ABD-Irak İlişkisi: DEAŞ’ın yenilgisinden ‘Tam İttifaka’

ABD ve Irak savunma bakanlarının görüşmelerinde bir sonraki aşamaya geçilmesi üzerinde duruluyor

ABD Savunma Bakanı, Iraklı mevkidaşını dün Washington'da kabul etti (Pentagon)
ABD Savunma Bakanı, Iraklı mevkidaşını dün Washington'da kabul etti (Pentagon)
TT

ABD-Irak İlişkisi: DEAŞ’ın yenilgisinden ‘Tam İttifaka’

ABD Savunma Bakanı, Iraklı mevkidaşını dün Washington'da kabul etti (Pentagon)
ABD Savunma Bakanı, Iraklı mevkidaşını dün Washington'da kabul etti (Pentagon)

ABD ve Iraklı askeri yetkililer, ABD’nin başkenti Washington DC'de düzenlenen görüşmelerde terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadele sonrası ortaklığı geliştirmek için önemli adımlar atmayı umuyor.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Irak Savunma Bakanı Muhammed el- Abbasi, ABD Savunma Bakanlığı'nda (Pentagon) bir araya geldi. Görüşmeye, iki ülkenin savunma alanındaki diplomatik yetkilileri katıldı. Austin, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Kuvvetleriniz yeteneklerini geliştirirken askeri görevimiz değişecek" dedi. Austin, görüşmeleri ‘stratejik savunma ortaklığımızın bir sonraki adımı’ olarak nitelendirdi.

Austin, “DEAŞ’ı yenmek için kurulan Uluslararası Koalisyon sayesinde, 50 bin kilometrekareden fazla toprak kurtardık ve 4,5 milyondan fazla Iraklıyı DEAŞ’ın zulmünden kurtardık. ABD ve Koalisyon güçleri, Irak hükümetinin talebi üzerine Irak güvenlik güçlerine danışmanlık, yardım ve destek vermeye devam ediyor" dedi. Ayrıca, "Ortak güvenlik iş birliği diyaloğu, ortak stratejik ortaklığımızın olgunluğunu yansıtıyor ve 2021 yılının Temmuz'unda ABD ve Irak arasında yapılan stratejik diyalog üzerine inşa ediliyor. Bu diyalog, ABD'nin Irak'ta savaşan savaşçı rolünü sona erdirmesinden sonra gerçekleşti” şeklinde konuştu.

Abbasi, Irak ve ABD ordularının şimdiye kadar elde ettiği zaferleri korumanın gerekli olduğunu, ancak ‘şimdi en önemli şeyin, ilerlemek için ABD ile ilişkilerini ve işbirliğini güçlendirmek’ olduğunu söyledi. "Başarıya ulaşmadan Washington'dan ayrılmayacağımız konusunda çok cesaretlendik" diye ekledi.

ABD'nin Irak'ta, DEAŞ'ın kalıntılarını takip eden Irak güvenlik güçlerine danışmanlık yapmak ve onlara yardım etmekle görevli yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunuyor.

ABD’li yetkililer, 2021 yılının Aralık ayından bu yana Iraklı güçler tarafından yönetilen düzenin başarılı olduğunu düşünüyor. Tahminler, Irak'taki DEAŞ saflarındaki savaşçı sayısının binin altına düştüğünü gösteriyor. Bu, özellikle Iraklı makamların örgütün liderlerine karşı yürüttüğü çabaların bir sonucu. ABD’li yetkililer, bu çabaların karşılığının bu yıl Irak'ta DEAŞ saldırılarında yüzde 64'lük bir düşüş olduğunu söylüyor.

ABD Savunma Bakanlığı Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Dana Stroul, 'Önümüzdeki onlarca yıl boyunca, ABD güçlerinin bugün olduğumuz şekilde Irak'ta olmayacağını söylemenin adil olduğunu düşünüyorum' dedi."

