Wagner halen küresel bir aktör

Kremlin'e muhalif bir web sitesi, Prigojin'in Petersburg'da olduğunu ve ‘işleri buradan yürüttüğünü’ açıkladı

Rostov-on-Don'da tanklarının yanındaki Wagner savaşçıları (AP)
Rostov-on-Don'da tanklarının yanındaki Wagner savaşçıları (AP)
TT

Wagner halen küresel bir aktör

Rostov-on-Don'da tanklarının yanındaki Wagner savaşçıları (AP)
Rostov-on-Don'da tanklarının yanındaki Wagner savaşçıları (AP)

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı'nın Ukrayna'daki gelişmelere ilişkin istihbarat raporuna göre, Rus istihbarat servisleri, 24 Haziran'daki Wagner Grubu'nun isyanı sonrasında ‘kaos ve müzakere dönemine’ girdi ve gelecekleri için ‘geçici düzenlemeler’ son günlerde şekillenmeye başladı.

Twitter'da yayınlanan değerlendirmede, son Rus yetkili açıklamalarına dayanarak, ülkenin Wagner'in Afrika'daki geniş varlığını sürdürmek için umutlarını kabul etmeye hazır olabileceği belirtildi.

Rusya'nın askeri liderliğine karşı isyan, dünya çapında neredeyse bir askeri darbe olarak görüldü ve Wagner paralı askerlerinin varlığını sona erdirmek üzereydi. Ancak, milyarder Yevgeni Prigojin’in ordusu hala hayatta. İsyandan birkaç gün sonra, Başkan Vladimir Putin, eski yakın arkadaşı Prigojin ve liderlerini Kremlin'de kabul etti. Görünüşe göre Ukrayna, Suriye ve Afrika'daki savaşta aktif olan paralı asker ordusunun geleceği hakkında konuştular.

asde
Wagner isyanı, Putin’i zayıflattı (AP)

24 Haziran'daki isyan sırasında Putin tarafından ‘hain’ olarak adlandırılan Wagner üyeleri, şimdi sanki hiçbir şey olmamış gibi güven içinde hareket ediyorlar. Şu anda resmi olarak Belarus'ta, Putin'e yakın olan ülke lideri Alexander Lukaşenko'nun yanında askeri eğitmen olarak konuşlandırıldılar. Rusya'da, Kremlin başkanı 40 gönüllü muharebe biriminin ortaya çıkması ışığında düzeni sağlamak istiyor. Parlamentonun, geçmişte başarısız olan ve Prigojin tarafından her zaman reddedilen bir girişim olan bu birimler için yasal temel oluşturması bekleniyor.

Rusya'nın devlet medyası, Prigojin'in St. Petersburg'daki şirketlerine yapılan baskınların görüntülerini yayınladı ve içinde bulunan altın külçeleri, para paketlerini ve Rusya ve Afrika'daki Wagner operasyonlarından gelen madalyaları gösterdi. Günlerce, Prigojin ve Concorde şirket imparatorluğu yakında tarihe karışacakmış gibi göründü, ancak faaliyetlerine devam ediyor. Orduyu tedarik sağlayarak milyarlarca dolar kazanan ve örneğin Afrika'daki görevlerindeki kârlardan sürekli olarak yatırım yapan Prigojin'den bahsediyoruz.

Son haftalarda, Putin'in rakibi Mihail Hodorkovski’nin Londra'dan yönettiği Rus sızıntı platformu Dossier Center, Prigojin'in uçağının Afrika, Rusya ve Belarus arasında nasıl turlar yaptığına dair kanıtlar yayınladı.

Fotoğraf Altı:  

Platform, raporlarını Wagner saflarındaki kendi muhbirlerine dayandırıyor. Verilerine göre Prigojin, St. Petersburg'da ve ‘işleri oradan’ yürütüyor.

