Rekor seviyedeki sıcak hava dalgası tüm dünyayı kavuruyor

Sıcaklıklar, Avrupa’dan ABD ve Çin’e kadar tüm bölgeleri etkisi altına aldı.

Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
TT

Rekor seviyedeki sıcak hava dalgası tüm dünyayı kavuruyor

Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki bir bölgede, cuma günü erken saatlerde yangın çıktı. (AFP)

Avrupa ve ABD’nin büyük bir kısmı, yaz mevsiminin ve eşi benzeri görülmemiş sıcak hava dalgalarının geri gelmesiyle birlikte adeta kavurucu bölgelere dönüştü.

İklim değişikliği krizinin şiddetlenmesi ve uzmanların sıcak hava dalgalarının Avrupa ve ABD’de normal bir olay olarak artacağı yönündeki uyarıları ile birlikte bir dizi Avrupa ülkesi ve ABD eyaleti, önümüzdeki günlerde şiddetli sıcak hava dalgalarına karşı dikkatli olmaları yönünde halka uyarılarda bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre geniş kapsamlı yapılan yeni bir çalışma, ‘rahatsız edici sıcak günlerdeki’ göreli artıştan küresel düzeyde en çok etkilenecek ülkelerin İngiltere ve İsviçre olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

ABD’de devlet kurumları Teksas, Arizona, Nevada ve Kaliforniya’da sıcaklıkların tehlikeli seviyelere çıkmasını beklerken İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, Polonya ve Yunanistan gibi Avrupa ülkeleri, yer yer sıcaklıkları 48 santigrat dereceye ulaştıracağı tahmin edilen şiddetli sıcak hava dalgalarıyla karşı karşıya.

Rekor sıcaklık dereceleri

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) İtalya’daki Sicilya ve Sardunya adalarında önümüzdeki günlerde Avrupa’nın tanık olduğu en yüksek sıcaklıkların kaydedilebileceğini duyurdu.

ABD Kaliforniya ajansındaki meteorologlar, önümüzdeki iki gün içinde sıcaklığın, Death Valley (Ölüm Vadisi) çölünde daha önce güvenilir araçlarla kaydedilen en yüksek hava sıcaklığına eşitleneceğini veya aşacağını tahmin ediyorlar. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) mutlak dünya rekorunu 56,7 santigrat derece olarak kaydetmişti.

Sıcak hava dalgaları Kuzey Afrika’ya da uzanıyor. Fas, tehlikeli sıcak hava dalgalarının yaşandığı birkaç ilde kırmızı alarm verdi. Bu yıl sıcak hava dalgaları Çin’i de vurdu. Geçen pazartesi günü, büyük elektrik şirketlerinden biri, sıcaklığın artmasıyla bağlantılı olarak talep artışı sebebiyle günlük elektrik üretiminde rekor bir seviye kaydedildiğini duyurdu.

Bu yaz sıcak hava dalgalarının geri dönmesiyle birlikte sıcaktan yaşamını yitirenlerin sayısının da artması bekleniyor.

Ölüm ve yangın riskleri

Geçen yaz, sıcaklıklarda en hızlı artışın yaşandığı Avrupa’da, sıcaklığa bağlı yaklaşık 60 bin ölüm kaydedilmişti. WMO’ya göre, son 20 yılda Avrupa’da sıcaklık her 10 yılda yarım santigrat derece arttı. Şimdi uzmanlar, küresel sıcaklıkların 2050 yılına kadar 2 santigrat derece artmaya devam edeceğini tahmin ediyor. Ancak uzmanlar, Avrupa’daki sıcaklıklardaki artışın daha da yüksek olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

İngiltere’deki Bristol Üniversitesi’nden Coğrafi Bilimler öğretim üyesi Alan Kennedy-Asser, yeryüzünün sıcaklığında iki derecelik artış olacağı yönündeki tahminin, karadan daha yavaş ısınan okyanusları da içeren genel bir oran olduğunu belirtiyor. Asser, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte bunun karadaki sıcaklıkların daha da artarak Avrupa’da 3 derece veya üzerine çıkacağı anlamına geldiğini bildirdi.

Söz konusu tahminler, mevcut küresel iklim değişikliğiyle mücadele planlarını da dikkate alıyor. Dünya genelindeki iklim değişikliği önleme planlarının tam anlamıyla uygulanacağı ve 2050’ye kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşılacağı varsayımına göre yeryüzündeki sıcaklığın artışına ilişkin tahminlerde bulunuyor.