ABD varlığının Irak'taki gelecekteki şekli henüz belirlenmemiş olsa da, DEAŞ'a karşı devam eden başarı, Washington ile Bağdat arasındaki ilişkiyi bölgedeki diğer ABD ortaklıklarına daha benzer hale getirebilecek görüşmelere zemin hazırlamaktadır. Stroul, “Stratejik bir ortaklık kapsamında kalıcı bir savunma ilişkisi içindeyiz (...) sadece askeri bir ilişki değil, sadece savunma ilişkisi değil” dedi. Yıllarca sürecek tüm hükümet için stratejik bir ortaklıktan bahsetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, bunun Irak ekonomisine daha fazla odaklanmayı içerdiğini açıkladı. Bazı Amerikan şirketlerinin, örneğin Cinnabon ve Burger King'in zaten Bağdat'ta mağazalar açtığını söyledi. Bir yetkili “Bu çok güçlü bir sembol ve Iraklıların ABD ürünlerini ve hatta franchise olsalar bile ABD iş dünyasını istediklerinin bir göstergesi” dedi. “Enerji alanında, özellikle de Iraklıların kendi enerji sektörlerinde daha fazla kendi kendine yeterlilik kurmalarına yardımcı olmak üzere, katılımımızı genişletmeye devam etmek istiyoruz” şeklinde konuşan yetkili Iraklı gençlerin istihdamını sürdürmenin yollarını bulmaya vurgu yaptı.

ABD’nin Irak Büyükelçisi Alina Romanowski, iki ülke liderlerinin ilişkiyi ekonomi, iklim değişikliği, diplomasi ve diğer alanlarda genişletmeyi arzuladıklarını söyledi. Iraklı Büyükelçi, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin ‘çok açık fikirli olduğunu ve istikrar, egemenlik ve güvenlik sağlamak için vizyonu ve hedefleri ile uyumlu alanlarda çalışmakla çok ilgilendiğini’ söyledi. Büyükelçi ayrıca, “Bu aynı zamanda bazı yönlerden Irak'ın yeniden entegrasyonunu ve bölgeye katılımını desteklemek için bir fırsat" dedi.

ABD’li yetkililer, yolsuzlukla mücadelede kaydedilen ilerlemeyle de cesaretlendirildiklerini söylüyorlar. Yetkililer, özellikle bankacılık sektöründe yapılan iyileştirmelere işaret ediyorlar. Bu iyileştirmeler, Washington'ın İran adına para aklama iddiaları nedeniyle 14 Irak bankasını kara listeye almasına rağmen yapıldı.

Bununla birlikte, Irak'ı DEAŞ'ın devam eden tehdidi nedeniyle savunma işbirliğine odaklanmaya devam etmesi muhtemeldir. ABD-Irak görüşmeleri öncesinde Binbaşı General Matthew McFarlin, “DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasının hala büyük bir tehdit olduğuna inanıyorum. İdeolojileri sınırsız ve bir tehdit olmaya devam ediyor çünkü bazı yetenekleri, saldırıları başlatma ve nüfus için büyük bir tehdit olarak yeniden ortaya çıkma becerisini yeniden inşa etmeye çalışıyorlar" şeklinde konuştu.

Iraklı güçler, terör örgütüne karşı operasyonlarda istikrarlı bir tempoyu sürdürebilmiş olsa da ABD askeri yetkilileri, Iraklı güçlerin dron ve gözetleme uçağı gibi araçları geliştirmesi ve operasyonlara entegre etmesi gerektiğine inanıyor. McFarlin, “Onlarla platformlarını iyileştirmek ve operasyonlara entegre etmek için çalışıyoruz” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı Genel Müfettişi tarafından bu ayın başlarında yayınlanan bir rapor, Irak Terörle Mücadele Servisi hakkında endişeleri dile getirdi. 2018 yılının Kasım ayından bu yana herhangi bir yeni bir üyenin yakalanmadığını belirtti.

ABD’li yetkililer, Çin, Rusya ve Türkiye gibi Irak ile güvenlik iş birliğini artırmak isteyen diğer ülkelerden gelen rekabetin de farkındalar. Stroul, “Bu nedenle bu diyalog... çok önemli” dedi. Ayrıca “Iraklılarla, tüm bu kaynakların yanı sıra yeteneklerine ek olarak taşımak için kapsamlı bir resim üzerinde çalışmamız gerekiyor” diye ekledi.



Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
TT

Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)

İsrail, ABD'nin sağladığı termal mühimmatla 3 bine yakın Filistinliyi küle çevirmiş.

Katar merkezli medya kuruluşu El Cezire'nin haberinde, İsrail ordusunun Gazze savaşında yüksek ısı üretebilen termal ve termobarik bomba kullandığı öne sürülüyor. 

Gazetenin "Hikâyenin Geri Kalanı" adlı araştırmasına göre, Gazze Sivil Savunma ekipleri savaşın başladığı Ekim 2023'ten bu yana 2 bin 842 Filistinliyi "buharlaşmış" diye belgeledi. 

Bu kişilerden geriye yalnızca duvarlara sıçramış kan izleri veya küçük doku parçaları kaldığı belirtiliyor.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, kayıtların sahadaki adli incelemelere dayandığını, olay yerinde "eleme yöntemine" başvurduklarını belirtiyor: 

Hedef alınan bir eve giriyoruz ve içeride olduğu bilinen kişi sayısını çıkarılan cesetlerle karşılaştırıyoruz. Aile içeride beş kişi olduğunu söylüyorsa ve biz yalnızca üç sağlam ceset bulabiliyorsak, kapsamlı aramalar sonucunda sadece biyolojik izler kaldığını gördüğümüzde, diğer iki kişiyi 'buharlaşmış' olarak kaydediyoruz.

Haberde, bu durumun termal ve termobarik silahların sistematik kullanımından kaynaklandığı iddia ediliyor. "Vakum bombası" diye de bilinen bu silahlar 3 bin 500 santigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Genel Direktörü Dr. Münir el-Burş, insan bedeninin yaklaşık yüzde 80'inin sudan oluştuğunu hatırlatarak şunları söylüyor: 

3 bin dereceyi aşan enerjiye, yoğun basınç ve oksidasyon eşlik ettiğinde vücut sıvıları anında kaynar. Dokular buharlaşır ve küle dönüşür. Bu kimyasal olarak kaçınılmazdır.

Rus silah uzmanı Vasily Fatigarov, bombanın yanma süresini uzatmak için karışıma alüminyum, magnezyum ve titanyum tozları eklendiğini, bunların ısıyı daha da artırdığını belirtiyor. 

ABD yapımı bazı bombalarda kullanılan tritonal maddesinin de çok yüksek ısı ürettiği vurgulanıyor.

Araştırmaya göre yaklaşık 900 kilogramlık MK-84 "Hammer" bombası, tritonal içeriyor ve 3 bin 500 santaigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Sığınak delici" BLU-109 bombalarınınsa içerdiği PBXN-109 patlayıcı karışımı sayesinde kapalı alanlarda büyük ateş topu oluşturarak içeridekileri yaktığı ifade ediliyor. 

İsrail ordusunun bu bombaları, Eylül 2024'te "güvenli bölge" ilan ettiği El-Mevasi'de kullanıldığı ve 22 kişinin kalıntı bırakmadan öldürüldüğü savunuluyor. 

AFX-757 patlayıcısının kullanıldığı GBU-39 hassas güdümlü bomba da Ağustos 2024'teki Tabiin Okulu saldırısında kullanılmış. Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı okul binasına atılan bu bomba, basınç dalgası ve yüksek ısıyla öldürüyor. Rus uzman Fatigarov'a göre mühimmat, binayı nispeten sağlam bırakıp içindekileri yakarak yok etmek için tasarlanmış. 

Gazze'deki Sivil Savunma ekiplerinin, "buharlaşmış" cesetlerin olduğu alanlarda GBU-39'a ait kanat parçaları bulduğu aktarılıyor.

Georgetown Üniversitesi'nin Katar kampüsünden hukukçu Diana Buttu, bu tür silahların kullanımının yalnızca İsrail'i değil tedarikçileri de sorumlu kıldığını vurgulayarak şunları söylüyor: 

Bu sadece İsrail'in işlediği değil, küresel çapta yapılmış bir soykırımdır.

Buttu, "Bu silahların ABD ve Avrupa'dan sürekli olarak gönderildiğini görüyoruz. Bu silahların savaşçıyla çocuk arasında ayrım yapmadığını bilmelerine rağmen, göndermeye devam ediyorlar" diye ekleyerek, bunun savaş suçu sayılacağını belirtti. 

