Mısır ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki ortak tutumlarında değişiklik yok

Sisi ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, el-Alameyn şehrinde bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, el-Alameyn şehrinde bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki ortak tutumlarında değişiklik yok

Sisi ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, el-Alameyn şehrinde bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, el-Alameyn şehrinde bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Kuzeybatı Mısır’daki el-Alameyn şehri, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis arasındaki görüşmeye ev sahipliği yaptı. Miçotakis’in Yunanistan parlamento seçimlerini ikinci kez kazanması ardından kaydedilen bu zirve, aynı zamanda Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın, iki ülke arasındaki diplomatik temsilciliğin büyükelçi düzeyine yükseltilmesinin ardından düzenlendi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmed Fehmi, görüşmelerin ortak çıkarları ilgilendiren bölgesel dosyalara ilişkin vizyon ve görüş alışverişine tanık olduğunu bildirdi. İki ülkenin Doğu Akdeniz bölgesindeki tutumlarından herhangi bir değişiklik olmadığına işaret eden Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun bu bağlamda en önemli araçlardan birini temsil ettiği vurguladı.

Sözcü Fehmi, yaptığı açıklamada, görüşmede Akdeniz havzasındaki yasadışı göç olgusundaki gelişmelerin de ele alındığını bildirdi.

Yunanistan Başbakanı, Mısır’ın milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaparak yüklendiği yükler dikkate alındığında, Mısır'ın bu fenomenle yüzleşme çabalarını takdir etti. Görüşmelerde karşılıklı çıkarları ilgilendiren bir dizi konu ele alınırken bunların başında Rusya-Ukrayna krizindeki gelişmelerin küresel sonuçları, başta Libya olmak üzere bölgedeki krizlerdeki gelişmeler kaydedildi. Sisi; Mısır'ın Libya’da siyasi süreci, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini, tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya topraklarından çıkışını desteklediğini, Libya'nın egemenliği, toprak bütünlüğü ve istikrarının yeniden tesisine önem verdiğini vurguladı.

FOTO: Mısır Cumhurbaşkanı, Yunanistan Başbakanı’nı el-Alameyn şehrinde ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı, Yunanistan Başbakanı’nı el-Alameyn şehrinde ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Sözcüsü’nün ifade ettiğine göre, toplantıda iki ülke arasındaki ikili iş birliğini artırmanın yollarına değinildi. İki ülke arasında imzalanan anlaşmaların hızlı bir şekilde uygulanması ile askeri, ekonomi, enerji, doğalgaz, yeşil dönüşüm ve kültürel alanlarda iş birliğine yönelik baskının sürdürülmesine ilişkin karşılıklı ilgi vurgulandı.

Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşma, iki ülkenin yaklaşık 10 yıllık ayrılığı ardından geçen ay büyükelçiler düzeyinde diplomatik temsile yeniden başlamasıyla sonuçlanmıştı. Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi olarak Salih Mutlu Şen’in de geçtiğimiz haftalarda açıkladığına göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısırlı mevkidaşını ülkesini ziyaret etmeye davet etmişti.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki son 10 yılda kayda değer bir gelişme gösteren ilişkilerin aksine, iki Avrupa ülkesi ile Türkiye arasındaki ilişkiler sık ​​sık gerginliğe sahne oluyor. Atina ve Lefkoşa, kendi egemenliklerine tabi olduğunu söyledikleri deniz alanlarında Türkiye’nin ‘hukuksuz faaliyetlerde’ bulunduğunu iddia ediyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Dr. Tarık Fehmi, söz konusu Mısır-Yunanistan zirvesinin önemini, Doğu Akdeniz bölgesinde etkin iş birliğinin çerçevelerinden biri olarak iki ülke arasındaki işbirliğini teyit etmedeki sembolizmi vurguladı. Büyük gaz keşifleri ışığında giderek jeostratejik hale gelen bölgenin güvenliğini sağlamada etkili olduğu kanıtlanmış sütunlar arasında yer aldığını da ekledi.

