Oppenheimer, Nolan: İç patlama

‘Atom bombasının mucidinin’ biyografisi sinemaya uyarlandı

‘Oppenheimer’dan bir sahnede. J. Robert Oppenheimer rolünde Cillian Murphy (solda) ve Kitty Oppenheimer rolünde Emily Blunt (AP)
‘Oppenheimer’dan bir sahnede. J. Robert Oppenheimer rolünde Cillian Murphy (solda) ve Kitty Oppenheimer rolünde Emily Blunt (AP)
TT

Oppenheimer, Nolan: İç patlama

‘Oppenheimer’dan bir sahnede. J. Robert Oppenheimer rolünde Cillian Murphy (solda) ve Kitty Oppenheimer rolünde Emily Blunt (AP)
‘Oppenheimer’dan bir sahnede. J. Robert Oppenheimer rolünde Cillian Murphy (solda) ve Kitty Oppenheimer rolünde Emily Blunt (AP)

Samir Ebuhavvaş

‘Oppenheimer’ filmini izlemek için geçtiğimiz Cuma’dan bu yana sinemalara akın edenler, Christopher Nolan'ın epik bakış açısını, Hiroşima ve Nagazaki'deki nükleer patlamada görsel olarak çarpıcı bir estetikle somutlaşan bir film görmeyi umuyorlardı, ancak bu konuda hayal kırıklığı yaşadılar.

Buna rağmen sinemaseverler Nolan’ı, özellikle anlatı yapısı açısından en iyi ve en iddialı eserlerin birinde izleyebildiler. Artık pek çok sinemacı, Nolan'ın kendine özgü görsel ve ritmik imzasını kaybetmeden bunu başaramıyor. Bu imza, Batman üçlemesinden Memento ve Inception'a, Insomnia ve The Prestige'den Interstellar ve Tenet'e kadar bazı en önemli eserlerinde yer alıyor.

Bu devasa projenin ilk duyurulduğu andan itibaren soru, Nolan'ın insanlığın en korkunç ve tartışmalı kilometre taşlarından biri olan atom bombasının icadını ve ardından İkinci Dünya Savaşı sırasında kullanımını ekrana getirmeyi nasıl başaracağı idi. ‘Atom bombasının babası’ Robert Oppenheimer'ın filmin en önemli sahnelerinden birinde Albert Einstein'a söylediği gibi, bildiğimiz dünyadaki olayları (dünya savaşı) kökten değiştirmeyen, aksine insanlığı bambaşka bir dünyaya taşıyan, insanların kendi elleriyle ürettikleri bu canlı kabusun derinliklerine görüntüler ve öncesinde sözcüklerle nüfuz edebilecekler mi?

Cevap açık: Filmin atom bombasının dehşetini, yıkım ve ceset sahnelerini görmeden geçen üç saatin sonunda insanın tüm vücudunu saran o ürpertiyi, o güçlü üzüntü ve korku hissini bir arada kolayca yenemiyor. Film, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı'ndaki çatışmayı kendi lehine sonuçlandırmak için iki Japon şehrine atom bombası atarak yaptığı insanlığa karşı işlenen, elimizden geldiğince unutmaya çalıştığımız büyük ve tamamen ‘gereksiz’ suçu hatırlatıyor. Korkuyla, nükleer silahlar var oldukça ve daha da yıkıcı ve sayıca arttıkça, Hiroşima ve Nagazaki trajedisini daha şiddetli ve büyük çapta tekrarlayabilecek düğmelere sahip çılgın insanlar var oldukça, bu silahların kullanılması tehdidinin de arttığını hatırlıyoruz. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ortasında insanlığa karşı nükleer silah kullanılması, insanlığın şu anda altında yaşadığı kalıcı tehdidin yalnızca basit bir hatırlatıcısı sayılabilir.

Filmin atom bombasının dehşetini, yıkım ve ceset sahnelerini görmeden geçen üç saatin sonunda insanın tüm vücudunu saran o ürpertiyi, o güçlü üzüntü ve korku hissini bir arada kolayca yenemiyor.

Peki, Nolan tek bir damla kan görüntüsü vermeden bu etkiyi nasıl elde etti?

