İran’da ABD ile normalleşme konusundaki tartışma yeniden hız kazandı

İran gazetesi, iki eski dışişleri bakanının önerilerini eleştirdi.

Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

İran’da ABD ile normalleşme konusundaki tartışma yeniden hız kazandı

Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz hafta yapılan bir istişare toplantısına İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, eski dışişleri bakanlarından Zarif (sol) ve Salihi ile üst düzey diplomatlar katıldı. (İran Dışişleri Bakanlığı)

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın günlük gazetesi İran, eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi’nin yaklaşık 44 yıldır süren diplomatik soğukluğu sona erdirmek ve ülkeler arasındaki ilişkileri düzenlemek için ABD başta olmak üzere Batı ülkeleriyle kapsamlı bir siyasi diyalog kurulması önerisini sert bir dille eleştirdi.

İran’ın eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani kampına yakınlığıyla bilinen Entekhab adlı haber sitesine uzun bir röportaj veren Salihi, “İran, ABD ile mücadelesi çerçevesinde bazı spesifik konularda müzakereler yürüttü” dedi. İran ile ABD arasında yapılan Afganistan ve Irak konulu görüşmelere, mahkûm takasına ve nükleer anlaşmaya atıfta bulunan Salihi, “Ancak diğer meselelerin ele alındığı geniş kapsamlı siyasi müzakerelere hiçbir zaman girmedik” ifadelerini kullandı.

Salihi, İran’ın muhafazakâr çizgideki eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde dışişleri bakanı olarak görev yapmıştı. Bu görev süresinin son aylarında nükleer anlaşmaya ilişkin müzakerelerin başlamasında önemli bir rol oynadı. Ardından Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümetinin ilk döneminde İran Atom Enerjisi Kurumu başkanlığına getirildi. 2013 yılında Umman’ın arabuluculuğunda nükleer anlaşma müzakerelerinin 5+1 çerçevesinde gizlice yürütüldüğü ortaya çıktı. Bu gizli görüşmeler 2015 yılında iki yıllık müzakerelerin ardından nükleer anlaşmayla sonuçlandı.

Salihi, bölgesel ve uluslararası olarak mevcut birçok durum göz önünde bulundurulduğunda Batı ülkeleri ile kapsamlı bir siyasi diyaloga girmek için iyi ve uygun bir ortam olduğunu söyledi. İran ile ABD arasındaki ilişkilerin, son 44 yıldır iki ülke arasında süregelen olumsuz atmosferden etkilendiğine işaret eden Salihi, iki ülke arasındaki ilişkilerin, Velayet-i Fakih’in kabul edilmesinden önce, 1979 yılında şahı deviren İran İslam Devrimi’nden bu yana son 44 yıl boyunca iyi olmadığını ve negatif seyrettiğini vurguladı.

ABD’nin Tahran’daki büyükelçilik binasının işgal edilmesini de eleştiren Salihi, ABD’lilerin casusluk faaliyetlerinde bulunduklarını ve coşkulu İranlı gençleri ABD büyükelçiliğini basmaya iten adımlar attıklarını belirtti. “Büyükelçiliği casusluk yuvası haline geldiği gerekçesiyle basmak yerine diplomatik ilişkiler çerçevesinde ABD büyükelçiliğinin faaliyetlerini bir süreliğine askıya alabilir ya da diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürebilir ve daha onlarca önlem alabilirdik” ifadesini kullandı.

Röportajın bir bölümünde İranlıların 44 yıldır içinde bulundukları yaşam koşullarının kötüleşmesi nedeniyle çektikleri sıkıntılara işaret eden Salihi, ekonomideki gerilemenin nedeninin ‘çeşitli idari alanlarda yetersiz kalınması’ olduğunu söyledi.

Ülkenin mevcut durumunun en büyük nedeninin yaptırımlar olduğunu söyleyen Salihi, başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri ile İran arasındaki siyasi durum ve meydan okumalar nedeniyle Batı ülkelerinin İran’a mümkün olan her şekilde baskı yaptıklarını da sözlerine ekledi.

Salih, Rusya ve Çin’in İran’a Tahran’ın Pekin ve Moskova ile iş birliğini genişletmesini engelleyen ‘sorunları çözmek’ için ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi gerektiğine dair tavsiyelerde bulunduklarını kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Salihi açıklamasının devamında ABD tarafından uygulanan yaptırımlara da üstü kapalı olarak göndermede bulundu:

Karşı karşıya kaldığımız bu durumlar ve bu ekonomik koşullar yüzünden dünyanın önemli bankalarıyla iş birliği yapamıyoruz. Her şey bize pahalıya patlıyor. Dışarıdan karşılanması gereken birtakım ihtiyaçlarımız var. Bunları dışarıdan kolayca getiremediğimiz için fiyatlarının kat kat üstünde bir rakamdan satın almak zorunda kalıyoruz.

Salihi, İran'ın teknoloji alanındaki geri kalmışlığından ve doğalgaz sondajı yapamaması nedeniyle İran'ın ortak doğalgaz ve petrol alanlarında önündeki engellere işaret etti.

İranlı uzmanların ve güvenlik yetkililerinin karşı karşıya geldikleri tehditlere değinen Salihi, “Yurt dışına çıkan ve daha sonra geri dönen her üniversite profesörü casuslukla suçlanacağından endişe ediyor. Bu yüzden kendimizi bu tür krizlerden kurtarmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Nükleer anlaşmayı savundu

Nükleer anlaşmanın imzalanmasında önemli bir rol üstlenen Salihi, nükleer anlaşmayı savundu. Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmanın çıkmazları aşmanın bir yolu olduğunu ve dünyanın içinde bulunduğu şartların değiştiğini belirtti:

Şu an Ukrayna savaşı ciddi bir mesele ve Çin'in ciddi bir enerji kaynağı açığı var. Bundan dolayı Körfez ülkeleriyle imzalanan enerji anlaşmalarına hız verdi. Gelecekte doğalgaz ve petrol tedarikini garantilemek istediğinden Suudi Arabistan ve Katar ile doğalgaz alım anlaşmaları yaptı. ABD’nin Çin’in yerel para birimiyle doğalgaz ve petrol almasına izin verirken Çin'i kontrol altına almaya çalıştığına inanmak basitlik olur.

