Basra Serraci Camii’nin minaresinin yıkılması öfkeye yol açtı

Şarku’l Avsat’a konuşan Sünni Vakıflar Dairesi Başkanı, tarihi Serraci Camii minaresinin yıkılması karşısında sessiz kalmayacaklarını vurguladı

Ebu’l-Hasib’teki tarihi Serraci Camii’nin minaresini yıkan bir buldozer (Sosyal Medya)
Ebu’l-Hasib’teki tarihi Serraci Camii’nin minaresini yıkan bir buldozer (Sosyal Medya)
TT

Basra Serraci Camii’nin minaresinin yıkılması öfkeye yol açtı

Ebu’l-Hasib’teki tarihi Serraci Camii’nin minaresini yıkan bir buldozer (Sosyal Medya)
Ebu’l-Hasib’teki tarihi Serraci Camii’nin minaresini yıkan bir buldozer (Sosyal Medya)

Basra Valisi Esed el-İdani’nin Irak’ın 550 kilometre güneyindeki Basra vilayetindeki Es-Serraci Camii’ni ve minaresini yıkma girişimine üçüncü gün de devam etmesi, Irak’ta resmi makamlar ve halk arasında geniş çaplı bir öfkeye sebep oldu.

1980’li yıllarda restore edilen Serraci Camii’nin yanında yaklaşık üç asırlık bir minare bulunuyor. Eski bir tarihe sahip olması sebebiyle minare, Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) yüz yılı aşan herhangi bir eserle ilgili dünya mirasını koruma kanunlarına göre dokunulmaması gereken tarihi yapılar arasında yer alıyor. Ayrıca Basra ve özellikle de Sünnilerin çoğunlukta olduğu Ebu’l-Hasib ilçesindeki halk için sembolik bir öneme sahip.

Irak’ın eski camileri arasında yer alan ve antik ve kültürel mimarisi ile öne çıkan Serraci Camii, Hicri 1140/Miladi 1727 yılında inşa edildi. Yaklaşık bin 900 metrekarelik bir alana sahip olan cami, kerpiç ve balçıktan yapıldı. Cami, Ebu’l-Hasib ilçesindeki Serraci bölgesinde bulunuyor.

Caminin yanında görkemli bir antik minare yükseliyordu. Tek kurnalı caminin minaresi eski tuğlalarla inşa edilmiş ve üst kısımları Kerbela renkli çinilerle süslenmişti. Camide geniş bir namaz kılma alanı bulunmakta olup, genişliği 18 metre, uzunluğu ise 11 metreye uzanıyordu. Caminin içerisinde kerpiç ve çimento ile yapılmış bir mihrap bulunurken, sağ tarafında tik ağacından yapılmış bir çitle sarılı minber bulunuyordu. Ayrıca caminin her tarafı pencerelerle kaplıydı.

Cami, Basra’nın geçmişteki en geniş camilerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu yüzden daha modern camilerin ve Büyük Basra Camii’nin inşa edilmesinden önce Basra’da Büyük Cami olarak adlandırılıyordu. Ayrıca, eskiden bölgenin adı Menavi Lacim köyü olduğu için Menavi Lacim Büyük Camii olarak da adlandırılıyordu. Bu isim Menavi Lacim Küçük Camii’nden ayırt etmek için konulmuştu.

Sünniler öfkeli

Basra Valiliği, caminin ve minarenin trafiğe engel olduğunu ve dolayısıyla yeni bir cami yapılması için yıkımın gerçekleşmesi gerektiğini söyleyerek bu adımı savunurken, Sünni Vakıflar Dairesi ve Kültür Bakanlığı başta olmak üzere resmi makamlar, mutabakata aykırı olarak yürütülen yıkım şeklini reddettiklerini açıkladılar.

Sünni Vakıflar Dairesi Başkanı Dr. Mişan el-Hazreci, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, “Basra’nın Ebu’l-Hasib ilçesindeki Serraci Camii’nin minaresinin yıkılması, anlaşmaya aykırı olduğu için kati suretle kabul edilemez ve haksız bir barbarlıktır” dedi.

hy6
Sünni Vakıflar Dairesi üyeleri Serraci Camii hakkında bir basın toplantısı yaparken (YouTube)

Hazreci sözlerine şöyle devam etti:

Cami ve minarenin sokağın ortasında olduğunun ve trafiği engellediğinin söylenmesi anlaşılır bir durum. Bununla ilgili Basra Valiliği ile zaten bir anlaşma yapılmıştı. Anlaşma, minarenin şu anda yapıldığının aksine tahrip edilmeden uygun şekilde sökülmesini ve söküm işleminin Tarihi Eserler Dairesi’nin gözetiminde yapılıp minarenin başka bir yere taşınarak cami inşaatı tamamlanınca tekrar yerine konulmasını öngörüyordu (...) Minare antika olup yüksek sembolik bir değere sahiptir. Hiç kimse böyle bir mirasa istediği gibi muamele edemez. Doğru taşıma ve söküm yolları var.

