Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde hamlelerini sıkılaştırdı

Rusya, Tarsus’ta güç gösterisinde bulunurken söz konusu hamleler, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde geldiğine dikkat çekildi.

Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
TT

Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde hamlelerini sıkılaştırdı

Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)

Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında yaşanan gelişmeler ve iki taraf arasında Suriye hava sahasındaki gerilimin arttığı bir dönemde, son gelişmelere karşı temas ve diplomatik hamlelerini sıkılaştırdılar.

Rus diplomatik kaynaklar, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ın Tahran’ı ziyaret ettiği sırada Kazakistan’ın çekilme kararından sonra ‘Astana Süreci’ olarak adlandırılmayan müzakerelere Suriye hükümeti temsilcilerinin de katılımıyla Rusya, Türkiye ve İran'ın yeni bir üçlü müzakere turu için temaslarını hızlandırdıklarını belirttiler. Bu açıklamalar, Suriye'deki ateşkesin garantörleri olan Rusya, Türkiye ve İran arasındaki müzakerelerin başka bir başkente taşınacağının göstergesi olarak yorumlandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el Mikdad'ın Tahran ziyareti sırasında müzakere edilen dosyalarla ilgili olarak ,Suriye-Türkiye ilişkilerinin yeniden kurulması gibi bazı detaylara dikkat çekti.

Tahran'daki görüşmeler öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Kenani, Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad’ın Tahran ziyaretinin İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin aylar önce Suriye'ye yaptığı ziyaret sırasında iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların bir an önce hayata geçirilmesini amaçladığını söyledi.

Terörle mücadele ve bir sonraki müzakereye hazırlık çerçevesinde görüşülecek başka dosyalar olduğuna değinen Kenani açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Gündemin ilk sırasında Moskova'nın daha önce arabuluculuk yaptığı Şam ve Ankara arasındaki normalleşme süreci yer alıyor. Bu bağlamda önce savunma bakanları ve güvenlik teşkilatlarının başkanları düzeyinde, daha sonra da dışişleri bakanları düzeyinde bazı toplantılar yapılarak önemli adımlar atıldı.

Suriye hava sahasında gerginlik

Mikdad’ın görüşmelerinde ele alınan dosyalar arasında İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırıları ve ABD güçlerinin Suriye'deki varlığı dosyaları da yer alıyor. ABD güçlerinin Suriye'deki varlığı dosyası, özellikle Rusya ve ABD güçleri arasında Suriye hava sahasında artan sürtüşmeler nedeniyle son haftalarda Moskova'yı oldukça meşgul ediyor.

Fotoğraf Altı: ABD Hava Kuvvetleri tarafından Suriye hava sahasında kaydedilen ve bir ABD uçağının yakınında uçan Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağının video kaydından ekran görüntüsü. 23 Temmuz (AP)
ABD Hava Kuvvetleri tarafından Suriye hava sahasında kaydedilen ve bir ABD uçağının yakınında uçan Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağının video kaydından ekran görüntüsü. 23 Temmuz (AP)

Bu dosya, Şam, Moskova ve Tahran arasında daha aktif hale gelen siyasi hamlelerin başlıca gündem maddesini oluşturuyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak, iki gün önce Rus haber ajansı RIA Novosti’ye yaptığı açıklamada, “Rusya, Suriye, Türkiye ve İran dışişleri bakanları arasında yeni bir toplantı için görüşmeler yapılıyor” dedi. Kaynak, bunun için dört bakanın gündemlerinin birbiriyle uyumlu olması gerektirdiğini de sözlerine ekledi.

Kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu konu tartışılıyor. Ama sonuca ulaşmak için tüm bakanların çalışma programlarının uyuşması gerekiyor. Bu yüzden süreç devam ediyor.