Bulanık sularda balık avlamak

Ülkelerin kendi çıkarları için bulanık sularda balık avlamaya çalıştıklarını söyleyen Salihi, sözlerine şöyle devam etti:

İşler daha da karmaşıklaşıyor. Şu an bu kritik karmaşıklığın tam ortasındayız. Askeri alanda, savunmada ve direniş cephesinde zor şartlar yaşıyor, yaptırımlara maruz kalıyoruz. İran, artık bölgesel bir güç ve ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri ile diyalog kurma ve kapsamlı müzakerelerde bulunma amacıyla masaya oturmak için elinde iyi bir fırsat var. Belki buna siyasi müzakereler diyebiliriz. ABD ile şimdiye kadar doğrudan görüşmelerimiz oldu. Ancak bu görüşmeler, Afganistan, Irak, dondurulan mal varlıklarının serbest bırakılması, mahkum takası ve nükleer anlaşma gibi belli konular üzerineydi.

ABD’nin çöküşünden bahsedilmesini hafife alan Salihi, bazılarının ABD’nin gerileme sürecinde olduğuna inandığını belirterek “Peki, ABD ne zaman çökecek? Bir yıl sonra ise sabredilir, ama ya otuz yıl sonra halen çökmezse biz ne yapacağız? 30 yıl boyunca ne yapacağız? En nihayetinde sorunlarımızı çözmeliyiz” dedi.

Şimdi kapsamlı bir siyasi diyalog başlatmanın tam zamanı olduğunu, çünkü çeşitli konulara değinilebilecek bir atmosfer oluştuğunu düşünen Salihi, “Nükleer anlaşma ve bölgesel güvenlik ele alınacak konular arasında yer alacak. Ayrıca ekonomik konuların yanı sıra öne çıkan tüm konular bu diyalogda dikkate alınabilir” ifadesini kullandı.

Salih, kapsamlı diyalogun gündemine ilişkin ise “Batı'nın, özellikle ABD’nin kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum” derken kapsamlı diyalog mekanizmalarıyla ilgili olarak ülkenin haysiyetini ve çıkarlarını garanti altına alan daha kapsamlı bir teklif sunmanın ülkenin liderleri arasında tartışılabileceğine inandığını kaydetti.

Salih’in açıklamaları bazı çevrelerce memnuniyetle bazı çevrelerce eleştiriyle karşılandı

Eski Meclis Başkanı Ali Laricani'ye yakınlığıyla bilinen eski milletvekili ve muhafazakar çizgideki siyasi aktivist Mansur Hakikatpur, Salihi'nin önerisinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Entekhab haber sitesine göre Hakikatpur, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

Neden ABD ile müzakere etmekten, başka ülkelerin arabuluculuk yapmasından korkuyoruz? Biz şu anda ABD ile müzakere halindeyiz, ama ABD’liler başka bir odada oturuyor. Irak konusunda onlarla müzakere masasına oturmadık mı? Bu müzakerelerden kazançlı çıkmadık mı? Afganistan konusunda onlarla pazarlık yapmadık mı? Müzakerecilerimiz kararlı olduktan sonra devrimin ilkelerine uygun ve yiğitçe bir esneklikle konuşacaklardır.

Salihi bu öneriyi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) İran'ı Arap Körfezi'ndeki üç ada sorununu ikili müzakereler yahut uluslararası tahkim yoluyla çözmeye çağıran girişimini desteklediklerine dair bir bildiri yayınlamalarının ardından İran'ın Rusya'yı eleştirdiği bir dönemde yaptı.

Diğer yandan eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD ile ilişkilerde ulusal çıkarların ön planda tutulması için üstü kapalı çağrıda bulunmuştu. Rusya ve ABD karşıtlığının tehlikeli olduğunu söyleyen Zarif, “Çünkü önce ulusal çıkarlarımızı ön planda tutmalıyız. Bundan sonra ABD’nin hegemonyasına muhalefet etmeyi dikkate almalıyız” ifadelerini kullandı.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın günlük gazetesi İran, Zarif ve Salihi'nin açıklamalarını eleştirerek, onları ‘ABD ile ilişkilerin operasyon odası’ olarak nitelendirdi.

Gazetenin ‘Zarar anlaşmasının sorumluları sahaya indi’ başlıklı başyazısında Zarif ve Salihi, ‘diplomasinin gidişatını bozmak için yanlış adresler vermekle’ suçlandılar. Bu iddianın, önceki hükümete yakın reformist ve batı eğilimli medyanın izlenmesiyle kanıtlandığını söyledi.

Gazete, komşularla ilişkilere dayanan ve ülkenin kaderini nükleer anlaşmaya ve Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Yönelik Mali Eylem Görev Gücü’ne (FATF) mahkum etmeyen dış politikanın doğru yolda ilerlediğini ve bu yolun ülke yönetiminin Batı'nın iradesine bağlı olduğuna dair yanlış bir tablo çizen Batı yanlılarını utandırdığını yazdı. Gazete ayrıca Zarif ve Salihi’yi ‘sekiz yıl süren acziyetlerini’ örtbas etmeye çalışmakla suçladı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe