Barguti’nin eşi, Barguti’yi Abbas'ın ardından destekliyor

Barguti’nin eşi, Barguti’yi Abbas'ın ardından destekliyor
TT

Barguti’nin eşi, Barguti’yi Abbas'ın ardından destekliyor

Barguti’nin eşi, Barguti’yi Abbas'ın ardından destekliyor

Haaretz gazetesinin yayınlanan haberine göre, İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan Fetih Hareketi lideri Mervan Barguti’nin eşi Fedva Barguti, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın olası halefi olan eşini desteklemek için Arap ve uluslararası taraflarla birlikte çalışıyor.

Geçtiğimiz haftalarda Arap ülkelerindeki üst düzey yetkililer, ABD, Rusya ve Avrupa'dan diplomatlarla kapsamlı toplantılar gerçekleştiren Barguti, eşinin İsrail hapishanelerinden çıkarılması için çalışmalarını istedi.

Barguti'ye yakın kaynakların aktardığına göre Fedva Barguti söz konusu toplantılar ile Devlet Başkanı Abbas'ın (88) görev süresinin sona ermesi ardından Filistin Otoritesi’nin başına geçecek doğru kişi olarak eşine yönelik uluslararası desteği pekiştirmeyi amaçlıyor.

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safedi, 26 Temmuz'da Barguti ile görüştü (Dışişleri Bakanlığı internet sitesi)
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safedi, 26 Temmuz'da Barguti ile görüştü (Dışişleri Bakanlığı internet sitesi)

Fedva Barguti, geçtiğimiz hafta Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safedi ile bir araya gelmiş, eşinin Kral 2. Abdullah'a, ‘kardeş Ürdün'ün güvenliği, istikrarı ve refahının Filistin'in en yüksek ulusal çıkarı olduğunu’ teyit ettiği mektubunu iletmişti.

Barguti söz konusu mektubunda, Ürdün'ün İslamiyetin ve Hristiyanlığın kutsallarını, Kudüs şehrini korumadaki rolünün ve ulusal birliği yeniden tesis etme, bölünmeyi sona erdirme ve Arap dayanışmasını yeniden tesis etmedeki rolünün önemine değindi.

Fedva Barguti, görüşmede Avrupa, Güney Afrika, Latin Amerika ve İrlanda'da “Filistin'in Mandela'sı Mervan Barguti’ye Özgürlük" başlıklı kapsamlı bir uluslararası kampanya başlatmayı tartıştı. Fedva, iki hafta önce Barguti'den bir mektup alan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile bu kampanyayı konuşmuştu.

Eşini Filistin'in durumu için bir kurtarıcı olarak gören Fedva, 15 Nisan'da Barguti'nin tutuklanmasının 21. yıldönümünde şu ifadeleri kullanmıştı:

“Ulusal lider Mervan Barguti’nin serbest bırakılması yalnızca insani, sosyal ve ailevi ilgili bir gereklilik değil, aynı zamanda acil ve olağanüstü bir ulusal gerekliliktir. Zirâ kendisi, bölünmeyi sona erdirmeye, birliği sağlamaya, halkın birliğini, davanın birliğini ve toprağın birliğini yeniden tesis etmeye muktedir ulusal mutabakatın bir sembolüdür.”

Fedva Barguti ve Mısır Dışişleri Bakanı Şukri (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Fedva Barguti ve Mısır Dışişleri Bakanı Şukri (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

2002’den bu yana İsrail’in elinde tutuklu olan Barguti (65), 2000 yılında patlak veren İkinci İntifada’da Fetih Hareketi’nin askeri kolu El-Aksa Şehitleri Tugayları lideri olması dolayısıyla İsraillileri öldürmekle suçlanıyor.

Haaretz’in dikkat çektiğine göre, Barguti'nin adı, Başkan Abbas'ın Filistin Otoritesi’nin başına geçecek halefiyle ilgili her konuşmada geçiyor. Barguti, tüm kamuoyu yoklamalarında diğer adaylara göre daha önemli bir konumda bulunuyor.

Barguti'ye yakın kaynaklar, Şarku'l Avsat'a verdikleri demeçte, Barguti'nin bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olmaktan bir an bile çekinmeyeceğini, bu hakkından vazgeçmeyeceğini vurguladı. 2005'te hapishaneden Abbas'a karşı aday olduğunda geri çekilmesine atıfta bulunarak bu sefer böyle bir geri adım atmayacağını ifade etti. Nitekim Barguti, o sırada Fetih Hareketi’ni bir arada tutma ihtiyacına odaklanan, serbest bırakılması vaatlerini taşıyan bir baskı altındaydı.

Başkan Abbas'ın halefinin kim olacağı sorusu yıllardır Filistin, İsrail, bölgesel ve uluslararası düzeylerde gündeme getiriliyor. Haaretz, İsrail'in bu konuma kimin geçeceğini bilmekte açıkça bir çıkarı olduğunu söylüyor.

Barguti'nin çevresindekiler, Barguti'nin seçim yarışındaki varlığının veya olası zaferinin, İsrail'in onu serbest bırakması için uluslararası baskıya yol açacağına inanıyor.

2021'de Yasama Konseyi'ndeki sandalyeler için son seçim yarışında mevcut Fetih liderliğine meydan okuyan Barguti'nin bu sefer Abbas’ın yerini alma niyeti kesin.

Seçimler gerçekleştirilmese de Barguti, ihraç edilmeden önce Fetih Hareketi’nin merkezinde yer alan lider ve Yasir Arafat'ın yeğeni Nasır Kudva ile ortaklaşa bir şekilde Fetih Hareketi’nin resmi listesine paralel bir listeye öncülük etmişti.

Barguti-Kudva ortak listesinde birinci sırada Kudva, ikinci sırada eşi Fedva Barguti yer almıştı. Listede ayrıca İsrail hapishanesinden çıkan Fahri Barguti ve Tümgeneral Serhan Duveykat gibi Fetih’te öne çıkan isimlerin yanı sıra Fetih yetkililerinden Cemal Huveyl, Ahmed Ganim de liste yer aldı. Fetih Merkez Komitesi’ne ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a meydan okuyarak Filistin devlet başkanlığı seçimlerinde aday olmayı planlayan Mervan Barguti’nin adı ortak listeye eklenmemişti.

Fetih Hareketi’nin Yedinci Genel Konferansı 2016 (web siteleri)
Fetih Hareketi’nin Yedinci Genel Konferansı 2016 (web siteleri)

Hareketin Kasım 2016'daki yedinci konferansında en yüksek oyu alan Barguti, hareket dahilindeki varlığına ilişkin referandumda yaklaşık bin 100 oydan 930'unu elde etti. 

Fetih Hareketi destekçileri, Barguti'yi hapisteyken dahi Başkan Abbas'ın vekili olarak aday gösterdiler; ancak Abbas, Mahmud el-Alul’u başkan yardımcısı olarak atadı.

Fedva Barguti dahil olmak üzere birçoğu, Abbas sonrası dönemde işler ters gittiği taktirde Barguti'nin kurtarıcı olabileceğine inanıyor. Ancak bazıları, Filistin halkının bir mahkum tarafından yönetilmesinin mantıklı veya gerekli olmadığını, bunun pratik değil karmaşık olduğunu söylüyor.

Filistinli yetkililer, Barguti'nin önce hapishaneden çıkarılması, diğer konuların sonra görüşülmesi gerektiğini vurguluyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.