Filmin müziği, özellikle en fırtınalı, dramatik ve gerilimli anlarında, filmin ritmini belirlemek için önemli olsa da gerginliğin gerçek kaynağı, karakterlerin yüzlerinde, özellikle Cillian Murphy (Oppenheimer rolünde), Robert Downey Jr. (Lewis Strauss rolünde), Florence Pugh (Jean Tatlock rolünde), Emily Blunt (Kitty Oppenheimer rolünde) ve diğer birçok karakterin yüzlerinde görülebilir. Oyuncuların gözlerinden ve ağızlarından, özellikle de gergin tenlerinden, neredeyse dayanılmaz duygu ve düşüncelerle dolup taşan Nolan'ın yönettiği ahenkli bir acı, şaşkınlık, kin, açgözlülük, korku, çaresizlik orkestrası var. Filmin en iyi sahnelerinden birinde, Los Alamos'taki ilk atom bombası olan Trinity bombasının deneme patlamasını görüyoruz. Sadece patlamanın büyüklüğünü ve etkisini değil, aynı zamanda derinliğini, önemini ve potansiyel korkusunu da hissediyoruz. Bu korku, patlamaya güvenli bir mesafeden bakanların, özellikle de Oppenheimer'ın yüzündeki ifadelerde görülebilir. Hiroşima ve Nagazaki'nin patlamalarının yeni bir simülasyonunu görmemiz gerekmiyor. Deneme patlaması, fikri ve duyguyu iletmek için fazlasıyla yeterli görünüyor.

Fotoğraf Altı: Cillian Murphy, Oppenheimer’dan bir sahnede J. Robert Oppenheimer rolünde (AP)
Cillian Murphy, Oppenheimer’dan bir sahnede J. Robert Oppenheimer rolünde (AP)

Bu, gerçek trajedinin başladığı, gerçek patlamalardan haftalar önce ve bu, Oppenheimer'ın “Şimdi ben ölüm oldum; dünyaların yok edicisi” dediği andı. O an, Oppenheimer, Manhattan Projesi'nin yöneticisi ve ABD'deki ilk kuantum fiziği elçisi olarak patlamanın sorumlusu olmaktan çıktı ve patlamayla bir oldu. Patlamaya dönüştü. Bu iki fikir ve duyguyu, suskunlukları ve boğuk söylemleriyle kutsal kitapların tarifine göre Kıyamet günü insan yüzlerinde tasvir edilen ifadelerden başka hiçbir şeye benzemeyen yüz ifadeleri dışında aktarmanın yolu yoktur.

Hiroşima ve Nagazaki'nin patlamalarının yeni bir simülasyonunu görmemiz gerekmiyor. Deneme patlaması, fikri ve duyguyu iletmek için fazlasıyla yeterli görünüyor. Bu, Oppenheimer'ın ‘Şimdi ben ölüm oldum; dünyaların yok edicisi’ dediği andı

Öte yandan Nolan, Oppenheimer hakkında yazılmış en önemli biyografilerden biri olan ve Pulitzer Ödülü'nü kazanan ‘American Prometheus: The Triumph and Tragedy of J. Robert Oppenheimer’ (2005) adlı kitabı alıntılayarak, neredeyse yanıltıcı bir şekilde, Amerikan politikasının kulislerinden ve özellikle Beyaz Saray'ın politikalarından ayrıntılar anlatıyor. Nükleer patlama, sonunda, akıl almaz çirkinliğiyle, ekonomik, askeri ve siyasi çıkarlar ağının ve gizlice ve şeytani bir zeka düzeyine yükselen komploların bir parçası gibi görünüyor. Bu komplolar, bombanın şeytaniliğinden çok da uzak değil. Burada, Robert Downey Jr.'ın, şimdiye kadar oynadığı en iyi rollerinden birinde, ustaca (çoğunlukla yüz ifadeleriyle de) karakterin çizgilerini yavaşça ve beklenmedik bir şekilde oluşturarak ortaya koyduğu görülüyor. Bu karakter, iş adamı, politikacı ve Amerikan Atom Enerjisi Komisyonu'nun üyesi ve (bir kez de başkanı) olarak görev yapan Lewis Strauss olarak karşımıza çıkıyor. Lewis Strauss'un hırsları ve komploları, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra nükleer enerji alanında Oppenheimer'ın önde gelen rolleri oynamasını engelleyen sebepler arasında yer almış. Özellikle Atom Enerjisi Komisyonu ve Federal Soruşturma Bürosu, Oppenheimer'ın geçmişte Amerikan Komünist Partisi ile ilişkilerini araştırmıştı.