Dört ülkenin dışişleri bakanları arasında ilk olarak 10 Mayıs'ta Moskova'da bir toplantı gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre toplantı sonunda bakanlar, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası taslağı hazırlanmasını kararlaştırdılar.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, daha önce yaptığı bir açıklamada, Moskova'nın Ankara ile Şam arasındaki ilişkileri normalleştirmek için her iki tarafa da bir yol haritası taslağı sunduğunu açıkladı. Lavrentyev, tarafların taslakta değişiklik yapabileceklerini de ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, daha önce yol haritasındaki öncelikli konuları belirlemişti. Bu konular arasında, Suriye hükümetinin yeniden ülkenin tüm bölgelerini kontrol etmesi meselesinin çözülmesi, Suriye-Türkiye sınırının güvenliğinin sağlanması, sınır ötesi saldırı olasılığının ortadan kaldırılması ve teröristlerin sızmasının önlenmesi yer aldı.

Fotoğraf Altı: Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin katılımıyla, geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'da dörtlü toplantı gerçekleştirildi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin katılımıyla, geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'da dörtlü toplantı gerçekleştirildi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Temaslara hız verildi

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Rus diplomatik kaynak, Moskova’nın dörtlü düzeydeki hamlelerinin son günlerde hız kazandığını söyledi. Bakanlık düzeyinde yeni bir müzakere turunun tarihinin ve yerinin birkaç gün içinde kararlaştırılmasını bekleyen kaynak, Şam ile Ankara arasındaki normalleşme sürecinin ilerletilmesine yönelik mekanizmalara ilişkin dosyanın halen masada durduğunu ancak masadaki bir diğer önemli dosyanın da ‘ABD’nin sık sık tekrarlanan provokasyonları’ olduğunu kaydetti.

Kaynak, Washington'ın Moskova'nın üzerinde daha fazla baskı kurmak amacıyla Suriye'de yeni bir cephe açmaya çalıştığını öne sürdü. Moskova, son günlerde Suriye hava sahasında Rusya ve ABD hava kuvvetleri arasında birkaç kez doğrudan sürtüşme yaşandığını açıklamıştı.

Rusya’nın Washington’a yönelik ‘kasıtlı olarak sık sık provokasyonlarda bulunduğu’ suçlamalarına karşı Washington, Moskova'nın son yıllarda Suriye'de iki tarafın faaliyetlerine ilişkin olası sürtüşmelerden kaçınmak ve iki tarafın askeri adımlar atarken doğrudan bir çatışmaya girmelerini önlemek için yapılan anlaşmaya artık bağlı kalmadığını belirtti.

Fotoğraf Altı: Suriye'nin kuzeyindeki sivil toplum kuruluşları, Rusya'nın BMGK’nın Türkiye ile Suriye arasındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan insani yardımların girişine izin veren kararın süresini uzatmayı reddetmesini protesto ettiler. 17 Temmuz (EPA)
Suriye'nin kuzeyindeki sivil toplum kuruluşları, Rusya'nın BMGK’nın Türkiye ile Suriye arasındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan insani yardımların girişine izin veren kararın süresini uzatmayı reddetmesini protesto ettiler. 17 Temmuz (EPA)

Rusya'nın Suriye'de Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Oleg Gorinov, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında son dönemde sürtüşmelerin artmasının bir uzantısı olarak ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyona ait bir insansız hava aracının (İHA), Suriye semalarında Rusya’ya ait Suhoy Su-34 savaş uçağına tehlikeli bir şekilde yaklaştığını söyledi.

Gorinov, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Uluslararası Koalisyona ait bir MQ-9 Reaper İHA, Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir Suhoy Su-34 savaş uçağına 30 Temmuz günü saat 6:53'te Rakka semalarında 5 bin metre yükseklikte 100 metreden az bir mesafede tehlikeli bir şekilde yaklaştı.

Uluslararası Koalisyonun bu uçuş için Rusya tarafıyla koordinasyon kurmadığının altını çizen Gorinov, Rus pilotların profesyonelliği ve zamanında aldıkları önlemler sayesinde çarpışmanın önlendiğini vurguladı.