Fotoğraf Altı: Bükreş’te çocuklar sıcaktan kaçmak için halka açık parklara akın etti. (AP)
Bükreş’te çocuklar sıcaktan kaçmak için halka açık parklara akın etti. (AP)

Şimdiye kadar 10 yılda yaşanan yarım santigrat derecelik bir artış Avrupa’da önemli iklim değişikliklerine neden oldu. Genellikle soğuk olan Güney Avrupa ülkelerinde, yazın şiddetli sıcak hava dalgaları normalleşerek her yıl daha da şiddetlenmeye başladı. Orman yangınları da her yıl yeni alanları içine alarak büyüyor. Peki, sıcaklıklar artmaya devam ederken, önümüzdeki yıllarda Avrupa’yı gerçek anlamda ne bekliyor?

Yaşlıları saran tehlike

Uzmanlar, artan sıcaklıkların etkilerinin insanlarda ve kısıtlamalarda kendini göstereceği görüşünde Almanya’nın Potsdam kentindeki İleri Sürdürülebilirlik Çalışmaları Enstitüsü’ne (IASS) göre önümüzdeki yıllarda yüksek sıcaklıklara bağlı ölümlerin sayısı artacak. Enstitü araştırmacısı Erika von Schneidemesser, havadaki ozon gazı miktarının artmasının neden olduğu yüksek sıcaklıklar ve kirliliğin, erken ölüm sayısında bir artışa neden olacağını ve akciğer işlevleri ve solunum yolu ile ilgili hastalıkları artıracağını belirtiyor. Erika von Schneidemesser Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yüksek sıcaklıktan kaynaklanan havadaki ozon artışının aynı zamanda pek çok kişinin çalışamaz hale gelmesine veya işini yapamamasına yol açacağını vurgulayarak özellikle yaşlıların bu durumdan büyük ölçüde etkileneceğini söyledi.

Fotoğraf Altı: Piazza del Popolo’daki bir çeşmede serinlemeye çalışan bir İtalyan. (Reuters)
Piazza del Popolo’daki bir çeşmede serinlemeye çalışan bir İtalyan. (Reuters)

Araştırmacı, bunun hastaneler üzerindeki artan baskı nedeniyle Avrupa’daki sağlık sistemleri üzerinde doğrudan etkilerinin olacağını öne sürüyor.

Ekonomide ve tarımsal verimde düşüş

İklim değişikliğinin etkileri tarım ürünlerine de uzanıyor. Erika von Schneidemesser, iki yıl önce yönetip yayınladığı bir araştırmasına göre, Avrupa’da buğday üretiminin 2025 yılına kadar 2000 yılına göre yüzde 10 ve hasat edilen mısır miktarının yüzde 40 oranında düşeceğini tahmin ediyor.

Uzmanlar, canlılar üzerindeki etkilerinin ötesinde, Avrupa ülkeleri için büyük ekonomik sonuçları olacak başka etkiler konusunda da uyarıda bulunuyor. Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü’nde (PIK) araştırmacı olan Hazem Krichene, Avrupa ülkelerindeki ekonomik kayıpların milyarlarca euroyu bulacağını tahmin ediyor. Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, başlıca Avrupa ekonomileri üzerinde yapılan iklim riski stres testine göre İtalya’nın Avrupa’nın en riskli ülkesi olduğunu, Almanya’nın ise en risksiz ülkesi olduğunu söylüyor. Krichene, Avrupa’nın en büyük beş ekonomisinde (Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda) yeşil enerjiye geçiş maliyetine ek olarak esas olarak orman yangınları, su kıtlığı ve sellerin neden olduğu kayıpların 2020 ile 2025 arasında 30 trilyon euro olacağını tahmin ediyor. Sadece İtalya’nın 2025 yılına kadar Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’sının (GSYH) yüzde 14’ü kadar bir kayıpla karşı karşıya kalacağını söylüyor. Krichene, bu kayıpların mevcut iklim planlarını uygulama taahhüdü baz alınarak tahmin edildiğine dikkat çekiyor.

