İran’da Aşura törenleri rejim karşıtı protestoların adresi oldu

İran’da Kerbela olayını anma törenleri özel şarkılar, yöneticilerin eleştiri odağı haline geldi.

Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare
Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare
TT

İran’da Aşura törenleri rejim karşıtı protestoların adresi oldu

Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare
Ülkenin merkezindeki Yezd şehrinde protestocuları öven sloganların atıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare

İran’ın en önemli dini günlerinden olan 10 Muharrem Aşurâ Günü, geçen yılın Eylül ayında Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesinin ardından ülkeyi etkisi altına alan siyasi ve toplumsal krizlerin ve şiddetli protestoların ardından bir protesto vesilesi haline geldi.

Her yıl olduğu gibi Muharrem ayı başında Kerbela olayının anlatıldığı anma ve yas törenlerinde, dini gruplar eşliğinde şarkılar ve konuşmalar yapılırken, protestocular kendi talep ve sloganlarını dile getirdi. Aşura etkinlikleri, yöneticileri eleştirmek için bir vesile haline gelmiş oldu.

Ülke çapındaki sanatçılar ve vaizler, Aşura törenlerinde Şiilerin üçüncü imamı Hz. Hüseyin bin Ali’nin trajedilerini konu alan geleneksel anlatımın aksine, yöneticilerin karşı karşıya olduğu yaşam sorunlarını ve suçlamaları ‘ilgisizlik ve ihmalkarlıkla ele almak olarak’ nitelendirerek bahsetti. Bu durum, resmi çevrelerde öfkeye yol açtı.

Eleştiri, yetkililerin birinci yıldönümünde protestoların tekrarını önlemek için aldığı sıkı güvenlik önlemlerine bir meydan okumayı temsil ediyordu.

Matem törenlerine katılanlardan bazıları, ülkedeki muhafazakar çevrelerin düzenlediği, yönetimin halk tabanının büyük bir bölümünü oluşturan ve sesleri dini törenlere öncülük eden kişilerle birlikte protesto sloganları attı.

Muhafazakarların Kum ve Meşhed şehirlerinden sonra ülkedeki üçüncü kalesi olan Yezd şehrinde, Aşura törenleri için düzenlenen dini etkinlik sırasında bir grup gencin “Kes sesini ey zalim, kan kaynıyor!” sözleriyle başlayan şarkıyı seslendirdiği ve geniş çapta tartışmalara neden olan video geniş çapta yayıldı. Video, İran geleneksel müzik bestecisi Muhammed Rıza Şeceryan’ın en ünlü eserlerinden biri olan “Vatan, gençliğinin kanıyla laleler açıyor” ifadelerinin yer aldığı şarkı ile sona eriyordu.

Kuwaitipour’un Reis şarkısı için yayınlanan bir fotoğrafı
Kuwaitipour’un Reis şarkısı için yayınlanan bir fotoğrafı

Bazı muhafazakar İran şehirlerinde de protesto şarkıları tekrarlandı. İsfahan vilayetinin Kaşan şehrinde şarkıcılar, ülkedeki mevcut durumu eleştiren dini ağıtları seslendirdi. Ülkenin güneybatısındaki Dezful şehrinde, dini parçaları seslendiren bir sanatçı, ekonomik sorunları ve yetkililerin başörtüsü nedeniyle kadınlarla mücadele etmesini eleştiren sloganlar söyleyerek katılımcı kalabalığın arasında durdu. Şarkıcı, ‘para evi yağmalamaya maruz kalırken’ ülkede artan yoksulluğu, işçilerin çektiği acıları ve boş kalan yemek masalarını ve başta ev hanımları olmak üzere ailelerin korkularına değindi.

Diğer şehirlerde çekilen sosyal ağlarda yayılan videolar, dini parçaları seslendiren sanatçıların Aşura törenlerinde, yetkililerin halkın talep ve sorunlarını göz ardı etmesine, devlet kurumlarında yolsuzluğun, yoksulluğun ve işsizliğin yayılmasına duyduğu öfkeyi dile getirdiklerini gösteriyordu.