İki gün önce yaptığı açıklamada, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyona ait İHA’ların temmuz ayı boyunca Suriye'deki uçuşların güvenliğini 340 kez ihlal ettiğini belirten Gorinov, söz konusu İHA’ların 2023 yılı boyunca sürtüşmeyi önleme anlaşmasının geçerli olduğu alanlarda 340'ı yalnızca temmuz ayında olmak üzere bin 752 kez koordinasyon kurmadan uçuş gerçekleştirdiğini kaydetti.

Gorinov, Uluslararası Koalisyon uçakları tarafından yılın başlarından bu yana Suriye sınırlarının bin 761 kez ihlal edildiğini ve bunların 213’ünün yalnızca temmuz ayında kaydedildiğini açıkladı.

Gorinov, geçtiğimiz ay içinde uluslararası hava yolu güzergahlarının geçtiği et-Tanf bölgesinde, sivil uçakların uçuş yaptığı bir dönemde Uluslararası Koalisyona ait uçakların hava sahasını 180 kez ihlal ettiğini sözlerine ekledi.

Tartus'ta gövde gösterisi

Diğer yandan Moskova, pazar günü Tartus Deniz Üssü’nde Rus Donanma Günü kutlamalarıyla gövde gösterisinde bulunurken Suriye hava sahasındaki sürtüşmelerin artmasıyla ilgili uyardı.

Rusya Donanması, Rusya Donanma Günü münasebetiyle Suriye'nin Tartus Limanı’nda savaş gemilerinin katılımıyla askeri ve deniz geçit töreni düzenledi.

Fotoğraf Altı: Suriye semalarında bir Rus savaş uçağının ABD savaş uçağına yaklaştığını gösteren ve ABD Ordu Komutanlığı tarafından servis edilen fotoğrafı. (AP)
Suriye semalarında bir Rus savaş uçağının ABD savaş uçağına yaklaştığını gösteren ve ABD Ordu Komutanlığı tarafından servis edilen fotoğrafı. (AP)

Deniz geçit törenine, nükleer yük taşıyabilen Rus Karadeniz Filosundan B-265 Krasnodar denizaltısı, Amiral Gorshkov Fırkateyni, kalibr füzesi donanımına sahip Orehovo-Zuyevo gemisi ve deniz mayını tarama gemisi Vladimir Yemelyanov katıldı.

Geçit töreninde Suriye Donanmasına ait deniz mayını tarama gemisi Hatin’in yanı sıra Cadet ve Raptor sınıfı sabotaj önleme hücum botları da yer aldı.

Deniz geçit töreninin sonunda bazı askerlere, üstün başarılarından ötürü Amiral Gorshkov Fırkateyni’nde düzenlenen bir törenle madalyaları takdim edildi.



Kasım, İsrail ile müzakerelere tepki gösteriyor ve 2024 anlaşmasına bağlılığını sürdürüyor

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)
TT

Kasım, İsrail ile müzakerelere tepki gösteriyor ve 2024 anlaşmasına bağlılığını sürdürüyor

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, bugün Lübnan-İsrail müzakereleri sürecine yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Kasım, şimdiye kadar gerçekleştirilen yedi turun herhangi bir sonuç vermediğini savunarak, Hizbullah’ın doğrudan müzakereleri ve “çerçeve anlaşmasının” içeriğini reddettiğini açıkladı. Buna karşılık 2024 yılında varılan anlaşmaya bağlı olduklarını belirterek, bu anlaşmanın kendi ifadeleriyle “hareket ettiğimiz tavan” olduğunu söyledi.

Kasım, Temmuz 2006 Savaşı’nın yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada Lübnan yönetimini de eleştirdi. “Bize müzakerenin yedi turundan tek bir kazanım gösterin” diyen Kasım, yönetimin halkına dönmesi ve başarısızlığını kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Çerçeve anlaşmasına itiraz

Kasım, “Hizbullah”ın mevcut müzakere sürecine itirazının öncelikle doğrudan görüşmelerden kaynaklandığını, bunun yanı sıra önerilen anlaşmanın içeriğine de yönelik olduğunu belirtti.