Birleşmiş Milletler'e bağlı İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun geçen yıl eylülde yayımladığı raporda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Filistinlilere karşı soykırım yaptığı sonucuna varılmıştı. Tel Aviv yönetimiyse raporun bulgularını "yanlış ve çarpıtılmış" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, El Cezire, The Cradle, New Arab


İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)

Avustralya'yı ziyaret eden İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkedeki antisemitizmi “korkutucu” ve “endişe verici” olarak nitelendirirken, “barış isteyen sessiz çoğunluk Avustralyalılar”a da dikkat çekti.

Herzog, Sidney'deki Bondi Plajı'nda meydana gelen ölümcül silahlı saldırının kurbanlarına taziyelerini sunmak ve Yahudi topluluğunu teselli etmek için pazartesi günü Avustralya'ya dört günlük bir ziyaret başlattı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bugün Melbourne'a (güneydoğu) gitmeden önce Seven TV'ye verdiği demeçte, 14 Aralık'ta 15 kişinin öldüğü saldırının ardından antisemitik nefret “dalgasının” zirveye ulaştığını söyledi.

Bunun “korkutucu ve endişe verici” olduğunu vurgulayan Herzog, “barış isteyen, Yahudi topluluğuna saygı duyan ve elbette İsrail ile diyalog kurmak isteyen sessiz bir Avustralya çoğunluğu da var” diye belirtti.

Pazartesi günü, Herzog'un Sidney'e gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ve polis arasında çatışmalar çıktı.

AFP muhabiri, polisin göstericileri dağıtmak için biber gazı kullandığını ve yürüyüş önceden belirlenmiş rotadan sapmaya çalıştığında Fransız basın muhabirleri de dahil olmak üzere, gazetecilere göz yaşartıcı gaz atıldığını bildirdi.

Görsel kaldırıldı.
Melbourne'deki Flinders Street İstasyonu önünde İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un ziyaretine karşı düzenlenen gösteri için toplanan protestocular (EPA)

AFP muhabiri, yürüyüşçüler ile polis arasında çıkan çatışmalarda en az 15 protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.

Yürüyüş, Herzog'u Gazze Şeridi'nde “soykırım” yapmakla suçlayan ve Canberra'nın uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak soruşturulmasını talep eden Palestine Action grubu tarafından düzenlendi.

Avustralya'daki Yahudileri temsil eden ana kuruluş olan Avustralya Yahudileri Yürütme Konseyi ziyareti memnuniyetle karşılarken, Avustralya Yahudi Konseyi ziyareti reddetti ve İsrail cumhurbaşkanını, Gazze Şeridi'nin “süregelen yıkımından” sorumlu tuttu.

Görsel kaldırıldı.
Pazartesi günü, Sydney'de Herzog'un gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ile polis arasında çatışmalar çıktı (EPA)

Bu arada ABC, Melbourne Üniversitesi'ndeki bir binaya “Herzog'a ölüm” yazısının yazıldığını bildirdi.

2025 yılında, bağımsız bir BM soruşturma komisyonu, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Hamas'ın Yahudi devletine saldırmasının ardından patlak veren savaşın başlangıcından bu yana Gazze'de “soykırım” işlediğine karar verdi.

Birleşmiş Milletler adına konuşmayan komisyona göre, Herzog ve diğer İsrailli liderler Filistin topraklarında “soykırımı kışkırttı”, ancak İsrail bunu ‘kesinlikle’ reddetti, “önyargılı ve yanlış bir rapor” olarak kınadı.


Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
TT

Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)

Ukrayna’da bir papazın kızı Rus istihbaratına casusluk yapmaktan 15 yıl hapse mahkûm edildi

19 Temmuz 2024 günü öğleden kısa bir süre sonra, bir papazın kızı 19 yaşındaki Hristina Garkavenko, Ukrayna’nın doğusundaki Pokrovsk kentinde bulunan bir kiliseye geldi. Dindar olmasına rağmen bu kez kiliseye ibadet için gitmemişti.

Babasının burada görev yapması nedeniyle binayı iyi tanıyan genç kadın, ikinci kata çıkarak odalardan birine girdi. Perdelerle kapatılmış pencerede cep telefonunu canlı yayın kamerası olarak yerleştirdi ve cihazı, doğudaki cephe hatlarına gidip gelen Ukrayna askeri birlikleri ve araçlarının kullandığı yola doğru çevirdi. CNN’in aktardığına göre, görüntüler doğrudan Rus istihbaratına iletildi.

