Lübnan, ‘üçüncü bir cumhurbaşkanlığı seçeneği’ için Le Drian’ın ziyaretini bekliyor

Allula, Riyad’da Le Drian ile görüştü. Le Drian, pazartesi günü Doha’da düzenlenecek Beşli Komite toplantısına katılacak.

ssc
ssc
TT

Lübnan, ‘üçüncü bir cumhurbaşkanlığı seçeneği’ için Le Drian’ın ziyaretini bekliyor

ssc
ssc

Lübnan çevreleri, gelecek hafta Beyrut’a gelmesi beklenen Fransa’nın Lübnan’daki Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian’ın siyasi güçlerle görüşmek üzere beraberinde ne getireceğini bekliyor. Le Drian, ziyareti sırasında ülkedeki ana siyasi güçlerin temsilcilerini bir diyalog masasında bir araya getirmeye çalışacak. Ayrıca Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye’nin adaylığını destekleyen ekibin ve eski bakan Cihad Azur’un adaylığını destekleyen ekibin bu konu çerçevesinde bir araya geleceği üçüncü bir seçenekte uzlaşma hususunda bir ihlal gerçekleşebileceğine ilişkin şüpheler mevcut.

Fransız Temsilcinin hareketine eşlik eden Lübnanlı kaynaklara göre Le Drian’ın gelecek pazartesi günü Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı krizini takip etmekle ilgilenen ülkelerden oluşan Beşli Komite’nin Doha’da düzenlediği bir toplantıya katılmasının ardından Beyrut’a gelmesi bekleniyor. Beşli Komite, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Katar ve Mısır’ın temsilcilerini içeriyor.

Suudi Basın Ajansı SPA’ya göre Suudi Arabistan Bakanlar Konseyi Genel Sekreterliği Danışmanı Nizar bin Süleyman el-Alula, geçen salı günü Fransa Cumhurbaşkanı’nın Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian ile Riyad’daki Dışişleri Bakanlığı ofisinde bir araya geldi. Alula, görüşmede Krallık ile Fransa arasındaki ikili ilişkilerin ve Lübnan meselesine dair son gelişmelerin ele alındığını açıkladı. Aynı şekilde ortak öneme sahip bölgesel ve uluslararası gelişmelerin de gündeme geldiği belirtildi.

Le Drian, Doha toplantısı sonrasında, şiddetli iç siyasi krizin ortasında siyasi güçlerin temsilcilerini bir araya getiren bir diyalog masası oluşturmak üzere Beyrut’a yöneliyor. Öyle ki başta Hizbullah ve Emel Hareketi olmak üzere Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye’nin destekçileri, diyalog için aday listesinde Franciyye’nin adının yer almasını şart koşarken, Özgür Yurtsever Hareket ise Franciyye’nin adının aday listesinden çıkarılmasını ve diyaloğun üçüncü bir kişiyle yürütülmesini şart koşuyor.

Özgür Yurtsever Hareket kaynakları, hareketin diyaloğa katılacağı imasında bulunurken, Lübnan Kuvvetleri Partisi Başkanı Samir Caca da ‘cumhurbaşkanlığı seçimlerini engelleyenlerin’ diyalog çağrısı yapması karşısında şaşkın olduğunu dile getirdi. Caca, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Anayasanın kendilerini yönlendirdikleri şeye bağlı kalsalar ve çoğunluğu bozmak için parlamento salonunu terk etmeselerdi, Lübnan bugün Lübnan’ı kurtuluş yoluna nasıl sokacağını planlayan yeni bir cumhurbaşkanı ile kutsanacaktı. Muhalefet ekibinin öne sürdüğü şekildeki diyalog, dikkatleri dağıtmak içindir ve Lübnanlıları cumhurbaşkanı seçme fırsatından mahrum bırakmaktır. Bu durum ise bunu engellemek amacıyla ortaya çıktıkları 14 Haziran oturumunda adeta gerçekleşti. Buna dayanarak bugün diyalog masaları yerine seçim çağrısı yapmaları zorunludur. Tıpkı geçen ocak ayında ABD Temsilciler Meclisi başkanını seçerken olduğu gibi, cumhurbaşkanı yetiştirmenin tek yolunun bu olduğu düşünülürse, art arda oturumlar düzenlenmelidir.”