Kasım, “Anlaşmaya yönelik ilk itirazımız doğrudan müzakerelere; çünkü İsrail’e istediğini peşinen veriyorsunuz. İkinci itirazımız ise anlaşmanın tüm içeriğine” ifadelerini kullandı.

Çerçeve anlaşmasını, ne anlaşma ne de çerçeve; yönetimin imzaladığı İsrail dayatmaları” olarak nitelendiren Kasım, “Bu müzakere yalnızca utanç ve rezillik getirecek” ifadelerini kullandı. Kasım ayrıca, “Düşmanın toplantılar sırasında ve sonrasında artan günlük saldırıları yönetim için yeterli değil mi?” diye sordu.

2024 anlaşmasına bağlılık

Mevcut müzakere sürecini reddeden Kasım, “Hizbullah”ın 2024 yılında varılan anlaşmaya bağlı olduğunu açıkladı.

Kasım, “2024 yılında varılan anlaşmanın hâlâ geçerli olduğunu ve temel alacağımız tavan olmaya devam ettiğini düşünüyoruz” dedi.

2024’teki çatışmaların sonuçlarından birinin, “düşmanın çekilmesini ve ihlallerin durdurulmasını, buna karşılık silahlı varlığın Litani Nehri’nin güneyinden çekilmesini” öngören anlaşma olduğunu belirten Kasım, İsrail’i “hiçbir maddeye uymamakla” suçladı. Lübnan yönetiminin de 15 ay boyunca “saldırgan düşman yerine direnişi hedef aldığını” öne sürdü.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv- Reuters)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv- Reuters)

Ordunun denetim mekanizmasına eleştiri

Kasım, Lübnan ordusunun durumuna ve düzenlemelerin uygulanmasını izleyen mekanizmaya da değinerek, ordunun faaliyetlerinin denetime tabi tutulmasını eleştirdi.

“Ordunun İsrail bombardımanına ve baskısına maruz kalmasını ve ardından çalışmalarını denetleyen, gözetim altında tutan bir komitenin önüne çıkarılmasını nasıl kabul ediyorsunuz?” diye konuştu.

Teslimiyete bel bağlayanlar seraba bel bağlıyor

Son çatışmalara ilişkin değerlendirmesinde savaşın “varoluşsal” olduğunu söyleyen Kasım, “Teslimiyete bel bağlayanlar seraba bel bağlıyor” ifadelerini kullandı.


Hamas, Yasama Meclisi seçimlerine katılacak birleşik bir ulusal liste oluşturmaya çalışıyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hamas, Yasama Meclisi seçimlerine katılacak birleşik bir ulusal liste oluşturmaya çalışıyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Hamas, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 28 Kasım’da yapılmasına karar verdiği Yasama Meclisi seçimlerine girmek üzere ulusal nitelikte ortak bir liste oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Hareket kaynakları, bazı Filistinli gruplarla görüş ve yaklaşım birliğinin bulunduğunu, bunun bir ya da iki ortak listeyle seçime katılımın önünü açabileceğini belirtti.

Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Ulusal İlişkiler Ofisi Başkanı Husam Bedran, çarşamba günü yaptığı açıklamada, hareketin seçimlere ‘mümkün olan en geniş ulusal ittifak’ çerçevesinde katılacağını söyledi. Bedran, çok sayıda Filistinli güçle geniş bir kesimi kapsayan bir seçim bloğu oluşturmak için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bunun Filistin halkının ihtiyaçlarını karşılayan bir tabanı temsil eden Yasama Meclisi’ne ulaşmayı amaçladığını ifade etti.