62 yaşındaki Prigojin ve Wagner paralı askerleri, önümüzdeki Ağustos ayının başına kadar izine çıktı. Ancak isyandan hemen sonra Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova'nın ‘Afrika'daki çıkarlarından vazgeçmeyeceğini’ de söyledi. Dossier Center'ın analizine göre, Rusya Savunma Bakanlığı büyük olasılıkla Suriye'deki çıkarların yönetimini tamamen devralacak, Prigojin ise Kremlin'in Afrika'daki işlerini yönetmeye devam edecek.

Dossier Center'a göre, Afrika ülkelerindeki askeri varlık, Kremlin'in jeopolitik çıkarlarına hizmet etmeye devam ediyor. Platformdaki bir analiz, Prigojin'in sonunda, ‘kendi hayatını kurtaran ve aynı zamanda paralı asker ordusunun özünü kurtaran bir galip olarak kendini gösterebileceğini’ öne sürdü. Analizde, Prigojin'in kurduğu markası (Wagner), şimdilik devam edecek" ifadelerine yer verildi.

Prigojin'in imparatorluğu, özellikle Afrika kıtasında genişlemeye devam ediyor. Libya, Mali, Orta Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Madagaskar ve Sudan, Wagner'in örneğin paralı askerler veya dezenformasyon uzmanları sağlayarak karşılığında altın ve elmas gibi ham maddeler elde ettiği ülkelerden bazılarını oluşturuyor. Rusya'nın da bunu savaş hazinesini doldurmak için kullanması ihtimal dahilinde.

Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali, Wagner'e özellikle bağımlı. Bu ülkelerde binden fazla paralı asker konuşlandırılmış durumda. İki ülkenin hükümeti, bu durum Batı ortakları veya Birleşmiş Milletler ile ilişkileri koparmaya neden olsa bile Ruslar ile iş birliğine devam ediyor. Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti Bangui'de, savaş suçları işlemekle defalarca suçlanan paralı askerler için bir anıt var.

Bu durumun devamı, bu bağlamda meselelerin detayını önemsemeyen bu hükümetler için hayati önem taşıyor. Orta Afrika Cumhuriyeti'nin bir Cumhurbaşkanlığı danışmanı, The New York Times'a verdiği demeçte, "Rusya bize Wagner'i verdi ve gerisi bizim umrumuzda değil" dedi. Wagner'in Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki üst düzey bir temsilcisi de yaptığı açıklamada, ‘desteklerinin bu ülke için asla bitmeyeceğini’ söyledi.

Verisk Maplecroft Güvenlik danışmanlık Şirketi’nden Batı Afrika Uzmanı Mücahid Durmaz, "Putin ve Prigojin arasındaki görüşmelerle çalkantılı dönemin hafiflemesiyle, Wagner'in Afrika'daki operasyonlarının büyük değişiklikler olmaksızın devam etmesi muhtemel... Wagner'in dağılması durumunda bile, Rusya, devlet müşterileri için alternatif özel askeri şirketler sunabilecek durumda olacak" dedi.

asd
Rostov-on-Don'da tanklarının yanındaki Wagner savaşçıları (AP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Durmaz, hükümetlerin paralı askerlere aşırı bağımlı olma riskiyle karşı karşıya olduklarını çünkü Moskova'daki ‘güç mücadelesinin’ Rusya’nın Afrika'daki stratejik desteğini de etkileyebileceğini söyledi. Durmaz, "Ayaklanma, Rusya'nın kıtadaki katılımı sırasında güçlü ve karizmatik bir adam olarak güçlü bir şekilde tanıttığı Putin imajını da zedeleyecektir” ifadelerini kullandı.

Yevgeni Prigojin'in isyanı Suriye'de de doğrudan tepkilere yol açtı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi aktivistleri, Wagner kuvvetlerinin oradaki faaliyetlerini Suriye ve Rus orduları tarafından hava saldırılarının izleyeceği konusunda uyarıldığını söyledi. Aktivistlere göre, paralı askerlere Rus kuvvetlerine katılmaları ya da ülkeyi terk etmeleri seçeneği sunuldu.

