunu askıya aldığını duyurarak, denetimlere ve veri paylaşımına son verdi. Washington da buna karşılık Moskova ile bilgi paylaşımını durdurma kararı aldı.

Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)

Küresel nükleer sistemin giderek daha fazla baskı altında olduğu görülüyor. Başlıca iki ülkenin ötesinde, Kuzey Kore cephaneliğini genişletirken, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında nükleer tırmanma riski hâlâ yüksek. İran’ın nükleer programının 22 Haziran 2025’teki ABD saldırısından sonraki durumu kesin olarak bilinmiyor ve Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Keşmir meselesi gibi konular nedeniyle tamamen azalmış değil.

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin, gezegeni korumak amacıyla nükleer silahsızlanma konusunda kayda değer bir ilerleme kaydetmediği görülüyor. Oysa bu ülkeler, 1968’de kabul edilen ve 1995’te süresiz olarak yenilenen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamında yükümlü. Anlaşmanın bir sonraki gözden geçirme konferansı, önümüzdeki nisan ve mayıs aylarında New York’ta yapılacak. Bu toplantıda nükleer silah sahibi ülkelerin, son beş yılda antlaşma kapsamında ne kadar ilerleme kaydettiklerini açıklamaları ve önümüzdeki beş yılda bu yükümlülüklerini nasıl yerine getireceklerini ortaya koymaları gerekiyor.

Saldırganca konuşma

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) eski Genel Direktörü Muhammed el-Baradey, geçtiğimiz aralık ayında yaptığı değerlendirmede, “Büyük nükleer silah sahibi devletler yalnızca silahlanmayı kontrol etme ve silahsızlanma çabalarında başarısız olmadılar; aynı zamanda cephaneliklerini modernize edip genişletmeye, artan saldırgan retorikleriyle uyumlu şekilde açıkça devam ediyorlar. Oysa insanlığın kendi yok oluşunu önlemesi beklenen kırılgan küresel yapılar gözlerimizin önünde çöküyor” ifadelerini kullandı.

Gözlemcileri endişelendiren bir diğer konu ise ABD ve Rusya arasındaki New START Anlaşması’nın yerini alacak anlaşmaya dair diplomatik çabaların neredeyse yok denecek kadar az olması. Bu süreçte yalnızca iki ülke başkanından kısa açıklamalar geldi. Trump, görev süresinin ikinci gününde Rusya ve Çin ile silah kontrolünün geleceği hakkında konuşacağını belirterek, “Nükleer silahlara muazzam paralar harcanıyor ve yıkıcı güçleri hakkında konuşmayı bile istemiyoruz… Nükleer silahsızlanmanın mümkün olup olmadığını görmek istiyoruz ve bence bu mümkün” dedi.

Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)

Eylül ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Rusya’nın ‘temel niceliksel sınırlamalara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu’, ancak bunun ABD’nin de ‘aynı ruhla hareket etmesi’ şartına bağlı olduğunu açıkladı. Trump yönetimi bu teklife yanıt vermedi; Başkan Trump ise açıklamalarında çelişkili mesajlar verdi. Trump, ekim ayında Putin’in teklifine ilişkin olarak “Bana iyi bir fikir gibi görünüyor” derken, ocak ayında New York Times’a verdiği bir röportajda New START Anlaşması için “Biterse bitsin. Daha iyi bir anlaşma yaparız” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden (RUSI) Nükleer Politika ve Yayılmayı Önleme Programı uzmanı Darya Dolzikova, New START Anlaşması’nın sona ermesini ‘endişe verici’ olarak nitelendirdi ve tarafların stratejik kapasitelerini genişletme yönünde güçlü motivasyonları olduğunu vurguladı. Dolzikova makalesinde şu ifadeleri kullandı: “Rusya, ABD hava savunma sistemlerini aşma kapasitesi konusunda kaygı duyuyor; bu kaygılar, Başkan Trump’ın Kuzey Amerika’yı uzun menzilli silahlardan koruma amaçlı ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) planlarıyla daha da arttı. Buna karşılık Rusya, bu savunma sistemlerini aşacak şekilde tasarlanmış yeni silahlar geliştiriyor; bunlar arasında nükleer başlıklı, kendi kendine hareket eden kıtalararası torpido Poseidon ve nükleer başlıklı seyir füzesi Burevestnik yer alıyor. Ayrıca ABD, Rusya ve Çin, 4.000 mil/saat (6.437 km/s) hızın üzerinde manevra kabiliyetine sahip uzun menzilli hipersonik füzeler geliştiriyor; bu da onları imkânsız hale getiriyor.”

Dolzikova, bu askeri kapasite artışının ‘yeni bir silah kontrol anlaşmasına varmayı daha da zorlaştıracağını’ ve ‘nükleer silahların önemini artıracağını’ belirtti. Ayrıca diğer ülkelerin de nükleer silahları caydırıcı bir araç olarak edinme isteği gösterdiğini bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)

Dünya çapında gerginliğin arttığı bir sır değil. Böyle bir dönemde, silahsızlanma veya en azından silahların kontrol altına alınmasına yönelik önlemler daha da önem kazanıyor. Uluslararası güvenliğin kötüye gitmesi, harekete geçmemek için bir mazeret olamaz; aksine, özellikle son zamanlarda ‘Batı elitleri’ hakkında duydukları haberlerden endişe duyan insanları yatıştırmak için acil önlemler alınması için bir teşvik olmalı.


İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
TT

İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)

Reuters'ın haberine göre bir yetkili, İtalyan polisinin, kuzeydeki Bologna kenti yakınlarındaki demiryolu hatlarına elektrik sağlayan kablolara zarar veren ve tren gecikmelerine neden olan olası bir sabotaj eylemini soruşturduğunu açıkladı.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, Kış Olimpiyatları'nın başlamasından bir gün sonra meydana gelen sorunun herhangi bir teknik arızadan kaynaklanmadığını belirtti.

Polis sözcüsü, yangının "kundaklama olduğuna inanıldığını" ancak henüz kimsenin sorumluluğu üstlenmediğini duyurdu. Sözcü, olay yerinde ulaşım polisi ve terörle mücadele birimlerinin inceleme yaptığını açıkladı.

Yangın, Bologna ve Venedik arasındaki hattı etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Bologna ve Milano arasındaki ve Adriyatik kıyılarına giden yollarda da trafik aksamalarına neden oldu.

Milano, Venedik'ten trenle ulaşılabilen Cortina ile birlikte Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapıyor.

Paris'te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyatlarında, sabotajcılar ülke genelinde şafak vakti bir dizi saldırı düzenleyerek Fransa'nın TGV yüksek hızlı tren ağını hedef almış ve açılış töreninden saatler önce trafik kaosuna neden olmuştu.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, aksaklıklara rağmen tren seferlerinin devam ettiğini açıkladı.