İnternetteki en büyük savaş: Threads vs Twitter

Sanal alemden gerçek ringe: Musk vs Zuckerberg

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera
TT

İnternetteki en büyük savaş: Threads vs Twitter

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera

Halid el-Kassar

Bu yazı yazılırken Threads uygulaması yaklaşık 100 milyon yeni kullanıcıya ulaştı. Böylece toplumları boğan ve bu toplumların önde gelenlerini bir platformdan diğerine savuran sosyal medya alemlerindeki yüz milyonlarca kişinin arasına katıldılar.

Twitter platformundan kopyalanan yeni yazılı sohbet uygulaması, mavi kuşa büyük bir rakip olarak değil, ‘Twitter katili’ olarak tanıtıldı. Uygulamanın adı medyada büyük yankı uyandırdı. Twitter ise buna avukatı tarafından Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg'e gönderilen ve onu dava etmekle tehdit eden bir mektupla karşılık verdi. Zuckerberg’i ticari sırlara ve diğer çok gizli bilgilere erişimleri olan ve halen de olmaya devam eden eski Twitter çalışanlarını işe almakla suçladı. META'nın şirketler arasındaki ticari ilişkiler etiği açısından bu tür bilgileri kasıtlı olarak elde etmeyi düşünüyorsa bu, büyük bir ihmal olarak kabul edilebilir.

Threads, özellikleri arasında herhangi bir yenilik sunmamasına rağmen ‘olumlu ve yaratıcı’ paylaşımlar için ek bir alan olarak tanımlanıyor. META, Twitter platformunun Elon Musk tarafından geçtiğimiz ekim ayında satın alınmasından bu yana yaşadığı karmaşadan yararlanarak açıklamalarda bulunmak, reklam ve tanıtım yapmak ve daha birçok amaçla kullanılmak üzere benzer bir platformu hayata geçirdi.

Peki, Threads kullanıcılarına ne gibi faydalı sağlayabilir? Cevap, sosyal medya kullanıcılarının platformların çeşitliliği konusunda verecekleri yanıt olacak. Fakat içerik mi daha önemli yoksa takipçi sayısı ve çoğu zaman önemsizliğe doğru bir yarış olan ‘beğeniler’ ve ‘trendler’ yarışı mı?

Threads, şimdiye kadar heyecan verici sayıda takipçi kazanıyor gibi görünüyor. Threads'in sunduğu en büyük özellik, Twitter’dan atılan ya da baskı altına alınan ‘mültecilerin’ kabul edildiği yer olması ve özellikle yeni hayata geçilen uygulamanın ağabeyleri olan Facebook ve Instagram’ın itibarını da hesaba katarsak ciddiyetine dair henüz bir kanıtın olmadığı ‘özgürlükler vahası’ olarak görülmesinde saklı. Buna karşın Twitter'ın yeni CEO'su Linda Iaccarino, geçtiğimiz haziran ayında göreve geldiğinde verdiği sözü tutarsa platform dünyanın en doğru bilgi kaynağı haline gelecek.

Threads kullanıcılarına ne gibi faydalar sağlayabilir? içerik mi daha önemli yoksa takipçi sayısı ve çoğu zaman önemsizliğe doğru bir yarış olan ‘beğeniler’ ve ‘trendler’ yarışı mı?

Twitter platformuyla biçim ve içerik olarak rekabet etme niyetini açıklayan yeni uygulamanın arkasında Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın çatı şirketi META olmasaydı Threads, bu çılgın katılıma ve büyük ilgiye tanık olmazdı. Yöntem, iki taraf arasında katılık, esneklik ve hatta kabalık arasında farklılık gösterse bile, her biri saf ticari kar elde etmeye çalışan iki milyarder arasındaki bir düello olduğu kadar iki platform arasındaki bir rekabet değildir.