Fotoğraf Altı: İspanya’da kuraklık ormanları ve tarım alanlarını da vuruyor. (AFP)
İspanya’da kuraklık ormanları ve tarım alanlarını da vuruyor. (AFP)

İklim değişikliği uzmanları, Almanya gibi aşırı sıcaklara hazırlıksız olan ülkelerde birçok mülkün değerini kaybetme riskinin arttığına dikkat çekiyor. Yıkılma korkusuyla sigortasındaki artışa karşılık artan riskler nedeniyle değer kaybına uğrayan sel bölgelerinde veya ormanlardaki evleri örnek olarak gösteriyor.

Sıcaklıkla mücadelede altyapı yetersizliği

Başta güney bölgeleri olmak üzere Avrupa ülkelerinin, özellikle altyapılarının uygun olmadığı göz önüne alınınca aşırı sıcak hava dalgalarıyla ne derece başa çıkabileceği karşısında endişeler artıyor.

İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi güney Avrupa ülkeleri iklim değişikliği nedeniyle kabarık bir fatura ile karşı karşıya kalabilecek olsalar da aşırı sıcaklarla baş etmeye alışkınlar ve altyapıları sıcaklıklarda beklenen artışa hazırlık açısından daha nitelikli sayılıyor. Buna karşın, sıcaklıklar artmaya devam ederken kuzey Avrupa ülkeleri benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

Bristol Üniversitesi’nden Alan Kennedy-Asser, geçen yaz İngiltere’nin temmuz ortasında sıcaklığın 39 santigrat dereceye ulaşmasının ardından Londra Luton Havalimanı’ndaki iki pistin asfaltının erimesini örnek olarak verdi. Kennedy-Asher, yüksek sıcaklıkların etkisinin, bazı istasyonların yüksek sıcaklıklara maruz kalması nedeniyle trenlerin ve elektrik tedariğinin gecikmesine kadar uzandığına dikkat çekti. Özellikle 19’uncu yüzyılda soğuk hava nedeniyle ısıyı tutacak şekilde inşa edilen eski evlerin yapısına atıfta bulunan Kennedy-Asher, geçmiş yıllardaki yüksek sıcaklıkların, yağmur suyuyla genişlerken kuraklık ve yüksek sıcaklıkla çekilen bir harç kullanılan bu eski binalarda çatlaklara neden olduğunu kaydetti.

Kennedy-Asser, Kıta’nın güneyinde yer alan Avrupa ülkelerinin, yoğun sıcağa nasıl uyum sağlayacaklarını kuzey ülkelerinden ‘öğrenmesi’ ve sıcaktan kaynaklanan sorunların azaltılmasına katkıda bulunacak adımlar atması gerektiğini vurguluyor.

Yüksek sıcaklıklar binaların kusurlarını ortaya çıkarıyor

İngiltere’deki Open Üniversitesi’nden İklim Sistemleri alanında öğretim görevlisi Leslie Mabon, sıcaklık artışlarıyla ilişkili sorunların hazırlıksız ülkelerde artacağını söylüyor. Örnek olarak İngiltere’deki balkonsuz ve havalandırmaya müsait olmayan yapıları veriyor. Serin kalabilen ve sıcaklıkla başa çıkabilen evlerin inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, Avrupa’nın sadece evler açısından değil, daha geniş anlamda yollar ve altyapılar açısından da sivil mühendislikle ilgili krizlerle karşılaşacağını belirtiyor. Hükümetlerin iklim değişikliğiyle başa çıkabilme konusunda daha fazla planlama yapması, inşaat ve sivil mühendislik sektörüyle ortak projeler oluşturması, bu alanlarda gerekli kişileri eğitmesi ve istihdam yaratması gerektiğini vurguluyor.

Su seviyesinin yükselme tehlikesi

Dünyanın diğer tarafında, Antarktika’da buz kütleleri küçülmeye devam ediyor. Bu tabakalarının erimesi, okyanus sularının yükselmesi ve sel riskini artırıyor. Uzmanlara göre Antarktika’daki yüzen buz kütleleri, geçen ay sanayi öncesi döneme göre en düşük seviyelerine ulaştı.