10 gün süren Aşura törenlerinin başında, uzun yıllar Devrim Muhafızları başta olmak üzere yetkililere ve etkili dini çevrelere yakın olan, sonrasında rejim destekçilerinin saflarından yavaş yavaş uzaklaşan sanatçı Gholam Kuwaitipour (Gulam Kuveytipur) yeni bir ezgi yayınladı.

65 yaşındaki Kuwaitipour, 1980’lerdeki İran-Irak savaşında savaş hatırası ve destansı müzikle ilişkilendirilen isimlerden biri olsa da, 3 yıl önce protestoları öven bir şarkı yayınladığı için ağır eleştirilere maruz kalmıştı.

Kuwaitipour ‘Reis’ adlı ezgisinde İranlı yetkililerin politikalarını sert bir şekilde eleştirdi. Ezginin bir kısmında “Ah Hac, memleketin gençlerini öldürüyorlar! Bu memleketin toprağına yemin ederim ki burada artık eğlenceye yer yok” ifadelerine yer verildi. Şarkıda ayrıca “Aptal yetkililer, bu ülkenin reisi burada herkes teslim olsun diye bir şeyler yapıyor.  Seni zamandan silmenin vakti geldi, koltuğun seni bırakmasının zamanı geldi” ifadeleri de yer alıyor.

Kamuoyunda Kuwaitipour’un ezgisinin, İran rejiminin dini lideri Rehber Ali Hamaney’e hitaben olduğu yorumlandı. Ezgide Kuwaitipour yalnız değildi, son yıllardaki protestolara katılan grupların çoğunluğunu oluşturan yeni nesilden bilinmeyen bir şarkıcı da ona eşlik etti.

Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’na göre, İran Kültür Bakanı Muhammed Mehdi İsmail el-Hamis, Kuwaitipour’un ezgisinin ‘lisanslı olmadığını’ söyledi ve şarkının yayıncısını suçladı.

Din adamlarının boykotu

İran parlamentosunda kuzeydeki Reşt şehrini temsil eden eski milletvekili Gholam Ali Jafarzadeh (Gulam Ali Caferzâde), bu yıl Aşura törenleri için birçok caminin ‘din adamlarından vaizleri davet etmekten kaçındığını’ söyledi.

Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Başta gençler olmak üzere insanlar, din adamlarının konuşma yapmasını protesto etmek için camileri terk ediyorlardı” dedi.

Eski milletvekili, İran toplumunda ‘kin ve nefretin’ yayılmasının nedenlerini merak etti.

Protesto şarkılarıyla birlikte, son protestolarda öldürülen göstericilerin fotoğraf ve videoları ülke çapında yayıldı.

Zorunlu başörtüsü yasasına karşı çıkan kadınların fotoğrafları yayınlandı, Aşura törenlerinin önünde zafer işareti kaldırıyorlardı. Aşura törenlerine başörtüsü kuralına bağlı kalmaksızın katılan kadınların videoları yayıldı.

Radikallerin öfkesi

Bu bağlamda, Baydari (es-Samud) militan grubuna bağlı bir haber sitesi olan Raja News, radikaller ve başörtüsü dayatmasına karşı çıkan şarkıcılar arasındaki anlaşmazlıkların arttığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın İran resmi devlet ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Meşhed valisi Muhsin Davari’nin, bazı şarkıcıları ‘dini törenlerde istemeden veya kasten başörtüsü kuralına uymamayı sürdürmekle’ eleştirdiğini belirtti.

Aşura törenlerinde protesto tezahüratlarının artması karşısında yetkililer boş durmadı. İran medyası, ilgili kurumların protesto eğilimine karışan dini matem törenlerine ve gruplara karşı çıkma ve bu etkinlikleri sona erdirme emri verdiğini bildirdi.