Fotoğraf Altı: Cillian Murphy, Oppenheimer’dan bir sahneden (AP)
Cillian Murphy, Oppenheimer’dan bir sahneden (AP)

Bu paralel anlatı hattını yanıltıcı olarak tanımladım, çünkü hikayeyi, atom bombası ile doğrudan ilişkili olmaktan çok, Amerikan politik, bilimsel ve akademik sahnedeki Oppenheimer'in kaderinin hikayesi gibi gösteriyor. Ancak Nolan'ın yeteneği burada bir kez daha ortaya çıkıyor, çünkü bu siyasi oyunları ve kişisel çatışmaları atom bombası hikayesinin kalbine dokuyor. Nolan, sanki atom bombası ve önceki ve sonraki tüm savaş kötülükleri sonunda, insanların ruhlarında yer alan karanlık bir kıvılcım olduğunu söylüyor. Paralel olarak, büyük patlamanın görünen, hissedilen ve somut hikayesinin yanı sıra, içeride, derinlerde, hissedilemeyen ve somut olmayan başka bir patlama hikayesi de var. Bu, Nolan'ın film kariyeri boyunca sunduğu birçok karakterin izlerini taşıyor. Özellikle Batman üçlemesinde Komiser Jim Gordon karakteri, Gary Oldman'ın canlandırdığı, ironik bir şekilde burada ABD Başkanı Harry Truman olarak karşımıza çıkması benim için ilgi çekici oldu.

Bu karakterler her zaman iyilik ve kötülük arasında gidip geliyor. İçlerinde büyüyen karanlığa kapılıyor gibi görünüyorlar. Bu karanlık taraf sıklıkla kontrol edilemeyen bir şekilde ortaya çıkıyor, neredeyse kalıtsal bir özellik gibi görünüyor. Bu, film boyunca muhteşem performanslarıyla Cillian Murphy ve Robert Downey Jr. tarafından açıkça sergileniyor, aralarında adeta karanlığın en derinine kimin ulaşabileceği konusunda bir yarışı izliyor gibi hissediyoruz. Bu karanlık, yüzyıllardır insan kalbinde (özellikle erkeklerin kalbinde) ve ruhunda kaynayan karanlıktır. Sonunda, bu karanlık, atom bombası olarak adlandırılan devasa çelik topa dönüşür.

Bu, insanlığın içinde yüzyıllardır yatan ve biriktirilmekte olan açgözlülük, hırs gibi kötülüklerin bir patlamasıydı. Belki de bunların hepsinden daha önemlisi, büyüklük, ölümsüzlük ve ‘tarihi an’ arzusuydu.

Filmde beklediğimizin aksine büyük nükleer patlama gerçekleşmiyor. Ancak, üç saatlik süre boyunca ekranda devam eden daha büyük bir patlama var. Yönetmen ve senarist Christopher Ancak Nolan, ekran üzerinde süregelen çok daha büyük bir patlamayı, nükleer patlamanın kendisiyle aynı güce ve etkiye sahip şekilde yapmayı başardı. Bu, insanlığın içinde yüzyıllardır yatan ve biriktirilmekte olan açgözlülük, hırs gibi kötülüklerin bir patlamasıydı. Belki de bunların hepsinden daha önemlisi, büyüklük, ölümsüzlük ve ‘tarihi an’ arzusuydu. Nolan, Oppenheimer'ın kendisini bile bu yanılsamadan muaf tutmuyor ve onu öldürücü ateşine düşmekten kurtarmıyor.

* Şarku’l Avsat okurları için Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Listelerin zirvesindeki dizi tek sezonda iptal edildi

Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
TT

Listelerin zirvesindeki dizi tek sezonda iptal edildi

Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)

Prime Video, başrollerini Hannah Waddingham ve Octavia Spencer'ın paylaştığı Sür ya da Öl'ü (Ride or Die) ilk sezonunun ardından iptal etti. 

Yaz döneminin dijital yayıncılık alanındaki en başarılı yapımlarından birinin Prime Video'da devam etmeyecek olması sektörde şaşkınlık yarattı. 

Ancak Deadline'a göre dizinin başlıca yapımcılarından Paramount Television Studios, aksiyon ve komediyi buluşturan diziye yeni bir platform bulmak için görüşmelere başladı.

İlk kez Aralık 2023'te duyurulan ve bu yıl temmuzda izleyiciyle buluşan Sür ya da Öl, birbirini çok iyi tanıdığını düşünen iki yakın dostun hikayesini anlatıyor.

Octavia Spencer'ın canlandırdığı Debbie Claybourne'le Hannah Waddingham'ın hayat verdiği Judith Burton'ın sıradan yaşamları, Judith'in aslında uluslararası bir suikastçı olduğunun ortaya çıkmasıyla altüst oluyor.

Geçmişten gelen gizemli bir figürün ortaya çıkması ve bir suikast girişiminin ters gitmesi üzerine ikili, peşlerindeki güvenlik güçlerinden, profesyonel katillerden ve tehlikeli suçlulardan kaçarak Avrupa boyunca zamana karşı yarışıyor.

Yüksek bütçeli yapımları geride bıraktı

Yayın hayatına sessiz sedasız başlamasına rağmen kısa sürede ABD'nin günlük izlenme listelerinde zirveye çıkan dizi, Kainatın Hakimleri (Masters of the Universe) gibi yüksek bütçeli yapımları bile geride bırakmıştı. 

Luminate ve Nielsen verilerine göre ilk haftalarında dijital yayın listelerinin üst sıralarında yer alan yapım, yayımlandıktan sonraki ilk 14 günde Prime Video'nun ABD'de en çok izlenen yeni dizisi olmuştu.

Dünya genelinde de geniş bir izleyici kitlesine ulaşan Sür ya da Öl, üç hafta boyunca Prime Video'nun en çok izlenen orijinal dizisi olmayı başarmıştı.

Dizi, yayımlanmasının üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ platformun küresel ilk 10 listesinde yer alıyor. İzleyicilerin sezonu tamamlama oranının da yeni sezon onayı alan diğer dizilerle benzer seviyede olduğu belirtiliyor.

Eleştirmenlerden ve izleyicilerden yüksek puan

Hem seyircilerin hem de televizyon yazarlarının beğenisini kazanan yapım, Rotten Tomatoes'ta eleştirmenlerden yüzde 96, izleyicilerden ise yüzde 85 oranında olumlu değerlendirme aldı.

Variety eleştirmeni Aramide Tinubu, diziyle ilgili değerlendirmesinde şöyle yazmıştı:

Sür ya da Öl en çok Thelma ve Louise'in (Thelma & Louise) ruhunu yakaladığı anlarda parlıyor. Spencer ve Waddingham arasındaki muazzam uyum izleyiciye de geçiyor. Waddingham'ı tam anlamıyla bir aksiyon yıldızı olarak izlemek de harika.

Tessa Coates'un yarattığı Sür ya da Öl'ün dizi sorumluluğunu Matt Miller ve Peyton Reed birlikte üstleniyor. Oyuncu kadrosunda Ed Skrein, Calam Lynch, Savannah Steyn, Jamie Parker ve Bill Nighy de yer alıyor.

Paramount Television Studios, Amazon MGM Studios, Double Dream ve Orit Entertainment imzalı dizinin devam edip etmeyeceği, başka bir platformun projeyi devralmasına bağlı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, TVLine


Tüm beklentileri aşan Resident Evil gişeyi fethetti

Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Tüm beklentileri aşan Resident Evil gişeyi fethetti

Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)

Silahlar'ın (Weapons) yönetmeni Zach Cregger, Resident Evil uyarlamasıyla gişeyi bir kez daha salladı. 

1990'lardan günümüze uzanan efsanevi korku oyunu serisinin yeni sinema uyarlaması, açılış hafta sonunda Kuzey Amerika'da 60 milyon dolar hasılat elde etti. Beklentileri fazlasıyla aşan bu sonuç, 24 yıllık korku serisinin en büyük açılışı olarak kayıtlara geçti.

Serinin önceki açılış rekoru, 26 milyon dolarla Milla Jovovich'in başrolünde yer aldığı 2010 yapımı Ölümcül Deney: Ölümden Sonra'ya (Resident Evil: Afterlife) aitti.

Uluslararası pazarlarda 48,3 milyon dolar kazanan yeni Resident Evil, dünya genelinde toplam 108,3 milyon dolarlık güçlü bir açılış yaptı.

Gişe tahminlerinin üst sınırının 10 milyon dolar üzerine çıkt

Hafta sonu öncesinde filmden Kuzey Amerika gişesinde 40 ila 50 milyon dolarlık bir açılış yapması bekleniyordu.

Sony'nin Resident Evil serisini yeniden canlandıran ve sinemadaki 8. halkası olan yapım olumlu eleştiriler, izleyiciler arasında kulaktan kulağa yayılan övgüler ve Cregger'a duyulan güven sayesinde tahminleri aşmayı başardı.

2022 yapımı düşük bütçeli Barbarian'la dikkatleri üzerine çeken Cregger, geçen yıl 43 milyon dolarla açılış yapan Silahlar sayesinde korku sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri haline gelmişti.

38 milyon dolarlık bütçeyle çekilen Silahlar, dünya genelinde 270 milyon dolar hasılat elde etmiş ve Amy Madigan'a Oscar kazandırmıştı.

Rentrak Piyasa Trendleri Başkanı ve gişe analisti Paul Dergarabedian, sonucu şöyle değerlendirdi:

Zach Cregger'ı Resident Evil gibi büyük bir serinin başına getirmek, tanıdık bir hikayenin izleyicilere yeniden taze ve özgün görünmesini sağladı. Z kuşağı da gişeyi sürükleyen başlıca güçlerden biri haline geldi ve korku filmlerine büyük ilgi gösteriyor.

Sony'den 75 milyon dolarlık yeni başlangıç

Sony, önceki yeniden başlatma girişiminden 5 yıl sonra seriyi canlandırmak için yeni filme 75 milyon dolar ayırdı. 

Stüdyonun 2021'deki önceki yeniden başlatma girişimi Resident Evil: Raccoon Şehri (Resident Evil: Welcome to Raccoon City), 25 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya genelinde yalnızca 42 milyon dolar kazanarak hem eleştirmenler hem de gişe açısından hayal kırıklığı yaratmıştı.

1996'da video oyunu serisi olarak başlayan Resident Evil, ilk kez 2002'de Milla Jovovich'in başrolünde sinemaya uyarlanmıştı. Jovovich, eski güvenlik görevlisi Alice rolünü 2000'ler ve 2010'lar boyunca 5 devam filminde daha canlandırmıştı.

Önceki filmler yaklaşık 20 milyon dolarlık açılışlar yaparken, Ölümcül Deney: Son Bölüm (Resident Evil: The Final Chapter) dünya genelinde elde ettiği 314 milyon dolarla hâlâ serinin dünya genelinde en yüksek hasılata ulaşan filmi.

2026'nın en yüksek puanlı korku filmi

Yeni Resident Evil'da Cregger, Silahlar'da rol alan Austin Abrams'la yeniden bir araya geliyor. Abrams, Raccoon Şehri'nde virüsün yarattığı canavarların arasında hayatta kalmaya çalışan bir tıbbi kuryeyi canlandırıyor.

Rotten Tomatoes'ta eleştirmenlerden yüzde 96 oranında olumlu yorum alan ve CinemaScore sinema çıkış anketlerinden "B+" alan film, Cregger'ın kariyerindeki en yüksek olumlu eleştiri oranına ulaşarak Silahlar'ı geride bıraktı.

Yapım aynı zamanda Rotten Tomatoes verilerine göre 2026'nın en yüksek olumlu eleştiri oranına sahip korku filmi oldu.

FranchiseRe bülteninin yayıncısı David A. Gross değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

Pandemi döneminde bocalayan önceki filmin ardından bu, seri için muazzam bir geri dönüş. Eleştiriler olağanüstü, izleyici puanları da korku türü için son derece güçlü.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, Hollywood Reporter


Meryl Streep yeni Narnia filminde Aslan'ı seslendirecek

C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

Meryl Streep yeni Narnia filminde Aslan'ı seslendirecek

C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)
C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri (The Chronicles of Narnia) serisinde yer alan Aslan, fantastik edebiyat tarihinin en güçlü, bilge ve ikonik figürlerinden biri (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Greta Gerwig, C.S. Lewis'in fantastik serisinden uyarlayacağı yeni Narnia filminde Meryl Streep'le yeniden bir araya geliyor. İkili daha önce Küçük Kadınlar'da (Little Women) birlikte çalışmıştı.

Streep, Narnia'nın gizemli dünyasını yaratan kudretli aslan Aslan'ı seslendirecek.

Empire'a film hakkında bir kapak röportajı veren Gerwig, Streep'i neden seçtiğini şu sözlerle anlattı:

Derinlikli ama gösterişten uzak, ağırlığı olan ama kasvetli bir ciddiyete hapsolmayan birini istiyordum. Derinliği ve hüznü yansıtabildiği kadar neşe ve coşkuyu da hissettirebilecek birini arıyordum. 70 yaşın üzerinde, hayat tecrübesinin kazandırdığı bilgeliğe sahip ama aynı zamanda bir çocuğun katıksız merakını taşıyabilen biri olmalıydı. Tabii bir de gelmiş geçmiş en büyük oyunculardan biri olması gerekiyordu. Bütün bu nitelikleri taşıyanların sayısı pek fazla değil.

Aslan'ın görünümünde David Bowie etkisi

Gerwig'e göre David Bowie, yeni filmde farklı renklerde gözlere ve yüzünde kırmızı bir çizgiye sahip olacak Aslan'ın görünümüne ilham verdi. Bowie'nin etkisi filmin genel ruhuna da yansıdı.

Filmin görkemli ve sürükleyici olmasını, izleyiciye adeta bir rock operasındaymış hissi vermesini istediğini söyleyen yönetmen, müzikle kurduğu bağı şu sözlerle anlattı:

David Bowie hayatımı kurtardı. Paul McCartney hayatımı kurtardı. David Gilmour, Pete Townshend, Jimmy Page, Robert Plant... Hepsi hayatımı kurtardı. Onların müziğini dinlediğimde içimde, her şeyin yoluna gireceğine dair güçlü bir his belirirdi.

Gerwig, rock müzikle Narnia arasında kurduğu bağı da şöyle anlattı:

Narnia kelimenin tam anlamıyla müzikten yaratılmış bir dünya. Aslan'ın şarkısıyla hayat bulan bu evreni düşündüğümde, rock 'n' roll bana tam da müzikten doğmuş bir dünyayı çağrıştırıyor.

Gerwig'den Barbie sonrası görkemli dönüş

Narnia: Büyücünün Yeğeni (Narnia: The Magician's Nephew), Gerwig'in gişe rekorları kıran ve Oscar kazanan Barbie'nin ardından çekeceği yeni büyük bütçeli yapım olacak.

Film, C.S. Lewis'in ünlü fantastik serisinin başlangıç öyküsünü ve Narnia'nın nasıl yaratıldığını anlatıyor.

Oyuncu kadrosunda David McKenna, Beatrice Campbell, Daniel Craig, Emma Mackey, Carey Mulligan ve Ciarán Hinds de yer alıyor.

Başlangıçta 2026'daki Şükran Günü döneminde gösterime girmesi planlanan Narnia: Büyücünün Yeğeni, 12 Şubat 2027'de sinemalarda izleyiciyle buluşacak, 2 Nisan'da ise Netflix'te yayımlanacak.

Independent Türkçe, Variety, Empire