Ortadoğu Carnegie Vakfı'ndan siyasi analist Muhannad Hac Ali, DPA’ya verdiği demeçte, Wagner paralı askerlerinin Suriye'deki rolünün ‘oldukça sınırlı olduğunu’ söyledi. Ali, "Güçleri öncelikle Rus devletine yakınlıklarıdır, ancak onlardan ayrılmaları kesinlikle rollerini etkileyecektir" dedi.



Trump, Katar tarafından sağlanan uçakla yapacağı ilk seyahatine hazırlanıyor

Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
TT

Trump, Katar tarafından sağlanan uçakla yapacağı ilk seyahatine hazırlanıyor

Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hafta Katar'ın hediye ettiği yeni Air Force One uçağıyla ilk resmi seyahatini gerçekleştireceğini açıkladı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Beyaz Saray'dan bir yetkili yaptığı açıklamada, Trump'ın yarın ABD'nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü kapsamında düzenlenecek etkinliğe katılmak üzere Kuzey Dakota eyaletine giderken yeni uçağı kullanacağını belirtti.

Trump, ayın başında kamuoyuna tanıttığı yeni uçağı için Katar'a teşekkür etmiş ve daha önce Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani tarafından kullanılan, özel olarak modifiye edilmiş Boeing 747 uçağını "nazik bir jest" olarak nitelendirmişti.

İlk başkanlık döneminden bu yana mevcut Air Force One filosunun yenilenmesini isteyen Trump, yeni başkanlık uçaklarının kırmızı, beyaz ve mavi renklerden oluşan dış tasarımını da bizzat seçmişti.

Ancak Katar'ın yüz milyonlarca dolar değerindeki bir uçağı hediye etmesi hem etik hem de anayasal açıdan tartışmalara yol açtı. Eleştiriler, yabancı bir devletten bu büyüklükte bir hediyenin kabul edilmesinin güvenlik riskleri doğurabileceğine dikkat çekti.

ABD Anayasası, Kongre'nin onayı olmaksızın başkan ve diğer kamu görevlilerinin "herhangi bir kral, prens veya yabancı devletten hediye, ayrıcalık, makam ya da unvan" kabul etmesini yasaklıyor.

Trump yönetimi ise uçağın doğrudan ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) hibe edildiğini savundu. Buna karşın Pentagon'un, görev süresi sona erdikten sonra uçağın Trump Başkanlık Kütüphanesi'ne devredileceğini açıklaması tartışmaları daha da artırdı. Katar'ın hediye ettiği uçak, Boeing'in üretimini sürdürdüğü iki yeni 747-8 başkanlık uçağı teslim edilene kadar geçici olarak kullanılacak. Söz konusu program ise uzun süredir yaşanan gecikmeler ve artan maliyetler nedeniyle eleştirilerin odağında bulunuyor.


CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'ta

Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
TT

CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'ta

Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı, geçen cuma günü Lübnan ile İsrail arasında varılan çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmayı hayata geçirmek amacıyla Lübnan'da somut bir adım attı. Bu kapsamda söz konusu mekanizma Lübnan ordusuyla ele alındı. Görüşmeler, ülkede anlaşmaya ilişkin siyasi görüş ayrılıklarının sürdüğü, güvenlik ekinin içeriğine dair belirsizliklerin devam ettiği ve güneyde ateşkes ihlallerinin yaşandığı bir dönemde gerçekleştirildi.

İsrail ile Lübnan, ABD arabuluculuğunda, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına kadar İsrail askerlerinin işgal altındaki Güney Lübnan'da kalmasını ve bölgenin kontrolünün aşamalı olarak Lübnan ordusuna devredilmesini öngören bir barış çerçevesi üzerinde anlaşmaya vardı.

