İran’da ABD ile normalleşme konusundaki tartışma yeniden hız kazandı

İran gazetesi, iki eski dışişleri bakanının önerilerini eleştirdi.

Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

İran’da ABD ile normalleşme konusundaki tartışma yeniden hız kazandı

Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın günlük gazetesi İran, eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi’nin yaklaşık 44 yıldır süren diplomatik soğukluğu sona erdirmek ve ülkeler arasındaki ilişkileri düzenlemek için ABD başta olmak üzere Batı ülkeleriyle kapsamlı bir siyasi diyalog kurulması önerisini sert bir dille eleştirdi.

İran’ın eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani kampına yakınlığıyla bilinen Entekhab adlı haber sitesine uzun bir röportaj veren Salihi, “İran, ABD ile mücadelesi çerçevesinde bazı spesifik konularda müzakereler yürüttü” dedi. İran ile ABD arasında yapılan Afganistan ve Irak konulu görüşmelere, mahkûm takasına ve nükleer anlaşmaya atıfta bulunan Salihi, “Ancak diğer meselelerin ele alındığı geniş kapsamlı siyasi müzakerelere hiçbir zaman girmedik” ifadelerini kullandı.

Salihi, İran’ın muhafazakâr çizgideki eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde dışişleri bakanı olarak görev yapmıştı. Bu görev süresinin son aylarında nükleer anlaşmaya ilişkin müzakerelerin başlamasında önemli bir rol oynadı. Ardından Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümetinin ilk döneminde İran Atom Enerjisi Kurumu başkanlığına getirildi. 2013 yılında Umman’ın arabuluculuğunda nükleer anlaşma müzakerelerinin 5+1 çerçevesinde gizlice yürütüldüğü ortaya çıktı. Bu gizli görüşmeler 2015 yılında iki yıllık müzakerelerin ardından nükleer anlaşmayla sonuçlandı.

Salihi, bölgesel ve uluslararası olarak mevcut birçok durum göz önünde bulundurulduğunda Batı ülkeleri ile kapsamlı bir siyasi diyaloga girmek için iyi ve uygun bir ortam olduğunu söyledi. İran ile ABD arasındaki ilişkilerin, son 44 yıldır iki ülke arasında süregelen olumsuz atmosferden etkilendiğine işaret eden Salihi, iki ülke arasındaki ilişkilerin, Velayet-i Fakih’in kabul edilmesinden önce, 1979 yılında şahı deviren İran İslam Devrimi’nden bu yana son 44 yıl boyunca iyi olmadığını ve negatif seyrettiğini vurguladı.

ABD’nin Tahran’daki büyükelçilik binasının işgal edilmesini de eleştiren Salihi, ABD’lilerin casusluk faaliyetlerinde bulunduklarını ve coşkulu İranlı gençleri ABD büyükelçiliğini basmaya iten adımlar attıklarını belirtti. “Büyükelçiliği casusluk yuvası haline geldiği gerekçesiyle basmak yerine diplomatik ilişkiler çerçevesinde ABD büyükelçiliğinin faaliyetlerini bir süreliğine askıya alabilir ya da diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürebilir ve daha onlarca önlem alabilirdik” ifadesini kullandı.

Röportajın bir bölümünde İranlıların 44 yıldır içinde bulundukları yaşam koşullarının kötüleşmesi nedeniyle çektikleri sıkıntılara işaret eden Salihi, ekonomideki gerilemenin nedeninin ‘çeşitli idari alanlarda yetersiz kalınması’ olduğunu söyledi.

Ülkenin mevcut durumunun en büyük nedeninin yaptırımlar olduğunu söyleyen Salihi, başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri ile İran arasındaki siyasi durum ve meydan okumalar nedeniyle Batı ülkelerinin İran’a mümkün olan her şekilde baskı yaptıklarını da sözlerine ekledi.

Salih, Rusya ve Çin’in İran’a Tahran’ın Pekin ve Moskova ile iş birliğini genişletmesini engelleyen ‘sorunları çözmek’ için ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi gerektiğine dair tavsiyelerde bulunduklarını kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Salihi açıklamasının devamında ABD tarafından uygulanan yaptırımlara da üstü kapalı olarak göndermede bulundu:

Karşı karşıya kaldığımız bu durumlar ve bu ekonomik koşullar yüzünden dünyanın önemli bankalarıyla iş birliği yapamıyoruz. Her şey bize pahalıya patlıyor. Dışarıdan karşılanması gereken birtakım ihtiyaçlarımız var. Bunları dışarıdan kolayca getiremediğimiz için fiyatlarının kat kat üstünde bir rakamdan satın almak zorunda kalıyoruz.