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Caca, açıklamasında Lübnan Kuvvetleri’nin diyaloga katılmayacağı imasında bulundu. Lübnan Kuvvetleri medya ve iletişim yetkilisi Charles Cabbur ise açıklamasında “Le Drian, bize diyaloğa katılmayacağımızı bildirdi” dedi. El-Cedid kanalına konuşan Cabbur, “Fransa’nın anayasayı destekleyen bir konuma gelmesini ve anayasaya karşı darbeyi teşvik eden bir konuma gelmemesini umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Hizbullah ile Özgür Yurtsever Hareket arasında da ayrı bir diyalog hattı başlatıldı. Kaynaklar, Hizbullah’ın halen Basil’i koşulsuz diyaloga ikna etmeye bel bağladığını belirtti.

İlerici Sosyalist Parti ise diyaloğa katılıma destek veriyor. Öyle ki Demokratik Buluşma bloğunun başkanı Temsilci Teymur Canbolat, Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüşmesinin ardından şu açıklamada bulundu:

“Başkan Berri ile Velid Canbolat’la başlayan tarihi ve ulusal bir ilişki içindeyiz ve böyle devam edeceğiz. Cumhurbaşkanlığı gibi bazı konularda farklılıklar olsa da samimiyet ve saygıya dayalı bir ilişkimiz var. Ama özellikle cumhurbaşkanlığı konusunda bu ilişki devam edecektir ve temelde, Meclis Başkanı Berri’nin daha önce de söylediği gibi bu konuda kendisi ile aramızda olan diyalog esastır.”

Cumhurbaşkanlığı meselesindeki çıkmaz, başta geçici hükümet toplantıları ve parlamentodaki yasama oturumları olmak üzere cumhurbaşkanlığındaki boşluğun bir sonucu olarak ortaya çıkan diğer bölünmeleri artırdı. Aynı şekilde bu ayın sonunda Merkez Bankası başkanlığı pozisyonunun boşalması da dahil kilit noktalarda boşluklar baş göstermeye başladı. Hükümet, Başkan Riyad Selame’nin yerine birini atayamazken, dört yardımcısı da görevlerinden istifa etmekle tehdit ediyor.



Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.


Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
TT

Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos dün yaptığı açıklamada, hükümetin önümüzdeki hafta, Litani Nehri'nin kuzeyine kadar uzanan devlet otoritesini ve silah kontrolünü genişletme planının ikinci aşamasını nasıl sürdüreceğine karar vereceğini açıkladı.

Marqus, Arap ülkelerinden bakanlar toplantısına katılmak için bulunduğu Kuveyt'te, kararın bu konudaki silahlı kuvvetlerin yetenek ve ihtiyaçlarını özetleyen Genelkurmay Başkanı’nın sunumuna dayalı olacağını da sözlerine ekledi.

Lübnan ordusu, geçtiğimiz ocak ayında Litani Nehri ile İsrail sınırı arasındaki bölgede operasyonel kontrolü ele geçirdiğini duyurdu. Bu ayın başlarında ise Bakanlar Kurulu, ordudan Lübnan'ın diğer bölgelerinde silahsızlandırma sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda bilgi vermesini istedi.

Marqus yaptığı açıklamada, “Litani Nehri'nin güneyindeki ilk aşamayı tamamladık ve önümüzdeki hafta hükümet, ordu komutanının bildirdiği ihtiyaçlar ve imkanlar ışığında ikinci aşama hakkında bir karar verecek... Bu açıklamayı dikkate alarak bu konuda bir karar vereceğiz” dedi.

ABD'nin arabuluculuğunda 2024 yılının kasım ayında Lübnan, İsrail ile İran destekli grup Hizbullah arasındaki savaşı sona erdiren ateşkes anlaşması uyarınca, tüm silahları devlet kontrolü altına almayı hedefliyor. Marqus, bugün Lübnan ordusu ile Hizbullah arasında bir çatışma olasılığını reddetti. Hedefin devlet otoritesini genişletmek ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayan Marqus, bu hedeflerin birlikte gerçekleştirilebildiği ölçüde ilerleyeceklerini belirtti.

İsrail, Hizbullah ile savaşın sona ermesinden bu yana Lübnan'da düzenli baskınlar düzenliyor. Lübnan güvenlik kaynakları, bu saldırılarda yaklaşık 400 kişinin öldüğünü açıkladı.

İsrail, Hizbullah'ı Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasını ihlal ederek yeniden silahlanmaya çalıştığıyla suçlarken Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurguluyor.