Zelenski'nin danışmanı: Kırım'da kalıcı çözümün anahtarı askeri değil uluslararası hukuk

Independent Türkçe, Kırım'daki son gelişmelerin ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin Kırım Daimi Temsilcisi ve danışmanı Tamila Taşeva ile konuştu. Taşeva'ya göre hem Kırım özelinde hem Ukrayna meselesinde Ankara'nın desteği önemli

Rusya ve birkaç BM üyesi devlet Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanırken Ukrayna, Kırım'ı kendi bölgesi olarak görmeye devam ediyor, Ukrayna'nın bu iddiası pek çok yabancı hükümet ve BM Genel Kurulu'nun 68/262 sayılı kararı ile destekleniyor / Görsel: Indy Yeni Medya
Rusya ve birkaç BM üyesi devlet Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanırken Ukrayna, Kırım'ı kendi bölgesi olarak görmeye devam ediyor, Ukrayna'nın bu iddiası pek çok yabancı hükümet ve BM Genel Kurulu'nun 68/262 sayılı kararı ile destekleniyor / Görsel: Indy Yeni Medya
TT

Zelenski'nin danışmanı: Kırım'da kalıcı çözümün anahtarı askeri değil uluslararası hukuk

Rusya ve birkaç BM üyesi devlet Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanırken Ukrayna, Kırım'ı kendi bölgesi olarak görmeye devam ediyor, Ukrayna'nın bu iddiası pek çok yabancı hükümet ve BM Genel Kurulu'nun 68/262 sayılı kararı ile destekleniyor / Görsel: Indy Yeni Medya
Rusya ve birkaç BM üyesi devlet Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanırken Ukrayna, Kırım'ı kendi bölgesi olarak görmeye devam ediyor, Ukrayna'nın bu iddiası pek çok yabancı hükümet ve BM Genel Kurulu'nun 68/262 sayılı kararı ile destekleniyor / Görsel: Indy Yeni Medya

Ukrayna-Rusya Savaşı devam ediyor. 

Rusya'nın nüfusu, ekonomisi, silahları Ukrayna'dan daha fazla.

Savaş nedeniyle yaklaşık 40 bin kilometrekarelik toprağını yani toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 7'sini kaybeden Ukrayna'nın ise Batılı ülkelerden aldığı destek...

Aslında gerginlik 27 Şubat 2014'te Rusya yanlılarının Kırım'ın başkenti Simferopol'deki parlamento binasını ele geçirmesiyle başlamış, aynı yılın 16 Mart'ında Kırım'da düzenlenen referandumda katılımcıların yüzde 97'si Rusya'ya bağlanmaya oy vermişti.

Referandumun meşru olmadığını savunan Ukrayna ve Batılı ülkeler sonucu uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle tanımıyor.

Rusya, 24 Şubat'ta geniş çaplı saldırılarının ardından bu yıl Kırım'da yeni bir askeri üs kurduğunu duyurmuştu. 

Üs, Karadeniz'in en büyük hava savunma sistemi, Ukrayna'ya göre bölgedeki istikrarsızlığın yansıması.

Ukrayna güçleri geçtiğimiz günlerde Kırım’ı Rusya anakarasına bağlayan Kerç Köprüsü’ne iki adet deniz dronuyla saldırı düzenledi.

Patlamaların etkisiyle köprünün bir kısmı çöktü. 

Kerç Köprüsü, Rusya ile işgal ettiği Kırım arasında bağlantı kurması nedeniyle oldukça tartışmalı bir yapı.

Savaş boyunca Rus ordusuna destek açısından büyük önem taşıyor.

Köprü, Ukrayna’da ise ülkeye yönelik işgalin bir simgesi olarak görülüyor.

İnşaatına Mayıs 2015'te başlanan 19 kilometre uzunluğundaki köprüye geçen yıl Ukrayna ordusu, iki kez saldırı düzenledi. 

Rusya ise bu saldırılara misilleme olarak Ukrayna'nın bazı şehirlerine füze ile saldırdı.

Aslına bakılırsa son günlerde aynı senaryo tekrarlanıyor.

Saldırının ardından Rusya'nın tahıl koridoru anlaşmasından çekilmesi ise bir başka dikkat çekici unsur.

Moskova yönetiminin bir yandan Ukrayna'nın tahıl ihracatını engellemek için kamikaze insansız hava araçları ve türlü seyir füzeleri kullanarak, gıda sevkıyatının yapıldığı liman altyapılarını düzenli aralıklarla bombalamaya devam edeceği konuşuluyor.

Independent Türkçe, bu kritik dönemde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin Kırım Daimi Temsilcisi ve danışmanı Tamila Taşeva ile görüştü. 

Taşeva, Özbekistan'ın Semerkand kentinde sürgünde yaşayan bir Kırım Tatarı ailesinin kızı olarak dünyaya geldi.

1991'de ailesiyle birlikte Kırım'a dönüp Simferopol'a yerleşti.

Turuncu Devrimi'ne katıldı, Kırım'da mitingler düzenledi, Bizim Ukrayna partisinin analisliğini yürüttü, 2014'te Rusya'nın Kırım'ı işgaline direniş gösterdi, Viktor Yanukoviç rejimine karşı gösteriler düzenledi, Rusya'nın Kırım Tatarları ve Ukraynalılara yönelik ihlallerini belgeledi.

Kaybolan, işkence gören ve hakları ihlal edilen insanların akıbetini takip etti.

25 Nisan 2022'den bu yana Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Daimi Temsilcisi.

Taşeva'ya göre Kırım için asıl çözümün yolu askeri değil uluslararası hukuktan geçiyor, hem Kırım özeli hem Ukrayna genelinde ise Ankara'nın desteği mühim.

"Rusya zaten Kırım konusunda müzakereye hazır değil"

Kırım Köprüsü saldırısının bölgedeki güvenlik durumu ve diplomatik çözüm olanaklarına etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle belirtmek isterim ki; aslında bu bir Kırım Köprüsü değil, bir taşınabilir köprüdür. Bu önemlidir çünkü Kırım Köprüsü, sahte bir isimlendirmedir. Aslında bu köprü, yasadışı bir altyapı nesnesi. Rusya bu altyapı nesnesini askeri amaçlarla kullanmakta. Rusya, askeri personel veya teçhizat taşımacılığı için bu altyapıyı kullanıyor, sivil amaçlar için değil. Kırım, aslında büyük bir askeri üs olduğundan dolayı böyle bir altyapıya sahip. Rusya ile diplomatik çabalar hakkında konuştuğumuzda, Kırım'ın işgalinin başlangıcından beri Ukrayna'nın devlet kurumları ve diplomatları, Kırım sorununu politik ve diplomatik baskı aracılığıyla çözme konusunda çaba gösteriyorlar.

Ancak Rusya, Ukrayna topraklarındaki işgaline başladığında ve katliamları gerçekleştirdiğinde, Rusya'nın barış ve Kırım sorunu konusunda herhangi bir müzakereye hazır olmadığını anladık. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Rus birliklerinin Ukrayna sınırından ve elbette 1991 yılı Ukrayna sınırları içinden çekildikten sonra iletişime hazır olduklarını ifade ediyor. Ancak şu an için Rusya bu iletişim için hazır değil. 

"Ukrayna'da yaşananlar kapalı gişe film değil, biz de Netflix değiliz"

Uluslararası aktörler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve NATO, Ukrayna'nın egemenliğini desteklemede nasıl bir rol oynuyor? Özellikle Kırım'daki son olayların ardından?

Uzun yıllardır işgal altındaki topraklarımızda, uluslararası partnerlerimiz, özellikle ABD, İngiltere, G7 ülkeleri ve diğerleri, egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü destekliyorlar. Kırım meselesi için birçok ülke Kırım Platformu gibi uluslararası platformlarda yer alıyor. Farklı ülkelerden farklı şekillerde destek alıyoruz; bazıları askeri destek vermezken, diğerleri finansal veya insani yardımlarla destek oluyor. Tüm bu destekleri şükranla karşılıyoruz ve BM dahil Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne verilen desteği değerli buluyoruz. 

Verdiğiniz cevapla bağlantılı iki soru yöneltmek isterim. Biri İngiltere ile ilgili. İngiltere'nin Ukrayna'ya sağladığı destekten bahsettiniz. İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, İngiltere'nin Ukrayna'ya silah teslimatının bir Amazon hizmeti olmadığını söyledi. Bu cümleleri nasıl yorumluyorsunuz?

Aslında, Devlet Başkanı Zelenski buna yanıt verdi.

Evet, ben sizin de görüşünüzü merak ediyorum.

Evet. Ukrayna devleti Büyük Britanya'yı kilit ortaklarımızdan biri olarak görüyor. Tam ölçekli desteklerine işgalin en başından beri sahibiz. Hatta İngiltere Hükümeti eski Başbakanı Boris Johnson bu desteği sağlayan ilk liderdi. Kiev'e gelen ilk liderdi. Elbette her zaman siyaseten verilen tüm destekler için minnettar olduğumuzu söylüyoruz.