Salihi, İran'ın teknoloji alanındaki geri kalmışlığından ve doğalgaz sondajı yapamaması nedeniyle İran'ın ortak doğalgaz ve petrol alanlarında önündeki engellere işaret etti.

İranlı uzmanların ve güvenlik yetkililerinin karşı karşıya geldikleri tehditlere değinen Salihi, “Yurt dışına çıkan ve daha sonra geri dönen her üniversite profesörü casuslukla suçlanacağından endişe ediyor. Bu yüzden kendimizi bu tür krizlerden kurtarmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Nükleer anlaşmayı savundu

Nükleer anlaşmanın imzalanmasında önemli bir rol üstlenen Salihi, nükleer anlaşmayı savundu. Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmanın çıkmazları aşmanın bir yolu olduğunu ve dünyanın içinde bulunduğu şartların değiştiğini belirtti:

Şu an Ukrayna savaşı ciddi bir mesele ve Çin'in ciddi bir enerji kaynağı açığı var. Bundan dolayı Körfez ülkeleriyle imzalanan enerji anlaşmalarına hız verdi. Gelecekte doğalgaz ve petrol tedarikini garantilemek istediğinden Suudi Arabistan ve Katar ile doğalgaz alım anlaşmaları yaptı. ABD’nin Çin’in yerel para birimiyle doğalgaz ve petrol almasına izin verirken Çin'i kontrol altına almaya çalıştığına inanmak basitlik olur.

Bulanık sularda balık avlamak

Ülkelerin kendi çıkarları için bulanık sularda balık avlamaya çalıştıklarını söyleyen Salihi, sözlerine şöyle devam etti:

İşler daha da karmaşıklaşıyor. Şu an bu kritik karmaşıklığın tam ortasındayız. Askeri alanda, savunmada ve direniş cephesinde zor şartlar yaşıyor, yaptırımlara maruz kalıyoruz. İran, artık bölgesel bir güç ve ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri ile diyalog kurma ve kapsamlı müzakerelerde bulunma amacıyla masaya oturmak için elinde iyi bir fırsat var. Belki buna siyasi müzakereler diyebiliriz. ABD ile şimdiye kadar doğrudan görüşmelerimiz oldu. Ancak bu görüşmeler, Afganistan, Irak, dondurulan mal varlıklarının serbest bırakılması, mahkum takası ve nükleer anlaşma gibi belli konular üzerineydi.

ABD’nin çöküşünden bahsedilmesini hafife alan Salihi, bazılarının ABD’nin gerileme sürecinde olduğuna inandığını belirterek “Peki, ABD ne zaman çökecek? Bir yıl sonra ise sabredilir, ama ya otuz yıl sonra halen çökmezse biz ne yapacağız? 30 yıl boyunca ne yapacağız? En nihayetinde sorunlarımızı çözmeliyiz” dedi.

Şimdi kapsamlı bir siyasi diyalog başlatmanın tam zamanı olduğunu, çünkü çeşitli konulara değinilebilecek bir atmosfer oluştuğunu düşünen Salihi, “Nükleer anlaşma ve bölgesel güvenlik ele alınacak konular arasında yer alacak. Ayrıca ekonomik konuların yanı sıra öne çıkan tüm konular bu diyalogda dikkate alınabilir” ifadesini kullandı.

Salih, kapsamlı diyalogun gündemine ilişkin ise “Batı'nın, özellikle ABD’nin kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum” derken kapsamlı diyalog mekanizmalarıyla ilgili olarak ülkenin haysiyetini ve çıkarlarını garanti altına alan daha kapsamlı bir teklif sunmanın ülkenin liderleri arasında tartışılabileceğine inandığını kaydetti.

Salih’in açıklamaları bazı çevrelerce memnuniyetle bazı çevrelerce eleştiriyle karşılandı

Eski Meclis Başkanı Ali Laricani'ye yakınlığıyla bilinen eski milletvekili ve muhafazakar çizgideki siyasi aktivist Mansur Hakikatpur, Salihi'nin önerisinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Entekhab haber sitesine göre Hakikatpur, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

Neden ABD ile müzakere etmekten, başka ülkelerin arabuluculuk yapmasından korkuyoruz? Biz şu anda ABD ile müzakere halindeyiz, ama ABD’liler başka bir odada oturuyor. Irak konusunda onlarla müzakere masasına oturmadık mı? Bu müzakerelerden kazançlı çıkmadık mı? Afganistan konusunda onlarla pazarlık yapmadık mı? Müzakerecilerimiz kararlı olduktan sonra devrimin ilkelerine uygun ve yiğitçe bir esneklikle konuşacaklardır.