Hazreci “Minare düşmek üzereyse, bu hiçbir bahaneyle şu anda yapıldığı gibi yıkılmasını haklı çıkarmaz. Bu kabul edilebilir ve üzerine susulacak bir şey değildir” dedi. Sünni Vakıflar Dairesi’nin alabileceği aksiyonlarla ilgili olarak Hazreci “Pazar gününden itibaren valiliğe bu işi yaptığı için dava açacağız. Ayrıca minarenin kalıntılarının cami yapıldıktan sonra geri konulması için toplanmasını talep edeceğiz” dedi.

Sünni Vakıflar Dairesi ve Kültür Bakanlığı ile yapılan anlaşmaya aykırı olarak Basra Valiliği yönetiminin attığı bu adıma karşı öfkeli tepkiler peş peşe geldi.

Hükümetten söz

Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Ahmed Fekkak el-Bedrani olaya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Kasıtlı veya kasıtsız zarar vermeye teşvik eden ve bu yönde hareket eden herhangi bir idari veya bireysel ihlale karşı büyük kültürel mirası korumak için yasal önlemler alacağız. Özellikle de Eski Eserler ve Miras Genel Müdürlüğü’nün Serraci Camii minaresinin muhafaza edilmesi, sökülmesi ve caminin iç avlusuna nakledilmesi için çeşitli teklifler sunmasına rağmen minarenin yıkılmasına karşı yasal işlemler başlatacağız.

Ayrıca Bedrani “Sünni ve Şii vakıflarının, tarihi gerçekleri çiğnemeye veya tahrif etmeye izin vermeleri durumunda kendisine bağlı kuruluşlara müdahale etmelerini, sağlam bir duruş sergilemelerini ve ceza vermelerini” talep etti.

Basra Tarihi Eserler Müfettişliği İdaresi bu duruma karşı yasal işlem başlatacağını vurguladı. Müfettişlik Müdürü Mustafa el-Husayni yaptığı basın açıklamasında, “Serraci Camii’nin tarihi minaresi miladi takvime göre 1727’den önce inşa edilmiştir ve El-Kavaz Camii ile birlikte Basra’daki son iki minareden biridir” ifadelerini kullanarak “yerel makamlarla yapılan anlaşmanın, minarenin sökülerek güvenli bir yere taşınması yönünde” olduğuna dikkat çekti.

rrgt5
Basra vilayetinin Ebu’l-Hasib ilçesindeki eski Serraci Camii’nin yıkımı sırasında iki buldozer (Sosyal Medya)

Husayni “Basra’da yolu genişletmek için vilayetteki yerel yönetimin buldozerlerinin ortaya çıkıp cami ve minareyi tamamen yıkması karşısında şaşkına döndük (...) Bu davranışlar canlı, gelişmiş ve yenilikçi uygar milletlerin özellikleri ile bağdaşmaz” dedi.

Öte yandan Irak parlamentosundaki Vakıflar ve Aşiretler Komitesi, Irak’ın itibarını ve medeniyet tarihini temsil ettikleri için herhangi bir mirasa ve arkeolojik yapıya dokunulmasına şiddetle karşı olduğunu açıkladı.

Komite açıklamasının devamında “Basra’nın Ebu’l-Hasib ilçesinde Serraci Camii ve minaresine yapılanlar bireysel ve sorumsuzca bir davranıştır. Komite çok önemli bir hususa dikkat çekmiştir: Caminin minaresi bölgenin imar ve ıslahı kapsamındaki bir coğrafi bölge içinde yer almaktadır. Komite ilgili makamlarla görüştükten sonra Sünni Vakıflar Dairesi ile vilayetteki devlet kurumları arasında akdedilen anlaşmanın, sokağın ortasında olduğu ve trafiği engellediği gerekçesiyle caminin minaresinin sökülerek güvenli bir şekilde taşınması ve yeniden yapım süreci tamamlandıktan sonra güvenilir ve doğal bir şekilde yerine konulması yönünde olduğu anlaşıldı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Parlamento Kültür, Turizm, Eski Eserler ve Enformasyon Komitesi, Basra yerel yönetiminin yol genişletme gerekçesiyle Serraci Camii’nin minaresini yıkma eylemi reddederek, kanunlar önünde kendisine hesap sorulmasını talep etti.

Komite açıklamasında “başbakan ve Yüksek Yargı Konseyi’ne, Eski Eserler Genel Müdürlüğü’nün önerilerini dikkate almadan ve 300 yıllık Serraci Camii ve minaresinin yıkımına ilişkin önceden bir uyarı vermeden, vakıf arazisine tecavüz ederek 2002 yılında yürürlüğe giren Irak Eski Eserler Yasası’nın 28. maddesinin (a) ve (b) fıkralarını ihlal eden kişilerden hesap sorması” çağrısında bulundu. Komite “Alternatif yolların bulunması, caddenin diğer yönlerden genişletilmesi ya da 2023 Şubatı’nın başlarında raporunu sunan Tarihi Eserler Uzmanları Komitesi’nin görüşünün dikkate alınması gerekiyordu” ifadelerini kullandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.