Musk ve Zuckerberg ringte

Belki de Threads’ın yarattığı heyecanı artıran ve yaygınlaştıran, rakip platformun kurulduğunun duyurulmasından önce çıkanlardı. Twitter'ın sahibi Elon Musk (52), rakibi META'nın sahibi Mark Zuckerberg'i (39) geçtiğimiz ay gerçek bir fiziksel düello için kafes dövüşü için ringe davet etti. Hem Musk hem de Zuckerberg fitness eğitimi alıyor ve dövüş için ciddi bir şekilde hazırlanıyorlar. Eğer dövüşürlerse iki milyarder arasında eşi ve benzeri görülmemiş tarihi bir olay olacak. Ultimate Fighting Championship (UFC) Dana White, bunu teknoloji, zenginlik ve özellikle de iki adam arasındaki ego düzeyinde eşit bir şekilde organize etme konusunda oldukça hevesli görünüyor.

Mark Zuckerberg ve Elon Musk (AFP)
Mark Zuckerberg ve Elon Musk (AFP)

Kafes dövüşünün Threads'in tanıtılmasına hizmet ettiğinin en büyük kanıtı, yeni uygulamayla ilgili neredeyse hiçbir haber ya da makalede Musk ve Zuckerberg'in ringte karşı karşıya boks eldivenleri giymiş fotoğraflarının yer almıyor olması.

Geçtiğimiz nisan ayında Twitter'ın tepe şirketini X Corp yaptıktan sonra Twitter’ın ‘Everything App’ (Her Şey Uygulaması) olması için çeşitli adımlar atan Musk, 250 milyondan fazla kullanıcısı olan Twitter’ın dünyanın en güçlü finansal teknoloji şirketi Fintech olmasını mı hedefliyor? Bunu ne zaman duyuracak? Uygulama neden halen hayatta kalma savaşı veriyor ve dört bir yandan gelen zorluklarla karşı karşıya kalıyor?

Threads beş günlük oldu

Threads, beşinci gününde daha da tanınır hale gelirken uygulamayı telefonuna indirenlerin kimlikleri Instagram sayfalarında bir sayı ile özetlendi. Duyurulmasından sonraki ilk dört saat içinde beş milyon kullanıcıyı aşan uygulama, ilk 24 saat içinde 30 milyon yeni kullanıcıya ulaştı. Sadece 5 günde bir milyon kullanıcıya ulaşan ChatGPT’nin rekorunu egale etti! Ancak burada bir milyar 350 milyon kullanıcısı olan Instagram tabanlı klonlanmış bir uygulama ile devrim niteliğinde bir yapay zeka ürünü arasındaki karşılaştırmanın eşit olmadığı unutulmamalı.

Bir milyar ve 350 milyon kullanıcısı olan Instagram tabanlı klonlanmış bir uygulama ile ChatGPT gibi devrim niteliğinde bir yapay zeka ürünü arasında takipçi hızı açısından kıyaslama yapılmamalı

Ancak kamuoyu ve ne yazık ki medya için Threads'in Kim Kardashian, Shakira, Jennifer Lopez, Hugh Jackman, eski ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Jeff Bezos gibi ünlülerin yanı sıra The Washington Post, Reuters ve The Economist gibi medya kuruluşlarını ve The Hollywood Reporter, Vice ve Netflix gibi platformları hemen kendine çekmesi önemli görünüyor.

Bu durum elbette Threads'in bir milyar 350 milyonu aşan Instagram’ın kullanıcı tabanından yararlandığı gerçeğine dayanıyor. Fotoğraf ve video paylaşımı yapılan ikizi Instagram'ın metin tabanlı bir uzantısı olarak kabul edilen Threads, tüm kullanıcılarına, resim ve kısa videolarla birlikte metin yayınlama olanağı sunan özellikleriyle ve hizmetleriyle sağlam temellerden yola çıktığı için yoktan doğmadı. Instagram ve Threads birbiriyle o kadar bağlantılı ki, Threads’da yalnızca Instagram üzerinden profil oluşturulabiliyor. Ancak işin kötü ya da rahatsız edici olan tarafı Threads profili silinmek istenirse Instagram hesabının da silinmesi gerekiyor. Bu durum uygulamanın daha fazla kullanıcıya ulaşmasını engeller mi? Zuckerberg, Threads’ı daha önce Snapchat ile rekabet etmek amacıyla Instagram'ın bir uzantısı olarak 2019 yılında tanıtmıştı. Ancak başarısız olmuş ve Threads’ı geri çekmişti. Son iki yılda kripto para birimi ve Metaverse tabanlı girişimlerinde de bazı başarısızlıklarla karşı karşıya kaldı.