Çerçeve anlaşmasına göre Lübnan ordusu, ülke topraklarının tamamında kademeli olarak kontrolü yeniden sağlayacak ve Hizbullah ile diğer tüm silahlı grupları silahsızlandıracak. İlk aşamanın iki pilot bölgede uygulanması öngörülürken, halen hazırlık aşamasında olan güvenlik eki, güvenlik düzenlemeleri ve denetim mekanizmaları dahil olmak üzere tüm ayrıntıları belirleyecek. Anlaşmanın uygulanmasını ise ABD'nin de yer alacağı bir koordinasyon grubu denetleyecek.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, pazartesi günü Baabda Sarayı'nda CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. Görüşmede, Washington'da Lübnan, ABD ve İsrail arasında yürütülen müzakereler sonucunda kabul edilen çerçeve anlaşmasının uygulanmasına yönelik hazırlıklar ele alındı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Avn, ABD Başkanı Donald Trump'ın Lübnan'da güvenlik ve istikrarın sağlanmasına gösterdiği ilgiden dolayı Cooper'a teşekkür ederek, "Lübnan devletinin silahlı kuvvetleri aracılığıyla uluslararası güney sınırına kadar ülke genelinde egemenliğini tesis etme konusundaki kararlılığını" vurguladı.

Cooper ile ordu komutanı heykel görüştü

Cooper, Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel ile de Genelkurmay Karargâhı'nda bir araya geldi. Lübnan ordusunun açıklamasına göre görüşmede Lübnan ve bölgedeki son gelişmeler, çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmanın başarıya ulaştırılması ve iki ülke orduları arasındaki iş birliğinin gelecekte daha da güçlendirilmesi ele alındı.

Heykel, ABD'nin Lübnan ordusuna verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, Lübnan'ın güvenliği ve istikrarının korunması için iki ordu arasındaki iş birliğinin sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.

Güvenlik ekine ilişkin belirsizlik sürüyor

Çerçeve anlaşmasının güvenlik eki henüz kamuoyuna açıklanmadı. Ancak İsrail basınında yer alan haberlere göre ekte, İsrail ordusunun güvenlik bölgesinde tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı tam hareket serbestisini koruyacağı ve İsrail birliklerinin otomatik olarak geri çekilmeyeceği belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığı habere göre  askeri kaynaklar, anlaşmaya eklenen askeri belgenin "oldukça genel" ifadeler içerdiğini, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ya da İsrail birliklerinin çekilmesi için net bir takvim belirlenmediğini, ayrıca ilk uygulama bölgelerinin de ayrıntılı şekilde tanımlanmadığını belirtti.

Kaynak, "Şu ana kadar ordu hiçbir bölgeden çekilmedi. Mutabakata rağmen çekilmenin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği hâlâ net değil. Bu süreç, siyasi makamdan alacağımız güvencelere bağlı" ifadelerini kullandı.

vfdbfrb
Güney Lübnan sınırı yakınındaki Yukarı Celile bölgesinde bir kamyon üzerinde taşınan İsrail tankı. (EPA)

İsrail'in Kanal 12 televizyonu ise İsrail birliklerinin geri çekilmesinin belirli bir takvime değil, sahadaki güvenlik değerlendirmelerine bağlı olacağını aktardı. Haberde ayrıca, Lübnan ordusunun pilot bölgelerin dışındaki alanlara konuşlandırılmasının Tel Aviv'in onayına bağlı olacağı belirtildi.

Sahada kontrol ve ateşkes ihlalleri

İsrail, pilot uygulama kapsamına alınan bazı bölgelerde fiilen tam kontrol sağlayabilmiş değil. Bunların başında Litani Nehri'nin güneyindeki Frun beldesi geliyor. İsrail ordusu burada zaman zaman operasyonlar düzenlemeyi sürdürüyor.

Pilot bölgelerin çevresinde de çatışmalar yaşandı. Pazar günü Hizbullah mensubu olduğu belirtilen bir kişi, sınır hattındaki Deyr Seryan beldesinde İsrail askerlerine ateş açtı. Olayda bir İsrail subayı hayatını kaybederken bir asker yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren kişi ise İsrail tankının açtığı ateş sonucu öldürüldü. İsrail ordusu olaya ilişkin görüntüleri yayımladı.