Hareketin el-Aksa televizyonuna verdiği röportajda konuşan Bedran, Hamas’ın seçimleri ‘Filistinlilerin kendi iç işlerini düzenlemeleri için en uygun ve doğru yol’ olarak gördüğünü söyledi. Bedran, hareketin dışında bir siyasi sistemin yeniden şekillendirilmesine ve yeniden yapılandırılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.

Bedran, Hamas’ın seçimlerin yapılmasını desteklediğini belirterek, Filistinlilerin gerek Yasama Meclisi gerekse Ulusal Konsey seçimlerinde kendi liderlerini ve siyasi programlarını seçme hakkına sahip olduğunu dile getirdi.

Bedran, söz konusu seçimlerin Filistin siyasi yapısında değişim yaratmak ve kendi ifadesiyle ‘ulusal karar alma mekanizmasındaki tekelleşme durumuna’ son vermek için ‘tarihi bir fırsat’ olduğunu savundu. Bedran ayrıca, seçime katılım için siyasi şartlar dayatılmasını veya tarafların belirli bir siyasi programı benimsemeye zorlanmasını reddettiklerini söyledi.

htyjuk
Gazze şehrinin kuzeyindeki Cibaliye’de enkazların arasında gülümseyerek yürüyen Filistinli bir kız, 7 Ağustos 2026 (EPA)

Bedran’ın açıklamaları, Filistin Devlet Başkanı’nın seçim tarihini açıklamasının ardından sessizliğini koruyan Hamas’tan yasama seçimleri kararına ilişkin gelen ilk resmi değerlendirme oldu. Hamas kaynakları o dönemde Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sessiz kalma kararının Filistin içindeki duruma ilişkin görüşleri yakınlaştırmak ve önümüzdeki dönemin politikalarını ve önceliklerini belirlemek amacıyla arabuluculuk yürüten Mısır, Katar ve Türkiye’nin talebi üzerine alındığını belirtmişti.

Söz konusu ülkeler, Filistinli grupları, özellikle de Fetih Hareketi’ni, yeni bir siyasi sistemin oluşturulması da dahil olmak üzere Filistin siyasi yapısının bütünüyle değiştirilmesini hedefleyen bir siyasi sürecin işletilmesi konusunda ikna etmeye yönelik girişimlerde önemli rol oynuyor.

Ancak yürütülen çabalara rağmen, Fetih ile Hamas arasında henüz herhangi bir uzlaşı sağlanamadı veya doğrudan görüşme gerçekleştirilemedi. Fetih, birçok konudaki tutumunda ısrar ederken, Abbas ise seçim yasalarında değişiklik yaparak Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) İsrail’i tanıma, şiddeti reddetme ve uluslararası meşruiyet kararlarına bağlılık esasına dayanan programının kabul edilmesi şartıyla seçimlere katılımın önünü açmaya çalışıyor.

Hamas kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin yöneticileri ile İslami Cihad Hareketi, Filistin Halk Cephesi ve Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı’nın da aralarında bulunduğu Filistinli gruplar arasında yaklaşan seçimleri ele almak üzere görüşmeler gerçekleştirildiğini belirtti. Diğer gruplarla da toplantılar yapıldığı, bazı toplantılara söz konusu gruplardan bazılarının katıldığı ve görüşmelerin bir bölümünün Kahire’de, diğer bölümünün ise İstanbul’da gerçekleştirildiği kaydedildi.

İki kaynak, söz konusu gruplarla Hamas arasında, seçimlere tek bir liste veya iki liste halinde katılma ihtimali de dahil olmak üzere görüşlerde büyük ölçüde ortaklaşma bulunduğunu ve bunun tüm tarafların herhangi bir siyasi engelle karşılaşmadan seçim sürecine katılmasına imkân sağlayabileceğini söyledi.

Kaynaklardan biri, siyasi hayatın iyileştirilmesi konusunda genel bir Filistin uzlaşısının sağlanmasına yönelik Arap ve İslam ülkelerinden destek bulunduğunu ifade etti.

