Tükettiğimiz tüm vitaminlere veya sebzelere rağmen hepimiz hastalanıyoruz ve er ya da geç virüsler ve zararlı bakteriler gibi patojenler vücudumuza sızıyor. Dr. Vefa Casim er-Receb Şarku’l Avsat okurları için yazdı:
Bağışıklık tepkisi
Bağışıklık sistemimiz görevini yerine getirse de, hastalık söz konusu olduğunda tüm bağışıklık sistemleri eşit şekilde tepki vermez. Bazı insanlar diğerlerinden daha fazla hastalanır. Örneğin, ilkokul öğretmenleri veya hastane çalışanları gibi bazı kişiler sıklıkla hasta olur. Enfeksiyona yatkınlık, sadece bir kişinin soğuk algınlığı olan bir başkasına maruz kalması kadar basit değildir. Her insan farklı şekilde hastalanır ve farklı şekillerde iyileşir. İnfluenza veya Kovid gibi bir salgın dalgasından sonra herkes kolayca temel sağlık düzeyine dönemez. Bazı insanların neden ve nasıl diğerlerinden daha fazla hasta olduğunun biyolojik nedeni hala büyük ölçüde bilinmiyor. Ancak 3 Haziran 2023’te Nature Communications dergisinde, çalışmanın başyazarı, San Antonio’daki Teksas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi’nde tıp profesörü ve ABD’deki Gazi İşleri Kişiselleştirilmiş Tıp Merkezi’nin yöneticisi Sunil Ahuja’nın yanı sıra büyük bir yazar grubu tarafından yayınlanan araştırma, bağışıklık direncinin (immune resilience-IR) bileşenlerine, hastalığı önleyen ve bulaşıcı hastalıkların yanı sıra diğer enfeksiyon kaynaklarının neden olduğu iltihabı kontrol eden bağışıklık fonksiyonlarını eski haline getirme yeteneğine ışık tuttu.
Bağışıklık direnci
Bazı insanlar hayatları boyunca diğerlerinden daha sağlıklı kalıyor ancak bunun nedeni henüz tam olarak anlaşılamıyor. Bu avantajın kısmen, hastalık direncini ve uzun ömürlülüğü destekleyecek şekilde bağışıklık fonksiyonunu koruyan ve eski haline getiren bağışıklık direnci veya bulaşıcı hastalıklarda iltihaplanmanın yanı sıra diğer iltihaplanma nedenlerini kontrol etme imkânı sağlayan immunokompetansa atfedilebileceği varsayılıyor. Bağışıklık direnci seviyeleri, CD8 ve CD4 T hücrelerinin seviyeleri arasındaki dengeyi ve uzun ömür ve iltihaplanma ile ilişkili immün yeterliliği izleyen gen ekspresyonu arasındaki dengeyi ölçen iki karakteristik periferal kan testi ile ölçülüyor.
Bağışıklık direncinde, antijenik enfeksiyonlara (yani mikropların neden olduğu enfeksiyonlara) karşı tekrarlanan duyarlılık yaşam boyunca kaçınılmazdır. Bu durum, adaptasyona aracılık eden, ideal olarak bağışıklık yeterliliğini ve enflamasyonu optimal veya enfeksiyona maruz kalmadan önceki seviyelere geri getiren bir süreci gerektirir. Genel olarak, optimal bağışıklık direnci, yaş spektrumunda (yani, erken çocukluktan ergenliğe ve yetişkinliğe kadar olan dönem) gözlemlenen bir özelliktir ve kadınlarda daha yaygındır.
Enfeksiyona karşı en çok savunmasız olanlar
Neden bazı insanlar hastalığa karşı hassastır? Genel olarak, 3 ana faktör göz önünde bulundurulabilir. Biri genetik yatkınlıktır, yani bazı insanlar enfeksiyona daha kolay yakalanmak üzere genetik yatkınlıkla doğarlar. Bu doğuştan gelen bir sıkıntıdan kaynaklanır. Bu sıkıntıların çoğunluğu, enzimleri kodlayan tek genlerdeki kusurlardan ortaya çıkar ve çeşitli maddelerin dönüşümünü kolaylaştıran enzim aktivitelerinin konjenital bozukluklarını içeren geniş bir genetik hastalık sınıfını oluşturur.
Bununla birlikte enfeksiyon, insanlık tarihindeki en yaygın ölüm sebebidir. Ortalama yaşam süresi geçen yüzyıla kadar sadece 25 yıldı. İnsan ortalama yaşam süresindeki son artışlar, bağışıklık sistemimizin doğal seçilimle eş zamanlı mikroplarla değiştirilmesinden ziyade hijyen, aşılar ve anti-enfektif ilaçların gelişimini yansıtıyor.
Buna rağmen çoğu birey, bağışıklıktaki çok çeşitli konjenital kusurları yansıtan bulaşıcı hastalıklara karşı doğal bir savunmasızlığa sahip olmaya devam ediyor.
İkinci faktör ise enfeksiyon yükünün ağır olduğu ortamlara dayanıyor. Atalarımızın çoğu 50’li yaşlarında hayatlarını kaybettiler zira aşıların ortaya çıkması, yaşam şartlarının yükselmesi ve daha iyi sanitasyon sağlamasından önce daha fazla antijenik yüke (bir enfeksiyonun neden olduğu enflamatuar stres miktarı) sahiplerdi. Dolayısıyla çevre, bir tür sabit faktörü teşkil ediyor.
Üçüncü faktör, enflamatuar strese verilen yanıttır. İnsanlar enfeksiyona farklı şekillerde yanıt verebilir. Çevre de bu değişkenlikte önemli bir rol oynuyor ve insanlar, genetik bir temeli de olabilen bu zorluklara nasıl tepki verdikleri konusunda farklılıklar gösterebiliyor.
Bağışıklık direnci ve uzun ömür
Bağışıklık direnci bir kişinin ömrünü nasıl etkileyebilir?
İnsanları 4 gruba ayırabiliriz:
-Birinci grup, bağışıklık etkinliği yüksek ve enfeksiyon oranı düşük olan kişiler en çok korunan gruptur ve bu gruptaki kişiler en uzun yaşayanlardır.
-İkinci grup, bağışıklığı zayıf ve yüksek enfeksiyonlara sahip olanlardır ve bu insanlar ne yazık ki diğerlerinden daha önce hayatlarını kaybederler.
-Üçüncü grup, şiddetli iltihaplanmanın yanı sıra iyi bir şey olan bağışıklık etkinliği yüksek olanlardır ve bu kişiler, birinci ve ikinci vakalar arasında ortalama bir yaşa sahip olurlar.
-Dördüncü grup, bağışıklığı zayıf ve iltihabı düşük olanlardır, onlar da ortalama bir yaşa sahip olurlar.
Bireyler neden yaş, yaşam boyu sağlık durumu ve bulaşıcı hastalıklara yatkınlık açısından bu kadar geniş farklılıklar sergiliyor? Buna cevap olarak birçok olasılık bulunuyor. Bunlardan en önemlisi, bağışıklığın doğasındaki farklılıkların bu konudaki ana faktör olmasıdır. Zira enfeksiyonun insan genomunu şekillendiren en etkili çevresel faktörlerden biri olduğu göz önüne alındığında, doğal seçilimin bu mikrobiyal sürücülerine verilen optimal konak tepkileri, yaşam uzunluğunun ömürlülüğün artmasında rol oynamış olabilir.