Aynı zamanda, “Bölgesde sorumlu bir ülke olan Mısır, ikili ilişkilerini bir tür denge ve akılcılıkla yönetiyor. Bu nedenle Mısır-Türkiye ilişkilerindeki herhangi bir gelişme, Mısır'ın Yunanistan ve Kıbrıs ile olan ilişkileri değiştirmeyecektir. Bu ilişkiler, Kahire'nin öncelikli çıkarlarına ulaşmanın yanı sıra, uluslararası anlaşmalara göre köklü hale geldi. Avrupa arenasına açılım gösteren Mısır, kuzey Akdeniz ülkeleriyle ortaklığı daha da derinleştirmeyi amaçlıyor” ifadelerini kullanıyor.

Mısır-Yunanistan ilişkileri son yıllarda önemli bir gelişmeye tanıklık etti. Resmi Mısır istatistiklerine göre, iki ülke arasındaki ticaret değeri 2021'de yüzde 112,8 artış gösterdi.Mısır'daki Yunan yatırımları, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında beşinci sırada yer alıyor. Her iki taraf da yatırım hacmini beş kat artırmak için çaba gösteriyor.

Mısır, Yunanistan ve (Güney) Kıbrıs, Medusa adı altında Akdeniz'de düzenli olarak deniz ve hava askeri tatbikatları düzenliyor. Bu, üç ülkenin silahlı kuvvetlerinin en önemli ortak faaliyetlerinden biri sayılıyor.

İngiliz Cardiff Üniversitesi'nde ekonomi ve kriz yönetimi profesörü Dr. Abdullatif Derviş, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, “Mısır-Türkiye yakınlaşması Atina’yı kaygılandırabilir. Mısır ile Türkiye arasındaki anlaşmazlığı kendi çıkarına gören Yunanistan, Kahire ile Ankara arasındaki yakınlaşmayı olumlu bulmadı. Doğu Akdeniz bölgesinde Türkiye ile Yunanistan arasındaki atmosferi yatıştırma yönünde Avrupa ve ABD’nin ortak arzusu da dahil olmak üzere büyük değişiklikler yaşanıyor” ifadelerini kullanıyor. Geçtiğimiz ay NATO Zirvesi çerçevesinde Türkiye Cumhurbaşkanı ile Yunanistan Başbakanı arasında kaydedilen son görüşme, Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşma dahil olmak üzere bölgedeki gelişmelerin Akdeniz ülkeleri arasında ilişki kurmanın, deniz bölgesinin zenginliğinden yararlanmanın geleceğine yansımalarının olabileceğini de ekliyor.

Fehmi ise “Türkiye, foruma üye devletlerin onayı olmadan, bir dizi çözülmemiş meseleyi halletmeden Doğu Akdeniz Gaz Forumu'na girmeyecek. Bunlar arasında Kıbrıs'ın tanınması, Yunanistan, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz ülkeleri ile deniz sınırlarının belirlenmesi gibi dosyalar var” ifadelerini kullanıyor.

2019’da kurulan Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nda (East Mediterranean Gas Forum – EMGF), Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs, İtalya, Ürdün ve Filistin yer alıyor. Merkezine Kahire’nin ev sahipliğini yaptığı foruma Kahire Bildirisi mucibince gerekli üyelik prosedürlerini tamamlayanlar girebiliyor.

Sınırların çizilmesi, Doğu Akdeniz ülkeleri arasında siyasi ve hukuki anlaşmazlıkları gündeme getiriyor. Türkiye daha önce Mısır ve Yunanistan'ın en az 15 yıldır kaydedilen 13 müzakere turunun ardından Ağustos 2020'de aralarındaki deniz sınırlarını çizmek için imzaladıkları anlaşmaya itiraz ettiğini açıklamıştı. Mısır Yunanistan ve Kıbrıs ise Türkiye'nin Aralık 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Akdeniz'de Türkiye ile Libya arasındaki münhasır ekonomik bölgenin sınırlarını çizmek için imzaladığı bir anlaşmayı reddetmişti.



Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.