Ensaf News adlı internet sitesi, haber kaynaklarından alıntı yaparak, ‘bazı güvenlik güçlerinin kültür ajansları kisvesi altında törenlerde kullanılan sloganları durdurmaları için dini gruplara baskı yaptığını’ bildirdi.

Yezd şehrinde, Kültür Dairesi Genel Müdürü İhsan Abedi, protesto şarkılarının söylenmesini ‘şeytan ve destekçilerinin’ ellerinde ‘Aşura’yı etkinliklerini çarpıtmak’ olarak nitelendirdi.

Kum Öğretmenler Derneği Başkanı Haşim Hüseyni Buşehri, bazı şarkıcıların ‘düşmanı mutlu ettiğini’ söyledi ve ‘yabancı medyanın ilgisini uyandırmak için onların söylediklerini tekrar etmeye çalışmakla’ ve ‘dünya hırsları peşinde koşmakla’ suçladı.



Netanyahu neden Batı’da ‘yanmış kâğıt’ haline geldi?

Pete Reynolds
Pete Reynolds
TT

Netanyahu neden Batı’da ‘yanmış kâğıt’ haline geldi?

Pete Reynolds
Pete Reynolds

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya verdiği destekte dikkat çekici olan şey, bu çağrıyı yaparken ne kadar yalnız olduğuydu. İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşının ardından -ki İsrail burada savaş suçları işledi- Netanyahu dünya çapında nefret edilen bir figür haline geldi. Bu, eylül ayında New York’ta, Netanyahu’nun konuşması sırasında onlarca diplomatın salondan dışarı akın etmesiyle açıkça görüldü.

Ancak belki de daha önemlisi, Batı’daki birçok önemli figürün onun tartışmalı politika ve eylemlerinden uzaklaşıyor gibi görünmesi. Trump’ın kendi yardımcısı JD Vance bile, önümüzdeki ayın başlarında yapılacak Amerikan ara seçimlerindeki adayları desteklemeye odaklandığını söyleyerek Netanyahu’yu desteklemeyi reddetti ve Trump’la ters düştü.

İsrail’in büyük çekişmeye sahne olacak seçimlerine doğru giderken, Batı’daki kilit sesler Netanyahu’yu gözden çıkarıyor gibi görünüyor. Bu durum, İsrail siyasetinde otuz yılı aşkın süredir lider konumda olan ve 2021-2022 yıllarındaki kısa bir dönemin dışında 2009’dan bu yana ülkenin liderliğini yürüten bu adamdan artık bıktıklarının bir işareti.

Eylül ayında Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada, 12 uluslu bir grubun parçası olarak Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini hedef alan ticaret ve ekonomi yasakları açıkladı; bu hamle, işgal altındaki arazide bulunan İsrail yerleşimlerine yönelik malların yasaklanmasını, hizmetlerin ve finansmanın kısıtlanmasını amaçlıyordu. Aynı zamanlarda, eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Netanyahu’ya yönelik sert eleştirilerde bulunarak “İsrail’i seviyorum ama Netanyahu’nun hükümetinden ve politikasından nefret ediyorum” dedi ve yeniden iktidara gelmesi durumunda ona karşı sert olacağını belirtti.

Görsel kaldırıldı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yapmak üzere geldiği New York’ta Genel Kurul salonundan ayrılan delegelere el sallıyor, 24 Eylül 2026. (Reuters)

Netanyahu’nun ABD-İsrail ilişkilerini Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında bir anlaşmazlık konusuna dönüştürme çabaları, Demokratlar nezdindeki imajını olumsuz etkiledi. Zira birçoğu, Obama yönetiminin en önemli siyasi önceliklerinden ve başarılarından biri olan İran nükleer anlaşmasına karşı çıkmak için 2015 yılında Kongre’ye gitmesini unutmadı.

Buna ek olarak, sonbahar boyunca Netanyahu ve hükümetinin, 7 Ekim saldırılarının gerçekleşebileceği konusunda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır gibi ülkeler tarafından önceden uyarılıp uyarılmadığını gösteren bir dizi eşgüdümlü sızıntı yaşandı; bu sızıntılar Batı medyasında ve siyasi muhalefetle aynı çizgideki İsrail medyasında geniş yankı uyandırdı.