Fotoğraf Altı: İspanya, Kastilya-La Mancha’da su eksikliği nedeniyle artan deniz yosunlarını temizleme operasyonu yapıldı. (AFP)
İspanya, Kastilya-La Mancha’da su eksikliği nedeniyle artan deniz yosunlarını temizleme operasyonu yapıldı. (AFP)

Dünyanın sıcaklığı artmaya devam ettikçe, buzullar daha hızlı bir şekilde erimeye devam edecek. Çevre uzmanları, Grönland ve Batı Antarktika’da ne kadar buzun eriyip okyanuslara ulaşacağını kestiremiyorlar. Ancak dünyadaki tüm buz tabakalarının erimesi deniz seviyesini ortalama 70 metre yükseltecek ve bu da kıyı kentlerinin sular altında kalacağı ve kara alanının büyük ölçüde azalacağı anlamına geliyor.

Bununla birlikte, buz tabakasının erimeye devam edeceği yönündeki beklentilere rağmen uzmanlar, geçmişte tamamen erime olmadan sıcak dönemler yaşandığı gerçeğinden hareketle buzdağlarının tamamen eriyeceğine ihtimal vermiyorlar.



Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
TT

Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)

ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın savaşta yeni bir tırmanış başlatmaya karar vermesi halinde İran’ı elindeki en güçlü nükleer olmayan bombayla vurmayı değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın çıkmaza girmesi üzerine Washington yeni askeri seçenekleri masaya yatırıyor.

CNN’e konuşan bilgi sahibi kaynaklar, ABD ordusunun tüm bombaların anası olarak bilinen GBU-43/B tipi bombanın İran’ın enerji altyapısını ve nükleer tesislerini hedef almak için olası kullanımını değerlendirdiğini aktardı.

Donald Trump, geçen hafta 3 Kasım’da yapılması planlanan ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamış ve Tahran’la verimli görüşmeler yürütüldüğünü söylemişti.

Bu açıklama, İran’a karşı yürütülen savaşın ve bunun emtia ile akaryakıt fiyatları üzerindeki etkilerinin Trump’ın kamuoyu desteğini düşürdüğü bir dönemde geldi. ABD Başkanı’nın seçimlere kısa süre kala anketlerde gerilemesi dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail, saldırıların amacının İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu savunuyor. Tahran ise nükleer silah geliştirdiği iddiasını reddederek barışçıl nükleer program yürütme hakkını vurguluyor.

Washington ile Tahran, Pakistan’ın arabuluculuğunda geçen haziranda bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak İran’ın temmuzda Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve ABD’nin İran’a askeri saldırılarla karşılık vermesinin ardından mutabakat çöktü. O tarihten bu yana müzakerelerde ilerleme sağlanamıyor.

Buna rağmen çok sayıda medya kuruluşu, Beyaz Saray’ın Pentagon’dan seçimler öncesinde İran’daki hedeflere yönelik saldırı seçenekleri hazırlamasını istediğini bildirdi.

CNN’e konuşan kaynaklardan biri, Trump’ın askeri planlamanın geniş çaplı enerji altyapısının hedef alınmasını ve tüm bombaların anası olarak bilinen mühimmatın kullanılma ihtimalini de kapsaması yönünde talimat verdiğini söyledi.

Ancak bazı yetkililer, söz konusu bombanın ne ölçüde etkili olabileceği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Özellikle İran’ın yer altındaki nükleer tesislerini imha etme kapasitesi tartışma konusu.

Planlara ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, CNN’e yaptığı açıklamada, bombanın geniş alanları tahrip etmede etkili olduğunu ancak bunun ötesinde bir kapasite sunmadığını belirtti. Kaynak, mühimmatın tahkim edilmiş hedefleri delmek üzere tasarlanmadığına dikkat çekti.

Bu tür bombaların kullanılması, siviller arasında can kaybı yaşanması riskini de beraberinde getiriyor.

ABD ordusu, Trump’ın ilk başkanlık döneminde, 2017’de tüm bombaların anasını ilk kez kullanarak Afganistan’da terör örgütü DEAŞ’a ait sığınakları ve tünelleri hedef almıştı. Saldırıda 90’dan fazla örgüt mensubu öldürülmüştü.


Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
TT

Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fort Hood askeri üssüne düzenlenen saldırının faili Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesinin canlı yayımlanmayacağını açıkladı. Trump’ın kararı, idamın canlı yayınlanacağının duyurulmasının hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasında tepki çekmesinin ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in infazı izlemeyeceğini söylemesinin ardından geldi.