Salihi bu öneriyi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) İran'ı Arap Körfezi'ndeki üç ada sorununu ikili müzakereler yahut uluslararası tahkim yoluyla çözmeye çağıran girişimini desteklediklerine dair bir bildiri yayınlamalarının ardından İran'ın Rusya'yı eleştirdiği bir dönemde yaptı.

Diğer yandan eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD ile ilişkilerde ulusal çıkarların ön planda tutulması için üstü kapalı çağrıda bulunmuştu. Rusya ve ABD karşıtlığının tehlikeli olduğunu söyleyen Zarif, “Çünkü önce ulusal çıkarlarımızı ön planda tutmalıyız. Bundan sonra ABD’nin hegemonyasına muhalefet etmeyi dikkate almalıyız” ifadelerini kullandı.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın günlük gazetesi İran, Zarif ve Salihi'nin açıklamalarını eleştirerek, onları ‘ABD ile ilişkilerin operasyon odası’ olarak nitelendirdi.

Gazetenin ‘Zarar anlaşmasının sorumluları sahaya indi’ başlıklı başyazısında Zarif ve Salihi, ‘diplomasinin gidişatını bozmak için yanlış adresler vermekle’ suçlandılar. Bu iddianın, önceki hükümete yakın reformist ve batı eğilimli medyanın izlenmesiyle kanıtlandığını söyledi.

Gazete, komşularla ilişkilere dayanan ve ülkenin kaderini nükleer anlaşmaya ve Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Yönelik Mali Eylem Görev Gücü’ne (FATF) mahkum etmeyen dış politikanın doğru yolda ilerlediğini ve bu yolun ülke yönetiminin Batı'nın iradesine bağlı olduğuna dair yanlış bir tablo çizen Batı yanlılarını utandırdığını yazdı. Gazete ayrıca Zarif ve Salihi’yi ‘sekiz yıl süren acziyetlerini’ örtbas etmeye çalışmakla suçladı.



ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
TT

ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)

Washington ve Yeni Delhi arasındaki ticaret anlaşması, Hindistan Başbakanı Narendra Modi için yeni sorunlar yaratabilir. 

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Şubat'taki açıklamasında Hindistan'la yaptıkları anlaşma kapsamında Asya ülkesine uygulanan gümrük tarifesini yüzde 50'den 18'e indireceğini duyurmuştu. 

Trump, buna karşılık Hindistan'ın ABD'ye uyguladığı gümrük vergilerini sıfıra indireceğini ve Rusya'dan petrol alımını durduracağını savunmuştu. Yeni Delhi yönetimi henüz Rus petrolünün alımına ilişkin bir açıklama yapmadı.

Geçen hafta cuma günü, ABD'li ve Hintli müzakerecilerin yayımladığı ortak bildiride, Rusya'dan petrol alımının durdurulmasına yönelik herhangi bir taahhütte bulunulmadı. 

Ancak Beyaz Saray'ın pazartesi günü yayımladığı bilgilendirme metninde, tarifelerin "Hindistan'ın Rusya Federasyonu'ndan petrol sevkıyatını durdurma taahhüdü dikkate alınarak" kaldırıldığı belirtildi. 

Tarifelerde sağlanan indirim, ABD pazarına ihracat yapan Hint şirketlerinde büyük rahatlama yarattı. 

Ancak Hindistan'ın 5 yıl içinde 500 milyar dolarlık Amerikan malı satın alma taahhüdü soru işaretleri doğurdu. Bu, fiilen ülkenin ithalatını ikiye katlamak anlamına geliyor. 

New York Times'ın analizinde, ABD'den gelecek tarım ürünlerinin geçim kaynaklarını zora sokacağından endişelenen Hintli çiftçiler başta olmak üzere birçok sendikanın bugün greve gideceği hatırlatılıyor. 

