Sudan savaşı, kerpiç evlere yeniden hayat verdi

Hartum çatışması, kerpiç evlere yönelik bakış açısını ve yerinden edilmiş insanları barındırmak için bu evlerin inşasında yatay genişleme önerilerini değiştirdi

Hartum savaşı Sudanlılara eyaletlerdeki kerpiç evleri sığınak olarak kullanmak zorunda bıraktı / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia
Hartum savaşı Sudanlılara eyaletlerdeki kerpiç evleri sığınak olarak kullanmak zorunda bıraktı / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia
TT

Sudan savaşı, kerpiç evlere yeniden hayat verdi

Hartum savaşı Sudanlılara eyaletlerdeki kerpiç evleri sığınak olarak kullanmak zorunda bıraktı / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia
Hartum savaşı Sudanlılara eyaletlerdeki kerpiç evleri sığınak olarak kullanmak zorunda bıraktı / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia

Mina Abdulfettah

Çamur evlerin romantik bir ünü vardı ve bu evlerde uzun süre yaşayanlar onlara sıkıca sarılırdı.

İnsanlar ister aynı bölgede, ister modern mimarinin hakim olduğu bir bölgede olsun, betondan yapılmış şehir evlerine taşınınca ondan ayrıldı.

Sudan'ın bazı eyaletlerinde bulunan kırsal mahalleler, özellikle tatil dönemlerinde pek çok kişi için cazip alanlar.

Bu mahalleler, büyük şehirlerde yaşayan ve aileleri ile birlikte vakit geçirmeyi tercih eden kişiler tarafından ziyaret ediliyor.

Ancak Sudan'daki savaşın koşulları, bu evleri, savaş ateşinden sığınılacak birer sığınak olarak kullanmak zorunda bıraktı.

Bazıları için, aileleriyle birlikte savaştan kaçan çocuklar ve gençler ilk kez geleneksel kerpiç evleri görmüşlerdi.

Birçok kişi, sosyal medyada fotoğraf ve videolar paylaşarak belgeledikleri bu benzersiz deneyimden bahsetti.

Resmin tamamına gelince, bu evleri yapanlar havanın geçmesini sağlamak için dar kapı ve pencerelerinin yönünü rüzgara doğru planladılar.

Etrafı ağaçlarla ve buralarda uçuşan evcil hayvanlarla çevrili bu evlerin arasına serpiştirilmiş geniş avlular da bulunur.

Güçlü mekanlar

Bu kerpiç evler sadece merkezden uzak bölgelerde yok. Başkent Omdurman'da, varlığı Sudan'ın en ünlü tarihi yapılarıyla ilişkilendirilen bazı eski kerpiç evler dimdik ayakta.

Bu yapılara "Tevâbi" adı verilir. Bunlar, Mehdî devleti döneminde askeri bölgelerde bulunan ve 19'uncu yüzyılın sonunda yapılan bina ve meskenlerde olduğu gibi, çamurdan inşa edilir ve 17 tuğladan oluşur.

Konumunun seçimi, Muhammed Ahmed el-Mehdi'nin güçlerinin Beyaz Nil'in batı bölgesinde bulunan Aba Adası'ndan gelmesiyle ilgili. 13 Mart 1884'te Hartum kuşatmaya başlandı ve ardından 26 Ocak 1885'te Sudan'ın İngiliz Genel Valisi Charles Gordon öldürüldü.

El-Mehdi, işgalcilerin başkenti olduğunu düşündüğünden devletinin başkentini Hartum'da inşa etmeyi reddetti ve başkent olarak Nil'in batı yakasındaki Omdurman'ı seçti.

Burası, "Kutsanmış Nokta" olarak adlandırıldı ve o zamandan beri ulusal başkent oldu.

Evlerin arasına serpiştirilmiş ve ağaçlarla çevrili geniş avlular / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia
Evlerin arasına serpiştirilmiş ve ağaçlarla çevrili geniş avlular / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia

Tevâbi, İngiliz sömürgecileri tarafından başlatılan saldırıları püskürtmek için Mehdi devriminin liderinin ordusunun keskin nişancıları tarafından kullanılan müstahkem mevkiler olarak bilinir.

Bir siper şeklinde Nil'e bakan çukurlar olarak inşa edilmişti ve topçu için kullanılan birkaç kuleli boşlukları vardı.

Arap Arkeologlar Genel Birliği dergisinde yer alan habere göre, Tevabi, "Mehdi'nin vekili Halife Abdullah el Teayişi'nin, hükümdarlığının merkezi olan Omdurman şehrini savunmak için yaptığı hazırlıklar arasında yer alıyordu. O, bu evleri, Hartum, Omdurman ve çevredeki farklı bölgelere yerleştirdi ve mezarlar taş temeller üzerine toprak ve çamurdan inşa edildi. Bu yapılar, iki kanatlı, yuvarlak veya dikdörtgen bir şekilde yapıldı. Buralarda düşmanı gözlemek, toplar ve tüfekler gibi diğer silahlar için yuvalar açıldı ve birçoğu hala duruyor" dedi.

Ayrıca bölgenin, Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill'in bu tarihi savaşın öyküsünü anlatan "Nehir Savaşı" adlı romanında bahsettiği savaşın yaşandığı yer olduğunu vurgulayan dergi, şu ifadelere yer veriyor:

Churchill, romanında 'Nil'in üstünlüğü var. Savaşın nedeni Nil ve sonunda ulaşmayı arzuladığımız hedef de Nil' diyor.

Çamur/kil arazi

Sudan çamur diyarı olarak bilinir. Tarımda oldukça verimli olan kara toprak, su ile karıştığında yapışkan hale gelen malzemelerden oluşur ve yapılaşmaya da uygun.

"Çamur/kil" terimi, "toprak çamuru/kili" anlamına gelir. Bir yapı malzemesi olarak kilin birçok formu var, bunların en ünlüsü, suyun toprak ve silt karışımı ile karıştırılmasından oluşan kerpiç çamur. Bu da yapı malzemesi olarak mutlaka kullanılması tercih edilen karışım.

Bir yapı malzemesi olarak kilin, tuğla ve kerpiç veya güneşte kurutulmuş tuğla olmak üzere iki ana formu var.

Güneşte kurutulmuş tuğla, işçi ekiplerinin kili yerden kaldırıp, dikdörtgen kalıplar halinde sıkıştırıp, kuruması için güneşe ve havaya koyarak yaptıkları tuğla.

Sudan'da kilin mimari bir yapı malzemesi olarak kullanılma yöntemi, inşaatın tüm aşamalarında, tuğla yapımında kullanılan uygun toprağın getirilmesi aşamasından, üst üste istiflenip çamurla sabitlenmesi aşamasına kadar kilin kullanım teknik ve yöntemlerinde herhangi bir farklılık olup olmadığıyla ilgili.

Doğa ve biyocoğrafya uzmanı Hibe el-Tahir, "Sudan'ın küresel emisyonların yalnızca yüzde 4'ünü temsil eden Afrika kıtasının bir parçası olduğu ama iklimle ilgili en kötü etkilere maruz kaldığı göz önüne alındığında, kerpiçleri canlandırma yönünde bir istek var. Kerpiçler, daha ne kadar devam edebileceğini kimsenin bilmediği savaş koşullarında alternatif barınma ihtiyacını karşıladıktan sonra da devam edecek bir gelecek planı olarak sıcağı yenmenin çözümlerinden biri olabilir" dedi.

Tahir, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

Gerçek şu ki, beton inşaat o kadar arzu edilir ki, yok olan kerpiç evleri gölgede bıraktı. Ancak Hartum sakinlerinin eyaletlere taşınmasıyla bu tür çevre dostu konutlar yeniden keşfedildi.

Kerpiç ev inşa etmenin avantajları neler?

Savaş ve binaların ve yerleşim yerlerinin sürekli bombalanması nedeniyle Sudanlılar, uluslararası toplumun ve Sudan dostlarının katkıda bulunacağı devasa mali maliyetler gerektiren uzun vadeli bir yeniden inşa planı dışında, Hartum'daki evlerini yeniden inşa etme umutlarını neredeyse yitirdiler.

Ana gelir kaynaklarının kaybı göz önüne alındığında, Hartum dışında başka bir konut inşa etmeyi düşünmeleri zor.

Savaşın devam etmesi ve aile evlerinin aşırı kalabalık olması durumunda önerilen çözüm, savaşın sonuna kadar içinde yaşanacak kerpiç evler inşa ederek yatay olarak genişlemek.

Bu fikrin destekçileri, mimar Nizar el Şami'nin şu şekilde açıkladığı gibi, kerpiçten ev inşa etmenin birçok avantajını sıraladılar:

Kerpiç kili, yaz ve kış boyunca sabit iç sıcaklıkları koruduğu için bir ısı yalıtkanı. Ayrıca yangına ve sese dayanıklı olduğu için çevre dostu bir yöntem. Bunun yanında kimyasallardan tamamen arınmıştır.

Şami, açıklamasında, "Çamur duvarlar yeterince kalın olduğunda, ısıyı emer ve depolarlar, bu da akşamları dışarıdaki sıcaklıklar soğudukça dağılır. Buna karşılık beton bloklar soğuğun yanı sıra ısıyı da uzun süre muhafaza eder" ifadelerini kullandı.