Mahremiyetin utanmazca ihlali

Öte yandan Threads’ı Twitter'dan ayıran üç ana özellik var. Bunlardan ilki, Twitter mesajları halen 280 karakterle sınırlıyken, Threads 500 karaktere kadar metin yazabilme olanağı tanıyor. Twitter’ın ilk kullanıcıları, uygulamanın ilk çıktığı dönemdeki diğer iletişim araçlarına kıyasla çok az sayıda karaktere izin vermesi nedeniyle söyleyeceklerini kısaltmanın ne kadar zor olduğunu hep söylediler. İkinci özellik ise Threads’ın video süresinin iki dakika ile sınırlandıran Twitter’ın aksine beş dakikaya kadar olan videoların yayınlanmasına izin vermesi. Belki de Threads’ı işletmelerini ve ürünlerini tanıtmak için geniş pencereler arayan sosyal medya kullanıcıları için daha çekici kılan da bu. Başta TikTok olmak üzere bu hizmeti veren uygulama sayısının çokluğu rekabetin tersine dönmesine neden oluyor. Böylece kullanıcılar sıkılmadan ve yayıncıyı takip etme şevkini kaybetmeden daha fazla veriye daha kısa sürede ulaşabilirler.

İşin kötü ya da rahatsız edici olan tarafı ise Threads profili silinmek istenirse Instagram hesabının da silinmesi gerekiyor. Bu durum uygulamanın daha sonra daha fazla kullanıcıya ulaşmasını engeller mi?

Kayda değer olan üçüncü özellik ise META'nın yeni uygulamasıyla kullanıcıların mahremiyetini ihlal etme konusundaki utanmazca sürdürdüğü ısrarı ve hassas olarak kabul edilen en fazla kişisel veriyi (yaklaşık 25 kategoride) toplama çabası. META zaman zaman kullanıcılarına sağlık, spor, finansal bilgiler, iletişim bilgileri, arama ve satın alma geçmişi ve hatta diğer şeylerin yanı sıra kullanıcının fiziksel adresini soracak kadar ileri gidebiliyor.

Sonuçta bu uygulamalar yüz milyonlarca dolarlık reklam gelirleriyle geçiniyorlar ve kullanıcılarının verilerini kullanarak şirketlerinin kasalarını doldurmaktan ve mahremiyetleri pahasına büyük karlar elde etmekten çekinmiyorlar.

Threads uygulamasının logosu (Reuters)
Threads uygulamasının logosu (Reuters)

Threads henüz ilk aşamalarında olmasına rağmen reklamsızdır. Ancak, müşterinizin hayatına ne kadar çok nüfuz ederseniz, getirisi o kadar büyük olur. Örneğin META hiç ırksal ya da etnik veriler, sosyal yönelim, aile durumu, engellilik, dini yahut felsefi inançlar, siyasi konumlar, genetik bilgiler ya da biyometrik veriler hakkında bilgi istiyor mu? Eğer bunları talep ederse şimdiye kadar İngiltere dahil 100 ülkede kullanıma sunulan yeni uygulama Avrupa Birliği'ne (AB) giremez. İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) göre yeni Dijital Pazarlar Yasası (DMA) büyük sosyal medya şirketlerinin hassas verileri izinsiz reklamlar için kullanmasına ilişkin katı düzenlemeler ve kurallar getirdi.

Bunları, gizlilik politikası uyarınca Twitter’da bulamazsınız. Threads ise Twitter uygulamasının kullanıcılarına dayatmaya devam ettiği kısıtlamalar karşılığında META’nın gösterdiği bir tür esneklik ve açıklık olarak kullanıcıların takipçilerini seçtikleri herhangi bir alternatif platforma aktarılabilecekleri ActivityPub protokolüne dayanarak kullanıcıların bir gün takipçi kaybetmeden platformdan ayrılabilme isteğini dikkate alıyor. Twitter’ın kullanıcılarına dayattığı kısıtlamaların sonuncusu, özellikli mavi tikli olmayan hesaplar ve üçüncü şahıslar aracılığıyla yapay zeka kullanılarak verilerin çekildiği bahanesiyle Musk'ın platform kullanıcılarının bir günde görüntüleyebileceği gönderi sayısı oldu. Bu sayı, mavi tikli, yani ücret ödeyen hesaplar için günlük 10 bin gönderi olarak belirlendi.

Kriterlerin yitirildiği gün!

META'nın AB ülkelerinden kullanıcıların verilerini ABD'ye aktardığı ve geçtiğimiz mayıs ayında yaklaşık 1,3 milyar dolar para cezasına çarptırıldığı olayda olduğu gibi AB Genel Veri Koruma Tüzüğü’nü (GDPR) ihlal ettiği birçok örnek söz konusu.

Kullanıcılar, Twitter'da kısıtlanan ifade özgürlüğünü kendilerine garanti eden ücretsiz bir platformda yayınlarını serbestçe yapabilmek için tüm bunları görmezden mi gelecekler?

Twitter'ın zayıflığı, Threads için bir sıçrama rampası oldu

Threads’in Twitter’daki kısıtlamalardan kaçan mülteci kullanıcıları Twitter'dan almak için kapı açmaktan başka yeni bir şey sunmuyor. Musk'ın Twitter’ı satın almasından bu yana uygulamanın politikalarında meydana gelen bazen mantıksızlık olan değişiklikler halen tartışılıyor.

Zuckerberg, Threads için yalnızca Instagram ve diğer kardeş uygulamalarına değil, New York Times'a göre Twitter’ın geçtiğimiz yıl 5 milyar dolar el ettiği reklam gelirinde bir önceki yıla kıyasla yüzde 59 düşüşe neden olan idari zayıflığına da güveniyor. Twitter’ın gelirinin yüzde 90'ını reklamcılık oluşturuyor. ‘Twitter katili’ olarak adlandırılan Threads’ın hızlı başlangıcı, Twitter'ın ve özellikle Musk'ın gelir mücadelesi verdiği bir zamana denk geliyor. Araştırma şirketi Sensor Tower'ın tahminlerine göre Musk'ın Twitter’ı satın almasından sonra platforma reklam veren ilk on, geçtiğimiz yılın eylül ve ekim aylarında harcamalarını yüzde 89 azaltarak 71 milyon dolardan 7,6 milyon dolara düşürünce Twitter bu alanda ağır bir darbeyle sarsıldı.

Elon Musk'ın sosyal medyada dolaşan ve Mark Zuckerberg’İn görüldüğü Threads uygulamasına ait bir sayfaya tiksintiyle baktığına gösteren bir resim (AFP)
Elon Musk'ın sosyal medyada dolaşan ve Mark Zuckerberg’İn görüldüğü Threads uygulamasına ait bir sayfaya tiksintiyle baktığına gösteren bir resim (AFP)

Twitter’ın son umudu Linda Yaccarino

Musk, Twitter'ın CEO'luğu görevinden istifa etti. Şimdi şirkette yönetim kurulu başkanı ve baş teknoloji sorumlusu olarak yoluna devam ediyor. Yerine ise reklamcılık alanında önde gelen bir isim olan ve NBCUniversal İcra Direktörü olarak tanınan Linda Yaccarino’yu getirdi. Yaccarino’nun hedefi, Twitter'ı terk edip özellikle Bluesky, Mastodon ve Post'a giden General Motors ve United Airlines gibi markalar ve ünlüler, siyasetçiler ve diğer etkili taraflarla ilişkilerini geliştirmek.

Bahsi geçen kurumlar ve şahıslar, Musk’ın radikal hesapların yeniden aktifleştirilmesine izin verilmesi, birçok gazetecinin hesabının askıya alınması, nefret söylemiyle mücadelede daha  dikkatli olan içerik yöneticilerinin Twitter’dan uzaklaştırılması gibi adımlarının ve bazı ırkçı davranışları ve tartışmalı tweetlerinin yanı sıra çalışanlarının, içerik oluşturucuların ve Twitter kullanıcıların duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle Twitter’ı terk ettiler.