Fetih Merkez Komitesi de bu hafta seçimler ve Filistin’deki genel durumla ilgili görüşmeler gerçekleştirmişti.


Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
TT

Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar dün Kurdufan ve Mavi Nil cephelerinin yanı sıra başkent Hartum’da da şiddetlendi. HDK, savaşın başlamasından bu yana düzenlediği en büyük sürpriz saldırılardan birini gerçekleştirerek geçen ay kaybettiği stratejik kent ve kasabaları yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Kara çatışmalarına, üst üste ikinci gün yoğun İHA saldırıları eşlik etti. Saldırılarda başkent Hartum ile Kurdufan bölgesinin en büyük kenti el-Ubeyyid hedef alındı; iki kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

HDK, ülkenin güneydoğusunda, Etiyopya sınırı yakınındaki Mavi Nil bölgesinde stratejik öneme sahip Kurmuk kentinin ordu ve orduyla ittifak halindeki silahlı gruplarla yaşanan çatışmaların ardından kontrol altına alındığını duyurdu.

HDK Sözcüsü el-Fatih Kureyşi yaptığı açıklamada, güçlerinin kenti tamamen kontrol altına aldığını, geri çekilen ordu birliklerini takip ettiğini ve savaş araçları, tanklar ile çok sayıda silah ve mühimmata el koyduğunu belirtti.

HDK ayrıca, güçlerinin Kurmuk kentinde ve 14. Piyade Tümeni’ne bağlı 16. Tugay karargâhında konuşlandığını öne sürdüğü görüntüler yayımladı. Ancak görüntülerin gerçekliği bağımsız olarak doğrulanamadı.

Sudan ordusu, kentin kaybedildiğine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapmadı. Kurmuk’taki yerel yönetim ise son üç gündür kentin yoğun stratejik ve kamikaze İHA saldırılarına maruz kaldığını, ayrıca “bölgesel çevreden” geldiğini belirttiği topçu ateşinin düzenlendiğini bildirdi. Yerel makamlar, ordunun saldırılara karşı koymayı ve kenti ve kamu kurumlarını korumayı sürdürdüğünü etti.

Sudan hükümeti ve ordu yanlısı makamlar, Etiyopya’yı HDK’nın saldırılarını kendi topraklarından düzenlemesine izin vermekle suçluyor. Addis Ababa bu suçlamayı daha önce reddetmişti. Ancak yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a, sınırın uzunluğu ve kontrolünün zorluğu nedeniyle bölgenin askeri ikmal açısından önemli bir güzergâh haline geldiğini belirtti.

Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.
Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.

Kurmuk saldırısı, HDK ve müttefiki Tesis İttifakı Güçleri’nin, Mavi Nil bölgesinin başkenti Damazin’e yaklaşık 170 kilometre uzaklıktaki Kaysan kentini kontrol altına aldıklarını açıklamasından iki gün sonra gerçekleşti. Yerel makamlar, saldıran güçleri tarlalarında çalışan çiftçileri hedef almakla suçladı ve ordunun saldırıya karşılık verdiğini bildirdi.

Kurdufan cephesi yeniden alevlendi

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Kuzey Kurdufan cephesi de yeniden hareketlendi. HDK, Cebra eş-Şeyh, Bara, Ümmü Kurfa ve el-Ayyara bölgelerine saldırılar düzenleyerek peş peşe yaşadığı askeri kayıpları telafi etmeye ve Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki stratejik yolu yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Bir askeri kaynak, saldırının çok sayıda askeri araçla gerçekleştirildiğini, öncesinde İHA saldırıları düzenlendiğini ve Bara’ya topçu ateşi açıldığını söyledi. Sahadaki kaynaklar söz konusu bölgelerde şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirirken, ordu yanlısı platformlar ordunun ve HDK karşıtı Ortak Güç’ün saldırıyı püskürterek saldırgan güçleri geri çekilmeye zorladığını belirtti.

Sudan ordusu, daha sonra HDK’nın Kuzey Kurdufan’daki Cebra eş-Şeyh bölgesine düzenlediği saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Ordu Sözcüsü Asım Avad, silahlı kuvvetler ile destek güçlerinin 250’den fazla savaş aracından oluşan saldırı gücüne karşı koyduğunu, saldırganlara ağır can ve malzeme kayıpları verdirdiğini ve geri çekilmeye zorlayarak Darfur sınırlarına doğru takip ettiğini söyledi.

Avad, askeri operasyonların HDK’nın kontrolündeki bütün bölgeler geri alınana kadar devam edeceğini ifade etti.

Buna karşılık HDK mensupları, el-Ubeyyid’in batısındaki el-Ayyara kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini öne süren görüntüler yayımladı. Ancak bu iddia da bağımsız olarak doğrulanamadı. HDK ayrıca ordu ile ittifak halindeki Ortak Güç’ün Kuzey Darfur’daki Ambro bölgesine düzenlediği saldırıyı püskürttüğünü açıkladı.

Sudan ordusu temmuz ayının sonunda Cebra eş-Şeyh, Bara ve diğer bazı yerleşimleri geri alarak Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki yolu tekrar açmıştı. Bu ilerleme, Kurdufan ile Darfur arasındaki en önemli ikmal güzergâhlarından biri olan “İhracat Yolu” üzerindeki ordu kontrolünü güçlendirmişti.

Yeni saldırı, Egemenlik Konseyi üyesi ve ordu komutan yardımcısı Orgeneral Yasir el-Atta’nın Ümmü Siyala bölgesine yaptığı ziyaretten saatler sonra gerçekleşti. El-Atta, ordu ve destek güçlerinin HDK’nın kapasitesinin büyük bölümünü imha ettiğini açıklamıştı.

Hartum’da ikinci gün İHA saldırıları

Gerilimin arttığı sırada Hartum da üst üste ikinci gün İHA saldırılarının hedefi oldu. Omdurman, Hartum’un merkezi ve Hartum Bahri’deki görgü tanıkları İHA’lar gördüklerini ve patlama sesleri duyduklarını belirtirken, orduya bağlı hava savunma sistemleri saldıran hedeflere ateş açtı.

Bir askeri kaynak, hava savunma birliklerinin çok sayıda İHA’yı düşürdüğünü söyledi. Görüntülerde bir İHA’nın Bahri kentindeki bir caminin avlusuna düştüğü görüldü.

Çarşamba günü de Hartum ve Atbara dahil olmak üzere ordunun kontrolündeki 5 kent benzer İHA saldırılarının hedefi olmuştu. Bu saldırılar, mayıs ayından beri iki kente yönelik gerçekleştirilen ilk saldırılar olmuştu.

El-Ubeyyid’de ise görgü tanıkları kente 8 İHA’nın saldırdığını ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini söyledi. Sudan Doktorlar Ağı, bir İHA’dan kopan şarapnel parçalarının el-Ubeyyid Hastanesi’nin acil servis bölümüne isabet etmesi sonucu 2 kişinin öldüğünü ve bazı kişilerin yaralandığını açıkladı.

El-Ubeyyid, Sudan’ın merkezini Darfur’a bağlayan önemli bir geçiş noktası olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı kentte, yaklaşık 100 bin yerinden edilmiş kişi bulunuyor. İHA saldırıları ve kuşatma girişimleri, kentte elektrik, yakıt, gıda ve su tedarikini de ciddi şekilde aksatıyor.

Nisan 2023’te başlayan savaş, HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti), Kurdufan’da kaybedilen bölgelerin geri alınacağı ve Hartum’a dönülene kadar savaşın sürdürüleceği yönündeki açıklamalarının ardından yeniden büyümeye başladı.

Yardım kuruluşlarında görev yapanların tahminlerine göre çatışmalarda 200 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 12 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler ise Sudan’daki savaşı dünyadaki en ağır insani kriz olarak nitelendiriyor.