Trump, perşembe günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, idamın kamuoyuna açık şekilde yayımlanmasının “dünyaya güçlü bir caydırıcılık mesajı verebileceğini ve Amerika’nın Hasan gibilerinden, teröristlerden ve aşağılık kişilerden nasıl hesap sorduğunu gösterebileceğini” belirtti. Ancak Trump, “Çok sayıda iyi niyetli ve düzgün insan, onun ölümünü ister canlı yayında ister başka bir görsel yolla olsun, izlememeyi tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

Savunma Bakanlığı, Hasan’ın idamının gelecek 3 Aralık’ta gerçekleştirileceğini açıklamıştı. Trump, kurbanların yakın aile üyelerinin istemeleri halinde infazı bizzat izleyebileceklerini de belirtti.

Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bu ayın başında Hasan’ın idamının kamuya açık şekilde gerçekleştirileceğini duyurması, ardından Pentagon’un infazın canlı yayımlanacağını açıklaması, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında geniş çaplı eleştirilere yol açmıştı. Çok sayıda isim, idam görüntülerinin aşırılığı ve radikalleşmeyi körüklemek amacıyla kullanılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Başkan Yardımcısı JD Vance’e bu ayın başında kamuya açık bir infazın Hristiyan inancıyla ne ölçüde bağdaştığı sorulmuştu. Vance, “Bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyorum” yanıtını vermişti.

fvgbhj
Nidal Hasan, 29 Haziran 2012 (Reuters)

Vance, infaz yöntemine ilişkin tartışmalardan bağımsız olarak, “İnsanların bu adamın çok sayıda masum insanı vahşice öldürdüğünü unutmamasını umuyorum” demişti. Associated Press’in aktardığına göre Vance, sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Bununla birlikte, infaz sonunda canlı yayımlanırsa ben izlemeyeceğim.”

ABD ordusunda binbaşı rütbesiyle görev yapan psikiyatrist Nidal Malik Hasan, 5 Kasım 2009’da Fort Hood askeri üssündeki bir sağlık binasına girmişti. O sırada askerler, yurt dışındaki görevlere gönderilmeden önce aşı olmak ve gerekli sağlık onaylarını almak için uzun kuyruklarda bekliyordu.

Hasan, lazer nişangâhıyla donatılmış bir tabancayla ateş açmış, otoparka doğru kaçmaya çalışan askerleri arkalarından vurmuştu.

Hasan, saldırıyı Afganistan’a giderek kendi dininden Müslümanları öldürmelerini önlemek amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti. Ancak 2013’teki yargılaması sırasında askeri mahkeme, bu gerekçeyi savunmasında kullanmasına izin vermemişti.

Bir kolluk görevlisinin sırtından vurması sonucu vücudunun alt kısmı felç olan Hasan, bugün tekerlekli sandalye kullanıyor. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten aktardığı habere göre Hasan, idam cezasının infazını uzun süre erteletmek için hukuki yollara başvurabilir. Ancak yargılama sırasındaki tutumu, böyle bir erteleme istemeyebileceğine işaret ediyor.


Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkileri, Washington ile Tahran arasında denizde karşılıklı adımların atıldığı ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırıldığı bir dönemde Körfez ve Umman Körfezi’ndeki deniz trafiğine de yayılıyor.

ABD ordusu İran’la bağlantılı bir gemiyi imha ettiğini açıklarken Tahran, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan petrol tankerinde yangın çıktığını bildirdi. İranlı bir askeri yetkili de Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için silahlı kuvvetlerle koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı.

Krizin etkileri askeri çatışmayla sınırlı kalmıyor. Deniz taşımacılığındaki aksamalar tarımsal ürünleri tehdit ederken küresel gıda fiyatlarında artış riskini de yükseltiyor.

İran’la bağlantılı gemi imha edildi

Bölgedeki askeri operasyonları yürüten ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta Umman Körfezi’nde keşif görevi yapan İran’la bağlantılı bir geminin ABD güçleri tarafından vurularak imha edildiğini açıkladı. CENTCOM’un X platformundaki açıklamasına göre gemi, ABD donanmasına ait gemileri hedef almıştı. Açıklamada, saldırıdan önce gemi mürettebatının güvenli bir yere tahliye edildiği belirtildi.

cdfvghj
İran Deniz Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda bir petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu (Fars)

Açıklama, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana ABD ile İran arasında denizde tırmanan gerilimin ortasında geldi. Savaş öncesinde Körfez’i Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde kesintisiz sürüyordu.