İsrail basını pazartesi günü ayrıca Hizbullah'ın Güney Lübnan'da üst düzey İsrail subaylarının bulunduğu bir karargâhı hedef aldığını öne sürdü. Haberlere göre, Komando Tugayı Komutan Yardımcısı'nın sahra karargâhına yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu biri ağır, diğeri orta yaralı iki yedek asker helikopterle tahliye edildi.

Lübnan medyası ise patlamanın sınır hattındaki Ayta eş-Şaab bölgesinde meydana geldiğini bildirdi.

Bu gelişmelerin ardından İsrail topçusu Deyr Seryan ve Yahmur eş-Şakif beldelerinin çevresini bombaladı. Ayrıca İbl es-Saki beldesindeki bir eve ses bombası atıldı. İsrail'e ait bir insansız hava aracı da Zahrani ve çevre köylerin hava sahasını ihlal etti.

fergrtht
Güney Lübnan'da Hizbullah'ın açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden İsrailli subayın cenazesini taşıyan yas tutanlar. (Reuters)

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada ise, "güvenlik bölgesindeki birliklere yönelik saldırılar ve ateşkes anlaşmasının ihlaline karşılık" Güney Lübnan'daki Nebatiye ve Meyfdun'da Hizbullah'a ait üç karargâhı vurduğunu duyurdu.

İsrail güçleri gece saatlerinde Taybe ve Hadatha beldelerinde çok sayıda konutu havaya uçururken, Burc Kalaviye ve Braşit çevresinde sivillerin yakınına ses bombaları attı. Ayrıca Mecdal Zun beldesinde Hizbullah'a ait olduğu belirtilen büyük bir tünelin imha edildiğini açıkladı. İsrail ordusuna göre 26 metre derinlikte ve 200 metre uzunluğundaki tünelde insansız hava araçları, topçu mühimmatı, çeşitli silahlar ve militanlara ait yaşam alanları bulunuyordu.

Hizbullah ise yaptığı açıklamada, İsrail'in hava saldırıları, patlamalar ve sivil bölgeleri hedef alan operasyonlarla Güney Lübnan'daki ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Örgüt, bu ihlalleri takip ettiğini ve Lübnan ile halkını savunma hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.


Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud- Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesi: İç ve bölgesel gerilimi yatıştırma çabaları

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
TT

Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud- Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesi: İç ve bölgesel gerilimi yatıştırma çabaları

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, yeni görüşmeler kapsamında Addis Ababa'da bir araya gelerek ekonomik bağların güçlendirilmesi, barış ve güvenlik ile bölgesel istikrar konularını ele aldı.

Somali Haber Ajansı SONNA’nın aktardığına göre Somali Cumhurbaşkanı, pazar günü bir çalışma ziyareti kapsamında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya gitti. Burada çeşitli Etiyopyalı yetkililer tarafından karşılandı. SONNA, Hasan Şeyh Mahmud’u önceki ziyaretlerde karşılayan Abiy Ahmed'in adını bu kez anmadı.

SONNA, ziyaretin Somali ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkileri ve stratejik iş birliğini güvenlik, bölgesel istikrar ve iki ülke arasındaki ortak çıkarların güçlendirilmesi başlıkları odağında pekiştirmeyi hedeflediğini belirtti.

fevfr
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed arasındaki görüşmelerden bir kare (SONNA)

Ziyaret, Somali'nin iç krizleri arasında gerçekleşiyor. Muhalif kanattaki Kurtuluş Konseyi, geçtiğimiz mayıs ayında anayasal görev süresinin dolmasının ardından Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud’un meşruiyetini tanımadığını ilan ederek doğrudan oylama yoluyla onlarca yılın ardından ilk kez yapılacak seçimlere ilişkin siyasi bir uzlaşıya varılana kadar 4 Haziran'dan itibaren her Perşembe Mogadişu'da haftalık protesto gösterisi düzenlenmesi çağrısında bulunmuştu. Muhalefet, Abiy Ahmed'le ilişkileri olan Gobaland ve Puntland eyaletlerinin desteğiyle bu seçim sürecine dair çekincelerini ortaya koydu.

Reuters'ın aktardığına göre Mogadişu bu ay siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kuvvetleri ile muhalefete bağlı silahlı gruplar arasında ateş alışverişine de sahne oldu.

Afrika ve Somali konularında uzman siyasi analist Ali Mahmud Kelni, Somali Cumhurbaşkanı'nın Etiyopya ziyaretinin ‘iç siyasi zorlukların bölgesel ilişkileri yeniden düzenleme ihtiyacıyla kesiştiği son derece hassas bir döneme denk geldiğini’ değerlendirdi. Bu durumun özellikle federal hükümet ile muhalefet güçleri ve bazı bölgesel yönetimler arasındaki anlaşmazlıkların tırmanmasıyla daha da belirginleştiğini vurguluyor.

Güvenlik tehditlerinin sürmesi ve ayrılıkçı Somaliland bölgesi dosyasıyla bağlantılı gerginliğin artmasının yanı sıra Mogadişu, Addis Ababa ile dış cepheyi sakinleştirmeye özen gösteriyor görünüyor; özellikle Addis Ababa'nın 2024 yılı başında bu bölgeyle imzaladığı mutabakat muhtırasının ardından yaşanan gerginlik sonrasında bu tutum daha da öne çıkıyor. Bu sayede Mogadişu, siyasi anlaşmazlıklar, seçimler ve federal sistemin geleceği başta olmak üzere çok daha karmaşık iç krizlerinin yönetimine dikkatini daha fazla verebilecek.

Buna karşın Addis Ababa ile yakınlaşmanın başarısının iç açılım anlamına gelmediğini vurgulayan Kelni, Somali'deki siyasi krizin köklerinin güç paylaşımı, anayasal değişiklikler ve seçim mekanizmalarına ilişkin derin görüş ayrılıklarıyla bağlantılı olduğunu, bu meselelerin herhangi bir dış mutabakatla çözülemeyeceğini belirtti.

Ziyaretin iç siyasi tabloda doğrudan bir dönüşüm yaratma ihtimalini düşük bulan Kelni, ancak bunun Somali hükümetine muhalefet ve bölgesel yönetimlerle kapsamlı bir ulusal diyalog başlatmak için daha geniş bir manevra alanı sağlayabileceğini, böylece siyasi istikrarı pekiştirip kutuplaşmayı sınırlandırabileceğini söyledi.

Abiy Ahmed ile Hasan Şeyh Mahmud, Etiyopya'ya bir yıl süren gerginlik ve kopukluğun ardından geçtiğimiz yılın ocak ayında Addis Ababa'da bir araya gelmişti. Gerginlik, Etiyopya'ya Aden Körfezi'nde Berbera Limanı'nı kullanma imkânı ve bir deniz çıkışı tanıyan, karşılığında bölgenin bağımsız bir devlet olarak tanınmasını öngören Somaliland muhtırasından kaynaklanmıştı.

Bunu karşılıklı ziyaretler izledi. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed geçtiğimiz yılın şubat ayında Mogadişu'yu ziyaret etti, ardından Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, ekim ve aralık aylarında, sonra da bu yılın ocak ayında Etiyopya'yı ziyaret etti.

Kelni’ye göre iki ülkenin liderleri arasındaki karşılıklı görüşmeler, gerginliğin azaltılmasına ve siyasi iletişim kanallarının yeniden açılmasına katkı sağlasa da anlaşmazlığın nedenlerini tam olarak ortadan kaldırmıyor.

Bununla birlikte bu kazanımların, başta Etiyopya'nın denize çıkış hedefleri ve Somaliland ile imzalanan mutabakat muhtırasının geleceği olmak üzere temel meseleler askıda kaldığı sürece sınırlı kalacağı görüşünde; özellikle bu muhtıranın fiilen dondurulmuş görünmesine karşın resmi olarak iptal edilmemiş olması bu sınırlılığı pekiştiriyor.