Eski Twitter CEO'su Jack Dorsey, daha önce yaptığı bir açıklamada Musk'ın Twitter’ın CEO’su olmasını eleştirmişti. Dorsey, nisan ayında Twitter’ın çehresindeki olumsuz değişime, pratik ve mali düzeyde uğradığı kayıplara atıfta bulunarak “her şey kötüye gitti” demişti. Dorsey, Bluesky Social adında Twitter'a alternatif ve Threads'e rakip olarak kabul edilen bir uygulama üzerinde çalışıyor. Halen test aşamasında olan Bluesky Social’ın ne zaman kamuoyunun kullanımına açılacağı bilinmiyor.

Genellikle taklit ediliyoruz, ancak Twitter topluluğu asla kopyalanamaz

 Twitter CEO’su Linda Yaccarino

AJL Advisory'nin CEO'su ve pazarlama uzmanı Lou Paskalis, Yaccarino’nun Musk’ın reklam gelirini ve şirketin değerini kurtarması için son umut olduğunu, ancak Yaccarino'nun güvenilirliğinin Musk’ın Twitter'da neden olduğu karmaşayı toparlamak için tek başına yeterli olmayabileceğini söyledi.

META, klonlama kültürü ve başarısızlığı

Forrester Research'ün araştırma direktörü Mike Proulx’e göre META’nın geçmişinde, başarılı deneyimlerin, uygulamaların ve işletmelerin klonlamasından ötürü kara lekeler söz konusu. Çok az durumda bu başarıları klonlayabilmiştir. Bu başarılar arasında Snapchat Stories'in özelliklerini taklit eden Instagram Stories yer alıyor. Diğer yandan TikTok’un başarısını kopyalama çabaları sürüyor. 2021 yılında Substack 'özel' haber bültenlerini Facebook’ta klonlama girişimi ise başarısız oldu. META tarafından daha önce ortaya koyulan, ancak başarısız olunca kaldırılan uygulamalar da var. Slingchat, Piper, Rooms ve AGTF yer alıyor.

Tüm bu deneyimler, Twitter'ın karşılaştığı zorluklara rağmen Threads'in Twitter gibi köklü bir uygulamanın yerine geçmeye çalışırken önemli engellerle karşılaşmasını ve bunun pazar payı için çetin bir mücadele olmasını bekleyen ilk değerlendirmeleri haklı çıkarabilir.

Zuckerberg, Musk ile aralarındaki savaşın uzayacağını kabul ediyor. Zuckerberg, Threads'in Twitter'ın yerini alıp alamayacağı sorusuna ise bunun biraz zaman alacağını, ancak bir milyardan fazla insanı bir araya getiren sohbetler için bir uygulama olması gerektiğini düşündüğü yanıtını verdi. Zuckerberg'e göre böyle bir sohbet uygulaması, Twitter'ın yakalama fırsatını kaçırdığına iddialı bir vizyon.

Threads metin platformlarının zirvesine oturacak mı yoksa sadık ve prestijli destekçileri Twitter’ın itibarını koruyup onu zirvede tutmaya devam mı edecek?

Belki de Yaccarino'nun Zuckerberg'in Threads adımıyla ilgili üstü kapalı “Genellikle taklit ediliriz, ancak Twitter topluluğu asla kopyalanamaz” tweeti, Threads ve Twitter arasındaki savaşının geleceğine ışık tutabilir.

Deneyimlerimiz ise bize en nihayetinde içeriğin kazandığını öğretti.

* Şarku’l Avsat okurları için Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



Netanyahu’nun Washington’a yapacağı ziyaretin ardında ne yatıyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)
TT

Netanyahu’nun Washington’a yapacağı ziyaretin ardında ne yatıyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısı sırasında (Arşiv – AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinin cumartesi gecesi yaptığı ve çarşamba günü Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini duyurduğu çarpıcı açıklama, İran’la müzakerelerin ele alınacağı ve İsrail’in taleplerinin gündeme getirileceği iddiasına rağmen, bu dosyada gerçekte yeni bir gelişmeye işaret etmiyor. Aksine, söz konusu açıklamanın esas olarak Netanyahu’nun başta iç siyasi hesapları olmak üzere gerçek hedeflerini örtmeyi amaçladığı, bunların da büyük ölçüde İsrail’de fiilen başlamış olan seçim süreciyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Bu değerlendirmeyi güçlendiren bir diğer unsur da Netanyahu’nun Washington ziyaretinin tarihini değiştirmesini gerekçelendirirken, ‘İran dosyasının aciliyeti’ olarak nitelediği unsuru öne sürmesi oldu.