Ukraynalı savcılara göre Garkavenko’nun Rus istihbaratı adına yürüttüğü tek faaliyet bu değildi. Genç kadın yıl boyunca bir Rus ajanıyla temas halinde kalarak, stratejik öneme sahip Pokrovsk’taki Ukrayna askerleri ve askeri teçhizatın konumlarına ilişkin bilgiler aktardı.

Binlerce kişiden biri

Vatana ihanet suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Garkavenko’nun, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve diğer Rus istihbarat birimleri tarafından ülkesi aleyhine casusluk yapmak üzere devşirildiği düşünülen binlerce Ukraynalıdan biri olduğu ifade edilidyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi’ne (SBU) göre Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı kapsamlı işgalden bu yana 3 bin 800’den fazla vatana ihanet soruşturması açıldı. Bu davalarda bin 200’den fazla kişi suçlu bulunarak hüküm giydi.

Hüküm giyenler ortalama 12 ila 13 yıl arasında ceza alırken, bazı sanıklar müebbet hapisle cezalandırılıyor.

CNN’in ulaştığı FSB ise konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Şarku'l Avsat'ın CNN’den aktardığına göre Ukraynalı avukat ve uluslararası insancıl hukuk uzmanı Andriy Yakovliv yaptığı açıklamada, Kiev yönetiminin “adil yargılama için gerekli koşulları sağladığını” ve ülke mahkemelerinin genel olarak usul kurallarına uyduğunu belirtti. Yakovliv, savcılığın yeterli delil olmadan dava açmadığını ve mahkûm etmek üzere herhangi bir bahaneye başvurmadığını belirtti.

En yaygın ihanet türü

SBU’ya göre savaş döneminde en yaygın vatana ihanet türü, bilgilerin Rus istihbaratına sızdırılması.

SBU’nun açıklamasına göre “Cephe hattına yakın bölgelerde en sık, Ukrayna ordusunun hareketleri ve konuşlandığı yerler hakkında bilgi toplayıp bunları sızdıran ajanları yakalanıyor. Ukrayna’nın batı ve orta kesimlerinde ise askeri tesisler ve kritik altyapı hakkında bilgi toplanıyor, bunları sızdırıyor ve enerji santralleri, polis binaları ile demiryolu hatları yakınında sabotaj girişimlerinde bulunuluyor.”

Ukraynalılar neden casusluğu kabul ediyor?

CNN’nin haberine göre Rusya’nın devşirdiği Ukraynalılar farklı kesimlerden geliyor. Ukraynalı istihbarat yetkililerine göre ideolojik nedenlerle hareket edenlerin sayısı azalıyor. Casusluğu kabul edenlerin çoğu için temel motivasyon para.

SBU, Rus istihbaratının öncelikli olarak işsizler ya da uyuşturucu, alkol veya kumar bağımlılarını veya paraya acil ihtiyacı olan kişileri hedef aldığını belirtiyor.

SBU’da görevli bir karşı istihbarat yetkilisi CNN’e yaptığı açıklamada, Telegram kanallarının devşirmede kullanılan en yaygın araçlarından biri olduğunu söyledi. Yetkiliye göre Ruslar, “hızlı ve kolay kazanç” vaat eden ilanlar yayımlıyor ve görevleri kademeli olarak veriyor.

Yetkili, ilk aşamada oldukça basit olan görevler verildiğini belirtiyor, “Örneğin kahve satın almak ve kafedeki fişi fotoğraflamak gibi. Bunun karşılığında para banka kartına yatırılıyor ve devşirme süreci adım adım ilerliyor. Daha sonra demiryolu hatları boyunca kamera yerleştirmek, askeri tesisleri görüntülemek gibi daha hassas görevler veriliyor” dedi.  

Yetkili ayrıca, kişinin bir aşamada iş birliğini reddetmesi durumunda Rus ajanların şantaja başvurduğunu ve önceki yazışmaları SBU’ya iletmekle tehdit ettiğini belirterek, “O noktadan sonra geri dönüş imkanı kalmıyor” değerlendirmesinde bulundu.