Yeni Delhi ve Washington arasındaki anlaşmanın martta son halini alması bekleniyor. Muhalefet ise anlaşmayı "ulusal çıkarların toptan teslimi" diye niteleyerek, bunun kritik pazarları haksız rekabete açacağını ve yerli üreticileri korumasız bırakacağını söylüyor. 

Analizde, Beyaz Saray'ın bilgilendirme metninde yer alan "bakliyat" maddesine de dikkat çekiliyor. 

Hindistan Tarım Bakanı Shivraj Singh Chouhan, bu hafta yaptığı açıklamada ülkenin bakliyatta kendine yeterlilik politikasını duyurmuş, Yurtdışından bakliyat ithal etmek utançtır" demişti. ABD'yle ticaret anlaşmasının çiftçileri koruyacağını da savunmuştu.

Haberde, bu maddenin daha sonra kaldırıldığı ancak son hali verilene dek anlaşma metninde gidilecek diğer değişikliklerin Modi yönetimini daha da zora sokabileceği yazılıyor. 

Reuters'ın analizinde de iki ülke arasındaki toplam mal ticaretinin geçen yıl 132 milyar doları bulduğu, Hindistan lehine 41 milyar dolarlık ticaret fazlası çıktığı anımsatılıyor. 

Dolayısıyla uzmanlar, Hindistan'ın anlaşma kapsamında 5 sene boyunca yılda 100 milyar dolarlık ABD malı ithal etmesinin gerçekçi olup olmadığını sorguluyor. Analistlere göre bu ancak Yeni Delhi'nin özel olarak ABD'den alımı teşvik eden politikalar uygulamasıyla mümkün olabilir. 

Emkay Global'den ekonomist Madhavi Arora, "Hesaplar tutmuyor. Hedef gerçekçi olmaktan ziyade iddialı" diyor. 

Independent Türkçe, New York Times, Reuters


Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
TT

Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)

Gazze'deki tartışmalı yardım kuruluşu Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın (GHF) güvenliğini sağlayan Amerikan paralı asker şirketi, bölgede yeni rol üstlenmek için ABD Başkanı Donald Trump'ın Barış Kurulu'yla iletişime geçti. 

Amerikan paralı asker şirketi UG Solutions'dan çarşamba günü yapılan açıklamada, Gazze'de yeni görevlerde yer almak için "ABD liderliğindeki Barış Kurulu'na bilgi ve öneriler sunulduğu" belirtildi. 

Detayları paylaşılmayan önerilerin "olumlu karşılandığı" savunulurken, Barış Kurulu'nun güvenlikle ilgili önceliklerini netleştirmesinin bekleneceği ifade edildi. 

Şirketin açıklaması, Reuters'ın dünkü haberinin ardından geldi. Birleşik Krallık merkezli haber ajansı, UG Solutions'ın "savaş deneyimine sahip, Arapça bilen sözleşmeli savaşçıları işle almak için ilan açtığını" yazmıştı. 

ABD ve İsrail destekli GHF'nin Gazze'deki yardım faaliyetleri kaosa yol açmış, erzak dağıtım noktalarında yüzlerce Filistinli öldürülmüştü. UG Solutions da vakfın yardım kamyonlarını ve dağıtım tesislerini korumak için Gazze'ye paralı asker konuşlandırmıştı.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu (STK), GHF'nin yardım dağıtım noktalarının Filistinliler için ölüm tuzağına dönüştüğünü söylemişti. Vakıf, ABD arabuluculuğunda İsrail ve Hamas arasında 10 Ekim'de ateşkes sağlanmasının ardından faaliyetlerini sonlandırmıştı. 

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Direktörü Amjad Şava, UG Solutions'ın Gazze'nin yeniden inşasında rol oynamasına yönelik planları eleştirerek şunları söylüyor: 

GHF ve onun arkasında duranların elinde Filistinlilerin kanı var; Gazze'ye dönmelerine izin verilemez.

UG Solutions'tan Reuters'a gönderilen açıklamada, şirkete bağlı paralı askerlerin yardım alanlarını ve bunların çevresini korumakla görevli olduğu, İsrail ordusunun veya Filistinli militanların eylemleriyle bağlantısı bulunmadığı savunuldu. 

Şirketin sitesindeki iş ilanında, "altyapının güvenliğini sağlamak, insani yardım çalışmalarını kolaylaştırmak ve dinamik bir ortamda istikrarı sağlamak" gibi görevleri içeren "Uluslararası İnsani Güvenlik Görevlisi" pozisyonu dikkat çekiyor. Adaylarda tercihen "küçük ve hafif silahlarla" ilgili deneyim de aranıyor.

UG Solutions'ın sözcüsü, ilanların Gazze'de olası sözleşmeler için açıldığını söylüyor. Ayrıca firmanın operasyonlarını genişletip Suriye'deki petrol ve doğalgaz sektöründe hizmet vermek amacıyla ekip kurmayı planladığı aktarılıyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters


Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump'ın, ilk döneminde müzakere ettiği kapsamlı Kuzey Amerika ticaret anlaşmasında ABD'nin taraflardan biri olarak kalmasının sebeplerini danışmanlarına sorduğu bildiriliyor. Bu durum, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın bu yaz yapılacak zorunlu incelemesinden önce gündeme geldi.

Adları açıklanmayan yetkililer Bloomberg'e, başkanın Amerikan halkı için her zaman daha iyi bir anlaşma aradığını ve yönetimin 2020'nin başlarında yasalaşan ilk anlaşmayı hemen onaylamayı hedeflemediğini söyledi.

ABD Ticaret Temsilciliği ofisinden bir yetkili, olası değişikliklerin ulusal menşe kuralları, kritik mineraller, işçi korumaları ve damping gibi konularda güncellenmiş şartları içerebileceğini belirtti.

Beyaz Saray, Trump'ın Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın yerini alan anlaşma hakkında tereddütleri olduğunu kamuoyuna doğrulamadı.

Yönetimden bir yetkili Reuters'a, "Başkanın kendisi tarafından açıklanmadığı sürece, olası başkanlık eylemi hakkındaki tartışmalar temelsiz spekülasyonlardır" diye konuştu.

sdcvds
Başkan Trump'ın ilk döneminde müzakerelerine katıldığı ABD-Meksika-Kanada anlaşmasından ABD'nin çekilip çekilmeyeceğini değerlendirdiği bildiriliyor (AP)

Trump'ın anlaşmadaki muhatapları, ABD'nin yakın zamanda anlaşmadan çekileceğinden bahsetmedi.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum basın toplantısında, "Buna inanmıyoruz ve görüşmelerde de hiç dile getirilmedi çünkü bu onlar için çok önemli" dedi.

Öte yandan Kanada Başbakanı Mark Carney salı günü Trump'la "olumlu bir görüşme" yaptığını söyledi. Görüşmede ticaret anlaşmasının yanı sıra Trump'ın Michigan ve Ontario'yu birbirine bağlayan, uzun zamandır planlanan köprünün açılışını engelleme tehdidi de ele alındı.

Tahmini 2 trilyon dolarlık malla hizmeti kapsayan ve birçok ürünü ABD'nin gümrük vergilerinden muaf tutan serbest ticaret anlaşmasının iptali, Kuzey Amerika ekonomisi için büyük sonuçlar doğuracak ve otomotiv üretimi gibi yurtdışına hayli entegre haldeki endüstrileri etkileyecektir.

Anlaşmanın temmuzdan itibaren zorunlu olarak gözden geçirilmesi planlanıyor. Yenilenirse, gelecek 16 yıl boyunca yürürlükte kalacak. Yenilenmezse, taraflar anlaşmayı 2036'da sona erene kadar her yıl gözden geçirebilecek.

Anlaşmadan geri çekilmek, Donald Trump'ın uzun süredir ABD'nin ortaklarına karşı sergilediği sık sık çatışmacı yeni ticaret ve diplomatik tutumunun en son evresine işaret edecektir.

Başkan, Çin'le artan bağları nedeniyle Kanada'yı yüzde 100 gümrük vergisiyle tehdit etti ve Meksika da dahil Küba'ya petrol sağlayan ülkelere vergi uygulama tehdidinde bulundu.

Kuzey Amerika'da süregelen gerilimlerin bir işareti olarak, Carney geçen ay Davos'ta yaptığı tarihi konuşmada, ABD'nin 1900'lerin ortalarından beri liderliğini yaptığı temel kurallara dayalı uluslararası düzenin "geri gelmeyecek bir kurgu" olduğunu söylemişti.

Carney, kendisini ayakta alkışlayan kalabalığa, "Büyük güçler, güç ve çıkarlarının engelsiz takibi için kural ve değerlere uyuyormuş gibi yapmayı bile bırakırsa, işlemselcilikten elde edilen kazanımların tekrarlanması daha zor hale gelecektir" demişti.

Independent Türkçe