Bilindiği üzere Netanyahu, bir hafta önce Washington’a ziyaret talebinde bulunmuş, ABD yönetimi de bu talebi kabul etmişti. Ziyaretin, başta İran dosyası olmak üzere, Başkan Donald Trump’ın Filistin meselesine ilişkin planı ve Netanyahu’nun karşı karşıya olduğu yolsuzluk davalarında olası bir af konusu gibi bir dizi başlığın ele alınması amacıyla ayın 18’inde gerçekleştirilmesi planlanıyordu. Trump’ın ertesi gün, yani ayın 19’unda Washington’da Barış Konseyi’ni toplantıya çağırması üzerine, Netanyahu’nun da konsey üyesi olması nedeniyle bu toplantıya katılacağı yönünde bir beklenti oluşmuştu.

dfert
ABD Başkanı Donald Trump, İran Dini Lideri Ali Hamaney ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

Ancak Netanyahu daha sonra, toplantıya katılma ihtimali konusunda tereddütlerini dile getirdi ve gündemdeki planın ilerlemesi önünde koyduğu engelleri kaldırmasının istenmesinden çekindiğini ima etti. İsrail’in Kanal 12 televizyonu, ziyaret tarihinin öne çekilmesinin Netanyahu’nun 18’inde planlandığı gibi Washington’a gitmemesine ve dolayısıyla Barış Konseyi liderler toplantısına katılmamasına yol açabileceğini bildirdi. Fiiliyatta Netanyahu’nun, konsey üyelerinin Gazze konusunda yerine getirmesini talep edeceği yükümlülüklerden kaçınmak için toplantıya katılmaktan geri durduğu izlenimi oluştu.

Bu değerlendirme, Netanyahu’nun anlaşmanın ikinci aşamasının, hatta ilk aşamasının uygulanması önüne ciddi engeller koyduğuna dair uluslararası alanda giderek güçlenen kanaate dayanıyor. Tahminlere göre İsrail, anlaşmayı günde üç ila dört kez ihlal ediyor. Refah Sınır Kapısı, sahada yaşananların niteliğine dair bu bağlamdaki örneklerden yalnızca biri olarak öne çıkıyor.

Netanyahu’nun tutumundaki bu değişiklik neden oldu?

Merkezi iddia, İran dosyası etrafında şekilleniyor. İsrail Kan 11 televizyonuna göre Netanyahu, cumartesi sabahı ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘Umman müzakerelerinde olumlu ilerleme’ sağlandığı ve İran’ın gerçekten bir anlaşmaya varmak istediği yönünde bir hissiyat oluştuğuna dair açıklamalarını takip etmesinin ardından, Washington ziyaretini ayın 18’inden öne çekme kararı aldı.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, ziyaret tarihinin öne alınmasının gerekçesi olarak İran’ın ‘aldatıcı’ olduğu ve kendisine herhangi bir taviz verilmemesi gerektiği görüşü öne çıkarıldı. Açıklamada, bu tutumu pekiştirmek amacıyla, ‘Tahran’la yürütülecek her türlü müzakerenin, balistik füze programının sınırlandırılmasını ve İran ekseni olarak tanımlanan yapıya verdiği desteğin durdurulmasını içermesi gerektiği’ vurgulandı. Netanyahu’ya yakın kaynaklar ise İsrail Başbakanı’nın, Trump’tan İran’ın İsrail’i tanımasını ‘gerçek barış niyetinin kanıtı’ olarak dayatmasını talep etmeyi planladığını aktardı.

