Suriye, Rusya'nın askeri stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmaya nasıl devam ediyor?

Moskova, Fırat'ın doğusunda askeri hareketliliğini artırdı

Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
TT

Suriye, Rusya'nın askeri stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmaya nasıl devam ediyor?

Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)

Anton Mardasov

Geçen yıl şubat ayının ilk günlerinde (Ukrayna'nın işgalinin başlamasından bir hafta önce) sosyal medyayı ‘Z’ harfi ve diğer sembollerle kazınmış Rus zırhlı araçlarının fotoğrafları doldurmuştu. Söz konusu sembol aslında tamamen işlevsel bir amacı olmasına rağmen, onları işgalin sembolü olarak gören bazı ülkelerde yasaklandı. Son dönemde sosyal medyadan alınan görüntülerde Ukrayna ordusu uzun zamandır beklenen karşı taarruzuna devam ederken, zırhlı araçlarına benzer işaretler koyması ise daha ironiktir.

Bu şartlar altında Kremlin tüm dikkatini Ukrayna cephesine vermek zorunda kalacak. Özellikle Kiev, Rus kuvvetlerini Donbass bölgelerinden çıkarma değil, aynı zamanda Kırım'ı geri alma niyetini de ilan etmesi halinde.
 

Ayrıca Rus paralı asker grubu Wagner'in sahibi Yevgeniy Prigojin ile resmi Rus odusu arasındaki anlaşmazlık yeniden şiddetli bir şekilde alevlendi. Prigojin, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov'a kişisel olarak hakaret etti. Ayrıca Prigojin, Ukrayna kuvvetleri Wagner'in özel kuvvetleriyle savaşırken aylarca Artemivsk'te (Bahmut) mahsur kaldığı için büyük ölçekli bir Ukrayna karşı saldırısının başlamasının yalnızca paralı askerleri sayesinde ertelendiğiyle övünüyordu.

Ancak Ukrayna, Suriye'deki durumla birlikte Rus medyasını meşgul eden konulardan sadece biri olmaya devam ediyor.

Odak değişikliği

Mart ayının başından itibaren ve nisan ve mayıs ayları boyunca ABD'li yetkililerin defalarca belirttiği gibi, Rus havacılığı Suriye'de artan bir faaliyet gösterdi. Rus uçakları ve insansız hava araçları (İHA), anlaşmaları ihlal ederek,  ABD askeri hedeflerinin üzerinden uçmaya başladı. Benzer olaylar daha önce de yaşanmış olabileceğinden, bu ilk olmayabilir. Pentagondan sızan belgelere göre Kasım 2022'de Rusya Hava Kuvvetleri, Mart 2023'te Karadeniz'in tarafsız suları üzerinde bir Rus savaş uçağı tarafından önlenip vurulan İHA'nın aynısı olan MQ-9 Reaper İHA'yı Kamışlı'da neredeyse düşürüyordu.

Moskova yalnızca Karadeniz'de değil, Akdeniz bölgesinde de artan gerilimler nedeniyle Washington'a kendi suçlamalarını yöneltti. Rusya, ABD liderliğindeki koalisyonun çatışmanın tırmanmasını önlemek için protokolleri ve yalnızca nisan ayında 213 kez Suriye üzerindeki hava güvenliğine ilişkin ABD-Rusya anlaşmasını ihlal ettiğini iddia ediyor.

Bununla birlikte Pentagondan sızan aynı belgeler, Ukrayna askeri istihbaratının Suriye'deki Rus kuvvetlerine saldırmayı planladığını ortaya çıkardı. Bu, Moskova'yı Ukrayna'dan bazı askeri kuvvetlerini nakletmeye zorlayacaktı. Aynı kaynağa göre Ukrayna sonunda bir takım teknik ve siyasi nedenlerle bu fikirden vazgeçti.

Ayrıca Moskova'nın Suriye'de tamamen etkileşimli bir duruş benimsediğine dair nesnel şüpheler ve bölgedeki ABD tesisleri üzerinde baskı başlatabileceğine inanmak için gerekçeler var.

İlk olarak, 2021 gibi erken bir tarihte Kremlin, yalnızca Ukrayna'ya karşı askerî harekât tehdidinde bulunarak değil, aynı zamanda büyük ölçekli tatbikatlar yapmak veya Hmeymim Hava Üssü’nde kısa bir süre için nükleer yetenekli stratejik bombardıman uçakları konuşlandırmak gibi Suriye'de aktif olarak faaliyet göstererek, NATO'yu yeni bir Avrupa güvenlik mimarisini müzakere etmeye zorlamaya çalıştı. Rusya'nın Mart 2023 sonunda Suriye üssüne yeniden TU-22M3 rampaları konuşlandırdığı ise kesin.

Rusya'nın Suriye'de faaliyetlerindeki artışın, İran vekil güçleri ve ABD birliklerini içeren olaylardaki artışla aynı zamana denk gelmesi tesadüf değil. Daha önce Rusya, kendisini İran saldırılarıyla ilişkilendirmekten kaçındı ve Suriye'nin doğusundaki faaliyetlerini büyük ölçüde dondurdu. Bununla birlikte, Ukrayna'daki savaşın başlangıcında işler değişti. Bu, Moskova'nın Kremlin'in savaşla mücadele kararlılığını ve kaynakların mevcudiyetini göstermek için İran ve hatta Çin ile (genellikle onların rızası olmadan) koordineli eylem sergilemeye yönelik kasıtlı girişimlerinin habercisi oldu.

Tüm bu nedenlerle Rusya'nın hamleleri, Ukrayna dışındaki alanlarda rakiplerine baskı kurarak, Ukrayna'da üzerindeki baskıyı azaltmak için bir taktik olabilir. Kiev'in avantajlı bulabileceği bir program, mevcut koşullarda herhangi bir kırmızı çizgi oluşturmak için fazla kaynağa sahip olmayan Moskova için de çekici olabilir. Yine de Kremlin, Washington'a Ukrayna'da stratejik silahlarda taviz vermesi gerektiğini gösteren kırmızı çizgiler çizmeye çalışıyor. Örneğin, Moskova Soğuk Savaş döneminde, manevralar sırasında savaş gemilerinin ve uçakların birbirine yaklaşmasına izin verilen mesafeyi belirleyen 1972 Sovyetler Birliği-ABD anlaşmasına benzer şekilde açık denizlerde ve havada kazaları önlemek için yeni bir anlaşma yapma arzusunu gizlemiyor.

Rusya'nın hamleleri, Ukrayna dışındaki alanlarda rakiplerine baskı kurarak Ukrayna'da üzerindeki baskıyı azaltmak için bir taktik olabilir. Kiev'in avantajlı bulabileceği bir program, mevcut koşullarda herhangi bir kırmızı çizgi oluşturmak için fazla kaynağa sahip olmayan Moskova için de çekici olabilir.

Ancak Moskova'nın Karadeniz ve Akdeniz bölgelerini dikkatlice tek bir ‘paket’ halinde bağlaması, aslında oldukça normal ve krizle yüzleşmek için bir taktik plan değil. Gerçek şu ki, Kremlin bu konuda diplomatik ve hatta siyasi mantıkla değil, tamamen askeri düşünceyle yönlendiriliyor. Ve bu söz konusu askeri planlama mantığını hesaba katarsak, Moskova'nın görünüşte beklenmedik adımları için mantıklı bir açıklama sunabiliriz.

İki savaş tiyatrosu tek sahnede

Moskova, 2015 yılında Suriye iç savaşına resmen taraf olduğunda, argümanlarının çoğu önemsiz görünüyordu. Örneğin, birçok Rus oryantalist ve Kafkasya araştırmacısı bile, Suriye'deki harekâtın Rus makamlarına ‘geniş kapsamlı yaklaşımlarla terörle mücadelede’ yardımcı olacağına dair resmi çizgiyi her zaman sorgulamıştır. Uzmanlar, Rus makamlarının Soçi'deki 2014 Kış Olimpiyatları'ndan önce, Müslümanlar arasında aşırılık yanlısı fikirlerin yayılmasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya fazla dikkat etmeksizin, istenmeyen insanları Ortadoğu'ya gitmek üzere Kuzey Kafkasya'dan ayrılmaya teşvik ettiğini fark ettiler. Ancak bunun sonucunda terör saldırıları Rusya'da gerçekleşti ve failleri bunları doğrudan Suriye'ye müdahalenin intikamıyla ilişkilendirdi.

‘Aşırıcılıkla mücadele’ hipotezinin sadece propaganda olduğunu ve askeri harekatın başta siyasi olmak üzere tamamen farklı amaç ve hedefleri bulunduğunu anlayan birçok Rus diplomat da vardı.

Bununla birlikte, Rus ordusunun bakış açısından, Kremlin'in eylemlerinin açık bir mantığı vardı. Ve anlatıyı Rusya'nın müdahalesi etrafında kendi istedikleri yöne çeviren orduydu.

Rus askeri planlamasına göre güney askeri bölgesine karşılık gelen güney stratejik tarafı, sadece Orta Asya'yı, Karadeniz bölgesini ve Rusya-Ukrayna sınırını değil, aynı zamanda Kuzey ve Güney Kafkasya'yı da içeriyor ve Akdeniz'de güç konuşlandırılması için bir köprübaşı vazifesi görüyor. Aslında, 2008 yılında Gürcistan ile olan savaştan beri, Güney Askeri Bölgesi kuvvetleri diğer bölgelere göre daha gelişmiş teçhizat ve önemli ölçüde daha iyi eğitim aldı.

Donetsk bölgesinde Fransız yapımı zırhlı aracın önünde duran Ukrayna askeri. (Reuters)
Donetsk bölgesinde Fransız yapımı zırhlı aracın önünde duran Ukrayna askeri. (Reuters)

Kırım ve Sivastopol ilhak edildikten sonra 2014 yılında Güney Askeri Bölgesi'ne dahil edilmiş, ardından 2023 yılında Donbass toprakları onları takip etmiştir. Yarımadanın Suriye'ye yakınlığı nedeniyle, bu bölgede konuşlanmış Rus ordusuna Sivastopol'dan büyük çıkarma gemileri sağlandı. Güney Askeri Bölgesi'ne bağlı Karadeniz Filosu ve Hazar Filosu'na ait gemiler de Suriye'de muhalif hedeflere  ve terör hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Savaş havacılığı, Suriye'deki operasyon için çoğunlukla Kırım hava meydanlarında yeniden konuşlandırılırken, Güney Askeri Bölge birimleri Halep'in doğusundaki Rus askeri gücünün omurgasını oluşturdu.

Uzmanlar, Rus makamlarının Soçi'deki 2014 Kış Olimpiyatları'ndan önce, Müslümanlar arasında aşırılık yanlısı fikirlerin yayılmasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya fazla dikkat etmeksizin, istenmeyen insanları Ortadoğu'ya gitmek üzere Kuzey Kafkasya'dan ayrılmaya teşvik ettiğini fark ettiler.

Ancak son değişikliklere rağmen Güney Askeri Bölgesi, Rusya'daki en küçük askeri bölge olmaya devam ediyor ve sorumluluk alanı en sorunlu ve çatışmaya açık alanları içeriyor. NATO'nun askeri planlamasında, Kırım'a olası bir saldırı için en önemli köprübaşı ise Akdeniz'dir. Soğuk Savaş'tan bu yana ABD, bu uçsuz bucaksız deniz havzasının doğu kısmını, Rusya'nın orta-güneyine uçak gemileri ve Tomahawk seyir füzeleri ile varsayımsal bir saldırı için uygun bir platform olarak gördü.

Fotoğraf Altı: Suriye semalarındaki iki Rus Su-25 uçağı. (Reuters)
Suriye semalarındaki iki Rus Su-25 uçağı. (Reuters)

Ukrayna'da savaşın başlamasından sonra (ve güdümlü füze kruvazörü Moskova'nın imha edilmesinden ve büyük saldırı gemisi Saratov'un Berdyansk'ta zorla batırılmasından sonra) Karadeniz Filosu’nun savaş operasyonlarını etkin bir şekilde yürütme konusundaki gerçek yeteneği hakkında şüpheler ortaya çıktı.

Bu nedenle Rusya şimdi dört Rus filosu ve Hazar Filosu’nu askeri bölgelerden çıkarmaya ve denizcilerin bürokrasiyi atlayarak, doğrudan savaş eğitimine girmeleri için eskiden olduğu gibi donanmanın ana komutanlığına atamaya hazırlanıyor.

Ancak sözde savaş operasyonlarının Kırım'a devredilmesi durumunda bile, Rus grubunun Suriye'deki tedariki değişmeden kalacak. Türkiye'nin 2022 yılında Rusya'nın Suriye'ye askeri uçuşlarını kısıtlama ve Türk boğazlarını savaş gemilerine kapatma kararından sonra Sivastopol, Suriye Expresi’nden izole hale geldi. Novorossiysk-Tartus-Novorossiysk güzergahında Rus kuvvetlerine ve Esed rejimi güçlerine silah ve insani yardım ikmal yükünün tamamı kuru yük gemileri ile taşınıyor. İkmalin daha hızlı ulaşması için Türkiye'nin hava sahasından Hmeymim'e gitmesine izin verdiği insani kargo taşıyan acil uçuşlar dışında, çoğunlukla İran ve Ürdün üzerinden bir yılı aşkın süredir uçan nakliye uçakları kullanılıyor.

Yorgunluk faktörü

Nisan 2023'ün sonundan bu yana, Suriye kıyılarında Rus silahlı kuvvetleri için eşi benzeri görülmemiş bir durum gelişti. Rus görev gücünün yetenekleri büyük ölçüde azaldığından, üç gemi aynı anda Akdeniz'den ayrıldı. (Karadeniz firkateyni Amiral Grigorovich ve iki Baltık kruvazörü Soobrazitelny ve Stoykiy)

Soobrazitelny ve Stoykiy mürettebatı Doğu Akdeniz'de neredeyse altı ay (Ekim 2022'den beri) geçirirken, Amiral Grigorovich'in mürettebatı daha önce SSCB'de veya modern Rusya'da hiç kırılmamış bir rekor kırdı. Gemi, Ekim 2021'de Suriye'ye gitmek üzere Sivastopol'dan ayrıldı ve bunca zaman yanaşma veya başka bir onarım olmaksızın savaş hizmetindeydi.

Bölgedeki büyük muharebe yüzey gemilerinden geriye  yalnızca Amiral Gorshkov firkateyni ve bir dizel-elektrikli denizaltı B-265 Krasnodar kaldı. Bunlar, büyük gemi oluşumlarına karşı Suriye kıyısı çevresinde etkili bir savunma oluşturmak için yeterli değiller. Türk ambargosu nedeniyle onları Sivastopol'dan gelen gemilerle değiştirmek imkânsız, grubu güçlendirmenin tek yolu Kuzey Filosu’ndan büyük bir denizaltı karşıtı gemi Amiral Levchenko'yu Suriye kıyılarına göndermek. Rusya'ya yardım eden tek şey ise ABD'nin USS George HW Bush liderliğindeki bir grup uçak gemisini Akdeniz'den geri çekmesidir.

Bu durum Rus ordusunu, bir güç imajı yansıtmak ve ABD 6. Filosu’nun ‘Neptün Saldırısı 2022’ gibi çeşitli NATO tatbikatlarına yanıt vermek, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde siyasi ve jeopolitik rakipleri üzerinde baskı uygulamak için kalıcı faaliyet yürütme görevi ile karşı karşıya kalmaktadır..

Ancak filoda büyük suüstü gemilerinin bulunmayışı ve Türkiye'nin Rus savaş gemilerinin İstanbul ve Çanakkale Boğazları'ndan geçişine yönelik yasağın devam etmesi nedeniyle, Akdeniz Filosunun gemilerini tamir etme ve modernize etme kabiliyeti etkilenen Rusya'nın bu harekât sahalarında - Karadeniz ve Akdeniz - güç yansıtma kabiliyeti eşit değildir. Bu boşlukları havacılık faaliyetleri gibi mevcut kaynaklarla doldurmak Kremlin'in çıkarınadır.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Majalla dergisinden çevrildi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.