Suriye, Rusya'nın askeri stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmaya nasıl devam ediyor?

Moskova, Fırat'ın doğusunda askeri hareketliliğini artırdı

Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
TT

Suriye, Rusya'nın askeri stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmaya nasıl devam ediyor?

Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)

Anton Mardasov

Geçen yıl şubat ayının ilk günlerinde (Ukrayna'nın işgalinin başlamasından bir hafta önce) sosyal medyayı ‘Z’ harfi ve diğer sembollerle kazınmış Rus zırhlı araçlarının fotoğrafları doldurmuştu. Söz konusu sembol aslında tamamen işlevsel bir amacı olmasına rağmen, onları işgalin sembolü olarak gören bazı ülkelerde yasaklandı. Son dönemde sosyal medyadan alınan görüntülerde Ukrayna ordusu uzun zamandır beklenen karşı taarruzuna devam ederken, zırhlı araçlarına benzer işaretler koyması ise daha ironiktir.

Bu şartlar altında Kremlin tüm dikkatini Ukrayna cephesine vermek zorunda kalacak. Özellikle Kiev, Rus kuvvetlerini Donbass bölgelerinden çıkarma değil, aynı zamanda Kırım'ı geri alma niyetini de ilan etmesi halinde.
 

Ayrıca Rus paralı asker grubu Wagner'in sahibi Yevgeniy Prigojin ile resmi Rus odusu arasındaki anlaşmazlık yeniden şiddetli bir şekilde alevlendi. Prigojin, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov'a kişisel olarak hakaret etti. Ayrıca Prigojin, Ukrayna kuvvetleri Wagner'in özel kuvvetleriyle savaşırken aylarca Artemivsk'te (Bahmut) mahsur kaldığı için büyük ölçekli bir Ukrayna karşı saldırısının başlamasının yalnızca paralı askerleri sayesinde ertelendiğiyle övünüyordu.

Ancak Ukrayna, Suriye'deki durumla birlikte Rus medyasını meşgul eden konulardan sadece biri olmaya devam ediyor.

Odak değişikliği

Mart ayının başından itibaren ve nisan ve mayıs ayları boyunca ABD'li yetkililerin defalarca belirttiği gibi, Rus havacılığı Suriye'de artan bir faaliyet gösterdi. Rus uçakları ve insansız hava araçları (İHA), anlaşmaları ihlal ederek,  ABD askeri hedeflerinin üzerinden uçmaya başladı. Benzer olaylar daha önce de yaşanmış olabileceğinden, bu ilk olmayabilir. Pentagondan sızan belgelere göre Kasım 2022'de Rusya Hava Kuvvetleri, Mart 2023'te Karadeniz'in tarafsız suları üzerinde bir Rus savaş uçağı tarafından önlenip vurulan İHA'nın aynısı olan MQ-9 Reaper İHA'yı Kamışlı'da neredeyse düşürüyordu.

Moskova yalnızca Karadeniz'de değil, Akdeniz bölgesinde de artan gerilimler nedeniyle Washington'a kendi suçlamalarını yöneltti. Rusya, ABD liderliğindeki koalisyonun çatışmanın tırmanmasını önlemek için protokolleri ve yalnızca nisan ayında 213 kez Suriye üzerindeki hava güvenliğine ilişkin ABD-Rusya anlaşmasını ihlal ettiğini iddia ediyor.

Bununla birlikte Pentagondan sızan aynı belgeler, Ukrayna askeri istihbaratının Suriye'deki Rus kuvvetlerine saldırmayı planladığını ortaya çıkardı. Bu, Moskova'yı Ukrayna'dan bazı askeri kuvvetlerini nakletmeye zorlayacaktı. Aynı kaynağa göre Ukrayna sonunda bir takım teknik ve siyasi nedenlerle bu fikirden vazgeçti.

Ayrıca Moskova'nın Suriye'de tamamen etkileşimli bir duruş benimsediğine dair nesnel şüpheler ve bölgedeki ABD tesisleri üzerinde baskı başlatabileceğine inanmak için gerekçeler var.

İlk olarak, 2021 gibi erken bir tarihte Kremlin, yalnızca Ukrayna'ya karşı askerî harekât tehdidinde bulunarak değil, aynı zamanda büyük ölçekli tatbikatlar yapmak veya Hmeymim Hava Üssü’nde kısa bir süre için nükleer yetenekli stratejik bombardıman uçakları konuşlandırmak gibi Suriye'de aktif olarak faaliyet göstererek, NATO'yu yeni bir Avrupa güvenlik mimarisini müzakere etmeye zorlamaya çalıştı. Rusya'nın Mart 2023 sonunda Suriye üssüne yeniden TU-22M3 rampaları konuşlandırdığı ise kesin.

Rusya'nın Suriye'de faaliyetlerindeki artışın, İran vekil güçleri ve ABD birliklerini içeren olaylardaki artışla aynı zamana denk gelmesi tesadüf değil. Daha önce Rusya, kendisini İran saldırılarıyla ilişkilendirmekten kaçındı ve Suriye'nin doğusundaki faaliyetlerini büyük ölçüde dondurdu. Bununla birlikte, Ukrayna'daki savaşın başlangıcında işler değişti. Bu, Moskova'nın Kremlin'in savaşla mücadele kararlılığını ve kaynakların mevcudiyetini göstermek için İran ve hatta Çin ile (genellikle onların rızası olmadan) koordineli eylem sergilemeye yönelik kasıtlı girişimlerinin habercisi oldu.

Tüm bu nedenlerle Rusya'nın hamleleri, Ukrayna dışındaki alanlarda rakiplerine baskı kurarak, Ukrayna'da üzerindeki baskıyı azaltmak için bir taktik olabilir. Kiev'in avantajlı bulabileceği bir program, mevcut koşullarda herhangi bir kırmızı çizgi oluşturmak için fazla kaynağa sahip olmayan Moskova için de çekici olabilir. Yine de Kremlin, Washington'a Ukrayna'da stratejik silahlarda taviz vermesi gerektiğini gösteren kırmızı çizgiler çizmeye çalışıyor. Örneğin, Moskova Soğuk Savaş döneminde, manevralar sırasında savaş gemilerinin ve uçakların birbirine yaklaşmasına izin verilen mesafeyi belirleyen 1972 Sovyetler Birliği-ABD anlaşmasına benzer şekilde açık denizlerde ve havada kazaları önlemek için yeni bir anlaşma yapma arzusunu gizlemiyor.

Rusya'nın hamleleri, Ukrayna dışındaki alanlarda rakiplerine baskı kurarak Ukrayna'da üzerindeki baskıyı azaltmak için bir taktik olabilir. Kiev'in avantajlı bulabileceği bir program, mevcut koşullarda herhangi bir kırmızı çizgi oluşturmak için fazla kaynağa sahip olmayan Moskova için de çekici olabilir.

Ancak Moskova'nın Karadeniz ve Akdeniz bölgelerini dikkatlice tek bir ‘paket’ halinde bağlaması, aslında oldukça normal ve krizle yüzleşmek için bir taktik plan değil. Gerçek şu ki, Kremlin bu konuda diplomatik ve hatta siyasi mantıkla değil, tamamen askeri düşünceyle yönlendiriliyor. Ve bu söz konusu askeri planlama mantığını hesaba katarsak, Moskova'nın görünüşte beklenmedik adımları için mantıklı bir açıklama sunabiliriz.

İki savaş tiyatrosu tek sahnede

Moskova, 2015 yılında Suriye iç savaşına resmen taraf olduğunda, argümanlarının çoğu önemsiz görünüyordu. Örneğin, birçok Rus oryantalist ve Kafkasya araştırmacısı bile, Suriye'deki harekâtın Rus makamlarına ‘geniş kapsamlı yaklaşımlarla terörle mücadelede’ yardımcı olacağına dair resmi çizgiyi her zaman sorgulamıştır. Uzmanlar, Rus makamlarının Soçi'deki 2014 Kış Olimpiyatları'ndan önce, Müslümanlar arasında aşırılık yanlısı fikirlerin yayılmasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya fazla dikkat etmeksizin, istenmeyen insanları Ortadoğu'ya gitmek üzere Kuzey Kafkasya'dan ayrılmaya teşvik ettiğini fark ettiler. Ancak bunun sonucunda terör saldırıları Rusya'da gerçekleşti ve failleri bunları doğrudan Suriye'ye müdahalenin intikamıyla ilişkilendirdi.

‘Aşırıcılıkla mücadele’ hipotezinin sadece propaganda olduğunu ve askeri harekatın başta siyasi olmak üzere tamamen farklı amaç ve hedefleri bulunduğunu anlayan birçok Rus diplomat da vardı.

Bununla birlikte, Rus ordusunun bakış açısından, Kremlin'in eylemlerinin açık bir mantığı vardı. Ve anlatıyı Rusya'nın müdahalesi etrafında kendi istedikleri yöne çeviren orduydu.

Rus askeri planlamasına göre güney askeri bölgesine karşılık gelen güney stratejik tarafı, sadece Orta Asya'yı, Karadeniz bölgesini ve Rusya-Ukrayna sınırını değil, aynı zamanda Kuzey ve Güney Kafkasya'yı da içeriyor ve Akdeniz'de güç konuşlandırılması için bir köprübaşı vazifesi görüyor. Aslında, 2008 yılında Gürcistan ile olan savaştan beri, Güney Askeri Bölgesi kuvvetleri diğer bölgelere göre daha gelişmiş teçhizat ve önemli ölçüde daha iyi eğitim aldı.

Donetsk bölgesinde Fransız yapımı zırhlı aracın önünde duran Ukrayna askeri. (Reuters)
Donetsk bölgesinde Fransız yapımı zırhlı aracın önünde duran Ukrayna askeri. (Reuters)

Kırım ve Sivastopol ilhak edildikten sonra 2014 yılında Güney Askeri Bölgesi'ne dahil edilmiş, ardından 2023 yılında Donbass toprakları onları takip etmiştir. Yarımadanın Suriye'ye yakınlığı nedeniyle, bu bölgede konuşlanmış Rus ordusuna Sivastopol'dan büyük çıkarma gemileri sağlandı. Güney Askeri Bölgesi'ne bağlı Karadeniz Filosu ve Hazar Filosu'na ait gemiler de Suriye'de muhalif hedeflere  ve terör hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Savaş havacılığı, Suriye'deki operasyon için çoğunlukla Kırım hava meydanlarında yeniden konuşlandırılırken, Güney Askeri Bölge birimleri Halep'in doğusundaki Rus askeri gücünün omurgasını oluşturdu.

Uzmanlar, Rus makamlarının Soçi'deki 2014 Kış Olimpiyatları'ndan önce, Müslümanlar arasında aşırılık yanlısı fikirlerin yayılmasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya fazla dikkat etmeksizin, istenmeyen insanları Ortadoğu'ya gitmek üzere Kuzey Kafkasya'dan ayrılmaya teşvik ettiğini fark ettiler.

Ancak son değişikliklere rağmen Güney Askeri Bölgesi, Rusya'daki en küçük askeri bölge olmaya devam ediyor ve sorumluluk alanı en sorunlu ve çatışmaya açık alanları içeriyor. NATO'nun askeri planlamasında, Kırım'a olası bir saldırı için en önemli köprübaşı ise Akdeniz'dir. Soğuk Savaş'tan bu yana ABD, bu uçsuz bucaksız deniz havzasının doğu kısmını, Rusya'nın orta-güneyine uçak gemileri ve Tomahawk seyir füzeleri ile varsayımsal bir saldırı için uygun bir platform olarak gördü.

Fotoğraf Altı: Suriye semalarındaki iki Rus Su-25 uçağı. (Reuters)
Suriye semalarındaki iki Rus Su-25 uçağı. (Reuters)

Ukrayna'da savaşın başlamasından sonra (ve güdümlü füze kruvazörü Moskova'nın imha edilmesinden ve büyük saldırı gemisi Saratov'un Berdyansk'ta zorla batırılmasından sonra) Karadeniz Filosu’nun savaş operasyonlarını etkin bir şekilde yürütme konusundaki gerçek yeteneği hakkında şüpheler ortaya çıktı.

Bu nedenle Rusya şimdi dört Rus filosu ve Hazar Filosu’nu askeri bölgelerden çıkarmaya ve denizcilerin bürokrasiyi atlayarak, doğrudan savaş eğitimine girmeleri için eskiden olduğu gibi donanmanın ana komutanlığına atamaya hazırlanıyor.

Ancak sözde savaş operasyonlarının Kırım'a devredilmesi durumunda bile, Rus grubunun Suriye'deki tedariki değişmeden kalacak. Türkiye'nin 2022 yılında Rusya'nın Suriye'ye askeri uçuşlarını kısıtlama ve Türk boğazlarını savaş gemilerine kapatma kararından sonra Sivastopol, Suriye Expresi’nden izole hale geldi. Novorossiysk-Tartus-Novorossiysk güzergahında Rus kuvvetlerine ve Esed rejimi güçlerine silah ve insani yardım ikmal yükünün tamamı kuru yük gemileri ile taşınıyor. İkmalin daha hızlı ulaşması için Türkiye'nin hava sahasından Hmeymim'e gitmesine izin verdiği insani kargo taşıyan acil uçuşlar dışında, çoğunlukla İran ve Ürdün üzerinden bir yılı aşkın süredir uçan nakliye uçakları kullanılıyor.

Yorgunluk faktörü

Nisan 2023'ün sonundan bu yana, Suriye kıyılarında Rus silahlı kuvvetleri için eşi benzeri görülmemiş bir durum gelişti. Rus görev gücünün yetenekleri büyük ölçüde azaldığından, üç gemi aynı anda Akdeniz'den ayrıldı. (Karadeniz firkateyni Amiral Grigorovich ve iki Baltık kruvazörü Soobrazitelny ve Stoykiy)

Soobrazitelny ve Stoykiy mürettebatı Doğu Akdeniz'de neredeyse altı ay (Ekim 2022'den beri) geçirirken, Amiral Grigorovich'in mürettebatı daha önce SSCB'de veya modern Rusya'da hiç kırılmamış bir rekor kırdı. Gemi, Ekim 2021'de Suriye'ye gitmek üzere Sivastopol'dan ayrıldı ve bunca zaman yanaşma veya başka bir onarım olmaksızın savaş hizmetindeydi.

Bölgedeki büyük muharebe yüzey gemilerinden geriye  yalnızca Amiral Gorshkov firkateyni ve bir dizel-elektrikli denizaltı B-265 Krasnodar kaldı. Bunlar, büyük gemi oluşumlarına karşı Suriye kıyısı çevresinde etkili bir savunma oluşturmak için yeterli değiller. Türk ambargosu nedeniyle onları Sivastopol'dan gelen gemilerle değiştirmek imkânsız, grubu güçlendirmenin tek yolu Kuzey Filosu’ndan büyük bir denizaltı karşıtı gemi Amiral Levchenko'yu Suriye kıyılarına göndermek. Rusya'ya yardım eden tek şey ise ABD'nin USS George HW Bush liderliğindeki bir grup uçak gemisini Akdeniz'den geri çekmesidir.

Bu durum Rus ordusunu, bir güç imajı yansıtmak ve ABD 6. Filosu’nun ‘Neptün Saldırısı 2022’ gibi çeşitli NATO tatbikatlarına yanıt vermek, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde siyasi ve jeopolitik rakipleri üzerinde baskı uygulamak için kalıcı faaliyet yürütme görevi ile karşı karşıya kalmaktadır..

Ancak filoda büyük suüstü gemilerinin bulunmayışı ve Türkiye'nin Rus savaş gemilerinin İstanbul ve Çanakkale Boğazları'ndan geçişine yönelik yasağın devam etmesi nedeniyle, Akdeniz Filosunun gemilerini tamir etme ve modernize etme kabiliyeti etkilenen Rusya'nın bu harekât sahalarında - Karadeniz ve Akdeniz - güç yansıtma kabiliyeti eşit değildir. Bu boşlukları havacılık faaliyetleri gibi mevcut kaynaklarla doldurmak Kremlin'in çıkarınadır.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Majalla dergisinden çevrildi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.