Mali destek, insani destek ve askeri destek sağlandı. Elbette Büyük Britanya'dan çok fazla destek var. Kimi liderler ise bizim karşı saldırı operasyonumuzla ilgili olarak gerçekten çok yavaş kalıyorlar. Biz Ukrayna'da gişe rekorları kıran bir film olmadığımızı, Netflix olmadığımızı söylüyoruz. Tüm süreç özellikle askeri güçlerimiz için zor. Elbette tüm ülkelerin tam desteğini takdir ediyoruz ancak daha fazla desteğe ihtiyacımız var. Karşı saldırının hızlanması için daha fazla silaha ihtiyacımız var.

"Rusya anlaşmadan çekilerek tüm dünyaya şantaj yapıyor"

Örneğin biz bu konuşurken Avrupa Birliği'nden dışişleri bakanları, Ukrayna'ya yönelik 20 milyar euroluk bir askeri yardım planını tartışıyorlar Brüksel'de. Peki Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuk rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? Kırım Köprüsü saldırısından sonra Rusya hükümeti Kırım'la yapılan tahıl koridoru anlaşmasından çekildiğini açıkladı. Bu, Rusya ve Ukrayna arasında ateşkes umudunu tamamen ortadan kaldırır mı? Tahıl koridoru anlaşması, Ukrayna'dan diğer ülkelere Karadeniz üzerinden tahıl ihracatını nasıl etkiledi?

Bu anlaşma konusu tam olarak benim alanıma girmiyor. Özellikle Tarım Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Ofisi gibi kurumlarla ilgili... Ancak anladığım kadarıyla, Ukrayna bu anlaşma çerçevesinde tahıl ihracatını gerçekleştirmek istedi, Rusya bu anlaşmadan çekildi ve daha sonra Ukrayna'nın hububat ihracatı konusunda zorluklarla karşılaştığını düşünüyorum. 

Ama şunu söyleyebilirim. Moskova anlaşmadan çekilerek aslında tüm dünyaya, BM'ye şantaj yapıyorlar. Bizim Rusya ile bir anlaşmamız var mı? Ukrayna'nın Rusya ile anlaşması yok. Ukrayna'nın BM ve Türkiye ile anlaşması var. Rusya'nın da Türkiye ve BM ile tahıl konusunda anlaşması var.

"Kırım'ın Ukrayna'ya dönüşü hukukla gerçekleşmeli"

Ukrayna'nın Kırım'ı yeniden ele geçirme konusundaki düşünceleriniz hakkında ne dersiniz? Yedi ay önce İstanbul'da yaptığımız röportajda "Geri almaya çok yakınız" demiştiniz. O zamandan bu yana Kırım'da ne gibi değişiklikler oldu?

Şimdi sadece işgal için değil, yeniden entegrasyon süreçleri için de çalışıyoruz Kırım'da. Ukrayna, Kırım'ı askeri yolla geri alma konusunda hazırlıklı ve Rusya da bu durumun farkında. Rus işgal yetkilileri, Ukrayna'nın askeri açıdan Kırım'ı geri alma konusunda hazırlık yaptığını anlamıştır.

Ukrayna, Kırım'ın yeniden entegrasyon süreçlerine yönelik çalışmalara odaklanmakta. Ancak askeri işgal bölgelerine karşı yapılan farklı eylemler, Kırım'da mevcut.

Rusya, ailelerini Kırım'dan tahliye etmekte. Bu, Ukrayna'nın işgali sona erdirme ve topraklarını geri alma konusunda hazırlıklı olduğu anlamına gelmekte. Ancak Kırım'ın yeniden kazanılması süreci hâlâ devam ediyor ve birçok zorluğa yol açıyor. Kırım'ın yeniden kazanılması süreci uzun ve zorlu bir süreç olacak. Ukrayna, Kırım'daki işgale karşı diplomatik, siyasi ve uluslararası platformlarda mücadelesini sürdürüyor.

Bu çabalar, Kırım'ın yeniden Ukrayna'nın egemenliği altına girmesi için kritik öneme sahip. Ancak unutmamak gerekir ki; Kırım'ın yeniden Ukrayna'ya dönmesi yalnızca askeri çözümlerle değil, uluslararası hukuka uygun ve barışçıl bir şekilde gerçekleşmeli. Uluslararası toplumun desteği ve işbirliği bu süreçte büyük önem taşıyor. Türkiye'nin arabuluculuk rolü, Rusya ve Ukrayna arasında iletişimi sağlamak açısından değerli. Türkiye, Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği sürdürüyor. Uluslararası alanda Türkiye'nin de dahil olduğu aktörlerin, bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması için çabalarını sürdürmeleri önemli.

Sonuç olarak, Kırım'ın işgali ve köprüdeki patlama gibi olaylar, bölgedeki güvenlik durumunu etkiliyor. Diplomatik çözüm için çaba harcanmasına rağmen, bu süreç zorluğunu koruyor. Uluslararası toplumun desteği ve işbirliği, Ukrayna'nın egemenliğini korumasına ve Kırım'ı yeniden kazanmasına yardımcı olacak. Ancak barışçıl ve hukuka uygun bir süreç izlemek, uzun vadede kalıcı çözümler sağlama açısından önem taşıyor.

"Ruslar Kırım'da tırnaklarına sarı ve mavi oje sürenleri bile aşırılıkçı görüyor"

Kırım'da yaşayan insanlar için temel insan hakları endişeleri neler?

Kırım işgal altındayken insan hakları ihlalleri yaşanıyor. İşgal sona ermeden bu tür ihlaller devam ediyor. Şu an Kırım'da ve Rusya topraklarında 180 siyasi mahkum bulunuyor, bunların 117'si Kırım Tatarlarıdır. Onlardan biri de arkadaşım Nariman Celâl. Kırım'dan döndükten hemen sonra tutuklandı. Rusya Kırım'da direnen, aslında tam ölçekli bir işgalden sonra direnen insanları kovuşturuyor. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye'nin desteğiyle, bu mahkumlar konusunda müzakereler ve serbest bırakılma çabaları yürütülüyor. Ayrıca, Ukrayna'nın savaş esirlerinin ve kayıp askerlerinin iadesi için de destek ve çaba gösteriliyor.

Kırım'da insan hakları konusunda, özellikle Kırım Tatarlarına yönelik baskılar söz konusu. Kırım Tatarları, Kırım'ın işgal edilmesi sonrası Rusya tarafından hedef alınmakta. Özellikle Kırım Tatarları topluluğu içerisindeki aktivist ve siyasi figürler, Rusya tarafından haksız suçlamalarla tutuklanıyor. Rusya yeni oluşturduğu yasaları, Kırım'da direnen kişileri terörle suçlamak için kullanıyor. Kırım'da işgalci yönetim, tüm nüfusa zulmediyor. Kırım Tatarları, etnik Ukraynalılar veya diğer halklar olsun, sadık olmayan herkes hedef alınıyor.

Bu nedenle, birçok kişi zulme karşı direnemiyor ve kimi zaman kaçmak zorunda kalabiliyor. Bu zulümler ve hak ihlalleri uzun yıllardır devam ediyor. İşgal altındaki Kırım'da yaşayan insanlar, haklarını ve özgürlüklerini koruma konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya. Bu nedenle, uluslararası toplumun desteği ve ilgisi bu insanların durumunu iyileştirmek ve haklarını korumak için hayati öneme sahip. Örneğin, işgal yönetimlerinde sarı ve mavi renge alerjileri var. Ukrayna bayrağını kaldırdılar Kırım'daki Rus yetkililer. Aşırılıkçılık suçlamaları yaptılar. Tırnaklarına sarı ve mavi manikür yaptığımızda bile bunu terör eylemi veya aşırılık yanlısı eylem olarak gördü Ruslar. 

"Wagner bir savaş suçlusu, Putin'e sorun oluyorsa işimize gelir"

Belarus'ta ortaya çıkan Wagner Grubu liderlerinden Progojin'in Rus hükümetine karşı Ukrayna cephesinde utanç verici bir duruma düştükleri yönündeki eleştirilerinin yer aldığı bir video ortaya çıktı. Daha önce Rusya'daki bu tür tartışmalara yorum yapmak istemediğinizi söylemiştiniz, ancak bu durumun savaşın seyrini nasıl etkileyeceği konusunda bir değerlendirmeniz var mı?

Wagner Grubu lideri Progojin savaş suçu işlemiş bir kişi ve bu konuda yorum yapmak istemem. Wagner Grubu ve onun bağlı olduğu birlikler, Ukrayna topraklarında savaş suçları işlemiştir. Bu birliklerin Ukrayna topraklarını terk etmesi, Ukrayna için iyi bir gelişmedir. Rusya'daki iç durumla ilgili yorum yapmak benim alanıma girmez.

Eğer bu durum, Putin ve Rusya için bir sorun yaratıyorsa, bu Ukrayna için olumlu bir gelişme. Ukrayna, savaşın sona ermesi ve topraklarının tamamen geri alınması için büyük mücadele veriyor. Uluslararası destek ve işbirliği, Ukrayna halkının haklarını ve toprak bütünlüğünü korumasında büyük önem taşımakta. Ancak bu mücadele, hâlâ devam eden zorluklarla dolu ve çözüm bulunması gereken bir süreç.

Independent Türkçe



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe