Nijer’in ilk Arap cumhurbaşkanı, Afrika’daki ‘darbelerin kalesinin’ son kurbanı mı olacak?

Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile başkent Niamey’de yaptığı görüşmede (AFP)
Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile başkent Niamey’de yaptığı görüşmede (AFP)
TT

Nijer’in ilk Arap cumhurbaşkanı, Afrika’daki ‘darbelerin kalesinin’ son kurbanı mı olacak?

Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile başkent Niamey’de yaptığı görüşmede (AFP)
Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile başkent Niamey’de yaptığı görüşmede (AFP)

Nijer Cumhuriyeti’nde cumhurbaşkanlığını üstlendikten iki buçuk yıl sonra bu ülkedeki Arap azınlığa mensup ilk cumhurbaşkanı sayılan Muhammed Bazum, başkent Niamey’deki Cumhuriyet Sarayı’nda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları tarafından gözaltına alındıktan sonra ‘Afrika’daki darbelerin kalesinin’ son kurbanı oldu.

Bazum’un akıbeti ve başkentteki durum hakkında hâlâ çelişkili haberler mevcut. Ayrıca cumhurbaşkanlığı tarafından, ordunun seçilmiş cumhurbaşkanın yanında durmaya ve tutuklanmasında parmağı olan başkanlık muhafızlarına saldırmaya hazır olduğunu teyit eden açıklamalar yapıldı.

Bölgede olağandışı bir ordu varlığı veya silah sesleri olmamasına rağmen Niamey’deki başkanlık binasına giden tüm yollar kapatıldı. Ancak trafik normal görünüyordu.

Nijer’in başkenti Niamey’de Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum’un tutuklandığının açıklanması sonrasında sokakların sakinliğini gösteren bir fotoğraf (AFP)
Nijer’in başkenti Niamey’de Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum’un tutuklandığının açıklanması sonrasında sokakların sakinliğini gösteren bir fotoğraf (AFP)

Afrika’nın ‘darbe kalesi’

Nijer’in uzun bir askeri darbeler geçmişi var. Ülke, 1960’ta Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasından bu yana dört darbeye tanık oldu. Sonuncusu ise Cumhurbaşkanı Mamadou Tandja’nın devrildiği Şubat 2010’da gerçekleşti.

Nijer ayrıca, iktidarı ele geçirmek için birkaç başka girişime de tanık oldu. Akıbetleri ise Bazum’un göreve başlamasından sadece birkaç gün önce özel kuvvetlerden oluşan bir askeri birliğin başkanlık sarayını ele geçirmeye çalışması gibi başarısızlığa mahkumdu. O sırada bu girişim, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü baltalama girişimi olarak tanımlandı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Hava Kuvvetleri’nde Binbaşı olan Sani Goroza adlı isyancı lider de dahil olmak üzere birkaç kişi tutuklandı. Goroza, komşu Benin’de tutuklandı ve Nijeryalı yetkililere teslim edildi.

Benzeri görülmemiş bir siyasi olayda cumhurbaşkanı olarak Bazum

Bazum, cumhurbaşkanlığını üstlenmeden önce İçişleri ve Kamu Güvenliği Bakanı olarak görev yaptı. 2011 ve 2021 yılları arasında iki başkanlık dönemi için ülkenin cumhurbaşkanlığını üstlenen eski Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou’nun ‘sağ kolu’ olarak kabul edildi.

Anayasayı üçüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olmak üzere değiştirmeyen Mahamadou Issoufou, 1993 ile 1996 yılları arasında Nijer’de ilk seçilmiş cumhurbaşkanı olan rakibi Mahamane Osman’a karşı girdiği zorlu seçimlerde yakın arkadaşı Bazum’u destekledi.

2021’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri büyük ilgi gördü ve Bazum’un seçilmesi, Batı Afrika ülkesinde istisnai bir siyasi olay olarak kabul edildi. İlk kez, dünyanın en fakir ülkelerinden birinde, seçilmiş bir sivil başkandan diğerine barışçıl bir güç devri gerçekleşti.

Bazum, 2,5 milyon (yüzde 55,75) oy alarak cumhurbaşkanlığı seçimlerini ikinci turda kazanmayı başardı. Buna karşılık Hausa kabilesi (ülkenin en büyük bileşeni) tarafından desteklenen muhalefet adayı Mahamane Osman, 1,9 milyon (yüzde 44,25) oy aldı.

Dönemin gözlemcileri, bu seçimlerin en önemli sonucunun, ‘kabile fanatizminin’ siyasi ittifaklar önünde yenilgiye uğratılması ve Bazum’un ülke tarihinde Arap azınlığa mensup ilk cumhurbaşkanı olması olduğunu dile getirdi. Başkent Niamey’de yenilgiye uğramasına rağmen ulusal düzeyde bir liderlik elde etti.

Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, Glasgow’daki COP26 iklim zirvesinde bir konuşma yapıyor (AFP)
Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, Glasgow’daki COP26 iklim zirvesinde bir konuşma yapıyor (AFP)

Bazum’un yetiştirilme tarzı ve kariyeri

Muhammed Bazum ya da akranları arasında Ebu Azum, 1 Ocak 1960’ta Nijer’in en güneydoğusunda, Nijerya sınırına yakın Diffa bölgesinde doğdu. Aynı yıl, doğumundan sadece 8 ay sonra ülkesi, Fransa’dan bağımsızlığını kazandı. Bazum, bir kolu Nijer’de ikamet eden ve çoğunluğu güney ve orta Libya’da yoğunlaşmış olan Arap ‘Evlad Suleyman’ kabilesinden geliyor. Rakipleri tarafından ‘yabancı kökenli’ olmakla suçlandıktan sonra bazı taraflar, bunun cumhurbaşkanı seçilmesine engel teşkil edebileceğine dikkati çekti.

Nitekim muhalefet figürleri, onu Nijerya vatandaşlığında sahtecilikle suçlayarak mahkemeye başvurdu. Cumhurbaşkanlığındaki zaferini tanımayacaklarını ve seçim sonuçlarına itiraz etmeye devam edeceklerini söylediler. Bu iftira, seçim kampanyası sırasında Bazum’un öfkelenmesine neden oldu. Ancak yardımcıları konuyu ‘önemsiz ve değersiz’ olarak nitelendirirken, rakibinin babasının ise Çadlı olduğunu belirtti.

Bazum ve siyasi arenaya girişi

Bazum’un siyaset dünyasına ilgisi erken dönemde ortaya çıktı.1979’da lise diplomasını aldıktan sonra, o zamanlar Batı Afrika’nın en büyük üniversitesi olan Şeyh Anta Diop Üniversitesi- Dakar’da ahlaki ve siyasi felsefe okumak için Senegal’e gitti. Daha sonra felsefe çalışması nedeniyle ‘filozof’ olarak anılan Bazum, bu dönemde öğrencilik faaliyetleri sırasında solcu eğilimlerine dikkat çekti, ardından ülkesine döndüğünde öğretmenlik yaptı.

Bazum, 30 yaşına gelmesinden kısa bir süre sonra, 1991’den 1993’e kadar Başbakan Amadou Chefou’nun geçici hükümetinde İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevini üstlendi. Bu nedenle Bazum’un Mahamadou Issoufou ile uzun bir ilişkisi bulunuyor. Ayrıca kendisiyle 1990’da Ulusal Sosyal Demokrat Parti’yi kurdu. Daha sonra 2011 yılında, devlet başkanının parti siyasetine katılmaması şartıyla, cumhurbaşkanı olarak göreve başlaması sonrasında parti başkanlığını devraldı.

Bazum, Nijer’in güneydoğusundaki Zinder bölgesinde bulunan Tisker seçim bölgesi için 1993, 2004, 2011 ve 2016 yıllarında yapılan parlamento seçimlerinde 4 kez milletvekili seçildi. Ayrıca Ulusal Meclis başkan yardımcılığına ve partisinin parlamento bloğunun başına seçildi.

Bakanlık düzeyinde 21 Nisan 2011’de Dışişleri, İşbirliği, Afrika Entegrasyonu ve Yurtdışında Yaşayan Nijerliler Bakanı olarak atandı. Daha sonra 25 Şubat 2015 tarihinde Cumhurbaşkanlığı’nda Devlet Bakanı olarak görev yaptı. Issoufou, ikinci dönem için yemin ettikten sonra Bazum, 11 Nisan 2016’da İçişleri, Asayiş, Ademi Merkeziyet ve Örf ve Din İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı olarak atandı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanmak için istifa ettiği 2020 yazına kadar bu görevi sürdürdü.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.