Çetin geçen İsrail siyasetinde seçimler kıyasıya bir rekabetle yürütülür; bu olağan bir durumdur. Ancak Netanyahu’ya karşı küresel muhalefet, 2026 seçimlerinin ilginç bir unsuru olmakla birlikte, bunun sonuçları etkileyip etkilemeyeceği henüz bilinmiyor.

Batı’daki pek çok sesin Netanyahu’dan uzaklaşmasının birbiriyle bağlantılı üç ana nedeni var. Bunlardan ilki ve en yakın tarihli olanı, İsrail’in Ortadoğu’daki askeri eylemlerinin -özellikle de bu yıl ve geçen yıl gerçekleşen sonuçsuz İran savaşlarının- yol açtığı istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntılar. Ancak İsrail’in Gazze Şeridi, Lübnan ve Suriye’deki eylemlerinin yanı sıra geçtiğimiz yıl eylül ayında Katar’a yönelik düzenlediği askeri saldırı da İsrail’in Netanyahu yönetimindeki davranışlarının ne kadar öngörülemez bir hal aldığına dair büyüyen bir huzursuzluk hissi uyandırdı.

Bu eylemler, Suudi Arabistan gibi ülkelerin ilişkileri normalleştirme fikrinden uzaklaşmasına neden oldu ve İsrail’in halihazırda bağlarının bulunduğu Ortadoğu ülkeleriyle de ciddi gerilimler yaşamasına yol açtı. Netanyahu’nun ne kadar yalnızlaştığının ve çaresiz kaldığının bir göstergesi de bu sonbaharın başlarında Abu Dabi’ye gerçekleştirdiği ziyaret için verdiği çaba ve yürüttüğü kulislerdi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre İsrail kamuoyuna bağları koruyabildiğini göstermek ve onlara 2020 yılındaki başarısını -BAE, Bahreyn ve Fas ile ilişkileri başlatan İbrahim Anlaşmaları’nı- hatırlatmak istiyordu.

İkinci önemli faktör ise Netanyahu’nun, on binlerce Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze’deki agresif askeri operasyonlar vasıtasıyla İsrail’i nasıl yalnızlaştırdığı. İsrail’in 2023-2024 yıllarında Gazze Şeridi’nde işlediği savaş suçları ve ihlaller unutulmayacağı gibi, Netanyahu’nun mevcut bölgesel çatışmaları tetikleyen 7 Ekim’deki Hamas saldırısına karşı kendi halkını koruyamayan bir lider olduğu gerçeği de unutulmayacak. Buna, Netanyahu’nun iki devletli çözümü yıllardır reddettiği gerçeği de eklendiğinde, kendisine karşı alınan bu tavrı anlamak kolaylaşıyor.

Son neden, dünyadaki birçok lider ve figürün Netanyahu’ya güvenmemesi ve onu İsrail içindeki iktidarını korumaktan başka pek bir şeyle ilgilenmeyen bir lider olarak görmesi. 1996 yılında Bill Clinton, Netanyahu’nun agresif ve ders verici tavrından rahatsız olarak şu ifadeyi kullanmıştı: “Buradaki süper güç kim?”

Görsel kaldırıldı.
Filistinlileri destekleyen göstericiler, üniversitenin İsrail ile iş yapan şirketlere yaptığı yatırımları protesto etmek amacıyla New York Üniversitesi binalarının önünde toplanıyor, New York, 3 Mayıs 2024 (AFP)

Netanyahu’nun yönetim ve diplomasi tarzı on yıllardır birçok lideri rahatsız ediyor. O, İsraillilere, bölgeye ve giderek tüm dünyaya maliyeti ne olursa olsun iktidarda kalmak için mümkün olan her şeyi yapan biri olarak görülüyor.

İsrail seçimleri öncesinde anketler kafa kafaya seyrediyor ve ülkenin karmaşık parlamenter demokrasisi sıklıkla koalisyon kurmak için uzayıp giden müzakerelere yol açıyor. Bazı işaretler, İsrail’in 2010’ların sonlarında gördüğü gibi art arda çok sayıda seçimin yaşandığı bölünmüş bir belirsizlik dönemine geri dönebileceğini gösteriyor. Ancak bir sonraki seçimi kim kazanırsa kazansın, Batı’da giderek artan sayıda ses başka biriyle muhatap olmayı tercih ediyor gibi görünüyor. Yine de İsrail’in son birkaç yıldaki sağa kayışı göz önüne alındığında, yeni bir liderin Netanyahu’nun yıkıcı politikalarından radikal biçimde farklı bir yaklaşım benimseyip benimsemeyeceği belirsizliğini koruyor.


İsrail seçimlerinin öne çıkan adayları kimler?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)
TT

İsrail seçimlerinin öne çıkan adayları kimler?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un yer aldığı ve üzerinde “Savaş kızışıyor!” yazan bir afişin önünden geçen insanlar, Tel Aviv (EPA)

İsrail seçimlerinin yaklaşmasıyla rekabet kızışırken, yarışan taraflardan herhangi birinin kurulacak yeni hükümeti oluşturup oluşturamayacağı konusundaki belirsizlik sürüyor.

Seçmenler, nispi temsil sistemine göre dağıtılan 120 sandalyeli Knesset için yarışan parti listelerini belirlemek üzere yarın sandık başına gidecek.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, İsrail’de 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana yapılacak ilk parlamento seçimlerinde öne çıkan adaylar şöyle:

Binyamin Netanyahu

Netanyahu, 1990’lı yıllarda ilk kez başbakanlık görevini üstlenmesinin ardından 2009’dan bu yana geçen sürenin büyük bölümünde iktidarda kaldı. İsrail’in uluslararası alandaki en belirgin yüzü haline gelen Netanyahu, ülke içinde ise kutuplaşmaya yol açan bir figür olarak öne çıktı.

Destekçileri ona ‘Kral Bibi’ lakabını takıyor ve onu düşmanlarla çevrili bir bölgede İsrail’in kendini savunabilmesi için ihtiyaç duyduğu ‘lider’ olarak görüyor. Ancak Netanyahu siyasi geleceği için mücadele ediyor. Gazze Şeridi’nde savaş suçları işlediği suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan Netanyahu, söz konusu suçlamaları reddediyor. Ayrıca İsrail’de yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanıyor ve bu suçlamaları da kabul etmiyor.

Kamuoyu yoklamaları, İsrail’in güvenliğini koruyabilecek bir lider olduğu yönündeki Netanyahu imajını zedeleyen 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana Likud Partisi’nin popülaritesinde keskin bir düşüş yaşandığını gösteriyor. Netanyahu hükümetinin din ve devlet ilişkilerine yönelik politikaları da çok sayıda İsraillinin desteğini almıyor.

Ancak 77 yaşındaki Netanyahu, siyasi sahnenin merkezinde kalma konusunda olağanüstü bir beceriye sahip olduğunu defalarca gösterdi. Seçimleri kazanması halinde ‘geniş tabanlı bir ulusal hükümet’ kurmak istediğini belirten Netanyahu, seçimlerin siyasi bir çıkmaza yol açması durumunda ise aylarca geçici hükümetin başında kalarak iktidarını sürdürebilir.

Netanyahu’nun başlıca rakipleri

Gadi Eisenkot

Gazze savaşında oğullarından birini kaybeden 66 yaşındaki eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot, kendisini siyasi kurumların dışından gelen ve güvenlik meselelerinde sert tutum benimseyen bir asker olarak tanıtıyor. Mütevazı geçmişi ve ailesinin yaptığı fedakârlıklar, Netanyahu’nun üst düzey görevlerde geçirdiği uzun yıllar ve peşini bırakmayan yolsuzluk davalarıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Eisenkot, İbranice ‘dürüst’ anlamına gelen Yashar adlı yeni bir merkez partisine liderlik ediyor.

Naftali Bennett

54 yaşındaki eski başbakan, eski bir özel kuvvetler mensubu ve sağ görüşlü bir siyasetçi. Netanyahu’nun yardımcılığını yapan ve yüksek teknoloji sektöründe servet edinen Bennett, merkez görüşlü eski Başbakan Yair Lapid ile ‘Beyahad’ (Birlikte) adlı yeni bir partide ittifak kurdu. Partinin mesajları, İsrail’in yaşadığı travmanın etkilerinin giderilmesine ve ülkenin yeniden doğru yola sokulmasına odaklanıyor. Siyasi yelpazenin karşıt uçlarında yer almalarına rağmen bu ittifak, 2021 seçimlerinde Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmayı başarmıştı.

 İsrail’in eski Başbakanı Naftali Bennett, Kudüs’teki Mahane Yehuda pazarındaki bir restoranda destekçileriyle fotoğraf çekiliyor. (AP)
İsrail’in eski Başbakanı Naftali Bennett, Kudüs’teki Mahane Yehuda pazarındaki bir restoranda destekçileriyle fotoğraf çekiliyor. (AP)

Avigdor Liberman

68 yaşındaki eski Savunma Bakanı, geçmişte Netanyahu’nun yakın müttefiklerinden biriydi. Netanyahu’dan bile daha sert bir tutum benimseyen Liberman, başbakanı Gazze Şeridi’ndeki Filistinli silahlı gruplara karşı aşırı müsamahakâr davranmakla suçlayarak 2018’de hükümetten istifa etti ve böylece Netanyahu’nun en sert eleştirmenlerinden biri haline geldi. Liberman’ın Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) Partisi’nin seçmen tabanının önemli bir bölümü eski Sovyetler Birliği ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşuyor.

Yisrael Beiteinu Partisi lideri Avigdor Liberman’ın seçim afişini taşıyan bir otobüs, Kudüs (AFP)
Yisrael Beiteinu Partisi lideri Avigdor Liberman’ın seçim afişini taşıyan bir otobüs, Kudüs (AFP)

Yair Golan

64 yaşındaki eski general, hâlihazırda tarihî İşçi Partisi ile daha küçük sol parti Meretz’in kalıntıları üzerine kurulan Demokratlar Partisi’ne liderlik ediyor. Golan, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te saldırdığı bölgelerden birinde insanların kurtarılmasındaki rolü nedeniyle takdir toplamıştı.

Tel Aviv’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Demokratlar Partisi lideri Yair Golan’ın yer aldığı bir seçim kampanyası reklam panosu (EPA)
Tel Aviv’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Demokratlar Partisi lideri Yair Golan’ın yer aldığı bir seçim kampanyası reklam panosu (EPA)

Netanyahu’nun kampındaki adaylar

46 yaşındaki Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve 50 yaşındaki Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Filistinlilere yönelik aşırı sağ politikaları nedeniyle uluslararası alanda geniş çaplı eleştirilere maruz kaldı.

Smotrich, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin hızla genişletilmesi yönündeki çalışmalara öncülük ediyor. Smotrich, bu politikanın Filistin devletinin kurulması fikrini gömeceği yönündeki umudunu dile getirmişti.

2007’de Araplara karşı ırkçı kışkırtıcılık suçundan mahkûm edilen Ben-Gvir ise hüküm giymiş Filistinli silahlı kişilere idam cezası uygulanmasını, Filistinlilerin cezaevlerindeki tutukluluk koşullarının ağırlaştırılmasını ve İsraillilerin ateşli silahlara erişiminin kolaylaştırılmasını savundu.

Smotrich ve Ben-Gvir ayrıca, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden sürülmesi ve bölgeye İsraillilerin yerleştirilmesi çağrısında bulundu.

Ultra-ortodoks Yahudi partilerinden müttefikler

Netanyahu, siyasi iktidarını korumak için yıllardır iki Ultra-ortodoks Yahudi partisine, Birleşik Tevrat Yahudiliği ve Şas’a dayanıyor. Bu iki partinin, dinî açıdan muhafazakâr Yahudilerin zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulması yönündeki talepleri, söz konusu kesimin iş gücüne katılım oranının düşük olması ve devlet yardımlarına bağımlılığıyla birlikte çok sayıda İsraillinin tepkisini çekiyor. Bu tepki, özellikle mevcut savaş koşullarında daha da belirginleşiyor.

Belirleyici rol oynayabilecek taraflar

İki siyasi bloktan herhangi birini açıkça desteklemeyen partiler, Netanyahu’nun ya da rakiplerinin lehine belirleyici olabilir. Bu partiler arasında, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Arap azınlığı temsil eden Birleşik Arap Listesi ve Ortak Liste bulunuyor. Bunların yanı sıra, Amcha Yisrael adlı yeni bir sağ parti ile merkez sağ çizgideki Yedekler ve Ekonomi adlı parti de öne çıkıyor. Kamuoyu yoklamaları, her iki partinin de seçim desteğinin dalgalandığını gösteriyor.


Fransa İçişleri Bakanı: Gösterilere yönelik kısıtlamaları sürdüreceğiz

Paris’teki Nation Meydanı’nda (Place de la Nation) nöbet tutan bir polis, (AFP)
Paris’teki Nation Meydanı’nda (Place de la Nation) nöbet tutan bir polis, (AFP)
TT

Fransa İçişleri Bakanı: Gösterilere yönelik kısıtlamaları sürdüreceğiz

Paris’teki Nation Meydanı’nda (Place de la Nation) nöbet tutan bir polis, (AFP)
Paris’teki Nation Meydanı’nda (Place de la Nation) nöbet tutan bir polis, (AFP)

Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, bugün yaptığı açıklamada, bir hafta önce yaşananlara benzer şiddet olaylarının önüne geçmek amacıyla hayat pahalılığına karşı düzenlenen geniş çaplı protestolara yönelik kısıtlamaların sürdürüleceğini belirtti.

BFMTV’ye konuşan Nunez, “Açık konuşmak gerekirse önümüzdeki günlerde durum, şimdiye kadar gördüklerimizden farklı olmayacak” ifadelerini kullandı.

Hayat pahalılığının artmasına karşı düzenlenen ve eğitim koşullarının iyileştirilmesini talep eden gösterilere, 17 Ekim’de birçok kentte şiddet olayları ve yağma eylemleri eşlik etmişti. Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre aşırı solcu aktivistler gösterilere sızarak kaos yaratmak için protestolardan yararlanmakla suçlandı.

Fransız makamları, hafta başında kent genelinde sokağa çıkma yasakları uygulayarak ve gösteri sayısını sınırlandırarak olaylara karşı önlem aldı.

İçişleri Bakanlığı, cumartesi günü yoğun polis varlığının bir önceki haftaya kıyasla yeni bir şiddet dalgasının önüne geçtiğini açıkladı. Bununla birlikte bin 435 kişi gözaltına alınırken, 150’den fazla gösterici ve 267 polis memuru yaralandı.

Nunez bugün yaptığı açıklamada, 12’den fazla kentte sokağa çıkma yasağı uygulanıp uygulanmayacağına valilerin belediye başkanlarıyla istişare ederek karar vereceğini belirtti.

Fransa’nın, kamu güvenliğine yönelik riskler nedeniyle kent merkezlerindeki gösteri yasağını sürdüreceğini ifade etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, yaklaşık bir hafta önce şiddet olayları ve yağmanın yaşandığı Marsilya’ya sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor.

Öte yandan Başbakan Sebastien Lecornu’nun, okullardaki koşulların iyileştirilmesi ve daha fazla öğretmen atanmasına ilişkin talepleri görüşmek üzere bugün öğrenci temsilcileriyle bir araya gelmesi bekleniyor.