Kerpiç evler, ne kadar dirençli?

Ancak beton evlere alternatif olarak büyük kerpiç evler inşa etme fikri, müteahhit Adil Cuma'nın çamur evleri yalnızca yoksullar için sınıflandıran "Sosyal Perspektif ve Kültürel Yönler" bölümünde listelediği nedenlerden dolayı bazı müteahhitler tarafından kabul edilmiyor.

Ayrıca, gelecekte dikey genişlemenin mümkün olmaması nedeniyle, bu evlere yoğun emek verilmesi gerekmesi ve hava koşullarına karşı zayıf dirençli olmaları da tercih edilmeme nedenleri arasında yer alıyor.

Cuma, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

Savaş ve evleri yıkılan insanların çatışma bölgesinden uzakta kolay ve ucuz barınma ihtiyacı bulunmasına rağmen bu proje, kerpiç evlerin duvarlara ve tavana boyanmış malzemelerle dışarıdan kalıcı bakım ve restorasyona ihtiyaç duymasıyla ilgili sorunlarla karşı karşıya. Kerpiç evlerin sahipleri genellikle yağmur mevsimi başlamadan evlerini Nil'in kenarlarında bulunan bir tür yapışkan toprakla boyamaya çalışırlar. Ancak yine de şiddetli yağmurlara karşı koyamazlar.

Müteahhit, "geleneksel kerpiç evlerin makul bir yaşam standardına ulaşmadığını ve sakinlerini ilkel yaşam koşullarına zorladığını" belirtti.

Müteahhit ayrıca sakinlerine daha iyi bir yaşam standardı sağlayan ve gelecek nesiller için iyi bir yatırım işlevi gören modern evlerin aksine, sakinlerinin sağlığı için de tehdit oluşturduğunu" söyledi.

Cuma, konuyla ilgili açıklamasında, "binaların tasarımı ve teknolojisinin rasyonalize edilip iyileştirilebileceğini ve inşaat maliyetlerinin kerpiç evlere başvurmaktan başka alternatif yöntemlerle azaltılabileceğini" kaydetti.

Cuma, "Maliyetler artsa bile uygun sürdürülebilir bina yapılarına yatırım yapmak daha iyi. Çimento en pahalı yapı malzemelerinden biri olduğu için fahiş maliyetleri azaltmak için diğer yerel malzemelerle değiştirilebilir, ancak değişikliklerin uygulanması uzun zaman alabilir" ifadelerini kullandı.

Dairesel toplumlar

Hartum'da savaşın patlak vermesinden önce, Darfur'daki savaş nedeniyle yerlerinden edilen kampların sakinleri, 2003'ten bu yana savaş sırasında birçok yangına tanık olan ve mevcut savaş sırasında yenilenen sazdan evlerin yerine kerpiç evler inşa etmeye başladılar.

Çamur evler, sakinlerini ilkel bir yaşama zorluyor / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia
Çamur evler, sakinlerini ilkel bir yaşama zorluyor / Fotoğraf: Hasan Hamid-Independent Arabia

Maddi folklor araştırmacısı Abdurrahman Ebu Şame, "Bunlar yerel lehçede 'Katati' olarak adlandırılan, konik çatılı kulübeler. Kulübelere alternatif olarak çamurdan yapılmış ve samanla desteklenmişlerdir. Binalar, bu alanlardaki fiziksel, sosyal ve ekonomik durumu gösteren dairesel komplekslerde yoğunlaşmıştır. Ayrıca belirli bir kabile veya etnik kökene mensup üyeler arasındaki birliği ve uyumu ifade ederler. Ev yapımı tuğla üreticileri, kerpiç tuğlaların çekme mukavemetini artırmak için hasır malzemeler kullanır. Bu, binlerce yıldır kerpiç evleri güçlendirmek için kullanılan ana yapı malzemesi olmuştur" dedi.

Folklor araştırmacısı, "Geleneksel kerpiç evlerin tasarımında, çatı ve duvarlar birbirine bağlıdır ve bu evler kare veya dairesel şekildedir. Bazen suyun biriktiği bölgelerde duvarlar sütunlarla sabitleniyor ama Darfur bölgesi doğal olarak kuru olduğu için buradaki insanlar bu tipe yönelmiyor" şeklinde konuştu.

Ebu Şame, sözlerini şöyle tamamladı:

Bu evlerde hiçbir zemin örtüsü eklenmez. İnsanlar doğrudan doğal arazide yaşıyor ve her iki taraftaki çamur ev duvarlarının kaplamasını kalınlaştırarak onu yoğun ve hava koşullarına ve rüzgara dayanıklı hale getiriyor.

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.