Kan 11, Tel Aviv’in, Başkan Trump’ın İran’la müzakerelere başlanmadan önce ‘İsrail’le önceden üzerinde uzlaşılan bazı noktalardan geri adım atmasından’ endişe duyduğunu bildirdi. Bu çerçevede İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, Netanyahu’nun ofisinin açıklaması bir güç gösterisi olarak yorumlandı; İsrail’in süreci pasif biçimde izlemediğini göstermek ve karar alma sürecinde geç kalınmadan önce ABD yönetimi üzerinde etki oluşturmak amacı taşıdığı belirtildi.

İsrail’in altı talebi

Siyasi dramanın unsurlarını tamamlamak istercesine Netanyahu, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı’nın da kendisine Washington ziyaretinde eşlik edeceğini açıkladı. Netanyahu, bu adımın amacının, İran’a yönelik bir saldırının gerekliliğini anlatmak olduğunu belirterek, böyle bir darbenin İran’ın kapasitesini felç edeceğini ve özgüvenini sarsacağını savundu. Netanyahu ayrıca dün hükümet koalisyonunu oluşturan parti liderleriyle bir toplantı ve bunun yanı sıra Bakanlar Kurulu’nun ayrı bir oturumunu toplama çağrısı yaptı.

Netanyahu’nun çarşamba ve perşembe günleri bir dizi görüşme gerçekleştirmesi, cuma günü ise İsrail’e dönmesi planlanıyor. Program kapsamında ABD Başkanı ile görüşmenin yanı sıra, Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Brad Cooper ve müzakere dosyasından sorumlu özel temsilciler Steve Witkoff ile Jared Kushner’la da bir araya gelmesi öngörülüyor.

fvev
İsrail'in Demir Kubbe füze savunma sistemi, İran’dan Tel Aviv’e fırlatılan balistik füzeleri önlüyor. (EPA)

Sağcı İsrail gazetesi Israel Hayom, bu çarpıcı ziyareti, Netanyahu’nun İran dosyası konusunda Trump’ı altı İsrail talebini benimsemeye ikna etme girişimi olarak yorumladı. Buna göre ilk iki talep, balistik füze dosyasının müzakerelere dahil edilmesi ve bu füzelerin menzilinin 300 kilometreyle sınırlandırılması ile İsrail’in bölgede ‘vekil güçler’ olarak tanımladığı yapılara verilen İran desteğinin sona erdirilmesini kapsıyor.

Nükleer başlık altında ise İsrail’in dört ek talep ileri sürdüğü belirtiliyor. Bu talepler; İran’ın nükleer programının tamamen ortadan kaldırılmasının garanti altına alınması, tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması, oranı ne olursa olsun her türlü uranyum zenginleştirme faaliyetinden vazgeçilmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin İran’a geri dönerek nükleer tesislere ani denetimler yapma yetkisine sahip olmalarını içeriyor.

Beyaz Saray’ın içindeki lobi

Gazete, Netanyahu’nun bu yaklaşımı Witkoff ve Kushner’a kabul ettirmeye çalıştığını, ancak müzakereler sürecinde bu iki ismin kendi tezlerine ne ölçüde bağlı kalacağından kuşku duyduğunu aktardı. Bu nedenle Netanyahu’nun, doğrudan Trump’la görüşmenin belirleyici seçenek olduğu kanaatini taşıdığı ve ABD Başkanı’nı ikna edebilecek tek kişinin kendisi olduğuna inandığı belirtildi.

Netanyahu’nun, ABD ekibinin diğer üyelerine kıyasla daha sert bir çizgide gördüğü Başkan Yardımcısı JD Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun desteğini arkasına almayı hedeflediği, bu yolla İran’la anlaşmaya varılmasından yana olan eğilime karşı Beyaz Saray içinde bir baskı grubu oluşturmayı amaçladığı ifade ediliyor.

Buna karşılık İsrailli uzmanlar, füze dosyasının nükleer programla ilgili her türlü müzakerenin zaten doğal bir parçası olduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre, nükleer başlık taşıyabilecek gelişmiş balistik füzeler olmadan bir nükleer silah üretmenin herhangi bir anlamı bulunmuyor ve ABD’li müzakereciler de bu gerçeğin farkında. Bu nedenle söz konusu çevreler, İsrail’in bu bağlamda sergilediği paniğin büyük ölçüde yapay olduğu görüşünde.

Nitekim daha önce Netanyahu hükümetinde bakan olarak görev yapan ve halen savunma sanayii şirketi Rafael’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Yuval Steinitz’in de dile getirdiği üzere, İsrail’in esasen bir nükleer anlaşmaya varılmasını istemediği belirtiliyor. Bu bakış açısına göre, koşulları ne olursa olsun her türlü anlaşma kötü kabul ediliyor ve yaptırımların kaldırılması ile mali kaynak akışının yeniden başlaması nedeniyle Tahran’daki rejimin gücünü artıracağı savunuluyor. İsrail tarafı, söz konusu kaynakların Hizbullah’tan Iraklı gruplara, Hamas ve İslami Cihad Hareketi’nden Yemen’deki Husilere kadar İran’ın bölgedeki müttefiklerine aktarılacağını öne sürüyor.

cdf
İran’ın başkenti Tahran’da ABD ve İsrail’i kınayan bir duvar resmi (AFP)

Netanyahu’ya yakın isimlerden Steinitz’e göre masadaki alternatifler ya askerî bir saldırı düzenlenmesi ya da mevcut durumun dondurulması. Steinitz, askerî seçeneği en ideal çözüm olarak görürken, böyle bir adımın İran’daki yönetimi zayıflatacağını ve çöküşe giden süreci hızlandıracağını savundu. Mevcut durumun dondurulması ise ikinci en önemli seçenek olarak değerlendiriliyor; zira bu yol, bir anlaşmaya varılmasını engelliyor, yaptırımların yürürlükte kalmasını sağlıyor ve rejimi ekonomik ve toplumsal açıdan zayıflatmayı hedefliyor.

Steinitz, bu bağlamda Netanyahu’nun elinde haziran ayındaki savaşla ilgili önemli bir koz bulunduğunu da vurguladı. O dönemde ağır darbeler indirildiğini, buna karşın tek bir Amerikan askerinin dahi zarar görmediğini hatırlattı.

Steinitz’e göre Netanyahu, her hâlükârda Trump’tan, İsrail’in geleneksel tutumuna destek vermesini sağlamaya çalışıyor. Bu tutum, İsrail’in İran’la yapılabilecek herhangi bir anlaşmanın tarafı olmadığı ve böyle bir anlaşmanın kendisini bağlamadığı anlayışına dayanıyor. Steinitz, bu yaklaşımın ardında, İran üzerinde savaş tehdidi kılıcını sürekli olarak sallandırma gerekliliğine dair güçlü bir inancın yattığını belirtiyor.

Bu durum, Netanyahu’nun söz konusu tutumu Trump’ın otoritesine zarar vermeden nasıl dile getireceği ve Witkoff ile Kushner’a karşı Beyaz Saray içinde bir lobi oluşturup oluşturamayacağı sorularını gündeme getiriyor. Aynı zamanda Netanyahu’nun, İran liderliğini provoke edecek ve müzakerelerden çekilmeye zorlayacak adımlar atmayı mı hedeflediği, yoksa İranlı yetkililerin yeterli siyasi olgunluk göstererek Netanyahu’nun hamlelerini boşa çıkarıp Trump’la bir anlaşmaya doğru ilerleyip ilerlemeyeceği de tartışma konusu oluyor.

Netanyahu’nun bu aşamada asıl odağının, fiilen başlamış olan seçim süreciyle birlikte derinleşen iç siyasi krizi ve kamuoyu yoklamalarında gerileyen konumu olduğu dikkate alındığında, şu anki temel hedefinin iç kamuoyundaki yerini güçlendirecek bir Amerikan tutumunun ortaya çıkması olduğu değerlendiriliyor. Netanyahu’nun, İran’a karşı duran lider, hatta Trump’ın ifadesiyle bir ‘savaşçı’ ya da ‘kahraman’ olarak sunulmasının, mevcut koşullarda kendisi açısından özel bir önem taşıdığı ifade ediliyor.


Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.