Ancak İran’ın tehditleri ve saldırıları, bu stratejik geçitte deniz trafiğinin neredeyse durmasına yol açtı. ABD güçleri de iki ülke arasında tırmanan çatışmalar kapsamında İran’a ait sivil gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenledi.

Petrol tankerinde yangın

İran ordusu ise perşembe günü, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan bir petrol tankerinde Umman Körfezi’nde yangın çıktığını duyurdu. Haberi İran devlet televizyonu aktardı.

Televizyonun askeri bir açıklamaya dayandırdığı habere göre, deniz kuvvetlerine bağlı gözetleme ekipleri, olayın duyurulmasından birkaç saat önce alev alan ve kuralları ihlal ettiği belirtilen bir petrol tankerini tespit etti.

Açıklamada, tankerin takip sistemlerini kapattığı ve yasaklı bölgeden geçmeye çalıştığı belirtildi. Yangının nedeni veya gemide meydana gelen hasarın boyutu hakkında ise ayrıntı paylaşılmadı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Olay, Tahran’ın bölgedeki gemi trafiği üzerindeki denetimini sıkılaştırmaya yönelik adımları nedeniyle önem taşıyor. İran, geçen eylül ayında Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman Körfezi’nin bir bölümünü de kapsayan yasaklı bir bölge oluşturduğunu açıklamıştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetleri de boğazdan geçiş sırasında seyir sistemlerini devre dışı bırakan her geminin “düşman” kabul edileceği ve bu gemilere karşı sert önlemler alınacağı uyarısında bulunmuştu.

dfvgh
Mesud Pezeşkiyan

Güvenlik verileri, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan saldırılarda belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum, küresel enerji taşımacılığının en önemli güzergâhlarından birinde deniz ticaretini tehdit eden risklerin büyüdüğüne işaret ediyor.

Tahran: Hürmüz’den geçiş için koordinasyon şart

İran’ın sert tutumunu yineleyen İran ordusunun koordinasyondan sorumlu komutan yardımcısı Tuğamiral Habibullah Seyyari, perşembe günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğunu ve buradan geçiş yapmak isteyen tüm gemilerin İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon sağlaması gerektiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın resmî haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Seyyari, silahlı kuvvetlerin bölgede yüzde 100 kontrol ve gözetim sağladığını belirtti. Seyyari, Devrim Muhafızları’na bağlı deniz kuvvetlerinin boğazın batısında güçlü bir varlık gösterdiğini, İran ordusunun ise boğazın doğusunda ve Umman Denizi’nin kuzeyine kadar uzanan bölgede konuşlandığını ifade etti.

Koordinasyon sağlanmadan geçiş yapılmasının gemileri, ayrıntıları zaman içinde haberlerde ortaya çıkan önlemlerle karşı karşıya bırakacağını söyleyen Seyyari, ABD’de ve diğer ülkelerde akaryakıt fiyatlarının yükselmesini boğazdan petrol akışının aksamasına örnek gösterdi.

Bu açıklamalar, ABD’nin Tahran’ın savaşın başlamasından bu yana fiilen kapattığı Hürmüz Boğazı’na karşılık İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan ablukanın ağırlığını kabul etti

Siyasi cephede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’yi İranlılar üzerindeki ekonomik baskıyı artırarak halkın öfkesini körüklemeye ve ülke içinde protestoları tetiklemeye çalışmakla suçladı. Pezeşkiyan, ülkesinin 1979 Devrimi’nden bu yana en ağır abluka ve savaş koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Devrimden sonraki onlarca yıl boyunca İran’ın benzer düzeyde bir abluka, savaş ve zorluk yaşamadığını belirten Pezeşkiyan, Washington’ın siyasi hedeflerine ulaşmak amacıyla vatandaşların hayatını zorlaştırarak onları protestolara yöneltmeye çalıştığını öne sürdü.

Tahran, ABD ve İsrail’i ülke içindeki huzursuzluğu körüklemeye çalışmakla defalarca suçladı.

İran Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, ekonomik baskının giderek arttığı ve ülkede geçen yıl aralık ayının sonlarında hayat pahalılığı nedeniyle başlayan protestoların daha sonra hükûmet karşıtı bir harekete dönüştüğü bir dönemde geldi.